İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Çakmak Başvurusu (B. No: 2015/19011)

1. Başvuru, kolluk görevlileri tarafından silahlı maddi güç

Başvuru No2015/19011Tarih16 Ocak 2020Okuma60 dk · 12.057 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Çakmak Başvurusu

Karar tarihi
16 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/19011
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

12.057 kelime·60 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlileri tarafından silahlı maddi güç

kullanılması sonucu meydana gelen ölüm ve bu olayın etkili soruşturulmaması

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Başvurucunun eşi Fahriye Çakmak'ın da bireysel başvuru

formunda bu unvanla yer almasına rağmen bu kişinin bireysel başvuru

yapılmasından önce ölmüş olduğunun tespit edilmesi nedeniyle bu şahıs yönünden

2016/5557 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden ayırma kararı verilmesinin

ardından başvuru hakkının kötüye kullanılmasından dolayı bu başvurucu yönünden

başvurunun reddine ve vekilinin idari para ceza ile cezalandırılmasına Komisyon

tarafından 6/4/2016 tarihinde karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) kayıtlarından ve ayrıca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından

(Başsavcılık) temin edilen belgelerde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucunun oğlu A.Ç. 20/9/1997 doğumlu olup olay tarihinde

ailesiyle birlikte Diyarbakır'da yaşamaktadır.

10. Kamuoyunda Kobani

olayları veya 6-7 Ekim olayları

olarak bilinen yaygın şiddet ve terör hareketlerine ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesinin Selahattin Demirtaş

başvurusunda (B.No:2016/25189, 21/12/2107, §§ 24-30) olayların gelişimi ve

sonuçlarına dair ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır. Anılan kararda ayrıntılı olarak

açıklandığı üzere söz konusu terör eylemleri -aralarında İstanbul, Ankara,

İzmir, Adana, Mersin, Şanlıurfa, Van, Erzurum, Diyarbakır ve Gaziantep gibi

büyük kentlerin de olduğu- otuz altı ayrı ilde 6-9 Ekim 2014 tarihleri arasında

gerçekleşmiştir. Bu terör ve şiddet eylemleri sonucunda (2'si güvenlik

görevlisi) 45 kişi hayatını kaybederken (331'i güvenlik görevlisi) 769 kişi

yaralanmıştır. Ayrıca çatışmalar sırasında 5 örgüt mensubunun hayatını

kaybettiği, 3 örgüt mensubunun ise yaralandığı belirtilmiştir. Öte yandan ülke

genelinde gerçekleştirilen 2.389 şiddet eylemine 121.899 kişinin katıldığı,

olaylarda (737'si güvenlik güçlerine ait olmak üzere) 1.881 aracın zarar

gördüğü, (27'si kaymakamlık, 52'si emniyet, 283'ü okul, 73'ü siyasi parti,

12'si belediye binası olmak üzere) 2.558 binaya saldırıda bulunulduğu ve zarar

verildiği tespit edilmiştir.

11. Söz konusu olayların ardından, terör örgütü PKK tarafından

yapılan çağrılar kapsamında Diyarbakır'da çeşitli tarihlerde yol kesme

eylemleri yapılmıştır. Bu kapsamda kişilerin can güvenliklerini tehlikeye atan

ve binalar ile diğer mal varlıklarına yönelik olarak zarar doğuran eylemler de

gerçekleştirilmiştir.

12. Bu kapsamda 2/12/2014 tarihinde Çevik Kuvvet Şube

Müdürlüğüne bağlı Zırhlı-4 ekip aracına, 15/12/2014 tarihinde saat 23.00

sıralarında A.B.nin evine, ardından olay yerine intikal eden zırhlı ekibe

yönelik olarak aynı sokak üzerinde silahlı saldırı olayları yaşanmıştır.

13. Terör örgütünün yaptığı çağrılar kapsamında 16/12/2014

tarihinde de Diyarbakır'ın Sur ilçesinde benzer şekilde eylemlerin olacağı

bilgisi üzerine Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı güvenlik güçlerince

gerekli tedbirler alınmaya başlanmıştır.

14. 16/12/2014 tarihinde gece 22.00 sıralarında aralarında

başvurucunun oğlunun da bulunduğu 10-15 kişilik bir grubun yol kesmeye ve

kimlik sormaya başlaması üzerine saat 23.00 sıralarında olayların yaşandığı

yere güvenlik güçlerince operasyon başlatılmıştır.

15. Bu kapsamda yapılan müdahale sırasında terör örgütü

mensupları güvenlik görevlilerine karşı önce üç, ardından dörtadet el yapımı

patlayıcı madde atmışlar; grup içinde yer alan bir kişi de uzun namlulu silahla

ateş etmiştir.

16. Güvenlik güçlerince ilk müdahalenin yapıldığı bu anlarda,

yasa dışı eylem yapan bu grup içinde yer alan bir şahsın silahla ateş etmesi

sonucu emniyet görevlilerinden biri gözünün altına ve burnuna isabet eden saçma

taneleri ile yaralanmıştır.

17. Güvenlik görevlilerine yapılan yoğun saldırı sonrasında,

içinde termal gözetleme imkânı veren kameraların bulunduğu başka bir araç daha

destek amacıyla olay yerine gelmiştir. Söz konusu eylemlerin başlangıcından

itibaren olaylar ayrıca güvenlik güçlerine ait helikopter aracılığı ile havadan

da izlenmiş ve görüntü kaydı yapılmıştır.

18. Olay yerine sonradan sevk edilen araca da uzun namlulu

silahlar ve diğer ateşli silahlarla ateş edilmesi üzerine güvenlik görevlileri

ateş eden şahısları gözetlemeye başlamıştır. Sokağın kenarından eğilerek ateş

eden, daha sonra kimliği tespit edilen başvurucunun oğlu A.Ç., elindeki av

tüfeği ile ateş ettiği sırada içinde araç amiri, silah kullanıcısı ve diğer bir

güvenlik görevlisinin bulunduğu araçtan ateş edilmesi sonucu vurulmuştur.

19. Eylemci grupta yer alan bazı kişiler A.Ç.yi yerde

sürükleyerek olay yerinden uzaklaştırmıştır. Görüntülerin incelenmesinden,

A.Ç.nin bu şekilde sürüklenmesi sırasında üzerinde veya olay yerinde bulunan ve

kriminal raporlara göre el yapımı mahiyetinde olduğu değerlendirilen bir bomba

patlamıştır. Soruşturma sırasında ifadelerine başvurulan iki tanığa göre

ellerinde silah bulunan ve yüzleri kapalı kişiler A.Ç.yi yoldan geçen bir araca

bindirerek hastaneye göndermiştir. Bu tanıkların ifadelerine aşağıda (bkz. §§

32, 33) yer verilmiştir.

A. İlk İşlemler ve Maddi

Deliller

20. Devlet hastanesine bir şahsın yaralı olarak götürüldüğünün

ve burada öldüğünün bildirilmesi üzerine Başsavcılıkça aynı gece soruşturma

başlatılmıştır. Cumhuriyet savcısı ilk aşamada olay yeri ve çevresinde güvenlik

kamerası ve MOBESE kayıtlarının alınması, saldırıda yaralanan polis memurunun

ifadesine başvurulması, olay yeri inceleme ve bomba imha ekiplerince olay yeri

ve çevresinde gerekli çalışmaların yapılması, suç unsuru malzemelerin muhafaza

altına alınması, bulguların Ankara Kriminal Polis Laboratuvarına gönderilmesi,

polis memurundan çıkarılan saçma taneleri üzerinde incelemeler yapılması

talimatını vermiştir.

21. Verilen talimat doğrultusunda 17/12/2014 tarihinde saat

01.00 sıralarında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube

Müdürlüğü ile Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından ölüm

olayının meydana geldiği bölgede inceleme yapılmıştır. Olay yerinde PVC borular

ve teneke içecek kutuları kullanılarak hazırlanmış üç adet basınç ve parça

etkili patlamamış el yapımı bomba, mermi kovanları, av tüfeği kartuşu, av

tüfeği taparı, ateşli silah alev gizler parçası, el yapımı bombalardan elde

edilen 148,5 g amonyum nitrat-sodyum

klorat-şeker karışımı bulunmuştur. Olay yeri ve maddi deliller

muhafaza altına alınmış, fotoğraf ve kamera çekimi işlemleri yapılmış, krokiler

çizilmiş ve olay yeri inceleme raporları düzenlenmiştir.

22. Emniyet Müdürlüğü tarafından ayrıca aynı tarihli olay

tutanağı tutulmuştur. Tutanak şöyledir:

''16/12/2014 günü akşam

saatlerinde ilimiz Sur bölgesinde yasadışı gösteriler olabileceği ve şahısların

ateşi silahlar ve el yapımı patlayıcılar ile eylemlerde bulunacakları bilgileri

alınması üzerine akşam hava karardıktan sonra Sur İlçe Emniyet Müdürlüğü

mıntıkası dahilinde gerekli tedbirler alınmıştır. Saat 22.00 sıralarında

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Hava Filo Şube Müdürlüğüne bağlı olan ve o esnada

havada olan Kanat 1 'denDört ayaklı minare alt kısmında bulunan Paşa Hamamı

önünde elinde uzun namlulu ve kısa namlulu silahlı 10-15 şahısların yolu

kestikleri ve vatandaşları araçlarından indirerek kontrol yaptıkları anonsu

gelmiş, ardından birkaç defa daha haber merkezi marifeti ile Kanat 1 yine aynı

yerde şahısların eylemlerine devam ettikleri bilgisi alınması üzerine ....kod

nolu TEM Şube Ekipler olarak ...kod nolu zırhlı araca binilmiş ve saat 23.00

sıralarında Fatihpaşa MahallesiPaşa Hamam Sokak İstikametine doğru bilgi

verilerek girilmiştir. Sokak içerisine Dört Ayaklı Minareden aşağıya doğru

yaklaşık on metre gidildikten sonra birden karşıdan 17-18 yaşlarında birkaç

şahıs biz görevlilere karşı 3 adet elyapımı patlayıcı madde (EYP) atarak

saldırıya başlamışlar, aracımızın [durmaması..] için on metre geriye çekilip, megafon marifetiyle ''polis olduğumuzu,

yaptıklarının kanunsuz olduğunu, çevredeki vatandaşlara, ev ve işyerlerine

zarar vereceklerini defaatle söylememize rağmen şahıslar yasa dışı sloganla

''biji serok apo, biji kürdistan, katil polis, yaşasın kürdistan'' sözleriyle

karşılık vererek biz görevlilere 4 adet daha EYP atmışlar, EYP atarken de bir

şahsın elinde uzun namlulu silahla, bir şahıs da kısa namlulu silahla biz

görevlilere ateş etmişler, şahıslara 6-7 adet gaz fişeği kullanarak geri

çıkılmıştır. Bizim müdahaleler devam ederken Kanar 1 havadan görüntü alıp

anonsla şahısların ellerinde uzun namlulu silah olduğunu, sokak köşe başlarında

bekleyen şahısların olduğunu defaatle söylemiştir. Ana caddeye çıktıktan sonra

Özel Harekat Şube Müdürlüğüne bağlı ....kod nolu zırhlılarla birleşilmiş,

önde.. arkada...diğer ekiplerle saat 23.10 sıralarında tekrar Dört Ayaklı

Minareden Aşağı Paşa Hamamına doğru girilmiş, ...de kule görevlisi olarak ...

Sayılı polis memuru kulede çevre güvenliği aldığı esnada ara sokakta köşe başından

çıkan bir şahsın uzun namlulu silahla eğilerek ateş etmesi sonucu sol gözünün

altından yaralanması üzerine Şahin 1 ivedi şekilde olay yerinden çıkarılmış ve

gelen ambulansla giderken şahıslar arkamızdan yaklaşık 10 adet daha tabanca ve

av tüfekleriyle ara sokaklara çıkarak biz görevlilere ateş açmaya ve EYP atmaya

devam etmişlerdir. ...Kod nolu zırhlı ekip arkadan birkaç tane silah isabet

almıştır. Ayrıca yaralı memur çıkartılırken 7 adet EYP atmışlardır. Yaralı

memur ambulans ile hastaneye gönderildikten sonra tekrar bağlı ekipler ile

sokağa saat 00.10 sıralarında önde ...ortada ...arkadan da [araçlarla] girilmiş

o esnada Dört Ayaklı MinareaşağısındakiSur Giregor kilisesinin yan tarafından 3

şahıs ellerindeki silahlar ile ..nolu ekibe birkaç 5 el silah ile saldırıda

bulunmuş[,] Paşa hamamı

yanı[n]daki 26 sokak girişindende 4 adet EYP atılmış, ...ekibi ön tarafa hızlı

giderken arkadaki ...nolu ekiplere ara sokaklardan ve kilise yanından tekrar

silah ile saldırılarda bulunulmuştur. Bu esnada ..ve ...kod nolu ekiplerden

eylemci guruplara gaz ile müdahalelerde bulunulmuş, [P]aşa [H]amamı

önünde silahlı ve EYP li eylemlere devam eden gruba karşı..kod nolu zırhlı

içerisinden araçtan inmeden mazgal açılarak ateş ile cevap verilmiştir. Daha

sonra olay yerine [..kod nolu aracın] yanına .. Alarak gelmişler, geldikleri esnada ....[kodlu

araca] 2 adet EYP ile saldırı

gerçekleşmiştir. Saat 00.30 sıralarında ...karşı Fatih [P]aşa [M]ahallesiPaşa

[H]amam [S]okak 26 nolu apartmanın arka kısmından duvar

kenarında seri bir şekilde gerek uzun namlulu gerekse kısa namlulu tabir edilen

tabancalar ile ateş açılmış, bunun üzerine.. Sol tarafından 2 tane isabet mermi

isabet almış olup bunun üzerine ..de bulunan [k]uleye bağlı termal kamera ile eylem yapan şahıslar

takip edilerek elinde uzun namlulu silah ile... Paşa Hamam Sokak No:26

arkasından ateş eden şahıs ...kulesinde bulunan M240 marka silah ile etkisiz

hale getirilmiştir. Vurulan şahısın yaşamsal durumuna bakılmak istense de

eylemci gurup ara sokaklardan silahlı eylemlerine devam ettikleri için araçtan

inilememiş ve şahısın tam yanına gidilememiştir. Vurulan şahıs eylemci gurup

tarafından olay yerinden ateş açmış olduğu silahı ile birlikte uzaklaştırıldığı

anlaşılmıştır. ..Telsiz marifeti ile anons ederek konu hakkında haber merkezine

bilgi verilmiştir. Daha sonra olay yeri geniş bir şekilde güvenli bir şekilde

çembere alınmış olay yerine gelen... Ekipler ve özel harekat ekipler ile ara

sokaklarda güvenlikler alınmış ve ...desteği ile sokak içeisinde olay yeri

inceleme ve bomba ekipleri gerekli incelemeleri yapılması sağlanmıştır. Devlet

Hastanesine saat 01.00 sıralarında Sur ilçesinden silah ile yaralanmış bir

şahsın geldiği anonsu üzerine hastaneye ekipler sevk edilmiş giden ekiplerin

aldığı bilgiler doğrultusunda şahısın [A.Ç.] olduğu ve şahısın hastanede ex olduğu anlaşılmıştır.''

