İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali Erdaş Başvurusu (B. No: 2015/19515)

1. Başvuru, haczedilen aracın haciz işleminin yargı kararıyla

Başvuru No2015/19515Tarih8 Ocak 2020Okuma20 dk · 3.919 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Ali Erdaş Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/19515
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.919 kelime·20 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, haczedilen aracın haciz işleminin yargı kararıyla

iptal edilmesine rağmen fiilen malikine teslim edilmemesi ve fiilî imkânsızlık

nedeniyle kullanılamayan aracın haciz tarihinden sonraki dönemlere ait motorlu

taşıt vergisinin tahsilatı yoluna gidilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvurucuya Ait Motorlu Taşıtın Haczi Süreci

8. Başvurucunun ortağı olduğu A.M.B.B. Mühendislik Müşavirlik

İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş.ne ait ödenmemiş vergi borçlarından dolayı

başvurucunun 06 KMF 85 plakalı aracına Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı

Hitit Vergi Dairesi tarafından 31/8/2007 tarihinde haciz konulmuştur.

9. Başvurucu, aracı üzerine tesis edilen haciz işleminin iptali

talebiyle Ankara 5. Vergi Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Başvurucunun ortağı olduğu şirketin vergi borçlarının

öncelikle başvurucu adına düzenlenmiş bir ödeme emriyle istenilmesi ve bunun

sonucuna göre haciz uygulaması yapılması gerekirken doğrudan doğruya

başvurucunun aracına konulan haciz işleminde yasal isabet görülmediği

gerekçesiyle 7/2/2008 tarihinde dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına

karar verilmiştir. Anılan karar üzerine mezkur araç üzerindeki haciz şerhi

kaldırılmıştır.

11. 8/5/2008 tarihinde dava konusu işlemin iptaline

hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir:

i. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun uyarınca tüzel kişiliğin vergi ve buna bağlı alacakları

için öncelikle tüzel kişilerin varlığına başvurulması; bu alacakların tüzel

kişiliğin varlığından tamamen karşılanamadığı durumlarda ise yine tüzel

kişiliğin kanuni temsilcilerinin takibi gerekmektedir.

ii. Bununla birlikte kamu alacağının haciz tatbiki suretiyle

cebren tahsili yoluna gidilmeden önce borçlunun rızaen ödemesini sağlamak, borç

ve borçluyu tespit etmek ve borçlunun borca itirazı olmadığını bilmek

bakımından ilgilisi adına usulüne uygun şekilde ödeme emri tebliğ edilmesi

gerekmektedir.

iii. Somut olayda ise uyuşmazlık konusu haciz işleminden önce

başvurucu adına ödeme emri düzenlenmemiştir.

iv. Bu durumda şirketten tahsil edilemeyen vergi borcunun

öncelikle başvurucu adına düzenlenmiş olan ödeme emri ile istenilmesi, bunun

sonucuna göre haciz uygulanması gerekirken doğrudan doğruya başvurucunun aracı

üzerinde haciz işlemi tesis edilmesinde isabet bulunmamıştır.

12. Temyiz edilen karar, Danıştay Dördüncü Dairesince 7/5/2009

tarihinde onanmış ve kesinleşmiştir.

B. Başvurucuya Ait Aracın

Motorlu Taşıtlar Vergisinin Tahakkuk ve Yargısal Süreci

13. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Yeğenbey Vergi

Dairesi başvurucunun iddiasına göre 2007 yılından itibaren haciz işlemi

kapsamında uhdesinde bulundurduğu aracın 2008-2013 yılları arasındaki döneme

ait motorlu taşıt vergisi taksitlerinin tahsili amacıyla düzenlediği 23/9/2013

tarihli ödeme emirlerini başvurucuya tebliğ etmiştir.

14. Başvurucu, bu ödeme emirlerinin iptali talebiyle 6/1/2014

tarihinde Ankara 3. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu dava

dilekçesinde Hitit Vergi Dairesi Müdürlüğünce aracı hakkında haksız ve hukuka

aykırı olarak haciz işlemi tesis edildiğini, söz konusu haczin mahkeme

kararıyla iptal edilmesine ve iptal kararının Danıştayca onanmasına rağmen

haczin kaldırılmadığını ve aracın kendisine iade edilmediğini, dolayısıyla

fiilî imkânsızlık nedeniyle kullanamadığı aracın haciz tarihinden sonraki

dönemlere ait borçların kendisinden istenemeyeceğini ileri sürmüştür.

