İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadir Gülcü Başvurusu (B. No: 2016/59359)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma

Başvuru No2016/59359Tarih28 Ocak 2020Okuma20 dk · 3.959 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kadir Gülcü Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/59359
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.959 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma

nedeniyle kötü muamele yasağının; tek kişilik odaya alınmaya ilişkin olarak

yapılan şikâyetin infaz hâkimliğince incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle de

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık

görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden tespit edilen şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, Zonguldak Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta

iken 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen silahlı darbe teşebbüsünün ardından

terör örgütü (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması, FETÖ/PDY)

üyesi olduğu gerekçesiyle 21/7/2016 tarihinde tutuklanmış; 30/7/2016 tarihinde

Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

10. Başvurucu, diğer bazı mahpusların da kaldığı odada (çoklu

oda/koğuş) tutulmakta iken Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare

ve Gözlem Kurulu) kararıyla 26/9/2016 tarihinde tek kişilik odaya alınmış ve

tahliye edildiği 24/1/2018 tarihine kadar burada tutulmuştur.

11. Başvurucu, hiçbir disiplin cezası almamasına rağmen tek

kişilik odaya alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek infaz hâkimliğine

başvurmuş ve yeniden koğuşa alınmayı talep etmiştir. Kocaeli İnfaz Hâkimliği

(İnfaz Hâkimliği) 10/10/2016 tarihli kararı ile başvurucunun talebini

incelemeksizin reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, "Adalet

Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 08/9/2016 tarihli yazısı ile

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklu bulunanların ceza infaz kurumunda

yerleştirilmesi konusunda cezaevi idaresine talimat verildiği, bu talimat

doğrultusunda şikayet edenin de bulunduğu bazı kişilerin tek kişilik odalarda

barındırılmasına başlanıldığı" belirtilerek Ceza İnfaz Kurumu idaresinin bu uygulamada

herhangi bir takdir yetkisinin bulunmadığı için şikâyet hakkında inceleme yapma

görev ve yetkisinin idari yargı mercilerine ait olduğu açıklanmıştır.

12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz 15/11/2016

tarihinde Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar,

18/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 15/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun (İnfaz

Kurumu), başvurucunun tek kişilik odada tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı

bilgiler içeren 6/9/2018 tarihli yazısına göre;

i. İnfaz Kurumunda, yaklaşık 10'ar metrekare büyüklüğünde olan

ve havalandırma penceresi, duş ve tuvalet bulunan toplam 20 adet tek kişilik

oda bulunmaktadır.

ii. Başvurucu İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada avukatı ve

yakınları ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiş ve yakınları ile

telefon görüşmeleri yapmıştır.

iii. İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde talebi üzerine

başvurucuya yedi kitap verilmiştir. Başvurucu, bir eğitim faaliyeti talebinde

bulunmamıştır.

iv. İnfaz Kurumunda 10'u bir kısımda, 10'u da diğer kısımda olan

tek kişilik 20 oda için her iki kısımda ortak kullanılan bir havalandırma

bahçesi bulunmaktadır. Kurum kapasitesi ile tekli odada kalan hükümlü/tutuklu

sayısına göre idare ve gözlem kurulu kararı ile planlanan program dâhilinde

aynı kısımda bulunan tekli odalarda kalan hükümlü/tutuklular birlikte

havalandırma bahçesine çıkabilmektedir. Havalandırma saatleri, tekli odalarda

kalan hükümlü/tutuklu sayılarına göre değişiklik gösterebilmektedir. İnfaz

Kurumu tarafından gönderilen çizelgeye göre başvurucu, günde iki saat olmak

üzere diğer tek kişilik odada kalan kişilerden aynı saat diliminde

havalandırmaya çıkan diğer bir ya da iki kişi ile birlikte havalandırma

hakkından yararlanmıştır.

v. Talebi üzerine başvurucu, çeşitli sağlık sorunları nedeni ile

Kurum revirinde görevli doktor tarafından dokuz kez, Açık Ceza İnfaz Kurumu

Ortopedi Polikliniğinde bir kez muayene edilmiş ve gerekli ilaç tedavilerine

başlanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası hakkındaki

ilgili hukuk için bkz. Raşit Konya,

B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur

Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019, §§ 14-31.

16. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındaki

ilgili hukuk için bkz. Ziya Özden,

B. No: 2016/67737, 19/11/2019, §§ 15-18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; tutuklanarak konulduğu İnfaz Kurumunda diğer

mahpuslar ile birlikte koğuşta kalmakta iken talebi olmamasına ve disiplin

cezası almamasına rağmen, buna ilişkin herhangi bir karar da tebliğ edilmeden,

Bakanlık yazısına dayanılarak, ilgili mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odaya

alındığını, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerle birlikte

havalandırmadan yararlandırıldığını, 22 yıl Cumhuriyet savcılığı yapmış olması

nedeniyle kişiliğinin zedelendiğini, ayrıca dış dünyadan tecrit edildiğini

belirterek Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Kurum kütüphanesinden

yararlandırıldığı, havalandırma alanını kullanabildiği, aile fertleri ve

avukatları ile belli periyotlarla görüşebildiği, kaldığı odanın yeterli

büyüklükte penceresi ile duş ve tuvaletinin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca

somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacı ve söz

konusu kişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun tek

kişilik odada tutulmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek şikâyetlerin açıkça

dayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

20. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuru

formunda dile getirdiği hususları yineleyerek tek kişilik odada tutulmasının,

tutulma koşulları ve sürenin uzunluğu nedeniyle asgari eşiği aşarak kötü

muamele oluşturduğunu ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

22. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

23. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi bir

sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların

yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak

mahiyeti nedeniyle Anayasa’nın 15. maddesinde belirtilen savaş veya ulusun

varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörülmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile

kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 33).

24. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı

davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler,

kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).

Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılırken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanı

kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklar

sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen

bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular

için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, §§ 35, 36).

25. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi

ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim

hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza infaz

kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden mahpuslar

ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir

alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların

mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem

seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

26. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave olarak,

bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamında ihlal

oluşturması için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini

ifade etmek gerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın

özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin

süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).

27. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da

tutuklu statüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer

tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir

durum oluşturmadığını önceki kararlarında belirtmiştir. Buna göre, disiplinin

sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğer tutulan kişilerden

korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017,

§ 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplini

sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileli

işbirliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için işbirliği

yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya, § 44).

28. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut

olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve

bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, § 38). Dolayısıyla her

başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi,

amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.

29. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik bir odada

tutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü muamele

yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla birlikte bu

koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten

mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir (Raşit

Konya, § 50)

30. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğu

gerekçesiyle tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince, bir

bölümü Yüksek Güvenlikli Ceza infaz Kurumu statüsünde olan Kocaeli 2 No'lu T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanın

hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvalet

ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümlere sahip olması gibi özellikleri

dikkate alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen

Avrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya,

§§ 14-27) uygun koşullarda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki kararlar

için bkz. Raşit Konya, § 46; Timur Demir, § 45).

31. Ayrıca başvurucunun, açık havaya çıkma imkânından günde

ortalama iki saat olmak üzere en az bir diğer tutuklu/hükümlü ile ortak bir

avluyu kullanmak suretiyle faydalandırıldığı, tek başına tutulduğu süre boyunca

ailesi ve avukatı ile açık ve kapalı çok sayıda görüş ve telefon görüşmesi

gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak yaklaşık dört ay süre ile tek

kişilik odada tutulmuş olmakla birlikte ailesiyle, dış dünyayla ve diğer

tutulanlarla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun duyusal ve sosyal

olarak izole edildiği sonucuna ulaşılması mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki

karar için bkz. Ziya Özden, §

33). Dolayısıyla başvurucunun şikâyet ettiği tutulma koşulları bakımından kötü

muamele yasağı çerçevesinde aranan asgari ağırlık derecesine ulaşılmadığı

sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasına ilişkin olarak İnfaz

Hâkimliğine yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliğinin inceleme yetkisi bulunmadığı

gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesinde

yer alan hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Kocaeli İnfaz Hâkimliğinin

kararına karşı yapmış olduğu itirazın Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

reddedilerek kesinleştiği 15/11/2016 tarihinden itibaren 6/1/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesi gereğince otuz günlük

süre içinde idare mahkemesine başvuru hakkı olmasına rağmen bu hakkını

kullanmadığı belirtilmiştir. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi gerektiği açıklanarak başvurucunun idari yargı yoluna ve

gerekirse olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi amacıyla Uyuşmazlık

Mahkemesine başvurmamış olması nedeniyle olağan kanun yollarını tüketmemiş

olduğu ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyeti mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

37. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı, suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara

bağlanmasıyla ilgili yargılamalarda da uygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının medeni

meselelerde uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış

veya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunması gerekir. İkinci olarak bu hakla ilgili

olarak ilgili kişinin menfaatini etkileyen bir uyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte

yandan bu uyuşmazlık ihtilaf konusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması

bakımından belirleyici bir nitelik arz etmelidir (Mehmet Güçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942, 28/5/2019,

§ 28).

