İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Balic ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2434)

1. Başvuru, murisin faili meçhul kişilerce öldürülmesi nedeniyle

Başvuru No2015/2434Tarih8 Ocak 2020Okuma15 dk · 2.976 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdurrahman Balic Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/2434
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.976 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, murisin faili meçhul kişilerce öldürülmesi nedeniyle

yaşam hakkının; uğranılan manevi zararın tazmin edilmemesi ve bu kapsamda

başvurulan idari ve yargısal sürecin makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların anlatımına göre miras bırakan İsmail Baliç

3/3/1994 tarihinde kardeşi R.B. ile birlikte Cizre ilçesindeki evlerinin önünde

öldürülmüştür.

9. Başvurucular, Cizre Başsavcılığı tarafından olayla ilgili

olarak başlatılan soruşturma dosyasındaki herhangi bir bilgi ve belgeyi

bireysel başvuru formu ile eklerine eklemedikleri gibi bu dosyanın akıbeti

hakkında bir açıklamada da bulunmamışlardır.

10. Başvurucular 2005 yılında 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun

kapsamında zararlarının karşılanması istemiyle Şırnak Valiliği Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuş ve 300.000 TL

ödenmesini talep etmişlerdir.

11. Komisyon 22/12/2006 tarihli kararıyla; söz konusu olayın

terör olayı olmadığı, suçun kişisel amaçlarla işlendiği, suçu işleyen kişilerin

belli olduğu, tazminatın bu kişilerden talep edilebileceği gerekçesiyle

başvuruyu reddetmiştir.

12. Başvurucular, anılan işlemin iptali ile 225.000 TL maddi ve

150.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına izafeten

Şırnak Valiliği aleyhine dava açmışlardır.

13. Mardin İdare Mahkemesi 19/3/2008 tarihli kararıyla işlemin

iptaline ve 5233 sayılı Kanun'a göre hesaplanan 15.305,50 TL maddi tazminatın

başvuruculara ödenmesine, manevi tazminat isteminin ise reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının

soruşturma dosyası ile Komisyon işlem dosyasının incelenmesinden olayın terör

örgütü mensuplarınca gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla olayın

5233 sayılı Kanun kapsamına girdiği belirtilerek anılan Kanun'un 9. maddesine

göre hesaplanan tazminatın miras hisseleri oranında başvuruculara ödenmesine

karar verilmiştir. Gerekçede, anılan Kanun'un sadece maddi zararların

karşılanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlediği, manevi zararların ise

kanun kapsamında yer almadığı belirtilmiştir.

14. Tarafların temyizi üzerine söz konusu karar, Danıştay

Onbeşinci Dairesinin 28/2/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucuların

karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 30/10/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Nihai karar 31/12/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucular 30/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. Özeyir

Kocakaya, B. No: 2014/1457, 14/11/2018, §§ 26-32; Ali Şaşkın ve diğerleri, B. No: 2013/6819,

21/4/2016, §§ 17-20; Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-24.

17. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“1. İdari dava türleri

şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

...”

18. 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

19. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararı şöyledir:

"5233 sayılı Yasa,

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla

karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan

vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif

bir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca uygun olarak yargılama

hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna ilişkin esasları Yasa'da

ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.

İdare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu

olan, nedensellik bağı kurulabilen zararları kusur sorumluluğu ilkesi uyarınca

tazminle yükümlüdür. Ancak bazen idare, kusur koşulu ve nedensellik bağı

aranmadan da meydana gelen bazı zararlardan sorumlu olabilmektedir. Bunlar,

idarenin kendi faaliyet alanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu halde

önleyemediği zararlardır. 5233 sayılı Yasa'da yer alan sorumluluğun dayanağını

da kusursuz sorumluluğun bir türü olan ve bilimsel ve yargısal içtihatlarla

geliştirilen 'sosyal risk ilkesi' oluşturmaktadır.

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların

karşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun sosyal

hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine yasayla getirdiği

bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal risk ilkesi'

gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden ibaret olduğunun

tespiti, yasakoyucunun takdir yetkisi içindedir. İtiraz konusu kurallarda yer

alan maddi zararların öncelikle sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin hükümlerin

bulunmasını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangibir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik

bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen

zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk

alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında

meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine

ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan

kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi,

12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna

başvurma hakları saklıdır' denilerek Anayasa'nın 125. maddesinin birinci

fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu

ibare, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere

karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm içermemektedir."

20. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına

dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna

başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece

maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle

giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen

nitelikte bir yasadır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

18888/02 nolu başvuruya konu 12/1/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının

81. paragrafında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili olarak 'Tazminat Kanun’unda

yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa

da Kanun’un 12. maddesinin idari mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep

etme olanağı verdiği görülmektedir.' ifadesine yer verilmiştir.

Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana

gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve

kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması

gerekmektedir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular, murisin kamu görevlilerince öldürüldüğünü ve

yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek yaşam hakkı ihlalinin tespitini

talep etmişlerdir.

2. Değerlendirme

23. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesinden, başvurucuların

1994 yılındaki olayla ilgili ceza soruşturması sürecine ilişkin herhangi bir

bilgiye yer vermedikleri, salt murisin hayatını kaybetmesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiğinin tespitine karar verilmesini istedikleri

görülmektedir.

24. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre ne 5233 sayılı Kanun'da

öngörülen Komisyon ne de bu Komisyonun kararını inceleyecek olan idari yargı

yeri şikâyete konu ihlali tespit etme ve uygun giderim sağlama yetkisine

sahiptir. Bir başka ifadeyle, söz konusu iddialar dikkate alındığında

başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti, 5233 sayılı

Kanun kapsamında tazminat ödenmesi istemiyle yürütülen sürecin olayın

gerçekleşme koşullarını aydınlatıp bu şekilde maddi gerçeği ortaya

çıkarabilecek ve gerektiğinde varsa olayın sorumlularının cezai yaptırımlar ile

hesap vermesini sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu açıdan 5233 sayılı

Kanun'da öngörülen tazminat yolunun somut olaydaki şikâyet bakımından etkili

bir yol olmadığı kanaatine ulaşılmıştır (Özeyir

Kocakaya, §§ 57-59).

