İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Turgut Altınok Başvurusu (B. No: 2017/36724)

1. Başvuru, başvurucunun şeref ve itibarına yönelik sözlere

Başvuru No2017/36724Tarih29 Ocak 2020Okuma16 dk · 3.267 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Turgut Altınok Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/36724
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.267 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun şeref ve itibarına yönelik sözlere

karşı açtığı tazminat davasının reddi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Olayların geçtiği tarihte Ankara'nın Keçiören ilçesi belediye

başkan adayı olan başvurucu 1994-2009 tarihleri arasında üç dönem Keçiören

Belediyesi başkanlığı yapmış -2019 yerel seçimlerinde yeniden Keçiören Belediye

başkanı seçilmiş olan- aktif bir siyasetçidir. Davalı ise Keçiören ilçesinde

yaşayan ve seçmen sıfatını haiz bir vatandaştır.

7. Başvurucunun belediye başkanlığı yaptığı dönemlerde, bazı

esnaf ve pazarcılara çeşitli baskılar uygulandığı iddiaları kamuoyunda

tartışılmıştır. Davalının savunmaları ve dosya içerisinde yer alan bilgilere

göre olayın arka planı ile ilgili basında yer alan bazı haberler şöyledir:

i. T. isimli internet gazetesinde 29/8/2008 tarihinde "Flörte dayak meyhaneye kilit"

başlığıyla yer alan haberin ilgili kısımları:

"...Büfeci dayağıyla gündeme gelen

Ankara’nın en büyük ilçesi Keçiören’de 1994’te 22 olan içkili restoran sayısı

şu anda '0'. Eski belediye başkanı H.K. görevi AKP’li Turgut Altınok’a teslim

ettikten sonra yaşananları şöyle anlattı: 'Kimseye içkili yer ruhsatı

vermediler. Baskı ve şiddetle bütün restoranlar kapatıldı.'

'A takımı'ndan dayak

Keçiören’in Altınok’tan önceki Belediye

Başkanı H.K., 'Benim dönemimde içkili restoran için talepte bulunan ve şartları

belediyemizce uygun görülen her işletmeye ruhsatı verildi. 1994’te, 22 içkili

restoran vardı. Hatta belediyemize ait bir tesisi kiraya verip içkili restoran

haline getirmiştik. Biz görevi Altınok’a teslim ettikten birkaç yıl sonra tüm

restoranlar baskı ve şiddet kullanılarak kapatıldı. Kimseye de içkili restoran

ruhsatı verilmedi. Adını ’A Takımı’ koydukları bir ekip oluşturarak parklarda

elele tutuşanlara dayak attılar, büfecilere saldırdılar' dedi.

Arabistan'a çevirdiler

Keçiören’de kapatılan son içkili restoranın

sahibi olan SHP Ankara İl Başkanı [C.K.] da restoranının kapatılma sürecini

şöyle anlattı: 'Altınok göreve başladıktan birkaç ay sonra sürekli taciz

edilmeye başlandık. Restoranımız sürekli kapatılıyor ve baskı altında

bırakılıyorduk. Müşterilerimiz tedirgin olmaya başlamıştı. ’A Takımı’ denilen

ekip kurarak müşterilerimizi korkutuyorlardı. Biz de bir süre sonra restoranı

kapatmaya karar verdik. Keçiören’i, aradan geçen 14 yıl içinde Arabistan’a

çevirdiler'

Korku imparatorluğu

H. gazetesine konuşan ve baskılardan

korktukları için isimlerinin yazılmasını istemeyen alkollü içki satan büfe

sahiplerinin birçoğu, Altınok’un göreve başlamasının ardından içki satışları

nedeniyle kendilerine baskı yapılmasından yakındılar. Ramazan ayında baskıların

daha da arttığını söyleyen başka bir büfeci ise şunları söyledi:

'İçki sattığımız için Ramazan ayında büfenin

açılmasını istemiyorlar. Zabıtalar sürekli kontrole geliyor ve ’gözünün

üzerinde kaşın var’ diyerek sudan sebeplerle tutanak tutup büfeleri

kapatıyorlar. Fiziki güç kullanarak Keçiören’de korku imparatorluğu kurdular.