15. Mahkeme 15/10/2014 tarihli kararıyla davanın kabulüne ve

dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar vermiştir.Kararın gerekçesinde şu

hususlara yer verilmiştir:

i. Türk vergi sistemine göre servet vergilendirmesine tabi

tutulan bir eşyanın sahibine eşyayı kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma

yetkisi vermesi beklenmektedir. Aksine bir yaklaşım, mülkiyetine sahip

olunmayan bir eşyanın servet olarak sahiplenildiği kabul edilerek

vergilendirilmesi gibi bir çelişkiyi ortaya çıkaracaktır.

ii. Aracına el konulmak suretiyle üzerindeki her türlü tasarruf

hakkı sona eren başvurucunun artık böyle bir servete sahip olduğu iddia

edilemeyeceği gibi bu servete sahip olunduğundan bahisle vergisinin istenmesi

de hukuka, hak ve adalet ilkelerine aykırı düşecektir.

iii. Somut olayda, davalı idarece verilen savunmada araç üzerine

konulan haczin kaldırıldığı ve bu hususun ekli bilgi ve belgelerden görüleceği

belirtilmiş ise de ekli evrakın incelenmesinden bu duruma ilişkin herhangi bir

bilginin mevcut olmadığı görülmüştür.

iv. Başvurucunun, haciz nedeniyle trafikten men edilerek

otoparka çekilen aracın kendisine iade edilmediği yolundaki iddiasına ilişkin

olarak davalı idarece dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı

belirtilmiştir.

v. Bu durumda, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla sabit olan

haciz işlemi nedeniyle başvurucunun iradesi dışında kullanım alanından çıkarak

üzerindeki her türlü kullanma ve yararlanma hakkı sona eren söz konusu araç

için salt trafik sicilinde başvurucu adına kayıtlı olduğundan bahisle servet

üzerinden alınan bir vergi niteliğindeki motorlu taşıtlar vergisinin davacıdan

istenmemesi gerekmektedir.

16. İptal kararına karşı davalı idare tarafından istinaf yoluna

başvurulmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 27/3/2015 tarihli kararıyla kararı

onamıştır. Anılan karara karşı idarece yapılan karar düzeltme başvurusu üzerine

ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi bu defa 16/9/2015 tarihli kararı ile Mahkeme

kararının bozularak kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararda;

aracın trafikte başvurucu adına tescilli olduğu, başvurucunun ortağı olduğu

şirketin borçlarından dolayı hacizli olan taşıta ait motorlu taşıtlar

vergisinin mükellefinin yine başvurucu olduğu, bu nedenle anılan haciz işlemi

dolayısıyla fiilî tasarruf imkânının kısıtlanmış olmasının başvurucunun

mükellefiyetini ve verginin tahakkukunu kaldırmayacağı belirtilmiştir. Bu

nedenlerle, başvurucu adına tahakkuk eden ve vadesinde ödenmediğine ilişkin hakkında

herhangi bir uyuşmazlık bulunmayan motorlu taşıtlar vergisinin tahsili amacıyla

ödeme emri düzenlenerek tebliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilerek,

ödeme emrinin iptaline dair Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

17. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam 25/11/2015

tarihinde tebliğ edilmiş ve 18/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

18. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığınca başvurucu adına kayıtlı

bulunan aracın üzerine başvurucunun yönetim kurulu üyesi bulunduğu şirketin

vergi borçlarından dolayı 3/5/2004 ve 31/8/2007 tarihli yazıları ile haciz

şerhinin işlendiği, ancak mahkemece verilen 7/2/2008 tarihli yürütmeyi durdurma

kararına istinaden Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne gönderilen 24/1/2011 tarihli

yazı ile araç üzerindeki haciz şerhinin kaldırıldığı bildirilmiştir. Ayrıca

21/2/2008 tarihli yazıyla, borcun şirketten tahsil imkanının bulunmadığı

tespiti yapılmış, bu kapsamda mükellef şirketin ortakları veya kanuni

temsilcileri hakkında herhangi bir takibatın yapılmadığı ifade edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi

Kanunu’nun "Mükellef" kenar

başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Motorlu Taşıtlar Vergisinin mükellefi;

trafik … sicili ile Ulaştırma Bakanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları

sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve

tüzelkişilerdir"

20. 197 sayılı Kanun’un

"Mükellefiyetin başlaması" kenar başlıklı 7. maddesinin

ilk fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti

motorlu taşıtların trafik … sicili ile Ulaştırma Bakanlığı tarafından tutulan

sivil hava vasıtaları siciline kayıt ve tescili ile başlar."

