İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kemal Salpagarov Başvurusu (B. No: 2016/12809)

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

Başvuru No2016/12809Tarih16 Ocak 2020Okuma29 dk · 5.704 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kemal Salpagarov Başvurusu

Karar tarihi
16 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/12809
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.704 kelime·29 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı alınması nedeniyle kötü muamele

yasağının; insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda hukuka aykırı olarak idari

gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile kötü

muamele yasağının; bu hak ihlalleri nedeniyle etkin bir başvuru yolu bulunmaması

nedeniyle etkili başvuru ve adil yargılanma haklarının; idari gözetim kararına

itiraz kabul edildiği halde vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurucu tarafından 4/7/2016 ve 29/7/2016 tarihlerinde iki

ayrı bireysel başvuru yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2016/14031 numaralı başvuru dosyasının hukuki irtibat

nedeniyle 2016/12809 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin 2016/12809 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve

diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Antalya Valiliğinin 1/12/2015 tarihli kararıyla, Rusya

Federasyonu vatandaşı başvurucunun kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu

gerekçesiyle 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma

Kanunu uyarınca sınır dışı edilmesine ve altı ay süreyle idari gözetim altına

alınmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu, Antalya Valiliğinin sınır dışı etme kararına

karşı iptal davası açmıştır. Antalya 1. İdare Mahkemesi 26/1/2016 tarihli kararıyla

başvurucunun sınır dışı edilmesine dair işlemde hukuka aykırılık görülmediği

gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu ret kararının ardından sınır dışı edilmesi hâlinde

siyasi görüşleri, dinî inançları ve etnik kökeni nedeniyle Rusya

Federasyonu'nda kötü muameleye maruz kalacağı iddiasıyla ve sınır dışı

işleminin tedbiren durdurulması talebiyle 8/2/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun iddiaları 2016/2773

numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden incelenmiş ve 12/2/2016 tarihli ara

kararıyla başvurucunun sınır dışı edilmesinin geçici olarak durdurulmasına

karar verilmiştir.

13. İdari gözetim altında bulunan başvurucu sırasıyla Antalya,

Aşkale, Ağrı ve Adana Geri Gönderme Merkezlerinde tutulmuştur. Bu süreçte idari

gözetim kararının kaldırılması için çeşitli tarihlerde sulh ceza hâkimliklerine

talepte bulunan başvurucunun talepleri Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

7/12/2015, Ağrı Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/1/2016, 1/3/2016, 21/2/2016 ve Adana

2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/5/2016 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.

14. Başvurucu tutulduğu geri gönderme merkezlerindeki fiziksel

koşulların yetersiz olduğunu, fiziksel koşulların telefon ve internet gibi

iletişim araçlarına ulaşma, tıbbi bakım, beslenme, açık havaya çıkma, temizlik

ve sosyal faaliyetlere katılma gibi temel insani ihtiyaçları karşılamadığını

iddia etmiştir. Başvurucu bu iddialarıyla ilgili olarak, tutulduğu geri

gönderme merkezlerinin yaşam alanlarına ait bazı fotoğrafları dosyaya

eklemiştir.

15. Ağrı Valiliği, başvurucunun idari gözetim altında bulunduğu

31/12/2015 tarihinde, bir kez daha başvurucunun kamu güvenliği açısından tehdit

oluşturduğu gerekçesiyle 6458 sayılı Kanun uyarınca sınır dışı edilmesine ve

altı ay süreyle idari gözetim altına alınmasına karar vermiştir.

16. Adana Valiliği ise 11/5/2016 tarihli kararıyla başvurucunun

idari gözetim süresinin 6458 sayılı Kanun uyarınca altı ay uzatılmasına karar

vermiştir.

