İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Erol Özkoray Başvurusu (B. No: 2015/798)

1. Başvuru, yazarı ve yayımcısı olduğu kitapta bir siyasetçiye

Başvuru No2015/798Tarih9 Ocak 2020Okuma12 dk · 2.415 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdurrahman Erol Özkoray Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/798
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.415 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yazarı ve yayımcısı olduğu kitapta bir siyasetçiye

yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle cezalandırılan başvurucunun ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. 1953 doğumlu olan başvurucu; kendisini siyaset bilimci,

siyasi iletişim danışmanı ve yayıncı olarak tanıtmaktadır. Başvurucu, sosyolog

eşi N.Ö. ile birlikte Gezi Parkı olaylarını inceleyen "Bireyselleşme ve Demokrasi: Gezi Fenomeni"

isimli bir kitap kaleme almıştır. Bahse konu kitap 2013 yılının Mayıs ayında

başlayan ve Gezi Parkı olayları (Gezi Parkı olaylarına ilişkin özet bilgi için

bkz. Özge Özgürengin, B. No:

2014/5218, 19/4/2018, § 10; Ali Ulvi

Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 28; Yonca Verdioğlu Şık, B. No: 2014/17177,

19/4/2018, § 8) olarak bilinen toplantı ve gösterilerin devam ettiği bir dönem

olan 2013 yılının Temmuz ayında basılmıştır.

9. Başvuru konusu kitap 261 sayfadan ibarettir. Kitaba "Muhteşem Gezi: Sloganlar-Duvar

Yazıları-Pankartlar" başlıklı bir bölüm eklenmiştir. Kitabın bu

bölümünün 217 ile 246. sayfaları arasında Gezi Parkı olayları sırasında

kullanılan sloganlara, yazılan duvar ve pankart yazılarına liste halinde yer

verilmiştir

10. Kitabın yazıldığı tarihte başbakan olarak görev yapan Recep

Tayyip Erdoğan'ın avukatları anılan ekler kısmında yer alan duvar yazılarından

dördünün doğrudan müvekkillerini hedef aldığını ileri sürmüşlerdir. Müştekinin

avukatlarının değerlendirmelerine göre şikayete konu ifadelerin kitaba alınması

ile müvekkillerinin itibarına zarar verilmiştir.

11. Bahsi geçen duvar yazılarının kitaba alınması nedeniyle

yayınevi sahibi ve kitabın yazarlarından olan başvurucu hakkında kamu

görevlisine görevi nedeni ile basın yoluyla hakaret suçundan ceza davası

açılmıştır. Yargılamayı yapan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi 23/9/2014

tarihinde, başvurucunun hakaret suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası ile

cezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı

vermiştir.

12. Mahkeme gerekçesinde, öncelikle başvuru konusu kitabın "Muhteşem Gezi: Sloganlar-Duvar

Yazıları-Pankartlar" başlıklı üçüncü kısmında yer alan hakaret

suçuna konu ifadeler değerlendirilmiştir. İfadelerde kullanılan dilin saldırgan

olduğu, söz konusu ifadelerin kullanımındaki tek amacın yönelmiş olduğu kişiyi

aşağılamak olduğu belirtilerek bahsi geçen ifadelerin yazıda kullanılmasının

zorunlu olmadığı saptamasında bulunulmuş ve bu ifadeler ile eleştiri sınırının

aşıldığı tespit edilmiştir.

13. Mahkeme 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11.

maddesinde eser sahibinin belli olmadığı hâllerde yayımcının sorumlu olacağı

şeklinde düzenleme bulunduğunu, anılan olayda suça konu ifadelerin sahibinin

belli olmadığının kabulü hâlinde dahi kitabın yayımcısı olan başvurucunun bu

sözleri kitaba alıp yayımlamak sureti ile cezai sorumluluğunun doğduğunu

belirtmiştir. Mahkeme tarafından suçu işlediği sabit kabul edilen başvurucunun

kamu görevlisine görevi nedeni ile basın yoluyla hakaret suçundan mahkûmiyetine,

11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB'ye karar verilmiştir.

14. Başvurucunun bu karara itirazı İstanbul 7. Ağır Ceza

Mahkemesince 13/11/2014 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı 28/11/2018

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Bireysel başvuru İstanbul ve Adalar'ı etkileyen kuvvetli

lodos nedeni ile deniz ulaşım seferlerinin iptal edilmesi ve Adalar Adliyesinde

harç almaya yetkili adliye personelinin kalmaması sebebi ile 13/1/2015

tarihinde İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılabilmiştir.

