İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Arı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14829)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle

Başvuru No2017/14829Tarih28 Ocak 2020Okuma26 dk · 5.271 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Arı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/14829
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.271 kelime·26 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirilmesine

gerek olmadığını beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Çeltikbaşı köyünde bulunan ve

başvuruculara ait olan 503 parsel sayılı taşınmazın 191.000 m²lik bölümü

hakkında Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesince (Mahkeme) 20/12/2012 tarihinde

acele el koyma kararı alınmış ve 766.101 TL acele kamulaştırma bedelinin

ödenmesine hükmedilmiştir.

9. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından

başvurucular aleyhine 29/3/2013 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası açılmıştır.

10. Mahkemece 5/12/2013 tarihinde yapılan keşif sonrası

düzenlenen 27/1/2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, kapitalizasyon faiz

oranı başlıklı kısımda taşınmazın ve bölgenin somut özellikleri belirtilerek kapitalizasyon faiz oranının %6 üzerinden

hesaplanacağı belirtilmiştir. Taşınmazın değeri net gelir yöntemine göre

hesaplanmıştır. Taşınmazın sulu tarla olduğu ve ilk yıl buğday ve silajlık

mısır, ikinci yıl pamuk, üçüncü yıl mercimek ve bostan, dördüncü yıl ise dane

mısır ekildiği esas alınarak kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.

11. Mahkemece 31/3/2015 tarihinde davanın kabulüne, 2.674.000 TL

olarak belirlenen kamulaştırma bedelinden acele kamulaştırma dosyasında

yatırılan 766.101 TL'nin mahsubu ile 1.907.899 TL kamulaştırma bedelinin

ödenmesine karar verilmiştir.

12. Taraflarca temyiz edilen karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince

(Daire) 18/2/2016 tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talebi de

aynı Daire tarafından 26/12/2016 tarihinde reddedilmiştir.

13. Nihai karar 17/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucular, 16/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat Hükümleri

15. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz

malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve

taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar

verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın

malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de

tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası

için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler

marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için

mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler.

Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak

duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu

duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve

bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir

bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya

raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir

kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz

mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece,

kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı

halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma

bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve

paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların

bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)

Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.

…”

16. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma

bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“15 inci madde uyarınca oluşturulacak

bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere

mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten

sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü,

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca

yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması

halinde getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları ve

yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif

ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

…. ”

2. Yargıtay İçtihadı

17. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 4/4/2007 tarihli ve

E.2007/160, K.2007/189 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“...Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması

istemine ilişkindir.

Davacı vekili; tapuda müvekkili adına kayıtlı

bulunan Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, Kapcağız köyü 48 parsel sayılı

taşınmazın davalı idarece kısmen kamulaştırılması sonucu Kıymet Takdir

Komisyonunca düşük bedel takdir edildiğini, Gaziantep-Kilis karayolu üzerinde

bulunan birinci sınıf tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın, her iki il

merkezine de yakın konumda bulunması ve diğer özellikleri nedeniyle daha yüksek

değerde olduğunu ileri sürerek, 17.715.000.000 TL kamulaştırma bedel farkının

ferağ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden

tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; Kıymet Takdir Komisyonu

tarafından dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelingünün ekonomik

koşullarına, emsal ve rayiçlere uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar

verilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.

Mahkemenin; dava konusu taşınmaza %5

kapitalizasyon faiz oranı uygulanmak suretiyle net gelire göre değer biçen ve

%50 objektif değer artışı kabul eden ilk bilirkişi kurulu raporunu esas alarak

'davanın kısmen kabulüne, 13.953.097.517 TL kamulaştırma bedel farkının dava

tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline' dair verdiği

karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş; Yerel Mahkemece

'taşınmazın mücavir alan sınırları dışında ve il merkezine yakın olup ulaşım

sorununun bulunmadığı, daha önce görülüp, onanarak kesinleşen Gaziantep Asliye

4. Hukuk Mahkemesi’nin 01.06.2004 gün ve E:2004/22 K:2004/277 sayılı kararında

da %50 objektif değer artışının kabul edildiğinin anlaşıldığı' gerekçesiyle

önceki kararda direnilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen

uyuşmazlık; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, objektif değer

artışına esas alınan unsurların, aynı zamanda kapitalizasyon faizinin

belirlenmesinde esas alınan unsurlar olup olmadığı; dolayısıyla net gelire göre

belirlenen bedele, objektif değer artırıcı unsur ilave edilmesinin gerekip

gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, arazi

niteliğindeki taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarının

açıklanmasında yarar vardır.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun

11.maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca; tarım arazisi niteliğindeki

taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde

ekilecek ürünler ve münavebeye alınan bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacak

harcamalar gözönünde tutularak, net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla

değerinin bulunması, bedel tespitinde etkisi olan diğer objektif ölçülerde

dikkate alınarak maddenin (i) bendi uyarınca her unsurun gerekçeleri ve değere

katkı oranları ayrı ayrı belirtilip gösterilmek suretiyle kamulaştırma

karşılığının tespit edilmesi gerekir.

Bu noktada; arazi niteliğindeki taşınmazın net

gelirine göre değerlendirilmesi, kapitalizasyon faizinin uygulanmasını

gerektirir.

Arazinin rantı (net geliri) ile satış değeri

(çıplak değeri) arasındaki oran olarak tanımlanan kapitalizasyon faizi, belli

bir bölgede, aynı yıl içerisinde aynı tür tarımsal üretimin yapıldığı aynı

vasıf ve karakterdeki arazinin gerçek satış bedeli ile net geliri

belirlendikten sonra oranlanarak bulunur.

Bir yıl içinde bölgede satışı yapılan tüm

arazilerin tespit edilen ortalama dekar fiyatının, aynı arazilerin ortalama net

geliri saptadıktan sonra her iki ortalama rakamın birbirine olan oranı, yüzde

ile ifade edilen kapitalizasyon faizidir. Bulunan bu oran, aynı yıl içinde o

bölgede cari ortalama kapitalizasyon faiz oranını ifade eder.

Bu oran, o bölgedeki araziler için bir baz

olarak hareket noktasını oluşturur. Bu ortalama oranın, kıymeti takdir edilen

araziye uydurulması gerekir.

Şu açıklamalardan anlaşıldığı üzere; geniş

kapsamlı araştırma ve belgelendirilen anketlere dayalı olarak saptanan o

bölgeye ait ortalama faiz oranı, belli bir arazinin kıymetinin takdirinde

hareket noktası alınmak üzere kullanılır.

Kıymeti takdir edilecek arazinin bedelinin

belirlenmesinde uygulanacak kapitalizasyon faiz oranı ise; bölgede geçerli

ortalama orandan hareketle, arazinin özel nitelikleri, eş deyişle sulu veya

kuru oluşu, toprağın yapısı, ekilebilecek ürünler, verimi, yüzölçümü, taşınmaz

toprağının kompozisyonu, meyil oranı, önemli yerleşim birimlerine yakınlığı,

tarımsal amaçlı alt yapı olanakları gibi nitelikleri dikkate alınarak

belirlenmektedir. Araziye uygulanacak faiz oranı, saptanan bu niteliklere göre

azalıp çoğalacaktır.

Ancak Ülkemizde, bölgelere özgü kapitalizasyon

faiz oranı belirlenmemiş olup; Yerleşmiş uygulama ve Yargıtay içtihatlarına

göre bu oranın Türkiye’nin coğrafi konumu, iklim koşulları, toprak yapısı ve

verimliliğe etkili olan diğer unsurlar dikkate alınarak % 3 ila % 15 arasında

olabileceği kabul edilmiştir.

Hemen ifade edilmelidir ki; kararları ile

uygulamada birliği sağlamakla da görevli bulunan Yargıtay’ın, belli bölgelerde

baz alınacak cari ortalama faiz oranları konusunda bir birikime sahip olduğu ve

diğer hukuki unsurlar yanında uygulama birliği yönünden de yargısal denetim

yapmak durumunda bulunduğu kuşkusuzdur.

