İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşegül Sevengin ve Tuğrul Sevengin Başvurusu (B. No: 2014/20165)

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

Başvuru No2014/20165Tarih19 Temmuz 2017Okuma35 dk · 6.978 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayşegül Sevengin Ve Tuğrul Sevengin Başvurusu

Karar tarihi
19 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/20165
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.978 kelime·35 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma dosyasının içeriğinden

tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, 3. Jandarma Eğitim Tabur Komutanlığı Hizmet ve

Muhafız Bölük Komutanlığı (Ezine/Çanakkale) emrinde asker iken 2/3/2014

tarihinde yaşamını yitiren 1984 doğumlu Cihan Sevengin'inanne ve babasıdır.

A. Cihan Sevengin'in Askere Alınması ve Ölümü

9. Başvurucuların oğlu Cihan Sevengin 10/4/2013 tarihinde askere

sevk edilmiş ve 12/4/2013 tarihinde Bornova 10. Jandarma Eğitim Alay

Komutanlığına teslim olmuştur. Cihan Sevengin, eğitim birliğine katılmasından

sonra bölük komutanı ile yaptığı görüşmede ailevi ya da şahsi herhangi bir

sorununun bulunmadığını belirtmiştir.

10. İzmir/Bornova'daki askerlik eğitimini 20/7/2013 tarihinde

tamamlayan Cihan Sevengin, yedi gün izin kullanmış ve akabinde usta birliğine

teslim olmuştur. Cihan Sevengin 30/7/2013 tarihli Erbaş ve Er Bilgi Formu'nda

sorulan "Ailesinde ve/veya yakın

akrabalarında ruhsal ya da fiziksel yönden bir rahatsızlığı olan var mı?

Ailesinde ve/veya yakın akrabalarında intihar ya da intihara teşebbüs eden var

mı? Daha önce geçirdiği önemli bir fiziksel rahatsızlık, ameliyat var mı? Daha

önce geçirdiğini herhangi bir ruhsal rahatsızlık var mı? Tedavi amaçlı sürekli

olarak kullandığı ilaç var mı? şeklindeki sorulara "Hayır" cevabını vermiştir.

Cihan Sevengin sadece "Sürekli bir

rahatsızlığı var mı?" sorusuna

"Evet" cevabını vermiş ve açıklama kısmında

rahatsızlızlığının "bel fıtığı"

olduğunu belirtmiştir.

11. Cihan Sevengin 20/9/2013 tarihinde, verilen görevi yerine

getirmediğinden bahisle bir hafta izin kullanmama disiplin cezası ile tecziye

edilmiştir. Cihan Sevengin savunmasında, rahatsızlığından ve nöbet saatlerinin

denk düşmemesinden dolayı görevlerini yerine getiremediğini belirtmiştir.

12. Cihan Sevengin 2/3/2014 tarihinde 04.00-06.00 saatleri

arasında nizamiye nöbetçisi olduğu için anılan yerdeki nöbet kulübesine gitmiş

ve nöbet tutmaya başlamıştır. Aynı yerde 06.00-09.00 saatleri arasında nöbetçi

olan J. Er O.K., nöbet değişimi için nöbet kulübesine girdiği sırada Cihan

Sevengin'i vurulmuş bir vaziyette görmüştür. Bunun üzerine Ezine Devlet

Hastanesine kaldırılan Cihan Sevengin, burada yapılan müdahalelere rağmen

kurtarılamayarak yaşamını yitirmiştir.

B. Ceza Soruşturması Süreci

1. Soruşturma Kapsamında Yapılan İlk İşlemler

ve Alınan Raporlar

13. Saat 07.30 sıralarında kendisine bilgi verilen K.K.K. 2'inci

Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi Askerî Savcısı,

olay yeri inceleme ekibinin olay yerine yönlendirilmesini istemiş; ardından

kendisi de saat 09.00 sıralarında yola çıkarak saat 11.00'de olay yerine

intikal etmiştir.

14. Askerî Savcı'nın emir ve talimatları doğrultusunda olay yeri

incelemesi gerçekleştirilmiş, bu kapsamda maktulün ellerinden ve elbiselerinden

svaplar alınmış, olay yerinin krokisi çizilmiş ve fotoğrafları çekilmiştir.

Olay yerinde bulunan 650269 seri numaralı G-3 piyade tüfeği ile diğer deliller

muhafaza altına alınmıştır.

15.Olay yerinde Cihan Sevengin'e ait olduğu değerlendirilen bir

not bulunmuştur. Not bulunan kâğıtta şunlar yazılıdır:

"Üstümdeki eşyalar ve dolabımdakiler ve

valizlerim A.U. - Hoca - Okan ya da K.Ç.ye emanet.

Lütfen yerine ulaştırın. Hakkınızı helal edin. Çoktur banyo yapmadım ve

bağırsaklarım çalışmıyo ve çok para yedim. (imza)"

16.Olay yeri incelemesi bittikten sonra ölü harici muayenesine

geçilmiştir. Ölü muayenesi işlemine göre cesedin göğüs bölgesinin üst tarafında

sol yanda 4x2,5 cm genişliğinde ateşli silah yaralanmasına bağlı lezyona

rastlanmıştır. Cesedin sırt bölgesinde ise 2x1,5 cm boyutlarında ateşli silah

yaralanmasına bağlı lezyon tespit edilmiştir. Ölü harici muayenesi işlemine

katılan Aile Hekimi Uzmanı M.A.Z. ile Aile Hekimi S.B. ölü harici muayene

bulgularını şöyle değerlendirmiştir:

"(...)Tam kesin olmamakla birlikte

sırttaki lezyonun küçük göğüs ön yüzdeki lezyonun büyük ve parçalı olması

nedeniyle ön lezyonun çıkış, sırttaki lezyonun ise giriş deliği ile uyumlu

olduğu, ancak adli tabiplikçe yapılacak ayrıntılı inceleme neticesi

kesinleştirileceği kanaatini bildiririm."

17. Bu değerlendirmeler üzerine Askerî Savcı, kesin ölüm

sebebinin tespiti için klasik otopsi yapılmasına karar vermiştir. Bunun üzerine

3/3/2014 tarihinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinde klasik otopsi işlemi

gerçekleştirilmiştir. Klasik otopsi işlemi sonucunda hazırlanan 2/4/2014

tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:

" (...)

1. Göğüs orta hattın 2 cmsolunda, sol meme

başı hizasında 3,5x3 cm.liketrafında özellikle alt

medial bölgede yoğunlaşan yanık izleri ve is bulunan ateşli silah mermi

çekirdeği giriş yarası,

2. Sol scapulerbölge alt orta kısımda 1,8x1,3

cmateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası görüldü.

(...)

Haricen 1 no.da tarif

edilen yerden giren ateşli silah mermi çekirdeğinin sağ atrium ve sağ

ventriküler üst kısmı ile sol atrium ve ventrikülü parçalayarak sol akciğer üst

lobunun kardiyak yüzünden girip lateral yüzünden çıkıp sol arka aksiler hattan

4-5. kotlar arasından haricen 2 noda tarif edilen yerden vücudu terk ettiği

görüldü.

SONUÇ

(...)

