İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Ekici ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14102)

1. Başvuru, terör örgütü tarafından kaçırılan ve bir daha haber

Başvuru No2015/14102Tarih8 Ocak 2020Okuma11 dk · 2.124 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdurrahman Ekici Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/14102
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.124 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör örgütü tarafından kaçırılan ve bir daha haber

alınamayan murisle ilgili olarak etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam

hakkının; tazminat istemiyle başvurulan idari ve yargısal sürecin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, Batman Sulh Hukuk Mahkemesinin 5/8/2005 tarihli

kararına göre Yahya Akçara'nın mirasçılarıdır. Başvurucuların iddiasına göre

Yahya Akçara 1993 yılında Hizbullah terör örgütü mensuplarınca kaçırılmıştır.

Yine iddiaya göre 2001 yılında kardeşi L. Akçara, gaiplik kararı alınması

amacıyla Nüfus Müdürlüğüne başvurmuş, ancak Nüfus Müdürlüğünce Yahya Akçara

için 17/4/2001 tarihinde eceliyle

öldüğüne dair ölüm kaydı düşülmüştür.

7. Başvuruculardan Ergin Ekici ve annesi Hediye Ekici,

murislerinin 1993 yılında kimliği belirsiz silahlı kişiler tarafından zorla bir

arabaya bindirilmek suretiyle kaçırıldığı ve bir daha kendisinden haber

alınamadığı iddiasıyla ölüm kaydının iptaline ve Yahya Akçara'nın gaipliğine

karar verilmesi istemiyle Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinde 6/4/2007 tarihinde

dava açmışlardır.

8. Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/5/2009 tarihli ve

E.2007/92, K.2009/171 sayılı kararıyla tanık beyanları ve yapılan ilan dikkate

alınarak Yahya Akçara'nın ölüm kaydının iptaline ve şahsıngaipliğine karar verilmiştir.

9. Başvurucular, murislerinin kimliği belirsiz silahlı kişilerce

kaçırıldığı ve kendisinden bir daha haber alınamadığı iddiasıyla 27/7/2005

tarihinde, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlandırılmaları ve

zararlarının karşılanması istemiyle Batman Valiliği Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)başvurmuşlardır.

10. Komisyon 15/12/2006 tarihli kararı ile 5233 sayılı Kanun kapsamına

girmediği gerekçesiyle başvurunun reddine karar vermiştir.

11. Başvurucular; Yahya Akçara'nın Hizbullah terör örgütü

mensuplarınca kaçırılmasına rağmen Komisyon tarafından bu konuda bir araştırma

yapılmadığını, olay tarihinde benzer kaçırma hadiselerinin sıkça yaşandığını,

bu tür olaylarda ispat külfetinin taraflarına yüklenmemesi gerektiğini,

Anayasa'nın 17. maddesinde yaşam hakkının güvence altınaalındığını ve olayda

idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek başvurunun reddine ilişkin Komisyon

kararının iptali ile maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

istemiyle dava açmışlardır.

12. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 30/10/2008 tarihli

ara kararıyla davalı idareden Yahya Akçara'nın kimliği belirsiz kişilerce 1993

yılında kaçırılması ve kendisinden bir daha haber alınamaması olayı ile ilgili

olarak adli ve idari merciler nezdinde araştırma yapılıp buna ilişkin tüm bilgi

ve belgelerin gönderilmesini istemiştir. Mahkeme, davacılardan da Yahya

Akçara'nın söz konusu olayla ilgili olarak kolluk kuvvetlerine ve Cumhuriyet

Savcılığına ihbarda bulunup bulunmadığını sorarak bu konuda Emniyet ve Savcılık

tarafından yapılan araştırmalarla ilgili bilgi ve belgelerin gönderilmesini

istemiştir.

