İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Özcan Başvurusu (B. No: 2016/77913)

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma

Başvuru No2016/77913Tarih15 Ocak 2020Okuma22 dk · 4.325 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdurrahman Özcan Başvurusu

Karar tarihi
15 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/77913
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.325 kelime·22 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma

nedeniyle kötü muamele yasağının, tek kişilik odaya alınmaya ilişkin olarak

yapılan şikâyetin infaz hâkimliğince incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle de

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,

görüşünü bildirmiştir.

7. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve UYAP üzerinde

tespit edilen şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen silahlı darbe

teşebbüsü ertesinde terör örgütü (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanması, FETÖ/PDY) üyesi olduğu gerekçesiyle 22/8/2016 tarihinde

tutuklanmış ve Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.

10. Başvurucu, diğer bazı mahpusların da kaldığı odada (koğuş/

çoklu oda) tutulmakta iken Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare

ve Gözlem Kurulu) kararıyla 23/9/2016 tarihinde tek kişilik odaya alınmış olup

inceleme tarihi itibarıyla burada tutulmaktadır.

11. Başvurucu, hiçbir disiplin cezası almamasına rağmen tek

kişilik odaya alınmasının hukuka aykırı ve gerekçesiz olduğunu belirterek infaz

hâkimliğine başvurmuş ve yeniden koğuşa alınmayı talep etmiştir. Kocaeli İnfaz

Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 19/10/2016 tarihli kararı ile başvurucunun talebini

incelemeksizin reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin gerekçesinde "Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 08/09/2016 tarihli yazısı ile FETÖ/PDY soruşturması kapsamında

tutuklu bulunanların ceza infaz kurumunda yerleştirilmesi konusunda cezaevi

idaresine talimat verildiği, bu talimat doğrultusunda şikayet edenin de

bulunduğu bazı kişilerin tek kişilik odalarda barındırılmasına

başlanıldığı" belirtilerek Ceza İnfaz Kurumu idaresinin bu

uygulamada herhangi bir takdiri bulunmadığı için şikâyet hakkında inceleme

yapma görev ve yetkisinin idari yargı mercilerine ait olduğu açıklanmıştır.

12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz 2/11/2016

tarihinde Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya

9/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 7/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan

başvurucunun tek kişilik odada tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi talep edilmesi

üzerine Ceza İnfaz Kurumu tarafından 25/9/2018 tarihinde gönderilen yazılı

cevaba göre;

i. Kurumda toplam 20 adet tek kişilik oda bulunmakta olup tek

kişilik bütün odalar yaklaşık 10 metre kare büyüklüğündedir. Odalarda

havalandırma penceresi, duş ve tuvalet bulunmakta; mutfak bölümü

bulunmamaktadır.

ii. Başvurucu, Kurumda bulunduğu süreler içinde avukatı ve

yakınları ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiş; yakınları ile

telefon görüşmeleri yapmıştır.

iii. Kurumda bulunduğu süreler içinde talebi üzerine başvurucuya

on üç kitap verilmiştir. Başvurucu bir eğitim faaliyeti talebinde

bulunmamıştır.

iv. Ceza infaz kurumunda 10 adet bir kısımda, 10 adet diğer

kısımda olacak şekilde toplam 20 adet tekli oda bulunmakta olup her iki kısımda

ortak kullanılan bir adet havalandırma bahçesi bulunmaktadır. Kurum kapasitesi

ile tekli odada kalan hükümlü/tutuklu sayısına göre İdare ve Gözlem Kurulu

kararı ile planlanan program dâhilinde aynı kısımda bulunan tekli odalarda

kalan hükümlü/tutuklular birlikte havalandırma bahçesine çıkabilmektedir.

Havalandırma saatleri, tekli odalarda kalan hükümlü/tutuklu sayılarına göre

değişiklik gösterebilmektedir. Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen

çizelgeye göre başvurucu günde iki saat olmak üzere diğer tek kişilik odada

kalan kişilerden aynı saat diliminde havalandırmaya çıkan diğer bir ya da iki

kişi ile birlikte havalandırma hakkından yararlanmıştır.

v. Talebi üzerine başvurucu, on kez psikologla görüşmüş; çeşitli

sağlık sorunları nedeni ile Kurum revirinde görevli doktor tarafından otuz dört

kez, Açık Ceza İnfaz Kurumu Dahiliye Polikliniğinde iki kez, Kocaeli Seka

Devlet Hastanesinde on üç kez, Kandıra M. Kazım Dinç Devlet Hastanesinde dokuz

kez muayene edilmiş ve gerekli ilaç tedavilerine başlanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası hakkındaki

ilgili hukuk için bkz. Raşit Konya

(B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30), Timur

Demir (B. No: 2018/33190, 9/5/2019, §§ 14-31) başvuruları hakkında

verilen karar.

16. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındaki

ilgili hukuk için bkz. Ziya Özden

(B. No: 2016/67737, 19/11/2019, §§ 15-18) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu, tutuklanarak konulduğu ceza infaz kurumunda diğer

mahpuslar ile birlikte koğuşta barındırılmakta iken talebi olmaması ve disiplin

cezası almamasına rağmenbuna ilişkin herhangi bir karar tebliğ yapılmadan,

Bakanlık yazısına dayanılarak, ilgili mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odaya

alındığını, havalandırma hakkından kısıtlı olarak ve diğer hükümlüler olmaksızın

yararlandığını, ayrıca dış dünyadan tecrit edildiğini belirtmiş; Anayasa'nın

17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; Başvurucunun Kurum kütüphanesinden

yararlandırıldığının, havalandırma alanını kullanabildiğinin, aile fertleri ve

avukatları ile belli periyotlarla görüşebildiğinin, kaldığı odanın yeterli

büyüklükte penceresi ile duş ve tuvaleti bulunduğunun altı çizilmektedir.

Ayrıca somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacı

ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

tek kişilik odada tutulmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek başvurucunun şikâyetlerinin

açıkça dayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

20. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formunda belirttiği hususları yinelemiş, ayrıca spor etkinliklerinden tek

başına yararlandığını, havalandırma saatlerinin yetersiz olduğunu, odasının

küçük olduğunu beyan ederek tutulma koşullarının izolasyon uygulaması

niteliğinde olduğunu ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

22. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

23. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi bir

sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların

yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak

mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun

varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile

kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 33).

24. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı

davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler,

kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).

Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanı

kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklar

sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen

bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular

için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, §§ 35, 36).

25. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi

ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel

hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza infaz

kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden mahpuslar

ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir

alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların

mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem

seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

26. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave olarak

bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına

girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini

ifade etmek gerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın

özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin

süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).

27. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyle

tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer tutulanlardan

ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir durum

oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir. Buna

göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğer

tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017,

§ 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplini

sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileli iş

birliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş birliği

yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018,

§ 44).

28. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma koşullarını

değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut olaylara ilişkin

iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bu kapsamda

önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının birlikte

değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, § 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın

özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi

üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.

29. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik bir odada

tutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü muamele

yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla birlikte bu

koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten

mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).

30. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğu

gerekçesiyle tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince bir

bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu statüsünde olan Kocaeli 2 No.lu T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanın

hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvalet

ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümlere sahip olması gibi özellikleri

dikkate alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen

Avrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya,

§§ 14-27) uygun koşullarda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki karar için

bkz. Raşit Konya, § 46; Timur Demir, § 45).

31. Ayrıca başvurucu, açık havaya çıkma imkânından günde ortalama

iki saat olmak üzere en az bir diğer tutuklu/hükümlü ile ortak bir avluyu

kullanma suretiyle de faydalandırılmıştır.Başvurucunun iddiasının aksine açık

havadan yararlandırılma süresi ile koşullarının yetersiz olduğunun

söylenemeyeceği kanaatine varılmaktadır. Diğer yandan başvurucu, tek başına

tutulduğu süre boyunca ailesi ve avukatı ile açık ve kapalı çok sayıda görüş ve

telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak yaklaşık üç yıl dört ay süre

ile tek kişilik odada barındırılmış olmakla birlikte ailesiyle, dış dünyayla ve

diğer tutulanlarla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun duyusal ve

sosyal olarak izole edildiği sonucuna bu aşamada ulaşılması mümkün

görülmemiştir.

32. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve bu sürenin

tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından aranan asgari

eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü koşullar

çerçevesinde her başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna göre ayrı

değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulma

koşulları ve süresi bakımından ise söz konusu asgari eşik derecesinin

aşılmadığı sonucuna varılmıştır

33. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasına ilişkin olarak İnfaz

Hâkimliğine yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliğinin inceleme yetkisi bulunmadığı

gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36. ve 40.

maddelerinde yer alan adil yargılanma hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Kocaeli İnfaz Hâkimliğinin

kararına karşı yapmış olduğu itirazın Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

reddedilerek kesinleştiği 2/11/2016 tarihinden itibaren 26/1/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 9. maddesi gereğince otuz günlük süre

içinde idare mahkemesine başvuru hakkı olmasına rağmen başvurucunun bu hakkını

kullanmadığı belirtilmiştir. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi gerektiği açıklanarak başvurucunun idari yargı yoluna ve

gerekirse olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi amacıyla Uyuşmazlık

Mahkemesine başvurmamış olması nedeniyle olağan kanun yollarının tüketilmemiş

olduğu ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

36. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

37.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun şikâyeti

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

38.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, suç

isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili

yargılamalarda da uygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

medeni meselelerde

uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya en

azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın

bulunması gerekir. İkinci olarak bu hakla ilgili olarak ilgili kişinin

menfaatini etkileyen bir uyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlık

ihtilaf konusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması bakımından

belirleyici bir nitelik arz etmelidir (Mehmet

Güçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942, 28/5/2019, § 28).