1.Morg İhtisas Dairesi Acil Toksikoloji

laboratuvarının raporuna göre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı,

kanda ve idrarda aranan maddelerin (uyutucu, uyuşturucu maddeler dahil)

bulunmadığı,

2.Kişinin vücuduna 1 (bir) adet ateşli silah

mermi çekirdeği isabet etmiş olup, oluşturduğu yaralanmanın tek başına öldürücü

nitelikte olduğu,

3.Ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği

cilt-cilt altı bulgularına göre atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış

olduğu,

4.Cesetten mermi çekirdeği elde edilmediği,

5. Kişinin ölümünün ateşli silah mermi

çekirdeği yaralanmasına bağlı kosta ve skapula kırıkları ile birlikte iç organ

yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini

bildirir rapordur."

18.Cihan Sevengin'ın sağ ve sol el avuç içi ile el üstlerinden

alınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı

Kimyasal İnceleme Laboratuvarı tarafından atış artığı analizi yapılmıştır.Hazırlanan 28/8/2014 tarihli uzmanlık raporuna

göre Cihan Sevengin'e ait svapların tümü üzerinde atış artıkları tespit

edilmiştir. Cihan Sevengin'e ait hücum yeleği ile kapüşonlu kazağında da atış

artıkları bulunmuştur. Hazırlanan 28/8/2014 tarihli uzmanlık raporunda ayrıca

Cihan Sevengin'e ait kapüşonlu kazağın göğüs bölgesinde bir adet delinmenin

olduğu, kazağın bu bölgesinde tespit edilen atış artıklarının dağılımı ve

yoğunluğu dikkate alındığında yapılan atışın bitişik atış olduğunun

değerlendirildiği belirtilmiştir.

19. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

Cihan Sevengin'e ait 650269 seri numaralı G-3 marka silah ile kovan ve mermi

çekirdeği, gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Jandarma Genel Komutanlığı

Kriminal Daire Başkanlığı Balistik İnceleme Laboratuvarına gönderilmiştir.

Balistik İnceleme Laboratuvarının 1/4/2014 tarihli uzmanlık raporunda, 650269

seri numaralı silahın ateş etmesine mani mekanik

herhangi bir arızasının bulunmadığı, deneme amaçlı yapılan atışlarda silahın

çap ve tipine uygun fişekleri patlattığının görüldüğü, incelenmek için

gönderilen 7.62x51 mm çap ve tipindeki bir adet kovanın 650269 seri numaralı

tüfek ile atılmış olduğu tespitleri yapılmıştır.

20. Askerî Savcılık, olay yerinde bulunan intihar notunun

müteveffanın elinden çıkıp çıkmadığının tespit edilmesi amacıyla da

araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık, intihar notu ile Cihan Sevengin'e ait

el yazı örneklerini içeren diğer bazı belgeleri Jandarma Genel Komutanlığı

Kriminal Daire Başkanlığı El Yazısı ve Doküman İnceleme Laboratuvarına

göndermiş ve intihar notunun Cihan Sevengin'e ait diğer yazılarla mukayese

edilmesini ve nihayetinde bir rapor tanzim edilerek Askerî Savcılığa

gönderilmesini talep etmiştir. El Yazısı ve Doküman İnceleme Uzmanları A.A. ile

B.G. tarafından hazırlanan 21/4/2014 tarihli uzmanlık raporunda, gönderilen yazı

örnekleri üzerinde inceleme ve karşılaştırmalar yapıldığı belirtilmiş, yapılan

bu incelemeler neticesinde intihar notunun Cihan Sevengin'in elinden çıktığı

kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Raporda ayrıca intihar notu üzerindeki

imzanın da Cihan Sevengin'in el ürünü olduğu ifade edilmiştir.

2. Müşteki ve Tanık Sıfatıyla Dinlenen

Kişilerin Beyanları

21. Başvuruculardan Tuğrul Sevengin, Askerî Savcı huzurunda

verdiği 26/3/2014 tarihli ifadesinde özetle oğlu ile en son olayın

gerçekleştiği günden on gün kadar önce telefonla konuştuğunu, bu konuşmada

herhangi bir anormallik sezmediğini, oğlunun konuşmasının neşeli olduğunu

belirtmiştir. Başvurucu ifadesinde ayrıca oğlunun ailevi ya da maddi bir

sorununun bulunmadığını, askere gitmeden önce oğlunun ne intihara teşebbüsünün

ne de bu yönde bir söyleminin söz konusu olduğunu, bildiği kadarıyla iki sene

kadar görüştüğü kız arkadaşından askere gitmeden yaklaşık altı ay önce

ayrıldığını, oğlunun sürekli olarak kullandığı bir ilacın olmadığını, sadece

belinde fıtık olduğunu, bu kapsamda iki kez fizik tedavi gördüğünü,

hastalığının büyük ölçüde azaldığını ancak askerlikte nüksettiğini, Cihan'ın

kendilerine iki büklüm nöbet tutmak zorunda kaldığını söylediğini, bu sağlık

probleminden dolayı üç kez revire giden oğlunun hastaneye sevkinin

yapılmadığını, tezkeresine yirmi gün kalan bir kişinin intihar etmesinin soru

işaretleri oluşturduğunu, ayrıca olayın gerçekleştiği kulübenin karşısında

başka bir kulübe daha olduğunu, o kulübenin nöbetçisinin olay günü nöbete

gelmemiş olduğunu, o asker nöbete gelseydi belki de olayın gerçekleşmeyeceğini

belirtmiştir.

22. Askerî Savcı, Cihan Sevengin'i vurulmuş vaziyette ilk gören

J. Er O.K. ile diğer bazı askerlerin olay günü ifadelerini almıştır. Jandarma

Er O.K.nin ifadesi şöyledir:

"Ben 06.00-09.00 Geyikli Nizamiye

nöbetçisiydim. Nöbet yerine gittiğimde nöbet kulübesinde karanlık olduğu için

benden önce nöbetçi olan müteveffayı göremedim. O esnada değişim aracı da bazen

nöbetçiler değişim aracı geç geldiği için nöbet yerini terk ettikleri için

gitmiş olabileceği düşüncesiyle nöbet yerinden ayrıldı. Ben daha sonrasında

kulübenin içine ayrıntılı bir şekilde baktığımda içeride, müteveffakapı

açıldığı zaman yüzü bana doğru, yani kapıya doğru, sırt kısmı da duvara yaslı

bir şekilde yerde kanlar içinde yatıyordu, aynı zamanda tüfeğinin dipçiği de

iki bacağının arasında, namlusu da göğüs kısmına doğru dönüktü. Elleri de

tüfeği tutar vaziyetteydi.Nabzını tuttuğumda nabzı

atmıyordu.Ben nöbet değişim aracına arkadan seslendim fakat beni duymadı. Devam

etti, bunun üzerine iki adet havaya manevra fişeğiniateşledim. Yine bir müddet

kimse gelmeyince kendim müdahale etmek istedim. Bu esnada revirde bulunan

ambulans ve 112 ambulansı olay yerine geldi.Tüfeği

tetik kısmından değil, üst kısmından tutarak kenara aldım. Bundan sonra

müdahale edildi. Soruldu.