21. 197 sayılı Kanun’un

"Mükellefiyetin sona ermesi" kenar başlıklı 8. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Motorlu taşıtların trafik … sicili ile

Ulaştırma Bakanlığı tarafından tutulan sivil hava vasıtaları siciline ait

kayıtlarının silinmesi halinde, silinme takvim yılının ilk altı ayı içinde

yapılmış ise ikinci altı aylık dönemin başından, ikinci altı aylık dönem içinde

yapılmışsa takip eden takvim yılı başından itibaren mükellefiyet sona erer.”

22. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni temsilcilerin ödevi"

kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tüzel kişilerle küçüklerin ve

kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin

mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni

temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa

bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.

(Değişik: 3/12/1988-3505/2 md.) Yukarıda

yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya

vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna

bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.

Bu hüküm Türkiye'de bulunmayan mükelleflerin Türkiye'deki temsilcileri hakkında

da uygulanır.

Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu

suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.

..."

23. 6183 sayılı Kanun'un "Limited

şirketlerin amme borçları" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Limited şirket ortakları, şirketten

tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme

alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu

Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar."

24. 6183 sayılı Kanun’un "Cebren

tahsil ve şekilleri" kenar başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Ödeme müddeti içinde ödenmiyen amme alacağı

tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden

herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır:

...

2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki

mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,

...”

25. 6183 sayılı Kanun'un "Haciz"

kenar başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen

veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki

menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına

yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur."

26. 6183 sayılı Kanun'un

"Menkul malların haczi" kenar başlıklı 77. maddesi

şöyledir:

"Her türlü menkul mallar cins ve

nevileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri

haciz zaptında tesbit edilmek suretiyle haczolunur.

(Ek fıkra: 16/6/2009-5904/24 md.) Resmi

sicile kayıtlı olan menkul malların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin

tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılır. Tahsil dairelerince

düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme

idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu

tebligata elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak

tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve

esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir."

27. 6183 sayılı Kanun'un

"Menkul malların satışı" kenar başlıklı 84. maddesi şöyledir:

"Menkul mallar tahsil

dairelerince, köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü

gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır.

Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle

muhafazasına imkan olmıyan veyahut beklediği takdirde mühim bir değer

düşüklüğüne uğraması muhtemel bulunan malların paraya çevrilmesine derhal

başlanabilir. "

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargı kararlarının

icra edilmemesini veya icrasının gecikmesini genellikle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına müdahale olarak kabul etmekte (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 40) ve yargı

kararının uygulanmamasının adil yargılanma hakkı yanında mülkiyet hakkının da

ihlaline yol açtığını belirtmektedir (Burdov/Rusya,

§§ 33-42). Müdahalenin mülkiyetin kullanımının kontrolü çerçevesinde yoksun

bırakma sonucuna yol açtığı değerlendirilen bir başvuruda AİHM, yargı kararının

uygulanmaması nedeniyle kanunilik ölçütü yönünden mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine karar vermiştir (Süzer ve Eksen

Holding A.Ş./Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012, §§ 142-155). Öte

yandan, AİHM'e göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi

ile ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi devlete, yargı kararlarının uygulanması

bakımından etkili bir sistem kurma yükümlülüğü getirmektedir (Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005,

§ 84).

29. AİHM, başvurucu lehine kesinleşmiş bir yargı kararının

sonradan yeniden gözden geçirmek suretiyle değiştirilerek başvurucunun

taşınmazından yoksun bırakılmasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını

kabul etmiş (Brumărescu/Romanya

[BD], 28342/95, 28/10/1999, §§ 66-80) ve ihlalin giderimi bakımından eski hâle

getirme kuralı çerçevesinde aynen iadesi gerektiğini belirtmiştir (Brumărescu/Romanya [BD] (A.T.),

28342/95, 23/1/2001, § 22). AİHM bu kararda başvurucunun yeni bir dava

açabileceği yönündeki savunmayı ise kabul etmemiştir (Brumărescu/Romanya (A.T.), § 22).