39.

Somut olay açısından başvuruya konu şikâyetin medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili bir uyuşmazlık olup olmadığı adil

yargılanma hakkının kapsamının tespiti açısından önem taşımaktadır.

Başvurucunun şikâyetinin konusu, Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu -yaşadığı-

alanın fiziki koşulları ve sosyalleşmesinin yetersizliğine ilişkindir.

Kişilerin devlet hâkimiyeti altında (somut olayda Ceza İnfaz Kurumu)

bulundukları süre boyunca yaşam koşullarının belirli bir standardın altına

düşürülmemesini ve gerektiğinde iyileştirilmesini isteme hakları, Anayasa'nın

17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında mevcuttur. Ayrıca

bireylerin ceza infaz kurumuna yerleştirilmeleri, kurumda barındırılmaları,

ısıtılmaları, giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,

bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması, muayene ve tedavilerinin

yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi konuların yargısal

denetime tabi olduğu da dikkate alındığında başvurucunun şikâyetinin medeni hak ve yükümlülük kapsamında bir

uyuşmazlık olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (tutuklu veya hükümlülere

verilen disiplin cezalarının medeni hak kapsamında

olduğu yönündeki karar için bkz. Giyasettin

Aydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015, § 37).

b. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Hakkın Kapsamı

41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.

İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, §

34).

42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah,

B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

43. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

44. Somut olayda tutuklu bulunulan Ceza İnfaz Kurumunda tek

kişilik odaya alınma yönündeki idari karara karşı yapılan ve çoklu odaya alınma

yönünde talep içeren başvurunun infaz hâkimliğinin inceleme yetkisinde olmadığı

gerekçesiyle reddedilerek başvurunun esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

45. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye

erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür.

Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13.

maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

46. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

47. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesini ihlal

edecektir. Buna göre müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

48. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve

sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan,

B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).

49. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir

kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı

altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale

edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici

işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM

tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan

müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

50. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da

bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

51. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari mercilerce gerçekleştirilen işlemlere

karşı açılacak iptal davaları idari yargı mercilerinde görülür. Bu hüküm idari

işlemlere karşı açılacak davalarda görevli mahkemenin tespitinde genel kural

niteliği taşımaktadır.

52. Bununla birlikte 4675 sayılı Kanun'da bu kurala bir istisna

getirilerek ceza infaz kurumlarınca tutuklu ve hükümlüler hakkında tesis edilen

idari işlemlerin infaz hâkimliklerinde açılması öngörülmüştür. Anılan Kanun'un

1. maddesinde infaz hâkimliklerinin kuruluş amacı, ceza infaz kurumları ve

tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya

bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak

olarak belirtilmektedir. Madde gerekçesinde "işlem" kavramının hükümlü ve tutuklular hakkında

yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre hukuki sonuç doğurmaya yönelik her türlü

karar, önlem ve irade açıklamasını, "faaliyet"

kavramının ise hükümlü ve tutukluların konumlarında değişiklik yapan her türlü

eylemler ile iyileştirme ve eğitim programlarına uygun olan çalışmaları ifade

ettiği belirtilmektedir.

53. 4675 sayılı Kanun'un infaz hâkimliklerinin görevini

düzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; hükümlü ve

tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,

yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları, giydirilmeleri,

beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının

korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,

çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemenin

ve karara bağlamanın infaz hâkimliklerinin görevleri arasında olduğu

belirtilmektedir. Kanun koyucunun anılan konularda gerçekleştirilen eylem ya da

işlemlere yönelik şikâyetlerin ceza infaz kurumu idaresince hızlı bir şekilde

incelenerek karara bağlanmasını ve bu şikâyetlerin incelemesi aşamasında da

infaza ilişkin özel gerekliliklerin dikkate alınmasının temin edilmesi amacıyla

söz konusu eylem ve işlemlerin yargısal denetim yerinin idari yargı değil infaz

hâkimlikleri olmasını öngördüğü anlaşılmaktadır (Ziya Özden, § 56) .