TANIK CEVABEN

Müteveffayı nöbetlerden dolayı

tanırım. Bana anlattığı özel bir problemi yoktu, fakat içine kapanık bir

arkadaştı. Yaşça da bizden epeyce büyüktü. Çok iyi karakterli bir

arkadaşımızdı. Neden intihar ettiğini bilemiyorum. Tek bildiğim içine kapanık

bir arkadaşımızdı, kimseye sıkıntısını anlatmazdı. Komutanları tarafından da

dövüldüğüne veya hakarete uğradığına şahit olmadım."

23.Soruşturma kapsamında ifadesi alınan A.U.nun ifadesi

şöyledir:

"Ben Cihan'ı acemi eğitiminden beri, yani

12 aydır tanıyorum. Kendisi içine kapanık, dertlerini pek anlatmayan biriydi,

ancak herkes onu severdi, babacan bir insandı. Kendisiyle ara sıra da olsa

dertleşirdik. Bana bir gün bir kızdan bahsetti. Askere gelmeden önce kızı

sevmiş, ancak kız başkasıyla evlenmiş, askerdeyken de kız Cihan'ı bir iki kez

aramış, o sebeple morali genelde bozuktu, bazen de konuştuğumuzda bu hayat çok

sıkıcı, artık yaşamak benim için anlamsız geliyor diyordu, bundan başka bir şey

bana söylemedi. Cihan iki yıllık üniversite okumuş, gemi kaptanıydı, ancak

belinde fıtık olduğu için kaptanlık yapamıyordu. Cihan sürekli tırnağı ile eti

arasındaki yeri yiyordu. Başka herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığını

bilmiyorum. Ailesi ile de bir problemi yoktu, yanlış bilmiyorsam maddi bir

sıkıntısı da yoktu. Soruldu.

TANIK CEVABEN

Cihan'ın komutanlarla veya

asker arkadaşlarla herhangi bir sıkıntısı yoktu kendisi sevilen biriydi."

24. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan K.K.nin ifadesi

şöyledir:

"Müteveffayı aynı koğuşta olmamdan dolayı

tanıyorum. İçine kapanık bir arkadaşımızdı. Sessiz sakin birisiydi. Bir

sıkıntısı olduğu halinden belliydi fakat bizimle paylaşmazdı. Sorduğumuz zaman

bir problemi olmadığını söylüyordu. Ben aynı zamanda müteveffanın nöbet bitim

saatinde bir sonraki nöbetçileri getiren aracın şoförüyüm. Nöbetçiler araç geç

geldiği için bazen bizi beklemeden kendileri yürüyerek koğuşlarına

gidiyorlardı. Ben de nöbet yerine gittiğimde etrafta kimseyi göremeyince

06.00-09.00 nöbetçisini bırakarak nöbet yerinden uzaklaştım. Bir müddet sonra

ben benzinlik nöbet kulübesinin oradayken iki adet manevra fişeği sesi duydum.

Sesin geldiği yerin Geyikli Nizamiye nöbet yeri olduğu söylenince ben de olay

yerine gittim. Soruldu.

TANIK CEVABEN

Ben olay yerine intikal ettiğim

anda bıraktığım nöbetçi arkadaş bizi bekler pozisyonda kulübenin dışında

bekliyordu, o esnada kendisi 112'yi aramış. Ben kötü olduğum için müteveffaya

bakamadım, bu sebepten dolayı ben müteveffaya bakamadım, revire giderek ambulans

çağırdım."

25. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan diğer askerler de genel

olarak Cihan Sevengin'in içine kapanık ve sıkıntılarını kimse ile paylaşmayan

bir asker olduğunu belirtmişlerdir.

3. Soruşturma Kapsamında Yapılan Diğer

Araştırmalar

26. Askerî Savcılık, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile

çeşitli yazışmalar yapmış ancak Cihan Sevengin'in kullandığı cep telefonu

üzerinde yapılan incelemede ve telefonun Telekomünikasyon İletişim

Başkanlığından alınan dökümlerinde delil değeri taşıyabilecek bir bilgiye

ulaşamamıştır.

27. Askerî Savcılık, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ve Türk

Eczacıları Birliğine müzekkereler yazarak Cihan Sevengin'in 1/10/2013 ile

2/3/2014 tarihleri arasında kullanmış olduğu ilaçların isimlerinin

bildirilmesini istemiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve Türk Eczacıları

Birliği tarafından gönderilen cevap yazılarında söz konusu tarihler arasında

Cihan Sevengin adına bir kayıt olmadığı belirtilmiştir.

28. Askerî Savcılık, Cihan Sevengin'in askerlik şahsi dosyasını

da soruşturma dosyasına eklemiş ve bu dosyayı da incelemiştir.

4.Soruşturma Sonucunda Verilen Karar

29.Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek Cihan Sevengin'in ölümünde herhangi bir kişiye atfı

kabil kusur ve ihmal bulunmadığı kanaatine varmış; 17/9/2014 tarihli ve

E.2014/250, K.2014/214 sayılı karar ile kovuşturmayayer olmadığına karar

vermiştir.

30. Başvurucular 10/10/2014 tarihli dilekçelerinde özetle Askerî

Savcı'nın nöbet bitiminden tam bir buçuk saat sonra olay yerine intikal

ettiğini, delillerin karartılmaması için gerekli tedbirlerin alınmadığını,

soruşturma ile ilgili bir kısım belgenin kendilerine verilmediğini, merminin

giriş ve çıkış yeri ile ilgili olarak otopsi raporu ile ölü harici

muayenesindeki değerlendirmelerin birbiri ile çeliştiğini, intihar notu ile

ilgili araştırmaların yetersiz olduğunu, bel fıtığı olan birine iki saat nöbet

tutturulmasının vahim bir hata olduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığı

kararına itiraz etmiştir.

31. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz,

K.K.K. 5'inci Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme)

10/11/2014 tarihli ve 2014/1447 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

Olayın Askeri Savcılığa bir buçuk saat sonra

bildirilmesinin delillerin yeterince toplanmadığı veya delillerin yok edildiği

sonucunu doğurmaya yeterli olmadığı ortadadır. Zaten delillerin karartıldığı

veya yok edildiğine dair bir bulgu da mevcut değildir.

Müteveffanın şahsi dosyasından elde edilen

mukayese yazı örnekleri olay yerinde bulunan yazının kriminal incelemesinin

yaptırıldığı, bu halde herhangi bir şüpheli durum görülmediğinden müteveffanın

ailesinden yazı mukayese örneğinin istenmesine gerek bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

Ölü harici muayenesi ile otopsi raporu

arasında çelişki olmakla beraber muteber olanın otopsi raporu olması nedeniyle

bu çelişkinin esasa müessir olmadığı sonucuna varılmıştır. (Hak. Yb. Yakup

Duranoğlu; ölü harici muayenesi ile otopsi raporu arasındaki çelişkinin esası

etkili olduğu, bu mübayenetin giderilmesi gerektiği, esasında ölü harici

muayenesinde mermi giriş ve çıkış yerlerinin tespitinin yapılmaması gerektiği,

zira bu incelemenin uzmanlarınca yapılmaması halinde yanlış sonuçlara neden

olabileceği, nitekim olayımız da sanki müteveffanın arkadan yaralandığı gibi

bir izlenim meydana geldiği, otopsi raporunun bu tespiti doğrulamadığı, zira

otopsi raporuna göre mermi giriş yerinin göğüs ön kısmından olduğunun tespit

edildiği, Askeri Savcılık tarafından ölü harici muayenesindeki mermi giriş ve

çıkış deliğinin yerinin tespitinin KYO kararına dercedilmesiyle otopsi raporu

ile ölü harici muayenesi arasındaki çelişkiyi de gidermesi gerektiği düşüncesi

ile bu sonuca muhalif kalmıştır.)