30. Öte yandan AİHM ölçülülük bağlamında dile getirdiği iyi yönetişim ilkesinin kamu yararı

kapsamında bir mesele söz konusu olduğunda, kamu makamlarının uygun zamanda,

uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmesini

gerektirdiğini vurgulamıştır (Bogdel/Litvanya,

B. No: 41248/06, 26/11/2013, § 65; Krstić/Sırbistan,

B. No: 45394/06, 10/12/2013, § 78). Ancak AİHM'e göre eski bir yanlışın düzeltilmesi gereği, meşruiyeti

kamu otoritesinin eylemine dayalı olarak birey tarafından iyi niyetle

kazanılmış yeni bir hakka orantısız bir şekilde müdahale etmemelidir. Başka bir

ifadeyle kendi prosedürlerine uymayan ya da onlara bağlı kalmayan devlet

makamlarının, yanlış davranışlarından fayda elde etmelerine ya da

yükümlülüklerinden kaçmalarına izin verilmemelidir (Bogdel/Litvanya,

§ 66). AİHM, mülkiyetin hatalı olarak başkasına devredilmesi suretiyle yoksun

bırakmaya yol açılan müdahaleler yönünden iyi yönetişim ilkesinin kamu

makamlarına hatalarını uygun bir biçimde düzeltme yükümlülüğü getirdiği gibi

ayrıca iyi niyetli mülk sahibine yeterli bir tazminat ödenmesini veya uygun bir

başka giderim sağlanmasını da gerektirebileceğini kabul etmiştir (Bogdel/Litvanya, § 66; benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Moskal/Polonya, B.

No: 10373/05, 15/9/2009, § 69; Pincová ve

Pinc/Çek Cumhuriyeti, B. No: 36548/97, 5/11/2002, § 53; Toşcuţă ve diğerleri/Romanya, B.

No: 36900/03, 25/11/2008, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, ortağı olduğu şirketin vergi borcundan dolayı

2007 yılında motorlu taşıtına haciz işlemi uygulandığını ve aracının

alıkonulduğunu belirtmiştir. Başvurucu söz konusu haczin vergi mahkemesince

iptal edilmesi ve temyiz talebinin reddedilerek kararın Danıştayca onanması

üzerine aracının iadesi yönündeki istemlerine idarece olumlu veya olumsuz bir

cevap verilmediğinden ve bu arada davalı idarece 2007 yılından 2013 yılına

kadar olan dönem için motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk ettirilmesinden de

şikâyetçi olmuştur. Başvurucu; kullanamadığı aracı için vergi ödemesinin hukuka

uygun olmadığını, verginin iptali istemiyle dava açtığını ve Mahkemece davanın

kabulüne, ancak karar düzeltme aşamasında reddine karar verildiğini ifade

etmiştir. Başvurucu sonuç olarak lehine olan kesinleşmiş yargı kararının

uygulanmaması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun aracı hakkında tesis edilen

haciz işleminin yargı kararıyla kaldırılmış olmasına rağmen aracının kendisine

teslimedilmemiş olmasına ve teslim edilmeyen araç yönünden motorlu taşıtlar

vergisi tahakkuk ettirilmesine yönelik şikâyetlerinin özünün yargı kararının

icra edilmemesi sonucunda, maliki olduğu araç üzerindeki tasarruf hakkının

engellenmesi ve haksız vergi tahakkuku yoluna gidilmesine ilişkin olduğu

gözetildiğinde başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

35. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülkiyet hakkı bağlamında

iki ayrı şikâyeti bulunmaktadır. Başvurucu öncelikle aracının yargı kararına

rağmen teslim edilmemesini, ayrıca haksız olarak motorlu taşıt vergisi tahsili

yoluna gidilmesini şikâyet etmektedir.

1. Başvurucudan Haksız

Olarak Motorlu Taşıt Vergisi İstendiği İddiası Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

37. Somut olayda, motorlu taşıt vergisini ödemek durumunda kalan

başvurucu yönünden mezkûr vergi ödemesi bakımından Anayasa'nın 35. maddesi

anlamında korunmaya değer ekonomik bir menfaatin mevcut olduğu hususunda

tereddüt bulunmamaktadır.