İnsanlar ellerine içki alıp evlerine getirmeye korkar oldu.'..."

ii. T. isimli internet gazetesinde 9/10/2008 tarihinde "Dövdüler bir de üstüne para istiyorlar"

başlığıyla yer alan haberin ilgili kısımları şöyledir:

"Keçiören Belediye Başkanı Turgut

Altınok, dükkânına gelen iki belediye zabıtası tarafından dövüldüğü kamera

görüntüleriyle ortaya çıkan esnaf M.Ş. ile babası P.Ş. hakkında, kişilik

haklarına hakarette bulundukları iddiasıyla toplam 50 bin YTL’lik iki ayrı

tazminat davası açtı.

... söz konusu olayın ardından M. ve babası

P.nin bakkal dükkânının kapısına, 'Şehir eşkiyalarının başı Turgut Altınok...'

ve 'Turgut gidecek şehir eşkiyalığı bitecek' yazılı pankartlar astıkları

belirtildi..."

. "

iii. H. gazetesinin 8/7/2010 tarihli nüshasında "Savcı Keçiörende A Takımını Arıyor"

başlıklı haberin ilgili kısımları şöyledir:

"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Keçiören

ilçesinde sık sık dayak olaylarıyla gündeme gelen 'A Takımı' hakkında

soruşturma başlattı. Savcılık yine bir dayak olayına karışan 'A Takımı'

üyelerinin tespit edilerek ifadelerinin alınması için Etlik Polis Merkezi’ne

talimat gönderdi. Polislerin 'A Takımı' üyelerini tanımalarına rağmen hala

ifadelerinin alınmadığı iddia edildi.

...Yıllardır Keçiören’de varlığı iddia edilen

ancak ispatlanamayan 'A Takımı', ilk kez bir savcılık soruşturmasıyla resmi

kayıtlara geçti.

Cumhuriyet Savcısı, polise gönderdiği yazıda

Kanuni Parkı’nda bir kişinin dövülmesi olayına karıştığı iddia edilen 'A

Takımı’na' mensup kişilerin ifadelerinin alınmasını istedi. Ancak, aradan iki

ay geçmesine rağmen bu kişiler polis tarafından bulunamadı..."

8. Davalı, başvurucunun belediye başkanı adaylığını açıkladığı

dönemde; 16/1/2014 tarihinde başvurucu hakkında üçüncü bir şahıs tarafından

Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde yazılan bir bildirimi retweet (yeniden gönderim) yapmak

suretiyle takipçileri ile paylaşmıştır. İlgili paylaşım şu şekildedir:

"Pazar eşkiyası Turgut Altınok, ben sana

aday olmazsın demedim, adam olamazsın demiştim, yine haklı çıktım."

9. Başvurucu, paylaşımda geçen ifadeler nedeniyle davalının

hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştur. Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 7/5/2014 tarihli iddianamesiyle başvurucunun hakaret

suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. Yargılamayı yapan Ankara 33. Asliye

Ceza Mahkemesi davalının "hakaret

suçunu işlediğini anlaşılması nedeniyle" 1.800 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve hükmün açıklanmasını geri

bırakmıştır. Verilen karar itiraz üzerine kesinleşmiştir.

10. Anılan paylaşım üzerine başvurucu, davalı hakkında manevi

tazminat davası açmıştır. Yargılamayı yapan Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

21/3/2017 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"...Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesi'nin

2014/1227 Esas sayılı dosyasında; ...yaptırılan bilirkişi incelemesi ile

[E.K]'nin 'Pazar eşkiyası Turgut Altınok, ben sana aday olmazsın demedim adam

olamazsın demiştim. Yine haklı çıktım' şeklinde hakaret içeren ifadeleri alıntı

da olsa paylaşmak suretiyle katılımda bulunduğu, bu ifadeleri retweetlemek

suretiyle eylemini gerçekleştirdiği, ... sanığın hakaret suçunu işlediği

anlaşıldığından eylemine uyan TCK'nın 125/2.maddesi delaletiyle 125/1. Maddesi

gereğince ...90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verildiği, kararın 03/04/2015

tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

TMK. nun 24/1 maddesine görehukuka aykırı

olarak kişilik hakkına saldırılan kimse hakimden saldırıda bulunanlara karşı

korunmasını isteyebilir. TBK.nun 58.maddesine göre de kişilik hakkının

zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat

adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Bu davada; davalı,

www.twitter.com isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait olan Emrah

