İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halise Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1170)

1. Başvuru, murisin terör örgütü ile güvenlik güçleri arasında

Başvuru No2015/1170Tarih16 Ocak 2020Okuma14 dk · 2.742 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halise Demir Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/1170
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.742 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, murisin terör örgütü ile güvenlik güçleri arasında

çıkan çatışmada ölmesi ve buna ilişkin etkili soruşturma yapılmaması

nedenleriyle yaşam hakkının; kanun hükümlerinin yanlış yorumlanarak tazminat

talebinin reddedilmesi ve bu kapsamda başvurulan idari ve yargısal sürecin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, terör örgütü ile güvenlik güçleri arasında

Batman'ın Sason ilçesi Kilimli köyünde 5/2/1995 tarihinde çıkan çatışmada

öldürülen Y.K.nın kardeşleridir.

8. 6/2/1995 tarihli Olay Tespit Tutanağına göre PKK terör örgütü

mensuplarınınlojistik ikmal için Kilimli köyüne gelecekleri duyumunun alınması

üzerine örgüt mensuplarının yakalanması için İlçe Jandarma Komutanlığınca olay

mahallinde geçici köy korucuları görevlendirilmiş ve korucuların pusu görevini

icra ettikleri sırada -saat 19.30 sıralarında- bir grup terörist köye

girmiştir. Dur ihtarına uyulmaması üzerine çıkan çatışma 30-45 dakika sürmüş ve

takviye askerî kuvvetlerin gelmesiyle teröristler kaçmıştır. Saat 20.15

sıralarında çatışmanın bittiği tespit edilmiş ve çatışma alanında arama

yapılmıştır. Aramada iki erkek cesedi bulunmuştur. Cesetlerin üzerinden çıkan

kimlik ve dokümanlara göre ölenlerden birinin Y.K., diğerinin ise Gülon kod adlı M.E. olduğu ve üzerinde

Kanas marka keskin nişancı tüfeğine ait iki adet şarjörün ele geçirildiği,

silahlarının ise diğer örgüt mensuplarınca kaçırıldığı tespit edilmiştir.

Tutanakta ayrıca olay yerinden elde edilen kovan ve fişek bilgilerine yer

verilmiştir.

9. 6/2/1995 tarihli Otopsi Zaptında ise özetle her iki kişinin

de ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak öldüğü, Y.K.nın dedesi tarafından

teşhis edildiği ve diğer cesedi tanıyan kimsenin bulunmadığı belirtilmiştir.

Zabıtta ayrıca Y.K.nın ekose kazak ve siyah pantolon giydiği, diğer ceset üzerinde

ise yeşil peşmerge kıyafetleri olduğu ifade edilmiştir.

10. Sason Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından söz konusu olay

nedeniyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet

ve devlete ait toprakların bir kısmını ayırmaya yönelik faaliyette bulunma

suçuna ilişkin soruşturma başlatılmış, ancak20/2/1995 tarihinde Diyarbakır

Devlet Güvenlik Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı

verilmiştir. 1995/40 Hazırlık sayılı kararda; kimlik ve sayıları tespit

edilemeyen PKK terör örgütü mensupları, Y.K. ve olayda ölen terörist sanık

olarak gösterilmiştir.

11. Başvuru formunda, anılan görevsizlik kararı dışında ceza

soruşturmasına ilişkin olarak herhangi bir bilgiye yer verilmemiş ve belge

eklenmemiştir.

12. Başvurucular 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

Y.K.nın ölümü nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması istemiyle Batman

Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)

başvurmuşlardır. Komisyon 22/3/2006 tarihli kararıyla Y.K.nın PKK terör örgütü

üyesi olduğu, güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiği ve çatışmada öldüğü

anlaşıldığından maktulün mirasçılarının 5233 sayılı Kanun'dan faydalanmalarının

mümkün olmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir.

13. Başvurucular; murisin PKK ile bağlantısı olmadığı gibi

çatışmaya girmesinin de söz konusu olmadığını, güvenlik güçlerince rastgele

açılan ateş sonucu öldüğünü ileri sürerek Komisyon işleminin iptali ile hak

ettikleri tazminatın ödenmesi istemiyle dava açmışlardır.

14. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 5/12/2007 tarihli kararıyla

işlemin iptaline, tazminat talebinin ise reddine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde; 5233 sayılı Kanun'a göre 3713 sayılı Kanun'un 1., 3. ve 4.

maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradıkları zararların

tazmin edilmeyeceği, Y.K.nın hayatını kaybettiği olayla ilgili olarak

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmanın devam ettiği ve

maktulün olay mahallinde PKK mensubu olarak mı yoksa Gümüşgörü köyünden yaya

olarak gelirken çıkan çatışmada rastgele açılan ateş nedeniyle mi öldüğü

hususunun devam eden soruşturma neticesinde belli olacağı, bu durumda

soruşturma sonucu beklenmeden tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı

belirtilmiştir. Kararda, anılan soruşturma sonucu tekrar değerlendirme

yapılarak karar verilmesi gerekeceğinden tazminat isteminin bu aşamada kabulüne

olanak bulunmadığı ifade edilmiştir.

15. Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Danıştay Onbeşinci

Dairesi (Daire), 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre kişilerin kendi

kasıtları sonucunda oluşan zararların kanun kapsamında bulunmadığını ve

sanıkları arasında başvurucuların murisinin de yer aldığı yukarıda değinilen

1995/40 sayılı soruşturma dosyası ile dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre

başvurucuların murisinin güvenlik güçleriyle girdiği çatışma sonucu ölü olarak

ele geçirildiği kanaatine vardığını belirtmiştir. Daire bu nedenle, ileri

sürülen zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade

ederek 28/3/2013 tarihli kararıyla mahkeme kararını bozmuştur.

16. Bozma kararı üzerine dosyayı inceleyen Batman İdare

Mahkemesi 30/1/2014 tarihli kararıyla bozma kararına uymuş ve davayı aynı

gerekçe ile reddetmiştir.

17. Karar, aynı Dairenin 15/10/2014 tarihli kararıyla

onanmıştır. Onama kararı 22/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular

karar düzeltme yoluna başvurmamışlardır.

18. Başvurucular 13/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucular, başvurudan sonra Sason Cumhuriyet

Başsavcılığının Y.K.nın ölümüyle ilgili yirmi yıllık zamanaşımı süresinin

dolduğu gerekçesiyle verdiği 8/5/2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına

ilişkin kararını ve bu karara yapılan itirazın reddine dair Batman 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 9/6/2015 tarihli ve 2015/763 D. İş sayılı kararını 12/7/2015

tarihli dilekçe ekinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz. Özeyir

Kocakaya, B. No: 2014/1457, 14/11/2018, §§ 26-32; Ali Şaşkın ve diğerleri, B. No: 2013/6819,

21/4/2016, §§ 17-20; Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-24.

21. 5233 sayılı Kanun’un "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun,3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek

kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması

hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

...

e) Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan

zararlar.

..."

22. 3713 sayılı Kanun’un "Terörün

tanımı" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Terör; cebir ve şiddet kullanarak;

baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,

Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik,

ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü

bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet

otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve

hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya

genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından

girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 16/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular; olay sırasında on dört yaşında olan murisin

çatışma sırasında sivil bir vatandaş olarak hayatını kaybettiğini, olayda

öldürülen teröristin PKK mensuplarına mahsus kıyafet içinde ele geçirilmişken

murisinin sivil kıyafetli olduğunu ve çatışma sırasında Gümüşgörü köyünden yaya

olarak gelirken güvenlik güçlerince rastgele açılan ateş sonucu öldüğünü ileri

sürmüşlerdir. Başvurucular; geçen on dokuz yıllık süreye rağmen olayın

aydınlatılamadığını, söz konusu dönemde yaşanan birçok olayın da failinin

bulunamadığını belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına

alan 17. maddesini Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirerek devlete

üç tür yükümlülük yükleyecek şekilde yorumlamış ve bu yükümlülüklerin ihlal

edilip edilmediğine ilişkin değerlendirmelerde gözönünde bulundurulacak

ilkeleri belirlemiştir. Bu yükümlülüklerden ilki kasıtlı ve hukuka aykırı

olarak öldürmeme yükümlülüğü (negatif yükümlülük), ikincisi her türlü tehlikeye

karşı bireylerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün maddi

boyutu), üçüncüsü ise doğal olmayan her ölümle ilgili etkili soruşturma

yükümlülüğüdür (pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu). Bireysel başvurunun

yaşam hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için kamu makamlarının yaşam

hakkının koruma alanına kasıtlı eylemleri veya ihmal suretiyle tezahür eden

eylemsizlikleri ile bir müdahalesinin gerçekleştiği iddia edilmelidir. Başka

bir anlatımla yaşam hakkı kapsamında yapılacak bir inceleme ancak yetkili

makamların kusura dayalı sorumluluğunun ileri sürüldüğü hâllerde söz konusudur.

