İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Balcı Başvurusu (B. No: 2015/10459)

1. Başvuru, çocukların mutat meskenlerinin bulunduğu ülkeye iade

Başvuru No2015/10459Tarih8 Ocak 2020Okuma19 dk · 3.895 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Emin Balcı Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/10459
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.895 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, çocukların mutat meskenlerinin bulunduğu ülkeye iade

edilmesine karar verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucunun tedbir talebi 1/10/2015 tarihinde Bölüm

tarafından reddedilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Başvurucu ile Avusturya vatandaşı C.A.K., 1999 yılında

Türkiye'de evlenmişler ve kısa bir süre sonra Avusturya'ya taşınmışlardır. Bu

evlilikten 2003 yılında L.A.B., 2006 yılında S.B. ve 2009 yılında N.M.B.

dünyaya gelmiştir. Çocukların üçü de Avusturya doğumludur.

A. Türkiye'de ve

Avusturya'da Açılan Boşanma Davalarına İlişkin Süreç

11. Başvurucu, evlilik birliği içinde geçimsizliğe düştüklerini

belirterek üç çocuğuyla birlikte 18/2/2012 tarihinde Türkiye'ye gelmiş ve

Avusturya'ya dönmemiştir. Akabinde başvurucu 6/4/2012 tarihinde Antalya 4. Aile

Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, çocuklarının

velayetiyle birlikte nafaka ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca

çocukların geçici velayetlerinin de kendisine verilmesini talep etmiştir.

12. Antalya 4. Aile Mahkemesinin 19/7/2012 tarihli ara kararıyla

uzman raporunun beklenmesine, uzman tarafından hazırlanacak raporun mahkemeye

sunulmasından sonra geçici velayet konusunun değerlendirilmesine karar

verilmiştir. 6/8/2012 tarihli uzman raporunda ise çocukların velayetine ilişkin

görev ve sorumlulukların başvurucu tarafından sorunsuz şekilde yerine

getirilebileceği yönünde görüşe yer verilmiştir. Bunun üzerine Mahkemenin

7/8/2012 tarihli kararıyla çocukların velayetinin dava sonuna kadar tedbiren

başvurucuya verilmesine karar verilmiştir.

13. Başvurucu tarafından Türkiye'de açılan söz konusu dava devam

ederken Avusturya'da yaşayan C.A.K. tarafından Avusturya mahkemelerinde

başvurucuya karşı boşanma davası açılmış ve Freistadt Mahkemesinin 31/10/2014

tarihli kararıyla tarafların boşanmalarına ve çocukların velayetinin anne

C.A.K.ya verilmesine hükmedilmiştir. Söz konusu karar 2/6/2015 tarihinde

kesinleşmiş ve kesinleşen yabancı mahkeme ilamının Antalya 4. Aile Mahkemesinin

15/10/2015 tarihli kararı ile tanınmasına karar verilmiştir.

14. Antalya 4. Aile Mahkemesi, tanıma kararının 27/11/2015

tarihinde kesinleşmesi nedeniyle başvurucu tarafından açılan boşanma davasının

usul yönünden reddine karar vermiştir.

B. Çocukların Mutat Mesken Ülkesine İade

Edilmesine İlişkin Süreç

15. C.A.K., başvurucunun çocuklarını kaçırdığından bahisle

Avusturya makamları aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına

başvuruda bulunarak çocuklarının mutat meskenlerine iade edilmesini talep

etmiştir. Bunun üzerine Bakanlığa izafeten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık), çocukların Avusturya'ya iade edilmelerine karar verilmesini

15/3/2013 tarihinde Antalya 6. Aile Mahkemesinden (Mahkeme) davaname ile talep

etmiştir.

16. Davanamede; çocukların doğup büyüdükleri ve annelerinin

ikametinin de bulunduğu Avusturya'dan davacı annenin rızası olmaksızın

başvurucu tarafından Türkiye'ye getirildiği, bu suretle 25/11/1980 tarihli

Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme'ye (Lahey

Sözleşmesi) aykırı davranıldığı ileri sürülmüştür. Davanamede, ortak çocukların

ikametgâhının değiştirilmemesi amacıyla ivedi güvenlik önlemlerinin alınması ve

çocukların mutat meskeni olan Avusturya'ya iadesine karar verilmesi talep

edilmiştir.

