İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Barış Toylak Başvurusu (B. No: 2016/10047)

1. Başvuru, ev araması sırasında polis tarafından darbedilme

Başvuru No2016/10047Tarih15 Ocak 2020Okuma18 dk · 3.650 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Barış Toylak Başvurusu

Karar tarihi
15 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/10047
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.650 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ev araması sırasında polis tarafından darbedilme

iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen Tunceli Cumhuriyet

Başsavcılığının (Savcılık) soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Soruşturmanın

Başlaması

8. Başvurucu hakkında silahlı bir terör örgütüne üye olduğu

iddiasıyla Savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 12/8/2015

tarihinde başvurucunun evinde arama yapılmıştır.

9. Arama sonrasında başvurucu gözaltına alınmış ve Savcılık

tarafından ifadesi alındıktan sonra aynı gün serbest bırakılmıştır.

10. Başvurucu, Savcılık ifadesinde arama yapıldığı esnada

şiddete maruz kaldığından bahisle arama yapan polislerden şikâyetçi olmuştur.

Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bana yöneltilen suçlamalar ile ilgili ifadem

yukarıda belirttiğim gibidir. Bu sabah aramayı gerçekleştiren özel harekat

görevlileri hakkında şikayetçiyim. Bu konuda ayrıca avukatım vasıtasıyla suç

duyurusunda bulunacağım ben evde bu sabah tek başıma kalıyordum. Ben arka odada

kalıyordum. Kapının çalındığını duymadım, evin kapısı kırılarak içeri girildi.

Özel Harekat Görevlileri içeri girdiler beni yere yatırdılar ters kelepçe

taktılar Özel Harekat Görevlisi botuyla kafamın üzerine baskı uyguladı, bunun

üzerine burnum halıya sürtündü, burnum kanadı, şu anda da görüldüğü şeklide

kızarıklık oluştu.

..."

11. Başvurucu 13/8/2015 tarihinde Savcılığa dilekçeyle

müracaatta bulunarak şikâyetini yazılı olarak tekrarlamıştır. Bu dilekçe

üzerine başvurucunun ifadesi Savcılık tarafından müşteki sıfatıyla bir kez daha

alınmıştır. 13/8/2015 tarihli ifadenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dün 12/08/2015tarihinde sabah saat 05:30 da

kolluk kuvvetleri ikamet ettiğim eviminkapısını kırmak sureti ile içeri

girdiler. Bir anda benim ellerimi arkadan kelepçeleyip yere yatırdılar. Bu

sırada bana müdahale eden polislerden biri kafama ayağı ilebasarak burnumun

zarar görmesine sebep oldu. Beni darp etti. Ellerim kelepçelendikten

sonrakaldırıp koltuğa oturttular ve evim ile ilgili arama kararı olduğunu

söylediler. Ancak öncesinde kapıyı kırıp girip bana müdahale ettiler. Bu

müdahale sırasındakafama ayağı ilebasıp yaralanmama sebep olan polisten

şikayetçiyim.Yüzünü görmedim. Kim olduğunu bilmiyorum. Tunceli Cumhuriyet

Başsavcılığının 2014/506 sayılı soruşturma dosyasında olay günü benim ile

ilgili adli rapor alınmıştı. Beni darp eden şahıstan şikayetçiyim.

..."

12. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmanın

dosyası Savcılık tarafından 7/9/2015 tarihinde başvurucu hakkında yürütülen

soruşturma dosyası ile aralarında hukuki ve fiilî irtibat bulunduğu

gerekçesiyle birleştirilmiştir.

B. Soruşturma İşlemleri

13. 12/8/2015 tarihinde başvurucunun evinde yapılan arama

sonrası arama ve elkoyma tutanağı düzenlenmiştir. Tutanağın ilgili kısımları

şöyledir:

"...