17. Başvurucu Ağrı Valiliğinin mükerrer sınır dışı etme kararına

karşı Erzurum İdare Mahkemesinde iptal davası açarak özetle Karaçay Türkü

olduğunu, Rusya Federasyonu Starvropol bölgesinde uzun yıllar müftü

yardımcılığı yaptıktan sonra Müslümanlara karşı artan baskılar sonucu 2013

yılında ailesiyle birlikte Türkiye'ye geldiğini belirtmiştir. Başvurucu, sınır

dışı etme kararı verilirken ülkesine geri gönderilmesi durumunda dinî ve siyasi

görüşleri nedeniyle maruz kalacağı insan hakkı ihlalleri ve haksız cezalandırılma

tehdidinin değerlendirilmediğini iddia etmiş ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) Rusya Federasyonu aleyhine verdiği bazı hak ihlali

kararlarını iddialarına kanıt olarak göstermiştir.

18. Erzurum 1. İdare Mahkemesi 15/6/2016 tarihli ve E. 2016/29

ve K. 2016/670 sayılı kararıyla iptal davasının reddine karar vermiştir. Ret

kararının gerekçesi şöyledir:

"... Yabancı uyruklu şahsın sınırdışı

edilmesini gerektiren durumların mutlaka suç niteliği taşıması ve bunun yargı

kararıyla belirlenmiş olması zorunluğu bulunmamaktadır.

Bu haliyle, idareye tanınan takdir yetkisi,

yabancılar hukuku açısından dikkate alındığında, devletin hükümranlık

haklarının doğal sonucu olup; kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının

Rusya Fedarasyonu uyruklu olduğu, hakkında G-87 Tahdit Kaydı (Genel Güvenlik)

bulunduğu, bu sebeple Antalya Valiliği tarafından hakkında sınır dışı edilme

kararı alındığı,bu karara istinaden 29.12.2015 tarihinde Ağrı Göç

İdaresi'nesevk edildiği, bunun üzerine Ağrı Valiliği İl Göç İdaresi'nin

31.12.2015 tarih ve 112 sayılı işlemi ile 6458 sayılı Yabancılar ve

Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54/1-d maddesi uyarınca sınırdışı edilmesine

karar verildiği, davacı tarafından ülkesinde siyasi ve dini nedenlerle itham

edildiği ve baskılara maruz kaldığı, temel hak ve özgürlüklerin ihlali ihtimali

üzerine ülkesini terk etmekzorunda kaldığı, hakkında cezai ya da tedbire

yönelik olarak yürütülen herhangi bir işlem bulunmadığı, anılan kanunun 53/3

maddesi uyarınca inceleme yapılması gerektiğiileri sürülerek, işlemin iptali

istemiyle davanın açıldığı görülmektedir.

Bu durumda; hakkında G-87 tahdit kaydı (genel

güvenlik) bulunan davacının, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit

oluşturduğu, yabancı uyruklu şahsın sınırdışı edilmesini gerektiren durumların

mutlaka suç niteliği taşıması ve bunun yargı kararıyla belirlenmiş olması

zorunluluğunun bulunmadığı da dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..."

19. Başvurucu Adana Valiliğinin idari gözetim süresinin

uzatılmasına dair kararına karşı da itirazda bulunmuş ve bu itirazı kabul eden

Adana 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/6/2016 tarihli kararıyla aynı gün serbest

bırakılmıştır.

20. Anayasa Mahkemesi başvurucunun 2016/2773 numaralı bireysel

başvuru dosyasının 2015/19133 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

17/4/2019 tarihinde 2015/19133 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden

yapılan değerlendirme sonucunda başvurucu yönünden Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmiştir

(R.M. ve diğerleri, B. No:

2015/19133, 17/4/2019, § 27).

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı2. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"Madde 2 - 1. (Değişik: 10/6/1994 -

4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:

a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995

tarihli ve E.1995/27, K.1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000

- 4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep konu ve maksat

yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için

menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

...

2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve

işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır ... "

22. 6458 sayılı Kanun'un "Geri

gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez."

23. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etme kararı" kenar başlıklı 53. maddesi şöyledir:

"(1) Sınır dışı etme kararı, Genel

Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında

sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına

tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat

tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da

avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş

gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı

etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan

başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu

karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi

içinde veya yargı yoluna başvurulması halinde '54 üncü maddenin birinci

fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası kapsamındakiler hariç'

(676 sayılı KHK'nın 35/1. maddesiyle eklenen cümle) yargılama sonuçlanıncaya

kadar yabancı sınır dışı edilmez."

24. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etme kararı alınacaklar" kenar başlıklı 54. maddesi

şöyledir:

"(1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında

sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye 'de bulunduğu süre zarfında

geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

j) İkamet izinleri iptal edilenler g) İkamet

izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi

olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit

edilenler

h) Türkiye ye yasal giriş veya Türkiye 'den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye ye giriş yasağı

bulunmasına rağmen Türkiye ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak

değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,

uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında

verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye 'de kalma

hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları

reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye 'den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından

tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d)

ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma

başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında

uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı

alınabilir. "

25. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etmek üzere idari gözetim ve süresi" kenar başlıklı 57.

maddesi şöyledir:

"(1) 54 üncü madde kapsamındaki

yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları halinde, haklarında karar verilmek

üzere derhal valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı

alınması gerektiği değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik

tarafından alınır. Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.

(2) Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan;

kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal

eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti

olmaksızın Türkiye 'den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni,

kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik

tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetim kararı alınan

yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk

sekiz saat içinde götürülür.

(3) Geri gönderme merkezlerindeki idari

gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin

yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da

belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması halinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir.

(4) İdari gözetimin devamında zaruret olup

olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek

görüldüğünde, otuz günlük süre beklenilmez. İdari gözetimin devamında zaruret

görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhal sonlandırılır. Bu yabancılara,

belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde

bulunma gibi idari yükümlülükler getirilebilir.

(5) İdari gözetim kararı, idari gözetim

süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin

sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da

avukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi bir

avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın

sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(6) İdari gözetim altına alınan kişi veya

yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hakimine

başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi

halinde, dilekçe yetkili sulh ceza hakimine derhal ulaştırılır. Sulh ceza

hakimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hakiminin kararı

kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı,

idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden

sulh ceza hakimine başvurabilir.

(7) İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna

başvuranlardan, avukatlık ücretlerini karşılama imkanı bulunmayanlara,

talepleri halinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine

göre avukatlık hizmeti sağlanır."

26. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez.

(2) Genel Müdürlük, ilgili mevzuata göre

ülkemizden gönderilmesi gerektiği halde, birinci fıkra kapsamında ülkemizden

gönderilemeyecek yabancılar hakkında idari tedbirler alabilir. "

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da

onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

28. Mültecilerin hukuki durumuna dair 28/7/1951 tarihli

Sözleşme'nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir:

"1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi,

ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri

dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,

her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler'')

etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu

için söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike oluşturmaya devam eden bir

mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi Uygulaması

29. AİHM'e göre yabancıların ülkeye girmeleri, ülkede ikamet

etmeleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal

egemenlik yetkisine ilişkindir. Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı

edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler

bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya

çıkmaktadır. Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünü içermektedir. AİHM, Sözleşme'nin 2.

(yaşam hakkı) ve 3. maddelerinin (işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerde işkence ve kötü muamele yasağının mutlak

şekilde yasaklandığı gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı

olarak incelemektedir. Bu kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı

gibi doğrudan yaşam hakkının konusunu oluşturan şikâyetler yönünden geçerli

değildir. AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan ülkeye sınır dışı etmeme

yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından risk oluşturanlar

bakımından da geçerli olduğununun hatta uluslararası terörizm tehlikesinin

bulunduğu hâllerde bile bu yükümlülüğe bir istisna getirilemeyeceğinin altını

çizmektedir. AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü muamele riskinin

varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde bu iddiaların

kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine dikkat

çekmektedir. AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden bahsedilebilmesi için

sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız bir merciye

başvuruda bulunma imkânı tanınması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar sınır dışı

kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak) durdurulmasının önemine

vurgu yapmaktadır. AİHM'e göre Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaline karar

verilebilmesi için işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde

gerçek bir risk düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği

incelenirken geri gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen

araştırılmalıdır (Soering/Birleşik Krallık,

B. No: 14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya

[BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008;

MS.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No: 30696/09, 21/1/2011; JK. ve diğerleri/İsveç [BD], B. No:

59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD], B.