25. Bu itibarla olayın niteliği ile başvurucuların iddiaları

birlikte dikkate alındığında başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuru

yollarının tüketilmesi kuralı bakımından bir değerlendirme yapılırken idari

yargı merciinde görülen tazminat davasının değil olaya ilişkin ceza

soruşturmasının nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Özeyir Kocakaya, § 60). Başvurucular ceza

soruşturmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmamıştır.

26. Bu itibarla somut olayın niteliği ile başvurucuların

iddiaları birlikte değerlendirildiğinde başvuruda yaşam hakkı kapsamında

başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari

sürecin ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

29. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra, 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve

7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

30. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

31. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların

makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

32. Ferat Yüksel

kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün

olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel

olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda

değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat

Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,

ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma

ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna

başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

33. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular; maddi tazminat ödenmesine karar verildiği

hâlde manevi tazminat ödenmemesinin Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına

alınan hukuk devleti ilkesi ile 125. maddesinde belirtilen idarenin her türlü

eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ilkesini ihlal ettiğini,

5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata yer verilmemesinin idari yargı yerinin

manevi zararı tazmin etmesine engel olmadığını belirterek adil yargılanma ve

etkili başvuru hakkının ihlalinin tespitini istemiştir.

b. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; manevi zararları hakkında

idare hukuku genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir giderim

sağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 2. ve

125. maddelerinde güvence altına alınan ilkelerin ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir. Manevi tazminat isteminin reddedilmesi ile ortaya çıkan temel

sorun başvurucuların mahkemeye etkili erişiminin engellenmesi olduğundan

başvurucuların manevi tazminat istemi hakkındaki iddiasının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi uygun

görülmüştür (benzer yönde değerlendirme için bkz. Mehmet Emin Timurtaş, B. No: 2014/2008, 22/11/2017, § 46).

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

38. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararların

özel bir giderim usulünü öngörmekle birlikte manevi zararların genel hükümlere

göre karşılanmasına da engel olmayan bir düzenlemedir. 2577 sayılı Kanun'un 2.

ve 13. maddelerinde idarenin işlem veya eylemlerinden dolayı hakları ihlal

edilenlerin tazminat talebinde bulunabilmeleri öngörülmekte ve bu yol 5233

sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan

zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas

Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).

39. Anılan içtihatta ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun,

manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre

açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.

Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun

kapsamında değil, bu Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler (Seydağa Tekin, B. No: 2015/3968,

21/2/2019, § 44).

40. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları

davaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriş

biçimleri özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen

içtihada uygun şekilde, genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un ilgili

maddelerine mi 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması

gerekir (Seydağa Tekin, § 45).

41. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin (Emir Ağgül ve diğerleri, B. No:

2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere, bir tazminat veya tam

yargı davasına konu olan alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülen

yargılamada, kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerek

incelemenin yapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamda

dava açılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bu

müdahalenin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir (Emir Ağgül ve diğerleri § 63)

42. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminat

ödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve

Anayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlara

ilişkin manevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’da

hüküm bulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında

başvurucuların anılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. Buna göre,

5233 sayılı Kanun'un maddi zararların özel bir giderim usulünü öngörmekle

birlikte manevi zararların karşılanmasına da engel olmayan bir düzenleme

olduğunu, 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13.maddelerinde, idarenin işlem veya

eylemlerinden dolayı hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme

imkânı tanındığı belirtilerek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan

başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No:

2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

43. Somut olayda başvurucular, idare hukuku genel hükümleri

kapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle iptal ve tam yargı

davası açmışlardır (bkz. § 12). Başvurucuların manevi tazminat istemini 5233

sayılı Kanun'a dayandırmadığı anlaşılmaktadır. Mardin İdare Mahkemesi maddi

tazminat istemini kısmen kabul ederken 5233 sayılı Kanun'a göre manevi

tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat istemini reddetmiştir.

44. Oysa manevi tazminat istemiyle tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açıldığı anlaşılan davada 5233 sayılı Kanun’un 12.

maddesinin son fıkrasındaki ve 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindeki

açık düzenlemeler ile Anayasa Mahkemesi (bkz. § 19) ve Danıştay (bkz. § 20)

içtihatları dikkate alındığında başvurucuların manevi tazminat talebi hakkında

idare hukukunun genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir karar

verilmesi yoluyla başvurucuların mahkemeye erişimine imkân sağlanmalıdır.

Açtıkları davayı tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından

mahrum kalan başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulduğu

açıktır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında yapılan incelemede başvurucuların

manevi tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında yukarıda değinilen içtihatlardan

farklı karar verilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

48. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

49. Bu durumda adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet

ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin İdare Mahkemesine

(E.2007/574, K.2008/484) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

50. Yeniden yargılama yapılmasına karar verildiğinden tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin

İdare Mahkemesine (E.2007/574, K.2008/484) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.226,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucular : 1. Abdurrahman BALİC 2. Harun BALİC 3. Hülya BALİC Vekili : Av. Muhammed Neşet GİRASUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/2434, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  14. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/2434
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Tüncay Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12717)
  • Aykut Küçükkaya Başvurusu (B. No: 2014/15916)
  • Candaş Kat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5053)
  • Alper Merdoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11702)
  • Ferhan Türk Başvurusu (B. No: 2015/15460)
  • Kerim Satı Başvurusu (B. No: 2015/14524)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.