İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Kadayıf ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6229)

1. Başvuru, malik olunan taşınmazların 3/5/1985 tarihli ve 3194

Başvuru No2014/6229Tarih8 Aralık 2016Okuma19 dk · 3.731 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayşe Kadayıf Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Aralık 2016
Başvuru Numarası
2014/6229
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.731 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, malik olunan taşınmazların 3/5/1985 tarihli ve 3194

sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca parselasyona tabi tutularak bedele

dönüştürülmesine ilişkin işlemin mahkeme kararıyla iptal edilmesine rağmen mahkeme

kararının uygulanmaması ve bu nedenle açılan tazminat davasının reddedilmesi

sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 4/4/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/2/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III.OLAY VE OLGULAR

A.Olaylar

6.Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7.Başvurucuların murisi Kocaeli ili İzmit ilçesi Mehmet Ali Paşa

Mahallesi 744 ada 15 ve 17 parsel sayılı taşınmazların maliki iken, Bekirpaşa Belediyesi (Belediye) Encümeninin 30/3/2000

tarihli ve 242 sayılı kararı ile taşınmazların 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi

uyarınca parselasyona tabi tutularak bedele dönüştürülmesine karar verilmiştir.

8. Başvurucuların murisi, taşınmazların parselasyona tabi

tutularak bedele dönüştürülmesi işleminde düzenleme ortaklık payı (DOP)

oranının yüksek olduğunu, hisseli yere müstakil parsel verilmesinin mümkün

bulunduğunu, Belediye lehine bedele dönüştürme yapılamayacağını ve 3194 sayılı

Kanun'un 18. maddesine göre bedele dönüştürmenin mümkün olmadığını belirterek

Belediye aleyhine 2003 yılında Kocaeli İdare Mahkemesinde idari işlemin iptali

istemiyle dava açmıştır.

9.Mahkemece 18/10/2006 tarihli ve E.2003/1284, K.2006/1844

sayılı kararla dava konusu idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... mahallinde yapılan keşif ve

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ve ek raporda özetle 'DOP oranının

%29 olarak belirlendiği ve tüm parsellerden eşit şekilde kesildiği,

parselasyonun imar planına uygun olduğu, imar planı uygulama imar planı ise

imar uygulamasında DOP kesildiği için bedele dönüştürme işlemi yapılamayacağı,

imar planı ıslah imar planı ise bedele dönüştürme işlemi ve ölçüsünün

Belediyenin takdirinde olduğu, düşük bedelli bedele dönüştürme işleminin adli

yargıya ilişkin bir konu olduğu, bedele dönüştürülen hisselerin bir parsele

toplanması gibi bir durumun söz konusu olamayacağı' görüşüne yer verilmiştir.

... 13/6/2006 tarihli cevapta yapılan planın uygulama imar planı olduğu

belirtilmiştir.

Bu durumda, ... dava konusu parselasyon işlemi

uygulama imar planına dayalı olarak yapıldığından, başka bir ifadeyle 2981

sayılı yasaya dayalı olarak yapılan ıslah imar planı olmadığından belirlenen

oranda DOP kesildikten sonra kalan tüm hisselerin davacılara tahsis edilip kamu

kullanımına ayrılan alanlardan yapılan tahsislerin kamulaştırılması yoluna

gidilmesi gerekirken bölgede tahsis edilecek yer olmadığı gerekçesiyle toplam

5614 m2 alanın düzenleme sonucunda büyük bir kısmının bedele dönüştürme

sonucunu doğuran düzenleme işleminde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi

hükümlerince uyarlık bulunmamaktadır."

10.Karar, davalı Belediyeye 13/2/2007 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

11. Davalı Belediyenin temyizi üzerine karar, Danıştay Altıncı

Dairesinin 12/1/2009 tarihli ve E.2007/1254, K.2009/67 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

12. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 8/12/2010 tarihli ve

E.2009/8026, K.2010/10991 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karar 11/1/2011

tarihinde davalı Belediyeye tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucuların murisi 17/1/2011 ve 11/2/2011 tarihlerinde

Belediyeye başvurarak mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini istemiş,

aksi halde tazminat davası açılacağını belirtmiştir.

15. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 16/6/2011 tarihli ve 339

sayılı kararıyla8/12/2010 tarihinde kesinleşen Kocaeli İdare Mahkemesinin idari

işlemin reddine ilişkin kararı uyarınca yargı kararının yerine getirilmesi için

meri imar planlarında değişiklik teklifinin sunulduğu ve uygulamayı olumsuz

etkileyecek hususların giderilmesi için 1/5000 ölçekli nazım imar planı

değişikliğinin kabul edildiği belirtilmiştir.

16. İzmit Belediye Başkanlığının (İzmit Belediyesi) 13/6/2012

tarihli ve 1136 sayılı kararıyla taşınmazları kapsayan alanda 3194 sayılı

Kanun'un 18. maddesine göre arsa ve arazi düzenlemesi yapılmasına, ekli

düzenleme sınırı haritasının tasdikine, tescil olan parsellere Kocaeli İdare

Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli kararı uyarınca geri dönüşüm işlemi

uygulanmasına ve geri dönen adalardaki tüm parsellerin tapu kayıtlarına

düzenleme şerhi konulmasına, geri dönüşüm cetvelinin, parselasyon haritasının,

ilan ve dağıtım cetvellerinin onaylanmasına ve askıya çıkarılarak ilan

edilmesine karar verilmiştir.

17. İzmit Belediyesinin 15/6/2012 tarihli yazısıyla, Kocaeli

İdare Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli iptal kararı uygulanarak yeniden 3194

sayılı Kanun'un 18. maddesine göre düzenleme yapıldığı ve 19/6/2012 tarihinden

itibaren askıya çıkarıldığı başvurucuların murisine bildirilmiştir.

18. Başvurucuların murisince 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi

kapsamında yeniden yapılan parselasyon işlemine itiraz edilmiş ise de İzmit

Belediyesinin 1/8/2012 tarihli 1419 sayılı kararı ile itirazın reddine karar

verilmiştir.

19. Başvurucuların murisi 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi

kapsamında yeniden yapılan 13/6/2012 tarihli parselasyon işleminin iptali

istemiyle İzmit Belediyesi aleyhine 27/9/2012 tarihinde Kocaeli 2. İdare

Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemenin 12/12/2013 tarihli ve E.2012/908,

K.2013/1209 sayılı kararı ile idari işlemin iptaline karar verilmiştir.

Kararın, davalı İzmit Belediyesince temyiz edildiği anlaşılmakta olup temyiz

incelemesi devam etmektedir.

20. Diğer yandan başvurucuların murisince, taşınmazların

parselasyona tabi tutularak bedele dönüştürülmesine ilişkin işlemin Kocaeli

İdare Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli kararı ile iptal edilmesine rağmen

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi

uyarınca mahkeme kararının otuz gün içerisinde yerine getirilmediği

belirtilerek İzmit Belediyesi aleyhine 10/5/2011 tarihinde maddi ve manevi

tazminat istemiyle Kocaeli 1. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

21. Başvurucuların murisinin 30/6/2011 tarihinde vefat etmesi

üzerine başvurucuların talebi doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş,

Mahkemece 27/11/2012 tarihli ve E.2011/560, K.2012/1343 sayılı kararla maddi

tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise

davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru

tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Dava dosyasının incelenmesinden,

