İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gaffar Bayram ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3712)

1. Başvuru, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılama yapılmaması

Başvuru No2015/3712Tarih16 Ocak 2020Okuma24 dk · 4.787 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gaffar Bayram Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/3712
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.787 kelime·24 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılama yapılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının; başvurucular hakkında verilen iletişimin

dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme kararlarının hukuka aykırı olması

nedeniyle haberleşme hürriyetinin; başvurucuların üyesi oldukları siyasi

partinin bazı faaliyetlerine katılmalarının terör örgütüne üye olma suçundan

verilen mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirilmiş olması nedeniyle

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; ceza infaz kurumu koşullarının

sağlık bakımından uygun olmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular Gaffar Bayram, Kamber Söylemez, Zeki Kılıçgedik

ve Gökan İmer sırasıyla 1974, 1950, 1950 ve 1979 doğumlu olup olayların meydana

geldiği tarihte Malatya'da ikamet etmektedir.

7. Soruşturma evresinde Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK

250. madde ile yetkili) bazı başvurucular hakkında PKK/KCK terör örgütüne üye

olma suçunun işlendiğine yönelik kuvvetli belirtiler olduğu gerekçesiyle ve

delil elde edilebilmesi amacıyla iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda

alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme

kararı verilmiştir.

8. Başvurucular, PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan 19/6/2012 tarihinde gözaltına

alınmış ve 22/6/2012 tarihinde tutuklanmışlardır. Daha sonra Malatya Cumhuriyet

Başsavcılığının (TMK 10. madde ile görevli) 10/12/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucu Gaffar Bayram hakkında terör

örgütü yöneticisi olma; Kamber Söylemez, Zeki Kılıçgedik ve Gökan İmer hakkında

ise terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.

9. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/7/2013 tarihinde,

terör örgütüne üye olma suçundan başvurucu Gaffar Bayram'ın 5 yıl 22 ay 15 gün;

Kamber Söylemez, Zeki Kılıçgedik ve Gökan İmer'in ise 6'şar yıl 3'er ay hapis

cezasıyla mahkûmiyetine karar vermiştir.

10. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianameyi ve sanık

savunmalarını özetleyerek başlamış; PKK/KCK terör örgütünün yapısını ve

işleyişini kısaca açıklamıştır. Daha sonradosyadaki her bir sanık hakkında ayrı

başlıklar hâlinde iddia, savunma ve delilleri belirten Mahkeme bu delillerin

değerlendirmesini yapmıştır.

11. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Gaffar Bayram hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle;

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri

ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında,

silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı

bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde yirmiden fazla kez bahse konu terör

örgütü üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından

ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit

olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün yayın organı olan Roj

Tv'ye bağlanıp terör örgütü üyelerinin cenazeleri ile ilgili bilgi ve görüntü

aktararak örgütle işbirliği yaptığı belirtilmiştir.

iii. Başvurucunun terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın

yakalanışını protesto etmek için kendini yakarak öldüren E.D.nin ve ayrıca

silahlı çatışmada öldürülen bir terör örgütü üyesinin ölüm yıl dönümünde mezarı

başında anılması etkinliklerine katıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu

şekilde terör örgütü üyelerini ve örgüt lideri olan Abdullah Öcalan'ı

sahiplendiğine vurgu yapılarak bu eylemler terör örgütü üyeliğinin bir delili

olarak kabul edilmiştir.

iv. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü tarafından verilen

talimatlar üzerine Abdullah Öcalan'a ve PKK/KCK tutuklularına destek vermek

amacıyla süresiz açlık grevine gittiği ve örgüt lideri ile PKK/KCK terör

örgütünün diğer üyelerini uğrunda açlık grevi yapacak derecede sahiplendiği

ifade edilmiştir.

v. İddianamede başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün talimatları

doğrultusunda 18/3/2012 tarihinde Diyarbakır'daki izinsiz nevruz gösterilerine

katılmış olmasının terör örgüt üyeliğine bir delil olarak ileri sürülmesiyle

ilgili olarak, yasaklanmış olmasına rağmen bir etkinliğe katılmanın ancak örgüt

talimatı ile hareket ettiğinin anlaşılması hâlinde terör örgütü üyeliğinin

delili olabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise 17/3/2012 tarihli telefon

görüşmelerine göre başvurucunun anılan etkinliğe Barış ve Demokrasi Partisi

(BDP) Genel Merkezinin talimatı ile katılmış olduğu anlaşıldığından bu eylem

terör örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmemiştir.