13. Mahkeme daha sonra 29/6/2009 tarihli kararı ile olayın terör

saikiyle işlendiği yönünde yeterli delil olmadığından başvurunun 5233 sayılı

Kanun kapsamında değerlendirilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı, hukuka uygun bulunan işlem sebebiyle davacının tazminat

isteminin kabulünün de mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Gerekçede; davacıların olayı 2000 yılına kadar Savcılığa intikal ettirmediği,

L. Akçara'nın kardeşinin eceliyle öldüğüne dair bildirimde bulunmasıyla köy

muhtarı tarafından Yahya Akçara'nın eceliyle öldüğüne dair MERNİS Ölüm Tutanağı

düzenlendiği, daha sonra Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/94, K.2009/171

sayılı kararıyla ölüm kaydının iptal edilerek gaipliğine karar verildiği

belirtilmiştir. Gerekçede; ifade tutanakları ve Olay Yeri Görgü Tutanağında

kaçırmanın kim ya da kimler tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir

belirleme olmadığı, olay hakkında tahkikatın sürdüğü, olayın terör saikiyle ve

teröristlerce yapıldığına dair somut bir delil bulunamadığı kanaatine varıldığı

belirtilmiştir.

14. Temyiz üzerine karar Danıştay Onbeşinci Dairesinin

28/11/2014 tarihli ve E.2011/9496, K.2014/9033 sayılı kararıyla onanmıştır.

Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 11/6/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

15. Nihai karar, başvuruculara 29/7/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucular 10/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

17. Başvurucular, olayla ilgili ceza soruşturması başlatılıp

başlatılmadığına ve sonucuna dair herhangi bir bilgi ve belge sunmamış; başvuru

formuna yalnızca -içlerinde Yahya Akçara isminin de bulunduğu yüz seksen

maktulün isminin yer aldığı-Batman Cumnhuriyet Başsavcılığınca Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 2003/4131 soruşturma ve 2011/169 No.lu

fezlekesini eklemişlerdir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Özeyir

Kocakaya, B. No: 2014/1457, 14/11/2018, §§ 26-32; Ali Şaşkın ve diğerleri, B. No: 2013/6819,

21/4/2016, §§ 17-20; Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-24.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, murislerinin terör ve adam kaçırma olaylarının

sık yaşandığı bir zamanda ve bölgede kaçırıldığını, etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediği için olayın sorumlularının belirlenemediğini, bu

nedenle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Başvurucular, yakınlarının ölümü nedeniyle uğradıkları zararların giderilmesine

ilişkin olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvurunun yetkili

makamlarca yeterli araştırma yapılmaması sonucu reddedildiğini belirterek yaşam

hakkının da ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

21. Başvurucuların iddialarının özü murislerinin -bölgede

özellikle bir terör örgütünce gerçekleştirilen adam kaçırma ve cinayetler

gözönüne alınarak- terör örgütünce kaçırıldığı ve sonra yaşamını yitirdiği

hâlde olayın aydınlatılmadığına ilişkin olup somut olaya bakıldığında etkili ceza soruşturması yürütülmesi

şeklindeki usule ilişkin pozitif yükümlülüğün ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü

değerlendirilmiştir.

22. Başvurucular, yakınlarının öldürülmesi nedeniyle maddi

zarara uğradıkları iddiasıyla önce Komisyona, taleplerinin kabul edilmemesinin

ardından İdare Mahkemesine başvurmuşlardır. Diğer taraftan olayın faillerinin

tespit edilebilmesi için yetkili merciler tarafından yürütülmüş bir ceza

soruşturması ve kovuşturması sürecine ilişkin olarak anılan fezleke dışında

herhangi bir bilgi veya belge sunmamışlardır.

23. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre ne 5233 sayılı Kanun'da

öngörülen Komisyon ne de bu Komisyonun kararını inceleyecek olan idari yargı

yeri şikâyete konu ihlali tespit etme ve uygun giderim sağlama yetkisine

sahiptir. Bir başka ifadeyle, söz konusu iddialar dikkate alındığında

başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri, 5233 sayılı

Kanun kapsamında tazminat ödenmesi istemiyle yürütülen sürecin olayın

gerçekleşme koşullarını aydınlatıp bu şekilde maddi gerçeği ortaya

çıkarabilecek ve gerektiğinde varsa olayın sorumlularının cezai yaptırımlar ile

hesap vermesini sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu açıdan 5233 sayılı

Kanun'da öngörülen tazminat yolunun somut olaydaki şikâyet bakımından etkili

bir yol olmadığı kanaatine ulaşılmıştır (Özeyir

Kocakaya, §§ 57-59).