... biz görevlilerce gerekli emniyet

tedbirleri alınarak kapı usulüne uygun olarak çalındı, kapıyı açan kimse

olmaması üzerine Özel Harekat Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından koç başı

tabir edilen cisim ile kırılarak ikamete girildi. İkamet içerisinde yapılan

kontrollerde ikamette şüpheli Barış TOYLAK'ın olduğu ve başka kimsenin olmadığı

tespit edildi ve şüpheli Barış TOYLAK'a Tunceli Sulh Ceza Hakimliği'nin kararı

okunarak arama yapılacağı söylendi ve şahsın arama işlemine herhangi bir

itirazının olmaması üzerine galoş giyilmek suretiyle Mahalle muhtarıC. Y. ile

birlikte girilerek arama işlemine başlandı. Şahsın direnmesi üzerine orantılı

güç kullanıldı.

...

Bahse konu ikamette arama yapılmadan önce

muhtar ve şüpheli Barış TOYLAK'a arama işleminin bölüm bölüm yapılacağı ve her

bölümde muhtarın bulunacağı ve kamera marifeti ile kaydedileceği şahıslara

bildirilmiştir.

..."

14. Soruşturma kapsamında Savcılık 2/2/2016 tarihinde Tunceli İl

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne müzekkere yazarak aramada

görev yapan polis memurunun şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmak üzere

müracaatının teminini istemiştir. Yazının ilgi kısmı şöyledir:

"...

Soruşturma dosyası kapsamında 12/08/2015

tarihinde dosyada şüpheli olarak yer alan Barış TOYLAK'ın 13/08/2015 tarihli

şikayeti ile ilgili olarak müşteki şüpheli Barış TOYLAK'ın ikamet adresinde

arama ve el koyma işlemi yapan görevli personel listesi kontrol edilerek,ekte

sunulu müşteki ifadesinde belirtmiş olduğu ve şikayetçi olduğu görevli polis

memurunun şüpheli sıfatı ile ifadesi alınmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığımıza

müracaatının sağlanması rica olunur.

..."

15. Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü 3/3/2016 tarihli bir yazıyla

Savcılığa cevap vermiş ve aramaya katılan polislerin sicillerinin de yer aldığı

bir araştırma tutanağını yazı ekinde göndermiştir. 23/2/2016 tarihli tutanağın

ilgili kısmı şöyledir:

"...Konu ile ilgili yapmış olduğumuz

araştırmalarda Barış TOYLAK isimli şahsın 12/08/2015 tarihinde yapılan ev

aramasında şahsın görevli Polis Memurlarına direndiği ve görevli Polis

Memurlarının da 'Şahsın direnmesi üzerine orantılı güç kullanıldığı' ibaresinin

yazıldığı Soruşturma Dosyası içerisinde yer alan 12/08/2015 tarihli Arama ve El

Koyma tutanağında belirtildiği görülmüştür.

12/08/2015 tarihinde şahsın gözaltına alınmadan

önce Tunceli Devlet Hastanesinden alınan Genel Adli Muayene Raporunun sonuç

kısmında da belirtildiği üzere 'Çekilen grafite kırık bulgusuna rastlanmadı.

BTM ile giderilebilir. İlk Muayene bulgularına göre hayati tehlikesi

bulunmamaktadır.' yazıldığı görülmüştür.

Şahsın 13.08.2015 tarihinde Tunceli Cumhuriyet

Başsavcılığı Soruşturma Bürosuna 2015/1478 sayılı dosyası kapsamında belirtmiş

olduğu 'Ancak öncesinde kapıyı kırıp girip bana müdahale ettiler. Bu müdahale

sırasında kafama ayağı ile basıp yaralanmama sebep olan polisten şikâyetçiyim.

Yüzünü görmedim kim olduğunu bilmiyorum.' İfadesinden de anlaşılacağı üzere

bahsettiği polis memurunun arama ve el koyma işlemi yapan görevli personel

olmadığı değerlendirildiğinden, yapılan operasyonlarda arama ve el koyma işlemi

yapan görevli personelin Özel Hareket Şube Müdürlüğü personelince konut, bina

vs. yapılan gözlemler sonucunda şahıs/şahıslarm kontrol altına alındıktan sonra

Özel Hareket Şube Müdürlüğüne bağlı personelin 'İçerisi Temiz' komutu üzerine

girildiğinden adı geçen şahsa ilk müdahalenin de Özel Harekât Şube Müdürlüğüne

bağlı Polis Memurlarınca 2559 sayılı PVSK.(Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu)

Madde 16 kapsamında yapıldığı değerlendirilmektedir.