vi. Başvurucunun 17/5/1994 tarihinde silahlı çatışma neticesinde

öldürülen yirmi sekiz terör örgütü üyesini anmak amacıyla KCK Sözleşmesi'nin

14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki"

görevleri kapsamında çatışma bölgesine giderek etkinlik düzenlediği ve anma

etkinliği sırasında terör örgütünün marşının birlikte söylenmiş olması ve örgüt

lideri Abdullah Öcalan lehine slogan atılması da dikkate alınarak, terör örgütü

üyelerini sahiplendiği belirtilmiştir.

vii. Başvurucunun fiziki takibi neticesinde, PKK/KCK terör

örgütütarafından kurulduğu ve örgütün amaçlarına hizmet eden bir Dernek olduğu

tespit edilen KÜRDİ-DER (Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği) isimli

Derneğe girip çıktığının tespit edildiği, bu eylemin de terör örgütü üyeliğinin

bir delili olarak kabul edildiği belirtilmiştir.

viii. Başvurucunun Diyarbakır'dan PKK/KCK terör örgütü

mensuplarının defin işlemlerini gerçekleştirmek üzere bir cenaze nakil aracı

aldığına ilişkin iddia, bahsi geçen nakil aracının terör örgütüne ya da örgütün

bir oluşumuna ait olup olmadığı konusunda dosyada bir delil bulunmadığı

gerekçesiyle terör örgütü üyeliğine delil olarak dikkate alınmamıştır.

ix. Başvurucunun ikametinde, işyerinde ve aracında çok sayıda

örgütsel doküman, PKK/KCK terör örgütü kurucusu Abdullah Öcalan ve örgüt

mensuplarının fotoğraflarının bulunduğu belirtilmiştir.

x. Ayrıca başvurucunun faaliyetlerinde yer aldığı BDP'nin

Malatya parti binasında duvarlara ve camlara asılı şekilde PKK/KCK terör

örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a

ait fotoğrafların ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin "şehit" ya da "fedailer" olarak yüceltilmesi,

örgütün propagandasını içeren kitapların bulundurulması, içeriğinde örgütün

propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait görüntülerin yer aldığı videoların

bulundurulması da değerlendirmeye alınarak, başvurucunun, siyasi parti

faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği

belirtilmiştir.

xi. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012 yılları

içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir yoğunluğa

ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında organik bir

bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu sonucuna

ulaşılmıştır. Buna karşılık, başvurucu hakkında her ne kadar terör örgütü

yöneticisi olma suçundan kamu davası açılmış ise de başvurucunun eylemlerinin

örgütü sevk ve idare seviyesine varmadığı kanaatine varıldığından eylemlerin

terör örgütü üyesi olma suçu aşamasında kaldığı kabul edilmiştir.

12. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Kamber Söylemez hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle;

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri

ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında,

silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı

bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde altı kez bahse konu terör örgütü

üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından

ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit

olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.

ii. İddianamede başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün talimatları

doğrultusunda izinsiz nevruz gösterisine katılmasının terör örgüt üyeliğine bir

delil olarak ileri sürülmesiyle ilgili olarak, yasaklanmış olmasına rağmen bir

etkinliğe katılmanın ancak örgüt talimatı ile hareket ettiğinin anlaşılması

hâlinde terör örgütü üyeliğinin delili olabileceği belirtilmiştir. Somut olayda

ise 17/3/2012 tarihli telefon görüşmelerine göre başvurucunun anılan etkinliğe

BDP Genel Merkezinin talimatı ile katılmış olduğu anlaşıldığından bu eylem

terör örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmemiştir.

iii. Başvurucunun örgüt talimatıyla Midyat ve Gemlik'e giderek

çeşitli faaliyetlerde bulunduğu yönündeki iddianın dosyadaki mevcut delillere

göre bunun ispatlanamadığı belirtilerek bu eylemler terör örgütü üyeliğine

delil olarak değerlendirilmemiştir.

iv. Başvurucunun bazı telefon görüşmelerinde, ölen bir örgüt

mensubunun Yüksekova dışında bir yere defninin sağlanması için öğretmenlerden

para toplanmasını teklif etmesi de, başvurucunun bunu KCK Sözleşmesi'nin 14.

maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesi"

kapsamındaki görevleri doğrultusunda yaptığı ve böylece örgüte maddi gelir

sağlamaya çalıştığı vurgulanarak delil olarak değerlendirilmiştir.