17. Başvurucu 24/4/2013 tarihli cevap dilekçesinde, çocukların

iadesi talebiyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Başvurucu; şiddet ortamında büyüyen davacının çocuklarıyla ilgilenmediğini,

zaman zaman çocuklarına maddi ve manevi anlamda şiddet uyguladığını, intihar

eğiliminde olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemeye bazı tanık isimleri ile şiddet

görüntüleri içerdiğini iddia ettiği bir adet taşınabilir belleği delil olarak

sunan başvurucu, iadeye karar verilmesi halinde çocukların bedeni ve fikri

gelişimlerinin zarar göreceğini ve telafisi imkânsız zararların meydana

geleceğini iddia etmiştir.

18. Mahkeme; psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve pedagogdan oluşan

bilirkişi heyeti marifetiyle çocukların yaşam alanı ve okul çevresinin

çocukların gelişimi, fikrî ve ahlakî gelişimlerine uygun olup olmadığı,

çocukların Avusturya'ya iade edilmelerinin menfaatlerine olup olmayacağı ve

başvurucunun tedbiren velayet görevini yerine getirip getiremediği hususlarında

sosyal inceleme raporu hazırlatılmasına karar vermiştir. Ayrıca Mahkeme,

çocuklar ile anne arasında kişisel ilişki kurulmasında bir sakınca bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesini de istemiştir.

19. Bilirkişi heyeti; çocuklar, çocukların babası, annesi,

babaannesi ve Türkiye'deki öğretmenleri ile yüz yüze görüşmeler yapmış ve

çocukların yaşadıkları ev ortamını incelemiştir. 14/5/2013 tarihli sosyal

inceleme raporunda, çocukların yaşadıkları ev ortamının bakım ve

yetiştirilmeleri açısından yeterli olduğu ve öğrenim gördükleri okullara uyum

sağladıkları belirtilmiştir. Çocukların anneleriyle yaklaşık on dört aydır

düzenli ve sürekli bir görüşme gerçekleştirmedikleri, başvurucunun çocukları

annelerine karşı yabancılaştırmaya yönelik tavır, tutum ve davranışlar

sergilediği, bu durumun çocukların gelişimlerini olumsuz etkileyebileceği, bu

hususta başvurucunun Mahkeme aracılığıyla uyarılmasının uygun olacağı ifade

edilmiştir. Raporda; çocukların anneleriyle görüşebilmelerindeki inisiyatifin

başvurucuda olduğu, çocukların annelerine karşı tepkisel davranışlar

sergiledikleri, bu tür davranışları uygun şekilde çözümlenmeden anneleriyle

uzun süreli zaman geçirmelerinin olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtilmiştir.

Raporda, çocuklarla anneleri arasındaki ilişkinin sağlıklı bir zemine

oturabilmesi için aralarında kişisel ilişki kurulmasının uygun olacağı

vurgulanmıştır.

20. Mahkemeye sunulan 28/6/2013 tarihli uzman raporunda ise,

çocuklar ile anneleri arasında gerçekleştirilen kişisel ilişkiler neticesinde

çocuklardan ikisinin annelerine olan tepkilerinin azaldığı, 2003 yılı doğumlu

L.A.B.nin tepkilerinin ise devam ettiği ve annesiyle görüşmek istemediği

belirtilmiştir. L.A.B.nin, annesi C.A.K. tarafındankendisine ve kardeşlerine

şiddet uygulandığına ilişkin beyanlarına yer verilen raporda; çocukların

başvurucuyla Türkiye'de yaşadıkları ortama uyum sağladıkları ve Avusturya'ya

dönmek istemedikleri ifade edilmiştir. Raporda, Mahkemeye sunulan videolar ile

büyük çocukL.A.B.nin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, çocukların

annelerine teslim edilmesi ve anneleriyle yalnız kalmaları durumunda fiziksel

ve psikolojik olarak risk içerisinde olacakları değerlendirilmiş ve şimdilik

çocukların başvurucuyla birlikte yaşamalarının uygun olacağı, anneleriyle

kişisel ilişkinin devam etmesi gerektiği belirtilmiştir.

21. Başvurucu tarafından Mahkemeye delil olarak sunulan videolar

ve fotoğraflar tercüman ve teknik uzmandan oluşan heyet tarafından

çözümlenmiştir.