CMK.nin 234/1-a maddesinde mağdur ve müştekinin

hakları sayılmıştır.Soruşturmanın gizliliğini

tehlikeye düşürmemek kaydıyla soruşturma dosyasından belge örneklerinin mağdura

veya suçtan zarar görene verilmesi gerektiği açıktır.

Müteveffaya,rahatsızlığına rağmen nöbet yazılması hususu ayrı bir soruşturma konusu olmakla

birlikte bu yöndeki itirazın suç duyurusu olarak kabulü ile ilgili 353 sayılı

Kanun’un 93. maddesi gereği işlem yapmak hususu müşteki ve Askeri Savcılığın

ihtiyarında görülmüştür.

Değinildiği şekilde müteveffanın, kendi

iradesi ve hareketi dışında, ölüme müessir herhangi bir eylem, kusur veyaihmal

bulunmadığı anlaşıldığından vaki itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla

(...)itirazın reddine (...)karar verildi."

32. Bu kararın 13/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmesiyle 24/12/2014 tarihli bireysel başvuru yapılmıştır.

33. Başvurucular anılan olay sebebiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açtıklarına dair herhangi bir bilgi

vermemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu hususta bilgi edinmek maksadıyla AYİM Genel Sekreterliğine

23/2/2017 tarihinde müzekkere yazmış ve söz konusu olay sebebiyle başvurucular

tarafından açılmış bir tam yargı davasının bulunup bulunmadığını sormuştur.

AYİM Başkanlığı 28/2/2017 tarihli yazı ilekayıtlarında başvurucular adına bir

davaya rastlanmadığını bildirmiştir.

IV.İLGİLİ HUKUK

34. 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun Cihan

Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 28. maddesi şöyledir:

"Son yoklamaları yapılan kimseler Türk

Silahlı Kuvvetleri Beden Kabiliyeti Yönetmeliğine göre ikiye ayrılırlar.

1.

Askerliğe elverişli olanlar,

2.

Askerliğe elverişli olmıyanlar. Askerliğe elverişli olmıyanlar asker

edilmezler.

Askerliğe elverişli olup olmadıklarının

tespiti için yoklama kurullarınca bir hastane sağlık kurulu muayenesine

gönderilmelerinde zaruret görülenlerin, yönetmelikte tespit edilecek esaslara

göre yol ve iaşe masrafları Devletçe ödenir."

35. 24/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 86/11092

sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) Cihan Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte olan 4.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Yönetmeliğe bağlı ekler aşağıda

gösterilmiştir:

1) Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli general,

amiral, üstsubay, subay, yedek subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş,

sözleşmeli erbaş ve er, askeri öğrenci, yedek subay adayları, yükümlüler ve

erlerin sağlık yeteneklerine göre gruplandırmalarını gösteren Hastalık ve

Arızalar listesi."

36. Anılan Yönetmelik'in Cihan Sevengin'in askere alındığı

tarihte yürürlükte olan 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yükümlülerin ilk sağlık muayeneleri

Askerlik Kanunu gereğince son yoklama sırasında askerlik şubelerinde toplanan

askerlik meclisindeki iki tabip (birisi sivil olabilir) tarafından aşağıdaki

şekilde yapılır.

1) Ruh

ve beden durumları ile iç organları dikkatle gözden geçirilir, nabız sayılır,

kan basıncı ölçülür, çıplak olarak belirlenen boy ve kilolar tespit edilir.

Soluk alma ve vermedeki göğüs genişlikleri ve muayene sonunda bulunan hastalık

ve arızalar kaydedilir. Yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızası

olup olmadığına ilişkin ve muayene sırasında herhangi bir sağlık yakınması

bulunup bulunmadığına ilişkin ekte yer alan Yükümlülere Yoklamalarda

Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formuna uygun yazılı beyanı alınır.

Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızasına ilişkin elinde mevcut bulunan

tıbbi belgelerin birer örnekleri de alınarak yükümlünün beyanı ile birlikte

askerlik şubesinde muhafaza edilir.

2)

Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızası ya da fizik muayene ile saptanan

bozuklukları nedeniyle muayene sonucunda karar verilemeyenlerle gözlem altında

bulunmaları, uzman tabip tarafından değerlendirilmeleri veya laboratuar ya da

görüntüleme tetkikleri gibi ileri tetkiklerle değerlendirilmeleri gerekenler en

yakın asker hastanesine gönderilir.

3) Yükümlü tarafından beyan edilmeyen ya da

fizik muayene sırasında belirti ve bulgusuna rastlanamayan çeşitli hastalık ve

arızaların ortaya konması veya taranması için laboratuar veya görüntüleme

tetkiki gibi ileri tetkikler yapılması gerekmez. Yükümlülerin bu şekilde

gerçekleştirilen sağlık muayenelerinde askerliğe elverişli bulunmaları,

kendilerinin muayene tarihinde tam sağlıklı olduklarını göstermez ve silâh

altına alındıktan sonra saptanan hastalık ve arızalarının askerlik sırasında

ortaya çıktığının kanıtı veya karinesini tek başına oluşturmaz."

37. Anılan Yönetmelik'in Cihan

Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte olan 6. maddesi şöyledir:

"Askerlik çağına giren

yükümlüler, son yoklamaları sırasında askerlik meclislerinde veya asker

hastanelerinin sağlık kurullarında, askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe

elverişli olmayanlar olmak üzere gruplandırılır.

1)

Askerliğe elverişli olanlar: Sağlık yetenekleri bakımından hiçbir hastalık ve

arızası bulunmayanlar ile hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar

Listesinin A dilimlerine girenlerdir.

2)

Askerliğe elverişli olmayanlar: Hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar

Listesinin B ve D dilimlerine girenlerdir."

38. Anılan Yönetmelik'in Cihan Sevengin'in askere alındığı

tarihte yürürlükte olan 10. maddesi şöyledir:

"Son yoklamaları yapılan yükümlüler,

askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olmak üzere

gruplandırılır.

Son

yoklamaları sırasında askerlik meclislerince; askerliğe elverişli olmadığı

tespit edilen yükümlüler, askere alınmazlar. Bunlardan arızaları gözle

görülebilecek kadar belirgin olanların raporlarına, arızayı gösteren ön ve her

iki yan cepheden çekilmiş üçer adet boy fotoğrafı eklenerek üç nüsha, yabancı

askerlik şubesince işlem yapılıyor ise dört nüsha rapor düzenlenerek onay

makamlarına gönderilir ve onaylanan raporlar kesinleşir. Kesinleşen raporlardan

biri ilgiliye verilir, biri onay makamınca, diğeri ise yerli ve yabancı

askerlik şubesi başkanlığınca muhafaza edilir.