Konu ile ilgili olarak 12/08/2015 tarihinde

(...) Merkez Tunceli adresine yönelik gerçekleştirilen operasyonda Özel Harekat

Şube Müdürlüğünce görevlendirilen personelin isim listesi 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 20. Maddesi kapsamında gönderilmemiş gerçekleştirilen

operasyona katılan personelin sicil numaraları aşağıda belirtilmiş ..."

C. Sağlık Raporları

16. Yapılan ev araması sonrası başvurucu, kolluk tarafından

Tunceli Devlet Hastanesinde muayene ettirilerek hakkında rapor tanzim

ettirilmiştir. 12/8/2015 tarihli söz konusu kesin nitelikteki raporda; burun

üstünde sol tarafta abrazyon olduğu,

hayati tehlikenin bulunmayıp yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle

giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olduğu kayıtlıdır.

D. Başvurucu Hakkında

Yürütülen Soruşturma

17. Savcılıkça başvurucu hakkında 6/4/2016 tarihli iddianameyle

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.

18. Başvurucu hakkındaki yargılama Tunceli 1. Ağır Ceza

Mahkemesinde devam etmektedir.

E. Başvuruya Konu

Soruşturma Neticesinde Verilen Karar

19. Savcılık 6/4/2016 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetine

konu eylemi zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle yaralama

suçu kapsamında görerek başvurucunun yaralanmasının basit nitelikte olması

nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Müşteki şüphelinin kendisine yönelik yaralama

eylemi ile ilgili yapılan değerlendirmede, Cumhuriyet Başsavcılğıımızca

yürütülmekte olan soruşturma dosyası kapsamında Tunceli Sulh Ceza Hakimliğinin

11/08/2015 tarih ve 2015/683 Değişik İş Sayılı Arama ve El Koyma Kararına

istinaden kimlik bilgileri tespit edilemeyen faili meçhul görevli polis

memurlarınca müşteki şüphelinin ikametgah adresinde arama yapıldığı, arama

sırasında görevli polis memurlarının müdahalesi sırasında müşteki şüphelinin

burnundan hafif şekilde yaralandığı, müşteki şüphelinin yaralanmasının müdahale

sırasında yerde yatar vaziyette bulunması sebebiyle sürtünmeye bağlı olarak

meydana geldiği, kimlik bilgileri tespit edilemeyen görevli polis memurunun

müşteki şüpheliye yönelik eylemi görevi yerine getirmek için zor kullanma

yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, görevli polis memurunun zor

kullanma yetkisinin sınırını aştığına dair bir delil bulunmadığı, Yargıtay'ın

bu konudaki emsal kararlarında zor kullanma yetkisinin sınırının aşılmasının

ancak TCK.'nın 86/2 maddesi kapsamında basit yaralamadan daha ağır bir sonucun

bulunması halinde mümkün olacağı, müşteki şüpheli bakımından direnme hakkı

kapsamında da aynı durumun geçerli olduğu, bu durumda görevli polis memurunun

eyleminin PVSK'nın 16. Maddesinde düzenlenen zor kullanma yetkisi kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği, uygulamada benzer iddialar sebebiyle Yargıtay

İçtihatlarına da somut olayımıza benzer eylemlerin bu kapsamda

değerlenldirildiği, bu sebeple de kimlik bilgileri tespit edilemeyen görevli

polis memuru hakkında kamu davası açılamayacağı tüm dosya kapsamından

anlaşılmakla;

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, olay

sebebiyle;

Faili meçhul şüpeli hakkında kamu adına

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA,

..."

20. Başvurucu, bu karara itiraz edebilmek için soruşturma

dosyasının örneğini 19/4/2016 tarihli dilekçe ile Savcılıktan talep etmiştir.