Komisyonun 30/4/2015 tarihli kararı ile bu durumun başvurucu bakımından haklı

bir mazeret olduğu değerlendirilmiş ve başvurucunun mazeretinin kabulüne karar

verilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

17. Yayımcısı ve yazarı olduğu basılı eserin Gezi Parkı olayları

olarak bilinen döneme ilişkin dokümanter niteliğinde olduğunu, bu döneme

ilişkin fotoğraf, duvar yazısı ve sloganlara da bu sebeple kitapta yer

verdiğini belirten başvurucu yargılamaya konu edilen ifadeler nedeni ile

cezalandırılarak hakkında HAGB kararı verilmesinin ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal ettiğini iddia etmektedir.

18. Bakanlık görüşünde; siyasal hayatta rol alan kişilerin

katlanması gereken eleştiri düzeyi daha yüksek olmakla birlikte bu durumun bu

kişilere yönelik hakaret içeren söz ve ifadelerin kullanılabileceği anlamına

gelmediği, başvurucu hakkında verilen HAGB kararının bu bağlamda katılanın

şeref ve itibarının korunması açısından alınmış bir tedbir olduğu ifade

edilmiştir. Bakanlığa göre başvuruya konu ifadeler genel yarara ilişkin bir

tartışmaya katkı sağlamaktan daha çok eleştiri sınırını aşan, hakaret

niteliğindedir ve bu sebeple de HAGB kararı verilerek başvurucunun ifade

özgürlüğüne orantılı bir müdahalede bulunmuştur.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formundaki iddialarını yenilemiştir.

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı,

48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 59. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa

Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar

hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya

düşer. Zikredilen kurallara göre başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da

ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan

Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden

olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru

dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına

göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:

2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19; Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi, [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19).

21. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa

Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ortaya konulan somut bilgi ve

belgelerin niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında

kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve eklerinde

iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları yapması

zorunludur (Veli Özdemir, § 23; Ünal Yiğit, § 22).

22. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda,

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri

vardır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun birtakım Anayasa hükümlerine soyut

şekilde atıfta bulunmasının iddiaların ispatlandığı anlamına gelmeyeceğini

birçok kez vurgulamıştır. Bundan başka Anayasa Mahkemesi; başvurucunun başvuru

formunu özenle doldurma, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olayları gösterme,

başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici

tüm belgeleri başvuru dilekçesine ekleme ve bir bilgi veya belge elde

edilememişse bunun da nedenlerini açıklama yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir

(şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasının

kanıtlanamadığına ilişkin bir karar için bkz.Ünal

Yiğit, §§ 25, 26; ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının

kanıtlanamadığına ilişkin bir karar için bkz. Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi, §§ 22-26 ).

23. İlk derece mahkemesi başvurucu tarafından kitabının ekler

bölümünde kullanılan ifadelerin "Eşek

olma halkı dinle",

"Totoş Tayyip", "istifa

et şerefsiz", "Münafık

Tayyip, suç sende değil, seni doğuran ananda" şeklindeki

ifadelerin hakaret niteliği taşıdığını belirterek başvurucu hakkında HAGB

kararı vermiştir.

24. Başvurucu, hakkında tesis edilen mahkûmiyet kararının haksız

olduğunu iddia etmekte ancak ihlal iddiasını kanıtlamak konusunda üzerine düşen

yükümlülükleri yerine getirebilmiş değildir. Başvurucu; başvuru formunda

yalnızca kitapta yayımlanan, cezalandırılmasına konu ifadelerin dokümanter

niteliğinde olduğunu, bu ifadeler nedeni ile cezalandırılmasının kendisini

ifade etme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmekle yetinmektedir. Başvurucu söz

konusu ifadelerin kitaptaki bağlamını, bu ifadelerin kitapta yer aldığı "Muhteşem Gezi: Sloganlar-Duvar

Yazıları-Pankartlar" kısmının kitap açısından önemini,

ifadelere ilişkin arka plan bilgisini, söz konusu ifadelere kitapta yer

vermesinde kamu yararı bulunup bulunmadığını, ifadelerin kitapta yer almasının

genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığını, ifadelerin

kamuoyu nezdinde aleniyetinin olup olmadığını, söz konusu ifadeleri benimseyip

benimsemediğini izah etmemiştir.

25. Sonuç olarak başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini

sunma ve bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarını temellendirememiştir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi, § 25).