Sağlık

durumları geçici olarak bozuk olan son yoklamaya tabi yükümlülere ertesi yıla

bırakma, sevke tabi olanlara sevk tehiri kararı verilir ve üç nüsha rapor düzenlenerek

onay makamlarına gönderilir. Raporları onaylanan bu yükümlülere ertesi yıla

bırakma veya sevk tehiri işlemi yapılır. Onay makamlarınca tekrar muayenesine

lüzum görülen yükümlüler, yeniden muayeneye gönderilir ve bunlara muayene

sonucu alacakları rapor kararlarına göre işlem yapılır. Ertesi yıla

bırakılanlar veya herhangi bir sebeple bir defadan fazla sağlık muayenesine

tabi tutulanlar hakkında, her bir işlem öncesinde Yükümlülere Yoklamalarda

Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formu doldurtulur.

Tabipler tarafından kesin karar

verilemeyenler, en yakın asker hastanelerine gönderilir. Bunların kesin

kararları, bu hastanelerin sağlık kurullarınca verilir."

39. Anılan Yönetmelik'in Cihan Sevengin'in askerlik yaptığı

dönemde yürürlükte olan 15. maddesi şöyledir:

"Askere alındıktan sonra asker

hastanelerinin sağlık kurullarından "Askerliğe Elverişli Değildir"

kararı alan erler, raporlarının onaylanmasını beklemek üzere bu hastaneler

tarafından yerli kayıtlı bulunduğu askerlik şubesi emrine gönderilir. Ayrıca

durum silah altında bulunanların birliklerine duyurulur. Terhis işlemleri,

raporları ilgili makamlarca onaylanıp askerlik şubesine geldikten sonra ilgili

yönergeye göre yapılır. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlar

gerektiğinde ilgili makamlarca yeniden asker hastanelerinin sağlık kurullarına

muayeneye gönderilerek alacakları son rapor kararına göre, ilgili yönerge

gereğince işlem görür. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlar

emsalinin kanunda yazılı yaş sınırı dışına çıkma tarihine kadar Milli Savunma Bakanlığınca gerektiğinde tekrar muayene

ettirilerek alacakları son rapor kararına göre işlem görür."

40.Anılan Yönetmelik'in 16. maddesi şöyledir:

"Geçici hastalık veya arızaları olan

yükümlülerle er ve erbaşlara aşağıdaki işlemlerden biri yapılır.

1)

Ertesi yıla bırakma,

2)

Sevki geciktirme,

3) Hava

değişimi.

Bu

işlemleri gerektiren hastalık ve arızalar bu yönetmeliğin arızalar listesinin C

dilimlerinde gösterilmiştir."

41. Anılan Yönetmelik'in Cihan

Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte olan 17. maddesi şöyledir:

"Son yoklamada veya son yoklamadan sonra

gönderildikleri sağlık kurullarında yapılan muayeneleri sonucu geçici bir

hastalık veya arızaları tesbit edilenlere ertesi yıla bırakma işlemi

yapılır."

42.Anılan Yönetmelik'in Cihan

Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte olan 18. maddesi şöyledir:

"Askerliklerine karar verilen

yükümlülere, sevkleri tarihine kadar geçecek süre içerisinde, hastalanır veya

arızalanırlarsa, askerlik şubelerince gönderilecekleri sağlık kurullarında

muayene sonucu alacakları raporlara göre sevki geciktirme işlemi yapılır."

43. Anılan Yönetmelik'in Cihan Sevengin'in askerlik yaptığı

dönemde yürürlükte olan 19. maddesi şöyledir:

"Askerlik şubelerince birliklerine

sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tesbit edilen er ve erbaşlara hava

değişimi işlemi yapılır."

44. Anılan Yönetmelik'e ekli Hastalık ve Arızalar Listesi'nin "Ruh Sağlığı ve Hastalıkları"

üst başlıklı 15 ila 18. maddelerinde ruh sağlığı bozukluklarının farklı

çeşitleri A, B, C ve D şeklinde kısımlara ayrılarak ayrıntılı şekilde

belirtilmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

45. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

47. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Cihan Sevengin'in

Yaşamının Üçüncü Kişi ya da Kişilerin Eylemlerine Karşı Korunmadığına İlişkin

İddia

48. Başvurucular; askerliğinin bitmesine yalnızca yirmi bir gün

kalan ve gemi kaptanlığı gibi iyi bir mesleği olan oğullarının intihar etmesini

açıklayacak mantıklı bir gerekçenin bulunmadığını, nitekim merminin giriş ve

çıkış yeri ile ilgili olarak otopsi raporu ile ölü harici muayenesindeki

değerlendirmelerin birbiri ile çeliştiğini, ölü harici muayenesinde merminin

sırt bölgesinden girmiş olabileceğinin değerlendirildiğini belirterek yaşam

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

birbiriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardan olup

devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devletin

negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına

kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı

sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin

yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin

kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

50. Cihan Sevengin'in üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülmüş

olabileceği yönündeki iddianın başvurucular tarafından ortaya konan deliller

ile soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ışığında değerlendirilmesi

gerekir. Başvuru dosyasında bulunan bu bilgi ve belgeler, ölümün üçüncü kişi ya

da kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği iddiası hakkında değerlendirme yapma

bakımından yeterlidir.

51. Anayasa Mahkemesi tarafından bu bilgi ve belgeler ışığında

yapılacak olan değerlendirmede ispat ölçütü olarak "makul şüphenin ötesinde" ilkesinin

benimsendiğini ve bu ilkenin uygulanacağını vurgulamak gerekir. Böyle bir ispat

yeteri derecede sağlam, açık ve birbiri ile uyumlu çıkarsamaların ya da aksi

ispat edilememiş benzer maddi karinelerin bir arada bulunmasına bağlı olabilir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Uçar/Türkiye,

B. No: 52392/99, 11/4/2006 § 74; Orhan Türkiye,B.

No: 25656794, 18/6/2002, § 264; Nachova ve

diğerleri/Bulgaristan, 43577/98, 43579/98, 6/7/2005, § 147).

52. Başvurucular, oğullarının üçüncü kişi ya da kişilerce

öldürülmüş olabileceği iddiasını ileri sürmekle birlikte bu eylemin hangi

şüpheli kişi ya da kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği hususunda herhangi

bir açıklamada bulunmamıştır. Başvurucular bu yöndeki iddialarını ispatlamak

amacıyla özellikle ölü harici muayenesindeki değerlendirmelere vurgu yapmıştır.

53.Öncelikle belirtmek gerekir ki başvuru dosyasında,

başvurucuların oğlu Cihan Sevengin'in komutanları ya da arkadaşları ile sorun

yaşadığına yahut onlarla kavgalı olduğuna ya da onlar tarafından tehdit

edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Ölü harici

muayenesindeki değerlendirme (merminin sırt bölgesinden girmiş olabileceği

yönündeki değerlendirme) haricinde soruşturma dosyasındaki hiçbir bilgi ve

belge de cinayet iddiasını desteklememektedir. Bu durumda, cinayet iddiasını

destekleyici nitelikteki tek delil olan ölü harici muayenesindeki

değerlendirmelerin soruşturma kapsamında alınan diğer raporlarla mukayese

edilerek incelenmesi ve olayın cinayet olmadığının kesin olarak veya her türlü

makul şüphenin ötesinde ortaya konması gerekmektedir.