38. Başvuru konusu olayda başvurucunun aracının hâlihazırda

hakkında haciz kararı bulunmamasına rağmen idarenin uhdesinde olduğu iddia

edildiğinden, başvurucunun mülkünden kalıcı veya geçici olarak yoksun

bırakılmadığı, ancak aracın yargı kararı doğrultusunda teslim edilmesine kadar

bu aracı kullanamayacağı ve araçtan yararlanamayacağı açıktır. Dolayısıyla

başvuru konusu olay bağlamında aracın iddia edildiği gibi başvurucuya teslim

edilmediği şikâyetinin doğru olması durumunda mülkiyet hakkına müdahalenin söz

konusu olabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca somut olayda başvurucuya

2008-2013 yılları arası vergi dönemlerine ait motorlu taşıt vergisiiçin ödeme

emirleri tebliğ edilmiştir. Vergilendirme işleminin de mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

39. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri

yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye

ve bunların ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdığı

amaçlar dikkate alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını

kontrol veya düzenlemesi yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul

edilmiştir (Ahmet Uğur Balkaner [GK],

B. No: 2014/15237, 25/7/2017, § 49; Arif

Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016, § 50; Narsan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71). Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı

gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

40. Anayasa Mahkemesi daha önce bazı kararlarında mülkiyet

hakkına yönelik nihai bir yargı kararının uygulanmamasının ihlale yol açtığını

kabul etmiş ve ilgili mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları, bu

kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli özeni

göstermemekteyse bu durumun Anayasa'nın 35. maddesinin ihlali anlamına geldiği

sonucuna yol açtığını vurgulamıştır (Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, §§ 55-75; Mehmet Hocaoğlu, B. No: 2013/3207, 15/10/2015, §§ 59-74).

41. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya

uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

42. Somut olayda başvurucunun ortağı olduğu şirkete ait

ödenmemiş vergi borçlarından dolayı başvurucunun özel aracına vergi dairesi

tarafından 31/8/2007 tarihinde haciz konulmuştur. Başvurucunun, haciz işleminin

iptali talebiyle açtığı davada 7/2/2008 tarihinde yürütmenin durdurulması,

8/5/2008 tarihinde de iptal kararı verilmiştir. Karar, Danıştay Dördüncü

Dairesince 7/5/2009 tarihinde onanmış ve kesinleşmiştir. Başvurucu, tüm bu

yargısal süreç boyunca davalı idarece 2007 yılından 2013 yılına kadar olan

dönem için tasarrufunda olmayan aracı hakkında motorlu taşıtlar vergisi

tahakkuk ettirilmesinin haksızlık olduğunu belirtmiştir.

43. 197 sayılı Kanun’un 3. maddesinde motorlu taşıtlar

vergisinin mükellefi tahdidi biçimde belirtilmiş; 7. ve 8. maddelerinde de

sırasıyla mükellefiyetin başlama ve sona erme tarihleri düzenlenmiştir. Diğer

yandan gerek 197 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde gerekse de farklı bir

kanunda motorlu taşıtın haciz işlemi nedeniyle fiilî tasarruf imkânının

kısıtlanmış olmasının vergi mükellefiyetini ve verginin tahakkukunu

kaldıracağına ilişkin istisnai bir hükme yer verilmiştir. Diğer bir deyişle

kanun maddelerinde bu durumla ilgili bir istisna ya da muafiyet

bulunmamaktadır. Dolayısıyla müdahalenin dayandığı kanun hükümlerinin belirli,

öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu itibarla

derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı gerekçeler ile yukarıda belirtilen

kanun hükümleri dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

44. Anayasa'nın 73. maddesinde; herkesin, kamu giderlerini

karşılamak üzere malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlü bulunduğu, vergi

yükünün adaletli ve dengeli şekilde dağılımının maliye politikasının sosyal

amacı olduğu ve vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla

konulması, değiştirilmesi veya kaldırılması gerektiği belirtilerek hem

yükümlüler hem de devlet yönünden vergi ödevinin temel ilkeleri gösterilmiştir.

Herkes tarafından yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak kabul edilen

ve devletin kamusal gereksinimlerini karşılaması için egemenlik gücüne

dayanarak tek taraflı iradesiyle kişilere yüklediği bir kamu alacağı şeklinde

tanımlanan verginin, anayasal sınırlar içinde salınıp toplanması zorunluluğu

açıktır. Vergilendirmede genel kural, kanunla belirlenmiş konularda kişilerden

vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanun koyucu, Anayasa'ya aykırı olmamak

koşuluyla vergilendirilecek alanların seçiminde yetkili olduğu gibi bu

vergilerin matrahlarına dâhil olan unsurları da belirleme yetkisine sahiptir

(AYM, E.2013/48, K.2014/198, 25/12/2014).