23. Başsavcılık tarafından 17/12/2014 tarihinde saat 09.20'de

A.Ç.nin cesedi üzerinde otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Otopsi raporunun

ilgili kısımları şöyledir:

''Otopsiye başlanmadan

önce tüm vücudun röntgeni çektirildi. Kafatasında, göğüs alanında, sağ üst

kolda, humerusta, sağ uyluk alanında, ve sağ ön kolda metal parçaları ile

uyumlu çok sayıda görüntüler saptandı. Bu görüntülerin kafa kısmındakilerin

tamamen çok küçük metalik imajlar olduğu, sağ göğüs alanında iki tanesinin ise

deforme ve diğerlerine göre kısmen iri vaziyette olduğu görüldü.

...

DIŞ MUAYENE

Yaş:17-18 ....Alında daha yoğun olmak üzere

yüz alanına da kapsayan alanda çok sayıda sarapnel parçaları ile uyumlu yaralar

izlendi. Sol kaş üzerinde 2x2 cm lik yırtık tarzında, zemininde frontol kemikte

kırık oluşturan ve sol göz küresinin harabiyetine neden olan şarapnel parçasına

bağlı giriş yarası, sağ kaş üst medialde alında 1,5x2 cm lk zemininde frontal

kemikte kırığa neden olan şarapnel parçasıyla oluşmuş atipik yara, sağ göz

altında burun sağ yanında 0,9 cm lik cildi sıyrık, ağız sağ yanda oplik seyirli

0,9x0,4 cm lik cildi sıyrık, sol yüz göz kapağında 3 cm lik laserasyon, burun

sol yanda 0,3 cm lik sildi sıyrık, sağ omuz önde 0,5 cm lik cildi sıyrık

izlendi.

1 nolu ateşli silah giriş yarası:sağ klavikula

alt alnada göğüs sağ üst çevresinde media tarafında vurna halkası izlenen3,5x3

cm lik ateşli silah giriş yarası saptandı.

2 nolu ateşli silah çıkış yarası:sağ

koltukaltında orta ve ön alanda7x3 cm lik ateşli silah çıkış yarası izlendi.

3 nolu ateşli silah çıkış yarası: sağ arka

koltukaltında 2 nolu tariflenen yaranın arka tarafında bulunan 4x3 cmlik ateşli

silah çıkış yarası izlendi. Sağ koltukaltı disseke edildiğinde bölgede kas

yaralanması ve kot kırıkları olduğu, damar yaralanması olmadığı saptandı.

Sağ ön kol orta arka yüzde en büyüğü 1 cm

çağlı, bunun üst alanında 2 adet olan sırasıyla boyutları 0,3 cm çaplı ve 0,5

cm çaplı cildi sıyrıklar saptandı.

Sol omuz arkada arka koltuk altı hattının arka

tarafında en büyüğü 1x0,3 cm, en küçüğü 0,3 cm olan şarapnel parçaları ile

oluşmuş atipik giriş yaraları izlendi. Bölge disseke edildiğinde göğüs boşluğu

ile iştirakli olmadıkları saptandı.

4 nolu ateşli silah giriş yarası: sırt sol alt

alanda çevresinde vurmahalkası izlenen, 5x3 cm lik atipik ateşi silah giriş

yarası izlendi.

Sol elde 2. Parmakta yumuşak doku ve kemik

kırığına neden olan, 3. ve 4. Parmaklarda ise yumuşak doku yaralanmasına neden

olan sıyrık tarzında atipik şarapnel parçaları ile oluşmuş yaralanma izlendi.

Cesette bunların haricinde herhangi bir

ateşsiz silah yaralanmasına veya darp berlirtisine rastlanmadı.

İÇ MUAYENE

Saçlıderi altı: Frontal alanda biri 2x1 cm lik

diğer 3 tanesi ise 0,3'er cm lik saçlı deri yaralanmalı ekimozlu alanlar

izlendi. Sağ temporal kas grubu:Soluk görünümde izlendi. Sol temporal kas grubu:Ön

alanı kanamalı görünümde izlendi.Kafatası kubbe kemikleri:frontal kemikte

kırıklar izlendi. Beyin, beyincik, beyin sapında yaygın subaraknoidal kanama

izlendi. Yapılan seri kesitlerde harabiyetli izlendi. Metal parçacılıkları

saptandı. Kafatası kaide kemikleri: Ön çukurda kırık hatları bulundu. Orbita,

burun, ağız boşluğu:kanlı sıvaşık bulundu.

GÖĞÜS

Göğüs sağda ön koltuk altı hattında

2-4. Kotlarda kırıklara neden olan ateşli silah giriş yarası ve çevresinde

kanama izlendi. Sağ diafragma yüksekliği: 6. Kot seviyesinde, sol diafragma

yüksekliği:6. Kot seviyesinde, Sternum:Sağlam bulundu. Kotlar: Sağda

midklavikular hatta 2-4. Kotlarda, sağ orta koltuk altı hattında 3. Kotta

ekimozlu kırıklar, göğüs solda arka alanda vertablara yakın alanda 8-10. Kotlarda

kırıklar izlendi.

Torakal Omurlar: Bölge disseke edildi. 9-10.

Omurlarda arka alanlarda parsiyal kırıklar izlendi ve bu alandan deforme

kurşun, deforme gömlek ile uyumlu parça ve küçük metal parçacıkları bulundu.

Medulla spinalis sağlam bulundu. Diğer omurlar sağlam izlendi.

SONUÇ

17.12.2014 tarihinde ateşli silah

yaralanması sonucu vefat eden ve A.Ç.’a ait olduğu anlaşılan cesede kesin ölüm

nedeninin tespit ve tayini amacıyla Diyarbakır Devlet Hastanesi morgunda

17.12.2014 tarihinde yapılan ölü muayenesi ve otopsi bulgularına göre; 1-Şahsın

ölümünün şarapnel parçası yaralanmaları ve ateşli silah yaralanmalarına bağlı

kafatası, kot, omur kemik kırıkları, beyin kanaması, beyin harabiyeti ve iç

organ yaralanması sonucu meydana gelmiş olduğu, şarapnel parçalarının ve ateşli

silah yaralanmalarının her birinin müştereken ve müstakilen öldürücü nitelikte

oldukları, 2- 1 nolu ateşli silah giriş yarasının göğüs sağ üstten girerek

önden arkaya, sağdan sola ve yukarıdan aşağıya seyirle traje boyunca yumuşak

doku, kot ve akciğer yaralanması yaparak 2 ve 3 nolu çıkış yaralarını

oluşturarak vücudu terk etmiş olduğu, 4 nolu ateşli silah giriş yarasının sırt

alt alanda vücuda girerek traje boyunca yumuşak doku, akciğer, kot, omur

yaralanmaları yaparak parçalanmış olduğu, 3-Ölümü üzerine harici başka bir

nedenin saptanmadığı, 4-Atış mesafesi tayini isteniyor ise ateşli silah

yaralanma alanlarının giysili bölgelere denk gelmesi nedeniyle 5- Cesetten

otopsi esnasında deforme kurşun, deforme gömlek ile uyumlu parça ve küçük metal

parçacıkları elde edildiği, ayrıntılı incelemenin laboratuarda yapılmasının

uygun olduğu, olay yeri inceleme ekibine delil materyalleri teslim edildi.''

24. Olay yerinde yapılan incelemelerde elde edilen deliller

üzerinde Ankara ve Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarları tarafından

incelemeler yapılmıştır. Otopsi sırasında A.Ç.nin sol el avuç içi, sol el üstü,

sağ el avuç içi, sağ el üstü ve yüzünden alınan svap örnekleri üzerinde yapılan

incelemede atış artıkları ve kurşun yapımında kullanılan antimon elementine

rastlanmıştır. Ayrıca olay yerinde bulunan plastik parçalar, bant ve pamuk

parçaları, conta, pamuk svabı, plastik pet şişe parçaları üzerinde amonyum

nitrat, sodyum klorat ve şeker içeren bir tür patlayıcı madde kalıntısı,

bunların yanında basınç ve parça etkili patlamamış el yapımı bombalar tespit

edilmiştir.

25. Olayla ilgili olarak çeşitli tarihlerde yapılan inceleme

sonuçlarına ilişkin raporlardan olay yerinde elde edilen kan ve av tüfeğinin

üzerindeki svaplar ile A.Ç.den alınan kan örneklerinin uyuştuğu tespit

edilmiştir.

26. Cumhuriyet savcısının talimatıyla; kolluk görevlileri

tarafından olayda kullanılan M240 marka silahın Diyarbakır Kriminal Polis

Laboratuvarında atış ve mukayese incelemeleri yaptırılmış, güvenlik güçlerince

olay anında kullanılan helikopterdeki görüntü kayıtları, silahın kullanıldığı

zırhlı araçtaki olay anına ilişkin görüntüler ve telsiz muhabere kayıtları

incelenmiştir.

27. Emniyet Müdürlüğü ayrıca A.Ç.nin ölümüne ilişkin olarak

silahın kullanıldığı ve termal kameraların bulunduğu araçta yer alan görüntü

kayıtlarını inceleyerek ve vurulma anına ilişkin fotoğrafları çıkararak

olayların seyrine ilişkin bir tutanak düzenlemiştir. Bu tutanağın ilgili kısmı

şöyledir:

''17/12/2014Tarihinde emniyet güçlerine

yönelik silahlı saldırıda bulunan şahıslarla sıcak temasın yaşandığı saat 00.30

sıralarına ait mevcut görüntülerde:

Saat 00.30:55-58: sıralarında emniyet

güçlerine yönelik duvar köşesinden çıkmadan bir şahsın sadece kolunu çıkarmak

suretiyle elindeki silahla ateş ettiği[,] bu silahtan çıkan kurşunların duvarlara isabet

etmesi sonucu duvardan kopan parçaların sürtünmenin etkisiyle ısınması sonucu

yerde koyu renkli olarak görüldüğü daha sonra ısısını kaybeden duvar

parçalarının ilerleyen dakikalarda kamerada görülmediği,

Saa4 00.34:37: sıralarında aynı duvar

köşesinden bir şahsın önce kafasını çıkarıp sonra çömelmiş vaziyette bulunduğu

yerden eline silahla emniyet güçlerine doğru nişan alarak çıktığı,

Saat 00.34:43 sıralarında elinde silahla

emniyet güçlerine doğru nişan alarak çıkan şahsın Özel Harekat Polisleri

tarafından vurulduğu,

Saat 00.34.56 sıralarında vurulan şahsın

yanında bulunan diğer şahıslar tarafından sokak içerisine sürüklendiği,

Saat 00.34.58 sıralarında vurulan şahsın

yanında bulunan diğer şahıslar tarafından sokak içerisine sürüklendiği esnada

bir patlamanın meydana geldiği ve patlama sonucu vurulan şahsın bulunduğu

yerden bir nesnenin havaya doğru sıçradığı,

Saat 00.35:03 sıralarında vurulan şahsın

sürüklenerek çekildği sokak köşesinde bulunan duvar kenarından emniyet

güçlerinin başka şahıs veya şahıslar tarafından gözetlenmeye devam ettiği,

Saat 00.37:41 sıralarında şahsın vurulduğu

taraftan emniyet güçlerine tekrar ateş edildiği, açılan ateşlerin duvarlara da

isabet etmesi sonucu duvardan kopan parçaların sürtünmenin etkisiyle ısınması

sonucu yerde koyu renkli olarak görüldüğü daha sonra ısısını kaybeden duvar

parçalarının ilerleyen dakikalarda kameralarda görülmediği, tarafımızdan tespit

edilmiş olup ... imzalanmıştır. ''

B. Olayla İlgili Olarak Alınan İfadeler

28. İlk olarak Emniyet Müdürlüğünde, daha sonra da Başsavcılıkta

bazı kolluk görevlilerinin olayla ilgili ifadelerine mağdur-müşteki sıfatıyla başvurulmuştur. Daha sonra hakkında

ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kolluk görevlisinin emniyette

verdiği ifade şöyledir:

''Ben 16/12/2014 günü saat

17.15 itibarı ile personeli olduğum Kobra 8 aracı ile Diyarbakır Sur İlçe

Emniyet Amirliği önünde görev aldım. Saat 21.30 sıralarında Şube Müdür

Yardımcımız....Sur ilçesimde güvenlik güçlerine karşı saldırı eylemi

gerçekleşeceği yönünde ihbar olduğunu, buna istinaden Gazi Caddesi, Melik Ahmet

Caddesini görecek şekilde konuşlandırmamı istemesi üzerine emre göre saat

21.45'de bahse konu yere geçerek konuşlandık. ..Polis helikopterinden 22.00

sıralarında Suriçi Yenikapı civarında yol kesme eylemi gerçekleştiren

yaklaşık10-15 kişilik silahlı bir grubun olduğunun bildirilmesi üzerine

teyakkuza geçerek beklemeye devam ettik. Ancak 23.00 sıralarında gruplara

..müdahale edilmeye başlanınca Sur İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde bulunan Şahin

1 kod nolu ekibimiz takviye için Yenikapıdan Dörtayaklı minare istikametine

seyir halinde iken kulede görevli personelimiz gözaltından geçen saçmanın

burnuna isabet etmesi sonucu yaralandı. Bunun üzerine ekibi geri çektik. Saat

23.10 sıralarında Şahin 1 yaralı arkadaşı bıraktıktan sonra tekrar Dörtayaklı Minare

istikametine giriş yaptı. Şahin 1 ekip EYP'li ve uzun-kısa namlulu silahlar ile

saldırıya uğrayınca tekrar geri çekildiler.