No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye,

B. No: 49867/08, 10/5/2016).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 16/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Sınır Dışı Etme Kararı

Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; Rusya Federasyonu'na sınır dışı edilmesi hâlinde

siyasi görüşü, dinî inancı ve etnik kökeni nedeniyle kötü muameleye maruz

kalacağını ve yaşamının tehlikeye gireceğini, uluslararası kuruluşlar ve insan

hakları örgütlerinin raporlarında bu iddialarını doğrular ve destekler

nitelikte tespitlere yer verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca sınır

dışı etme kararının uygulanması hâlinde Rusya Federasyonu'nda cezaevine girme

riski bulunduğunu, Türkiye'de yaşayan eşinden ve çocuklarından ayrılmak zorunda

kalacağını, bu nedenle özgürlük ve güvenlik hakkı ile aile hayatına saygı

hakkının ihlal edileceğini iddia etmiştir. Başvurucu son olarak, hakkında

Antalya Valiliğinin verdiği 1/12/2015 tarihli sınır dışı kararına rağmen Ağrı

Valiliğinin 31/12/2015 tarihinde mükerrer bir sınır dışı etme kararı daha

verdiğini ve bu mükerrer karara yaptığı itirazın Erzurum 1. İdare Mahkemesinin

15/6/2016 tarihli kararıyla, ileri sürdüğü hususlar dikkate alınmadan ve hukuka

aykırı olarak reddedildiğini, böylece adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

belirterek iddia ettiği bu hak ihlallerinin tespitini ve kendisine manevi

tazminat ödenmesini talep etmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı ve üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes,

… maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

33. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, sınır dışı

etme kararının uygulanması hâlinde menşe ülkesinde maddi ve manevi bütünlüğüne

yönelik ciddi bir tehlikeyle karşılaşma ihtimali bulunduğuna ve bu hususun

sınır dışı etme kararına yaptığı itirazı karara bağlayan yargı organlarınca

gözönüne alınmadığına ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun iddialarının kötü

muamele yasağı kapsamında incelenmeleri gerektiği, diğer yönlerden ayrı bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

36. Anayasa'nın 17., 5. ve 16. maddeleri, uluslararası hukuk ve

özellikle Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleriyle

birlikte yorumlandığında, devletin egemenlik alanında olup gönderildikleri

ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların maddi ve manevi

varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941,

1/3/2017, § 59).

37. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek

kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma

sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerekir. Aksi

hâlde sınır dışı edildiğinde kötü muameleye maruz kalma riski altında olduğunu

iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı

imkâna sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden

bahsetmek mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,

§ 60).

38. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya iddialarını

araştırtma ve bu kararı adil bir

şekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiği

kuşkusuzdur (A.A. ve A.A., § 61).

39. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının

gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi

hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir

ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan

usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır

dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim

süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine

tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Öncelikle başvurucunun, Antalya Valiliğinin sınır dışı etme

kararına karşı açtığı iptal davasının reddedilmesinin ardından yaptığı bireysel

başvurunun değerlendirilerek kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar

verildiği belirtilmelidir (R.M. ve diğerleri

B. No: 2015/19133, 17/4/2019).

41. R.M. ve diğerleri başvurusunda

bu sonuca ulaşılırken başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi durumunda maddi

ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikeyle karşılaşabileceğine dair

savunulabilir bir iddiasının bulunduğuna, buna karşılık başvurucunun sınır dışı

etme kararına karşı açtığı iptal davasında menşe ülkesinde maruz kalacağını

iddia ettiği risklere ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan karar

verildiğine dikkat çekilmiştir (R.M. ve

diğerleri, §§ 23-27).