Kabadayı isimli profilden 'Pazar Eşkiyası Turgut Altinok Ben sana aday

olamazsın demedim, Adam olamazsın demiştim. Yine haklı çıktım.' şeklinde

sözlerle davacıyı küçük düşürücü, onu aşağılayıcı, hakaret içeren sözler

söylediği, böylece davacının kişilik haklarını ihlal ettiği sabit olmuştur. Her

ne kadar davacı, siyasetçi olup ağır eleştirilere katlanmak zorunda olsada,

davalının paylaştığı sözler eleştiri sınırını aşmakta doğrudan davacının

kişilik haklarına hedef almaktadır. Bu nedenle kişilik hakları ihlal edilen

davacının manevi tazminat istemeye hakkı bulunmaktadır.

11. Davalının istinaf yargı yoluna başvurması üzerine Ankara

Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi 15/9/2017 tarihli kararıyla kararın

kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Gerekçeli

kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...Ceza dava dosyasında her ne kadar

davalı, davacıya yönelik hakaret suçundan yargılanmış ve hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de,... hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder

nitelikte bir hüküm olmadığından hukuk yargıcı yönünden ortada bağlayıcı

nitelikte bir ceza mahkemesi kararı bulunmamaktadır.

Davacı, dava dilekçesinde de beyan ettiği

üzere 1994-2009 yılları arasında Ankara’nın Keçiören ilçesinde belediye

başkanlığı yapmış bir siyasetçidir. Dava konusu olan ifadeler, 30.03.2014

tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerde davacının bir kez daha belediye

başkanlığına aday olmasından sonra internet ortamında paylaşılmış olup

seçimlerin yaklaştığı bir dönemde, seçmenlerin siyaset ve siyasetçiler hakkında

yorum ve eleştirilerde bulunmaları demokratik hakları olup, söz konusu

ifadelerin yazıldığı zaman diliminden bağımsız olarak değerlendirilmesi doğru

olmayacaktır.

Aynı zamanda davacının daha önce üç dönem

belediye başkanlığı yaptığı yeni seçimler öncesinde yeniden belediye

başkanlığına aday olduğu, davalının Ankara/Keçiören’de yaşayan bir seçmen

sıfatı taşıdığı unutulmadan davalının paylaşımının ifade özgürlüğü sınırlarını

aşıp aşmadığının değerlendirilmesi gereklidir.

...Somut olaya baktığımızda, davacının üç

dönem belediye başkanlığı yapmış bir siyasetçi, davalının ise davacının

adaylığını koyduğu seçim çevresinde yaşayan bir seçmen olduğu, davacının

siyaseti seçmekle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dediği gibi bilinçli olarak

eylem ve davranışlarını vatandaşların kontrolüne açık bıraktığı, dava konusu

paylaşımın davacının yeni seçimler öncesinde yeniden belediye başkanlığına aday

olduğu bir ortamda yapıldığı değerlendirildiğinde, ortaya çıkacak kamusal yarar

nedeniyle davacının sert, ağır ve hatta incitici de olsa eleştirilere açık

olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı, davalının paylaşımlarına karşı

yazılı ve görsel basını kullanarak cevap verebilecek imkanlara da sahiptir.

Davalı eleştirilerini dile getirirken

doğrudan, açık ve somut bir isnatta bulunmamış, daha çok subjektif

değerlendirmeleri niteliğindeki ifadeleri kullanmıştır. Bu sırada ağır olarak

nitelendirilebilecek bir kelime kullanmış olsa da, bu ifadenin davacının

belediye başkanlığı yaptığı dönemde gösterdiği siyasi tutum ve davranışlara

yönelik bir eleştiri olduğu, davacının bizzat kişilik haklarını hedef almadığı

değerlendirilmiştir. Bu şartlar altında davalının ifade özgürlüğüne sınırlama

getirilmesini gerektirir demokratik bir toplum için gereklilik bulunmadığı

anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında

davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir".

12. Nihai karar başvurucuya 19/10/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 7/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sorumluluk" kenar başlıklı 49.

maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu

zararı gidermekle yükümlüdür."