38. Somut olay açısından başvuruya konu şikâyetin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili bir

uyuşmazlık olup olmadığı adil yargılanma hakkının kapsamının tespiti açısından

önem taşımaktadır. Başvurucunun şikâyetinin konusu, İnfaz Kurumunda tutulduğu

-yaşadığı- alanın fizikî koşulları ve sosyalleşmesinin yetersizliğine

ilişkindir. Kişilerin devlet hâkimiyeti altında (somut olayda ceza infaz

kurumu) bulundukları süre boyunca yaşam koşullarının belirli bir standardın

altına düşürülmemesini ve gerektiğinde iyileştirilmesini isteme hakları, Anayasa'nın

17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında mevcuttur. Ayrıca

bireylerin ceza infaz kurumuna yerleştirilmeleri, kurumda barındırılmaları,

ısıtılmaları, giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,

bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması, muayene ve tedavilerinin

yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi konuların yargısal

denetime tabi olduğu da dikkate alındığında başvurucunun şikâyetinin medeni hak ve yükümlülük kapsamında bir

uyuşmazlık olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (tutuklu veya hükümlülere

verilen disiplin cezalarının medeni hak kapsamında

olduğu yönündeki karar için bkz. Giyasettin

Aydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015, § 37).

b. Kabul Edilebilirlik Yönünden

39. Bakanlık, başvuru yapılmadan önce idari yargı koluna ve

gerekirse Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmadığı için olağan kanun yollarının

tüketilmemiş olduğunu ileri sürmüştür.

40. Başvurucunun kötü muamele yasağına ilişkin şikayetlerinin

İnfaz Hakimliğince esastan incelenmesi gerekirken incelenmemesi iddiası

başvurunun konusunu oluşturmakta olup bireysel başvurusundan önce olağan kanun

yollarını tüketip tüketmediğine ilişkin değerlendirme, hakkın esasıyla birlikte

incelenecektir.

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine

ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Hakkın Kapsamı

42. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.

İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, §

34).

43. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah,

B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

44. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

45. Somut olayda tutuklu bulunulan İnfaz Kurumunda tek kişilik

odaya alınma yönündeki idari karara karşı yapılan ve çoklu odaya alınma yönünde

talep içeren başvurunun infaz hâkimliğinin inceleme yetkisinde olmadığı gerekçesiyle

reddedilerek başvurunun esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

46. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye

erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür.

Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13.

maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

47. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

48. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesini ihlal

edecektir. Buna göre müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

49. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve

sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin

Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).

50. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir

kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı

altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale

edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici

işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM

tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan

müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

51. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da

bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

52. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari mercilerce gerçekleştirilen işlemlere

karşı açılacak iptal davaları idari yargı mercilerinde görülür. Bu hüküm idari

işlemlere karşı açılacak davalarda görevli mahkemenin tespitinde genel kural

niteliği taşımaktadır.

53. Bununla birlikte 4675 sayılı Kanun'da bu kurala bir istisna

getirilerek ceza infaz kurumlarınca tutuklu ve hükümlüler hakkında tesis edilen

idari işlemlere yönelik şikâyetlerin infaz hâkimliklerinde incelenmesi

öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 1. maddesinde infaz hâkimliklerinin kuruluş

amacı, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular

hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri

incelemek ve karara bağlamak olarak belirtilmektedir. Madde gerekçesinde "işlem" kavramının hükümlü ve

tutuklular hakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre hukuki sonuç

doğurmaya yönelik her türlü karar, önlem ve irade açıklamasını, "faaliyet" kavramının ise

hükümlü ve tutukluların konumlarında değişiklik yapan her türlü eylemler ile

iyileştirme ve eğitim programlarına uygun olan çalışmaları ifade ettiği

belirtilmektedir.

54. 4675 sayılı Kanun'un infaz hâkimliklerinin görevini

düzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; hükümlü ve

tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları, giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemenin ve karara bağlamanın infaz

hâkimliklerinin görevleri arasında olduğu belirtilmektedir. Kanun koyucunun,

anılan konularda gerçekleştirilen eylem ya da işlemlere yönelik şikâyetlerin

ceza infaz kurumu idaresince hızlı bir şekilde incelenerek karara bağlanmasının

ve bu şikâyetlerin incelenmesi aşamasında infaza ilişkin özel gerekliliklerin

dikkate alınmasının temin edilmesi amacıyla söz konusu eylem ve işlemlerin

yargısal denetim yerinin idari yargı değil infaz hâkimlikleri olmasını tercih

ettiği anlaşılmaktadır (Ziya Özden, §

56) .

