İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aziz Albak Başvurusu (B. No: 2015/19710)

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı işlemleri uygulandığı

Başvuru No2015/19710Tarih16 Ocak 2020Okuma13 dk · 2.610 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aziz Albak Başvurusu

Karar tarihi
16 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/19710
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.610 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı işlemleri uygulandığı

sırada darbedilme ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 5/10/1978 doğumlu olup Van'ın Muradiye ilçesinde

ikamet etmektedir.

7. Başvurucu 11/10/2014 tarihinde Muradiye'de çalıştığı

işyerinde bir terör soruşturması kapsamında yakalanarak gözaltına alınmıştır.

Başvurucu, soruşturma kapsamında 11/10/2014 tarihinde Muradiye İlçe Emniyet

Müdürlüğünde müdafiinin hazır bulunmasıyla alınan savunmasında, gözaltına

alındığı sırada kötü muamele görmediğini ve bu konuda şikâyeti bulunmadığını

beyan etmiştir.

8. Başvurucu 12/10/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet

Başsavcılığında (Cumhuriyet Başsavcılığı) müdafiinin hazır bulunmasıyla ifade

vermiş ve aynı tarihte Muradiye Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun

ardından Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/742 sayılı soruşturması kapsamında

tutuklanmıştır. Başvurucu veya avukatı bu ifade ve sorgu işlemleri sırasında, yakalama

ve gözaltı işlemlerini gerçekleştiren kolluk görevlilerinin başvurucuya kötü

muamelede bulunduklarına dair bir iddia dile getirmemiştir.

9. Başvurucu hakkında Muradiye Devlet Hastanesi

tarafından 11/10/2014 tarihinde düzenlenen iki adet doktor raporu

bulunmaktadır. Başvurucunun yaralandığına dair herhangi bir bulgunun

bulunmadığı bu raporlarda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:

"Bugün saat 11.30 civarında polis

tarafından göz altına alınan hastanın şikayeti bulunmamaktadır"

"Polis tarafından gözaltına alınan

hastanın herhangi bir şikayeti bulunmaması nedeniyle herhangi bir tıbbi

müdahaleye gerek görülmemiştir."

10. Başvurucunun tutuklu olarak ceza infaz kurumunda

bulunduğu 20/10/2014 tarihinde başvurucunun avukatı Van Cumhuriyet

Başsavcılığına bir dilekçe vererek müvekkilinin yakalama ve gözaltı işlemleri

sırasında kolluk görevlileri tarafından darbedildiğini iddia etmiş ve hastaneye

sevk edilerek vücudundaki yaralanmaların tıbbi rapor ile tespit edilmesini

talep etmiştir. Başvurucu bu talep üzerine 21/10/2014 tarihinde Van Bölge

Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Bu Hastane tarafından

düzenlenen aynı tarihli raporda başvurucunun sağ dizinde 2-3 cm'lik erozyon ve

her iki el bileğinde hassasiyet bulunduğu, bu yaralanmaların basit tıbbi müdahale

ile giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucu 25/11/2014 tarihinde vekili aracılığıyla

Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçeyle başvurarak 11/10/2014 tarihinde maruz

kaldığını iddia ettiği kötü muamele eylemlerini gerçekleştiren ve usulüne uygun

doktor raporu düzenlemeyen kamu görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu

şikâyet dilekçesinde özetle işyerinde yakalandığı sırada elleri arkadan

kelepçelenerek yere yatırıldığını, tekme tokat dövülerek ve hakaret edilerek

gözaltına alındığını, Hükûmet Konağı ve Adliye binasında beş saat boyunca

elleri arkadan kelepçeli şekilde bekletildiğini, gözaltında bulunduğu sırada

yiyecek ve içecek verilmediğini, sigara içmesine izin verilmediğini, vücudunda

yaralanma emareleri olmasına rağmen muayene için götürüldüğü doktorun bunlar

hakkında rapor düzenlemediğini ve muayeneyi polisleri dışarı çıkarmadan

yaptığını, raporu kapalı zarfa koymadan polislere verdiğini iddia etmiştir.