Bir ölümden kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olunduğunun ileri

sürülmesi hâlinde ise bireysel başvurunun açıklanan gerekçelerle yaşam

hakkından incelenebilmesi mümkün değildir (Aziz

Biter ve diğerleri, B. No: 2015/4603, 19/2/2019, §§ 58, 59).

26. Somut başvuruya bakıldığında başvurucuların yaşam hakkıyla

ilgili olarak iki husustan şikâyet ettiği görülmektedir. Birinci şikâyet,

Y.K.nın askerler tarafından rastgele açılan ateş sonucu ölmesi iken diğeri bu

ölüm olayının aydınlatılmaması şikâyetidir. Dolayısıyla başvurucuların

şikâyetleri, kasıtlı ve hukuka aykırı olarak öldürmeme yükümlülüğü (negatif

yükümlülük) ile doğal olmayan her ölümle ilgili etkili soruşturma yükümlülüğüne

(pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu) ilişkindir.

27. Anayasa Mahkemesi içtihadında; kamu görevlilerinin yaşam

hakkını kasten ihlal ettiği durumlarda yalnızca tazminat ödenmesine karar

verilmesinin kamu görevlilerinindokunulmazlık sahibi oldukları görüntüsü

verebileceğine, bunun da kontrolleri altındaki kişilerin yaşam hakkını ihlal

etmeleri ihtimalini artırabileceğine ve birincil derecede öneme sahip olan

öldürmemeye ilişkin yasal düzenlemelerin uygulamadaki etkinliğinin azalmasına

veya kaybolmasına neden olabileceğine dikkat çekilerek 5233 sayılı Kanun'da

öngörülen başvuru yolunun -bu süreç ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın-

başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunma kapasitesini

haiz olmadığı kabul edilmiştir. Başka bir deyişle ne 5233 sayılı Kanun'da

öngörülen Komisyon ne de bu Komisyonun kararını inceleyecek olan idari yargı

yeri şikâyete konu ihlali tespit etme ve uygun giderim sağlama yetkisini

haizdir (Özeyir Kocakaya, §§ 58,

59).

28. Bu açıdan 5233 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat yolunun

somut olaydaki şikâyet bakımından etkili bir yol olmadığı, olayın niteliği ile

başvurucunun iddiaları birlikte dikkate alındığında başvuruda yaşam hakkı

kapsamında başvuru yollarının tüketilmesi kuralı bakımından bir değerlendirme

yapılırken idari yargı merciinde görülen tazminat davasının değil olaya ilişkin

ceza soruşturmasının nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

29. Somut olayda başvurucular tarafından eklenen belgelerden

5/2/1995 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili dava zamanaşımı süresinin

dolduğundan bahisle soruşturmada 8/5/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına

karar verildiği anlaşılmıştır.

30. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin içtihadına göre yaşam hakkına

ilişkin bir soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi

için -mutlak surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir

süreyi aşmaması şartıyla ilgili olarak kamu makamları tarafından nasıl

sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuruyla getirilen koruma

mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş, B. No: 2013/7812,

6/10/2015, § 46).

31. Ancak başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine

rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa,

başlatılmakla birlikte soruşturmada bir ilerleme yoksa veya soruşturma bir süre

ilerleme kaydettikten sonra herhangi bir nedenle etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu mutlaka beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren

bireysel başvuruda bulunabilirler (Rahil

Dink ve diğerleri, § 77).