Saat 110.10 sıralarında ise...emri ile Kobra 8

ekip olarak biz önde Şahin-1 ekibi arkamızda artçı olmak üzere Gazi Caddesinden

hareketle ..Dörtayaklı Minare istikametine giriş yaptık. Paşa Hamamı'na

yaklaşık 50 m. Kala ekibimize 2 adet EYP'li saldırı gerçekleştirildi. Biz

ilerlemeye devam ettik. Paşa Hamamı'na 15-20 m. Kala ekibimize uzun namlulu ve

tabanca ile silahlı saldırı gerçekleştirilmesi üzerine aracımız isabet aldı.

Arkamızda bulunan Şahin 1 ve 2430 ekibimiz bize sol tarafımızdan ateş

edildiğinianons etmesi üzerine..binanın arkasından aracımıza ateş edildiğine

dair termal kamera ile görüntü aldık. Bu noktada beklemeye başladık.Saat

00.34'te yüzü maskeli, elinde uzun namlulu silahı olan bir şahsın 26numaralı

binanın arkasından sokağa çıkarak ve çöküp bize nişan aldıktan sonra ateş

etmesi üzerine yine, bu olaylar esnasında ...sicil sayılı arkadaşımız açılan

ateş sonucu yaralanması nedeniyle kendimizi ve çevremizde zarar görebilecek

sivil vatandaşları korumak, saldırıyı bertaraf etmek ve şahsı yaralayarak

yakalamak için ateş ettim. Benim ateş etmem üzerine şahıs silahı ile geriye

doğru düştü. Bu arada yine aynı sokak üzerinde silah sesleri geliyordu.

Aracımıza ateş edildi ve aracımız isabet aldı. Biz vurulan şahsın yaşamsal

durumuna bakmak için şahsı almak üzere aaraçtan inmeye hazırlanırken başka bir

grubun yere düşen şahsı ayaklarından çekmek suretiyle sonradan numarasını26 olarak

öğrendiğimiz binanın arkasına çektiğini gördük. Yine aynı grup şahsın bize

karşı kullandığı uzun namlulu silahı da yerden çekerek 26 nolu binanın arkasına

aldı. Meydana gelen olayla ilgili olarak..merkeze anons edildi...Bu şahıs geri

çekildikten sonra istikametini kestiremediğimiz birkaç yönden aracımıza karşı

silahlı saldırı gerçekleştirildi ve aracımız isabet aldı. ..Ben görev aldığımız

sırada ekibimize ateş eden maskeli şahıs/şahıslardan davacı ve şikâyetçiyim.''

29. Bu kolluk görevlisinin Başsavcılıkta şüpheli olarak verdiği

ifadesi şöyledir:

''Olay günü ben Kobra 8

isimli 21 ... plakalı zırhlı araçta silahçı olarak görev yapıyordum. ...Olaylar

esnasında 21 ... plakalı... kodlu araçtaki kuleci arkadaşın Yenikapı Sokak

üzerinde silahla yaralandığının anons edilmesi üzerine yaralı arkadaşı bölgeden

Şahin 1 ekibi çıkardı. Daha sonra Şahin 1'e 2430 kodlu ekip eşlik etti ve

birlikte yeniden olayın olduğu Yenikapı Sokağa hareket ettiler. Yoğun eyp'li ve

silahlı saldırı nedeniyle bu ekiplerde geri çekildiler. Daha sonra Kobra 8

olarak bizim de bu ekiplere eşlik etmemiz anons edildi. Anladığım kadarı ile

bunun sebebi Kobra 8 aracımızda termal kamera ve gece görüşü olması, bölgenin

karanlık olması, kim tarafından ve hangi bölgeden ateş edildiği, eyp

atıldığının tespit edilememesi nedeniyledir. Bizde 3 araç Yenikapı Sokak

üzerinde ilerlerken yine ekibimize yönelik eyp'li ve silahlı saldırılar

düzenlendi. Bölgede sokaklar dar ve birçok ev bulunmaktadır. Atılan eyp'lerden

ve sıkılan kurşunlardan evlerde bulunan sivillerin yaralanma riski yüksektir.

Daha sonra aracımız Yenikapı sokak ile Paşahamam Sokak köşesinde beklediği

esnada, Paşahamam Sokak üzerinde 26 numaralı binanın köşesinden elinde uzun

namlulu silah olan şahıs görüntüsü almamız üzerine termal kameraya bu bölgeye

odakladık. Duvarın köşesinden önce ayakta bir şahıs sadece elini çıkararak ateş

etti ve sonra geri çekildi. Tekrar elinde silah olan yüzü kapalı şahıs ayakta

durur vaziyette duvarın köşesinden elinde silahla kafasını uzatarak baktı ve

kendini geri çekti. Bizde şahsın yeniden aynı şekilde ayakta duvar köşesinden

çıkacağını düşünmemiz nedeniyle ayakta duruş pozisyonuna göre bel altına

gelecek şekilde duvarın köşesine nişan aldık ve bu şekilde beklemeye başladık. Amacımız

şahsı yakalamaktı. Şahsın ayakta duvar köşesinden beklerken yüzü kapalı elinde

uzun namlulu silah olan şahıs aniden çömelmiş bir vaziyette duvarın köşesinden

çıktı ve elindeki uzun namlulu silahla bize doğru nişan aldı ve hatırladığım

kadarı ile ateş de etti. Bende bunun üzerine tetiğe bastım ve anladığım kadarı

ile mermi duvara çarptı ve duvardan sekerek parçalanmış vaziyette şahsa isabet

etti. Şahıs aniden çömelerek değilde, ayakta çıksaydı muhtemelen duvara çarpan

mermi bacak bölgesine isabet edecekti. Daha sonra şahıs yere düştü. Duvar

arkasından birileri şahsı ve uzun namlulu silahı çektikleri esnada bir patlama

daha gerçekleşti. Bu patlamanın şahsın üzerindeki bir eyp'den veya zaten atışa

hazır vaziyette olan tüfekteki merminin patlaması sonucunda gerçekleşmiş

olabileceğini düşünüyorum. Biz beklemeye başladık. Daha sonra bir şahıs yine

kafasını köşeden çıkardı ve tekrar geri çekti. Bu olaylar termal kamerayla

kayıt altına alınmıştır. Amacımız şahsı kesinlikle öldürmek değildi. Şahsı

yakalamak amacıyla ve etraftaki evlerdeki sivillerin zarar görmesini önlemek

amacıyla hareket ettim.''

30. Başsavcılıkta şüpheli olarak ifade veren diğer kolluk

görevlisinin ifadesi şöyledir:

''Ekim 2014 tarihindeki

Kobani olaylarından sonra Suriçinde polise yönelik birçok EYP'li, molotoflu,

uzun ve kısa namlulu silahlarla saldırılar gerçekleşiyordu. Ben bu olayları

aldığım görevler ve takip ettiğim anonslar nedeniyle net olarak biliyorum. En

son [A.Ç.] olayından birgün önce

gece vakti [A.Ç.]. olayının

gerçekleştiği bölgeye çok yakın olan bölgede yine polis ekiplerine yönelik

eyp'li ve silahlı saldırı olayı gerçekleşti, bu olayda [C.Ö.] isimli polis memuru arkadaşımız sağ kolundan silahla

yaralandı....Yine [A.Ç.]

olayından hatırladığım kadarı ileen az bir hafta kadar öncesinde aynı bölgede

polislere yönelik molotoflu, eyp'li ve silahlı birçok saldırıların

gerçekleştiğini ben biliyorum. Hatta Kasım ayı içerisinde terör örgütü

Suriçi'ni Kanton ilan ettiği yönünde duyurular yaptığını ve Suriçi'nde güvenlik

güçlerinin mühadahalesini önlemek amacıyla hendek kazdıklarını da biliyorum bu

konu basına kadar yansımıştı. Yine Suriçi'nde polis memuru arkadaşımız

[O. K.nin] aracına 20.10.2014 tarihinde

molotof ve eyp atılmıştı kendisi de araçtan inince silahlı saldırıya uğrayıp

çenesinden yaralanmıştı. yine bildiğim kadarı ile sivil halktan da olaylar

esnasında yaralananlar oluyordu.

16.12.2014 günü gece [C.Ö.] isimli polis memuru yaralanmıştı. Ertesi gün ben,

... sicil numaralı polis memurları ile birlikte 21 ...plakalı Kobra 8 isimli

zırhlı araçta görevliydik. ... şofördü, ...silahçıydı, ...yedek personel olarak

aracın arkasında oturuyordu. Biz görev yerimizde beklediğimiz esnada polis

helikopterinden 10-15 kişilik silahlı grubun anonsu geldi. Biz beklediğimiz

esnada 21 ... plakalı ... araçtaki kuleci ...sicil numaralı arkadaşımızın

Yenikapı Sokak üzerinde [A.Ç.]

olayının gerçekleştiği bölgede saçma tanesi ile göz altından ve burnundan

yaralandığı anons edildi.... buradan hastaneye sevki yapıldı. Daha

sonra...kodlu Şortlant marka araç yeniden söz konusu bölgeye Yenikapı Sokak

üzerinden gittiği esnada pekçok eyp'li, silahlı, molotoflu saldırıya uğraması

nedeniyle tekrar geri çekildi. Bunun üzerine bizim bulunduğumuz

...aracın...kodlu ekip aracına destek olarak girmesi için anons geldi. Kobra 8

aracının bölgeye sevk edilmesinin amacının sebebi araçta termal kamera olması

ve ateş eden şahısların ve ateş edilen yerin tespiti içindi. Çünkü gece

karanlık olduğu için ve aydınlatmanın az olması nedeniyle eyp atan, silah sıkan

şahısları ve yerleri görmemiz mümkün olmuyordu. Bizde Yenikapı Sokak üzerinde

ilerlerken eyp ve silahlı saldırı olayları bize yönelik gerçekleşti. Daha sonra

Yenikapı Sokak ile Paşahamam Sokak kesişiminde Paşahamam sokak üzerindeki 26

numaralı binanın köşesinden, yine etraftaki birçok yerden uzun namlulu

silahlarla ve eyp'lerle saldırı olayları gerçekleşti. Bu esnada 26 numaralı

binanın köşesinden elinde uzun namlulu silah olan bir şahsın sadece elini

çıkararak ilk önce nişan almaksızın bize doğru ateş ettiğini, biraz sonra

şahsın ayakta durur vaziyette duvarın köşesinden elinde silahla kafasını

çıkartıp tekrar kendini duvarın arkasına çektiğini görmemiz üzerine, şahsın

yeniden aynı şekilde çıkacağını düşünerekten şahsı yakalamak ve etraftaki

sivillerin zarar görmesini önlemek amacıyla söz konusu duvarın köşesine bel

aşağısına gelecek şekilde nişan aldık ve beklemeye başladık. Amacımız şahsı

yakalamaktı. Ben ekip amiriyim. Biz şahsın yine ayakta elinde silahla çıkarak

ateş edeceğini düşünürken, elinde silah Olan şahıs aniden çömelmiş bir

vaziyette duvar köşesinden çıkıp bize doğru nişan alıp ateş ettiği esnada, ...

sicilli arkadaşımız zaten bacak bölgesine gelecek şekilde duvara nişanlanmış

vaziyette olan silahı ateşledi. Benim gördüğüm kadarı ile mermi duvara isabet

etti. Duvara isabet eden ve seken merminin parçalanıp şahsa değdiğini

düşünüyorum. Yüzü kapalı ve elinde uzun namlulu silah olan şahıs yere düştü

daha sonra binanın arkasından birileri şahsı çektiler. Silahı da çektiler, bu

esnada gördüğüm kadarı ile bir patlama gerçekleşti. Ben bu patlamanın şahsın

üzerindeki bir eyp'den ya da kendi elindeki zaten atışa hazır halde bulunan

tüfekten gerçekleşmiş olabileceğini düşünüyorum. Daha sonra biz beklemeye devam

ettik. Konuyu anons ettik. Daha sonra bir şahıs yine duvar köşesinden bize

doğru baktı ve görüntüden kayboldu. Bu anlattığım olay aracın termal

kamerasıyla anbe an kayıt altına alınmıştır. Bize eyp atan ve ateş eden

şahıslardan şikayetçiyim. ''

31. Bu iki kolluk görevlisi yanında Başsavcılıkta başka bir

kişinin ifadesine şüpheli olarak başvurulduğuna dair bir belgeye ise

rastlanmamıştır.