Nitekim, Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu’nun 31.10.1990 gün, E: 1990/5-508 K:1990/540 ve 28.06.1995

gün, E:1995/18 K:1995/687 sayılı kararlarında da, az yukarıda değinilen görüş

ve ilkeler benimsenmiştir.

Diğer taraftan; 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun 11.maddesinin (f) bendi uyarınca arazinin değerinin mevkii ve

şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas

alınarak belirleneceği hükme bağlandıktan sonra; aynı maddenin (i) bendinde,

bedelin tespitinde etkili olacak diğer 'objektif ölçülerin' esas alınacağı

hükmü getirilmiştir.

Görüldüğü üzere; tarım arazisinin asıl değer

belirleme ölçütleri 11. maddenin (f) bendinde yer almakta olup, (i) bendinde

öngörülen 'bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüler' tali

artırım unsurlarını içermektedir.

Şu hale göre; objektif ölçüler, ürünün

pazarlanması kolaylıkları, nakliye maliyetinin düşük olması, Büyükşehir ve

anayollara yakınlık gibi tarımsal faaliyet ve gereklerine uygun unsurlar olup;

net gelire göre hesaplanan bedelin objektif ölçüler dikkate alınarak makul bir

oranda artırılmasına, yasa olanak vermektedir.

Burada önemle vurgulanmalıdır ki; bilimsel

metodla bulunan değer, 'objektif ölçüler' nedeni ile arttırılırken mutlaka

objektif nedenlere dayanılmalı, taşınmazın (f) bendine göre değerlendirilmesinde

ya da kapitalizasyon faiz oranının seçilmesinde dikkate alınmamış olmalıdır.

Somut olayda; dava konusu taşınmaz Gaziantep

il merkezine yakın, % 3-4 oranında meyilli, buğday ve mercimek ekilen kuru

tarım arazisi vasfında olup; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda,

belirtilen bu unsurların yanı sıra, taşınmazın geometrik şeklinin düzgün olması

ve ulaşım kolaylığı da dikkate alınarak, kapitalizasyon faiz oranı %5 oranında

uygulanmıştır.

Ne var ki bilirkişi kurulu raporunda,

taşınmazın il merkezine yakın olduğu ve ulaşım faktörünün kolaylıklar getirdiği

gerekçesiyle %50 objektif değer artışı kabul edilmiş ise de; bu unsurlar

kapitalizasyon faiz oranının seçilmesinde de dikkate alındığından; belirtilen

unsurlar, az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, objektif artırım sebebi

olamaz.

Direnme kararında sözü edilen ve Gaziantep ili

Şahinbey ilçesi Yöreli köyü 351, 330 parsel sayılı taşınmazların

kamulaştırılması nedeniyle açılan kamulaştırma bedelinin artırılması davasında;

Mahkemece %50 objektif değer artırıcı unsur ilave eden bilirkişi kurulu raporu

esas alınarak verilen karar, Özel Dairece onanarak kesinleşmiştir. Görüldüğü

gibi, Yerel Mahkemenin direnme hükmünde dayandığı o davanın konusu olan

taşınmaz Töreli köyünde olup, dava konusu taşınmaz Kapcağız köyünde

bulunmaktadır. Dolayısıyla, yukarıda değinilen karara konu taşınmazlar ile,

eldeki davaya konu taşınmazın bütün ayırıcı nitelikleri, eş söyleyişle özel

nitelikleri farklı olduğundan ve “objektif ölçüler” nedeni ile artırımın mutlaka

objektif nedenlere dayanılarak yapılması gerektiğinden; objektif değer artışı

yönünden paralel bir uygulama yapılması zorunluluğundan söz edilemez.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, Hukuk Genel

Kurulu’nca da benimsenen ve belirlenen bedele objektif değer artırıcı unsur

ilave edilmemesi gereğine değinen Özel Daire bozma kararına uyularak, bilirkişi

kurulunca net gelire göre tespit edilen kamulaştırma bedel farkına hükmedilmesi

gerekirken; %50 objektif değer artışı uygulanmak suretiyle kamulaştırma bedelinin

fazla artırılması ve yanılgılı gerekçeyle bu yönde direnme kararı verilmesi

doğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır..."

