İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Azize Kadar Başvurusu (B. No: 2017/35994)

1. Başvuru, üçüncü kişiler tarafından hürriyetinden yoksun bırakılma nedeniyle açılan ceza davasının uzun sürmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir.

Başvuru No2017/35994Tarih22 Temmuz 2020Okuma11 dk · 2.115 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Azize Kadar Başvurusu

Karar tarihi
22 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/35994
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.115 kelime·11 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üçüncü kişiler tarafından hürriyetinden yoksun bırakılma nedeniyle açılan ceza davasının uzun sürmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. 1946 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde aralarında dinî nikah bulunduğunu beyan ettiği M.Z.P. ile birlikte Diyarbakır'da yaşamaktadır.

9. Başvurucu, 2009 yılının Kasım ayı içinde M.Z.P.nin çocukları N.P., M.P. ve öncesinde tanımadığı bir kişi tarafından üç gün bir evde zorla alıkonulmak suretiyle niteliğini bilmediği belgeleri imzalamaya zorlandığını ifade ederek Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına16/11/2009 tarihinde şikâyette bulunmuştur.

10. Soruşturma devam ederken Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 19/2/2010 tarihinde hürriyetinden yoksun kılma eyleminin temadi eden suçlardan olduğu ve Lice ilçesine bağlı bir köyde başvurucunun M.Z.P.ye teslim edilmesi esnasında bunun sona erdiği gerekçesiyle soruşturmaya yetkili savcılığın Lice Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) olduğunu değerlendirerek yetkisizlik kararı vermiştir.

11. Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonunda 20/10/2010 tarihinde şüpheliler E.P., N.P., ve M.P. hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri isnadıyla iddianame düzenlenerek Lice Asliye Ceza Mahkemesinde (Asliye Ceza Mahkemesi) ceza davası açılmıştır.

12. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın 2013 ile 2015 yılları arasında davadaki hâkim değişikliği veya davanın incelemeye alınmak üzere devamlı ertelendiği anlaşılmaktadır.

13. Asliye Ceza Mahkemesi 7/10/2015 tarihinde davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi gerektiğini değerlendirerek görevsizlik kararı vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ısrarlı beyanında kendisine cebir ve tehdit kullanılarak noterde evrak imzalatıldığını dile getirdiği, iddianame içeriğindeki anlatımda da mağdurun beyanlarından bahsedildiği, CMK 225/2 maddesi gereği suçun nitelendirilmesinde Mahkemenin iddia ve savunma ile bağlı olmadığı, bu itibarla mağdura yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 148/2.

Maddesi delaleti ile TCK'nın 149/1-a,c maddesinde düzenlenen birden fazla kişi tarafından birlikte yağma suçunu oluşturabileceği, bahsi geçen suçun nitelendirme ve değerlendirmesinin 5235 Sayılı Kanunun 12. Maddesi gereği üst dereceli ağır ceza mahkemesi tarafından yapılması gerektiği vicdani kanısına varılmakla aşağıdaki şekilde Mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiştir."

14. Ceza davası, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) devam etmekteyken başvurucu 3/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Ağır Ceza Mahkemesi 31/1/2018 tarihli kararıyla cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden sanıklar N.P. ile M.P. nin hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık E.P.nin beraatine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...sanıkların katılana karşı yağma suçunu işlediklerinden bahisle mahkememize görevsizlik kararı verilmiş ise de; sanıkların eyleminin yağma suçunu oluşturduğu her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle sabit olmadığından, sanıklar [N.] ve [M.nin] eyleminin katılana karşı birden fazla kişiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kanaatiyle, sanıklar [N.] ve [M.nin] sabit olan eylemlerine uyan TCK’nın 109/2, 3-b maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur."

16. İnceleme tarihi itibarıyla yargılama istinaf incelemesi aşamasında olup henüz tamamlanmamıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. G.Y., B. No: 2016/1669, 17/9/2013, § § 21-24.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 22/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, soruşturmanın hızlı yürütülmeyerek sorumluların cezalandırılmasının geciktiğini ve bu nedenle etkili soruşturma yürütülmediğini belirterek kötü muamele yasağı ile yapılan uzun yargılama nedeniyle aynı zamanda adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik Yönünden

21. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

22. Anayasa'nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

23. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

24. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

25. Başvurucu, üç kişi tarafından kaçırılarak bilmediği bir evde üç gün boyunca tutulduğunu ve niteliklerini bilmediği birtakım hukuki belgeleri imzalamaya zorlandığını iddia etmektedir. Yargı makamları, başvurucunun hürriyetinden yoksun bırakıldığını değerlendirerek iki kişinin hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu durumda muamelenin başvurucu üzerinde yarattığı korku, süresi ile başvurucunun yaşı dikkate alındığında kötü muamele yönünden aranan asgari eşik seviyesini aştığı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. İrfan Yücesoy, B. No: 2013/7625, 9/3/2016, § 39).