22. Mahkeme 23/9/2013 tarihli kararı ile çocukların iadesine

ilişkin davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; anne tarafından

çocuklara yönelik fiziksel, sözel ve psikolojik şiddet uygulandığının

değerlendirildiği, çocukların annelerine teslim edilmesi durumunda gelişimleri

yönünden risk içerisinde olabilecekleri belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun

psikososyal açıdan çocukların bakımını ve ihtiyaçlarını gerçekleştirebilecek

yetenekte olduğu ifade edilmiştir.

23. Söz konusu karar Başsavcılık ve davalı C.A.K. tarafından

ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Başsavcılık tarafından 30/9/2013 tarihinde yapılan

temyiz başvurusunda, Lahey Sözleşmesi kapsamında açılan çocukların mutat

meskenlerine iade edilmesine ilişkin davanın velayet ve boşanma davalarından

bağımsız olduğu, Mahkemece çocukların mutat meskenlerine iade edilmesine karar

verilmesi gerekirken dava konusu dışındaki hususların araştırıldığı, bu suretle

Lahey Sözleşmesi ile yasal düzenlemelere aykırı şekilde karar verildiği

belirtilmiştir.

24. Davalı anne C.A.K. tarafından sunulan 8/11/2013 tarihli

temyiz dilekçesinde ise, hazırlanan uzman raporları arasında çelişkiler

bulunduğu, çocukların başvurucu tarafından baskı altında tutulduğu,

Avusturya'da bulunduğu dönemde başvurucunun intihara teşebbüs ettiği, kamu görevlisini

tehdit etmesinden dolayı yargılandığı ve hüküm giydiği iddia edilmiştir. Ayrıca

üç çocuğun mutat meskenlerinin bulunduğu bir ülkeden ve annelerinden

kaçırılmasının başvurucunun psikolojisinin normal olmadığını ortaya koyduğu

ileri sürülmüştür. Dilekçede; bu hususların çocukların iadesi talebiyle açılan

davanın konusunu oluşturmadığı, iadenin istisnalarına ilişkin Lahey

Sözleşmesi'nde öngörülen koşulların gerçekleşmediği, muayenehane yardımcılığı

mesleğini icra eden anne C.A.K.nın psikolojik rahatsızlığının bulunmadığının ve

yetiştirme kabiliyetinin bulunduğunun sağlık raporlarıyla ortaya konulduğu,

çocukların annelerinin bakım ve şefkatine muhtaç oldukları ifade edilmiştir.

25. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin (Daire) 15/1/2014 tarihli

kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Lahey

Sözleşmesi'nin amacına yer verilmiş ve yapılan soruşturma ve toplanan

delillerden başvurucunun 2013 yılı Şubat ayında, müşterek çocukları mutat

meskenleri olan Avusturya’dan alıp Türkiye’ye getirdiğinin, yeniden

Avusturya’ya dönmediğinin ve bu suretle çocukları annenin kanundan doğan

velayet hakkını ihlal etmek suretiyle haksız olarak alıkoyduğunun tespit

edildiği ifade edilmiştir. Kararda, çocukların iadesine ilişkin talebin reddini

gerektirecek vahim bir tehlikenin varlığına veya geri dönmelerinin çocukları

fiziksel ve psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağına ya da başka bir şekilde

müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğine dair ciddi bir riskin varlığının

kanıtlanamadığı belirtilerek talebin kabulü gerekirken reddine karar

verilmesinin hukuken doğru olmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.

26. Mahkeme, Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda yaptığı

yargılama neticesinde davanın kabulüne ve çocukların mutat meskenleri olan

Avusturya'ya iade edilmelerine karar vermiştir. 14/7/2014 tarihli kararın

gerekçesinde; başvurucunun anne C.A.K.nın kanundan doğan velayet hakkını ihlal

etmek suretiyle çocukları haksız olarak alıkoyduğunun anlaşıldığı, geri

dönmelerinin çocukları fiziksel ve psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağına

veya başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğine dair ciddi

bir riskin varlığının kanıtlanamadığı, tarafı olduğumuz Lahey Sözleşmesi

gereğince çocukların derhâl mutat meskenlerinin bulunduğu ülkeye iade edilmesi

gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Lahey Sözleşmesi'ne göre çocukların mutat

meskeninin bulunduğu ülkeye iade edilmesi için mutat meskenin bulunduğu ülke

makamlarından önceden alınmış velayete veya kişisel ilişki kurma hakkına dair

bir kararın varlığının da gerekmediği vurgulanmıştır.