32. A.Ç.yi hastaneye götüren şahısların da ifadelerine

başvurulmuştur. Bu kişilerden M.Ş.nin ifadesi şöyledir:

''17. 12.2014 günü Saat:00.30 sıralarında.... plaka sayılı araca

binerek kendi ikamet adresim olan Şehitlik Mahallesi istikametine doğru hareket

etmek için aracımla geri manevra yaptığım esnada yüzleri maskeli genç yaşta 3

erkek şahıs aracımın önünü keserek bir tanesi şoför mahalli tarafından bana

yaklaştı yaralı bir şahsın olduğunu ve acil olarak hastaneye götürülmesi

gerektiğini bana söyledi. Bu görüşmeleri yaptığımız esnada [H.A.] da yakın

mesafeden bizleri izlemekteydi. Yüzleri kapalı şahıslara aracın şirkete ait

olduğunu ve yaralıyı götüremeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine elinde Pompalı Av

Tüfeği olan şahıs yaralıyı götürmezsen seni öldürürüz demesi üzerine ben de

korkarak dediklerini yapmak durumunda kaldım. Ben bu şahıs ile görüştüğüm

esnada H.A.nin yanında da yüzü maskeli bir şahıs bulunmaktaydı. Benimle muhatap

olan yüzü kapalı şahıslara yaralının nerede olduğunu sorduğumda yaralının Yavuz

Selim İlköğretim Okulunun giriş kapısında yani bulunduğumuz yere 10-15 metre

uzaklıkta olduğunu söyleyerek beni okulun giriş kapısına yönlendirdiler.

Şahıslar yürüyerek ben de aracım ile birlikte yaralının yanına geldik. Yüzleri

kapalı bu 3 şahıs aracımın sağ arka kapısını açarak yerde hareketsiz yatan

şahsı kollarından ve bacaklarından tutarak aracımın arka koltuğuna koydular.

Ben şahıslara benimle birlikte hastaneye biriniz gelin dedim. Ancak şahıslar

bana sen aracınla yaralıyı en yakın hastaneye götür diyerek aracımın kapısını

kapattılar. Bıyıklı Mehmet Paşa Sokaktan Gazi Caddesine çıkarak oradan

Melikahmet Caddesinden İnönü Caddesine çıktım oradan da Nebi Camii önünden

devam ederek Dağkapı meydana çıktım ve oradan da Dağkapı Selahattin Eyyubi

Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine geçiş yaptım. Yaralı şahıs ile

hastaneye geçişim esnasında çevrede birçok polis aracını gördüm ancak hiçbir

polis tarafından durdurulmadım. Aracıma yaralı diye bırakılan şahıs aracıma

konulduğu ilk andan hastaneye bıraktığım ana kadar herhangi bir hayati

belirtisi yoktu. Ben şahsı Acil Servise bıraktığımda hastanede bulunan

Polislere yaşadıklarımı kısaca anlattım.... Yukarıda eşkal bilgilerini verdiğim

şahıslar haricinde 10-12 kişilik bir grubu görebildim. Ancak karanlık olması

dolayısıyla bu şahısların kaç kişilik bir grup olduğu ile ilgili olarak net bir

bilgi vermem doğru olmaz. Bu şahısların ellerinde ne olup olmadığını da

görmedim. Eşkal bilgilerini görebildiğim şahısları kesinlikle tanımıyorum. Bu

şahıslar kendi aralarında yapmış oldukları konuşmalarda kesinlikle isimleri

veya kod isimleriyle hitap etmediler. Sadece Kürtçe birbirlerine Heval

(Arkadaş) diye hitap ediyorlardı. Bu şahıslar aracıma bindirdikleri kimlik

bilgilerini sonradan öğrendiğim [A.Ç.nin] nerede ve ne şekilde vurulduğu ile

ilgili olarak herhangi bir şey söylemediler. Bende kendilerine bu konuda

herhangi bir soru sormadım. Sadece kendilerinden dediğim gibi bir kişinin

benimle hastaneye kadar gelmesini istedim ancak onlar kabul etmedi.''

33. Aynı araçta bulunan H.A.nın ifadesi şöyledir:

''Saat: 00.15 sıralarında arkadaşım [M.Ş.] ile birlikte dükkanımı kapatacağım sırada işyerimin

de bulunduğu Bıyıklı Mehmet Paşa sokak üzerinden yüzleri kapalı, ellerinde

pompalı tüfek ve keleş diye tabir edilen kaleşnikof marka silahlar olan

ellerinde eldiven bulunan, siyah renkli kapüşonlu sweet tişörtlü 10 - 15

kişilik şahıs grup bize silahları doğrultarak “durun yüzümüze bakmayın yere doğru

bakın yüzümüze bakarsanız sizi vururuz alıp bu yaralı şahsı hastaneye götürün

yoksa sizi öldürürüz” diyerek bağırarak tehdit ettiler.Bu yüzden üzerlerinde

bulunan giyisileri tam olarak göremedim. Daha sonra kimlik bilgilerini burada

sizlerden öğrendiğim [A.Ç.]

isimli şahsı iki kişi ellerinden, iki kişide ayaklarından tutarak getirerek [M.Ş.] isimli arkadaşımın kullandığı ... plaka sayılı gri

renkli..marka araca zorla bindirerek çabuk bu şahsı hastaneye yetiştirin

demeleri üzerine korku ile [M.Ş.]

arkadaşım yaralı şahsı alarak olay yerinden ayrıldı. Ben arabaya binmediğim

için olay yerinde kaldım. Bahse konu grup araç olay yerinden ayrıldıktan sonra

yine silahlarını bana doğrultarak Bıyıklı Mehmet Paşa Sokaktan hızla

uzaklaşarak kayboldular. ''

34. Başvurucu 27/5/2015 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir.

Başvurucunun ifadesi şöyledir:

''Ben olay tarihlerinde Bingöl merkezde

alçıpan işleri yapıyordum. Herhangi bir işyerim yoktur arkadaşın yanında

çalışıyordum. Ölen oğlum [A.Ç.]

benim yanımda çalışıyordu. Olay tarihinden 1-1,5 ay kadar önce birlikte

Bingöl'den Diyarbakır'a geldik. Daha sonra ben tek başına Bingöl'e çalışmaya

gittim. [A.Ç.] Diyarbakır'da

kaldı. Bingöl'de 1 ay kadar kaldıktan sonra yeniden Diyarbakır'a geldim. Benim

evim olay tarihinde Suriçi İskenderpaşa Yalıbahçe 1. Sokak No:2/3 idi, ailemle

orada kalıyorduk. Olayın olduğu gün ben evdeydim. [A.Ç.yi] en son Şehir Kıraathanesinde maç seyrediyordu. Ben

eve gittikten sonra saat 24:00 sıralarında iki tane tanımadığım 13-14

yaşlarındaki çocuk eve gelerek bana "oğlun Abdulkadir vuruldu"dediler

ve birlikte hastaneye gittik, ben oğlumun vurulmasını bildiren çocukların

ismini sormadım. Hastanede oğlumun vurulduğunu gördüm. Benim olayın oluş anı

ile ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Ben hastanede iken gece tahminen 01:30

sıralarında iki tane 20-22 yaşlarında genç gelerek oğlum [A.Ç.nin] vurulduğu yere yakın yerdeki ismini bilmediğim

internet kafeden sigara almak için çıktığını, kendilerinin yanından ayrıldığını

daha sonra vurulduğunu duyduklarını söylediler. Ben bu iki genci görsemde şuan

hatırlayamam. Benim oğlumun herhangi bir örgütle bağlantısı yoktur. Ben oğlumun

polise ateş ettiğini düşünmüyorum. Ben olayla ilgili görüntüleri İnternetten

izledim. Benim oğlum zayıf bir çocuktu ancak görüntülerdeki şahsı ben kilolu

olarak gördüm bu nedenle olayda polise ateş eden şahsın benim oğlum olduğunu

düşünmüyorum. Benim oğlum vefat ettikten yaklaşık 2 ay sonra eşim olan Fahriye

ÇAKMAK Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesinde oğlumun olayına üzüntüsü

nedeniyle beyin kanamasından hayatını kaybetti.Benim oğlumu vuran kimse davacı

ve şikayetçiyim.''

35. Başsavcılık 30/12/2014 tarihinde gizli tanık Dolunay 2014'ün ifadesine başvurmuştur. Gizli tanık Dolunay 2014 ifadesinde, terör örgütünün

gençlik yapılanması hakkında bilgi verdikten sonra özerklik sağlama adına

çeşitli tarihlerde yapılan toplantılarda alınan kararlar doğultusunda olay günü

polislerin bu bölgelere giremeyeceğini kanıtlamak adına 80 kişilik bir grup

oluşturulduğunu, 50 kişiye silah dağıtıldığını, kalan kişilere ise molotof ve

el yapımı patlayıcı dağıtıldığını, el bombası ile Glock marka silahın dahi

olduğunu, cadde başlarında polislere yönelik olarak el yapımı patlayıcı ve

molotoflarla saldırıların başladığını, bazılarının uzun namlulu silah ve

tabancalarla ateş ettiğini, A.Ç.nin elinde bulunan pompalı tüfek ile ateş

ettiğini, bu sırada birden yere yığıldığını, yanındaki bir şahsın A.Ç.yi

çektiğini, bir arabayı zorla durdurduklarını beyan ederek olaya katılan bazı

kişileri teşhis etmiştir.

36. Başsavcılık yine bu kapsamda 25/2/2015 tarihinde gizli tanık

Kahraman 2015'in ifadesine

başvurmuştur. Bu kişi ifadesinde özetle diğer gizli tanığın ifadesine benzer

şekilde olay gününde polislerin o bölgeye girmelerine engel olmak amacıyla

ellerinde silahlar, el yapımı patlayıcılar ve silahlar olduğu hâlde ateş etmeye

başladıklarını, A.Ç.nin ''Bana da silah

verin, ben de polislere sıkacağım'' dedikten sonra ateş ederken

birden yere yığıldığını, A.Ç.yi çektikten sonra hastaneye yolladıklarını ifade

etmiştir.

C. Soruşturma Dosyasından

Örnek Alma Talebi ve Talebe İlişkin Süreç

37. Başvurucu vekili 25/12/2014 tarihinde Başsavcılığa müracaat

ederek dosyadan örnek alma talebinde bulunduğunu, soruşturmayı yürüten

Cumhuriyet savcısının başsavcı ile görüşmeden dosyadan suret veremeyeceğini

beyan ettiğini, aynı gün içinde tekrar müracaat ettiğinde ise dosya hakkında

gizlilik kararı verilmesi için Sulh Ceza Hâkimliğinden talepte bulunulduğunu

öğrendiğini, savcıdan bu duruma ilişkin olarak tutanak istemesine rağmen

talebinin reddedildiğini iddia etmiştir. Başvurucu vekili, bu konuda meslektaşı

üç kişinin imzasını taşıyan bir tutanak düzenlemiştir.

38. Cumhuriyet savcısı, dosyadan örnek alınmasının soruşturmayı

tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle tahkikat sonuçlanıncaya kadar 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı

fıkrası gereğince dosya üzerinde gizlilik kararı verilmesini 25/12/2014

tarihinde Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir.

39. Başvurucu vekili 26/12/2014 tarihli dilekçesi ile gizlilik

kararının bir örneğinin kendisine verilmediğini belirterek dosyadan suret

verilmesini, karar verilmişse bu gizlilik kararının da kendisine tebliğ

edilmesini talep etmiştir.

40. Dilekçe, Cumhuriyet savcısı tarafından aynı tarihte üzerine

''Mahkemeden kısıtlama karar talebinde

bulunulduğundan ve dosya henüz mahkemeden dönmediğinden dönünce gereğinin

yapılması'' şeklinde açıklama yazılarak dosyasına konulmuştur.

41. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/12/2014 tarihinde, itirazı kabil

olmak üzere kısıtlama kararı verdiği anlaşılmıştır. Kararın tebliği üzerine

başvurucular vekilince yapılan itiraz da 3. Sulh Ceza Hâkimliğince

reddedilmiştir.

D. Başsavcılıkça Yapılan

Diğer İşlemler

42. Başsavcılık 2/6/2015 tarihinde Emniyet Müdürlüğünden, olay

tarihinden önce ve sonra olayın meydana geldiği bölgelerde ve Suriçi'nde

polislere yönelik silah, el yapımı patlayıcı ve molotof patlayıcı kullanılan

saldırıların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin, ayrıca bu olaydan önce

ve sonra gelişen olaylarla ilgili olay tutanağı bulunup bulunmadığının

tespitini, olaylardan önce örgütsel bir çağrının bulunup bulunmadığının

araştırılmasını istemiştir.