55. Bununla birlikte 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci

fıkrasında, kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin

hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir.

56. Somut olayda başvurucu, İnfaz Kurumu bünyesinde oluşturulan

İdare ve Gözlem Kurulunun kararı ile tek kişilik odaya alınmıştır. Başvurucu,

Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı odanın fiziki koşullarının ve havalandırma

saatlerinin yetersizliği gibi konulardaki şikâyetlerini İnfaz Hâkimliğine

iletmiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetine konu tek kişilik odada

tutulmaya dair kararın İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alınmış olmasına

karşın kararın Bakanlığın yazısına dayandığı gerekçesiyle idare mahkemesi

önünde dava edilmesi gerektiğini belirtmiş ve başvuruyu incelemeksizin

reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci

fıkrasını dayanak aldığı anlaşılmaktadır.

57. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve özellikle

müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin yorumlanması derece

mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen hükümlerle

ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını denetlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte derece mahkemelerinin

yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu veya kanun metni

dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucuna

ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni

dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Ziya Özden, § 59).

58. İncelenen olayda İnfaz Hâkimliğinin önündeki davanın konusu

İdare ve Gözlem Kurulu kararıdır. Bu kararın 4675 sayılı Kanun'un infaz

hâkimliğinin görevlerini düzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1)

numaralı bendinde belirtilen "hükümlü

ve tutukluların ceza infaz kurumuna yerleştirilmesi, barındırılması, bedensel

ve ruhsal sağlıklarının korunması" konularıyla ilgili olduğu

hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan İnfaz Hâkimliğinin İdare ve

Gözlem Kurulunun tutuklu veya hükümlülerin tek kişilik odalarda

barındırılmalarıyla ilgili kararlarına karşı yapılan şikâyetlerin incelenmesinin

kendi görev alanına girmediğiyle ilgili bir değerlendirmesi bulunmamaktadır.

İnfaz Hâkimliği salt İdare ve Gözlem Kurulunun bu kararının Bakanlığın yazısına

dayanması sebebiyle şikâyeti incelemeksizin reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin

gerekçesinden anlaşıldığına göre söz konusu işlemin Bakanlık yazısına

dayanmamış olması hâlinde İnfaz Hâkimliği şikâyet başvurusunun esasını

inceleyebilecektir.

59. Başvurucunun Bakanlığın herhangi bir düzenleyici işlemine

karşı değil tek kişilik odada kalmasına yönelik İdare ve Gözlem Kurulu kararına

karşı dava açtığı gözetildiğinde ve Kanun'un açık metni dikkate alındığında

İnfaz Hâkimliğinin yorumunun öngörülebilir nitelikte olmadığı

değerlendirilmiştir. Esasen Bakanlığın yazısına dayanılmış olmasının normal koşullarda

İnfaz Hâkimliğinin görevine giren İdare ve Gözlem Kurulu kararını neden İnfaz

Hâkimliğinin görev alanının dışına çıkardığı anlaşılamamıştır.Ayrıca İnfaz

Hâkimliğinin, ceza infaz kurumlarının tutuklu ve hükümlülerle ilgili

işlemlerine karşı açılan davaların -infaza ilişkin özel gerekliliklerin de

gözetilerek- daha hızlı bir biçimde karara bağlanması amacıyla infaz

hâkimliklerinin görev alanına bırakıldığını da dikkate almadığı

anlaşılmaktadır. Bu durumda İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı yapılan

şikâyetin açık kanun hükmünün öngörülemez bir biçimde yorumlanarak etkisiz

kılınması ve incelenmeksizin reddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna varılmıştır (aynı

mahiyetteki karar için bkz. Ziya Özden, §§

61,62).

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

62. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir.

63. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

64. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

65. Başvurucu tahliye olduğundan yargılamanın yenilenmesinde

hukuki yarar bulunmamaktadır. İhlalin sonuçlarının giderilmesi için başvurucuya

10.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerekir.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Kadir GÜLCÜ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/59359, 28 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Kötü Muamele Yasağının
  10. B. Mahkemeye Erişim
  11. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/59359
Tarih
28 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Adem Köse ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/34043)
  • Ahmet Arı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14829)
  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13649)
  • İbrahim Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/24896)
  • Gökhan Çalışkan Başvurusu (B. No: 2017/18316)
  • A.s. Başvurusu (B. No: 2016/21966)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.