54. Bununla birlikte 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci

fıkrasında, kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümlerin

saklı olduğu ifade edilmiştir.

55. Somut olayda başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde

oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulunun kararı ile tek kişilik odaya alınmıştır.

Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı odanın fiziki koşullarının ve havalandırma

saatlerinin yetersizliği gibi konulardaki şikâyetlerini İnfaz Hâkimliğine

iletmiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetine konu tek kişilik odada

tutulmaya dair kararın İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alınmış olmasına

karşın kararın Bakanlığın yazısına dayandığı gerekçesiyle idare mahkemesi

önünde dava edilmesi gerektiğini belirtmiş ve başvuruyu incelemeksizin

reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci

fıkrasını dayanak aldığı anlaşılmaktadır.

56. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve özellikle

müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin yorumlanması derece

mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen hükümlerle

ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını denetlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte derece mahkemelerinin

yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu veya kanun metni dikkate

alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucuna

ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni

dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür(Ziya Özden, § 59) .

57. İncelenen olayda İnfaz Hâkimliğinin önündeki davanın konusu

İdare ve Gözlem Kurulu kararıdır. Bu kararın 4675 sayılı Kanun'un infaz

hâkimliğinin görevlerini düzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1)

numaralı bendinde belirtilen hükümlü ve

tutukluların ceza infaz kurumuna yerleştirilmesi, barındırılması, bedensel ve

ruhsal sağlıklarının korunması konularıyla ilgili olduğu hususunda

bir tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan İnfaz Hâkimliğinin İdare ve Gözlem

Kurulunun tutuklu veya hükümlülerin tek kişilik odalarda barındırılmalarıyla

ilgili kararlarına karşı yapılan şikâyetlerin incelenmesinin kendi görev

alanına girmediğiyle ilgili bir değerlendirmesi bulunmamaktadır. İnfaz

Hâkimliği salt İdare ve Gözlem Kurulunun bu kararının Bakanlığın yazısına

dayanması sebebiyle şikâyeti incelemeksizin reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin

gerekçesinden anlaşıldığına göre söz konusu işlemin Bakanlık yazısına

dayanmamış olması hâlinde İnfaz Hâkimliği şikâyet başvurusunun esasını

inceleyebilecektir.

58. Başvurucunun Bakanlığın herhangi bir düzenleyici işlemine

karşı değil tek kişilik odada kalmasına yönelik İdare ve Gözlem Kurulu kararına

karşı dava açtığı hususu gözetildiğinde ve ayrıca Kanun'un açık metni de

dikkate alındığında İnfaz Hâkimliğinin yorumunun öngörülebilir nitelikte

olmadığı değerlendirilmiştir. Esasen Bakanlığın yazısına dayanılmış olmasının

normal koşullarda İnfaz Hâkimliğinin görevine giren İdare ve Gözlem Kurulu

kararını neden İnfaz Hâkimliğinin görev alanının dışına çıkardığı

anlaşılamamaktadır.Ayrıca İnfaz Hâkimliğinin ceza infaz kurumlarının tutuklu ve

hükümlülerle ilgili işlemlerine karşı açılan davaların -infaza ilişkin özel

gerekliliklerin de gözetilerek- daha hızlı bir biçimde karara bağlanması

amacıyla infaz hâkimliklerinin görev alanına bırakıldığı hususunu da yeterince

dikkate almadığı anlaşılmaktadır(Aynı mahiyetteki karar için bkz. Ziya Özden, § 61).

59. Bu durumda İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı yapılan

şikâyetin açık kanun hükmünün öngörülemez bir biçimde yorumlanarak,

incelenmeksizin reddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna varılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

62. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

63. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına işaret etmiştir(Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

64. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

65. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek, devam

eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,

66-67; Mehmet Doğan, §§ 58-59).

66. Somut olayda, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulma

koşullarına ilişkin ilettiği şikâyetin İnfaz Hâkimliğince esastan incelenmemiş

olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

67. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

68. Öte yandan başvurucu tazminat talebinde bulunmuş ise de

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli

bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli

İnfaz Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Abdurrahman ÖZCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/77913, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kötü Muamele Yasağının
  9. B. Mahkemeye Erişim
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/77913
Tarih
15 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mecit Gümüş Başvurusu (B. No: 2016/5991)
  • Azize Arı Başvurusu (B. No: 2016/724)
  • G.o. Başvurusu (B. No: 2016/2470)
  • Mustafa Boz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/12972)
  • Mehmet Fidan Başvurusu (B. No: 2016/10906)
  • Murat Çakmak Başvurusu (B. No: 2015/19011)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.