İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tüncay Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12717)

1. Başvuru, yasadışı olmayan kurumlarla olan ilişkilerin ve bu

Başvuru No2014/12717Tarih8 Ocak 2020Okuma22 dk · 4.459 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tüncay Yıldız Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2014/12717
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.459 kelime·22 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yasadışı olmayan kurumlarla olan ilişkilerin ve bu

kurumların düzenledikleri bazı etkinliklere katılma, bu etkinliklerde slogan atma

ve pankart taşıma gibi eylemlerin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyette

delil olarak kullanılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün; tabiî hâkim

ilkesine aykırı olarak kurulmuş özel yetkili bir mahkemede uzun sayılacak bir

sürede yargılamalarının yapılmış olması, bu yargılama sırasında delillerin ve

mütalaaların taraflarına bildirilmemesi ve temyiz incelemesinin duruşmasız

yapılması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 24/7/2014, 25/7/2014, 1/8/2014 ve 7/8/2014

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2014/13593, 2014/13594 ve 2014/13644 numaralı başvuru

dosyalarının konu yönünden irtibat nedeniyle 2014/12717 numaralı başvuru

dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/12717 numaralı dosya üzerinden

yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

7. 2014/12717 numaralı başvuru ile birleşen 2014/13593 ve

2014/13644 numaralı başvurularda başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

İncelemenin yürütüldüğü 2014/12717 numaralı başvuruda Bakanlıktan görüş

istenmiş olması ve birleşen 2014/13594 numaralı başvurunun konu bakımından aynı

olması gözönünde bulundurularak bu dosya yönünden

ayrıca Bakanlıktan görüş istenmesine gerek görülmeyerek başvurunun

incelenmesine geçilmiştir.

8. Başvurucu Yasin Urhan haricindeki

başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Başvurucular İlker Tatlıpınar,

Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, Pınar

Sağaltıcı, Muhsin Çobanoğlu, Arzu Ceylan Oral, Hayrettin Arslan, Ali Nazlıgül, Gökben Keskin, Yasin Urhan

ve Tüncay Yıldız sırasıyla 1976, 1984, 1982, 1981,

1983, 1975, 1985, 1963, 1981, 1986, 1979 ve 1965 doğumlu olup olayların meydana

geldiği tarihte Hatay'da ikamet etmektedir.

11. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu Yasin Urhan hakkında terör örgütü kurma veya yönetme; diğer

başvurucular hakkında ise terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma

başlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvuruculardan Gökben Keskin, Muhsin Çobanoğlu

ve Arzu Ceylan Oral hakkında gözaltı ya da tutuklama tedbirine başvurulmamış,

diğer başvurucular ise bir ile beş gün arasında değişen sürelerle gözaltına

alınmışlardır. Gözaltına alınan başvuruculardan Yasin Urhan,

İlker Tatlıpınar, Nevfel

Avcı ve Şenol Sağaltıcı hakkında tutuklama tedbirine başvurulmuş; diğer

başvurucular ise serbest bırakılmışlardır. Tutuklanan başvuruculardan Yasin Urhan tutuklandığı gün, diğer başvurucular ise tutuklama

tarihinden iki gün sonra tahliye edilmişlerdir. Cumhuriyet savcısı 15/11/2006

tarihli iddianamesi ile başvurucu Yasin Urhan'ın

terör örgütü kurma veya yönetme; diğer başvurucuların ise terör örgütüne üye

olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir.

12. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 19/2/2008 tarihinde,

başvurucuların terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.

Mahkeme, gerekçeli kararına başvurucuların da aralarında bulunduğu sanıklar

hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmanın hangi sebeplere dayandığına

ilişkin arka plan açıklaması yaparak başlamıştır. Yapılan arka plan

açıklamasının ilgili kısmı şöyledir:

"MLKP [Marksist Leninist

Komünist Parti] silahlı terör örgütüne

yönelik olarak ülke genelinde yapılan operasyonlarda ele geçen örgütsel dökümanlar irdelendiğinde, örgütün dernek, sendika, vakıf,

çeşitli gazete ve dergiler aracılığıyla örgütün propagandasının yapıldığı;

çeşitli faaliyetler yapıldığı, bunların örgütün merkez komitesi tarafından

yönetildiği, Hatay'da faaliyet gösteren ESP [Ezilenlerin Sosyalist

Platformu] ve SGD'nin [Sosyalist Gençlik

Derneği] de MLKP terör örgütünün uzantısı

olarak faaliyet yürüttüğü, bu oluşumların 2005, 2006 yllarında

21 Mart Nevruz ve 1 Mayıs işçi bayramı kapsamında etkinlikler yapıp,pankartları astıkları, örgüt ve çatışmalarda ölen

örgüt üyeleri lehine sloganlar atıp, cenaze törenleri düzenledikleri ve bu

eylemleri SGD ve ESP çatısı altında yaptıkları...