45. Dolayısıyla somut olay bağlamında idarenin, trafik sicilinde

adlarına motorlu kayıt tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel kişilerden motorlu

taşıtlar vergisi alınmasının kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu

kuşkusuzdur.

46. Başvuru konusu olayda vergi alınması yönündeki müdahalenin

meşru amacının dayandığı kamu yararını gerçekleştirmeye elverişli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

Müdahalenin gerekliliği yönünden ise vergi politikalarının belirlenmesi ve

uygulanması bakımından kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğu

dikkate alınmalıdır. Bunun yanında başvurucu müdahalenin gerekli olmadığını gösterir herhangi bir

somut olgu da gösterememiştir.

47. Müdahalenin orantılılığı yönünden ise, öncelikle mülkiyet

hakkının usule ilişkin güvencelerinin sağlanmadığı yönünde bir şikâyetin mevcut

olmadığına dikkati çekmek gerekir. Nitekim mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri süren başvurucu bu iddialarını açmış olduğu iptal davasında da etkin bir

biçimde ileri sürebilmiş; başvurucunun iddia ve itirazları ise ibraz ettiği

deliller çerçevesinde derece mahkemelerince ilgili hukuk kuralları yorumlanmak

suretiyle makul bir biçimde karşılanmıştır (bkz. § 16).

48. Diğer taraftan başvurucu söz konusu vergilerin açıkça

orantısız olduğunu öne sürmediği gibi kamu makamlarının şikâyete konu

uygulamasının yalnızca başvurucu yönünden uygulanması da söz konusu değildir.

Diğer bir deyişle başvurucu somut olay bağlamında müdahalenin kendisine şahsi

olarak aşırı bir külfet yüklediğini ortaya koyamamıştır. Bu durumda müdahalenin

meşru amacının dayandığı kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale

ölçülüdür.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Başvurucunun Haczedilen Aracının Haczin

Kaldırılmasına Rağmen İade Edilmediği İddiası Yönünden

50. Başvurucu, vergi borcu sebebiyle tesis edilen haczin

mahkemece iptal edilmesine ve kararın Danıştayca onanmasına rağmen, aracının

iadesi yönündeki istemlerine idarece olumlu veya olumsuz bir yanıt

verilmediğinden yakınmaktadır.

51. Başvurucunun açtığı haczin kaldırılması davasında, somut

olayda uyuşmazlık konusu haciz işleminden önce başvurucu adına ödeme emri

düzenlenmemesi nedeniyle haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. Diğer bir

deyişle Mahkemece haciz işleminin gerekli ve uygun olup olmadığı değil usul

şartlarından olan başvurucuya öncelikle ödeme emri gönderilememesi şartının

yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu

durumda inceleme alanının başvurucunun da şikâyet konusunu oluşturan aracın

haciz kararının kalkmasına rağmen iade edilmemesi iddiasına hasredilmesi uygun

görülmüştür.

52. Başvuru konusu olayda; başvurucunun kişisel aracı hakkında

şirketin vergi borcu nedeniyle haciz işlemi tesis edilmiş, bu haciz işlemi

yargı kararıyla kaldırılmış ve bu karar üzerine aracın başvurucuya iade edilip

edilemediği dosya kapsamından anlaşılmasa da nihayetinde başvurucu tespit

edilemeyen belirli bir süre zarfında aracından yoksun kalmıştır. Ayrıca

idarenin uhdesinde bulunduğu süre için de motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk

ettirilmiştir. Bu durumda hukuki bakımdan taşınır bir eşya olup ekonomik bir

mal varlığı değeri ifade eden ve iade edilme durumu ihtilaflı olan araç

yönünden mülkiyet hakkı kapsamında başvurucunun mülkünün mevcut olduğu kuşkusuzdur.

53. Somut olayda 6183 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci

fıkrasında amme alacaklarının tahsili amacıyla borçlunun mallarının

haczedilebileceği öngörülmüş; 77. maddesinde de menkul malların haczine ilişkin

esaslar düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 84. maddesinde haczedilen menkul

malların satışı hükme bağlanmıştır. Bahsedilen kanun hükümleri açık ve net

ifadeler içermekte olup anlaşılabilir ve ulaşılabilir olduğunda da tereddüt

bulunmamaktadır.

54. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı

gerekçeler ile yukarıda belirtilen kanun hükümleri dikkate alındığında,

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

55. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu

yararı amacıyla sınırlanabilir. Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru

incelemesinde açıkça temelden yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili

kamu organlarının kamu yararı tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz

konusu olamaz. Kaldı ki müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat

yükümlülüğü bunu iddia edene aittir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 35).

56. Vergi borçlarının ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması

ve bu kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Kişilerin kamuya olan borçlarının tahsili

için yasal düzenlemeler yapılmış olup başvuruya konu olay açısından kişinin

kamuya olan borcunu süresi içinde ödememesi nedeniyle borcun tahsili amacıyla

aracına haciz konulması ve ardından satılarak borcun tahsilinin kısmen veya

tamamen sağlanmasında kamu yararı olduğu açıktır (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No: 2013/5016,

16/4/2015, § 58). Dolayısıyla somut olayda, başvurucunun ortağı ve yönetim

kurulu üyesi olduğu şirketin vergi borçlarının süresinde ödenmemesi nedeniyle

başvurucunun aracına elkonularak haczedilmesinde kamu yararı mevcut olup

müdahalenin meşru bir amaç taşıdığı kuşkusuzdur.

57. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu

yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin

ölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen

ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

sağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı ve

aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

58. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının yazısı ve eklerinden

anlaşıldığına göre, başvurucunun talebiyle haczi kaldırılan aracın teslim

yükümlüğünün yerine getirilmesi ihtarını içerir 18/2/2011 tarihli muhtıranın

vergi dairesi müdürlüğüne tebliğ edilmesi üzerine anılan idarece gönderilen

3/3/2011 tarihli yazıda araçlara haciz şerhinin işlenmesi, kaldırılması ve

parka çekilmesi işlemlerinin emniyet müdürlüklerince yapıldığı, kayıtlarından

haciz şerhi kaldırılmış olan başvurucuya ait aracın parka çekildiği, aracın

anılan yerden alınmasında herhangi bir engelin bulunmadığı, ayrıca muhtıra

içeriğinde belirtilen tarzda bir teslim şeklinin tesis edilen işlemler

sürecinde bulunmadığı ve 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

hükümlerine göre ilişkilendirilen teslim tanımına tahsil dairesi konumundaki

vergi dairelerinin girmediği belirtilmiştir.

59. Haczin kaldırılmasına ilişkin yargı kararına rağmen aracını

teslim alamadığını iddia eden başvurucunun, öncelikle teslim talebinde

bulunduğunu ve bunun yerine getirilmediğini göstermesi gerekmektedir. Bireysel

başvuru dosyasında başvurucunun aracı teslim almak için girişimde bulunduğuna

ilişkin olarak herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu itibarla

başvurucunun aracını teslim almak için üzerine düşenleri yaptığı dosya

kapsamından anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla idarenin başvurucunun aracını iade etmeme iradesinin var olduğu

başvurucu tarafından gösterilebilmiş değildir.

60. Başvuru konusu olayda idare, haciz kararına istinaden

uhdesinde bulundurduğu aracın iade edilmesine engel bir durum bulunmadığını

icra müdürlüğünce gönderilen muhtıraya ilişkin cevap yazısında bildirmiştir. Bu

durumda idarenin başvurucunun aracının yargı kararına rağmen teslim

edilmemesine yönelik herhangi bir gerekçe ya da ikna edici bir neden

belirtmediği de söylenemez. Dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin açık ve

görünür bir ihlal bulunmamaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden de

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Mehmet Ali ERDAŞ Vekili : Av. Mehmet SAKARYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19515, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucuya Ait Motorlu Taşıtın Haczi Süreci
  7. B. Başvurucuya Ait Aracın
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2014/15237, 25/7/2017, § 49; Arif
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. M. Emin KUZ
  17. M. Emin ŞAHİNER
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19515
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Özcan Başvurusu (B. No: 2019/6266)
  • İsmail Karataş Başvurusu (B. No: 2017/38629)
  • Ergün Ata Başvurusu (B. No: 2016/13137)
  • İsmail Sarıtaş Başvurusu (B. No: 2017/21889)
  • K.ö. Başvurusu (B. No: 2017/34068)
  • Yaşar Hunaz Başvurusu (B. No: 2015/15098)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.