İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

K.ö. Başvurusu (B. No: 2017/34068)

1. Başvuru, iletilmek istenilen faksa sakıncalı olduğu

Başvuru No2017/34068Tarih28 Ocak 2020Okuma13 dk · 2.552 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm K.Ö. Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/34068
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.552 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iletilmek istenilen faksa sakıncalı olduğu

gerekçesiyle el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, Samsun E

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu)

15/5/2017 tarihinde, başvurucunun çocuğuna iletmek istediği faksta bulunan

çizimin sakıncalı olduğuna karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; faks

içeriğinde bulunan arabanın arka tekerleğinde bulunan ay yıldız, ön

tekerleğinde bulunan "6" rakamı

ve kaputtaki "H"

işaretinin birleştirilince şifre olma ihtimalinin yüksek olduğu

değerlendirilmesine yer verilmiştir.

11. Başvurucu anılan karara karşı Samsun İnfaz Hâkimliğine

(İnfaz Hâkimliği) yaptığı itirazında; ailesine birer gün arayla üç faks

ilettiğini, bunlardan birinin eşinin doğum gününü kutlamak için yaptığı çiçek

resmi, diğer ikisinin ise beş yaşındaki kızının kendisi için istediği gül resmi

ile iki yaşındaki kardeşi için istediği araba resminden ibaret olduğunu,

Disiplin Kurulu tarafından sadece araba resminin sakıncalı bulunduğunu

belirtmiştir. Telefon kayıtları incelendiğinde kızının kardeşi için araba

çizimi istediğinin tespit edilebileceğini, anılan araba çiziminin İnfaz

Kurumunun kütüphanesinden aldığı Yeni

Başlayanlar İçin Çizim adlı kitapta bulunan, çizimi kolay olduğu

için tercih ettiği bir araba modelinin kopyası olduğunu ve kitaptaki resim ile

kendi çizdiği araba karşılaştırıldığında bir şifreleme olmadığının görüleceğini

vurgulamıştır. Başvurucu ayrıca, resimde bulunan ay yıldızı ülkesini oğluna

sevdirmek için çizdiğini belirterek, resmin orjinalinde de "H" harfi ile "6" rakamına benzetilebilecek

şekillerin mevcut olduğunu ifade etmiştir.

12. İnfaz Hâkimliği 9/6/2017 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; ilgili mevzuat hükümleri ve Disiplin Kurulu

kararı hatırlatıldıktan sonra Disiplin Kurulu kararının yerinde olduğunun

anlaşıldığı belirtilmiştir.

13. Başvurucu tarafından anılan karara itiraz edilmiştir. Samsun

2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/8/2017 tarihinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve

yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine hükmetmiştir.

14. Nihai karar 15/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 25/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

18. Başvurucu uzun

süredir tutuklu olması nedeniyle bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak gelirinin olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; sakıncalı bulunan çizimin İnfaz Kurumunun

kütüphanesinden aldığı Yeni Başlayanlar İçin

Çizim adlı kitaptaki bir araba resminin kopyası olduğunu, şifre

olabileceği düşünülen işaretlerin resmin aslında da bulunduğunu belirtmiştir.

Anılan kitabı aldığının kütüphane kaydından anlaşılacağını, ancak itiraz

dilekçesinde belirtmesine rağmen İnfaz Hâkimliğince kitabın incelenmediğini,

çocuğuna göndermek istediği basit bir resmin şifre kabul edilmesinin haksızlık

olduğunu vurgulayan başvurucu, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin gizli

tutulmasını talep etmiştir.

21. Bakanlık görüşünde; Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır

Ceza Mahkemesi kararlarında ilgili ve yeterli gerekçelerin bulunduğu, anılan

kararların açık bir keyfîlik içermediği, kararlardaki tespit ve sonuçların

yasanın uygulanması niteliğinde olduğu vurgulanarak başvuru konusu uygulamanın

Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı

belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun haberleşme hürriyetinin ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçları ile ceza infaz kurumunun

düzeni, güvenliği ve suçun önlenmesi meşru amacı temelindeki kamu yararı

arasındaki denge gözetilerek sınırlandırıldığı ifade edilmiştir. Öte yandan

başvurucu hakkında verilen kararların olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı bir zamanda verilmiş olduğu dikkate alındığında Anayasa'nın 15.

maddesi kapsamında inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

22. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; sakıncalı

görülen resmin bir kitaptan kopyalandığını, Bakanlığın çizim üzerinde

"H" ve "6" rakamının olduğunu kabul eden beyanlarının kabul

edilemeyeceğini, anılan şekillerin arabanın havalandırma kanallarının gölgesi

olduğunu belirtmiştir. Kamu görevlisinin çizim üzerindeki bir şekle vereceği

anlamın onun hayal gücünün sınırlarına bağlı olduğunu, bu durumun keyfiliğe ve

takdir yetkisinin genişlemesine neden olacağını ifade eden başvurucu ayrıca,

resmin kaynağına ilişkin savunmalarının dikkate alınmamasının da adil bir

yargılama yapılmadığını gösterdiğini vurgulamıştır.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

25. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme

hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş

hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;

haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

26. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili

kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla

öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından

öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.