Emniyet Genel Müdürlüğünden MLKP'nin SGD ve ESP ile ilgili irtibata dair göndermiş oldğu 66 sayfa bilgi formu incelenmesinde; MLKP terör örgütünün

tüzüğünde; örgütün çizgisi ve kararları doğrultusunda faaliyet gösterecek yerel

örgütler oluşturacağı ve bu oluşumların MLKP çizgisinde çeşitli yayınlar

çıkarabileceği, legal alanda söz konusu oluşumları vasıtasıyla sempatizan

kadrolarını şuurlandırarak propaganda çalışmaları

yapacaklarının belirlendiği, bu amaç doğrultusunda örgüte yönelik

operasyonlarda ele geçirilen örgütsel dökümanların

tüzükte belirtildiği şekilde legal alanlarda faaliyet yapıldığı, bu

çalışmaların yazılı ve görsel basında, sendikalarda dernek ve vakıflarda, sanat

ve kültür evlerinde yoğunlaştığı, bunların başında SGD, ESP, EKD, Atılım

Gazetesi, Dayanışma Gazetesi, Sanat ve Hayat Gazetesi gibi oluşumların olduğu.

Bu oluşumlardan özellikle SGD ve ESP'nin eylem ve

stratejilerinde kullanılan temaların, temaların işleyiş tarzı ve zamanlamasının

MLKP ile paralellik ve eş zamanlılık gösterdiği, MLKP terör örgtü

içerisinde eylem ve faaliyet gösterirken güvenlik güçleri ile çatışmaya girip

ölen ya da cezaevlerinde ölüm oruçlarına girerek burada ölen örgüt mensuplarını

şehit olarak nitelendirip, sahip çıktıkları, SGD ve ESP'ye

yönelik yapılan operasyonlarda ele geçen dökümanların

MLKP terör örgütüne ait dökümanlar olduğu; SGD'nin MLKP'nin gençlik

yapılanması olan KGÖ (Komünist Gençlik Örgütü) nün legal bir oluşumu ve derneği

olup, Gençlik üzerinde çalışma yaptığı, derneğin asıl amacının şahısları önce

SGD üyesi yapmak daha sonra da ESP ye aktarmak, bu aşamadan sonra da MLKP terör

örgütünün illegal yapılanması olan FESK (Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahlı

Kuvvetleri) MLKP/KGÖ (MLKP Komünist Gençlik Örgütü) ve Kürdistan örgütü

içerisinde silahlı faaliyet göstermek üzere yapılanmaya yönelik olduğu ve bu

oluşumların MLKP terör örgütünün legal yapılanmaları olduğu..."

13. Kararda, bu arka plan açıklamasından sonra başvurucuların

eylemlerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Bu açıklamaların ilgili kısmı

şöyledir:

"...Sanıkların bu oluşumlara gidip

geldikleri ve üye oldukları, mitinglerine katılıp, MLKP örgütü ve lehine

sloganların atılması, pankart taşınması eylemlerine katıldıkları böylece

sanıklar Yasin Urhan, A.U., Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, İlker Tatlıpınar,

Ali Nazlıgül, Hayrettin Arslan, Pınar Sağaltıcı,

S.T., Tüncay Yıldız, Muhlis [Muhsin] Çobanoğlu, Gökhan [Gökben] Keskin, Ç.S., Arzu Ceylan Şabo

[Oral], C.K. ve Y.A.'ın MLKP nin alt seksiyonu olan

SGD ve ESP'nin üyeleri oldukları ve eylemleri ile

3713 sk.nun 2/2 md. de nazara alındığında sanıkların eylemlerinin sabit olduğu

Her ne kadar sanık Yasin Urhan

hakkında örgüt üyeliğinden dava açılmış ise de bu sanığın MLKP içerisinde yeni

bir oluşum içerisine girdiği ancak bu eylemin henüz gerçekleşmediği

anlaşıldığından bu sanık hakkında örgüt kurma ve yönetme suçundan değil sadece

oluşan eylemleri nazara alınarak örgüt üyeliğinden ceza verilmesi kanaatine varılmıştır...."

14. Terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyete ilişkin kararı

başvurucuların temyiz etmesi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından

22/4/2014 tarihinde onanmıştır.

15. Başvurucular, karardan 17/7/2014 ve 20/7/2014 tarihlerinde

haberdar olduklarını belirtmişlerdir.

16. Başvurucular 24/7/2014, 25/7/2014, 1/8/2014 ve 7/8/2014

tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Örgütlenme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucular; yasal kurumlarla olan ilişkilerinin ve bazı

yasal etkinliklere katılmalarının terör örgütü üyeliği suçunun delili olarak

değerlendirilemeyeceğini, kararda örgüt üyesi olduklarının iddia edilmesine

rağmen örgütün yapısına bilerek dâhil oldukları hususunda yeterli bir

açıklamaya yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

20. Başvurucular ayrıca Dayanışma dergisi ve Atılım gazetesinin

yasalara uygun faaliyet gösteren yayın kuruluşları; Ezilenlerin Sosyalist

Platformu (ESP), Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) ve Emekçi Kadınlar Derneği

(EKD) isimli kuruluşların ise yasal örgütlenmeler olduğunu, adı geçen yayın ve

örgütlenmelerin terör örgütleriyle bağlantısı olduğu yönünde herhangi bir delil

bulunmadığını, hatta bu kurumların bir kısmının varlığını devam ettirdiğini

belirterek ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

21. Bakanlık, bu şikâyete ilişkin olarak 2014/12717, 2014/13593

ve 2014/13644 numaralı başvurularda görüşlerini ayrı ayrı bildirmiştir.

2014/12717 başvuru numaralı dosyada Bakanlık, başvurucular hakkındaki

soruşturma ve kovuşturma sürecine ilişkin bazı bilgiler vererek bu

açıklamaların Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sırasında dikkate alınması

gerektiğini belirtmiştir.

22. 2014/13593 numaralı dosyada Bakanlık; ilk derece

mahkemesinin ESP ve SGD'nin Marksist Leninist

Komünist Parti (MLKP) terör örgütünün uzantısı olduğu sonucuna vardığını, bu

kanaate varırken polis fezlekesi, arama ve elkoyma

sonucunda elde edilen deliller ve sanıkların ifadesine dayandığını

belirtmiştir. Bakanlık ayrıca ilk derece mahkemesinin başvurucu Tüncay Yıldız'ın eylemlerini dikkate alarak MLKP terör

örgütüne üye kazandırmayı amaçladığını, başvurucunun da üyesi olduğu SGD'nin gençler üzerine çalışmalarda bulunarak bu kişileri ESP'ye yönlendirdiğini, bu örgütlenmeler üzerinden ise

kişilerin MLKP üyesi olmalarının sağlandığını belirttiğini bildirmiştir.

23. Bakanlık, başvurucuların örgütlenme özgürlüğüne yapılan

müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru bir amacının bulunduğunu da belirterek

bu açıklamaların dikkate alınmasının uygun olacağını ifade etmiştir.

24. Bakanlık 2014/13644 numaralı dosyada ise; ilk derece

mahkemesinin başvurucuyu bazı gösterilerdeki faaliyetleri nedeniyle

cezalandırmadığını, ancak başvurucunun şiddet olaylarının yaşandığı ve terör

örgütünün propagandasına dönüştürülen gösterilere katılmış olmasını, onun örgüt

üyeliğini açıklayan faaliyetlerden biri olarak ve böylece eylemlerinin

sürekliliğini göstermek için kullandığını belirtmiştir. Bakanlık ayrıca şiddet

eylemlerine başvurulmasıyla barışçıl niteliğini kaybetmiş ve terör örgütünün

çağrısı üzerine yapılan, terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı

ve gösterilere başvurucunun katılmış olmasını ilk derece mahkemesinin delil

olarak kabul edebileceğini bildirmiştir.

25. Bakanlık ayrıca, şiddetin devamına ve artmasına destek

olacak tarzda hareket ettiğini belirttiği başvurucunun cezalandırılmasının acil

bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını, ilk derece mahkemesinin toplumun terörsüz

bir ortamda yaşama hakkı ile başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı

arasında adil bir denge kurduğunu belirterek, başvurucunun toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceğini savunmuştur.