42. Somut başvuru Ağrı Valiliğinin başvurucu hakkında ikinci kez

sınır dışı etme kararı vermesi ve başvurucunun bu kararın iptali istemiyle

açtığı davanın bir kez daha reddedilmesinin ardından yapılmıştır. Başvurucu,

Ağrı Valiliğinin verdiği bu ikinci sınır dışı etme kararına karşı iptal davası

açarken menşe ülkesinde dinî ve siyasi görüşleri nedeniyle kötü muameleye maruz

kalacağına dair iddialarını yeniden dile getirmiş ve bu iddialarına dayanak

olarak AİHM'in Rusya Federasyonu aleyhine verdiği bazı hak ihlali kararlarını

göstermiştir. Dolayısıyla başvurucunun menşe ülkesinde kötü muameleye maruz

kalacağına yönelik savunulabilir bir iddiası bulunduğu konusunda R.M. ve diğerleri kararındaki tespitlerden

ayrılmayı gerektiren bir yön bulunmamaktadır (R.M.

ve diğerleri, §§ 23, 24).

43. Sözü edilen iptal davası kapsamında başvurucunun geri

gönderilmesi hâlinde ülkesinde kötü muameleye maruz kalma riskiyle karşı

karşıya olup olmadığına ilişkin olarak göç idaresi müdürlüklerinden bir izahat

alınmadığı görülmektedir. Yargılamayı yapan mahkeme tarafından bu hususta

herhangi bir araştırma yapılmadığı ve iptal davasının reddi kararında iddialara

neden itibar edilmediği konusunda bir değerlendirmeye yer verilmediği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut başvuruda menşe ülkesinde kötü muameleye

maruz kalma riskini araştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi bakımından da

R.M. ve diğerleri kararında

ulaşılan sonuçtan farklı bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Lehe Vekâlet Ücretine

Hükmedilmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

45. Başvurucu; Adana 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/6/2016 tarihli

kararıyla idari gözetim kararına itirazının kabul edilerek serbest

bırakılmasına karar verildiğini, buna karşılık aynı kararda lehine vekâlet

ücretine hükmedilmediğini, böylece mülkiyet hakkının ihlal edildigini ileri

sürmüştür.

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebilecegi hüküm altına

alınmıştır.

47. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B.

No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

48. 6216 sayılı Kanun'da anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür:

Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul başvurunun

Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara

uğramamasıdır (K.V., § 57).

49. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma

unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce

yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa'nın ilgili

hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden

yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun

anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V., § 63).

50. Anayasa'nın uygulanması açısından önem taşıma unsurunda ise

Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının

söylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye

ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu

farklılığın da önemli olması gerekir (K.V.,

§ 64).

51. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

52. Somut olayda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

dair şikâyeti, itirazının kabul edildiği bir davada Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi'ne göre lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretine hükmedilmemesine

ilişkindir.

53. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer başvuruları incelemiş,

anayasal ve kişisel önemden yoksun olmaları nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.

Bu sonuca ulaşılırken mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarının bireysel

başvuru yoluyla daha önce ilgili anayasa kuralları çerçevesinde incelenip

yorumlandığı ve başvuruda takdir edilmeyen vekâlet ücretinin başvurucuya ciddi

anlamda zarar verdiği konusunda bir açıklamanın olmadığı gözetilmiştir (Daygınat Magomedzhamilova ve diğerleri, B.

No: 2015/516, 20/3/2019, §§ 40-42).

54. Somut başvuruda, iddia edilen hak ihlalinin başvurucunun

önemli bir zarara uğramasına neden olduğuna dair bir açıklama bulunmamaktadır.

İddia aynı zamanda, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce bireysel başvuru

yoluyla yorumlanmış olan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

Dolayısıyla lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine dair şikâyet, anayasal ve kişisel önem kriterini

karşılamamaktadır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Geri Gönderme

Merkezlerindeki Fiziksel Koşullar Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının ve Bu Yasakla

Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

56. Başvurucu; sınır dışı edilmek üzere idari gözetim altında

tutulduğu süre boyunca Antalya, Aşkale, Ağrı ve Adana geri gönderme

merkezlerinde kötü muamele yasağına aykırı olarak son derece yetersiz fiziksel

koşullarda barındırıldığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre bu merkezlerdeki

fiziksel koşullar, telefon ve internet gibi iletişim araçlarına ulaşma, tıbbi

bakım, beslenme, açık havaya çıkma, temizlik ve sosyal faaliyetlere katılma

gibi temel insani ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. Başvurucu ayrıca yetersiz

fiziksel koşullar nedeniyle ihlal edilen hakları bakımından etkili ve yeterli

bir giderim sağlayan bir hukuk yolu bulunmadığını, bu nedenle kötü muamele

yasağı ile bağlantılı olarak etkili başvuru yolu hakkının da ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

57. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması içinde giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna gidilebilir

(İsmail Buğra İşlek, B. No:

2013/1177, 26/3/2013, § 17)

58. İnsan

haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda tutulma şikâyetleri açısından hukuksal bir

başvuru yolunun etkili olduğundan söz edilebilmesi için tutulma koşullarının

iyileştirilmesi ve bu koşullardan kaynaklanan zararların tazmin edilmesini

sağlayacak bir yol olması gerekmektedir. Geri gönderme merkezinden salıverilen

yabancılar yönünden artık mevcut ihlali önleyici ya da tutma koşullarının

geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini temin edici hukuk yollarına başvurulması

anlamını yitirmekte, bu durumda uğranılan zararları tazmin edici mekanizmaların

varlığı yeterli hâle gelmektedir. Dolayısıyla bu merkezlerden salıverilenlerin

ayrıldıkları tarihe kadar maruz kaldıkları tutma koşullarına ilişkin

şikâyetleri bakımından etkili hukuk mekanizmasının tazminat yolu olduğu

söylenebilir (bkz. aynı yönde B.T.

[GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 48-49).

59. İdari gözetim altında tutma, idari nitelik taşıyan bir

karara dayanmaktadır. Öte yandan yabancıların idari gözetim altında tutulduğu

geri gönderme merkezlerinin yönetim, denetim ve işletilmesi İçişleri Bakanlığı

tarafından yürütülen bir kamu hizmetidir. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesine

göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenler

idari yargıda tam yargı davası açabilmektedir. Bu durumda geri gönderme

merkezlerindeki tutulma koşullarının hukuka uygun olmaması nedeniyle doğan

zararların 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargıda tam yargı

davasına konu edilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır (aynı yöndeki

karar için bkz. B.T., §§ 53, 54).

60. Somut olayda başvurucunun idari gözetimi Adana 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 2/6/2016 tarihli kararıyla sonlandırılmış ve başvurucu aynı gün

serbest bırakılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında başvurucunun geri

gönderme merkezlerindeki tutulma koşulları nedeniyle uğradığı zararların

tazmini için idare mahkemelerinde tam yargı davası açma hakkı bulunmaktadır.

Ulaşılabilir ve tutulma koşulları sebebiyle doğan maddi ve manevi zararların

karşılanması bakımından başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesini haiz olduğu görülen tam yargı

davası başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna

varılmıştır.(aynı yöndeki karar için bkz. B.T.,

§ 57).

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

62. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle işbu

kararın ardından açılması muhtemel idari davaların süresine ilişkin olarak bir

hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

63. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi, B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 16/2/2018

tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden, doğrudan Anayasa

Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez bulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin

derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden

olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (aynı

yöndeki karar için bkz. B.T., §

59; R.M. ve diğerleri, § 30).

64. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı yönünden

başvuru yollarının tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararı

verildiğinden anılan yasakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiği iddiası bu aşamada incelenmemiştir.

D. Hukuka Aykırı Olarak

İdari Gözetim Altında Tutulma Nedeniyle Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının ve

Bu Hakla Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

65. Başvurucu keyfî ve hukuk dışı gerekçelerle idari gözetim

altına alındığını, idari gözetim kararına itiraz konusunda karar veren

mahkemelerin kararlarında herhangi bir gerekçeye yer vermediklerini ve idari

gözetim kararının kaldırılmasının ardından bu uygulamanın haksızlığını ileri

sürerek tazminat talep edebileceği bir hukuk yolu bulunmadığını belirterek kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu

ayrıca idari gözetim kararına itiraz başvurularına bakan sulh ceza

hâkimliklerinin etkili yargısal bir denetim yapmadıklarını, bu nedenle kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının da