Savcılık 19/4/2016 tarihli derkenarıyla dosyada gizlilik kararı bulunduğunu

belirterek talebi reddetmiştir.

21. Başvurucunun ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

yaptığı 28/4/2016 tarihli itiraz Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/5/2016

tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

22. Başvurucu 17/5/2016 tarihinde tebliğ edilen karara karşı

24/5/2016 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren

veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir

yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki

etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması

halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli

para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

…

işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

24. 5237 sayılı Kanun'un "Zor

kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı

256. maddesi şöyledir:

"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

25. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet

savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir

hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek

üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin

dosyayı inceleme yetkisi" kenar başlıklı 153. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya

içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak

alabilir.

(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya

belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek

ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu

karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda

verilebilir:

...

(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin

ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır

bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında,

ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından

kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış

delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak

alabilir..."

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin "İşkence yasağı" kenar başlıklı

3. maddesi şöyledir:

"Hiç

kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi

tutulamaz."

28. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin

7. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane,

insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruz

bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da

bilimsel deneylere tabi tutulamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; evinde yapılan arama sırasında görevli polislere

direnmemesine rağmen polis tarafından darbedildiğini belirterek yaptığı

şikâyetin soruşturma makamı tarafından ciddiye alınmadığını iddia etmektedir.

Başvurucu olayla ilgili delil araştırması yapılmadığından, soruşturma

dosyasındaki bilgi ve belgelerden gizlilik kararı nedeniyle haberdar

olamadığından da yakınmaktadır. Başvurucu aramaya katılan polis memurlarının

kimliklerinini tespit edilememesinin mümkün olmadığını vurgulamaktadır.

Başvurucu, şikâyetine konu olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesi nedeniyle etkili başvuru hakkının ve kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiş ve etkili başvuru hakkından

ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

32. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da

cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem

bireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma

yükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu,

negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün

alanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer

yöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:

2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas,

B. No: 2014/7703, 2/2/2017, § 49).

33. Somut olayda başvurucu, polis tarafından darbedildiği

şikâyetinin etkili bir şekilde soruşturulmadığını ileri sürmüş ise de başvuru

formu ve ekleri ile soruşturmadaki deliller söz konusu iddiayı bu aşamada

incelemeye imkân vermemektedir. Bu nedenle somut olaya ilişkin değerlendirme,

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, sadece devletin pozitif

yükümlülüğüne bağlı olarak ve etkili soruşturma yükümlülüğü bakımından

yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

35. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir de usul boyutu bulunmaktadır. Bu usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet; her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının

sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın

temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde

uygulanmasını güvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı

olaylarda bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap

vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

36. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını

gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,

sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan

kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

37. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını,

sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır.

Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın

17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma

ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza

kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).

38. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve

derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu

kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile

kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları

toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Olayın ertesi günü başvurucunun şikâyeti üzerine Savcılık

tarafından soruşturma numarası verilerek adli soruşturma başlatıldığı

görülmektedir. Bununla birlikte Savcılığın şikâyetin aydınlatılmasına yönelik

ilk ve tek araştırması 2/2/2016 tarihinde Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkereden ibarettir (bkz. § 11). Söz

konusu müzekkere, şikâyet tarihinden yaklaşık altı ay sonra yazılmıştır.

40. Başvurucunun evinde yapılan arama neticesi düzenlenen arama

tutanağı içeriğinde arama işleminin kamera kaydına alındığı belirtilmesine

rağmen Savcılık, kamera görüntülerini temin etme yönünde bir adım atmamıştır.

Bununla birlikte söz konusu tutanakta arama sırasında mahalle muhtarının da

hazır bulunduğu görülmektedir. Şikâyete konu olay hakkında bilgisi olabilecek

muhtarın tanıklığına Savcılık tarafından başvurulmamıştır. Savcılıkça verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda söz konusu tanığın ifadesine neden

başvurulmadığı konusunu açıklığa kavuşturabilecek bir gerekçeye de

rastlanmamıştır.

