İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Fidan Başvurusu (B. No: 2016/10906)

1. Başvuru, kolluk güçleri tarafından yakalama işlemi yapılırken

Başvuru No2016/10906Tarih16 Ocak 2020Okuma13 dk · 2.551 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Fidan Başvurusu

Karar tarihi
16 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/10906
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.551 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk güçleri tarafından yakalama işlemi yapılırken

hukuka aykırı kuvvet kullanılması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1990 doğumlu olup Şırnak'ta yaşamaktadır. 14/2/2009

tarihinde PKK terör örgütü kurucusunun yakalanmasının yıl dönümü nedeniyle

düzenlenen protesto eylemlerine katılan başvurucu, kolluk güçleri tarafından

yakalanarak gözaltına alınmış ve 15/2/2009 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesince

tutuklanmıştır.

10. Başvurucu gözaltına alınırken ve gözaltından çıkarılırken

hakkında sağlık raporları düzenlenmiştir. Gözaltına alınmadan önce alınan

raporda, başvurucunun sol kemik küreği üzerinde hassasiyetin mevcut olduğu

bilgisine yer verilerek sağ ve sol dirsekleri ile boynunun alt kısmında

çizikler tespit edildiği açıklanmıştır. Gözaltından çıkarılırken alınan raporda

gözaltına alınırken tespit edilen bulguların yanı sıra başvurucunun işitme

kaybı şikâyeti olduğu belirtilmiş, ayrıca sağ kulak zarının delik olduğu

gözlemine yer verilerek bunun basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği ifade

edilmiştir.

11. Başvurucu 23/2/2009 tarihinde, kendisini yakalayan polis

memurlarını işkence, kötü muamele ve görevi kötüye kullanma suçlarını

işledikleri; gözaltından çıkarılırken hakkında rapor düzenleyen doktoru ise

görevi ihmal suçunu işlediği iddiasıyla İdil Cumhuriyet Başsavcılığına

(Savcılık) şikâyet etmiştir.

12. Rapor düzenleyen doktor hakkında görevi kötüye kullama

suçundan Savcılıkça soruşturma başlatılmış, şüpheli ve tanık ifadelerine

başvurulduktan sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan (ATK) görüş

sorulmuştur. ATK'nın 27/1/2010 tarihli raporunda, başvurucunun kulak zarında

mevcut olan yırtığın boyutları belirtilmediğinden kulağından kan gelip

gelmediği ve bunun oluşma zamanının (olay tarihinde veya öncesinde) tıbben

tespit edilemeyeceği bilgisine yer verilmiştir.

13. Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonucu 12/3/2010

tarihinde, şüpheli doktor hakkında suç unsurlarının oluşmaması sebebiyle

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş; anılan karara

yapılan itiraz, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/4/2010 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

14. Başvurucu 20/10/2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur.

15. AİHM 16/12/2014 tarihinde, başvuru hakkında Sözleşme'nin 3.

maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmış; başvurucunun tazminat talebi

bulunmadığından ayrıca tazminata hükmetmemiştir (Mehmet Fidan/Türkiye, B. No: 64969/10).

16. AİHM, başvurucunun kötü muamele yasağına ilişkin esas ve

usul yönünden şikâyetlerini birlikte incelemiştir. Oyçokluğuyla alınan kararda,

yakalanma esnasında başvurucunun herhangi bir direnişte bulunduğuna dair bir

gözlemin olmadığına dikkat çekildikten sonra yakalama sırasında kolluk

tarafından kullanılan gücün niteliği veya derecesi hakkında soruşturma

dosyasında herhangi bir bilginin bulunmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca,

sağlık raporlarında başvurucunun iddialarına uygun bazı yaralanmaların tespit

edildiği ve ATK raporunda da belirtildiği gibi doktorlar tarafından kulak

zarının yırtılmasının boyutsal niteliği açıklanmadığından başvurucunun

kulağındaki lezyonun sebebinin olaydan 11 ay sonra tespit edilemediği

vurgulanmıştır. AİHM, soruşturmada, başvurucuyu yakalayan polis memurlarının

kimliklerinin dahi tespit edilmediğini ve ifadeleri alınmadığı gibi

başvurucunun da olaya dair beyanının alınmadığını belirterek soruşturmanın

yürütülmesinde gerekli sürat ve özenin bulunmaması nedeniyle Sözleşme'nin 3.

maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

17. Kararın kısmi karşıoyunda; başvuruda Sözleşme'nin 3.

maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılırken maddenin esas ve usul yönünden

ayrı incelenmesi gerektiği savunularak esas yönünden kötü muamele iddiasının makul şüphenin ötesine geçmediği

belirtilmiş; başvurucunun kötü muamele iddiasını sadece sağ kulağına darbe almasıyla daralttığı,

bu durumda sağlık raporunda tespit edilen yaralanmaların arasında AİHM

tarafından değerlendirmeye tabi olacak hususun bu iddiayla sınırlı tutulması

gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca başvurucunun kulağına vurulduğu iddiasının

makul şüphenin ötesine geçtiğinin kanıtlanamadığı belirtilerek Sözleşme'nin

esas yönünden ihlal edilmediği; diğer taraftan soruşturmada usule ilişkin

gerekliliklerin karşılanmadığı, şikâyet edilen polis memurları hakkında işlem

başlatılmadığı, kimliklerinin tespit edilmediği ve sorgulanmadıkları ifade

edilerek soruşturmanın yetersizliği nedeniyle Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlal

edildiği görüşüne yer verilmiştir.

18. AİHM kararının ardından başvurucunun talebi üzerine 27/5/2015

tarihinde Savcılık tarafından olayda görevli polis memurları hakkında

soruşturma başlatılarak başvurucunun yakalanmasında görev alan memurların

kimlikleri tespit edilmiş ve savunmaları alınmıştır. Polis memurları H.D., O.A.

ve S.S.başvurucunun kaçarken önünde bulunan seti aşmaya çalıştığı sırada

düştüğünü, yakalanması esnasında bir direnmenin olmadığını vebu nedenle

kendilerinin güç kullanmadıklarını ifade etmişlerdir.

19. Başvurucu; soruşturma sürecine dâhil edilerek alınan

ayrıntılı şikâyetinde gözaltına alındıktan sonra Emniyet Müdürlüğünde herhangi

bir eziyet veya işkenceye maruz kalmadığını, sadece yakalanması sırasında polis

memurları tarafından kafasına, kulaklarına ve sırt kısmına vurulması suretiyle

darbe aldığını beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca yakalandığı zaman yanında

kimsenin bulunmadığını, kaçarken yakalandığını ve yakalandıktan sonra

direnmediğini belirtmiştir.

20. Savcılık tarafından yürütülen soruşturma sonucunda

11/12/2015 tarihinde şüpheli polis memurları hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun kulağında

oluşan yaralanma veya işitme kaybının iddia edildiği şekilde kolluk

görevlilerince uygulanan şiddet nedeniyle oluştuğu hususunda başvurucunun söz

konusu iddiası dışında somut delilin bulunmamasından ötürü görevliler hakkında

dava açılmaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

21. Savcılık kararına yapılan itiraz, Midyat Sulh Ceza

Hâkimliğinin (Hâkimlik) 29/2/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Hâkimlik,

AİHM kararı sonrası yeterli soruşturmanın yapılmış olduğunu ve şikâyet edilen

olayın gerçekleştiği konusunda başvurucunun iddiası dışında delil bulunmadığını

belirterek polis memurları hakkında dava açmayı gerektiren, yeterli şüphenin

bulunmaması dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararının hukuka uygun olduğu

kanaatine varmıştır.

22. Hâkimliğin kararı, 5/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

3/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Mehmet

Uçar, B. No: 2015/7357, 3/4/2019, §§ 31-34;Mehmet Mutlu, B. No: 2014/18240,

18/4/2018, §§ 28-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 16/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; kolluk güçleri tarafından darbedilmesi nedeniyle

yaralandığını, kendisini darbeden görevlileri şikâyet etmesine rağmen 2009

yılından beri Savcılıkça etkili soruşturma yapılmadığını ve görevliler hakkında

dava açılmadığını belirterek soruşturmanın uzun sürmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının, kolluk görevlileri tarafından yaralanması ve etkili

soruşturma yapılmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde, AİHM'in ihlal kararı sonrasında yeniden

soruşturma açılması istemiyle Savcılığa başvuran başvurucunun kötü muamele

yasağı kapsamında ileri sürdüğü hususların Savcılık tarafından yeterli bir biçimde

incelendiği belirtilmiş; etkili soruşturma yürütülmesi yükümlülüğünün bir sonuç

yükümlülüğü değil araçsal bir yükümlülük olduğu hatırlatılarak etkili

soruşturma yükümlülüğünün yerine getirildiği kanaatine yer verilmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve

eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye

tabi tutulamaz."

29. Başvurucu, kolluk görevlilerince darbedilmesi ve bu konuda

yapılan ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Her ne kadar soruşturmanın uzun sürmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini iddia edilmiş ise de

soruşturmanın makul süratte yapılması koşulu kötü muamele yasağının aynı

zamanda usul boyutuna ilişkin olduğundan değerlendirme sadece kötü muamele

yasağı çerçevesinde yapılmıştır.

30. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı, aşağılayıcı muameleye ya da

cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem

bireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespiti ve cezalandırılması sorumluluğunu

(soruşturma yükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi

boyutu, negatif yükümlülük ile önleyici düzenleme yapma yükümlülüğünü

kapsamakta; pozitif yükümlülüğün alanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul

boyutunu oluşturmaktadır (benzer yöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için

bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, B.

No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah

Araş ve diğerleri, B. No: 2014/798, 28/9/2016, §64; Mustafa Rollas, B. No: 2014/7703,

2/2/2017, § 49).

31. Diğer taraftan Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak

ve özgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlal

kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür. AİHM

tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine

getirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin

uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir. Bu sebeple AİHM

tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği

Anayasa Mahkemesince incelenmelidir. Ancak bu, olayların baştan itibaren

yeniden değerlendirilmesi şeklinde değil AİHM tarafından verilen ihlal

kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği ile ilgili sınırlı bir

inceleme olacaktır (Sıddıka Dülek ve

diğerleri, B. No: 2013/2750,

17/2/2016, §§ 69, 70).

32. Bu doğrultuda kural olarak başvurucunun kolluk

görevlilerince darbedildiği yönündeki iddiası, devletin negatif yükümlülüğü

kapsamında kaldığından kötü muamele yasağının maddi boyutu altında incelenmesi

gerekmekle birlikte söz konusu şikâyet, daha önce AİHM tarafından

değerlendirilip Sözleşme'nin 3. maddesinin esas ve usul yönünden ihlal

edildiğine 16/12/2014 tarihinde hükmedilmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesince

yapılacak inceleme, AİHM kararından sonraki süreç bakımından kararın

gereklerinin yerine getirilip getirilmediği yönünden değerlendirilmek üzere

kötü muamele yasağının sadece usul boyutu ile sınırlıdır.

a. Genel İlkeler

33. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaki

pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu bulunmaktadır. Bu usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının

sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın

temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde

uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları olaylarda kamu görevlilerinin ya

da kurumlarının kendi sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap

vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

34. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını

gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,

sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan

kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

25).

35. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla

kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve

derinlikli bir şekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve

olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara varmamalıdır

(Cezmi Demir ve diğerleri, §

114).

36. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında soruşturma

yapılmamış olması yahut da yeterli soruşturma yapılmamış olması da bazen tek

başına kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak,

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

37. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun

yanı sıra söz konusu kararın hakka yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı

zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik

bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Başvurucu, şiddet içeren bir gösteriye katıldığı

gerekçesiyle kolluk güçleri tarafından yakalanıp gözaltına alınmıştır.

Başvurucu, bu yakalanma esnasında polis memurları tarafından kafasına,

kulaklarına ve sırtına vurulmak suretiyle darp edildiğini ileri sürmüştür.

39. Hukuka aykırı güç kullandıkları iddia edilen kolluk görevlileri

hakkında Savcılık tarafından soruşturma açılmaması nedeniyle AİHM,kötü muamele

yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

40. AİHM tarafından verilen ihlal kararı sonrasında başvurucunun

şikâyeti üzerine Savcılıkça olayla ilgili yeniden soruşturma başlatılmış,

başvurucunun soruşturmaya katılımı sağlanmış, polis memurlarının kimlikleri

tespit edilerek savunmaları alınmıştır. Olaya dair kamera görüntüleri veya

tanık bulunduğuna dair başvuru dosyasına herhangi bir bilgi yansımadığı gibi

başvurucunun da bu yönde bir iddiası ve karşılanmamış bir talebi

bulunmamaktadır. Başvurucuya ait muayene sağlık raporları ile ATK bilirkişi

raporu ilk soruşturma döneminde (AİHM kararı öncesi) temin edilmiştir.

41. Tüm dosya kapsamını değerlendiren Savcılık tarafından

başvuru konusu olayda başvurucunun iddiasını destekler mahiyette somut delil

bulunmaması nedeniyle şüpheli polis memurları hakkında kovuşturma yapılmamasına

karar verilmiştir.

42. AİHM kararı sonrası Savcılıkça, başvurucunun şikâyeti

hakkında ikinci soruşturmanın makul sürede başlatıldığı ve olayla ilgili mümkün

olan tüm delillerin toplandığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, toplanan deliller

bakımından bir şikâyeti bulunmamakla birlikte genel olarak şüpheli polis

memurları hakkında ceza davası açılmamasından yakınmaktadır.

43. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil,

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen

değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü

tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma hakkı veya tüm

yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi

yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 77).

44. Bu bağlamda Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan

hakkın etkin şekilde korunması için gerekli olan husus, tarafsız ve detaylı

olarak yapılan bir soruşturma kapsamında Savcılıkça elde edilen tüm bulguların

nesnel bir analizle değerlendirilip sonuca ulaşılmış olmasıdır. Diğer bir

ifadeyle soruşturma makamlarının, elde ettiği delilleri ve hukuk kurallarını

objektif bir şekilde yorumlaması sonucunda ortaya çıkan durum şüpheli -polis

memurları- hakkında mutlaka dava açılmasını zorunlu kılmamaktadır.

45. Somut olayda Savcılık, başvurucunun şüpheli polis

memurlarınca yakalanırken darbedildiğine dair iddiası dışında bir delile

ulaşamamıştır. Başvurucu ilk şikâyet tarihinden beri kulağında duymanın

azaldığını, polis memurlarının kulağına vurduğunu iddia etmiştir. Dolayısıyla

başvurucunun sırt ve dirseklerinde yer alan çizik şeklindeki yaralanmalar darp

iddiasıyla ilk bakışta uyumlu olmadığı gibi -şiddet içeren bir gösteri

sırasında kaçarken yakalanmış olması da nazara alındığında- başvurucudaki bu

tür yaralanmaların olay öncesinden kalma veya olay esnasında müdahale

olmaksızın gerçekleşebileceği ihtimal dâhilindedir. Her ne kadar AİHM kararı sonrası

ilk şikâyetini değiştiren/genişleten başvurucu, sırtına darbe aldığı iddiasında

bulunmuş ise de ilk soruşturma kapsamında var olmayan bu iddianın Savcılık

tarafından değerlendirilirken beyan uyumsuzluğu olarak yorumlanması olağandır.

Kaldı ki ilk dilekçesinde gözaltı sürecinde polis merkezinde de darbedildiğini

açıkça dile getiren başvurucu, ikinci kez açılan soruşturmada bu iddiasını

değiştirerek sadece yakalanması esnasında darbedildiğini beyan etmiştir.

Başvurucunun beyanlarındaki bu çelişkinin soruşturma makamlarınca sonuca

ulaşılırken değerlendirmeye esas alındığı anlaşılmaktadır.

46. Ayrıca başvurucu, gözaltına alınırken ve gözaltından

çıkarılırken doktorlar tarafından muayene edilmiş; iddia ettiği gibi şiddete

maruz kaldığına yönelik kulak ve baş çevresinde kızarıklık, morarma, ödem gibi

fiziksel bulgulara (darp ve cebir izine) rastlanmamıştır. Başvurucunun kulak

zarındaki deliğin kaynağı bilirkişi görüşü alınmasına rağmen sağlık

raporlarıyla tam olarak tespit edilememiştir. Bu durumda başvurucunun

darbedildiği iddiasının sağlık raporlarıyla desteklenmediği kanaatine varan

soruşturma makamlarınca, başvurucunun yaralanması ile iddia edildiği şekliyle

darp olayı arasında illiyet bağı kurulamamasının nesnel bir analize

dayanmadığını söylemek güçtür. Diğer bir ifadeyle Savcılık tarafından

delillerin toplanması ve hukuki olarak yorumlanmasında Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında korunan hakkı zedeleyecek mahiyette bir

değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesince

soruşturma makamlarının aksi yönünde sonuca ulaşmayı gerektirecek bir durum

tespit edilmemiştir.

47. Öte yandan başvurucu, yaklaşık dokuz yıl süren soruşturmanın

uzun olmasından şikâyet etmişse de söz konusu başvurunun değerlendirmeye esas

alınacak soruşturma süresinin ikinci soruşturmayla sınırlı olması dikkate

alındığında, 27/5/2015 tarihinde başvurucunun şikâyet dilekçesiyle yeniden

açılan soruşturmanın itirazı değerlendiren mahkemenin 29/2/2016 tarihli

kararıyla sonlandırılmış ve yaklaşık dokuz ay sürmüş olduğu anlaşıldığından

soruşturmanın makul süratle tamamlandığı kanaatine varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Mehmet FİDAN Vekili : Av. Veysel VESEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/10906, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  11. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/10906
Tarih
16 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Murat Çakmak Başvurusu (B. No: 2015/19011)
  • Halise Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1170)
  • Aynur Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3042)
  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1894)
  • Mehmet Pekdemir Başvurusu (B. No: 2017/21348)
  • Ümmühani Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/5104)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.