43. Emniyet Müdürlüğü Başsavcılığa, terör örgütünün çağrıları

kapsamında Diyarbakır'da gerçekleştirilen olaylara ilişkin bilgiler sunmuştur.

Bu kapsamda 2/12/2014 tarihinde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı Zırhlı-4

ekip aracına yönelik silahlı saldırı, 15/12/2014 tarihinde saat 23.00

sıralarında A.B. isimli şahsın evine silahlı saldırı ve ardından olay yerine

intikal eden zırhlı ekibine aynı sokak üzerinde silahlı saldırı, 16/12/2014

tarihinde saat 01.00 sıralarında Cevat Paşa Mahallesi ara sokaklarda görev

yapan ve yardıma giden ekiplere uzun namlulu silahlarla ve el yapımı

patlayıcılarla saldırı, ara sokaklarda devam eden çatışmalarda kimliği belirsiz

şahıs veya şahıslar tarafından ateş açılması sonucu polis memuru C.Ö.nün

yaralanması olaylarının meydana geldiği bildirilmiştir.

44. Başsavcılık ayrıca polise saldıran şüphelilerin tespiti,

ifadelerinin alınması, gizli tanık beyanlarında ismi geçen şüphelilerin tespiti

ile Başsavcılıkta hazır edilmesi ve her türlü delilin toplanması için İl

Emniyet Müdürlüğüne talimat vermiştir.

45. Başsavcılık, soruşturma sonucunda 15/9/2015 tarihinde olayda

silah kullanan polis memur hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir. Kararda silahlı terör örgütünün tarihi, amaç ve taktikleri, süreç

içindeki değişimleri ve olay tarihinden önceki eylemleri, olay tutanağı,

kriminal raporlar, gizli tanık ve şüpheli ifadeleri ile 4/7/1934 tarihli ve

2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyetleri Kanunu'nun 16., 26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerine yer verilmiştir.

Kararın ilgili kısmı ise şöyledir:

''...

DEĞERLENDİRME

[A.Ç.]nin ölümü ile

sonuçlanan olaylar öncesinde örgüte müzahir internet sitelerinden yapılan

örgütsel çağrılar; Söz konusu örgütsel çağrılar doğrultusunda Diyarbakır il

genelinde ve [A.Ç.nin] öldüğü yer ve çevresinde güvenlik kuvvetlerine

yönelik gerçekleştirilen silahlı, molotof kokteylli, taşlı, el yapımı bombalı

saldırılar, yolların lastik yakılmak suretiyle trafiğe kapatılması, kamu kurum

ve kuruluşlarına ve vatandaşlara ait araçlara yönelik saldırı vb eylemler; [A.Ç.] olayına ilişkin Kahraman 2015 ve Dolunay 2014 isimli

gizli tanıkların beyanları; Olaylar esnasındaki Polis Helikopteri Kamerası

Görüntüleri; Olayın meydana geldiği Fatihpaşa Mahallesi Paşahamam Sokak 26

numaralı ikametin köşesindeki silahlı eylemci gruba yönelik müdahale ile ilgili

Kolluk kuvvetleri tarafından kullanılan zırhlı araca ve silaha ait termal

kamera görüntüleri; otopsi raporu; olay yeri inceleme raporları; kriminal

raporlar; ifadeler; yasal mevzuat bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Olay günü, olay yeri ve çevresinde PKK/KCK

terör örgütü mensupları tarafından, görevi halkın ırz, can ve malını korumak,

kamu düzeni ve kamu güvenliğini sağlamak olan kolluk görevlilerine yönelik

yoğun şekilde silahlı, molotof kokteylli, taşlı, el yapımı bombalı saldırıların

gerçekleştiği, [A.Ç.nin] PKK/KCK terör örgütü mensubu olduğu, Kolluk görevlilerine yönelik

Fatihpaşa Mahallesi Paşahamam Sokak 26 numaralı ikametin köşesinden çömelerek

uzun namlulu silahla saldırı gerçekleştirdiği esnada, Kolluk görevlilerinin

kullandığı termal kameralı araçtan ateş açılarak karşılık verilmesi sonucu

yaralandığı, diğer örgüt mensupları tarafından sürüklenerek olay yerinden

uzaklaştırıldığı, yüzleri kapalı, ellerinde silah olan örgüt mensuplarının

durdurdukları bir araca [A.Ç.yi]

koyarak hastaneye intikalini sağladıkları, olayda kolluk görevlisinin eyleminin

Polis Vazife ve S[a]l[â]hiyetleri Kanunu['nun] 16, TCK 24 ve 25. maddelerine uygun olduğu, olayda

hukuka uygunluk sebeplerinin bulunduğu, atılı suçun yasal unsurlarının

oluşmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla,

Şüpheli [A.Ç.nin] hakkında ölüm nedeniyle, şüpheli....sicil numaralı

polis memuru hakkında hukuka uygunluk sebeplerinin bulunması nedeniyle KAMU

ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]''

46. Anılan karara başvurucu tarafından yapılan itiraz Diyarbakır

4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/10/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

47. İtirazın reddine dair kararın 6/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmesi üzerine başvurucu 7/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

48. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama,

.....hakkına sahiptir.

...

Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama

kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının

önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü

hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah

kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme

fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır. ''

49. 2559 sayılı Kanun'un "Zor ve silah kullanma" kenar

başlıklı 16. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

''Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin

mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde

kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları

gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı

veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışındakullandığı kelepçe, cop, basınçlı

ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis

köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye

devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.

Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar

yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi

etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun

derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale

edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler

müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir

saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

Polis;

a) Meşru savunma hakkının kullanılması

kapsamında,

b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak

etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve

kıracak ölçüde,

c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla

getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde

şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,

...

silah kullanmaya yetkilidir.

Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında

silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısında

bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı

amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla

ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak

amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.

Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak

amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla

saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı

saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir"

50. 5237 sayılı Kanun'un

"Meşru savunma ve zorunluluk hâli" kenar başlıklı 25.

maddesi şöyledir:

"(1) Gerek kendisine ve gerek başkasına

ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan

haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde

defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir

hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı

bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak

zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında

orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez."

B. Uluslararası Hukuk

1. Dayanak Norm Yönünden

51. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur...

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması,

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme,

c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun

olarak bastırılması"

2. Silahlı Güç Kullanımı

Yönünden

a. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

52. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşam hakkını

koruyan 2. madde, Sözleşme'nin en temel hükümlerinden biridir ve Avrupa

Konseyini oluşturan demokratik toplumların ana değerlerinden birini

korumaktadır. AİHM, bu maddenin ihlal edildiğine ilişkin iddiaları en dikkatli

şekilde incelemeye tabi tutmaktadır. Devlet görevlileri tarafından güç

kullanımına ilişkin davalarda, yalnızca güç kullanan devlet görevlisinin

eylemleri değil aynı zamanda mevcut ilgili hukuksal veya düzenleyici sistem ile

eylemin planlanması ve kontrolü de dâhil olayı çevreleyen tüm faktörlerin

gözönünde bulundurulması gerekmektedir (Nachova

ve diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No: 43577/98, 43579/98, 6/7/2005,

§ 93). Ayrıca polis operasyonlarını düzenleyen ulusal hukukun gücün keyfî ve

kötüye kullanılmasına ve hatta önlenebilir kazalara karşı yeterli ve etkili bir

koruma sistemi sağlamayıp sağlamadığı (Nachova

ve diğerleri/Bulgaristan, § 97), silahla ateş açılırken mümkünse

başlangıcın uyarı ateşiyle yapılıp yapılmadığı değerlendirilmelidir (Aydan/Türkiye, B. No: 16281/10, 12/3/2013,

§ 66).

53. Sözleşme'nin 2. maddesinin ikinci fıkrasında da

görülebileceği üzere polis memurları tarafından ölümcül bir gücün kullanılması

belirli durumlarda haklı görülebilir. Ancak kullanılan güç kesinlikle gerekli olandan daha fazla

olmamalı, yani olayın gerçekleştiği şartlarda kullanılan güç kesinlikle

orantılı olmalıdır. Yaşam hakkının temel hak olduğu gözönünde bulundurulduğunda

can kaybının haklı görülebileceği durumlar dar yorumlanmalıdır (Nachova ve diğerleri/Bulgaristan, § 94).

54. AİHM, ölümün güvenlik güçlerinin silah kullanımı sonucu

gerçekleştiğinin tartışmasız olduğu olaylarda bu konudaki ispat yükünün taraf

devlete (hükûmete) ait olduğunu belirtmekte ve mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı gerçekleştiğinin ve gücün

orantılı olduğunun kanıtlanamaması hâlinde yaşam hakkının usul ve esas yönünün

ihlal edildiğine karar vermektedir (Bektaş

ve Özalp/Türkiye, B. No: 10036/03, 20/4/2010, § 57; Ataykaya/Türkiye, B. No: 50275/08, 22/7/2014,

§§ 45-59).

b. Diğer Uluslararası Metinler

55. Kolluk Görevlileri

Tarafından Zor ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkelerin

(Birleşmiş Milletler [BM] Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahı Sekizinci

Kongresi, Havana, 27/8/1990-7/9/1990, BM, A/CONF.144/28/Rev.1, 1990, s.

112-115) ilgili kısımları şöyledir:

“1. Kamu yetkilileri ve emniyet makamları,

kanun adamlarının kisilere karsı zor ve silah kullanmaları hakkında yasalar

çıkarıp düzenlemeler yaparlar ve bunları yerine getirirler.Hükümetler ve kolluk

kuvvetleri bu tür kurallar koyup düzenlemeler yaparlarken, zor ve silah

kullanma ile bağlantılı olan ahlaki sorunları her zaman göz önünde tutarlar.

2. Hükümetler ve emniyet makamları, kanun

adamlarının kendilerini farklılastıran bir tarzda zor ve silah

kullanabilmelerine imkân hazırlamak için, onlara mümkün olduğu kadar genis

imkânlar sağlar ve onları çesitli tipte silah ve mühimmatla donatırlar.

Kisilerin ölümüne veya yaralanmasına yol açabilecek silahların kullanılmasını

giderek sınırlama düsüncesiyle, uygun durumlarda kullanılmak üzere öldürücü

olmayan etkisizlestirici silahlar da bu araçlara dâhildir.Yine aynı amaçla,

baska türlü silahları kullanma ihtiyacını da düsürmek için kanun adamlarının

kalkan, miğfer, kursun geçirmez yelek ve kursun geçirmez tasıtlar gibi

kendilerini koruyucu araçlarla donatılmaları mümkündür.

3. Öldürücü nitelikte olmayan etkisizleştirici

silahların geliştirilmesi ve dağıtılması hususu, olaylarla ilgisi bulunmayan

kişilerin zarar görme riskini en aza indirebilmek amacıyla dikkatli bir şekilde

değerlendirilmelidir ve bu tür silahların kullanımı titizlikle kontrol

edilmelidir.

...

5. Güç ve ateşli silahların, kanuna uygun

olarak kullanımı kaçınılmaz hale geldiğinde, kolluk görevlileri:

(a) Bu tür araçların kullanımına sınırlı

olarak başvurur ve suçun ağırlığı ve gerçekleştirilmesi hedeflenen meşru amaç

ile orantılı biçimde tasarrufta bulunur;

(b) Zarar ve yaralanmaları en aza

indireceklerdir ve insan yaşamına saygı gösterir ve onu korur;

(c) Yaralananlara veya müdahalelerden

etkilenenlere, mümkün olan en kısa sürede yardım ulaştırılmasını ve tıbbi

yardım sağlanmasını temin eder;

(d) Yaralananların veya müdahalelerden

etkilenenlerin akrabaları veya yakın arkadaşlarının, mümkün olan en kısa sürede

durumdan haberdar edilmelerini sağlar;

…

9. Kolluk görevlileri; ölüm veya ağır

yaralanmaya sebebiyet verecek yakın bir tehlikeye karsı kendilerini veya

başkalarını savunma, yaşamı ciddi şekilde tehdit eden özellikle ağır nitelikli

bir suçun islenmesini önleme, bu tür bir tehlike yaratan ve emirlere karsı

gelen bir kimseyi yakalama veya bu tür bir kimsenin kaçmasını önleme amaçları

dışında ve söz konusu amaçları gerçekleştirmede daha hafif yöntemler yetersiz

kalmadığı sürece başkalarına karsı ateşli silah kullanamaz. Her halükarda,

ateşli silahlara, ancak yaşamı koruma açısından büsbütün kaçınılmaz olduğu

hallerde başvurulmalıdır.

10. Kanun adamları dokuzuncu prensipte

belirtilen durumlarda, kendilerini gereği gibi

tanıtarak silah kullanma niyetleri konusunda

açık bir uyarıda bulunurlar ve uyarıya uyulabilmesi için yeterli zaman

verirler. Eğer uyarıda bulunmak, kanun adamlarını gereksiz yere tehlikeye

atacak ise veya baskaları için ölüm veya ciddi bir biçimde yaralanma riski

yaratacak ise, veyaolayın sartları içinde açıkça gereksiz veya anlamsız ise,

uyarı yapılmaz.