18. Yargıtay HGK'nın 9/11/2016 tarihli ve E.2016/18-1988,

K.2016/1051 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“...Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre

tarım arazisinde değer, taşınmazın yıllık tarımsal gelirinin kapitalizasyon

faizine oranlanması suretiyle bulunmaktadır. Kapitalizasyon faizi ise %3-%15

arasında değişmekte olup, bu aynı zamanda arazinin rantı ile satış değeri

arasındaki oranı belirlediğinden, uygulanacak kapitalizasyon faiz oranı

saptanırken arazinin verimine etkili olan (sulu, taban arazisi, toprağın

terkibi, ekilebilecek ürünler) faktörler yanında, satış değerine etkili

olabilecek faktörler de (önemli yerleşim birimlerine yakınlığı, tarımsal amaçlı

alt yapı olanakları, pazarlama ve ulaşım probleminin olmaması, yerleşim

merkezine yakınlığı vs.) dikkate alınır..."

19. Dairenin 12/6/2017 tarihli ve E.2016/22420, K.2017/15805

sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Sulu tarla niteliğindeki Çeltikbaşı köyü 644

parsel numaralı taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde yöntem

itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle davacı idare vekilinin temyiz

itirazları yerinde değildir.

Bir kısım davalılar vekilinin temyiz istemine

gelince,

1- Sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın

değeri belirlenirken Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre % 4 oranında

kapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın % 5 olarak kabulü ile az

bedel tespiti

...

Doğru görülmemiştir..."

20. Dairenin 19/4/2017 tarihli ve E.2016/13220, K.2017/11314

sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Sulu tarım arazisi niteliğindekiÇeltikbaşıKöyü,

164 parsel sayılı taşınmazıngelir metodu esas alınarak değer biçilmesindeyöntem

itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları

yerinde olmadığından temyiz isteminin reddine karar verildikten sonra;

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarıyönünden

yapılan incelemede,

Sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın

değeri belirlenirken Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre %5 oranında

kapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın %6 olarak kabulü ile

eksikbedel tespiti...

Doğru görülmemiştir...."

21. Dairenin 19/4/2017 tarihli ve E.2013/299, K.2017/11306

sayılı; 19/4/2017 tarihli ve E.2016/13222, K.2017/11305 sayılı; 19/4/2017

tarihli ve E.2013/309, K.2017/11304 sayılı kararları da benzer yöndedir.

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:

37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararına konu olayda, başvurucuların taşınmazının

bir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesis

edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucular tarafından

kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme bilirkişi

görüşüne başvurmuş ve bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerinden enerji

nakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığını

kabul ederek tazminat hesaplamıştır. Ancak mahkemece, Yargıtay kararlarında

kamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğünün

taşınmazın toplam değerinin %2'sini geçemeyeceğinin belirtildiği gerekçe

gösterilerek zararın taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olduğu sonucuna

ulaşılmıştır. Mahkeme, bu görüşten yola çıkarak bilirkişi raporundaki tespite

rağmen taşınmazın değerinin %7'sine isabet eden tazminat istemi yönünden davayı

reddetmiş ve söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

24. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı taşınmazın

gerçek değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde yerel mahkemenin Yargıtay

içtihadından hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ile

sınırlandırdığına işaret ettikten sonra yargı mercilerince bunun gerekçesinin

açıklanamadığını vurgulamıştır. AİHM, Yargıtayın farklı durumların gözönünde

bulundurulmasını dışlayan katı yorumu nedeniyle başvurucuların taşınmaz

değerinin %7'sine tekabül eden zararlarının karşılanamadığını belirtmiş ve

bunun da kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade

ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye, §§ 33-40).