davacıların murisi A.R.K.dan intikal eden ... 744

ada, 15 ve 17 nolu parsellerin parselasyona tabii

tutularak bedele dönüştürülmesine ilişkin imar düzenlemesi işlemine karşı

Kocaeli İdare MahkemesininE: 2003/1284 sayılı

dosyasında açılan davada, ... 18/10/2006 tarih ve K: 2006/1844 sayılı kararla

dava konusu işlemin iptal edildiği, bu kararın 13/02/2007 tarihinde davalı

idareye tebliğ edildiği, davalı idarenin kararı temyiz etmesi sonucu Danıştay

Altıncı Dairesinin12/01/2009tarih (li) ... kararıyla

Mahkeme kararının onandığı, tashihi karar talebinin de ... reddedildiği ve bu

kararın davalı idareye 11/01/2011tarihindetebliğ edildiği, davacının 17/01/2011

tarih ve 11/02/2011 tarihli dilekçelerle davalı idareye başvurarak mahkemekararınıngereğinin uygulanması istenerek aksi halde

tazminat davası açılacağının bildirildiği, bakılmakta olan davanın da anılan

mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve

manevi tazminat istemiyle açıldığı görülmektedir.

... mevzuat hükümleri uyarınca davalı idarenin

... 18/10/2006 tarihliiptal kararı üzerine, yargı

kararı gereğini gecikmeksizin yerine getirmesi gerektiği, davalı idarenin davanınaçıldığı tarih itibariyle halen yargı kararını

yerine getirmediği açık olduğundan davacıların maddi ve manevi tazminat

istemlerinin 2577 sayılı Kanun'nun 28/3. maddesi

kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Olayda maddi tazminat miktarının ... emsal

kira bedellerine ...dayandırıldığı görülmektedir.

Manevi tazminat istemine gelince; doktrinde

kabul edildiği üzere manevi tazminat, patrimuanda

meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp,

manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya

yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale

getirmektedir. Olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibariyle uğradığı

zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı

olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki

kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu

bulunmaktadır.

Bu durumda davacıların maddi tazminat istemi

kira gelirine dayandığıbunun da muhtemel gelir olduğu

görüldüğünden maddi tazminat istemi yerinde görülmemiş, davalı idarenin yargı

kararını süresinde ve davanın açıldığı tarih itibariyle de halen yerine

getirmemiş olması nedeniyle 5.000,00- TL manevi tazminat isteminin ise kabulü

gerektiği sonucuna varılmıştır."

22. Tarafların itirazı üzerine karar, Sakarya Bölge İdare

Mahkemesinin 24/6/2013 tarihli ve E.2013/813, K.2013/951 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

23. Davalı İzmit Belediyesince davanın kabul edilen kısmına

yönelik olarak kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması üzerine Sakarya Bölge

İdare Mahkemesinin 5/2/2014 tarihli ve E.2013/1844, K.2014/155 sayılı kararıyla

karar düzeltme isteminin kabulüne, itiraza konu Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin

27/11/2012 tarihli kararının manevi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına,

manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"... manevi tazminat isteminin,

davacılara murislerinden intikal eden taşınmazları ile ilgili olarak Belediyece

yapılan imar düzenlemesi hakkında açılmış olan davada verilen iptal kararının

uygulanmamasına dayalı olması nedeniyle uyuşmazlığın yargı kararının yerine

getirilmesinde idarenin bir kusuru, gecikmesi bulunup bulunmadığı noktasından

incelenmesi gerekmekte olup; her ne kadar uyuşmazlığın 2577 sayılı Yasa'nın

28.maddesinin ... hükümleri çerçevesinde irdelenmesinden yargı kararlarının

idarelerce otuz günlük süre içerisinde uygulanması Anayasa'da ve 2577 sayılı

Yasa'da öngörülen amir kural olmakla birlikte, bu hususun yargı kararının

idarece başkaca herhangi bir işlem, eylem veya tasarrufta bulunulmadan doğrudan

uygulanabilecek bir nitelik taşıması halinde mümkün olduğu, belirtilen

nedenlerle doğrudan uygulanma olanağının bulunmadığı hallerde ise idarece otuz

günlük süre zarfında uygulanmaya başlandığını gösterir işlem ve eylemlerde

bulunulup bulunulmadığının denetlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Öte yandan yargı kararının idare tarafından

uygulanmaması nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında, tazminata

hükmedilebilmesi; yargı yerince verilen kararın uygulanmamasıyla birlikte ancak

bir manevi zararın mevcut olması halinde mümkün olabilecektir.