Başvurucu ayrıca işyerindeki olaylara işyeri sahibinin oğlu M.B.nin tanık olduğunu

beyan etmiştir.

12. Cumhuriyet Başsavcılığı belirtilen şikâyet dilekçesi

üzerine 25/11/2014 tarihinde 2014/903 sayılı dosya üzerinden bir soruşturma

başlatmıştır. Başvurucunun bu dosya kapsamında 17/2/2015 tarihinde alınan

ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

... olay tarihi olan 11.10.2014

tarihinde benkendi işyerimde bulunmaktaydım, bu esnada yaklaşık 10 müşterim

bulunmaktaydı, sivil, özel harekatpolislerihiç bir şey sormadan beni aldılar,

aldıkları esnada bana hitaben sinkaflı küfürler ettiler. Daha sonra benim

ellerimi arkadan bağlayıp araca bindirdiler. Araçta benim ile birlikte [F.Ç.]

ve [A.G] bulunmaktaydı. Araç içerisinde yine bizi darp edip hakaretlerde

bulundular. Daha sonra bizi Muradiye Jandarma Karakol Komutanlığına götürdüler.

Burada yaklaşık 4 saat kaldık. Bu süre içerisinde bize herhangi bir su ve yemek

vermediler. Daha sonra bizi Adliyeye sevk ettiler. Burada ifademiz alındıktan

sonra Bizi Van F Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumuna getirdiler.

...Yakalandığım anda sivil polis memurları,

bana hitaben 'Ananızı sinkaf ederiz' . gibi hakaretlerde bulunuyorlardı.

... Beni iş yerinden aldıklarından

itibaren, ayaklarıma ve başıma yumruk, vücudumun bütün yerlerinevurarak darp

eylemlerine maruz kaldım.

... Beni yakalayan polislerin açık kimliğini

bilmiyorum ancak Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapan sivil

polislerdir,kendilerini görsem teşhis edebilirim. beniyakalayan polis

memurlarından birisini tanıyorum, Uzun saçlı, gözlüklü, beyaz tenli, sakallı,

kendisini görsem net olarak teşhis edebilirim.

... Yakalandığımda iş yerimde bulunan

müşteriler vardı ancak açık kimlik ve adres bilgilerini bilmiyorum,

... Beni darp eden polis memurlarını

teşhis edebilirim, ayrıca beni darp eden vehakarette bulunan polis memurlarıve

Adli rapor düzenleyen doktorlar hakkında şikayetçiyim..."

13. 2014/903 sayılı soruşturma kapsamında başvurucunun

polis aracında kendisi ile birlikte bulunduklarını beyan ettiği A.G. ve F.Ç.

adlı kişilerin beyanları alınmıştır. Bu kişiler, polislerin başvurucuya veya

kendilerine karşı kötü muamelede bulunmadıklarını, hatta bir polis memurunun

diğer memurlara "gözaltına alınan şahıslara yönelik kesinlikle herhangi

bir darp veya kötü muamele yapılmayacak" şeklinde uyarılarda

bulunduğunu beyan etmişlerdir.

14. Başvurucunun çalıştığı işyerinde yakalandığı sırada

maruz kaldığı muameleye tanık olduğunu ifade ettiği M.B.nin de soruşturma

kapsamında beyanı alınmıştır. M.B. özetle polislerin işyerine gelerek

müşterilerin kimliklerini kontrol ettiklerini, bu sırada kendisinin alt katta

olduğunu, üst kattan -hatırlayabildiği kadarıyla- "uzat ellerini,

yürü" şeklinde sesler geldiğini ve iki veya üç polis memurunun

başvurucuyu ellerine kelepçe takılmış bir vaziyette götürdüklerini, bu olaylar

sırasında herhangi bir hakaret veya darp olayına şahit olmadığını beyan

etmiştir.