27. Söz konusu karar Dairenin 25/12/2014 tarihli kararıyla

onanmıştır.

28. Karar düzeltme talebi ise Dairenin 9/4/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

29. Nihai karar 15/5/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucu 15/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. İlgili hukuk için bkz. Marcus

Frank Cerny (GK), B. No: 2013/5126, 2/7/2015, §§ 18-25; Levent Aşıklar, B. No: 2014/13936,

8/3/2018, §§ 32-54; Angela Jane Kilkenny, B.

No: 2015/10826, 17/7/2018, §§ 25-52; Yıldız

Yıldız, B. No: 2015/19293, 17/7/2018, §§ 26-52; Cem Ramazan Ninek, B. No: 2015/13760,

18/7/2018, §§ 38-67.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu; yargılama sürecinde sunduğu deliller dikkate

alındığında müşterek çocuklarının anneleri tarafından fiziksel ve psikolojik

şiddete maruz kalacaklarını, çocukların Avusturya'ya iadeleri hâlinde

gelişimlerinin zarar göreceğini, Türkiye'de sağlıklı, düzenli ve huzurlu bir

ortamda büyüdüklerini belirterek iade talebinin kabulüne karar verilmesinin

hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle aile hayatına saygı hakkının, yerleşme ve

seyahat hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

34. Bakanlık görüşünde, yargılama sürecinde tarafların usule

ilişkin güvencelerden yararlandıkları belirtilmiş ve konu ile ilgili Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile başvuru konusu olay hakkında

verilen yargı kararları aktarılmıştır.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Devletin

temel araç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti

ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

36. Anayasa’nın "Özel

hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir ... aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz."

37. Anayasa’nın "Ailenin

korunması ve çocuk hakları" kenar başlıklı 41. maddesi

şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler

arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle

ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını

sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,

yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan

ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı

çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

39. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında Lahey

Sözleşmesi'nin uygulanmasına ilişkin şikâyetler aile hayatına saygı hakkı

çerçevesinde ele alınmıştır (Marcus Frank

Cerny, § 82;Levent Aşıklar,

§ 60; Cem Ramazan Ninek, § 76; Angela Jane Kilkenny, § 65; Yıldız Yıldız, § 61). Anayasa Mahkemesinin

söz konusu kararları uyarınca ebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkileri konu

alan uyuşmazlıklarda, sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzere

ilgili idari ve yargısal işlemlere dair şikâyetlerin bir bütün hâlinde aile

hayatına saygı hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa

Mahkemesinin anılan kararlarından ayrılmaya gerek bulunmadığı ve somut

başvuruya konu olan Lahey Sözleşmesi'nin uygulamasına yönelik şikâyetlerin

Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinde düzenlenen aile hayatına saygı hakkı

kapsamında ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

41. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinin

birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına

saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41.

maddesinin -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- özellikle aile hayatına

saygı hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında

dikkate alınması gerektiği açıktır (Murat

Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny, § 36; Cem Ramazan Ninek, § 78; Angela Jane Kilkenny, § 67; Yıldız Yıldız, § 63).

42. Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda

Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin

sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların

bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir. Anayasa'nın 41. maddesinde,

her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve

doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir.

Ancak bu yükümlülük mutlak olmayıp her olayın özel koşullarına bağlı olarak

alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamı farklılaşabilmektedir (Marcus Frank Cerny, § 41; Cem Ramazan Ninek, § 79; Angela Jane Kilkenny, § 68; Yıldız Yıldız, § 64).