11. Kanun adamlarının silah kullanmaları

konusunda tüzük veya yönetmelikler su

yönergeyi içerir:

a) Kanun adamlarının hangi sartlarda silah

tasımaya yetkili olduklarını belirten ve

tasınmasına izin verilen silahlar ile

mühimmatın türlerini gösterir;

b) Silahların sadece gerekli durumlarda ve

gereksiz zarar riskini en aza indirebilecek bir tarzda kullanılmasını sağlar;

c) Haksız bir yaralamaya sebep olacak veya

gereksiz bir tehlike olusturacak sekilde

silah ve mühimmat kullanılmasını yasaklar;

d) Kanun adamlarına verilen silahlar ve

mühimmattan sorumlu olmalarını sağlayan

usuller de dâhil, silahların kontrolünü,

depolanmasını ve zimmet seklini düzenler;

e) Gerektiğinde silah kullanılacağı zaman, yapılacak

uyarılar yer alır;

f) Kanun adamları görevlerini yerine

getirirken silah kullanmaları halinde, bunun daha

sonra haber verilmesi için bir sistem öngörür.

…

14. Kolluk görevlileri, ateşli silahları,

sadece daha az tehlikeli araçların kullanılmasının mümkün olmadığı hallerde ve

sadece gereken asgari ölçüde kullanabilirler. Kolluk görevlileri, ateşli

silahları, 9. ilke kapsamında belirtilen durumlar dışında kullanamaz.

...

18. Hükümetler ve kanunen yetkili kuruluslar,

bütün kanun adamlarının uygun bir eleme usulüne göre göreve seçilmelerini,

görevlerini etkili bir biçimde yerine getirmeleri için gerekli olan ahlaki,

psikolojik ve fiziksel niteliklere sahip olmalarını ve sürekli ve tam bir

mesleki eğitim almalarını sağlar. Bu kisilerin bu görevlere sürekli uygunluk

içinde olup olmadıkları periyodik olarak denetlenir.

19. Hükümetler ve kanunen yetkili kuruluslar,

bütün kanun adamlarının zor kullanmada

gerekli eğitimi almalarını ve gerekli

yeterlilik standartlarına göre sınavdan geçirilmelerini sağlar. Silah

tasımaları gerekli olan kanun adamları, ancak silahların kullanımı konusunda

özel eğitimi tamamlamalarından sonra silah tasıma yetkisi kazanabilirler.

20. Hükümetler ve kanunen yetkili kuruluslar,

kanun adamlarının eğitiminde, özellikle sorusturma sürecinde polis ahlakı ve

insan hakları konularına, zor ve silah kullanmaktansa çatısmaları barısçıl bir

biçimde çözüme kavusturma, kalabalıkların davranıslarını anlama, ikna, müzakere

ve arabulma gibi yöntemler de dâhil, çesitli alternatif yöntemler kullanma ve

ayrıca zor ve silah kullanılmasını kısıtlama amacıyla teknik araçların

kullanılmasına özel bir önem verirler. Kanunen yetkili kuruluslar, eğitim

programlarını ve isleyis usullerini somut olaylar ısığında yeniden

değerlendirirler.

...''

3. Yaşam Hakkının Etkili

Soruşturma Yükümlülüğüne İlişkin Usul Boyutu Yönünden

56. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesini Sözleşme'nin 1. maddesiyle

birlikte yorumlayarak devletin yaşam hakkı kapsamındaki bir olayı etkili

soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık,

§ 161). AİHM, yaşam hakkı kapsamında incelediği McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık başvurusunda verdiği

kararla devletin etkili soruşturma yükümlülüğü bulunduğunu ilk kez belirgin bir

şekilde karar altına almıştır.

57. AİHM'e göre bu yükümlülük, sadece bir kamu görevlisinin

eylemi veya ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından geçerli

değildir (Şener Can ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 27446/12, 24/11/2014, §

37). Devletin doğal olmayan her ölüm olayında -öldürmeme ya da yaşamı koruma

yükümlülüklerini ihlal etmemiş olsa da- gerçekleşen ölümün sebebini ve varsa

sorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yapma yükümlülüğü vardır.

Ayrıca devletin etkili soruşturma yapma şeklindeki usul yükümlülüğü, maddi

yükümlülükten ayrı ve bağımsız bir yükümlülük hâline gelmiştir.

58. AİHM, 2001 yılında incelediği bir başvuruda verdiği kararda

ise devletin yükümlülüğündeki etkili soruşturmanın ilkelerini belirlemiştir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No:

24746/94, 4/5/2001). Jordan Prensipleri

olarak anılan bu ilkeler, AİHM'in tamamen yeni belirlediğiilkeler değil,

yukarıda belirtilen McCann ve

diğerleri/Birleşik Krallık kararından beri önüne gelen davalarda

uyguladığı birtakım ilkelerin sistematik hâle getirilmesinden ibarettir.

AİHM'in yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturmaya ilişkin olarak belirlediği

ilkeler şöyledir:

-Soruşturma makamlarının yaşam hakkıyla ilgili konulardan

haberdar olduğunda kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 105)

-Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 106)

-Soruşturmanın sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı aydınlatmaya yarayabilecek

bütün delillerin toplanması (Hugh

Jordan/Birleşik Krallık, § 107)

-Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 108)

-Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine açık

olması, her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için

bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık,§ 109)

59. Öte yandan AİHM, soruşturma yükümlülüğünün bir sonuç

yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğunu, bu

itibarla bu konuda yaptığı değerlendirmelerin hiçbir şekilde başvuruculara

üçüncü kişileri adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı

verdiği ve tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmediğini de belirtmiştir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 96).

60. İlgili ulusal ve uluslararası diğer mevzuat ve içtihatlar

için bkz. Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014; Turan Uytun ve Kevzer

Uytun, B. No: 2013/9461, 15/12/2015; Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013; Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227,

12/1/2017; Aisha Fares, B. No: 2015/18701, 31/10/2018;Beriva Tedik Yeşiltepe ve

diğerleri, B. No: 2015/17206, 31/10/2018; Hüseyin Yıldız ve İmiş Yıldız, B.

No:2014/5791, 3/7/2019; Önkol/Türkiye, B. No: 24359/10, 17/1/2017; Yüksel

Erdoğan ve diğerleri, B. No: 57049/00,15/2/2007; Kasa/Türkiye, B. No:

45902/99;Altın ve Kılıç/Türkiye, B. No: 15225/08; Aydan/Türkiye, B. No:

16281/10, 12/3/2013; Perk ve diğerleri/Türkiye, B. No: 50739/99, 28/3/2006;

Usta ve diğerleri/Türkiye, B. No: 57084/00, 21/2/2008; Kalkan/Türkiye, B. No:

37158/09, 10/5/2016; Ekrem/Türkiye, B. No: 75632/01, 12/6/2007.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

61. Mahkemenin 16/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

62. Başvurucu, gizli tanık ifadelerine dayanılarak oğlunun terör

örgütü ile irtibatının kurulduğunu, olay tarihinde meşru müdafaa şartları ve

mutlak gereklilik bulunmadığı hâlde orantısız bir şekilde silah kullanılması ve

yürütülen silahlı operasyonun iyi planlanmaması nedeniyle oğlu A.Ç.nin yargısız

infaz edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; başlatılan soruşturmanın olayı

bütün yönleriyle ve maddi gerçeği ortaya koyacak şekilde yürütülmemesi, hukuka

aykırı olarak kısıtlama kararı verilmesi, eylemlerin failleri polis olmasına

rağmen soruşturmanın yine başka polisler aracılığı ile yürütülmesi nedeniyle

soruşturmanın tarafsız yürütülmediğini, iddialarının aksinin kanıtlanamadığını

ve şüpheli beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini belirterek

Anayasa'nın 10., 13., 17., 20., 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

63. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özünün, zorunlu

olmamasına rağmen güvenlik güçleri tarafından orantısız şekilde silahlı güç

kullanılması sonucu oğlunun öldürülmesine ve bu olayla ilgili olarak etkili bir

ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkin olması sebebiyle başvuru münhasıran

yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

64. Başvurucunun, etkili başvuru hakkı ile ayrımcılık yasağının

da ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de yaşam hakkı kapsamında bir bütün

olarak incelenmiştir.

65. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, olayda yaşamını yitiren A.Ç.nin

babasıdır. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

66. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin

birinci ve dördüncü fıkralarının ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir.

...

Meşrû müdafaa hali...

sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana

gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır."

67. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmışöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri... kişinin

temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

68. Başvurucunun yaşam hakkına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı tespit edilmiş olup başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmamaktadır. Bu nedenle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Yaşam Hakkının Maddi

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel İlkeler

69. Devletin negatif yükümlülüğü kapsamında kamusal bir yetkiyle

güç kullanan görevlilerin, kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde hiçbir bireyin

yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51). Anılan bu yükümlülük, hem kasıtlı

öldürme hem de kasıt olmaksızın ölümle sonuçlanan güç kullanımı için

geçerlidir(Cemil Danışman, B. No:

2013/6319, 16/7/2014, § 44).

70. Anayasa’nın 17. maddesinin son fıkrasında; meşru müdafaa

hâli, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya

hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması,

sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde yetkili merciin verdiği emirlerin

uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu

durumlarda yaşam hakkına yapılan müdahalenin hukuka uygun olacağı

belirtilmiştir.

71. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

72. Bütün temel hak ve özgürlükler için geçerli sınırlama

koşullarını düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi

gereği kişilerin temel haklarından mahrum bırakılmaları hâlinde elde edilmek

istenen kamu yararı ile temel hakkından mahrum bırakılan bireyin hakları

arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

37).

73. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak

üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik,

öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye

elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

74. Öldürücü kuvvet, belirtilen hâllerde ve başka şekilde

müdahale imkânının kalmaması hâlinde son çare olarak kullanılmalıdır. Bu

nedenle, yaşam hakkının dokunulmaz niteliği de dikkate alınarak ölümle

sonuçlanabilecek bir güç kullanımı söz konusu olduğunda bunun gerekliliği ve

ölçülülüğü çok sıkı bir şekilde denetlenmelidir (İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2015, §

117).

75. Kamu görevlilerinin güç kullanımına ilişkin eylemlerinin bu

konuda değerlendirmesi yapılırken sadece fiilen gücü kullanan görevlilerin

eylemlerinin değil söz konusu eylemlerin planlanması ve kontrolü dâhil olayın

bütün aşamalarının dikkate alınması gerekmektedir (Nesrin Demir ve Diğerleri, B. No: 2013/5785, 29/9/2016, § 108). Bunun yanı sıra bu konuda

yapılacak değerlendirmede bir bütün olarak somut olayın hangi koşullarda

gerçekleştiğinin ve nasıl bir seyir izlediğinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir (Cemil Danışman, §

57).

76. Ayrıca, ölümle sonuçlanan olayın gerçekleşme şartlarının

dikkate alınması, kendisine karşı güç kullanılan kişinin önceki eylemlerinin ve

kendisinin yarattığı tehlikenin de değerlendirilmesi gerekir (Cemil Danışman, § 63).

77. Anayasa’da yaşam hakkına güç kullanmak suretiyle yapılacak

müdahalelere ilişkin olarak yer verilen yukarıdaki hükümler ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda daha önce vermiş olduğu kararlar birlikte

değerlendirildiğinde kolluk kuvvetlerinin, ancak Anayasa’da belirtilen amaçlara

ulaşmak adına başka bir çarenin kalmadığı mutlak

zorunlu durumlarda ve -güç kullanarak ulaşılmak istenen amaç ile

karşı karşıya kalınan güce nispeten- orantılı

bir biçimde güç kullanabilmelerine izin verildiği söylenebilecektir

(Cemil Danışman,§ 50).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

78. Anayasa Mahkemesi açısından, başvurucunun somut olayın

gelişimine ilişkin iddiaları ile soruşturma kapsamında elde edilen bulgu ve

ulaşılan sonuçlar arasında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte olayın

değerlendirilmesine imkân sağlayacak düzeyde yeterli maddi ve kanıtlayıcı

unsurun bulunduğu görülmektedir.

79. Yaşam hakkı kapsamında devletin öncelikle yaşamı tehlikeye

girebilecek kişilerin yaşamını korumak için yeterli yasal ve idari bir çerçeve

oluşturması gerekmektedir. Aynı yükümlülük kolluk güçlerinin bireylerin

yaşamlarının sona ermesine yol açabilecek şekilde silah kullanması hâlleri için

de geçerlidir. Bu yükümlülüğün yanı sıraoluşturulan bu çerçevenin gereği gibi

uygulanmasının da devlet tarafından sağlanması gerekmektedir.

80. Başvuru konusu olayda polislerin silah kullanımının

dayanağını oluşturduğu anlaşılan 2559 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 16.

maddesi hükmü Anayasa’nın silah kullanımının koşullarına ilişkin ilkeleri

yönünden incelendiğinde düzenlemenin (Anayasa’nın 17. maddesine uygun bir

şekilde) hangi amaçlarla ve hangi ölçüde güç kullanılabileceğini ortaya

koyduğu, öncesinde ilgililere direnmeye devam etmeleri hâlinde -doğrudan

doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılması koşuluyla- güç kullanımının ateşli

silah kullanılmasına varacak şekilde kademeli olarak artırılabileceğini hüküm

altına aldığı görülmektedir. Silah kullanımına ilişkin söz konusu yasal

çerçevenin Anayasa’nın 17. maddesinin aradığı güce başvurmaya cevaz verilen zorunlu bir durum koşulunu ve genel olarak

Anayasa’nın 13. maddesinin temel hakların sınırlanabilmesi için aranan ölçülülük koşulunu karşıladığı

görülmektedir. Bunun yanında somut olayda başvurucu, yaşamı koruma

yükümlülüğünün bir parçası olarak operasyonlar sırasında silahlı maddi güce

sahip olan kolluk kuvvetlerinin uluslararası standartların öngördüğü şekilde

yasal mevzuatın olmadığına veya var olan mevzuatın sorumluları belirsizlik

içinde bıraktığına dair bir iddia ileri sürmemiştir. Bir başka anlatımla

başvurucu, başından beri silahlı güç kullanan kamu görevlilerinin insan

haklarıyla bağdaşmayan bir hukuksal zemin içinde, belirsiz şekilde silah

kullanımına müsaade eden bir sistem bulunduğuna ve bu sistemin de oğlunun

ölümüne sebebiyet verdiğine ilişkin şikâyetler ileri sürmemiştir.