41. Soruşturmada takip edilecek yöntem ve buna ilişkin süreç

soruşturma merciinin takdirinde olmakla birlikte bu takdir kullanımının

gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından elverişli olanlara yönelmeyi

gerektirdiği açıktır. Savcılık başvurucunun şikâyetini ayrı bir soruşturma

numarasına kaydetmesine rağmen sonrasında başvurucu hakkında yürütülen

soruşturmayla birleştirme yolunu seçmiştir. Bu sayede başvurucu hakkında

yürütülen soruşturma dosyası için verilen erişim kısıtı kapsamına başvurucunun

şikayetiyle başlatılan soruşturma otomatik olarak dahil edilmiştir. Bununla

birlikte özellikle başvurucunun hazır bulunmaya yetkili olduğu ev araması

sonrasında tanzim edilen tutanak dâhil soruşturma dosyasında bulunan tüm

belgelere başvurucunun erişmesine engel olunduğu görülmektedir. Buna bağlı

olarak soruşturma makamının başvurucunun soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde

etkili katılımını sağlayamadığı gibi başvurucuyu böyle bir katılımı sağlamaya

elverişli bir araçtan da yoksun bıraktığı sonucuna varılmıştır.

42. Öte yandan olayın tarafı olan polisler tarafından düzenlenen

arama tutanağında başvurucunun aramaya rıza gösterdiği belirtilmiş olmasına

rağmen sonrasında direndiği ve kendisine orantılı güç kullanıldığı şeklinde

çelişkili sayılabilecek ifadelerin mevcut olduğu görülmektedir. Soruşturma

makamı tarafından bu hususun aydınlatılmasına ve çelişkilerin giderilmesine

yönelik bir adım atılmamıştır.

43. Savcılık başvurucunun şikâyetine konu soruşturma neticesinde

verdiği ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda polislerin eyleminin zor

kullanma yetkisi kapsamında kaldığını ve sınırın aşılmadığını belirtmiştir.

Başvurucunun nasıl ve ne şekilde görevli polislere direndiği yönünde Savcılıkça

yapılmış bir tespit söz konusu değilken polis müdahalesinin neden orantılı

kabul edildiği karar gerekçesinden anlaşılamamaktadır.

44. Savcılıkça başvurucunun şikâyetine konu edilen olayın

gerçekleşme koşullarının ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için tanık

ifadesine başvurulmaması,arama sırasındaki kamera kayıtlarının incelenmemiş

olması, polis tutanağında yer alan çelişkilerin giderilememiş olması ve

başvurucunun soruşturmaya etkin bir katılımının sağlanmamış olması hususları

bir bütün olarak gözetildiğinde soruşturmanın

tam ve etkin şekilde yürütülmediği sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul yükümlülüğü

yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46.

6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ve (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,

66-67).

51. Başvuruda, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü

muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal bir karara varmak için gerekli

olan deliller toplanıp yeterli inceleme yapılmadan Cumhuriyet Başsavcılığınca

verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden etkin bir adli soruşturma yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden soruşturma bireysel başvuruya

özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu

kapsamda yapılması gereken iş öncelikle ihlale yol açan ek kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın ortadan kaldırılması ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir soruşturma yapılmasından ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden soruşturma yapılmak üzere Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma

No. 2014/506) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 10.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Mustafa EKİM Başvurucu : Barış TOYLAK Vekili : 1. Av. Meral HANBAYAT YEŞİL : 2. Av. Ümit SİSLİGÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/10047, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Soruşturmanın
  7. B. Soruşturma İşlemleri
  8. C. Sağlık Raporları
  9. D. Başvurucu Hakkında
  10. E. Başvuruya Konu
  11. IV. İlgili Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası Hukuk
  14. V. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  18. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/10047
Tarih
15 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Mustafa Başvurusu (B. No: 2017/21827)
  • Tuncay Gürsen Başvurusu (B. No: 2016/35379)
  • İlker Düztaban Başvurusu (B. No: 2017/34592)
  • Arif Dilekçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25907)
  • Turgut Altınok Başvurusu (B. No: 2017/36724)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2017/21012

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.