İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Azize Yağız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5475)

1. Başvuru, soruşturma aşamasında yaklaşık yedi ay boyunca hâkim

Başvuru No2014/5475Tarih17 Kasım 2016Okuma18 dk · 3.510 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Azize Yağız Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/5475
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.510 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, soruşturma aşamasında yaklaşık yedi ay boyunca hâkim

önüne çıkartılmaksızın tutukluluğun devam ettirilmesi ve bu süreçte yapılan

tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi, matbu

gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul süreyi aşması, ilk derece

mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin yazılmasının ve gerekçeli

kararın tebliğinin uzun süre gecikmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; dava açıldıktan sonra yapılan kanun değişikliğiyle kaldırılan

mahkemenin, buna rağmen yargılamaya devam edip mahkûmiyet kararı vermesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/4/2014 tarihinde Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/9/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/10/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/19624

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 1/10/2010

tarihinde gözaltına alınmış ve Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 5/10/2010

tarihli ve 2010/179 Sorgu sayılı kararı ile silahlı terör örgütü üyesi olma

suçundan tutuklanmışlardır.

8. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 7/10/2010 tarihli ve

2010/71 sayılı fezlekesi ile başvurucular hakkındaki soruşturma dosyası,

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250. maddesiyle görevli bölümü)

gönderilmiştir.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 7/1/2011 tarihli ve

E.2011/50 sayılı iddianamesiyle başvurucuların silahlı terör örgütü (PKK) üyesi

olma suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır

ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.

10. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddesiyle görevli) E.2011/46 sayılı dosyası üzerinden görülen dava

başvurucular yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Anılan Mahkemenin

27/2/2013 tarihli ve E.2011/46, K.2013/149 sayılı kararı ile başvurucuların

silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 10'ar yıl hapis cezası ile

cezalandırılmalarına ve "tayin olunan

sonuç cezanın nevi ve miktarı, ceza süresi nazara alınarak"

tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Karar, başvuruculara ve

başvurucuların müdafilerine duruşmada tefhim edilmiştir.

11. Davada başvurucular ile birlikte yirmi altı sanık hakkında

hüküm tesis edildiği görülmektedir.

12. Yapılan incelemede, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

anılan mahkûmiyet kararının gerekçesinin UYAP üzerinden 11/3/2013 tarihinde

yazılmaya başlandığı, UYAP'taki gerekçeli karar dokümanının ilgililerce

31/7/2013 tarihinde onaylandığı anlaşılmıştır.

13. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya

belge sunulmamıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemede de başvurucuların

hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itiraz yoluna

başvurduklarına ilişkin bir kayda rastlanmamıştır.

14. Başvurucular Azize Yağız ve Adle Fidan 23/1/2014 tarihinde

tahliyelerine karar verilmesi talebiyle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine

başvurmuş, anılan Mahkemenin 24/1/2014 tarihli ek kararı ile başvurucuların talebinin reddine karar

verilmiştir. Başvurucu Adle Fidan karara itiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 26/2/2014 tarihli ve 2014/152 Değişik İş sayılı kararı ile

itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu Azize Yağız'ın karara yönelik bir

itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır.

15. Başvurucu Mikail Gözek ise 14/2/2014 tarihinde tahliyesine

karar verilmesi talebiyle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuş, anılan

Mahkemenin 17/2/2014 tarihli ek kararı ile başvurunun

talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu karara itiraz etmiş, Diyarbakır

6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2014 tarihli ve 2014/134 Değişik İş sayılı

kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

16. Başvurucular Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2014

ve 26/2/2014 tarihli itirazın reddi kararlarını 14/3/2014 tarihinde

öğrendiklerini bildirmişlerdir.

17. Öte yandan başvurucular, haklarında verilen mahkûmiyet

kararını temyiz etmişlerdir. Başvurucuların yanı sıra diğer bazı sanıkların

ayrıca Cumhuriyet savcısının hükmü temyiz ettiği görülmektedir.