25. Kutlu ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 51861/11, 13/12/2016) kararında da,

kamulaştırılan bir taşınmazın bilirkişi raporunda objektif değer artışının %40

oranında belirtilmesine rağmen derece mahkemelerince %25 olarak belirlenmesi

mülkiyet hakkı bağlamında incelenmiştir. AİHM; derece mahkemelerinin bilirkişi

raporundaki sonuçların gözardı edilmesinin nedenlerini somut ve yeterli gerekçelerle

açıklaması gerektiğini, somut olayda ise göz önünde bulundurulacak ölçütlerin

basit bir anlatımının, mahkemece değer düşüklüğü oranının %25 ile

sınırlandırılmasına neden olan kriterlerin neden ve nasıl dikkate alındığı

belirtilmediği için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini

belirtmiştir. AİHM; sonuç olarak, tazminat miktarının belirlenme şeklinin, söz

konusu miktarın maruz kalınan zarara makul bir şekilde uygun olduğunu

belirtmeye imkân vermediği gerekçesiyle ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine karar vermiştir (Kutlu ve

diğerleri/Türkiye, §§ 62-76).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular, taşınmazın bulunduğu Çeltikbaşı köyündeki

diğer taşınmazlara ilişkin benzer davalarda Yargıtayın yerleşik içtihadı

doğrultusunda kamulaştırma bedelinin hesabında kapitalizasyon faizinin %5

olarak kabul edilmesine rağmen başvuru konusu dosyada %6 kabul edilmesinden

yakınarak, ödenen tutarın kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedelini

yansıtmaktan uzak olduğunu belirtmiş ve adil yargılanma ile mülkiyet haklarının

ve eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

28. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın "Kamulaştırma"

kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan

doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular mülkiyet hakkı ile birlikte

adil yargılanma hakkı ve eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin de ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak başvurucuların şikâyetlerinin özünün

kamulaştırma bedelinin miktarına ilişkin olduğu gözetildiğinde şikâyetlerin

tümünün mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

31. Başvurucuların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin

şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığına ve başka bir kabul edilemezlik

nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı ile

Müdahalenin Varlığı ve Türü

32. Somut olayda başvurucuların taşınmazı kısmen

kamulaştırılmıştır. Taşınmaz mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan

mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

Başvurucuların taşınmazının mülkiyetinin kamulaştırma yoluyla Hazineye geçmiş

olmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesinin

çok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması

mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

32; AYM, E.1988/34, K.1989/26, 21/6/1989; E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

34. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya

uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 62).

i. Kanunilik

35. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'da

düzenlenmiştir. Somut olayda, başvurucuların taşınmazının Ilısu Barajı ve

Hidroelektrik Santrali'nin yapılması amacıyla idare kararıyla kamulaştırıldığı

ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığı

görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun bırakmanın kanuni dayanağının

bulunduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

36. Somut olayda başvurucuların taşınmazı Ilısu Barajı ve

Hidroelektrik Santrali'nin yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır. Baraj ve

hidroelektrik santrali yapılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

37. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık

olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik

ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca

daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149,

K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

38. Mülkiyet hakkından yoksun bırakma biçimindeki müdahalelerde,

hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken

adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer bir

ifadeyle mülkten yoksun bırakmalarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle

malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.

Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının

sona erdirildiği hâllerde malike ödenmesi gereken tazminat taşınmazın gerçek

bedelidir. Bu itibarla taşınmazın gerçek bedelinin ödenmediği durumlarda somut

olayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucuna

ulaşılabilir (Cevat Aydın, B. No:

2014/13886, 4/10/2017, § 59).

39. Çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışa konu

olan malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında bir

taşınmazın herkes için geçerli, tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır. Anayasa'nın koruması altında

bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan, kamulaştırılan veya üzerinde

irtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin 2942 sayılı Kanun'a göre

belirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydana gelen değer düşüklüğü

karşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi ve ulaşılmak istenen kamu

yararı ile orantılı bir bedelin başvuruculara ödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 48).

40. Kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının sona

erdirildiği hâllerde taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi orantılılık

ilkesinin gereğidir. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren

bir konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzman

mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve

görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi

mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda bedel veya değer

düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile ödenen bedel arasındaki

ilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 49; Abdülkerim Çakmak ve diğerleri, B. No:

2014/1964, 23/2/2017, § 52).

41. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler

arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü

olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz

konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda sağlandığından

söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu ile ilgili ve

yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk

davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte

mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia

ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek

karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve

Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2015/12563,

24/5/2018, § 53).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

42. Somut olayda taşınmazları kamulaştırılan başvuruculara

ödenmesi gereken tazminat miktarının tespitine yönelik olarak açılan davada

Mahkemece taşınmazın gerçek bedelinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi

yaptırılmıştır. Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 27/1/2014 tarihli

raporda taşınmazın sulu tarla olduğu ve ilk yıl buğday ve silajlık mısır,

ikinci yıl pamuk, üçüncü yıl mercimek ve bostan, dördüncü yıl ise dane mısır

ekildiği kabul edilmiş ve net gelir yöntemine göre kapitalizasyon faizi %6,

objektif değer artış oranı ise %20 kabul edilerek kamulaştırma bedeli 2.970.050

TL olarak tespit edilmiştir. Ancak Mahkemece acele kamulaştırma dosyasında

yapılan 28/5/2012 tarihli keşifte fidan olmaması, 6/12/2013 tarihinde asıl

dosyada yapılan keşifte fidan olması ve bu tarihler arasında 4 yıl yerine 18 ay

bulunması sebebiyle bilirkişilerden alınan ek rapor da dikkate alınarak

kamulaştırma bedeli 2.674.000 TL olarak tespit edilmiş ve Mahkemece bu bedele

hükmedilmiştir.

43. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırma değerini etkileyen

kapitalizasyon faizi oranının %6 olarak dikkate alınmasından yakınmışlardır.

44. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (f)

bendinde araziler için kamulaştırma bedelinin taşınmazın kamulaştırma

tarihindeki mevkii ile şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlinde

getireceği net getiri esas alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Net gelir

yönteminde, taşınmazda mutat olarak ekilen tarım ürünlerinin ortalama verim

miktarı ile değerlendirme yılındaki ortalama toptan kilogram satış fiyatları

esas alınarak arazinin değerlendirme yılında bir dekarından elde edilecek

gayrisafi geliri bulunur. Gayrisafi gelirden ortalama masraflar çıkarılarak net

gelir hesaplanır. Hesaba alınan ürünlerin yıllık ortalama fiyatları değil hasat

dönemindeki fiyatları esas alınır (Cevat

Aydın, § 57).

45. Taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar da değerin

belirlenmesinde hesaba katılmaktadır. Bu unsurların tahdidi olarak sayılması

mümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı, ticari ve iş

kapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı, imarlı

bölgelere yakınlığı gibi özellikler buna örnek gösterilebilir (Cevat Aydın, § 59).

46. Olayda bilirkişi raporunda, kapitalizasyon faiz oranının

tespitinde, bölgede arazi satışlarındaki gerçek fiyatlar, arazi yatırımının

faiz hadleri ortalaması, devlet tahvilleri faiz hadleri, Ziraat Bankasının

arazi için kabul etmiş olduğu ipotek faiz oranları, enflasyon ve para

değerlerindeki dalgalanmalar, bölgenin iklim ve ekolojik koşullarının durumu,

sosyo-ekonomik gelişmişlik derecesi gibi etkenlerin rol oynadığı açıklanmıştır.

Ayrıca ülkemizde taşınmazların en büyük güvence olarak görüldüğü, küçük işletme

sahiplerindeki toprak sevgisi ve bölgenin gelişmişlik durumu, tarımsal

kredilerde uygulanan faiz oranları gibi unsurlar dikkate alınarak taşınmazın

bulunduğu bölgede kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak tespit edildiği

belirtilmiştir.

47. Bilirkişi; uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki

bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak,

bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman

kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi

raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdiri bir delilden

ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda

açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları

gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir

ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve

çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu

durum, karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir

sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm

bilirkişi tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına

gelir (Saadet Esin, B. No: 2014/18103,

26/10/2017, § 46).

48. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık

gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı

meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişi

raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir.

Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz

bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde

etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği

davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer

kaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).

49. Taşınmazın değerini etkileyen kapitalizasyon faiz oranının her

somut taşınmaz yönünden yukarıdaki alıntılanan Yargıtay HGK kararları

doğrultusunda ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca Yargıtay HGK'nın

belirlemiş olduğu bu kriterler doğrultusunda her bölgenin somut özelliklerine

göre de kapitalizasyon faiz oranı değişebilmektedir. Nitekim başvuru konusu

taşınmazın bulunduğu Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Çeltikbaşı köyündeki sulu

tarım arazileriyle ilgili yukarıda belirtilen Daire kararları ve başvuru formu

ekinde sunulan birçok Daire kararı birlikte değerlendirdiğinde kapitalizasyon

faiz oranının %5, hatta en son 12/6/2017 tarihli kararda %4 olarak uygulandığı

anlaşılmaktadır (§§ 19-21).

50. Derece mahkemeleri, somut taşınmazla ilgili bir

değerlendirme yapmadan Dairenin yerleşik içtihadının aksine kapitalizasyon faiz

oranını %6 kabul ederek yapılan bilirkişi hesaplamasını hükme esas almıştır.

Ancak derece mahkemelerinin kararlarında ve bu kararların dayandığı bilirkişi

raporunda, aynı köydeki diğer taşınmazlar yönünden uygulanan %5 oranındaki kapitalizasyon

faizinin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden neden uygulanmadığını açıklayan

herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan taşınmazın gerçek

değerinin ödenmesi bağlamında değerlendirildiğinde olayda belirtilen bedel ile

yerleşik içtihada göre belirlenen faiz oranı esas alınarak belirlenecek bedel

arasındaki farkın ciddi bir miktar olduğuna dikkat çekmek gerekir.

Kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesinin Anayasa'nın 13., 35. ve

46. maddelerinin gereği olduğu dikkate alınarak niçin önceki içtihattan

ayrılmak gerektiğinin somut bir biçimde açıklanması gerekir. Nitekim aynı köyle

ilgili olarak kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin çeşitli davalarda

verilen kararlarda tespit edilen faiz oranından farklı bir oranın niçin

belirlenmiş olduğu da ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilmemiştir.

51. Sonuç olarak derece mahkemelerince anılan taşınmazın

bulunduğu köye/bölgeye ilişkin Dairenin yerleşik içtihadının aksine tespitler

içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına rağmen yerleşik içtihattan

ayrılmayı gerektiren somut bir gerekçe gösterilmemiştir. Bu nedenle

kamulaştırma işlemi sonucu mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle malike yüklenen

külfet ile kamu yararı arasında makul bir dengenin kurulamadığı ve

başvuruculara yüklenen külfetin aşırı ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

54. Başvurucular, manevi tazminat ödenmesi ve yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal

düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali

ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel

başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı

verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir. (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66-67).

58. Kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin kararda yeterli

gerekçe gösterilmemesi nedeniyle başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır (§§ 51-52). Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

59. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir

karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

60. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2013/485) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 5. Hukuk Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucular : 1. Ahmet ARI 2. Aycan YURT 3. Beşir ARI 4. Burhan ARI 5. Emine AKTAŞ 6. Güler ARSLAN 7. Mehmet ARI 8. Mehmet Emin ARI 9. Menfiya DEMİR 10. Nurettin ARI 11. Şefik ARI Vekili : Av. Ömer TUNÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/14829, 28 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence
  14. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  15. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/14829
Tarih
28 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13649)
  • İbrahim Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/24896)
  • Gökhan Çalışkan Başvurusu (B. No: 2017/18316)
  • A.s. Başvurusu (B. No: 2016/21966)
  • Abdurrahman Erol Özkoray Başvurusu (B. No: 2015/798)
  • Furkan Ulaş Başvurusu (B. No: 2017/17138)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.