26. Önemle belirtilmelidir ki bireysel başvuru incelemesinde

Anayasa Mahkemesinin görevi başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü

gerekçelerle sınırlı bir incelemeyi kapsamaktadır. Başvurucunun bireysel

başvuru formunda mağduriyetini gösteren açıklamaları yapmaması ve/veya

mağduriyetine dayanak olarak ileri sürdüğü hususları temellendirmemesi

durumunda Anayasa Mahkemesi başvurucu yerine geçerek delil toplama ve ihlal

iddialarını gerekçelendirme görev ve yükümlülüğüne sahip değildir (Mustafa Akaydın, B. No: 2015/14800,

8/1/2020, § 27).

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu sonuca farklı gerekçe ile katılmıştır.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu; hakkında HAGB kararı verilerek temyiz hakkının

elinden alındığını, vekilinin sunmuş olduğu mazeret dilekçesinin dikkate

alınmayarak kendisinin ve vekilinin yokluğunda karar verilmesinin savunma

hakkını ihlal ettiğini, savunma hakkının ihlali sonucunu doğuran bu müdahaleye

ilişkin iddialarının itiraz merci tarafından da değerlendirilmediğini ileri

sürmüştür.

29. Bakanlık görüşünde; başvurucunun hakkında HAGB kararı

verilmesini kabul etmediği yönünde bir iddiasının bulunmadığını, başvurucunun

bu tercihinin bir sonucu olaraknihai karar üzerindeki denetimin temyiz kanun

yolu değil itiraz kanun yolu olduğunu, başvurucunun vekilinin mazeretinin kabul

edilmeyerek savunma hakkının ihlal edildiği iddiasının ise temelsiz olduğu

gerekçesi ile reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

31. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya

hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine

bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların

gerçekleşmesine karşın sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB kararı

verilemeyeceği 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.

maddesinin (6) numaralı fıkrasının son cümlesinde ifade edilmektedir. Bu

kapsamda sanığın yargılamanın hukuki kesinliği ifade eden bir hükümle

sonuçlanmasını ya da cezaya hükmedilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasını tercih etme imkânı bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, § 19).

32. HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar

niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden

biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10) ve (11) numaralı

fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasten bir suç

işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun

davranıldığı takdirde davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç

işlenmesi veya öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde hükmün

açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy,

§ 21).

33. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı

fıkrasında, HAGB kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği

düzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir

suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre içinde kasıtlı yeni

bir suç işlenmemesi durumunda düşme kararıyla yargılama nihai olarak sona

erdiğinde hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir ve

esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

34. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre sanık kabul etmediği takdirde HAGB kararı verilmez. Bu durumda ilk derece

mahkemesince istinaf/temyiz kanun yolu açık olarak karar verilebilecektir.

Başka bir deyişle haklarında HAGB kararı verilmesini kabul eden sanıklar,

verilen kararın istinafta/temyizde yapılacak esas ve usul incelemesini talep

etme hakkından vazgeçmişlerdir. Somut olayda başvurucu, yargılama sonunda hakkında

HAGB kararı verilmesine rıza göstermiştir (bkz. § 10). Dolayısıyla başvurucu,

söz konusu karar ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih etmiştir (Adnan Erkuş/Türkiye (k.k.), B. No:

61196/11, 4/12/2012, § 22).

35. Somut olayda yargılamalar sonunda verilen kararların temel

hakları ihlal ettiği iddiası -somut başvurunun özelliği de nazara alındığında-

istinaf/temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır.

Başvurucunun kabulü üzerine HAGB kararı verildiği ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı

mümkün kılan bir karar verilmesinin tercih edilmediği anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Hasan Tahsin

GÖKCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Mahkememiz Birinci Bölüm çoğunluğu, başvurucu tarafından

yazılan “Bireyselleşme ve Demokrasi: Gezi Fenomeni” isimli kitapta geçen ve

Gezi Olayları sırasında kullanıldığı belirtilen dört duvar yazısını

alıntılaması nedeniyle hakaret suçundan mahkûm edilmesinin ifade ve basın

özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasını, temellendirilemediği ve açıkça dayanaktan

yoksun bulunduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Aşağıda belirteceğim

nedenlerle, başvurunun esastan incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, usul

yönünden verilen kabul edilemezlik kararına katılmamaktayım.