26. Başvurucu Yasin Urhan haricindeki

başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, başvuru formlarında

belirtilen açıklamalara benzer nitelikte açıklamalarda bulunmuşlardır.

2. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların şikâyeti; yasal

örgütlerle olan ilişkilerinin ve bu yasal örgütlerin düzenlediği etkinliklere

katılma, bu etkinliklerde slogan atma, pankart taşıma gibi eylemlerin terör

örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasıdır.

28. Bir örgütlenme içinde yer almanın terör örgütüne üye olma

suçundan mahkûmiyette delil olarak değerlendirmeye alınmış olması örgütlenme

özgürlüğü kapsamında değerlendirilecek bir husustur. Bununla birlikte

örgütlerin düzenlemiş oldukları etkinliklere katılma ve bu etkinliklerde slogan

atma, pankart taşıma gibi eylemlerin terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyette delil olarak değerlendirmeye alınmış olması da ifade özgürlüğü ile

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ışığında Anayasa'nın 33. maddesi

çerçevesinde ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında ele alınmalıdır. Dolayısıyla

mevcut başvurunun çözümlenmesinde, söz konusu özgürlüğün kullanımından ibaret

olduğu ileri sürülen eylemlerin başvurucuların terör örgütü üyesi olma suçundan

mahkûmiyetinde delil olarak kullanılmasının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle

ortaya konulup konulamadığı değerlendirilecektir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

30. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Bu doğrultuda

bir ceza yargılamasında isnat edilen suçun sübuta erip ermediği veya toplanan

delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45).

31. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesi, Metin Birdal (aynı

kararda bkz. § 48) kararında; kişilerin

anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konunun

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir.

32. Bu nedenle somut olayda başvurucuların örgütlenme özgürlüğü

kapsamında kalan eylemlerinin terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabul

edilmesi ile başvurucuların söz konusu haklarına bir müdahalede bulunulduğu

kabul edilmiştir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 33. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

34. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 33. maddesinde

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. Müdahaleye dayanak olan 2/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesi ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 220. ve 314. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

36. Başvuruya konu müdahalenin Anayasa’nın 33. maddesinde yer

alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında

kaldığı anlaşılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Demokratik Toplumda

Örgütlenme Özgürlüğünün Önemi

37. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak

için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum içinde bir araya gelme

özgürlüğünü ifade etmekte olup bu özgürlük, bireylere topluluk hâlinde siyasal,

kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlamaktadır.

Örgütlenme özgürlüğünün temeli, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğüdür. İfade

özgürlüğü; düşünceyi korkmadan, engellenmeden açıklama ve yayma özgürlüğünün

yanı sıra bu düşünceler çerçevesinde örgütlenme, kişi toplulukları oluşturma

hakkını da kapsamaktadır. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir (Tayfun Cengiz, B.

No: 2013/8463, 18/9/2014 §§ 30-32; Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç, B. No: 2014/4711, 22/2/2017, §§ 41, 42; Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263,

22/5/2019, §§ 70-72).

(b) Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

38. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyette delil olarak kullanılması

suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu toplumsal

ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018,

§§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(c) Terör Örgütü Üyeliği Suçu

Bağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması

39. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

40. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olma

suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli

olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı

dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir

ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas

itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukuku

uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

41. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin fikirlerinin, bağlı

oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının anlamlarının

ve bunların altında yatan saiklerin de

değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

42. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı koruma şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

43. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin, kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verdikleri mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır(Metin

Birdal, § 72).

44. Dolayısıyla, incelenen başvuruda da örgütlenme özgürlüğüne

yapılan müdahalenin gerçekten toplumsal bir

ihtiyaca cevap verip vermediği incelenecektir.

45. Somut olayda, başka bir soruşturma kapsamında elde edilen

dijital materyallerdeki bilgi ve belgelerden yola çıkılarak başvurucular ile

diğer bazı kişiler hakkında MLKP terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle

soruşturma başlatılmış; ilk derece mahkemesi, süreklilik, çeşitlilik ve

yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratik

olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların MLKP terör örgütünün üyesi olduğu

kanaatine ulaşmıştır.