18. Başvuru formu ve eklerinde gerekçeli kararın başvuruculara

hangi tarihte tebliğ edildiğine yönelik bir bilgi ya da belge bulunmamakla

birlikte temyiz formundan anlaşıldığı üzere başvuruculardan Mikail Gözek

23/8/2013 tarihinde, Adle Fidan 2/9/2013 tarihinde, Azize Yağız ise 3/9/2013

tarihinde gerekçeli temyiz dilekçelerini Mahkemeye sunmuşlardır. Mahkemece

temyiz istemlerine ilişkin usul işlemleri tamamlandıktan sonra dosya 12/2/2014

tarihinde Yargıtaya gönderilmiştir. Temyiz formunda dosyanın yirmi dokuz klasör

belgeden oluştuğu ifade edilmiştir.

19. Başvurucular 14/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

20. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/10/2014 tarihli ve

E.2014/5846, K.2014/10320 sayılı ilamı ile başvurucular hakkında verilen

mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün

gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" kenar

başlıklı 232. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa

geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına

konulur."

23. 5271 sayılı Kanun'un

"Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi" kenar başlıklı

(mülga) 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş,

Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve

332 nci maddeler hariç),

Dolayısıyla açılan davalar; Adalet

Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı

çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek

ağır ceza mahkemelerinde görülür."

24. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un

105. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Aşağıdaki hükümler yürürlükten

kaldırılmıştır:

...

6)

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 nci

maddeleri,

..."

25. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (21/2/2014 tarihli

ve 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan) (4) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlükten

kaldırılan 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen

mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu

mahkemelerce bakmaya devam olunur. Bu davalarda, yetkisizlik veya görevsizlik

kararı verilemez. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun

l0 uncu maddesinin kovuşturmaya ilişkin hükümleri bu davalarda da uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular, soruşturma aşamasında tutukluluk incelemelerinin

duruşmasız olarak yapılması ve ilk duruşmada hazır edilmemeleri nedeniyle

yaklaşık yedi ay boyunca hâkim önüne çıkartılmaksızın tutukluğun devam

ettirildiğini, bu süreçte yapılan tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık

görüşünün kendilerine tebliğ edilmediğini, tutukluluğun devamına ve tahliye

taleplerinin reddine ilişkin tüm kararlarda esaslı bir inceleme yapılmaksızın

matbu ifadelerin tekrarlanması suretiyle gerekçe yazıldığını, delillerin

karartılması ihtimalinin bulunmadığı olayda tutukluluğun makul süreyi aştığını;

ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin yazılmasının

ve gerekçeli kararın tebliğinin bir yılda tamamlanmaması nedeniyle dosyanın

temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya gönderilmesinin geciktiğini, bu

nedenle de tutukluluğa ilişkin şikâyetlerini temyiz mercii önünde ileri

süremediklerini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; haklarındaki yargılamayı yürüten ve 5271

sayılı Kanun'un 250. maddesine göre kurulmuş olan Mahkemenin yargılama

sırasında yapılan kanun değişikliği ile kaldırılmış olmasına rağmen bu

Mahkemece yargılamaya devam edilip mahkûmiyetlerine karar verildiğini

belirterek Anayasa'nın 37. maddesinde güvence altına alınan kanuni hâkim

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tutukluluğun tedbiren

sonlandırılması ile birlikte tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Suç İsnadına Bağlı

Tutma Yönünden

28. Başvurucular, soruşturma aşamasında yaklaşık yedi ay boyunca

mahkeme önüne çıkartılmaksızın tutukluğun devam ettirildiğini ve bu süreçte

yapılan tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün kendilerine tebliğ

edilmediğini, matbu gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul süreyi

aştığını iddia etmişlerdir.

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru süresi ve mazeret"

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekir."

31. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine

doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla

yapılması gerekmektedir.

32. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde

bu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği Kanun'da belirtilmekle birlikte başvuru

süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi hususunda Anayasa Mahkemesince,

başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi sahibi olması koşulu aranacaktır.

Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin,

tebliğ şartı öngörülmeyen hâllerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin

olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

33. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

34. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması gerekmez (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).

35. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66). Bu kapsamda "bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklu olma" durumunda, tutukluluk süresinin kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk

derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her

aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren

başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet

Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

36. Somut olayda başvurucular 1/10/2010 tarihinde gözaltına

alınmışlar ve 5/10/2010 tarihinde tutuklanmışlardır. Tutuklu olarak devam eden

yargılama sonunda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/2/2013 tarihli kararı

ile başvurucuların silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 10'ar yıl hapis

cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Anılan karar ile

başvurucular hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

20/10/2014 tarihli ilamı ile onanmış ve bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir.

Tutuklu olarak devam eden yargılamada İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet

kararının açıklandığı 27/2/2013 tarihinde, başvurucuların tutukluluk hâli bu anlamda

sona ermiştir.

37. Bu belirlemeler karşısında bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun ilk derece

mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz

merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde

yapılması gerekmektedir. Somut olayda başvurucular tarafından İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır (bkz. § 13). Bu

nedenle başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını verdiği 27/2/2013

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Başvurucuların

daha sonradan 23/1/2014 ve 14/2/2014 tarihlerinde tahliye talebinde

bulunmalarının ve bu taleplerin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2014

ve 14/2/2014 tarihli ek kararları ile reddedilmesinin bireysel başvuru süresi

üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla 14/4/2014 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz

gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkûmiyet Kararına

Bağlı Tutma Yönünden

39. Başvurucular, ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet

hükmünün gerekçesinin yazılmasının ve gerekçeli kararın tebliğinin bir yılda

tamamlanmaması nedeniyle dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya

gönderilmesinin geciktiğini, bu nedenle de tutukluluğa ilişkin şikâyetlerini

temyiz mercii önünde ileri süremediklerini iddia etmişlerdir.

40. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, § 42). Anayasa'nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfî bir

şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı korumak olup maddede öngörülen

istisnai hâllerde kişi hürriyetine getirilecek sınırlamaların maddenin amacına

uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B.

No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38).

41. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ilk istisnası anılan maddenin ikinci fıkrasında "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak

belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet

kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik tedbirlerinin uygulanması

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul edilmeyecektir. Diğer

taraftan "suç şüphesine

bağlı tutma" kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna

"bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı" ifade etmektedir (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839,

5/11/2014, § 33).

42. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına,

mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortaya

çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri dâhil ise de anılan kural, mahkûmiyet

kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır.

Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının

yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §

18).

43. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı hâlinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir.

44. Somut olayda başvurucuların 27/2/2013 tarihli mahkûmiyet

kararı sonrasında hürriyetlerinden yoksun bırakılması, Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası anlamında "suç şüphesine bağlı tutma"

kapsamından çıkmış, ikinci fıkra bağlamında "bir mahkûmiyet kararına bağlı

olarak tutmaya" dönüşmüştür (bkz. §§ 34,35). Bu aşamada özgürlükten yoksun

bırakmanın dayanağı olan hükmün gerekçesi, hükümle birlikte tümüyle tutanağa geçirilmemişse

ilgili mevzuat gereği hükmün açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde

dava dosyasına konulmalıdır (bkz. § 22).

45. İlk derece mahkemesindeki yargılamanın sona erdiği davada

temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle gerekçeli kararın dava

dosyasına konulması, sonrasında temyiz talebinde bulunan tarafların açıklanan

hükme dayanak teşkil eden gerekçeye ilişkin varsa itirazlarını bildirme

imkânına sahip olmaları gerekmektedir (Mehmet

İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 72).

46. Başvurucuların yargılandığı dava dosyası incelendiğinde, İlk

Derece Mahkemesince verilen 27/2/2013 tarihli mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin

yazımına kararın verildiği tarihten sonra on beş gün içinde başlandığı, yirmi

dokuz klasör belgeden oluşan ve yirmi altı sanık hakkında hüküm tesis edilen

davada gerekçeli kararın 31/7/2013 tarihinde UYAP üzerinden onaylandığı,

başvurucuların gerekçeli temyiz dilekçelerini kararın onaylanmasından yaklaşık

bir ay sonra Mahkemeye sundukları, Mahkemenin tarafların (Cumhuriyet savcısının

ve başvurucuların da aralarında bulunduğu birçok sanığın) temyiz istemleriyle

ilgili usul işlemlerini tamamladıktan sonra dosyayı 12/2/2014 tarihinde

Yargıtaya gönderdiği, temyiz incelemesinin dosyanın Yargıtaya gönderildiği

tarihten itibaren yaklaşık sekiz ay sonra sonuçlandırıldığı görülmektedir.