81. Bu tespit sonrasında söz konusu yasal çerçevenin somut

olayda ne şekilde uygulandığının incelenmesi gerekmektedir.

82. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin

doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil

değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili

olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bununla

birlikte Anayasa Mahkemesi ilk derece yetkili mercilerin değerlendirmelerine

tamamen bağlı kalmak zorunda olmayıp kesin, ikna edici bulgulara dayanarak

farklı bir değerlendirmede bulunabilir (Cemil

Danışman, § 58).

83. "Olaylar ve Olgular"

bölümünde açıklandığı üzere (bkz. §§ 8-47) ilk olarak söz konusu ölüm olayının,

barışçıl mahiyette olmayan ve başta devlet görevlileri olmak üzere gerek

sorumluların gerekse de üçüncü kişilerin can ve mal güvenliğine yönelik yaygın

şiddet hareketleri ve sokak ayaklanması sırasında meydana geldiğinin kabul

edilmesi gerekmektedir. Yukarıda da (bkz. § 21) açıklandığı üzere olay yerinde

yapılan incelemelerde tahrip gücü yüksek patlayıcı maddeler ile bombaların bu

eylemde kullanılmak üzere hazırlandığı, olay yerine getirildiği ve kullanıldığı

anlaşılmıştır.

84. Tartışmasız olan hususlardan bir diğeri ise -yürütülen

soruşturma ve sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda açıkça

görülebileceği üzere- şüpheli olarak ifadesine başvurulan ve öldürücü

mahiyetteki silahı kullanan polis memurunun eylemi reddetmediğidir. Bir diğer

ifadeyle silahın kolluk görevlisi tarafından kullanıldığında herhangi bir şüphe

veya tartışma bulunmamaktadır.

85. Başvurucunun yargısız infaz iddialarına ilişkin iddialarını

her türlü makul şüphenin ötesinde ispat edemediği, benzer iddiaların yapıldığı

çok sayıda başvuruda da AİHM'in (ilgili içtihatlar için bkz. § 60) aynı şekilde

bu iddiaların delillendirilmesi şartını aradığı, aksi takdirde iddianın sadece

bir düşünce, kanaat veya kurgu niteliğinde olabileceğini ifade ettiği

görülmüştür.

86. Bu tespitler sonrasında kamu görevlilerinin güç kullanımına

ilişkin eylemlerinin değerlendirmesi yapılırken sadece gücü fiilen kullanan

görevlilerin eylemlerinin değil söz konusu eylemlerin planlanması ve kontrolü

dâhil olayın bütün aşamalarının dikkate alınması gerekmektedir. Bunun yanı sıra

bu konuda yapılacak değerlendirmede bir bütün olarak somut olayın hangi

koşullarda gerçekleştiğinin ve nasıl bir seyir izlediğinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir (Cemil Danışman,

§ 57).

87. Başvuru konusu olayın gelişimi dikkate alındığında, kolluk

görevlilerinin silah kullanımının olay tarihine yakın tarihlerde terör

örgütünün yayın organlarında da yapılan çağrılar üzerine gerçekleştirilen yasa

dışı, şiddet içeren silahlı sokak ayaklanması mahiyetindeki olaylara müdahale

sırasında olduğunun bir kez daha vurgulanması gerekmektedir. Olay tarihinden

önce terör örgütünün özellikle internet ortamında yapmış olduğu yayınlar

üzerine olayın meydana geldiği Diyarbakır'da bireylerin ve kamunun can ve mal

güvenliğine yönelik olarak çeşitli saldırıların olduğu görülmektedir.

İncelemeye konu olayın da bu kapsamda ve tamamen yasa dışı olduğu ve barışçıl

olmadığı çok açık bir biçimde görülebilen silahlı sokak ayaklanması tarzında

olduğu belirtilmelidir. "Olay ve

Olgular" kısmında da belirtildiği üzere başvurucunun oğlunun

ölümünden kısa süre önce de güvenlik güçlerine yönelik olarak çeşitli

saldırılar gerçekleştirildiği ve bu olaylar sonucunda güvenlik güçlerinden

yaralananların olduğu açıktır.

88. Bu tespitten sonra şüpheli kolluk görevlisinin de beyanında

belirttiği gibi kendilerine el yapımı patlayıcı maddeler ve ateşli silahlarla

gece yarısı saldıran şahısların yakalanmasına ve olayların bastırılmasına

yönelik bu müdahale sırasında silah kullanımının polisler açısından meşru müdafaa niteliği olup olmadığının

tartışılması gerekir. Bu durumda öncelikli olarak silah kullanımının bir zorunluluk arz edip etmediğinin

incelenmesi gerekmektedir (Cemil Danışman,§

50).

89. Bu kapsamda, alınan ihbar neticesinde güvenlik güçleri olay

yerine intikal etmiştir. Söz konusu müdahale, ayrıntılı şekilde planlanan,

hazırlığı yapılan, çok geniş kapsamlı bir faaliyet olmayıp beklenmedik şekilde

ortaya çıkan olaylara yapılan bir müdahaledir. Bununla beraber benzer mahiyetteki

eylemler hakkında tecrübesi olduğu değerlendirilen güvenlik güçlerinin eylemin

başlaması üzerine olayların havadan takibinin yapılabilmesi için helikopter

istediği, donanımlı polis araçlarının ve memurlarının olay yerine sevk edildiği

anlaşılmıştır.

90. Güvenlik güçlerine yönelik olarak olay tarihinde gece

22.45'te başlayan ve ateşli silahlar ve el yapımı patlayıcılarla yapılan

saldırılara karşı gerçekleştirilen müdahalelerin planlanmasında ve

organizasyonunda hatalar olduğuna, hatalar varsa bunların nedenlerine dair

başvurucu tarafından somut iddialar ve deliller sunulmamıştır. Bu hususta resen

yapılan araştırmada da ayrı bir tespite imkân verecek ölçüde veriye

ulaşılamamıştır. Başvurucunun bu husustaki tek iddiası operasyonun risklerini

en aza indirmek üzere gerekli planlamanın yapılmadığı olup bu noktada somut

iddialarda bulunulmamış ve bu iddia maddi delillerle desteklenmemiştir.

91. Olay tutanağı, helikopter ve termal kamera kayıtları, tanık

anlatımları ile olay yerinde elde edilen maddi delillerin bir bütün olarak

değerlendirilmesi neticesinde 10-15 kişilik, silah ve el yapımı bombalar ile

techiz edilmiş bir grubun olay yerinde olduğu hususunda bir şüphe

bulunmamaktadır. Söz konusu şahısların güvenlik güçlerini sokaklara sokmamaya

çalıştıkları ve kimlik kontrolleri yaptıkları da tanık ifadelerinden

anlaşılmıştır.

92. Bu kalkışma ve şiddet hareketine yönelik müdahale esnasında

el yapımı bombalar ve ateşli silahlarla bu kişiler tarafından saldırıda

bulunulduğu da net olarak tespit edilebilmektedir. Bu tespitlerden sonra ilk

olarak kolluk görevlilerine karşı, Birleşmiş Milletler Kolluğun Güç ve Silah

Kullanmasına Dair Temel İlkelerinde belirtilen anlamda, yaşam haklarına yönelik olarak

haksız,yakın ve doğrudan, etkili silahlarla hâlen devam eden bir saldırı

gerçekleştirildiği muhakkaktır.

93. Olay tutanağı ve kamera görüntülerinin incelenmesi

sonrasında düzenlenen diğer tutanaklardan anlaşıldığı üzere, sözü edilen

olaylarda ateşli silahlar ile el yapımı bomba ve diğer patlayıcılar

kullanılmıştır. Kolluk güçlerinin, bireylerin can ve mal varlıklarını bu tür

saldırılara karşı koruma yükümlülüklerinin bulunduğu açıktır. Aksi hâlde 2559

sayılı Kanun'un 16. maddesinde açıkça belirtildiği üzere kolluk görevlileri

kendilerine kanunen verilen görevleri yerine getirmemiş olacaklardır.

94. Diğer taraftan gizli tanıkların ifadelerinde de

belirttikleri üzere başvurucunun oğlunun kendisine verilen av tüfeğini kolluk

görevlilerine doğru hedef alarak ateş ettiğinde şüphe bulunmamaktadır. Bu husus

ayrıca helikopter görüntüleri ile termal kameradan elde edilen görüntüler ve

video kayıtları ile sabittir.

95. Bu kapsamda Sözleşme'nin 2. maddesi ile Anayasa'nın 17.

maddesinde belirtilen ve öldürme yasağının ihlali anlamına gelmeyecek, bir

anlamda hukuka uygunluk sebebi olarak nitelendirilebilecek bir meşru müdafaa

hâlinin kabulü gerekmektedir. Bunun yanında şüphelilerin de ifadelerinde beyan

ettiği gibi yapılan çağrılar doğrultusunda terör örgütü lehine sloganlar atan,

yollara barikat kurmak suretiyle kimlik kontrolü yapan ve şiddet eylemlerinde

bulunan şahısların yakalanması ve sokak ayaklanmasının bastırılması da

Anayasa'nın 17. maddesinde sayılan öldürme yasağının istisnalarından sayılan

amaçlardan biri olarak kendini göstermektedir.

96. Bu kabullerden sonra olayda kullanılan gücün gerekli ve

orantılı olup olmadığı hususlarının da somut olay açısından

değerlendirilmesi gerekmektedir.

97. Bu değerlendirmeler yapılırken yukarıda belirtildiği üzere

yasa dışı silahlı terör örgütünün çağrıları kapsamında şiddet hareketlerine

girişen, silah ve el yapımı bomba kullanan bir eylemci grubun varlığının

hatırdan çıkarılmaması gerekir. Bu nitelikteki bir grubun saldırıda bulunmak

amacıyla -olay yeri inceleme ekiplerinin de olay sonrasında elde ettiği

delillerden de anlaşılabileceği üzere- gerekli hazırlıkları yaptığı ihbarı

üzerine kolluk görevlilerinin harekete geçtiği açıktır.

98. Başvurucunun oğlu A.Ç.nin de içinde bulunduğu bu grubun

kolluk görevlilerine göstermiş olduğu ilk reaksiyon bu aşamada önem arz

etmektedir. Buna göre kolluk görevlilerine el yapımı patlayıcılar ve ateşli

silah ile saldırıda bulunulduğu, ilk saldırılar neticesinde olaya ilk müdahale

eden araçlardan birinin geri çekildiği, bu aşamada bir kolluk görevlisinin de

yüzüne aldığı saçma taneleri sonucu yaralandığı "Olay ve Olgular" (bkz. §§ 8-47) bölümünde anlatılmıştır. Bu mahiyetteki

bir saldırıyı önlemek amacıyla olay yerine bu kez silahla teçhiz edilmiş başka

bir polis aracı yönlendirilmiştir.

99. Bu aşamada olayların 16/12/2014 tarihinde saat 22.00 sıralarında

başladığı ve başvurucunun oğlunun öldürülmesine kadar -olay tutanağına göre

17/12/2014 tarihinde saat 00.30- sürdüğüne, böylece uzun bir zaman diliminde

gerçekleşen bir saldırı ve savunmanın varlığına da dikkat edilmesi

gerekmektedir. Olayın gerçekleşme koşullarına bakıldığında başvurucunun oğlu

A.Ç.nin saat 22.00 sıralarında başlayan toplumsal olaylar sırasında yüzü

maskeli olarak eylemlere katıldığı, güvenlik güçlerine ateşli silahla hedef

alarak ateş ettiği ve güvenlik güçlerince açılan ateş sonucunda öldüğü

helikopter ve termal kamera kayıtları ile A.Ç.nin elinden alınan svap

örneklerinden anlaşılmaktadır.

100. Tüm bu tespitler ışığında yakalanmak istenen bir kişinin

güvenlik güçlerinin veya üçüncü şahısların yaşam ve vücut bütünlüğüne yönelik

bir tehdit oluşturduğu biliniyor ve öncesinde bu yönde bir şiddet eylemi

gerçekleştirdiğinden şüpheleniliyorsa artık bu kişinin etkisiz hâle

getirilebilmesi için silah kullanımının gerekli olmadığı, silah kullanma

dışında yöntemlere başvurulabileceği ve böylece silahlı maddi güç kullanımında

mutlak gerekliliğin bulunmadığı söylenemez. Dolayısıyla somut olayın

koşullarında A.Ç.nin güvenlik güçleri ile üçüncü kişilere zarar vermesini

önlemek ve yakalanabilmesini sağlamak için güvenlik güçlerinin silahlarını

kullanmaları zorunluluk arz

ettiğinden, olayda kullanılan silahlı maddi gücün mutlak gerekli olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

101. Bu durumda kolluk görevlilerinin silah kullanımının zorunlu

bir durumdan kaynaklanan orantılı

ve ölçülü bir müdahale olup

olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Başvurucunun terör örgütünün çağrıları

üzerine başlatılan ve şiddet içeren ayaklanmaya katılması ve burada üzerinde

bulundurduğu ateşli silahla güvenlik güçlerine hedef alarak ateş etmesi

karşısında güvenlik güçlerinin silahlı maddi güç ile bu saldırıyı etkisiz hâle

getirmesinin somut olayın öncesi ve olayın gelişim süreci gözönünde

bulundurulduğunda orantısız ve ölçüsüz olduğundan da bahsedilemez.