...

Bu itibarla manevi tazminata hükmedilebilmesi

için, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünü azalması

sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir

işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya

şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerekmektedir.

Olayda; ... 744 ada, 15 ve 17 parsel sayılı

taşınmazların parselasyona tabi tutularak bedele dönüştürülmesine ilişkin

işlemin ve buna ilişkin ... encümen kararının iptali isteğiyle Kocaeli İdare

Mahkemesinin E:2003/1284 sayılı dosyasında açılan davada anılan Mahkemece

verilen temyiz ve karar düzeltme incelemelerinden de geçmek suretiyle

kesinleşen ... iptal kararı uyarınca, karar düzeltme talebinin reddine dair

Danıştay kararının, 11.01.2011 tarihinde davalı Belediyeye tebliği ardından; şuyulandırmaya tabi tutulan parsellerin şuyulandırmadan

önceki hallerine geri döndürülmesi ve yargı kararı gerekçesine uygun olarak

3194 sayılı Kanunun 18.maddesine göre arsa ve arazi düzenlemesi yapılması için

öncelikle nazım ve uygulama imar planı değişikliklerine gidildiği, söz konusu

işlemlere dayalı olarak şuyulandırma işlemi ile

oluşturulan parsellerin 29.08.2012 tarihinde tapuda tescilinin sağlandığı dosya

kapsamında anlaşılmış olup belirtilen durum karşısında hem bahis konusu husus

hem de manevi tazminata hükmedilebilmesi için gereken koşullar gözönüne alındığında olayda yargı kararının uygulanması ile

ilgili olarak idarenin hizmet kusuru işlediğinden ve manevi zarara yol

açtığından söz edilemeyeceği, ayrıyeten manevi tazminata hükmedilmesini gerekli

kılan koşulların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla ilk derece mahkemesi kararının,

davacıların manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık

bulunmamaktadır."

24. Karar, başvuruculara 27/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

25. Başvurucular

28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

26. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"1.Danıştay, bölge idare mahkemeleri,

idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin

kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya

eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden

başlayarak otuz günü geçemez. ...

...

3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve

vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde

bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi

ve manevi tazminat davası açılabilir."

27. 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"İmar hududu içinde bulunan binalı veya

binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,

kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları

yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya

kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen

tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler

belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe

kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi

tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri

kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında

"düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre

alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve

arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.

(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan

yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı

ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı

yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve

karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla

kullanılamaz.

...

Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir

parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o

parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani

teşkil etmez.

..."

28. 3194 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"İmar planlarına göre parselasyon

planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında

ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay

müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin

sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır.

Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek

üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı

aranmaksızın, sicilleri planlara göre re'sen tanzim

ve tesis ederler."

29. 2/11/1985 tarihli ve 18916 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan İmarKanunu'nun 18'inci Maddesi Uyarınca

Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik'in

10. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“İmar parsellerinin oluşturulması ve

dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeyle oluşacak imar

parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere

tahsisi sağlanır, b) Plân ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam

ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi

sağlanır, c) Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük

olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi

halinde, İmar parselasyon plânları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme

alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm

adetleri belirtilen imar adaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak

üzere hisselendirilebilir."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 8/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

31. Başvurucular, maliki oldukları taşınmazların 3194 sayılı

Kanun'un 18. maddesi uyarınca parselasyona tabi tutularak bedele dönüştürülmesine

ilişkin işlemin Kocaeli İdare Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli kararı ile iptal

edildiğini, Mahkeme kararının 13/2/2007 tarihinde davalı Belediyeye bildirilmiş

olmasına ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre idarenin mahkeme kararını

en geç otuz gün içinde uygulamakla yükümlü bulunmasına rağmen yaklaşık beş yıl

sonra 13/6/2012 tarihinde yeniden 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca

işlem yapıldığını, zaman kazanmaya yönelik olarak yapılan bu işlemin de Kocaeli

2. İdare Mahkemesinin 12/12/2013 tarihli kararıyla iptal edildiğini, mahkeme

kararı uygulanmayarak haklarının sürüncemede bırakıldığını, yargı kararının

yerine getirilmemesi sebebiyle açılan tazminat davasının reddedildiğini,

yaklaşık beş sene sonra uygulanan mahkeme kararından dolayı maddi ve manevi

zararlarının karşılanması gerekirken tazminat taleplerinin şartların oluşmaması

sebebiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

32. Başvurucular, mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyet

etmekte olup şikâyetin temel olarak parselasyon işleminin iptaline ilişkin

mahkeme kararının otuz gün içinde yerine getirilmemesi, bu kapsamda yapılan

işlemlerin de zaman kazanmaya yönelik olduğu iddiası ile yargı kararının geç

icrası dolayısıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasının hatalı olarak

reddedilmesine dayandığı anlaşılmaktadır.

33. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilam

zamanaşımı dolmadığı sürece, her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir talebe

rağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklanan

bir süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu mahkeme kararının

uygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiği

ya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresinde

yapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkili

olup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevede

belirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım,

B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 29).

34. Mahkeme kararının uygulanmaması hâlinin süregelen bir duruma

ilişkin olup olmadığı ve bu yönüyle Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkili olup olmadığının başvuruya konu olayın özellikleri dikkate alınarak

ayrıca irdelenmesi gerekir. Somut olayda, Kocaeli İdare Mahkemesinin 18/10/2006

tarihli kararıyla başvuruculara ait taşınmazı kapsayan alanda yapılan parselasyon

işleminin iptaline karar verildiği ve bu kararın 8/12/2010 tarihinde

kesinleştiği anlaşılmaktadır. Başvuru formunda idarenin karar tarihinden

yaklaşık beş yıl sonra 29/8/2012 tarihinde zaman kazanmak amacıyla yeniden

parselasyon işlemi yaptığı bu nedenle maddi ve manevi zararların karşılanması

gerektiği belirtilmiştir. Yine, başvuru formuna ekli belgelerden, Kocaeli İdare

Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli parselasyon işleminin iptaline ilişkin kararı

uyarınca parselasyondan önceki duruma dönülmesine ve geri dönüşüm sonrası

tescil olunan adalardaki parselleri kapsayan alanda 3194 sayılı Kanun'un 18.

maddesi uyarınca yeniden işlem yapılmasına ilişkin 13/6/2012 tarihli işlemin

iptali istemiyle Kocaeli 2. İdare Mahkemesinde dava açıldığı (bkz. § 19), Mahkemenin

12/12/2013 tarihli kararı ile dava konusu uygulamanın parselleme,

dağıtım-tahsis ilkelerine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar

mevzuatına ve kamu yararına uygun olmadığı kanaatine varılarak iptaline karar

verildiği, davalı İzmit Belediyesince temyiz edilen kararın temyiz

incelemesinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda parselasyon işleminin

iptaline ilişkin Kocaeli İdare Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli kararının

uygulanmadığı iddiasına ilişkin başvurunun Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi içinde bulunduğu değerlendirilmiştir.

35. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında idarenin, kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş;

Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile

idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin,

mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremeyeceği düzenlenmiştir.

36. Yargı kararının geciktirilmeksizin uygulanması, Anayasa'nın

138. maddesinin dördüncü fıkrasında mahkemelerin bağımsızlığının bir parçası

olarak görülmekte ve devlete yargı kararlarını değiştirmeden ve geciktirmeden

uygulama yükümlülüğü getirilmektedir (Halil

Canpolat, B. No: 2013/7662, 25/3/2015, § 41).

37. Öte yandan, Anayasa'nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet ve

miras haklarına sahip olduğu belirtilerek; bu hakların ancak kamu yararı

amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum

yararına aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Anayasa'nın 35. maddesi ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi benzer

düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.

38. Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün

1. maddesi üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak

mülkiyetten barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus,

birinci fıkranın ilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun

bırakmayı düzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın

ikinci cümlesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına

uygun olarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla

mülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer

almaktadır (Kenan Yıldırım ve Turan

Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 58).

39. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci

fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet

hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, § 59).

40. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargı kararlarının

icrasının gecikmesini, "mülkten barışçıl yararlanma" hakkına müdahale

olarak kabul etmektedir (bkz. Burdov / Rusya,

B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).

41. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e

ihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 26).

42. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer

alan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin

Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur.

Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri süren

başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle,

öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki

durumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30,

31).

43. Somut olayda İdarenin parselasyon işlemine konu alanda yer

alan 744 ada15 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde başvurucuların mülkiyet

hakkının bulunduğu ve mahkeme kararının niteliği itibarıyla doğrudan

başvurucuların mal varlığı değerine yönelik olduğu tartışmasızdır. Bu bakımdan,

taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı devam etmekte olup başvurucuların mülkiyet

hakkından yoksun kaldığı söylenemez. Diğer yandan taşınmazlar üzerindeki mülk

sahipliği devam etmekle birlikte, taşınmazların parselasyona tabi tutularak

bedele dönüştürülmesine ilişkin işlemin mahkeme kararıyla iptal edilmesi

üzerine uzunca bir süre geri dönüşüm işlemi uygulanmaması ve mahkeme kararı

doğrultusunda yeniden 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca işlem

yapılmaması suretiyle taşınmazların kullanımı yönünden imar mevzuatı kapsamında

belirsizlik yaratılması hâlinde mülkten yararlanma hakkının kısıtlanması

suretiyle bir müdahaleden söz edilebilmesi ve mülkiyetten barışçıl yararlanma

veya mülkiyete saygı ilkesi kapsamında konunun değerlendirilebilmesi mümkün

olabilecektir.

44. Başvuru konusu olayda, başvuruculara murislerinden intikal

eden taşınmazların 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca parselasyona tabi

tutularak bedele dönüştürülmesine ilişkin idari işlem Kocaeli İdare

Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli kararı ile iptal edilmiştir (bkz. § 9).

13/2/2007 tarihinde davalı Belediyeye tebliğ edilen karar temyiz ve karar

düzeltme aşamalarından geçmek suretiyle 8/12/2010 tarihinde kesinleşmiştir.

Başvurucuların murisince 17/1/2011 ve 11/2/2011 tarihlerinde Belediyeye

başvurularak mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi istenmiştir. Yargı

kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla 2011 yılında yeniden 3194

sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamındaçalışmalara

başlandığı, bu kapsamda Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 16/6/2011 tarihli

kararı ile meri imar planındaki değişiklik teklifi kabul edilerek uygulamayı

olumsuz etkileyecek hususların giderilmesi amacıyla 1/5000 ölçekli nazım imar

planı değişikliğinin kabul edildiği, gerekli çalışmaların yapılarak İzmit

Belediyesinin 13/6/2012 tarihli kararı ile taşınmazları kapsayan alanda

düzenleme sınırı haritasının tasdiki, geri dönüşüm işleminin uygulanması, geri

dönüşüm cetveli, parselasyon haritası, ilan ve dağıtım cetvellerinin

onaylanması işlemlerinin yapıldığı (bkz. §§ 15, 16), 3194 sayılı Kanun'un 18.

maddesi uyarınca yeniden yapılan parselasyon işlemine karşı Kocaeli 2. İdare

Mahkemesinde iptal davası açıldığı, işlemin iptaline ilişkin karara karşı

temyiz yoluna başvurulduğu ve temyiz incelemesinin devam ettiği

anlaşılmaktadır.