15. Soruşturma kapsamında başvurucu hakkında yakalama

işlemi uygulayan altı polis memurunun ifadeleri alınmıştır. Bu kişiler ortak

olarak ve özetle hakkında soruşturma yürütülen başvurucunun çalıştığı işyeri

adresinin tespit edildiğini ve yeteri kadar kuvvetle bu yere gidildiğini, ilk

etapta başvurucuyu orada bulamadıklarını ancak başvurucunun işyerinin

tuvaletinde saklandığını tespit ettiklerini ve tuvaletin kapısını çaldıklarını,

dışarı çıktığında konu hakkında bilgi verdikten sonra kelepçe takarak

başvurucuyu gözaltına aldıklarını ifade etmişlerdir. Polis memurları ayrıca

başvurucuyu araçla işyerinden Muradiye Devlet Hastanesine, burada doktor raporu

düzenlendikten sonra Emniyet Müdürlüğüne getirdiklerini, bu süre içinde

başvurucuya karşı herhangi bir kötü muamelenin söz konusu olmadığını beyan

etmişlerdir.

16. Soruşturma kapsamında ayrıca başvurucunun

yakalanmasına ve gözaltına alınmasına ilişkin güvenlik kamerası görüntüsü

bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Başvurucunun gözaltına alındıktan sonra

getirildiği Muradiye Hükûmet Konağındaki güvenlik kameraları ve Muradiye'deki

MOBESE kameralarının olay tarihinde çalışmadığı tespit edilmiştir. Buna

karşılık Muradiye Devlet Hastanesinde başvurucunun muayenesinin yapıldığı

koridoru gören güvenlik kamerası kayıtlarından başvurucunun muayeneye giriş ve

çıkışına ait görüntüler tespit edilerek soruşturma dosyasına alınmıştır. Bu

kayıtlarda kolluk görevlileri nezaretinde Hastaneye getirilen şahısların

sırayla muayene odasına girdikleri görülmektedir.

17. Başvurucunun şikâyetine konu olaylarla ilgili olarak

yürütülen 2017/903 sayılı soruşturma kapsamında şikâyet edilen kamu görevlileri

hakkında 10/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Müştekinin ifadesinde olaya tanık

olduğunu söylediği [M.B.nin] alınan ifadesinde; müştekinin polis ekipleri

tarafından görüldüğü süre zarfında herhangi bir hakaret ya da darp olayına

şahit olmadığını beyan ettiği, ayrıca müştekininaynı araçta hakaret ve darp

eylemine maruz kaldıklarını söylediği [F.Ç.] ve [A.G.nin] alınanifadelerinde;

polis aracıyla götürüldükleri ve yakalandıkları süre içerisinde kendilerinin ve

yanında bulunanların polis ekipleri tarafından herhangi bir darp ya da kötü

muameleye, hakarete maruz kalmadıklarını beyan ettikleri,

Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polis

memuru hakkındaki kasten yaralama suçu ile Emniyet ve Jandarma personeli

tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan işkence yapma suçu yönünden;

müştekinin salt iddiası haricinde şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan

dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını gerektirecek nitelite ve

yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği;

Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polis

memuru hakkındaki hakaret suçu yönünden; müştekinin salt iddiası haricinde

şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve

soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin

elde edilemediği,

Doktorlar ve sağlık personelinin üzerine

atılı resmi evrakta fikri sahtecilik eylemine yönelik olarak ise; müştekinin

alınan doktor raporunda 'hastanın herhangi bir şikayetinin bulunmaması

nedeniyle herhangi bir tıbbi müdahaleye gerek görülmediğinin'

belirtildiği,müştekinin doktorlara yaralanma iddiasını bildirmediğinin

anlaşıldığı gözetildiğinde bahsi geçen görevlilerin üzerlerine atılı bulunan

suçtan dolayı dava açılmasını ve soruşturmanındevamını gerektirecek nitelikte

ve yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği anlaşılmakla;

Olay hakkında kamu adına KOVUŞTURMA

YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,

..."

18. Başvurucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

itiraz etmiş, itiraz Erciş Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/10/2015 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Ret kararı 20/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 17/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1)

Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini

veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar

vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk

görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

21. 5271 sayılı Kanun’un "Yakalanan veya tutuklanan

kişilerin nakli" kenar başlıklı 93. maddesi şöyledir:

"Yakalanan veya tutuklanarak bir

yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya

başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine

ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir. "

22. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve

Salâhiyet Kanunu'nun "Zor ve silah kullanma" kenar

başlıklı 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Polis, görevini yaparken

direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde

zor kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında,

direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek

şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî

şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen

kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop,

basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller,

polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere

direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı

yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak,

ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında

direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı

zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak

müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve

gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik

bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın,

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 16/1/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu; yakalama ve gözaltı işlemleri sırasında

polis memurlarının kendisini tekme ve yumrukla darbettiklerini ve kendisine

hakarette bulunduklarını, adli işlemler nedeniyle muayeneye götürülmesine

karşın muayenenin usulüne uygun olarak yapılmadığını ve vücudundaki

yaralanmaların tespit edilmediğini, şikâyeti üzerine başlayan soruşturmada kötü

muamelede bulunan kolluk görevlilerinin kimlikleri belirli olmasına rağmen

soruşturmanın faili meçhul olarak yürütüldüğünü, olay yerlerini gösteren kamera

görüntülerinin tespit edilmediğini, böylece gerekli deliller toplanmadan ve

özensiz şekilde yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına

karar verildiğini iddia etmiştir. Başvurucu bu iddiaları kapsamında Anayasa'nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz."

26. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri,

…kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

27. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Devletin

bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme

yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini, yani

anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve

ruhsal açıdan zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin

vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif

ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, §§ 80,

81).

28. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında değerlendirilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış

olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları

dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme yapılırken muamelenin süresi,

bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi

faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate

alınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).

29. Kötü muameleye maruz kalındığına dair bir iddia uygun

delillerle desteklenmelidir. Delillerin iddia edilen kötü muamelenin gerçekleştiğini

kesin olarak ispat etmesi gerekmese de makul şüphenin üzerinde ispatı

sağlayacak nitelikte olması gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi,

açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden

de oluşabilir. Ancak bu koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma

yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394,

6/3/2014, § 28).

30. Hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında

başvurucunun yakalanarak gözaltına alındığı konusunda bir ihtilaf

bulunmamaktadır. Başvurucu yakalama sırasında kolluk görevlileri tarafından

darbedildiğini ve hakarete uğradığını iddia etmektedir. Başvurucuya göre kolluk

görevlilerinin ters kelepçe takma, ayakta bekletme, aç bırakma gibi kötü

muamele oluşturan eylemleri gözaltı sırasında da devam etmiştir. Bu durumda

öncelikle incelenmesi gereken, başvurucunun iddialarının makul şüphenin

ötesinde delillerle desteklenip desteklenmediğidir.

31. Başvurucu, gözaltı işlemleri kapsamında 11/10/2014

tarihinde iki kez Muradiye Devlet Hastanesinde muayene edilmiştir. Bu

muayenelerle ilgili olarak düzenlenen raporlarda başvurucunun kötü muameleye

maruz kaldığına dair bir bulgu yer almamaktadır. Raporlara göre başvurucu

muayeneleri sırasında sağlığıyla ilgili herhangi bir şikâyette bulunmamıştır.

32. Başvurucu şüphelisi olduğu soruşturma kapsamında

11/10/2014 tarihinde yakalanarak Emniyet Müdürlüğünde müdafiinin hazır bulunmasıyla

ifade vermiştir. Başvurucu 12/10/2014 tarihinde aynı soruşturma kapsamında yine

müdafiinin hazır olduğu sırada soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına ve

tutuklanması talebiyle gönderildiği sulh ceza hâkimine savunmalarda

bulunmuştur. Başvurucu veya avukatı, bu ifade işlemleri sırasında kolluk

görevlilerinin başvurucuya kötü muamelede bulunduklarına dair bir iddia dile

getirmemişlerdir. Aynı şekilde tıbbi muayeneyi gerçekleştiren sağlık

personelinin başvurucunun sağlık durumu ile ilgili yanlış rapor düzenlediği

konusunda da bir iddiadabulunulmamıştır. Başvuru formunda, ifade işlemleri

sırasında kötü muamele iddialarının dile getirildiği ancak bunların soruşturma

makamları tarafından tutanaklara yazılmadığına dair bir iddia da yer

almamaktadır.