43. Bu bağlamda ebeveyn tarafından gerçekleştirilen uluslararası

çocuk kaçırma vakaları, aile hayatına saygı hakkı bağlamında değerlendirme

yapılmasını gerektiren önemli bir dava grubudur. Uluslararası çocuk kaçırma

vakaları, uluslararası anlamda ciddi bir işbirliğini gerektirmekte olup bu

işbirliği bakımından en önemli vasıtalardan biri Lahey Sözleşmesi’dir. Lahey

Sözleşmesi en basit ifadeyle yasa dışı kaçırılan veya taraf devletlerden

birinde alıkonulan çocuğun ivedi şekilde iadesini öngörerek ebeveyn tarafından

gerçekleştirilen uluslararası çocuk kaçırma vakalarının çözümü hususunda hızlı

bir prosedür öngörmektedir. Lahey Sözleşmesi’ne taraf bir devlette mutat olarak

ikamet eden çocuğun diğer bir taraf devlete kaçırılması veya orada yasadışı

alıkonulması durumunda -Lahey Sözleşmesi’nde yer verilen sınırlı sayıdaki

istisnai hâller dışında- çocuğun bulunduğu ülke yetkili makamlarının çocuğu

mutat ikametgâhı olan ülkesine ivedi şekilde iade etmesi zorunludur (Marcus Frank Cerny, §§ 44, 46, 47; Cem Ramazan Ninek, § 80; Angela

Jane Kilkenny, § 69; Yıldız

Yıldız, § 65).

44. Lahey Sözleşmesi uyarınca taraf devletler, ülke sınırları

içinde Lahey Sözleşmesi’nin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere uygun

bütün önlemleri almak ve bu amaç doğrultusunda en süratli usullere başvurmakla

yükümlüdür. Bu yükümlülük ilgili vakalarda aile hayatına saygı hakkının

öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça

önemlidir (Marcus Frank Cerny, §

55; Cem Ramazan Ninek, § 81; Angela Jane Kilkenny, § 70; Yıldız Yıldız, § 66).

45. Bu kapsamda Lahey Sözleşmesi çerçevesinde çocuğun iadesine

ilişkin olarak verilen kararın koruma hakkının esasını etkileyen bir karar

olamayacağı, Lahey Sözleşmesi kapsamındaki iade taleplerinin bir velayet/koruma

hakkı davası olmadığı, iade kararının da koruma hakkı/velayet kararı olmayıp bu

kararın yalnızca çocuğun korunması ve ziyaret hakkının esasına ilişkin karar

vermesi en uygun olan yargı alanına iadesini sağlamayı amaçladığı kabul

edilmektedir. İade kararının koruma hakkının esasına ilişkin bir karar

olmadığı, Lahey Sözleşmesi’nin 19. maddesinde açıkça ifade edildiği gibi

22/11/2007 tarihli ve 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve

Kapsamına Dair Kanun’un 12. ve 15. maddelerinde de dile getirilmektedir. Bu

bağlamda koruma hakkıyla ilgili uyuşmazlığın esasına dair ilave prosedür,

çocuğun iadesini müteakip mutat meskeni yetkili makamlarınca yerine

getirilecektir. Zira mutat mesken, çocuğun yer değişikliğinden önce belirli bir

süre yaşadığı ve bu kapsamda çocuk için en uygun koruma hakkı süjesinin

belirlenmesi hususundaki delillerin birçoğunun bulunduğu yerdir (Marcus Frank Cerny, § 61; Levent Aşıklar, § 67; Cem Ramazan Ninek, § 82; Angela Jane Kilkenny, § 71; Yıldız Yıldız, § 67).

46. Mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları çözmek öncelikle

derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır. İç hukukun genel olarak

uluslararası hukuka veya uluslararası anlaşmalara atıf yaptığı hâllerde de

durum böyledir. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun

Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır.Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetleme ve özellikle

mahkemelerin Lahey Sözleşmesi hükümlerini yorumlayıp uygularken Anayasa’nın 20.

ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirleme yetkisine

sahiptir (Marcus Frank Cerny, §

62; Levent Aşıklar, § 68; Cem Ramazan Ninek, § 83; Angela Jane Kilkenny, § 72; Yıldız Yıldız, § 68).

47. Bu alandaki belirleyici mesele; çocuğun, annenin, babanın ve

kamu düzeninin yarışan menfaatleri arasında, kendisine tanınan takdir alanı

içinde devletin bu konuda adil bir denge kurup kurmadığıdır. Ancak bu denge

kurulurken velayet ve kişisel ilişki hakkıyla ilgili meselelerde çocukların

menfaatlerinin üstün bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır.Bununla birlikte

söz konusu haklar arasında denge kurulurken ebeveynin çocukla düzenli ilişkide

bulunması gereği de dikkate alınması gereken bir diğer önemli faktördür (Marcus Frank Cerny, § 74; Levent Aşıklar, § 76; Cem Ramazan Ninek, § 84; Angela Jane Kilkenny, § 73; Yıldız Yıldız, § 69).