45. Başvurucuların murisi tarafından Kocaeli İdare Mahkemesinin

18/10/2006 tarihli kararının uygulanmaması sebebiyle uğranıldığı ileri sürdüğü

maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan ve murisin vefatı üzerine

başvurucuların talebi doğrultusunda yargılamaya devam edilen davada, manevi

tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı İzmit Belediyesince

karar düzeltme yoluna başvurulduğu ve bu kapsamda Sakarya Bölge İdare

Mahkemesince verilen 5/2/2014 tarihli kararda, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi

kapsamında yargı kararlarının idarelerce otuz günlük süre içerisinde

uygulanması gerekmekle birlikte, bu hususun yargı kararlarının idarece başkaca

herhangi bir işlem, eylem veya tasarrufta bulunulmadan doğrudan uygulanabilecek

bir nitelik taşıması hâlinde mümkün olduğu, doğrudan uygulama olanağının

bulunmadığı hâllerde ise bu süre zarfında kararın uygulanmaya başlandığını

gösterir işlem veya eylemlerde bulunulup bulunulmadığının denetlenmesinin

zorunlu olduğu, somut olayda kesinleşen iptal kararının 11/1/2011 tarihinde

davalı idareye tebliğinin ardından yargı kararının gerekçesine uygun olarak idarece

3194 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre arsa ve arazi düzenlemesi yapılabilmesi

için öncelikle nazım ve uygulama imar planlarında değişikliklere gidildiği, bu

işlemlere dayalı olarak parselasyon işlemiyle oluşan parsellerin 29/8/2012

tarihinde tapuda tescilinin sağlandığının anlaşıldığı (bkz. § 23) belirtilmek

suretiyle manevi tazminata ilişkin hükmün bozulmasına ve manevi tazminat

talebinin reddine karar verilmiştir.

46. Bu durumda, başvurucular tarafından her ne kadar Kocaeli

İdare Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli kararının uygulanmadığı belirtilerek

mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de kararın uygulanmadığı

gerekçesiyle açılan tazminat davasının reddedildiği, idarece kesinleşen kararın

tebliğinden sonra parselasyona tabi tutulan taşınmazların geri dönüşüm

işlemlerinin tamamlanması ve kesinleşen kararın gerekçesine uygun olarak

yeniden 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre işlem yapılabilmesi için

çalışmalar başlatıldığı anlaşılmaktadır.

47. Bu durumda, taşınmazların parselasyona tabi tutularak bedele

dönüştürülmesine ilişkin işlemin iptali yönündeki yargı kararının niteliği,

kapsamı, mahiyeti, icra edilebilme şekli ve yöntemi, yargı kararının yerine

getirilebilmesine yönelik sürecin bütünü, yayılabileceği zaman dilimi, idarenin

tutumu ve ayrıca mahkeme kararının uygulanmadığı gerekçesiyle açılan tazminat

davasının reddedilmesi ve gerekçesi dikkate alındığında başvurucuların mülkiyet

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların mahkeme kararının

uygulanmadığı iddialarına dayalı olarak mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

8/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Ayşe

KADAYIF

2. Mevlüde SOFU

3. Hacer

ESKİ

4. Celal

KADAYIF

5. Havva

ERSÖZ

6. Sebahat

ESKİ

7. Kenan

KADAYIF

8. Sinan

KADAYIF

Vekili

:

Av. Salih

SOFU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6229, 8 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. Iıı.olay Ve Olgular
  6. B. İlgili Hukuk
  7. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun açıkça
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Karaman Odabaşı
  13. Kadayıf
  14. Eski
  15. Kadayıf
  16. Ersöz
  17. Eski
  18. Kadayıf
  19. Kadayıf
  20. Sofu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6229
Tarih
8 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Abdülkerim Alkan ve Erdal Güngör Başvurusu (B. No: 2014/16141)
  • Burcu Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10428)
  • Mehmet Ata Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13166)
  • Mehmet Çelikalp Başvurusu (B. No: 2014/15307)
  • Abdulaziz Daniş Başvurusu (B. No: 2014/15860)
  • Mahmut Kaya ve Bişar Kaya Başvurusu (B. No: 2014/16100)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.