33. Başvurucu kötü muamele iddialarını ilk kez şüphelisi

olduğu soruşturma kapsamında tutuklu olarak bulunduğu 20/10/2014 tarihinde dile

getirmiş ve bir sağlık kuruluşuna sevkini talep etmiştir. Başvurucunun bu

talebi üzerine sevk edildiği Hastane tarafından 21/10/2014 tarihinde düzenlenen

raporda, başvurucunun sağ dizinde 2-3 cm'lik erozyon ve her iki el bileğinde

hassasiyet bulunduğu belirtilmiştir. 11/10/2014 tarihinde düzenlenen tıbbi

raporlara göre başvurucunun herhangi bir sağlık şikâyetinin olmadığı, başvurucunun

aynı tarihte müdafiinin hazır bulunmasıyla verdiği ifadelerinde de bu raporlara

itiraz etmediği ve kötü muameleye dair bir şikâyet dile getirmediği hususları

birlikte değerlendirildiğinde,iddia edilen olaylardan dokuz gün sonra

düzenlenen bu raporda tarif edilen bulguların yakalama ve gözaltı işlemleri

sırasında uygulandığı ileri sürülen kötü muamele nedeniyle oluştuğunun kabul

edilmesi mümkün görülmemiştir.

34. Başvurucunun kendisi ile birlikte kötü muameleye

maruz kaldıklarını beyan etmesi nedeniyle başvurucu ile birlikte Cumhuriyet

Başsavcılığının 2014/742 sayılı soruşturması kapsamında 11/10/2014 tarihinde

gözaltına alınan A.G. ve F.Ç.nin ifadelerine başvurulmuştur. Bu kişiler,

başvurucunun iddiasının aksine başvurucuya veya kendilerine karşı kötü

muamelede bulunulmadığını beyan etmişlerdir. Başvurucunun yakalandığı sırada

maruz kaldığı kötü muamele eylemlerine tanık olduğunu iddia ettiği ve aynı

zamandaçalıştığı işyerinin sahibinin oğlu olan M.B. de başvurucunun yakalanması

sırasında herhangi bir hakaret veya darp olayına şahit olmadığını, başvurucunun

polis memurları eşliğinde ellerine kelepçe takılmış bir vaziyette işyerinden

götürüldüğünü ifade etmiştir. Başvurucunun yakalanması ve gözaltına alınmasına

ilişkin adli işlemlere katılan kolluk görevlileri, belirtilen adli işlemler

sırasında başvurucuya kötü muamelede bulunulmadığını beyan etmişlerdir. Bu

kişilerin benzer beyanlarına göre başvurucu, çalıştığı işyerinin tuvaletinde

saklanırken yakalanmış ve kelepçe takılarak gözaltına alındıktan sonra adli

işlemler kapsamında Hastaneye götürülmüştür.

35. Başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin

iddiaları, makul şüphenin ötesinde delillerle desteklenmemektedir. Bunun aksine

soruşturma kapsamında toplanan deliller, kötü muamele iddialarının gerçeği

yansıtmadığına dair güçlü bir şüphe oluşturmaktadır. Çok sayıda şüpheli

hakkında yürütülen bir terör soruşturması kapsamında ve çalıştığı işyerinin

tuvaletinde saklanırken yakalandığı anlaşılan başvurucuya kaçma tehlikesi

öngörülerek kelepçe takılmasının ise kötü muamele için aranan asgari ağırlık

derecesine ulaşan bir muamele olmadığı kanaatine varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları bakımından incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Mahmut ATEŞ Başvurucu : Aziz ALBAK Vekili : Av. Mahmut KAÇAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19710, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19710
Tarih
16 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • E.a.k. Başvurusu (B. No: 2015/12263)
  • Kemal Salpagarov Başvurusu (B. No: 2016/12809)
  • Kadir Beğde Başvurusu (B. No: 2015/4606)
  • Kenan Özkan Başvurusu (B. No: 2015/20293)
  • Ahmet Gülen Başvurusu (B. No: 2016/23168)
  • Aslan Avcı Döküm Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/39159)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.