48. Her çocuk, menfaatleri aksini gerektirmedikçe ebeveyni ile

doğrudan ve düzenli olarak kişisel ilişkisini sürdürme hakkına sahiptir. Çocuğun

menfaati bir yandan -söz konusu ailenin sağlıksız olması durumu hariç-

ailesiyle bağlarını sürdürmesi gerektiğine işaret etmekte, öte yandan çocuğun

sağlıklı ve güvenli bir çevrede gelişimini sürdürmesini içermektedir. Aynı

düşünce Lahey Sözleşmesi için de geçerli olup çocuğun geri döndürülmesi çocuğu

ağır fiziksel veya psikolojik zarar riskine maruz bırakmadıkça veya başka bir

şekilde katlanılmaz bir duruma sokmadıkça kural olarak kaçırılan çocuğun ivedi

olarak iadesini gerektirmekte ve bu şekilde aile ilişkilerinin

sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır (Marcus

Frank Cerny, § 75; Levent Aşıklar,

§ 77; Cem Ramazan Ninek, § 85; Angela Jane Kilkenny, § 74; Yıldız Yıldız, § 70).

49. Kamu makamları somut olay benzeri uyuşmazlıklarda anne ve

baba arasındaki işbirliğini kolaylaştıracak tedbirleri almakla yükümlüdür.

Çocuğun, anne babanın ve kamu düzeninin yarışan menfaatleri arasındaki dengenin

kurulmasında ilgili kamu makamları belirli bir takdir alanına sahip olmakla

birlikte burada önemli olan husus, ilgili makamların ailenin yeniden

bütünleşmesini kolaylaştırmak için olayın özel şartlarının gerektirdiği her

türlü tedbiri alıp almadığıdır (Marcus Frank

Cerny, § 79; Cem Ramazan Ninek,

§ 86; Angela Jane Kilkenny, §

75).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Başvuru, Anayasa Mahkemesinin anılan kararlarında

vurgulandığı gibi, devletin kendisine tanınan takdir alanı içinde çocuk ile

anne ve babanın yarışan menfaatleri arasında adil bir denge kurup kurmadığı

yönünden ele alınacaktır.

51. Çocukların ebeveynden birinin velayet hakkı ihlal edilmek

suretiyle kaçırılmalarının veya alıkonulmalarının sonuçlarının

hafifletilmesi/önlenmesi amacıyla ülkemizce de kabul edilen Lahey Sözleşmesi

kapsamında çıkarılan 5717 sayılı Kanun'da çocukların mutat meskenlerine derhâl

iade edilmesi kural olarak düzenlenmiştir. Kurala istisna tanıyan hükümler ise

yine anılan düzenlemelerde yer almaktadır.

52. Başvurucu; müşterek çocukların mutat mesken ülkesi olan

Avusturya'ya iade edilmelerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalacakları bir ortama geri dönmeleri

yönünde verilen karar nedeniyle çocukların gelişimlerinin zarar göreceğini

belirterek iade talebinin kabul edilmesinden şikâyet etmektedir.

53. Somut olaya konu olan iade talebini inceleyen derece

mahkemeleri nihai olarak Lahey Sözleşmesi gereğince çocukların derhâl mutat

meskenlerinin bulunduğu ülkeye iade edilmesi yönünde kararlar vermişlerdir.

Karar gerekçelerinde ise, çocukların mutat mesken ülkesi olan Avusturya'ya iade

edilmeleri hâlinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalacaklarına veya

başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşeceklerine ilişkin ciddi

bir riskin varlığının kanıtlanamadığı ve çocukların haksız olarak alıkonulduğu

belirtilmiştir.

54. Bu noktada Lahey Sözleşmesi'nin amacını hatırlatmak gerekir.

Sözleşme, çocuğun, ağır fiziksel veya psikolojik zarar riskiyle veya başka bir

şekilde katlanılmaz bir durumla karşı karşıya kalmadıkça kural olarak ivedi

şekilde mutat mesken ülkesine iadesini gerektirmekte ve bu suretle aile

ilişkilerinin sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır. Lahey Sözleşmesi kapsamında

çocukların iade edilmelerine yönelik olarak verilen kararın velayet hakkının

esasını etkileyen bir karar olmadığı vurgulanmalıdır. Zira iade kararıyla

çocukların korunması, velayet hakkı ile kişisel ilişki kurma hakkının esası

konularında karar vermeye en uygun olan yargı alanına çocukların iadesinin

sağlanması amaçlanmaktadır. Dolayısıyla çocukların iade edildiği mutat mesken

ülkesinde başlatılabilecek yargı süreçlerinde ebeveynin her ikisinin de velayet

hakkı ve kişisel ilişki kurma hakkı bağlamında her türlü iddialarını ileri

sürebilmeleri ve hak sahibi olmaları her zaman mümkündür.