47. Başvurucuların, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı

kararına karşı itiraz yoluna başvurmadıkları, mahkûmiyete ilişkin gerekçeli

kararın 31/7/2013 tarihinde UYAP üzerinden onaylanarak erişime açık hâlde

geldiği, başvurucuların gerekçeli kararı öğrenip temyiz başvurularını yaptıktan

sonra temyize ilişkin usul işlemlerinin yapıldığı dönemde 23/1/2014 ve

14/2/2014 tarihlerinde yaptıkları tahliye talepli başvurularının İlk Derece

Mahkemesince incelendiği ve reddedildiği, ret kararına karşı yapılan

itirazların da merciince incelendiği, dolayısıyla başvurucuların tutulmalarının

hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerinin cevapsız bırakılmadığı dikkate

alındığında; başvurucuların "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak"

hürriyetlerinden yoksun bırakıldıkları 27/2/2013 tarihinden sonraki

tutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet kararına karşı, kararın

hukukiliğini temyiz mercii önünde denetletme hakkını kullanmaktan yoksun

kaldıkları ya da gerekçeli kararın yazımınındaki gecikme dolayısıyla

tutulmalarına karşı yetkili yargı merciine başvuramadıkları söylenemez.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucuların mahkûmiyet sonrası

tutulmaları yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Ön Sorun Hakkında

49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi ve

6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, "ikincil nitelikte" bir kanun yolu olup

bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.

50. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler

ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17). Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da

olan başvuru yolları etkili değilse Anayasa Mahkemesi somut olayın koşullarını

dikkate alarak bir başvurunun incelenmesine karar verebilir (Ümit Ata, B. No: 2012/254, 6/2/2014, §

33).

51. Somut olayda başvurucuların Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin 27/2/2013 tarihli nihai kararına karşı temyiz yoluna başvurdukları

ancak temyiz sonucunu beklemeden 14/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulundukları anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkeler

ışığında başvurucuların başvuru tarihi itibarıyla başvuru yollarını tüketmeden

bireysel başvuruda bulundukları anlaşılmakta ise de bireysel başvuru sürecinde

söz konusu hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 20/10/2014 tarihinde

onanarak kesinleştiği (bkz. § 20), somut olayın koşullarında başvuru yollarının

tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,

2/7/2015, § 33).

b. Şikâyetin

Değerlendirilmesi

52. Başvurucular, haklarındaki yargılamayı yürüten ve 5271

sayılı Kanun'un 250. maddesine göre kurulmuş olan Mahkemenin yargılama

sırasında yapılan kanun değişikliği kaldırılmış olmasına rağmen bu Mahkemece

yargılamaya devam edilip mahkûmiyetlerine karar verildiğini iddia etmişlerdir.

53. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde

açıkça, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak yasa ile kurulmuş bir

mahkeme tarafından davanın dinlenilmesini isteme hakkından söz edilmiştir. Bu

hak, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının

da zımni bir unsuru olmakla beraber (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004),

yargılamayı yapan mahkemenin yasayla kurulması gerekliliği Anayasa'nın 37.

maddesinde ayrı ve açık bir hükümle düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasa'nın

bütünlüğü ilkesi gereği, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve

yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa'nın 142. maddesinin

de kanuni hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 77).

54. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında da

belirtildiği gibi doğal (kanuni) hâkim ilkesi, suçun işlenmesinden veya

çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini yasanın belirlemesi

şeklinde tanımlanmaktadır. Doğal hâkim ilkesi yargılama makamlarının suçun

işlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra kurulmasına veya

yargıcın atanmasına, başka bir anlatımla sanığa veya davanın taraflarına göre

hâkim atanmasına engel oluşturur (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015).