46. Başvurucular tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece

mahkemelerince başvurucuların mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeler

yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle

incelendiğinde, başvurucuların MLKP'nin bir terör

örgütü olduğu kabulüne bir itirazlarının olmadığı görülmektedir. Ancak

başvurucular, olayların meydana geldiği tarihlerde yasal olarak faaliyet

gösteren ve kendilerinin mensubu olduğu örgütlerin gerçekleştirdiği

faaliyetlere katılmış olmalarının terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyette

delil olarak kullanılmasından dolayı örgütlenme özgürlüklerinin ihlal

edildiğinden şikâyet etmektedir.

47. Olayların yaşandığı tarihte ESP ve SGD'nin

yasal kuruluşlar olduğu ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilmektedir.

Ancak ilk derece mahkemesi, bu örgütlenmelerin MLKP terör örgütünün yasal

zeminde faaliyet yürüten örgütlenmeleri olduğunu ve doğrudan örgütün amaçları

doğrultusunda faaliyet yürüttüklerini ifade etmiştir. İlk derece mahkemesi bu

çıkarımı yaparken, Emniyet Genel Müdürlüğünün, bahsi geçen örgütlenmelerin

terör örgütü ile bağlantısı olduğu yönündeki bir raporuna dayandığını

belirtmiştir.

48. Gerekçeli karar, kurulan hükmün dayanaklarının tatminkâr bir

şekilde açıklanmasını amaçlar (Yılmaz Çelik,

§ 42). İlk derece mahkemesi; bir yandan SGD ve ESP'nin

yasal örgütlenmeler olduğunu kabul ederken diğer yandan da terör örgütünün

uzantısı olduğunu kabul etmiştir. Buna karşın ilk derece mahkemesi, bir örgütün

hangi surette hem yasalar çerçevesinde faaliyette bulunmasının hem de terör

örgütünün uzantısı olmasının mümkün olduğu hususunda tatminkâr bir açıklamada

bulunmamış; bir diğer deyişle kararında bu konuda ilgili ve yeterli bir

gerekçeye yer vermemiştir.

49. Diğer yandan ilk derece mahkemesi, bir emniyet raporuna

dayanarak MLKP terör örgütünün SGD ve ESP örgütlenmeleri altında yasal olmayan

birçok faaliyette bulunduğunu belirtmiştir. Buna karşılık kararda, SGD ve ESP'nin MLKP'nin amaçları

doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin delillerin neler olduğu gösterilmemiş;

SGD ve ESP'nin yasal olmayan faaliyetlerine ilişkin

herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Kararda ayrıca başvurucuların SGD ve ESP'nin -ilk derece mahkemesinin kabul ettiği- MLKP terör

örgütüne müzahir bir örgüt olduğunu bilip bilmediği hususunda herhangi bir

açıklama yapılmamış, başvurucuların SGD ve ESP içinde yer alarak hangi surette

MLKP terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri konusunda da bir

değerlendirmede bulunulmamıştır.

50. İlk derece mahkemesi, başvurucuların bahsi geçen örgütlerin

düzenlemiş olduğu toplantılara katılmalarını mahkûmiyet kararına dayanak

almıştır. Buna karşın Mahkeme, bu toplantılar hakkında herhangi bir açıklamada

bulunmamıştır. Mahkeme,söz

konusu toplantıların barışçıl niteliğini kaybettiğini de örgüt talimatı

doğrultusunda ve örgüt propagandası yapmak amacıyla düzenlendiğini de

belirtmemiştir.

51. İlk derece mahkemesi, başvurucuların örgüt üyeliklerine

ilişkin her biri bir parçayı açıklayan, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk

gösteren ve delil olarak kabul edilen faaliyetlerini ve davranışlarını birleştirerek

olayın bütününün anlaşılmasını sağlamamış; söz konusu SGD ve ESP adlı

örgütlenmeler içinde yer alma şeklindeki rollerinin onların MLKP terör

örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi istekleriyle ve bilerek dâhil

olduklarına dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici

biçimde ortaya koyamamıştır. İlk derece mahkemesi başvurucuların terör

örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olduklarını gösteren delilleri birlikte

inceleyerek temel haklar kapsamında kalan her bir delili terör örgütünün amacı,

niteliği, bilinirliği, kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın

ilgili diğer koşullarını dikkate alarak değerlendirmemiştir.