55. Öte yandan Lahey Sözleşmesi'nin 13. maddesine göre,

alıkonulan çocuğun mutat meskeni tespit edildikten sonra ancak çocuğun iade

edilmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağının

veya başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğinin tespiti

hâlinde, yargısal makamların usule ilişkin güvenceleri işleterek ve çocuğun

üstün yararını gözönüne alarak iade talebini reddetme konusunda takdir hakkına

sahip oldukları şüphesizdir.

56. Bu doğrultuda başvuru dosyası incelendiğinde derece

mahkemeleri tarafından yapılan değerlendirmelerde gerek başvurucu olan babanın

gerekse anne C.A.K.nın karşılıklı iddialarının dikkate alındığı, taraflarca

ileri sürülen delillerin irdelendiği, Lahey Sözleşmesi'nin 13. maddesinde

öngörülen istisnaların neden gerçekleşmiş olarak kabul edilmediğine ilişkin

açıklamalara yer verildiği görülmektedir. Ayrıca çocukların iade edilmeleri

yönünde verilen kararın velayet hakkının esasını etkileyen bir karar olmadığı,

velayete ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklarda delillerin

birçoğunun çocukların mutat mesken ülkesinde bulunduğu, mutat mesken ülkesinde

açacağı ya da taraf olacağı bir dava ile başvurucunun velayet hakkına ilişkin

taleplerini her zaman ileri sürebileceği de dikkate alındığında derece

mahkemelerinin Lahey Sözleşmesi'nin amacı doğrultusunda verdikleri hükmün keyfî

olmadığı, ilgili ve yeterli gerekçelere dayandığı değerlendirilmektedir.

57. Yine başvurucunun dava süreçlerinde iddia ve savunmaları ile

delillerini yazılı ve sözlü olarak sunduğu, verilen kararlara karşı kanun

yollarına başvurarak etkili bir katılım sağladığı görülmektedir. Neticede, adil

yargılanma hakkının usule ilişkin gereklerine riayet edilerek yapılan

yargılamalar neticesinde çocukların üstün yararlarının sağlanması amacı

doğrultusunda ve Lahey Sözleşmesi'nin getirdiği güvenceler gözönüne alınarak

derece mahkemelerince oluşturulan karar gerekçelerinin aile hayatına saygı

hakkı bağlamında ilgili ve yeterli olduğu, bu suretle çatışan menfaatler

arasında adil dengenin kurulduğu sonucuna ulaşılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/1/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, evlilik birliği içinde geçimsizliğe düştüklerini

belirterek üç çocuğuyla birlikte 18/2/2012 tarihinde Türkiye'ye gelmiş ve

Avusturya'ya dönmemiştir. Akabinde 6/4/2012 tarihinde Antalya 4. Aile

Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Başvurucu, çocuklarının velayetiyle

birlikte nafaka ve tazminat talebinde bulunmuş, çocukların geçici velayetlerinin

de kendisine verilmesini talep etmiştir.

2. Antalya 4. Aile Mahkemesi çocukların velayetine ilişkin görev

ve sorumlulukların başvurucu tarafından sorunsuz şekilde yerine

getirilebileceği yönündeki uzman görüşünü de dikkate alarak, 7/8/2012 tarihli kararıyla çocukların

velayetinin dava sonuna kadar tedbiren başvurucuya verilmesine karar

verilmiştir.

3. Başvurucu tarafından Türkiye'de açılan dava devam ederken

Avusturya'da yaşayan C.A.K. tarafından Avusturya mahkemelerinde başvurucuya

karşı boşanma davası açılmış ve Freistadt Mahkemesinin 31/10/2014 tarihli kararıyla tarafların

boşanmalarına ve çocukların velayetinin anne C.A.K.ya verilmesine

hükmedilmiştir. Söz konusu karar 2/6/2015 tarihinde kesinleşmiş ve kesinleşen

yabancı mahkeme ilamının Antalya 4. Aile Mahkemesinin 15/10/2015 tarihli kararı

ile tanınmasına karar verilmiştir.