32. Hatta bireysel başvurulardaki meselelerin çözüme

kavuşturulması bakımından zaman (süre) çok önemli ise başvurucuların

iddialarını -usulünce ve adil bir şekilde çözüme bağlanabilmesini temin

edebilmek için- gerekli süratle Anayasa Mahkemesi huzurunda dile getirilmesini

sağlama ödevi bulunduğunu da belirtmek gerekir. Bu durum bilhassa temel haklar

kapsamında belirli olayların soruşturulmasına

yönelik herhangi bir yükümlülükle ilgili şikâyetler bakımından söz

konusudur. Çünkü zaman ilerledikçe maddi deliller kaybolduğundan, görgü

tanıklarının olayı hatırlamaları güçleştiğinden ya da mümkün olmadığından

aradan geçen zamanın sadece devletin soruşturma yükümlülüğünün gereği gibi

yerine getirilmesi üzerinde değil aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruya ilişkin kendi incelemesinin anlamı ve sonuçları üzerinde de olumsuz

bir etkisi olmaktadır. Bu nedenle bir olayda etkili soruşturma yürütülmeyeceği

açık hâle gelince, başka bir deyişle devletin söz konusu yükümlülüğünü yerine

getirmediği bariz bir görünüm kazanınca başvurucunun bireysel başvuruda

bulunmak için derhâl harekete geçmesi gerekmektedir (Özeyir Kocakaya, § 67).

33. Başvurucular söz konusu süreçte bireysel başvuru yapabilmek

için kendi inisiyatifleri ile başlattıkları tazminat sürecinin sonucunu

beklemiş ise de söz konusu tazminat yolunun başvurucuların şikâyetleri

açısından makul bir başarı ile çözüm yolu sunabilecek ve dolayısıyla da Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruyu başlatma sürecini askıya almayı (durdurmayı,

ileri çekmeyi) sağlayabilecek etkili bir başvuru yolu olduğu söylenemeyecektir.

Bu durumda başvuruda tazminat yolunun sonucunun beklenmesinin bireysel başvuru

süresi üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır (Özeyir Kocakaya, § 71).

34. Başvuruya konu olaya bu yönüyle bakıldığında başvurucuların

bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemelerinin

gerekmediği ve bireysel başvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012

tarihinden sonra başvuru yapma imkânlarının bulunduğu dikkate alındığında,

13/1/2015 tarihinde yapılan başvurunun süresinde yapılmış bir başvuru olarak

kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır (benzer yönde değerlendirmeler için Hadice Akyürek ve Hasan Akyürek, B. No:

2015/13867, 9/5/2019).

35. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların süre aşımı nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

36. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun'un emredici ve açık

hükümleri yanlış yorumlanarak tazminat taleplerinin reddedilmesinin hukuki

dayanağının bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

37. Başvurucuların bu iddiaları adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirilmiştir.

38. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı; 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

39. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu

yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa

Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

40. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin anılan

Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ve Kanun’un kapsamının

belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile somut olayın bu ölçüt

uyarınca değerlendirilmesine ilişkin takdir derece mahkemelerine aittir(Ali Şaşkın ve diğerleri, § 38).

41. Başvuruya konu olayda Danıştay Dairesi, dava dosyasındaki

bilgi ve belgeler ile Sason Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından söz konusu olay

nedeniyle başlatılan soruşturmada verilen görevsizlik kararından hareketle

başvurucuların murisinin güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada öldüğü sonucuna

varmıştır. Daire vardığı bu sonuca göre başvurucuların talebinin 5233 sayılı

Kanun'un 2. maddesine göre kapsam dışında kaldığını değerlendirmiştir. İlk

derece mahkemesi bu değerlendirmeye katılmış ve karar bu yönde kesinleşmiştir.

42. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan

incelemede derece mahkemesinin söz konusu değerlendirmesinde bariz takdir

hatası ve açık bir keyfîlik bulunduğunun söylenemeyeceği kanaatine

ulaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

44. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari

ve yargısal sürecin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

45. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra, 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve

7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

46. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel

başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Adalet

Bakanlığı Tazminat Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

47. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların

makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı Tazminat

Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

48. Ferat Yüksel

kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün

olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel

olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda

değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat

Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,

ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma

ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Adalet Bakanlığı Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35,

36).

49. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre

aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA16/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucular : 1. Halise DEMİR 2. Nefise TOZUN 3. Yakup KARABAŞ Vekili : Av. Ferhat BAYINDIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/1170, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/1170
Tarih
16 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Aynur Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3042)
  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1894)
  • Mehmet Pekdemir Başvurusu (B. No: 2017/21348)
  • Ümmühani Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/5104)
  • Onurhan Çakmak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6776)
  • Aziz Albak Başvurusu (B. No: 2015/19710)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.