v. Başvurucunun ikametinde yapılan aramada elde edilen

dokümanlarda PKK/KCK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a ait görüşlerin

bulunduğu bazı belgeler ile PKK/KCK terör örgütü üyesi şahısların terör

örgütüne katıldıktan sonra çektirmiş olduğu fotoğrafların bulunduğu ifade

edilmiştir. Ayrıca bu aramada ele geçirilen dijital malzemelerin içinde, ölü

olarak ele geçirilen bazı örgüt üyelerinin fotoğraflarının; müzik dosyaları

arasında ise PKK/KCK terör örgütünün 2007 yılında Hakkari Dağlıca Karakoluna

yaptığı ve 12 askerin şehit olduğu karakol baskınını övgüyle anlatan "Awaze Çiya-Oramar" isimli şarkının

bulunduğu belirtilmiş, bunlar da başvurucunun terör örgütü üyeliğinin bir

delili olarak kabul edilmiştir.

vi. Faaliyetlerinde başvurucunun da yer aldığı BDP'nin Malatya

parti binasında PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve

lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların duvarlara ve camlara asılması,

örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit

ya da fedailer olarak

yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren kitapların ve içeriğinde örgütün

propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait görüntülerin yer aldığı videoların

bulundurulması da değerlendirmeye alınarak, başvurucunun siyasi parti

faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği

belirtilmiştir.

vii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012

yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir

yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında

organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu

sonucuna varılmıştır.

13. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Zeki Kılıçgedik hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle;

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri

ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında,

silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı

bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde on dokuz kez bahse konu terör örgütü

üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından

ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit

olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanışını

protesto etmek için kendini yakarak öldüren E.D.nin ve ayrıca silahlı çatışmada

öldürülen bir terör örgütü üyesinin ölüm yıl dönümünde mezarı başında anılması

etkinliklerine katıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu şekilde terör örgütü

üyelerini ve örgüt lideri Abdullah Öcalan'ı sahiplendiğine vurgu yapılarak bu

eylemler terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edilmiştir.

iii. Başvurucunun 17/5/1994 tarihinde silahlı çatışma

neticesinde öldürülen yirmi sekiz terör örgütü üyesini anmak amacıyla KCK

Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki"

görevleri kapsamında çatışma bölgesine giderek anma etkinliğine katıldığı ve

anma etkinliği sırasında, terör örgütünün marşının birlikte söylenmiş olması ve

örgüt lideri Abdullah Öcalan lehine slogan atılması da dikkate alınarak, terör

örgütü üyelerini sahiplendiği belirtilmiştir.

iv. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü tarafından verilen

talimatlar üzerine Abdullah Öcalan ve PKK/KCK tutuklularına destek vermek

amacıyla süresiz açlık grevine gittiği ve örgüt lideri ile PKK/KCK terör

örgütünün diğer üyelerini uğrunda açlık grevi yapacak derecede sahiplendiği

belirtilmiştir.

v. Başvurucunun evinde yapılan aramada "Abdullah Öcalan" isimli kitabın

bulunması diğer delillerle birlikte değerlendirilerek örgüt kurucusuna ve

dolayısıyla örgüte bağlılığını ortaya koyduğu kanaatine varılmış ve buda

başvurucunun terör örgütü üyeliğinin bir delili olarak kabul edilmiştir.

vi. Başvurucu Gökan İmer'in ikametinde yapılan aramada ele

geçirilen fotoğraflarda PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen bayrak altında

yüzlerini kapatmış şahısların ellerinde ve yerde, atmaya hazır hâlde molotof

patlayıcıların olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra aynı gün ve aynı

makine ile çekildiği teknik olarak tespit edilen başka bir fotoğrafta ise

başvurucunun Zeki Kılıçgedik ile birlikte diğer başvurucular Gökan İmer ve Gaffar

Bayram'ın da birlikte olduğu görülmüştür. Gökan İmer'in alınan beyanına göre

bahsi geçen fotoğraf, Silopi'deki bir eylem sırasında çekilmiştir. Böylelikle

başvurucunun Silopi'de gerçekleşen ve PKK/KCK terör örgütünün propagandasına

dönüştürülen bu eyleme katıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

vii. Ayrıca faaliyetlerinde başvurucunun da yer aldığı BDP'nin

Malatya parti binasında PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün

kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların duvarlara ve camlara

asılı olması ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren

kitapların ve içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait

görüntülerin yer aldığı videoların bulundurulması değerlendirmeye alınarak,

başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün

amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.

viii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012

yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir

yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında

organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu

sonucuna varılmıştır.

14. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Gökan İmer hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle:

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan "Şehit Aileleri

ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki" görevleri kapsamında

silahlı çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri ile herhangi bir irtibatı

bulunmamasına rağmen farklı tarihlerde on kez bahse konu terör örgütü

üyelerinin aileleriyle ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından

ilgilenerek cenazeleri sahiplendiği, onları şehit

olarak nitelendirdiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun terör örgütü üyelerinin cenazelerinin

ailelerine teslimi sırasında kamera ile görüntülerini çekerek örgütün yayın

kuruluşlarına gönderdiği, ayrıca zaman zaman bu yayın kuruluşlarına canlı

bağlanarak terör örgütü üyelerinin cenazelerine ilişkin bilgiler aktardığı

belirtilmiştir.

iii. Başvurucunun fiziki takip tutanaklarına göre, PKK/KCK terör

örgütütarafından kurulduğu ve örgütün amaçlarına hizmet eden bir dernek olduğu

tespit edilen KÜRDİ-DER isimli Dernekte örgüt sempatizanlarına ders vererek

örgüt bilincinin yerleşmesini sağladığı, bu eylemin de terör örgütü üyeliğinin

bir delili olarak kabul edildiği belirtilmiştir.

iv. Başvurucunun terör örgütünün amaç ve ideolojileri

doğrultusunda toplantı, yardım ve aidat adı altında para toplayarak örgüte

maddi destek sağladığı, BDP Malatya parti binasında el konulan gelir gider

defterine göre başvurucu ve diğer sanıkların örgüt yanlısı şahısların

işyerlerine kendi yaptırdıkları kumbaraları koyarak buralara yapılan bağışları

topladıkları ve bunları çatışmalarda ölen terör örgütü üyelerinin ailelerine

teslim ettikleri ifade edilmiştir.

v. Başvurucunun ikametinde yapılan aramada ele geçirilen

fotoğraflarda PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen bayrak altında yüzlerini

kapatmış şahısların ellerinde ve yerde, atmaya hazır hâlde molotof

patlayıcıların olduğu tespit edilmiştir. Fotoğrafta başvurucunun da bulunduğu

belirtilmiş, başvurucunun alınan beyanına göre bahsi geçen fotoğraf Silopi'deki

bir eylem sırasında çekilmiştir. Böylelikle başvurucunun Silopi'de gerçekleşen

ve PKK/KCK terör örgütünün propagandasına dönüştürülen bu eyleme katıldığı

sonucuna ulaşılmıştır.

vi. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen sarı,

kırmızı, yeşil renklerden oluşan bayrağı, PKK/KCK terör örgütü üyelerine ait

"Ey şehit, senin yolun bizim yolumuzu

aydınlatıyor" ibareli fotoğrafları ve örgüt lideri Abdullah

Öcalan'ı övücü sloganların atıldığı video görüntülerini evinde bulundurduğu,

tüm bunların başvurucunun örgüte ve örgüt liderine bağlılığını ortaya koyduğu

ifade edilmiştir.

vii. Ayrıca faaliyetlerinde başvurucunun da yer aldığı BDP'nin

Malatya parti binasında PKK/KCK terör örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün

kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafların duvarlara ve

camlara asılı olması ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren

kitapların ve içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş eylemlere ait

görüntülerin yer aldığı videoların bulundurulması değerlendirmeye alınarak,

başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör örgütünün

amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.

viii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012

yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir

yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında

organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu

sonucuna varılmıştır.

15. Mahkemece başvurucular hakkında verilen mahkûmiyet kararı

Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu 5/12/2014

tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Onama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Modern demokrasilerde

özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan

siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün, diğer

başka özgürlükler gibi; terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceği

açıktır. Nitekim bir siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların açıklanan

hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği, asıl hedef ve amaçların

gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 'Yazar ve diğerleri'

kararında da vurgulanmıştır.

Anayasamızın 68. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve

siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanımı, yine Anayasamızın 14/2

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddeleri uyarınca yasaklanmıştır.

Bir faaliyetin siyasi faaliyet-örgütlenme

özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve Anayasa ile Sözleşmenin

korumasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile

birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın

hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç

veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına

bakılmalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17 Temmuz 2001 tarihli 'Sadak ve

diğerleri' kararında yaptığı ayrım da dikkate alınmalıdır...