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

66. 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hakimliklerine itirazda

bulunulabilmekte, böylece idari gözetim kararının hukuka uygun olup olmadığı

sulh ceza hâkimliklerince incelenmektedir. Bu açıdan idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi

konusunda herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır. Buna karşılık hukuka aykırı

idari gözetim kararı nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin davalar (tam

yargı davası) ise 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargıda

açılmaktadır (aynı yöndeki karar için bkz. B.T.,

§§ 70, 71; bkz. § 60).

67. Sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararına itirazı

reddederek itirazın hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda 2577 sayılı

Kanun'un 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim kararının

hukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden etkisiz hâle

geleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin idari gözetim

kararının hukuka uygun olduğuna dair kararının kesinleşmesinden itibaren süresi

içinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir (B.T., § 72 ).

68. Bununla beraber sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararına

itirazı kabul ederek kararın hukuka aykırı olduğuna hükmetmesi hâlinde bu

kararın kesinleşmesinden sonra hukuka aykırı idari gözetim kararı nedeniyle

uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini için 2577 sayılı Kanun'da öngörülen

süre içinde idari yargıda tam yargı davası açılması mümkündür. Bu hâlde

bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği idari yargıda tam yargı davası açma

yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamaz (B.T., § 73).

69. Somut olayda başvurucu, Adana Valiliğinin idari gözetim

süresinin uzatılmasına dair kararına itirazda bulunmuş ve bu itirazını kabul

eden Adana 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/6/2016 tarihli kararıyla aynı gün

serbest bırakılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında başvurucunun haksız

yere idari gözetimde tutulması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararların

tazmini için idare mahkemelerinde tam yargı davası açma hakkı bulunmaktadır. Ulaşılabilir,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz olduğu görülen tam yargı davası başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği

ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır (bireysel başvurunun ikincil niteliği

ile ilgili açıklamalar için bkz. § 58).

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

71. Başvurucunun kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine yönelik şikâyetinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemez bulunmasının ardından açılması muhtemel idari davaların süresine

ilişkin olarak yukarıda belirtilen ilkelerin uygulanması gerektiğinin altı

çizilmelidir ( bkz. §§ 63, 64).

72. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verildiğinden bu

hakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası bu

aşamada incelenmemiştir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

73. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir.

Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

74. Başvurucu, ileri sürdüğü hak ihlallerinin tespiti ile

yeniden yargılama ve maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

75. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Bireysel başvuru

kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural

mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin

sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden

ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol

açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve

manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer

tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

76. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59 ).

77. Somut olayda Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği, ihlalin ilk derece

mahkemesi kararından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.

78. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için geri gönderilecek

ülkede gerçek bir kötü muamele riskinin bulunup bulunmadığının araştırılması ve

değerlendirilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğu anlaşıldığından kararın bir örneğinin mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir (Erzurum 1. İdare Mahkemesinin E. 2016/29 sayılı

dosyası).

79. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

80. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

81. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Sınır dışı etme kararı nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Geri gönderim merkezlerindeki tutulma koşulları nedeniyle

kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele

yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Erzurum

1. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Mahmut ATEŞ Başvurucu : Kemal SALPAGAROV Vekili : Av. Nurali ÇİTİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/12809, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Sınır Dışı Etme Kararı
  12. B. Lehe Vekâlet Ücretine
  13. C. Geri Gönderme
  14. D. Hukuka Aykırı Olarak
  15. E. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin
  17. D. Başvurucuya 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata
  18. E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  19. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/12809
Tarih
16 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Kadir Beğde Başvurusu (B. No: 2015/4606)
  • Kenan Özkan Başvurusu (B. No: 2015/20293)
  • Ahmet Gülen Başvurusu (B. No: 2016/23168)
  • Aslan Avcı Döküm Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/39159)
  • Abdurrahman Ekici ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14102)
  • Salih Şahin Başvurusu (B. No: 2016/13964)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.