52. Mahkeme, başvurucuların temel hakları kapsamında bulunan

faaliyetlerinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyamamış; böylece

örgütlenme özgürlüğü üzerinde haksız bir caydırıcı etki oluşturmuştur. Bu

bağlamda Mahkeme, başvurucuların şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde

delil olarak kullanılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların örgütlenme özgürlüğüne

yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır. Somut başvuruda, Anayasa'nın 33. maddesinin ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

54. Yasin Urhan haricindeki

başvurucular, yargılamanın sekiz yıl devam ettiğini, davanın niteliği

itibarıyla basit ve karmaşık olmaması hususu dikkate alındığında adil

yargılanma hakkı bağlamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

55. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

56. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

57. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

58. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma ile Duruşmalı Yargılanma Haklarının ve Çelişmeli

Yargılama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

60. Yasin Urhan haricindeki

başvurucular, tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş özel yetkili bir

mahkemede yargılandıklarını, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması hakkından

yoksun bırakıldıklarını, yargılama aşamasında toplanan deliller ve sunulan

mütalaalar hakkında kendilerine bir bilgi verilmediğini ve bu hususlarda görüş

bildirme olanağının tanınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

61. Somut başvuruda örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna ulaşıldığından bu şikâyetlerin ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

63. Başvurucular, yeniden yargılanma yapılması ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

64. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

65. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

66. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir. (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

67. İncelenen başvuruda, bazı eylemlerinin terör örgütü üyeliği

suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasının başvurucuların

örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

68. Bu durumda örgütlenme özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

69. İhlal tespitinin yeterli bir giderim sağlayacağı

anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

70. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 412,20 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.412,20 TL yargılama giderinin

başvurucular İlker Tatlıpınar, Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, Pınar Sağaltıcı, Muhsin

Çobanoğlu, Arzu Ceylan Oral, Hayrettin Arslan, Ali Nazlıgül

ve Tüncay Yıldız'a müştereken; birleşen 2014/13644

başvuru numaralı dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 3.000 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TL yargılama giderinin başvurucu

Gökben Keskin'e, birleşen 2014/13594 başvuru numaralı dosyadaki belgelerden

tespit edilen 206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.206,10 TL yargılama giderinin ise başvurucu Yasin Urhan'a

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğer

iddiaların incelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA,

3. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 33. maddesinde düzenlenen örgütlenme özgürlüğünün

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin örgütlenme özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

dosyanın devredildiği Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2006/1, K.2008/1)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 412,20 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.412,20 TL yargılama giderinin başvurucular İlker Tatlıpınar,

Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, Pınar

Sağaltıcı, Muhsin Çobanoğlu, Arzu Ceylan Oral, Hayrettin Arslan, Ali Nazlıgül ve Tüncay Yıldız'a

müştereken; birleşen 2014/13644 başvuru numaralı dosyadaki 206,10 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TL yargılama giderinin

başvurucu Gökben Keskin'e, birleşen 2014/13594 başvuru numaralı dosyadaki

206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TL

yargılama giderinin ise başvurucu Yasin Urhan'a

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucular

:

1. Tüncay

YILDIZ

Vekilleri

:

Av. Uğur KUŞ

Av. Sevil ARACI BEK

2. Ali NAZLIGÜL

3. Arzu Ceylan ORAL

4. Erdal TUNÇ

5. İlker TATLIPINAR

6. Muhsin ÇOBANOĞLU

7. Nevfel

AVCI

8. Pınar SAĞALTICI 9. Şenol SAĞALTICI Vekili : Av. Sevil ARACI BEK 10. Gökben KESKİN Vekilleri : Av. Eren KESKİN Av. Sezin UÇAR 11. Yasin URHAN Vekili : Av. Hasan URHAN 12. Hayrettin ARSLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12717, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Örgütlenme
  9. B. Adil Yargılanma
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi
  12. B. Anayasa’nın 33. maddesinde düzenlenen örgütlenme özgürlüğünün
  13. C. Kararın bir örneğinin örgütlenme özgürlüğünün ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Yıldız
  18. Avcı
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12717
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Aykut Küçükkaya Başvurusu (B. No: 2014/15916)
  • Candaş Kat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5053)
  • Alper Merdoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11702)
  • Ferhan Türk Başvurusu (B. No: 2015/15460)
  • Kerim Satı Başvurusu (B. No: 2015/14524)
  • Mehmet Ali Erdaş Başvurusu (B. No: 2015/19515)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.