55. Bununla birlikte kanuni hâkim güvencesi, yeni kurulan

mahkemelerin veya kurulu bulunan mahkemelere yeni atanan hâkimlerin önceden

işlenen suçlara ilişkin olarak hiçbir şekilde yargılama yapamayacakları

biçiminde anlaşılamaz. Belirli bir olay, kişi veya toplulukla sınırlı olmamak

kaydıyla yeni kurulan bir mahkemenin veya kurulu bulunan bir mahkemeye yeni

atanan hâkimin kurulma veya atanma tarihinden önce gerçekleşen uyuşmazlıklara

bakması kanuni hâkim güvencesine aykırılık teşkil etmez (AYM, E.2014/164,

K.2015/12, 14/1/2015).

56. Bu kapsamda bir kuralın belirli bir suçun işlenmesinden

sonra bu suça ilişkin davayı görecek yargı yerini belirlemeyi amaçlamaması,

yürürlüğü müteakip kapsamına giren tüm davalara uygulanması hâlinde doğal hâkim

ilkesine aykırılık söz konusu olamaz (AYM, E.2009/52, K.2010/16, 21/1/2010).

57. Başvurucular hakkındaki yargılama, 5271 sayılı Kanun'un 250.

maddesiyle kurulmuş ağır ceza mahkemesince yapılmıştır. Yargılama sürerken 6352

sayılı Kanun yürürlüğe girmiş ve bu Kanun'un 105. maddesinin (6) numaralı

fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer

bir ifadeyle 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuş ağır ceza

mahkemeleri kapatılmış, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu'nun (TMK) 10. maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemeleri

kurulmuştur. Ancak kapatılan mahkemelerde görülen davalara kesin hükümle

sonuçlanıncaya kadar bu (kapatılan) mahkemelerce bakılacağı 6352 sayılı

Kanun'un geçici 2. maddesiyle hüküm altına alınmıştır.

58. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (4) numaralı

fıkrasında, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte açılmış ve devam etmekte olan

davaların, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuş ağır ceza

mahkemelerinde devam edeceği ve bu mahkemelerin yeni kurulan mahkemeler

nedeniyle görevsizlik ve yetkisizlik kararı veremeyecekleri belirtilerek uzun

süredir devam eden davalarda başa dönülmesinin ve suçun işlenmesinden sonra

yargı yerinin değiştirilmesinin önüne geçilmiştir. Dolayısıyla bu kuralla suçun

işlenmesinden sonra yargı yeri belirlenmemiş, aksine suçun işlenmesinden sonra

kurulan mahkemelere davaların görevsizlik veya yetkisizlikle gönderilmesi

önlenerek suçun işlenmesinden önce kurulan mahkemelerde davanın devam etmesi

sağlanmıştır (AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013). Bu bakımdan,

başvurucuların yargılamasına 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuş

ağır ceza mahkemesince devam edilmesinin ve anılan mahkemece başvurucular

hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinin kanuni hakim güvencesine aykırı bir

yönü bulunmamaktadır (Deniz Seki, B.

No: 2014/5170, 25/6/2015, § 56).

59. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların adil yargılanma hakkı

kapsamında "kanuni hâkim güvencesinin" ihlal edildiği iddialarına

ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suç isnadına bağlı

tutma yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkûmiyet kararına

bağlı tutma yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı

kapsamında kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucular

:

1. Azize

YAĞIZ

2. Adle

FİDAN

3. Mikail

GÖZEK

Vekili

:

Av. Keziban

YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5475, 17 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Suç isnadına bağlı
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Necipoğlu
  14. Hakyemez
  15. Yağız
  16. Fidan
  17. Gözek
  18. Yılmaz
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5475
Tarih
17 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Adem Seven Başvurusu (B. No: 2014/6973)
  • Cihat Emektar Başvurusu (B. No: 2014/3747)
  • İ.g. Başvurusu (B. No: 2014/4189)
  • Sadık Arslan Başvurusu (B. No: 2014/7291)
  • Hüseyin Sarıkaya Başvurusu (B. No: 2014/20198)
  • Emine Yatkın Başvurusu (B. No: 2014/8132)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.