Bir kısmı bir siyasi partiye üye de olan

sanıkların, siyasi faaliyet görünümü altında gerçekleştirdikleri eylemleri bu

ilkeler çerçevesinde ve olay yeri görüntüleri, olay, arama, el koyma, döküman

inceleme, iletişimin tespiti, teknik ve fiziki takip tutanakları ve tüm dosya

kapsamına göre değerlendirildiğinde salt siyasi faaliyet kapsamında

görülemeyeceği anlaşıldığından eylemlerin bir bütün halinde silahlı terör

örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olma suçunu oluşturacağına ilişkin

kabulde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanıklar müdafilerinin bir siyasi

partinin yetkilileri olarak yürütülen siyasi faaliyetlerin suç sayılarak

cezalandırılamayacağına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..."

16. Başvurucular Yargıtay ilamından 29/1/2015 tarihinde haberdar

olduklarını belirtmişlerdir.

17. Başvurucular 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440,

22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 16/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular; bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalı olan

özel yetkili mahkemelerce yargılandıklarını, anılan mahkemelerin adil yargılama

yapmadığını, bu sebeplerle Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçe ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

22. Somut olayda başvurucular, ihlal iddialarını

temellendirmemiş; anılan mahkemelerin hangi somut özelliğinin adil yargılanma

hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamada bulunmamışlardır. Bu nedenle

ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda

bulunmayan başvurucuların iddialarını temellendiremedikleri sonucuna

ulaşılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular; haklarında verilen iletişimin dinlenilmesi ve

teknik araçlarla izleme kararlarının gizli, sınırsız, orantısız ve denetimsiz

bir şekilde verildiğini, mahkûmiyet kararlarına esas alınan telefon

görüşmelerinin günlük hayata ilişkin olduğunu belirterek haberleşme

hürriyetlerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya

düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal

edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini,

ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen

işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır.

Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem

ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim

Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B. No: 2014/12727,

25/5/2017, § 19).

26. Somut olayda başvurucular, bu başlık altındaki iddialarını

soyut bir şekilde ileri sürmüşler; başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri

sunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmünün

kendilerine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koyma

yükümlülüğünü yerine getirmemişlerdir.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların iddialarını

temellendirmemiş oldukları anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular; bazı toplantılara katılmış olmalarının

mahkûmiyet kararında delil olarak kullanıldığını, bunları siyasi parti faaliyeti

çerçevesinde gerçekleştirdiklerini ifade ederek, Anayasa'da güvence altına

alınan hakların kullanılması niteliğinde olan bu eylemlerin terör örgütüne üye

olma suçunun delili olarak değerlendirilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

29. Katıldıkları veya organize ettikleri toplantılar ile bu

toplantılarda açıklanan bazı düşüncelerinin mahkûmiyet kararlarında terör

örgütüne üye olma suçunun delili olarak kullanılması başvurucuların toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir.

Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 34. maddesinde koruma altına alınan

haklarına bir müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

30. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru

amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin

Birdal, §§ 52, 53). Bu

nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

31. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararında delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015,

§ 68; Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

32. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

33. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olma suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,

17/7/2018, § 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme

esas alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev

alanının dışındadır (Türk Ceza Hukuku uygulamasına ilişkin bazı

değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal,

§§ 67-71).

34. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de değerlendirilmesini

gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye olmak, toplantılara

katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin anayasal haklar

kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda başta

ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskı

oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63,

64).

35. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı

korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

36. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §

72).

37. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda

başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarına yapılan

müdahalelerin gerçekten toplumsal bir

ihtiyaca cevap verip vermediği sorusuna cevap bulacaktır.

38. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların PKK terör örgütünün

üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır.

39. Başvurucular tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece

mahkemelerince başvurucuların mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeler

yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelenmiş

ve somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin başvurucuları suç

oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen

eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece mahkemesi

diğer bazı deliller yanında PKK'nın, terör örgütü mensuplarının veya terör eylemlerinin

sahiplenildiği, bunları yücelten sloganların atıldığı veya marşların söylendiği

bazı faaliyetlerini başvurucuların terör örgütü üyeliğini açıklayan ve

eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal, § 76).