B. Uluslararası Hukuk

14. İlgili uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı kararlar

için İlhan Cihaner (2) (B. No:

2013/5574, 30/6/2014); Bekir Coşkun

([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015) ve Kemal

Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017) kararlarına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; davalının ilgili paylaşımında geçen ifadelerin

kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, bu ifadeler nedeniyle davalının ceza

mahkemelerince cezalandırılması ve ilk derece mahkemesince tazminat talebinin

kabul edilmesi kararlarına karşın istinaf mahkemesi tarafından davanın

reddedilmesinin Anayasa'nın 17. maddesinde tanımlanan şeref ve itibar hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“(17) Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

1. Genel İlkeler

a. Bireyin Şeref ve İtibar Hakkının Korunması

18. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan manevi varlık kapsamında

yer almaktadır. Devletin bireyin manevi varlığının bir parçası olan kişisel

şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek şeklinde negatif yükümlülüğü ve

üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif yükümlülüğü

bulunmaktadır (Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, §§ 32-35). Şeref ve itibarı etkileyen saldırılar

veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner (2),

§ 42).

19. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır (İlhan Cihaner (2), §

82; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No:

2013/8503, 27/10/2015, § 58; Önder Balıkçı, B.

No: 2014/6009, 15/2/2017, § 42; Kemal

Kılıçdaroğlu, § 55).

b. İfade Özgürlüğü

20. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı

kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil

olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye

paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda

başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu

demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal

çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe

ifadesine bağlıdır (Bekir Coşkun,

§§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

21. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade

özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun

ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini

oluşturduğunu pek çok kez ifade etmiştir (Mehmet

Ali Aydın, § 69; Bekir Coşkun,

§§ 34-36). Bu bağlamda ifade özgürlüğü herkes için geçerli ve demokrasinin

işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun, §§ 34-36).

22. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün

Poyraz (2), § 37; Önder Balıkçı,

§ 40). Bu itibarla bir siyasetçinin kamuoyuna aktardığı görüşleri başkaları

açısından değersiz veya yararsız görülse bile kişilerin subjektif

değerlendirmelerinden bağımsız olarak ifade özgürlüğünün korumasındadır (Kemal Kılıçdaroğlu, § 52).

c. Temel Hak ve Özgürlüklerin Kullanımında Ödev

ve Sorumluluklar

23. Demokratik bir toplumda siyasetçilere diğer siyasetçileri,

hükûmet mensuplarını ve kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum

yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26. maddesi sınırsız bir

ifade özgürlüğünü tamamen garanti etmemiştir. Somut başvuruyla bağlantılı

olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelik eleştirilerin kişilerin

itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerin sahip

oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve

sorumluluklara gönderme yapan Anayasa'nın

"Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere

karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki 12.

maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade

özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir. Söz

konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü

kullandığı vasıtalara göre değişir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B.

No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder

Balıkçı, § 43;Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 53).

d. İfade Özgürlüğü ile

İtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge

24. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan şeref ve

itibar hakkı ile davalının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini

değerlendirmektedir (Nilgün Halloran,

B. No: 2012/1184, 16/7/2014, §§ 27, 41, 52; Ergün

Poyraz (2), § 56; İlhan Cihaner

(2), § 49; Kemal Kılıçdaroğlu,

§§ 56-58). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında

dengeleme yapılabilmesi için başvurucuya yöneltilen ifadelerin türünün, kamusal

tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların

niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin,

kime yöneldiğinin, tarafların şöhret derecelerinin ve ilgili kişilerin önceki

davranışlarının, kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Kemal Kılıçdaroğlu, § 56; Nilgün Halloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73). Bunun için

başvurucuya karşı sarf edilen sözlerin yapılan konuşmanın tamamından ve

söylendiği bağlamdan koparılmaksızın olayın bütünselliği içinde ele alınması

gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45).

25. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.

Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın

mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir

Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2),

§ 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması durumunda bile

müdahalenin orantılılığı ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince

desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla

desteklenmiyorsa değer yargısı orantısız olabilir (Cem Mermut, B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

26. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil fakat söz konusu yargı mercilerinin

takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 17. maddesi

açısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince

ortaya konan gerekçelerin uygun ve yeterli

görünüp görünmediğini tespit edebilmek amacıyla başvurucunun şeref ve itibar

hakkı ile karşı tarafın ifade özgürlüğü arasında uygun bir denge kurulup

kurulmadığını başvurunun bütününe bakarak değerlendirecektir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

27. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde başvurucunun ve davalının

toplumsal konumları gözönünde tutulması gereken ilk husustur (Nihat Zeybekçi, B. No: 2015/5633,

8/5/2019, § 29; Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 59). Başvuruya konu olayın meydana geldiği dönemde belediye başkan adayı olan

başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentinde önemli ilçelerden birinin uzunca

bir süre belediye başkanlığını yapmıştır. Başvurucunun politik arenada oldukça

aktif bir konuma sahip olduğu açıktır. Davalı ise başvurucunun aday olduğu

ilçede yaşayan bir seçmendir.

28. Dikkate alınması gereken ikinci husus ise başvuruya konu

sözlerin başvurucunun adaylığını açıkladığı dönemde davalının bir başkası

tarafından yazılmış olan yazıyı kendi sayfasında retweet yapmak suretiyle paylaşmasıdır. Bu şekilde yapılan

paylaşımlarda kişi ilgili yazıyı kendisi yazmamakta ancak bir başkası

tarafından yazılmış yazıyı sayfasında paylaşmaktadır. Dolayısıyla kamuoyunun

belli bir kesiminde adaylığını açıklaması akabinde başvurucu aleyhine yorumlar

yapıldığı ve davalının da bu tartışmalara katıldığı, bu itibarla sebepsiz bir

biçimde başvurucuyu hedef almadığı anlaşılmaktadır.

29. Gözönünde bulundurulması gereken bir diğer husus ise

paylaşımın konusu ve paylaşımda geçen ifadelerin türüdür. Başvurucu davalıya

yönelik "Pazar eşkıyası Turgut Altınok, ben

sana aday olmazsın demedim, adam olamazsın demiştim, yine haklı çıktım." şeklindeki paylaşımından dolayı

dava açmıştır. Başvurucunun özellikle

"eşkıya" ve "adam

olamazsın" ifadelerinden yakındığı anlaşılmaktadır. Bu noktada

davalının başvurucunun itibarına yönelik sert ifadeleri paylaştığı görülmekle

birlikte kullanılan ifadelerin başvuru konusu olay kapsamında geçmişte

kullanılan bir kelimenin tekrarlanma biçimi olup olmadığı, yazılma zamanı,

özellikle başvurucunun konumu ve söylenme şekli bağlamında incelenmesi

gerekmektedir.

30. Başvuru konusu olayın şartları ve arka planı dikkate

alındığında davalı ilgili paylaşımda; başvurucunun belediye başkanlığı yaptığı

dönemlerde kendisine bağlı olduğu iddia edilen ve daha önce kamuoyunda "eşkıya", "A takımı" gibi söylemlerle

nitelendirilen bir ekip eliyle kimi pazarcılara baskı uyguladığını, bunun

zorbalık olduğunu, bu tutumuna karşı olduğunu aynı ifadeleri tekrarlayarak

ifade ettiğini belirtmektedir. Başka bir ifadeyle şikâyete konu ifadeler ilk

kez davalı tarafından kullanılmamış, daha önce basında ve sosyal medyada dile getirilen

ifadeler hatırlatılmıştır. Bu nedenle paylaşımın, başvurucunun yönetim tarzına

bir eleştiri mahiyetinde olduğu, bu konuya dikkat çekme amacı taşıdığı, kamusal

faydası olan bir tartışmayla ilgisi bulunduğu kabul edilebilir.

31. Başvuruya konu paylaşımın yaklaşan seçim atmosferinde

gerçekleştirildiği de dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede, aday olan bir

siyasetçi olarak başvurucunun seçmenlerin sıkı ve yakın denetimi altında olması

tabiidir. Başvurucunun özellikle kendisine muhalif konumda bulunanların takibi

altında olduğunu, geçmişte kendisi ile ilgili yapılan eleştirilerin yeniden

gündeme gelebileceğini bilerek hareket etmesi beklenir. Bu açıdan diğer

insanlara nazaran kabul edilebilir eleştiri düzeyinin bir siyasetçi olan

başvurucu açısından çok daha yüksek olduğu şüphesizdir (Kemal Kılıçdaroğlu, § 61; Nihat Zeybekçi, § 38).

32. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hüküm bu gözlemler

ışığında incelenmelidir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi ifade özgürlüğü

ile şeref ve itibar hakkının korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi

yapmıştır. Mahkeme, davalının başvurucuya yönelik paylaşımını, başvurucunun

konumu, paylaşımın yapıldığı zaman dilimini ve bağlamını birlikte

değerlendirmiştir. Bu kapsamda başvurucuya yönelik paylaşımın eleştiri sınırı

içerisinde kaldığına ve kişilik haklarına saldırı seviyesinde olmadığına karar

vermiştir.

33. Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuçlarla birlikte Bölge

Adliye Mahkemesi kararı değerlendirildiğinde mahkemenin davalının ifade

özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge

kurduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemenin, başvurucunun davasını reddetmesini

haklı göstermek için sunduğu gerekçeler uygun ve yeterli kabul edilmiş, davanın

keyfî bir biçimde reddedildiği değerlendirilmemiş ve derece mahkemesinin takdir

yetkisine müdahale etmeyi gerekli kılacak bir durumun bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun itibar hakkına yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır. Başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ'in karşı oyları

ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 29/1/2020

tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Dosyanın incelenmesinde; Başvurucunun, hakkında şikâyetçi

olduğu şahsın twitter hesabında paylaştığı başvurucu ile ilgili sözlerin

hakaret suçuna sebebiyet verdiği iddiasıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca

açılan davanın derece mahkemesince kabul edilerek, ilgili şahıs hakkında adli

para cezasına hükmedildiği ve ilgilinin kabulü doğrultusunda hükmün

açıklanmasının geri bırakılmamasına (HAGB) karar verildiği; yine başvurucunun,

bu paylaşım nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü belirterek aynı şahıs

hakkında açtığı manevi tazminat davasının derece mahkemesince kabulüne karar

verilip manevi tazminata hükmedilmesine karşılık, istinaf yargı yerince bu

kararın kaldırıldığı ve anılan paylaşım ifade özgürlüğü kapsamında görülerek

davanın esastan reddine karar verildiği, bireysel başvurunun bu karara karşı

yapıldığı anlaşılmaktadır.

2. “Pazar eşkiyası” sözünün başvurucunun kişilik haklarını hedef

almadığı, eleştirel bir değerlendirmeden ibaret olduğu, siyasi bir kişiliği

olan başvurucunun buna katlanmak zorunda bulunduğu, anılan sözlerin ifade

özgürlüğü kapsamında ve korumasında kaldığı kabulüne katılmaya imkân olmadığı

gibi; paylaşım tarihinde kamu görevlisi de olmayan başvurucunun şeref ve itibar

hakkını gözetmeyen, bu hak ile ifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurmayan

ve sözlük anlamı dışında toplum nezdinde de kesinlikle tahkir ve tezyif

şeklinde değerlendirildiği tartışmasız olan bu sözlerin başvurucunun kişilik

haklarına bir saldırı teşkil etmediği sonucunu doğuran bir değerlendirmeyi de

benimsememiz mümkün değildir.

3. Açıklanan nedenlerle, başvurunun kabulü ile başvurucunun

Anayasa’nın 17. maddesiyle korunan hakkının ihlâline karar verilmesi gerektiği

kanaatine ulaştığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Turgut ALTINOK Vekili : Av. Mustafa Nadi ÜNAL Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/36724, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. H. gazetesine konuşan ve baskılardan
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  14. B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 29/1/2020
  16. Karşıoy Gerekçesi
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/36724
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2017/21012
  • Abdulsemet Ekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/277)
  • Abdurrahman Özcan Başvurusu (B. No: 2016/77913)
  • Mecit Gümüş Başvurusu (B. No: 2016/5991)
  • Azize Arı Başvurusu (B. No: 2016/724)
  • G.o. Başvurusu (B. No: 2016/2470)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.