24. Bu itibarla olayın niteliği ile başvurucuların iddiaları

birlikte dikkate alındığında başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuru

yollarının tüketilmesi kuralı bakımından bir değerlendirme yapılırken idari

yargı merciinde görülen tazminat davasının değil olaya ilişkin ceza

soruşturmasının nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Özeyir Kocakaya, § 60). Başvurucular ise

ceza soruşturmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmamış, anılan

fezleke ise değerlendirme yapmak için yeterli bulunmamıştır.

25. Bu itibarla somut olayın niteliği ile başvurucuların

iddiaları birlikte değerlendirildiğinde başvuruda yaşam hakkı kapsamında

başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

giderim taleplerinin zarar ile ilgisi olmayan gerekçelerle reddedilmesine

rağmen kendileriyle benzer durumda olan başka kişilerin başvurularının kabul

edildiğini ve farklı uygulamalar yapıldığını belirterekeşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve bu konuda verilen kararlarda,

başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına

ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen iddialarını

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkate

alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B. No:

2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

29. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın

hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiayı

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

31. Başvurucular; dava konusu olay sebebiyle ulaşabilecekleri

tek delil tanık beyanı olduğu hâlde İdare Mahkemesince muhtar ve ihtiyar heyeti

azaları ile diğer tanıkların ifadelerinin alınmadığını, ayrıca Batman

Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/4131 soruşturma sayılı dosyası kapsamında

hazırlanan fezlekede terör örgütleri tarafından öldürüldüğü ifade edilen

maktuller arasında murislerinin de olmasına ve fezlekenin temyiz aşamasında

Danıştay Onbeşinci Dairesine sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını belirterek

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

32. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hareketle 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde hangi

zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7. maddede ise

karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan terör dışındaki ekonomik ve

sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölüm hâllerinde

uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkça belirtilmiştir (Ali Şaşkın ve diğerleri, § 33).

33. Başvurucular tarafından Komisyonun 15/12/2006 tarihli

kararının iptali ile maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada,

Mahkemece 30/10/2008 tarihli ara karar kapsamında davalı idareden ve davacıdan

olayın aydınlatılmasına ilişkin bilgi ve belgeler istenmiştir. Mahkeme, söz

konusu bilgi ve belgeler değerlendirilerek 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin

tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen zararın terör

eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

doğması gerektiği, ancak meydana geldiği iddia edilen olayın terör saikiyle ve

teröristlerce yapıldığına dair somut bir delil bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

34. 5233 sayılı Kanun uyarınca yapılan taleplerin belirtilen

Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu, Kanun’un

kapsamının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümlerinin yorumu ve somut olayın

bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi konusundaki takdir yetkisi derece

mahkemelerine aittir(Ali Şaşkın ve diğerleri, § 38).

35. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında; bireysel

başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların

incelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa

Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

36. Başvurucuların dava ve temyiz aşamasında da aynen ileri

sürdükleri iddiaların idari makamların ve mahkemelerin delilleri

değerlendirmesine ve konuyla ilgili hukuk kurallarının mahkemeler tarafından

yorumlanmasına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup derece mahkemelerinin kararında

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da

tespit edilememiştir.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

38. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari

sürecin ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

39. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra, 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve

7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

40. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

41. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların

makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

42. Ferat Yüksel

kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı vetazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında

başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli

giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde

bulunulmuştur. Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta

ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36)

43. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucular : 1. Abdurrahman EKİCİ 2. Ergin EKİCİ 3. Fatma GÜNGÖR 4. Hasine AKÇARA 5. Leyla SOYSAL 6. Muhammed EKİCİ 7. Şakir EKİCİ Vekili : Av. Hüseyin AKÇARA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14102, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin
  10. C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14102
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Salih Şahin Başvurusu (B. No: 2016/13964)
  • Abdullah Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/25356)
  • Abdulaziz Kaya Başvurusu (B. No: 2015/19363)
  • Abdurrahman Balic ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2434)
  • Tüncay Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12717)
  • Aykut Küçükkaya Başvurusu (B. No: 2014/15916)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.