54. Ölü harici muayenesi işlemine katılan Aile Hekimi Uzmanı

M.A.Z. ile Aile Hekimi S.B., cesedin sırt bölgesindeki lezyonunun küçük göğüs

bölgesindeki lezyonun ise büyük olduğunu dikkate alarak sırttaki lezyonun giriş

deliği göğüsteki lezyonun ise çıkış deliği ile uyumlu olduğu kanaatine

varmıştır. Bununla birlikte ölü harici muayenesine katılan bu hekimler, söz

konusu tespitlerin kesin olmadığını ve müteveffanın kesin ölüm sebebinin

tespiti için Adli Tabiplikçe ayrıntılı bir inceleme yapılması gerektiğini

özellikle vurgulamıştır.

55. Bu değerlendirmeler üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti

için klasik otopsi yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda 3/3/2014

tarihinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinde klasik otopsi işlemi

gerçekleştirilmiş ve bunun sonucunda Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi

Başkan Vekili Prof. Dr. S.K., Otopsi Şube Müdür Vekili Doç. Dr. B.Ş., Adli Tıp

Uzmanı E.Ö., Asistan Dr. M.Ö. ve Otopsi Teknikeri F.E.nin imzalarının bulunduğu

otopsi raporu hazırlanmıştır. Söz konusu raporda ise mermi çekirdeğinin göğüs

bölgesinden girdiği ve sırt bölgesinden vücudu terk ettiği ayrıntılarıyla

açıklanmıştır. Otopsi raporunda ayrıca atışın bitişik atış mesafesinden

yapılmış olduğu ifade edilmiştir.

56. Bunların yanı sıra Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire

Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarı tarafından yapılan atış artığı

analizinde de müteveffaya ait kapüşonlu kazağın göğüs bölgesinde bir adet

delinmenin olduğu, kazağın bu bölgesinde tespit edilen atış artıklarının

dağılımı ve yoğunluğu dikkate alındığında yapılan atışın bitişik atış olduğunun

değerlendirildiği belirtilmiştir.

57. Bu durumda mermi çekirdeğinin sırt bölgesinden girmiş

olabileceği yönündeki değerlendirmenin ölü harici muayenesine katılan aile

hekimlerince yapıldığı ve bu değerlendirmenin kesin olmadığının özellikle

vurgulandığı, alanında uzman kişilerce gerçekleştirilen klasik otopsi işlemi

sonucunda ise mermi çekirdeğinin göğüs bölgesinden girdiği ve sırt bölgesinden

vücudu terk ettiği tespitlerinde bulunulduğu, atış artığı analizi neticesinde

hazırlanan uzmanlık raporunda da atışın göğüs bölgesinden bitişik atışla

yapıldığının değerlendirildiği, atış artığı analizi neticesinde hazırlanan

uzmanlık raporundaki tespitler ile otopsi raporundaki tespitlerin birbirini

doğrular nitelikte olduğu, her iki raporda da atışın göğüs bölgesinden bitişik atışla

yapılmış olduğunun ifade edildiği dikkate alındığında soruşturma makamlarının

otopsi raporundaki tespitlere itibar ederek bu tespitler doğrultusunda karar

vermesinde soruşturmayı etkisiz kılan bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla soruşturma makamlarının Cihan Sevengin'in intihar ettiği yönündeki

tespitinden ayrılmayı gerektirecek geçerli bir nedenin somut olayda bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle Cihan Sevengin'in yaşamının üçüncü

kişi ya da kişilerin eylemlerine karşı korunamadığı yönündeki şikâyetler

yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Cihan Sevengin'in Yaşamının Kendi Eylemlerine

Karşı Korunmadığına İlişkin İddia

59. Başvurucular; devletin pozitif yükümlülüğünü gereği gibi

yerine getirmemesi nedeniyle oğullarının yaşam hakkının ihlal edildiğini, bel

fıtığı rahatsızlığı bulunan oğullarına nöbet tutturulmasının vahim bir hata

olduğunu belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

a. Genel İlkeler

60. Devletin yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğünün bulunduğunuyeniden

vurgulamak gerekir (bkz. § 49).

61. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletin

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında

Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkânları kullanarak bu konuda

ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumak

için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi

yüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam hakkının

tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet için geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

62. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de

geçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi

kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk

olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit

etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden

beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekmektedir. Ancak özellikle

insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek

yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif

yükümlülük, yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır.

Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede, basit bir ihmali veya

değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî yetkililere atfedilebilip

atfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74).

63. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve etkinliklerin

doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk seviyesine uygun

şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin bulunması gerekmektedir.

Devlet askerlik görevini zorunlu kıldığı için özellikle silahların kullanımı

konusunda büyük bir titizlik göstermeli ve psikolojik sorunları olan askerlerin

tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır.

Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde, askerlik yaşamının doğasında var

olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan askerlerin etkin bir şekilde

korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin tedbirlerin ve emir komuta zinciri

içinde yer alan sorumlular tarafından işlenebilecek kusur ve hataların tespit

edilmesini sağlayacak usullerin öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere

alım sırasında kişilerin uygun denetimlerden geçirilmesi ve askerlik öncesinde

ve sırasında kişilere gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem

taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri,

§§ 75, 76).

64. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari

bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin

yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

65. Başvuru konusu olay açısından yukarıda yer verilen ilkeler

çerçevesinde devletin Cihan Sevengin'in yaşamını kendi eylemine karşı koruma

yükümlülüğünün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli

olarak askerî yetkililerin Cihan Sevengin'in intihar etme riskini bilip

bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konması, böyle

bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde gerekli tedbirleri alıp

almadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

66. Cihan Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan

Yönetmelik'in 5. maddesinde; askerlik çağına giren yükümlülerin askere

alınmadan önce sağlık muayenesinden geçirileceği, bu muayene sırasında

yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızasının bulunup bulunmadığına

ve muayene esnasında herhangi bir sağlık yakınmasının olup olmadığına ilişkin

yazılı beyanının alınacağı belirtilmiştir (bkz. § 36). Aynı Yönetmelik'in Cihan

Sevengin'in askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 10. maddesinde ise

sağlık kontrolleri neticesinde askerliğe elverişli olmadığı tespit edilen yükümlülerin

askere alınmayacağı belirtilmiş; sağlık durumları geçici olarak bozuk olan son

yoklamaya tabi yükümlüler hakkında ertesi yıla bırakma kararı, sevke tabi

olanlar hakkında ise sevk tehiri kararı verileceği ifade edilmiştir (bkz. §

38). Başvuru formu ve eklerinde askerlik öncesi yapılan sağlık kontrolüne

ilişkin bilgi ve belge bulunmamakla birlikte, birliğe katılış sırasında yapılan

mülakat ve anketlerde Cihan Sevengin'in bel fıtığı rahatsızlığı dışında

herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını beyan ettiği görülmektedir (bkz. §§

9, 10). Başvurucular da oğullarının askere alınmadan önce yahut askerliğe sevk

işlemleri sırasında maddi, ailevi ya da psikolojik bir sorununun bulunmadığını

ifade etmiştir.