26. Başvurucunun yargılamanın uzun sürmesine yönelik tüm şikâyetleri kötü muamele yasağının etkili soruşturma usul yükümlülüğü kapsamında kaldığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

b. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

28. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında devletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51; Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17//2014, § 105).

29. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu çerçevesinde bireyin Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde devlet, sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve faillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu olanaklı olmazsa kötü muamele yasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamele faillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 110, 111; Adem Erden, B. No: 2015/4032, 23/1/2019, §32 ).

30. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119; Adem Erden, § 33).

31. Mahkemelerin özellikle kötü muamele niteliğindeki bir olayın zamanaşımına uğramaması için tüm gayreti sarf etmeleri ve tüm araçlara başvurmaları gerekir. Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza davası söz konusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlik ilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel bir unsur olarak sayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı gösterilecek her türlü hoşgörüden kaçınmaya olanak tanır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 120; Adem Erden, § 34).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Başvurucu, yalnızca soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesi nedeniyle sorumluların başvuru tarihinde hâlen cezalandırılmadıklarından şikâyet etmektedir.

33. Başvurucunun hürriyetinde yoksun bırakılmasına ilişkin kovuşturma ve soruşturma süreci incelendiğinde Savcılık tarafından kimliği belirlenen sorumlular hakkında ceza davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanıkların suçu sübut bulunarak hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancakanılan kararın, istinaf incelemesi aşamasında olduğu için henüz kesinleşmediği görülmektedir.

34. Bu durumda, 2009 Kasım ayında meydana gelen başvuruya konu olayın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması amacıyla yapılan ceza yargılaması 10 yılı aşkın süredir tamamlanamamıştır. Soruşturmanın başlangıcında Savcılıklar arasındaki yetki sorununun ve devamında ceza yargılaması esnasında sanıklar üzerine atılı suçun hukuki vasıflandırılmasındaki tereddüt nedeniyle oluşan görev sorununun yargılamanın aksamasına sebep olduğu ortadadır.

35. Diğer taraftan üç sanığın yargılandığı davada delil olarak sadece sanık savunmaları ile şikâyetçi beyanı dışında sadece Adli Tıp Kurumundan görüş sorulduğu tespit edilmiştir. Ayrıca görevsizlik kararı verilmeden önce Asliye Ceza Mahkemesinde davada yaklaşık iki yıl hâkim değişikliği olduğu veya karar verilmek üzere davanın defalarca incelemeye alındığı, bu nedenle de yargılamanın ertelendiği anlaşılmaktadır.

36. Hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olay çok da karmaşık bir görünüm arz etmediği gibi başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutumunu ve usule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsur da gözlenmediğinden 10 yıllık yargı süresinde makul olmayan bir gecikme söz konusudur (benzer yöndeki karar için bkz. Adem Erden, § 42).

37. Yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda kovuşturmanın özenle ve makul hızla yürütülmemesi nedeniyle etkili soruşturma-kovuşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun şikâyetinin kapsamı ile yargılama sürecinin devam ediyor oluşu ve başvuru dosyasındaki bilgiler dikkate alınarak yapılan soruşturmada yaşanan gecikmenin yanı sıra başkaca eksiklik bulunup bulunmadığının bu aşamada değerlendirilmesi gerekli görülmemiştir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının makul sürat ve özenle yargılama usul yükümlülüğü yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve maddi-manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağının makul süratle ve özenle yargılama usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

44. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Azize KADAR Vekili : Av. Serkan AKBAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/35994, 22 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  9. B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/35994
Tarih
22 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Emin Arda Büyük Başvurusu (B. No: 2017/28079)
  • Nizamettin Öztürk Başvurusu (B. No: 2016/79252)
  • Berrin Baran Eker Başvurusu (B. No: 2018/23568)
  • C.a. Başvurusu (B. No: 2018/10286)
  • Mahmut Ersert Başvurusu (B. No: 2016/67048)
  • Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Karar M.b. Başvurusu (B. No: 2018/37392)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.