40. Nitekim ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararında; şikâyete

konu etkinlikler dışında başvurucuların ikametlerinde ve parti binalarındaki

odalarında yapılan aramalarda ele geçirilen örgütsel dökümanlara, bazı telefon

görüşmelerine, fiziki takip tutanaklarına, terör örgütü adına para

toplanmasına, terör örgütünün yayın organı ile işbirliği yapılmasına,

çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyelerinin aileleri ve cenazeleri ile

farklı tarihlerde birçok kez ve organize biçimde KCK Sözleşmesi gereği olarak ilgilenilmesine,

bu yönde faaliyetlerde bulunulmasına da dayanmıştır. Mahkeme, başvurucuların

şikâyetlerine konu eylemlerinin PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına

kendi istekleriyle ve bilerek dâhil olduklarına dair bilgileri doğrular ve

tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda

ilk derece mahkemesi, bu eylemlerin delil olarak kullanılmasının bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermiştir.

41. Sonuç olarak başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme haklarına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

42. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin meşru olduğu açık

olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal

bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi

gerekir.

D. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu Gökan İmer; sağlık durumu nedeniyle askerlikten

muaf tutulduğunu, cezasının infaz edildiği ceza infaz kurumunda tedavi

imkânının kısıtlı olduğunu, bu nedenlerle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

45. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı ile üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, … maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”

46. Anayasa Mahkemesi ölüm olayının veya yaşam hakkına yönelik

ciddi bir riskin tespit edilmediği durumlarda ceza infaz kurumlarının fiziki ve

tıbbi imkânlarının sağlık durumuna uygun olmaması nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri, istikrarlı bir şekilde Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen hiç kimsenin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağına dair ilke bağlamında

incelemektedir (Mete Dursun, B.

No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B.

No: 2013/7532, 4/2/2016; Sabri Kaya, B.

No: 2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B.

No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan,

B. No: 2014/19527, 16/11/2016).

47. Bu nedenle yaşam hakkı yönünden ayrıca incelemeyi gerektiren

özel bir sorun ihtiva etmeyen somut başvuruda, başvurucunun yaşam hakkına

yönelik şikâyetlerinin özel durumu ile ceza infaz kurumu koşulları arasında var

olduğunu ileri sürdüğü uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel

ve ruhsal) sonuçların kötü

muamele düzeyine ulaşıp ulaşmadığı

yönünden değerlendirilmesi yeterli görülmüştür.

48. Anayasa'nın "(Anayasa Mahkemesinin) Görev ve yetkileri" kenar başlıklı

148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

49. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

50. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

51. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan kanun yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.

Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17; Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013,

§§ 18, 19).

52. Bunun yanında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 16. maddesinde hükümlülerin

sağlık nedenleriyle infazlarının geri bırakılması konusu düzenlenmiştir. Bu

bağlamda hükümlülerin akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına,

resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı

ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin bir

tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazının iyileşinceye kadar geri bırakılacağı

hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan maruz kaldığı ağır bir hastalık veya

sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız başına idame

ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı

değerlendirilen mahkûmun cezasının infazının da geri bırakılabileceği kabul

edilmiştir. Bu kararları vermek için anılan maddenin üçüncü fıkrasında infazın

yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığı görevlendirilmiştir.

53. Somut olayda başvurucu, sağlık durumuna (bipolar affektif bozukluk) ilişkin bazı

raporlar sunmuştur. Başvurucu, söz konusu raporlarda belirtilen hastalığına

rağmen bireysel başvuru formunda infazın geri bırakılması konusunda Cumhuriyet

başsavcılığından bir talepte bulunduğundan bahsetmemiş veya bu konuda verilmiş

bir kararı başvuru konusu yapmamıştır. Bu durumda başvurucunun hastalık

sebebiyle ceza infaz kurumundan çıkmasını sağlayabilecek hukuksal bir yolu

kullanmak yerine sağlık durumuna rağmen ceza infaz kurumunda tutulmasının

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal ettiği iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Haberleşme özgürlüğünün

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

16/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : 1. Gaffar BAYRAM : 2. Gökan İMER : 3. Kamber SÖYLEMEZ : 4. Zeki KILIÇGEDİK Vekili : Av. Hasan DOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3712, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Haberleşme
  10. C. Toplantı ve Gösteri
  11. B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel
  12. D. Kötü Muamele Yasağının
  13. A. 1. Adil yargılanma hakkının
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3712
Tarih
16 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Balcı Başvurusu (B. No: 2015/10459)
  • Mehmet Şirin Tekmenüray Başvurusu (B. No: 2017/26689)
  • Kadir Gülcü Başvurusu (B. No: 2016/59359)
  • Adem Köse ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/34043)
  • Ahmet Arı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14829)
  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13649)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.