27. Disiplin Kurulu, başvurucunun gönderdiği mektubun sakıncalı

olduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılan

işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir

müdahalede bulunulduğu açıktır.

28. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

29. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 13/12/2004

tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un

68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi

ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik

ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır. Öte yandan haberleşme hürriyetinin

düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama

sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak

verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü

fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı

kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir" denilerek bu

kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla

sınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122,

K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın

22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu

kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa,

B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

30. Somut olayda Disiplin Kurulunca faksın alıkonulma sebebi

olarak, iletilmek istenen resimde bulunan bazı işaretlerin şifre olabileceği

ihtimali gösterilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun denetlenmesi

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin

sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine

ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır (Ahmet Temiz, §§

47-51).

31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre

demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru

amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı,

sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan

bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir.

32. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile

bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak

dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve

bunun için onlara uygun desteği vermelidir (Musa

Kaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 66).

33. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun

tamamında ya da bir kısmında yer alan ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68.

maddesinde yer verilen sebeplerden en az birini içermesi, özellikle ceza infaz

kurumunun ilgili kurulları tarafından da yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi

gerekmektedir.

34. Öte yandan özellikle suç işlenmesinin önlenmesi, kamu

düzeninin korunması ile ceza infaz kurumunun güvenliğini sağlama ve terör

örgütleri ile mücadele amaçları doğrultusunda terör örgütüne üye olma suçundan

hükümlü veya tutuklu olanların yazışmaları ile ilgili daha geniş sınırlamalar

getirmenin mümkün olduğu vurgulanmalıdır.Ancak bu sınırlamanın temel hak ve

özgürlüğü tamamen ortadan kaldıran ya da kullanılmasını imkânsız hâle getiren

nitelikte olmaması gerekir.Bu kapsamda özellikle örgüt üyelerinin yazışmalarda

kullandıkları ve ilk bakışta bir anlam ifade etmeyen, sadece muhatabının

anlamlandırabileceği özelliğe sahip şekillerin, kısaltmaların, çizimlerin ve

kelimelerin şifre kabul edilerek yazışmalarda kullanılmasının yasaklanmasının

suç işlenmesinin önlenmesi ve terör örgütleri ile mücadele amaçları kapsamında

zorunlu bir tedbir olmadığı söylenemez. Ancak hükümlü veya tutuklunun şifreli

bir dil kullanarak örgütsel haberleşme sağladığına yönelik tespitin, gönderen

ile muhatap ve yazışma içeriği bir bütün halinde değerlendirilerek, yeterli bir

gerekçeyle açıklanması gerekir.

35. Somut olayda, başvurucunun oğluna iletmek istediği faksın

iki bölümden oluştuğu, faksın bir bölümünde bir araba resminin çizildiği, diğer

bölümünde ise oğluna özlemini dile getiren cümleler yazıldığı anlaşılmıştır.

Disiplin Kurulu kararında faksı gönderen, muhatap ve yazışmanın içeriği bir

bütün hâlinde değerlendirilerek bir araba çiziminden ibaret iletinin sadece

muhatabının anlayabileceği bir özelliğe sahip olduğu, örgütsel haberleşme

amacıyla yazıldığı hususlarının somut olarak ortaya konulamadığı görülmüştür.

Öte yandan araba çiziminde bulunduğu iddia edilen ve şifre olarak

değerlendirilen harf ile rakamın kaynağına ilişkin olarak başvurucunun itiraz

merciine açıklamada bulunmasına rağmen, İnfaz Hâkimliğinin ilgili kitabı

getirterek bir değerlendirme yapmadığı gibi başvurucunun diğer esaslı

itirazlarına ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe de açıklamadığı

anlaşılmaktadır.

36. Bu kapsamda başvuruya konu mektuba yönelik müdahalede,

mektuba özgü, kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak

ortaya konulmadığı sonucuna varılmış; başvurucuya gönderilen mektuba el

konulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan

hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda

demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı

kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

c. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

38. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarak

mektubun muhatabına gönderilmesini ve 100.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal

düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali

ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel

başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı

verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir.

42. İncelenen başvuruda haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan ihlal sonucunun Samsun İnfaz Hâkimliği

tarafından verilen haberleşme hürriyetine ilişkin güvenceleri gözetmeyen ve bu

bağlamda yeterli ve ilgili gerekçe içermeyen karardan kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

43. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme

içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması

gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

44. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

haberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 2.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun

İnfaz Hâkimliğine (E.2017/335, K.2017/341) GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, fazlaya

ilişkin talebin REDDİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : K.Ö.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34068, 28 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Haberleşme
  10. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  11. C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. D. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. E. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalinin
  14. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34068
Tarih
28 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Yaşar Hunaz Başvurusu (B. No: 2015/15098)
  • Güler Çetintaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27889)
  • İbrahim Zenkin ve Recep Arda Başvurusu (B. No: 2016/2772)
  • Gaffar Bayram ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3712)
  • Mehmet Emin Balcı Başvurusu (B. No: 2015/10459)
  • Mehmet Şirin Tekmenüray Başvurusu (B. No: 2017/26689)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.