67. Cihan Sevengin'in askerlik yaptığı dönemde yürürlükte

bulunan Yönetmelik'in 15. maddesinde, ilgili raporların alınması hâlinde askere

alındıktan sonra da "Askerliğe

elverişli değildir." kararının alınabileceği belirtilmiştir

(bkz. § 39). Aynı Yönetmelik'in 19. maddesinde ise askerlik şubelerince birliklerine

sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tespit edilen er ve erbaşlara hava

değişimi işleminin uygulanacağı ifade edilmiştir (bkz. § 43). Başvuru formu ve

ekleri ile soruşturma dosyasında başvurucuların oğlu Cihan Sevengin'in askerlik

hizmetini ifa ettiği sırada psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip olduğuna ve

bu kapsamda bir tedavi gördüğüne ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Cihan

Sevengin'in bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle yaşadığı acı sonucunda intihar

ettiğini kabul etmek ise somut olaydaki verilen kapsamında mümkün

gözükmemektedir.

68. Başvuru formu ve eklerinde, Cihan Sevengin'in askerî

yetkililerin dikkatini çekebilecek herhangi bir davranış bozukluğu

sergilediğine ilişkin bir kayıt da mevcut değildir.

69. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanıkların ise genel

olarak Cihan Sevengin'in arkadaşlarıyla iyi geçinen ancak içine kapanık ve

sessiz birisi olduğu yönünde beyanda bulundukları görülmektedir (bkz. §§

22-25).

70. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında başvurucuların

oğlu Cihan Sevengin'in 2/3/2014 tarihinde gerçekleşen ölüm olayına kadar yakın

ve gerçek intihar riski olarak kabul edilebilecek anormal bir davranış

sergilemediği ve kendisini intihara sürükleyecek psikolojik sorunları

bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte açık ve uyarıcı biremare göstermediği

anlaşılmaktadır. Cihan Sevengin'in içine kapanık ve sessiz bir asker olması ise

tek başına askerî yetkililerce fark edilmesi gereken yakın bir intihar riskinin

öncü emaresi olarak değerlendirilemez.

71.Tüm bu hususlar dikkate alındığında askerî yetkililerin

askerlik öncesi dönemde kayda değer herhangi bir psikolojik sıkıntısı

bulunmayan ve olay anına kadar genel kişilik yapısı doğrultusunda normal

davranışlar sergileyen müteveffanın intihar etme riskini bildikleri ya da

bilmeleri gerektiği sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Dolayısıyla kamu

makamlarını intihar olayını önleyememiş olmaları nedeniyle sorumlu tutmak,

yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler bakımından idari mercilere aşırı

bir yük yüklemek anlamına gelecektir.

72. Açıklanan nedenlerle Cihan Sevengin'in yaşamının kendi

eylemlerine karşı korunamadığı yönündeki şikâyet yönünden bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3.Yaşam Hakkı Kapsamında Etkili Bir Soruşturma

Yürütülmediğine İlişkin İddia

73. Başvurucular; oğulları Cihan Sevengin'in askerlik hizmetini

ifa etmekte iken ateşli silah yaralanması sonucu vefat ettiğini, olay hakkında

yürütülen soruşturma sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, merminin giriş ve

çıkış yeri ile ilgili olarak otopsi raporu ile ölü harici muayenesindeki

değerlendirmelerin birbiri ile çeliştiğini, soruşturma makamlarının bu

çelişkiyi gidermek için herhangi bir girişimde bulunmadığını, intihar notu

olduğu iddia edilen yazı ile oğullarının el yazısının karşılaştırılması için

kendilerinden yazı örneğinin talep edilmediğini, takipsizlik kararına itiraz

için yapılan başvuruda soruşturma dosyasının tamamının başvurucu babaya

verilmemiş olmasının ölümün şüpheli olduğunu ve soruşturmanın etkili olmadığını

gösterdiğini ileri sürmüştür.

a. Genel İlkeler

74. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamında

devletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin

boyutu, yaşanan ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konmasına ve sorumlu

kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan bağımsız bir soruşturmanın yürütülmesini

gerektirmektedir. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Bu

usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine getirilmemesi hâlinde devletin

negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığının tam olarak

tespit edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle soruşturma yükümlülüğü, devletin bu

madde kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini

oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B.

No: 2012/1017, 18/9/2013, § 29).

75. Yaşam hakkının korunması, silah altındaki bir askerin askerî

makamların kontrolü altında iken “şüpheli” bir biçimde ölmesi durumunda bağımsız ve

tarafsız bir şekilde etkili ve uygun resmî bir soruşturmanın yürütülmesini de

gerekli kılmaktadır. Bu şekilde yaşam hakkını korumak için ihdas edilen yasal

ve idari çerçevenin etkili bir şekilde uygulanması temin edilebilecektir. Bu

amaçla yürütülen araştırma ve soruşturmanın öncelikle olayların tam olarak

nasıl meydana geldiğinin belirlenmesini, ikinci olarak ise sorumluların tespit

edilmesini ve gerek görüldüğünde cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olması

gerekir. Bu kapsamda yürütülen işlemler, ön soruşturma aşamasının ötesine

geçmeli ve yargı aşaması da dâhil bütün süreç 17. maddenin gereklerine cevap

vermelidir. Böylelikle derece mahkemeleri hiçbir durumda mağdurların yaşam

hakkına, maddi ve manevi varlığına karşı yapıldığı sabit görülen saldırıları

cezasız bırakmamalıdır (Sadık Koçak ve

diğerleri, § 77).

76. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmemektedir. İhmal nedeniyle

meydana gelen ölüm olaylarında mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle

ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

Ancak somut olay açısından yetkili ve sorumlu kişilerin muhakeme hatasını veya

dikkatsizliği aşan bir ihmalinin yani olası sonuçların farkında olmalarına

rağmen kendilerine verilen yetkileri göz ardı ederek olayda ortaya çıkan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almama gibi bir

durumun bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Çünkü bu gibi

durumlarda bireyler kendi insiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş

olursa olsun insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler

aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması 17.

maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 60-62).

77. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve sorumluluklarını

tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır. Bu, bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17.

maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların mahkûmiyetle ya

da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği anlamına

gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 56).

78. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adına soruşturma

makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57; Sadık Koçak ve diğerleri,§ 94 ).

79. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin; tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586, 4/11/2015, § 89)

80. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilaveten her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

81. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri gözönünde bulundurularak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68)

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

82.Yaşanan bir ölüm olayının oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir. Ancak Anayasa

Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek ve

başvurucuların yakınlarının ölümünün “şüpheli” olduğuna dair iddialarının soruşturma

makamları ve derece mahkemeleri tarafından karşılanıp karşılanmadığını nesnel

bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi

gerekebilmektedir.

83. Başvurucuların iddiaları çerçevesinde ceza soruşturmasındaki

işlemlere bakıldığında başvurucuların oğlu Cihan Sevengin'in 2/3/2014 tarihinde

nöbet yerinde ateşli silah yaralanması sonucu göğsünden vurulmuş vaziyette

bulunması olayı ile ilgili olarak Askerî Savcılık tarafından resen bir

soruşturmanın başlatıldığı, olaydan haberdar edilen Askerî Savcının makul

sayılabilecek bir sürede olay yerine intikal ettiği, Askerî Savcı'nın

talimatları doğrultusunda olay yeri incelemesinin yapıldığı, olay yerinin

fotoğraflarının çekildiği ve krokisinin çizildiği, bu işlemler sonucunda

ayrıntılı bir olay yeri inceleme raporunun hazırlandığı görülmektedir. Ölüm

olayın gerçekleştiği gün ölü muayenesi ve akabinde otopsi işlemlerinin

gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen otopsi işlemi neticesinde hazırlanan

raporda, Cihan Sevengin'in göğüs bölgesinden giren mermi çekirdeğinin sırt

bölgesinden vücudu terk ettiği, bu yaralanmanın müstakilen öldürücü nitelikte

olduğu, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, Cihan Sevengin'in

ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kosta ve skapula

kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından kaynaklanan iç kanama sonucu

meydana gelmiş olduğu tespitlerinin yapıldığı görülmektedir.

84. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporları alındığı, olay yerinde bulunan intihar notunun Cihan Sevengin'e ait

diğer yazılarla mukayese edildiği ve bu incelemeler neticesinde intihar notunun

Cihan Sevengin'in elinden çıkmış olduğunun belirlendiği, bunların yanı sıra

askerî birlikte görevli olan müteveffanın arkadaşları ile üstlerinin tanık

olarak dinlendiği anlaşılmaktadır.

85. Olaya ilişkin tanık ifadeleri ile teknik ve tıbbi raporlar

bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Askerî Savcılık tarafından Cihan

Sevengin'in üçüncü kişi ya da kişilerin eylemi neticesinde öldürülüp

öldürülmediği hususunda etkili bir soruşturma yürütüldüğü, bu sebeple somut

olayda Askerî Savcılığın müteveffanın intihar etmek suretiyle hayatına son

verdiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek bir durumun bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

86. Bununla birlikte yaşam hakkına ilişkin etkili bir soruşturma

yapıldığından bahsedebilmek için müteveffayı intihara sürükleyen sebeplerin ve

bu sebepler ile intihar arasındaki nedensellik bağının da araştırılması gerekmektedir.

87. Somut olaya bu açıdan bakıldığında Askerî Savcılık

tarafından Cihan Sevengin'in kullandığı cep telefonu üzerinde çeşitli

incelemeler yapıldığı ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile yazışmalar

yapıldığı ancak cep telefonu üzerinde yapılan incelemede ve telefonun

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından alınan dökümlerinde delil değeri

taşıyabilecek bir bilgiye ulaşılamadığı anlaşılmaktadır. Askerî Savcılık

tarafından ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Türk Eczacıları

Birliğine müzekkereler yazılarak müteveffanın 1/10/2013 ile 2/3/2014 tarihleri

arasında kullanmış olduğu bir ilaç bulunup bulunmadığı araştırılmış ancak adı

geçen kurumlarca gönderilen cevap yazılarında söz konusu tarihler arasında

müteveffa adına bir kayıt bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca müteveffayı

intihara sürükleyen sebeplerin ortaya konması amacıyla müteveffanın

arkadaşlarının ifadeleri alınmış ve müteveffanın intihar etmeden önceki

psikolojik durumu ortaya konmaya çalışılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde,

somut olayda soruşturma makamlarının müteveffayı intihara sürükleyen sebepleri

aydınlatma isteğinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir hususun bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

88. Müteveffanın yakınlarının meşru menfaatlerini koruyabilecek

ölçüde soruşturmaya katılmaları etkili soruşturmanın önemli unsurlarındandır.

Başvurucular her ne kadar soruşturma dosyasının tamamının kendilerine

verilmediğini belirterek etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüş ise

de başvuru formu ve eklerinde başvurucuların soruşturma dosyasının tamamının

kendilerine verilmesini talep etmelerine rağmen bu talebin reddedildiğine

ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda

incelendiğinde, soruşturma dosyasında bulunan kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararın arka sayfasına el yazısıyla "Müteveffanın

babası ve annesine 2.10.2014 günü ölü harici muayene zaptı ve adli tıp otopsi

tutanağı ile iki adet CD (olay yeri fotoğrafları ile HTS dökümü), ayrıca

emanetteki sağlık muayene fişi ilgili sayfa suretleri elden verildi." notunun

düşüldüğü, başvurucuların bu belgeler haricinde başka bir bilgi ve belgeyi

soruşturma makamlarından talep ettiğine dair başvuru dosyasında herhangi bir

kaydın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında başvurucu baba Tuğrul

Sevengin'in Askerî Savcı tarafından müşteki sıfatıyla ifadesinin alındığı,

Tuğrul Sevengin'in bu aşamada olayla ilgili iddialarını ileri sürebilme ve

araştırılmasını istediği hususları Askerî Savcılığın dikkatine sunabilme fırsatı

elde edebildiği, başvurucuların gerek kendilerine bir sureti verilen

belgelerdeki bilgiler gerekse kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda

ayrıntılı bir şekilde içeriklerine yer verilen olay yeri inceleme raporu,

otopsi tutanağı ile diğer kimyasal ve balistik inceleme raporlarındaki bilgiler

aracılığıyla Askerî Savcılık kararına etkili bir şekilde itiraz edebildiği,

dolayısıyla başvurucuların soruşturmaya aktif bir şekilde katılabildiği,

delillerini soruşturma makamlarına sunabildiği ve iddialarını soruşturma

makamları önünde ileri sürebildiği görülmektedir.

89. Bütün bu veriler kapsamında somut olay bir bütün olarak

değerlendirildiğinde Askerî Savcılık tarafından başvurucuların oğlunun hayatını

kaybettiği olaya ilişkin derhâl soruşturma başlatıldığı ve soruşturmanın

yaklaşık sekiz ay sekiz gün gibi makul bir sürede sonuçlandırıldığı, olaya

ilişkin delillerin elde edilmesine yönelik ayrıntılı bir çalışma yapıldığı,

olayın öncesinde ve olay anında yaşanan gelişmelerin detaylarıyla birlikte

araştırıldığı, başvurucuların soruşturmaya aktif bir şekilde katılabildiği ve

bu suretle somut olayın aydınlatılmasına yönelik yeterli çabanın gösterildiği

anlaşılmıştır. Bu durumda yukarıda bahsedilen yaşam hakkının usul boyutuna

ilişkin ilkeler karşısında başvuru konusu olayda, soruşturma makamının

olayların seyrini aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşku duyulmasını

gerektirecek bir durumun veya yürütülen soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti

üzerinde etki gösterecek nitelikte bir eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

90. Açıklanan nedenlerle somut olayda yürütülen ceza

soruşturmasında yaşam hakkının usule ilişkin boyutu yönünden bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Ayşegül

SEVENGİN

2. Tuğrul

SEVENGİN

Vekilleri

:

Av. Bahri

Bayram BELEN

Av. Ali

PEHLİVAN

Av. Emel

ATAKTÜRK SEVİMLİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/20165, 19 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Cihan Sevengin'in Askere Alınması ve Ölümü
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. Sonuç
  9. Tanık Cevaben
  10. Tanık Cevaben
  11. Tanık Cevaben
  12. Iv.ilgili Hukuk
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sevengin
  18. Sevengin
  19. Pehlivan
  20. Ataktürk Sevimli
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/20165
Tarih
19 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Cevdet Bayır Başvurusu (B. No: 2014/6190)
  • Mehmet Mehdi Doğan Başvurusu (B. No: 2014/4912)
  • Metin Baysal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13202)
  • Şeyma Kayaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5491)
  • Selime Güler Türk Başvurusu (B. No: 2014/3726)
  • Ali Fırtına Başvurusu (B. No: 2014/14575)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.