102. Bu nedenlerle, şiddet içeren söz konusu olaylar sırasında

güvenlik güçleri tarafından silahlı maddi güç kullanımına imkân veren meşru

müdafaa ve yakalama şartlarının oluştuğu, saldırıyı başka türlü savma

imkânlarının kalmadığı ve böylece mutlak

gereklilik hâlinin mevcut olduğu, olayın öncesi ve gelişimi

itibarıyla ateşli silahlar ve patlayıcılarla yapılan hukuka aykırı saldırılar

karşısında meydana gelen zarar da dikkate alındığında silah kullanımının orantılı ve ölçülü olduğu anlaşılmış ve Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yapılan tespitlerden ayrılmaya imkân verecek nitelikte, ikna edici

herhangi bir bilgi bulunmadığı kabul edilmiştir.

103. Somut olay açısından bunun aksini düşünmek, güvenlik

güçlerine görevlerinin ifası bakımından kendilerinin ve/veya diğer kişilerin

hayatlarını tehlikeye atmalarına neden olabilecek mahiyette hukuki ve fiilî

durumla asla bağdaşmayacak aşırı bir külfet yüklemek olacaktır.

104. Açıklanan gerekçelerle somut olayda yaşam hakkının maddi

boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

b. Yaşam Hakkının Usul Boyutunun

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

105. Başvurucu; soruşturma sırasında dosya hakkında kısıtlama

kararı alınması, soruşturmada maddi delil incelemelerinin şüphelinin de mensubu

olduğu emniyet tarafından yapılması, şüphelinin emniyet müdürlüğünde verdiği

ifadesi ile Başsavcılıkta verdiği ifadeler arasındaki çelişkilerin

giderilmemesi ve gizli tanık beyanları haricinde objektif tanıkların olup

olmadığının araştırılmaması nedeniyle yaşam hakkının etkili soruşturma yapma

yükümlülüğü boyutunun da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

i. Genel ilkeler

106. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

usul boyutu,doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

107. Yaşam hakkına ilişkin usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki veya idari soruşturmalarla yerine getirilebilir.

Kamu görevlilerinin faili olduğu kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen

ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların

tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma

yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

108. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen ya da

gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkili

olabilmesi için;

-Soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden

hem hiyerarşik ve kurumsal olarak hem de fiilen bağımsız olması (Cemil Danışman, § 96),

-Soruşturma makamlarının haberdar olur olmaz resen harekete geçerek

ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek

bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

-Fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin

kamu denetimine açık olması ve ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini

korumak için soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılmalarının

sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58),

-Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30),

-Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması ve

bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi gerekir (Cemil Danışman, § 99).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

109. Başvurucunun oğlunun ölümü ile sonuçlanan olaylar nedeniyle

ölüm olayından haberdar edilen Cumhuriyet savcısının derhâl ve resen soruşturma

başlattığı, soruşturmaya dair talimatlarını verdiği yukarıda (bkz. § 20) izah

edilmiştir. Bu itibarla kamu görevlilerinin karışmış olduğu ölümle sonuçlanan

bir eylemde Başsavcılığın resen ve derhâl harekete geçmediğinden bahsedilemez.

110. Bunun yanında Cumhuriyet savcısının olaya ilişkin her türlü

maddi delilin toplanması ve incelenmesi, olay yeri incelemelerinin yapılması,

kamera ve görüntü kayıtlarının alınması, ilgililerin tamamının ifadelerine

başvurulması ve bomba imha ekiplerinin inceleme yapması yönündeki talimatlarını

görüşme tutanağına göre ölüm olayının gerçekleştiği 17/12/2014 tarihinde saat

01.30 sıralarında verdiği anlaşılmıştır. Dosya içerisinde de, belirtilen tüm

talimatların yerine getirildiğinin, ayrıntılı olarak düzenlenen olay yeri

inceleme raporları, kamera görüntüleri, krokiler ve diğer belgeler ile sabit

olduğu değerlendirilmiştir.

111. Yine bu kapsamda Cumhuriyet savcısı 19/12/2014 tarihinde

Emniyet Müdürlüğüne ölenin birinci derecede yakınlarının ve tanıkların tespiti

ile beyanlarının alınması, kamera görüntülerinin tespiti ve çözümlemelerinin

yapılması, olay yeri inceleme raporlarının ikmal edilmesi, olay yerinden ve

otopsi sırasında elde edilen materyaller, örnekler ve ölenin kıyafetleri

üzerinde kriminal incelemelerin yapılması talimatlarını yazı ile bildirmiştir.

112. Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Başkanlığında adli tıp uzmanı

olarak görev yapan doktor marifetiyle otopsi işlemi Başsavcılık gözetim ve

denetiminde gerçekleştirilmiş, ölüm sebebi belirlenmiş, cesetten elde edilen

deliller usulüne uygun olarak, mukayeseye imkân verebilecek şekilde muhafaza

altına alınmış ve tüm bu hususlar değerlendirilerek tutanak düzenlenmiştir. Bu

açıklamalar doğrultusunda Cumhuriyet Başsavcılığının delillerin toplanması

yönünden kendisinden beklenecek şekilde tüm delilleri topladığı anlaşılmıştır.

113. Başvurucunun kısıtlama kararı nedeniyle etkili katılım

sağlayamadığı iddiaları yönünden somut olaya bakıldığında yine ayrıntıları

(bkz. §§ 37-41) açıklandığı üzere başvurucu vekilinin dosyadan suret alma

girişimlerinin sonuçsuz kaldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, bu hususta

başvurulan kanun yollarından da bir netice elde edememiştir.

114. Gizlilik kararının kaldırılıp kaldırılmadığı, kaldırılmışsa

ne zaman kalktığı ve başvurucunun bundan ne zaman haberdar olduğu hususlarında

başvurucu tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi UYAP ortamında

yapılan incelemede de bu hususta herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Bununla

birlikte kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesinde başvurucu

vekilinin soruşturma dosyasına eriştiği ve itirazında soruşturma evresinde

yapılan usule ilişkin işlemlere yer verdiği gözlemlenmiştir. Başvurucu vekili

itiraz dilekçesinde; maktülü hastaneye götüren şahısların tespit edilmediğini, gizli

tanık ifadelerinin benzediğini, şüphelinin Emniyet Müdürlüğü ile Başsavcılıkta

verdiği ifadelerin çeliştiğini, olay yeri incelemesinin tam ve usulünce

yapılmadığını ileri sürmüştür. Bunun yanında gizlilik kararı ile birlikte

otopsi tutanağı da başvurucuya tebliğ edilmiştir. Bu hususların birlikte

değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun soruşturma evresinin son aşamasında

dahi ölüm olayının araştırıldığı soruşturma dosyasına ulaşabildiği ve ileri

sürebileceği olguları elde edilen dosya içeriğine dayandırabildiği

anlaşılmaktadır. Bundan başka başvurucunun hangi maddi delilin hangi nedenle

toplanmadığına ilişkin somut bir talebinin olmadığının da vurgulanması

gerekmektedir. Başvurucu, olay yeri incelemesinin gerçekleştirilmediğinden, kan

örneklerinin karşılaştırılmadığından, atış artıklarının alınmadığından ve boş

kovanların toplanmadığından bahsetmişse de dosya kapsamından başvurucunun ileri

sürdüğü tüm hususların yerine getirildiği, Ankara ve Diyarbakır Kriminal

Laboratuvarlarında incelemeler yapıldığı ve olay yeri incelemelerinin

gerçekleştirildiği dosyadaki kamera görüntüleri ile sabittir. Özetle

başvurucunun soruşturma dosyasına erişerek dosyayı inceleme olanağı bulduğu

anlaşılmıştır.

115. AİHM ve Anayasa Mahkemesi de benzer iddiaların ileri

sürüldüğü başvurularda (bkz. § 60), gizlilik kararının daha sonra kalkması

nedeniyle sonradan soruşturma evrakına erişebilen başvurucuların haklarını

etkin şekilde kullanma imkânlarının bulunmadığının söylenemeyeceğine veya

soruşturmanın ilerleyen aşamalarında kısıtlama kararının kaldırılması nedeniyle

soruşturma evrakına erişim imkânının doğması hâlinde kısıtlama kararının ölenin

yakınlarının soruşturmaya etkili katılımı yönünden herhangi bir sorun teşkil

etmeyebileceğine karar vermiştir.

116. Bu açıklamalar çerçevesinde başvurucunun soruşturmanın

ilerleyen aşamalarında soruşturma dosyasına erişebildiği, bu kapsamda

-kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapmış olduğu itirazda görülebileceği

üzere- ileri sürdüğü tüm hususlara ilişkin olarak Başsavcılık dosyasında

inceleme yapabildiği, bu nedenle de bu iddia bakımından soruşturmanın

etkililiği hususunda bir sorun bulunmadığı kabul edilmiştir.

117. Soruşturmanın makul özen

ve süratle yürütülmesi yönünden ise somut olayda Başsavcılık olaydan

haberdar edilir edilmez derhâl bir soruşturma başlatmış, olayı aydınlatabilecek

her türlü maddi delili uzman personel vasıtasıyla toplatmış ve üzerinde gerekli

adli kriminal incelemeleri yaptırmış, otopsi işleminde ölümün sebebini tespit

edebilmiş, olayla ilgili olarak başvurucunun, olay yerinde bulunan diğer

güvenlik güçlerinin, öleni hastaneye götüren şahısların ifadelerine

başvurmuştur. Başsavcılık, bundan başka terör örgütünün çağrısı üzerine

olaylara karıştığı değerlendirilen diğer kişilerin de kimliklerini tespit etmeye

çalışmıştır. Bunlara ilave olarak 17/12/2014 tarihinde başlayan ve başvurucu

açısından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile karara yapılan itirazın

verildiği 27/10/2015 tarihine kadar devam eden soruşturma süresinin de makul

olduğu değerlendirilmiştir.

118. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen

ölümler yönünden soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden bağımsız olması kriteri bakımından yapılan

değerlendirmeye gelince; her şeyden önce olaydan haberdar edilen Başsavcılık

tarafından verilen talimatlar doğrultusunda Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü

Olay Yeri İnceleme Birimi tarafından incelemeler yapılmıştır. Yapılan

incelemede ise bu birim mensubu haricinde özellikle olaya karışan ve

ifadelerine başvurulan veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilen kişilerin olay yeri incelemesine katılmadığı ve tutanaklarda

imzalarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Aynı şekilde başvurucu, yapılan

operasyona katılan bu kişilerin delillerin toplanması, muhafaza edilmesi ve incelemelerine

herhangi bir şekilde iştirak ettiklerine veya uzman kişilerin iş ve işlemlerini

yönlendirdiklerine ya da müdahale ettiklerine dair bir iddiada bulunmadığı gibi

bu hususta bir veri veya kanaate de ulaşılamamıştır. Bir başka ifadeyle aynı Emniyet

Müdürlüğünün farklı birimlerinde çalışanlarının delillerin toplanması, muhafaza

edilmesi veya incelenmesi aşamalarına katılmış olmalarının sırf bu nedenle

soruşturma makamlarının bağımsızlığına etki etmeyeceği kabul edilmiştir.

119. Bu değerlendirmeler sonrasında Anayasa Mahkemesinin

doğrudan, ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde

delillerin değerlendirmesini kendisinin yapmasının söz konusu olamayacağı

belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların

maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi

değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır

Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu

konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili

adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin

ikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, § 58).

120. Soruşturma kapsamında toplanan deliller, Anayasa

Mahkemesinin yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine ilişkin tespiti

ve Cumhuriyet Başsavcılığının vardığı sonuçtan ayrılmayı gerektirecek kesin,

ikna edici nitelikte bulguların bulunmayışı dikkate alındığında kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı,

nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmadığı söylenemez.

121. Bu açıklamaların bir bütün olarak değerlendirilmesi

sonucunda soruşturmanın etkililiği bakımından yerine getirilmesi gereken

şartların tamamının karşılanması nedeniyle soruşturmanın etkili yürütülmediği

de söylenemeyecektir.

122. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun da

ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiği iddiasının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Yaşam hakkının maddi boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucu : Murat ÇAKMAK Vekili : Av. Muhterem SÜREN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19011, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İlk İşlemler ve Maddi
  7. Dış Muayene
  8. İç Muayene
  9. Göğüs
  10. Sonuç
  11. B. Olayla İlgili Olarak Alınan İfadeler
  12. C. Soruşturma Dosyasından
  13. D. Başsavcılıkça Yapılan
  14. Değerlendirme
  15. IV. İlgili Hukuk
  16. A. Ulusal Hukuk
  17. B. Uluslararası Hukuk
  18. V. İnceleme Ve Gerekçe
  19. A. Başvurucunun İddiaları
  20. B. Değerlendirme
  21. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19011
Tarih
16 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Halise Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1170)
  • Aynur Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3042)
  • Abdülkadir Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1894)
  • Mehmet Pekdemir Başvurusu (B. No: 2017/21348)
  • Ümmühani Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/5104)
  • Onurhan Çakmak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6776)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.