2. Başvuru dilekçesinde, Gezi Olaylarını inceleyen kitapta

alıntılanan dört duvar yazısı nedeniyle başvuranın hapis cezasına mahkum edilip

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sürecinde savunma

hakkının kısıtlanması dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri

sürülmüş ve bu mahkumiyet kararıyla, “yazar ve yayıncı olan müvekkilin kendini

bağımsız olarak ifade edebilme hakkının … Mahkemece yok edildiği” iddia

edilmiştir. Ayrıca başvuran vekili, Bakanlığın görüşünde beş yıllık düşme

süresinin geçmesi nedeniyle mağdur sıfatının kalkacağına ilişkin düşünceye

karşı, başvuranın bu HAGB kararı nedeniyle beş yıldır ceza tehdidi altında

kalmış olduğuna dikkat çekmiştir.

3. Anayasa Mahkemesi birçok kararında vurguladığı üzere

başvuruları hangi hak bağlamında inceleyeceğine, önceki içtihatları

çerçevesinde kendisi karar verir. Böyle bir başvuruda konunun ifade ve basın

özgürlüğü hakkıyla ilgili bulunduğu açıktır. Başvuru dilekçesinde belirtildiği

gibi yayınladığı kitap nedeniyle hapis cezası ve HAGB kararı verilerek

başvuranın ifade ve basın özgürlüğüne müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Başvuru dilekçesinde kitabın konusu, içeriği, kapsamı ve yayınlanması

dolayısıyla ceza mahkumiyeti ile yapılan müdahalenin niteliğinin olgusal olarak

belirtildiği gözetildiğinde, iddianın soyut olduğunun ve

temellendirilemediğinin söylenemeyeceği düşüncesindeyim. Bu tespitten sonra

yapılması gereken, anlaşılan olgusal durum karşısında ilgili haklar bağlamında

Mahkememizin ilkelerinin uygulanmasından ibarettir. Nitekim usul hukukunda

bilinen bir kuraldır; “hukuki nitelemeyi yapmak” mahkemenin görevi

içerisindedir. Diğer taraftan başvuranın güncel menfaatinin varlığı bakımından

değerlendirildiğinde; başka bir suç işlenmemiş ve 5 yıl sonra düşme kararı

verilmiş olsa dahi, 5 yıl ceza tehdidi altında kalmanın ifade ve basın

özgürlüğü üzerinde oluşturabileceği caydırıcı etki nedeniyle güncel menfaatinin

sürdüğü değerlendirilmelidir. Bu bakımdan başvurunun esasının incelenerek,

ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

4. Belirtilen nedenlerle başvurunun esastan incelenmesi

gerekirken, temellendirilemediği kabul edilerek usul yönünden açıkça dayanaktan

yoksunluğu nedeniyle kabul edilemezliğine ilişkin olarak verilen karara katılmamaktayım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZCÜRE

Başvurucu

:

Abdurrahman Erol ÖZKORAY

Vekili

:

Av. Sennur BAYBUĞA

DEĞİŞİK GEREKÇE

Dosyanın incelenmesinde; başvurucu hakkında ilk derece ceza

mahkemesince 23.9.2014 tarihinde kamu görevlisine görevi nedeniyle basın

yoluyla hakaret suçundan mahkûmiyet kararı ile birlikte hükmün açıklanmasının

geri bırakılması (HAGB) kararı verildiği anlaşılmaktadır. Ceza Muhakemesi

Kanunun 231 nci maddesinin (8) nci ve (10) ncu fıkraları uyarınca, HAGB

kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi

tutulur ve bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli

serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak,

davanın düşmesi kararı verilir. Başvurucu yönünden bu sürenin

23.9.2019 tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmaktadır. Dosyada aksine bir bilgi

de bulunmadığından; bu durumda karar tarihi olan 9.1.2020 tarihi itibariyle

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80/1-c maddesinde belirtilen “başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi” halinin

gerçekleştiği, yani başvurucunun karar tarihinde mağdur sıfatının ortadan

kalktığı görülmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davanın düşmesi yolunda karar tesisi

gerektiği kanaatine vardığımdan; çoğunluğun kararına bu değişik gerekçeyle

katılmıyorum. Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Serdar ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/798, 9 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin
  8. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  9. A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Karşıoy Gerekçesi
  12. Değişik Gerekçe
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/798
Tarih
9 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Furkan Ulaş Başvurusu (B. No: 2017/17138)
  • Recep Tayyip Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/5376)
  • Ahmet Tekçe ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/32782)
  • Y.g. Başvurusu (B. No: 2017/5933)
  • Yıldıranlar Gıda Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/37791)
  • Tahir Tuğrul Başvurusu (B. No: 2017/15798)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.