4. C.A.K., başvurucunun çocuklarını kaçırdığından bahisle

Avusturya makamları aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına

başvuruda bulunarak çocuklarının mutat meskenlerine iade edilmesini talep

etmiştir. Bunun üzerine Bakanlığa izafeten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı,

çocukların Avusturya'ya iade edilmelerine karar verilmesini 15/3/2013 tarihinde

Antalya 6. Aile Mahkemesinden davaname ile talep etmiştir.

5. Davanamede; çocukların doğup büyüdükleri ve annelerinin

ikametinin de bulunduğu Avusturya'dan davacı annenin rızası olmaksızın

başvurucu tarafından Türkiye'ye getirildiği, bu suretle 25/11/1980 tarihli

Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme'ye (Lahey

Sözleşmesi) aykırı davranıldığı ileri sürülmüş ve çocukların mutat meskeni olan

Avusturya'ya iadesine karar verilmesi talep edilmiştir. Yargılama esnasında

alınan uzman bilirkişi raporları başvurucu lehine olduğundan yerel mahkeme çocukların

velayetinin başvurucuya verilmesi gerektiği yönünde karar vermişse de kararın

temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Lahey sözleşmesine atıf

yaparak verdiği bozma kararı nedeniyle yerel mahkeme bozma kararına uymak

zorunda kalmış ve çocukların Avusturya’ya iadelerine karar vermiş, bu karar

Yargıtay 2. HD tarafından onanmış ve başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Başvurucu dilekçesinde; yargılama sürecinde sunduğu deliller

dikkate alındığında müşterek çocuklarının anneleri tarafından fiziksel ve

psikolojik şiddete maruz kalacaklarını, çocukların Avusturya'ya iadeleri

hâlinde gelişimlerinin zarar göreceğini, Türkiye'de sağlıklı, düzenli ve

huzurlu bir ortamda büyüdüklerini belirterek iade talebinin kabulüne karar

verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle aile hayatına saygı

hakkının, yerleşme ve seyahat hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

7. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2/7/2015 tarih ve 2013/5126

numaralı Bireysel Başvuru Genel Kurul kararı karşı oyunda ifade edildiği üzere

bu dosyada da fiili veya hukuki anlamda çocuk kaçırmadan söz edilemeyecektir

çünkü Antalya 4. Aile Mahkemesinin çocukların velayetinin tedbiren başvurucuya

verilmesine dair 7.8.2012 tarihli kararı bulunmaktadır. Türk Mahkemesinin

velayete dair kararı varken Lahey Sözleşmesine atıfla, Türk Kamu Düzenine

aykırı olacak ve Avusturya Mahkeme Kararının, Türk Mahkeme kararından üstün

olduğu algısı yaratacak şekilde, keza çocuklardan “L.A.B.’nin annesi C.A.K. tarafından kendisine ve kardeşlerine şiddet

uyguladığı ilişkin beyanlara ve çocukların başvurucuyla uyum sağladıkları ve

Avusturya’ya dönmek istemedikleri … sunulan videolar ile büyük çocuk L.A.B.’nin

beyanları birlikte değerlendirildiğinde, çocukların anneye teslim edilmesi ve

anneleriyle yalnız kalmaları durumunda fiziksel ve psikolojik risk içinde

olacakları … çocukların başvurucuyla birlikte yaşamalarının uygun olacağı …”

şeklindeki uzman bilirkişi raporları ile Antalya Eğitim ve Araştırma

Hastanesinin, “çocukların iadesi durumunda fiziki ve psikolojik tehlikeye maruz

kalacakları” yönündeki resmi rapor dikkate alınmaksızın verilen kararların Türk

Kamu Düzenine aykırı ve Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkını ihlal ettiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne

katılmadım.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : Mehmet Emin BALCI Vekili : Av. Makbule TANIŞ Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/10459, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Türkiye'de ve
  7. B. Çocukların Mutat Mesken Ülkesine İade
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  14. C. Yargılama
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Karşı Oy Gerekçesi
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/10459
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Şirin Tekmenüray Başvurusu (B. No: 2017/26689)
  • Kadir Gülcü Başvurusu (B. No: 2016/59359)
  • Adem Köse ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/34043)
  • Ahmet Arı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14829)
  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13649)
  • İbrahim Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/24896)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.