İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkent Doğalgaz Dağıtım Gyo A.ş. Başvurusu (B. No: 2019/28520)

1. Başvuru, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada gerekçesiz

Başvuru No2019/28520Tarih31 Aralık 2020Okuma15 dk · 2.926 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Başkent Doğalgaz Dağıtım Gyo A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
31 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2019/28520
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.926 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada gerekçesiz

karar verilmesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin talebin dikkate

alınmaması, davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve yargılamanın

uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 20/8/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ)

tarafından, doğal gaz borcu zamanında ödenmediğinden bahisle 87.852.354,44 TL borcun

tahsili amacıyla 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun uyarınca başvurucu Şirket adına 1/9/2008 tarihli ödeme

emri düzenlenmiştir.

9. Başvurucu, söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle

19/9/2008 tarihinde Ankara 8. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

10. Mahkemenin 2/12/2008 tarihli kararıyla davanın süre

aşımı nedeniyle reddine hükmedilmiş, bu karar Danıştay Onüçüncü Dairesinin

(Daire) 9/11/2009 tarihli ilamı ile bozulmuştur.

11. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, 21/1/2013 tarihinde

davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle; BOTAŞ tarafından

başvurucuya Nisan-Mayıs-Haziran 2008 dönemine ait gaz bedeli olarak toplam

80.001.500,63 TL asıl alacak ve bu asıl alacağa 6183 sayılı Kanun gereği

işletilen 7.850.583,81 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 87.852.354,44 TL

tutarında ödeme emri gönderildiği belirtilmiştir. Başvurucu ile BOTAŞ arasında

doğal gaz alım satımına ilişkin imzalanan sözleşme gereği borcun vade tarihinin

her takvim ayının 15. günü olduğu bilgisine yer verilmiştir. Ödenmeyen

faturaların son ödeme tarihlerinin 2008 yılının mart, nisan, mayıs, haziran

aylarının 15. günleri olduğu, başvurucu tarafından bu dönemlere ilişkin olarak

5/5/2008 ile 3/7/2008 tarihleri arasında toplam 66.559.750 TL ödemede

bulunulduğu, bu ödemelerin en eski fatura borcundan mahsup edilerek yapıldığı,

3/7/2008 ile 14/8/2008 tarihleri arasında ise toplam 39.465.344,75 TL ödemede

bulunulduğu tespitine yer verilerek, Nisan 2008 dönemine ait faturadan bakiye

15.274.705,57 TL dahil Nisan-Mayıs-Haziran 2008 dönemine ait toplam

87.852.354,44 TL borcun süresinde ödenmemesi üzerine 1/9/2008 tarihli ödeme

emrinin düzenlendiği vurgulanmıştır. Vadesinde ödenmeyen amme alacağına yönelik

ödeme emri düzenleneceğinin mevzuatta açık olduğu ve başvurucunun doğal gaz

bedelinden kalan bakiye borcunu vadesinde ödemediği sabit olduğundan söz konusu

alacağın tahsiline yönelik olarak düzenlenen ödeme emrinde hukuka ve mevzuata

aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

12. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Dairenin

31/10/2018 tarihli kararı ile onanmış; kararın düzeltilmesi istemi de yine

Dairenin 25/6/2019 tarihli kararı ile reddedilerek karar kesinleşmiştir.

13. Nihai karar 23/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 20/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası

Kanunu'nun "Diğer hükümler" kenar başlıklı 12. maddesinin (g)

bendi şöyledir:

"BOTAŞ'ın doğal gazla ilgili alacakları

hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri

uygulanır."

15. 6183 sayılı Kanun'un "Ödeme zamanı ve önce

ödeme" kenar başlıklı 37. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Amme alacakları hususi

kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı

tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre

yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü

amme alacağının vadesi günüdür.

..."

16. 6183 sayılı Kanun'un "Ödeme emri" kenar

başlıklı 55. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Amme alacağını vadesinde

ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde

bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur.

..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. İlgili

Sözleşme

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme ile

korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği sürece ulusal mahkemelerce yapılan

hukuki ya da maddi hataları ele almanın yerleşik içtihadı uyarınca kendi görevi

olmadığını belirtmektedir (García Ruiz/İspanya [BD], B.No: 30544/96,

21/1/1999, § 28; Perez/Fransa [BD], B. No: 47287/99, 12/2/2004, § 82).

Bu içtihada göre Sözleşme'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını güvenceye

almakla birlikte delillerin kabul edilebilirliğine ya da delillerin nasıl

değerlendirileceğine ilişkin herhangi bir kural koymaz; bu hususlar öncelikli

olarak ulusal hukukun ve mahkemelerin düzenleme alanına girer. Normal şartlarda

ulusal mahkemelerin belirli delil unsurlarına ya da önlerindeki uyuşmazlıktaki

tespit ya da değerlendirmelere tanıyacakları ağırlık gibi meseleler AİHM'in

yeniden inceleme alanına girmez. AİHM bir dördüncü derece yargı yeri gibi

davranmamalıdır, dolayısıyla keyfî olduğu ya da makul olmadığı açıkça

görülebilecek tespitlerde bulunmadıkları takdirde ulusal mahkemelerin

kararlarını 6. maddenin birinci fıkrası kapsamında sorgulamaz (Bochan/Ukrayna

(No. 2) [BD], B. No: 22251/08, 5/2/1015, § 61).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 31/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu Şirket; BOTAŞ tarafından kendilerine

148.141.638,75 TL ödeme yapıldığı beyanında bulunulmasına karşın, yapılan

toplam ödemelerin 606.282.505,72 TL olduğu ve mahkeme kararında bu hususa

yönelik bir değerlendirme yapılmadığını, vade ve gecikme zammına ilişkin

itirazlarına yönelik de hiçbir açıklamada bulunulmadığını, temyiz ve karar

düzeltme isteminin reddine ilişkin kararların herhangi bir gerekçe içermediğini

belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça

gerekçeli karar hakkından söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36.

maddesine "...adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin

gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı

güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B.

No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

22. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

23. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli görülmektedir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,

18/6/2014, §§ 31, 34).

24. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde cevap

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara cevap vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

25. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

26. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul ya da esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 39).

27. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan

mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya

da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).

28. Somut olayda mahkeme, ödeme emrinin iptali istemiyle

açılan davayı incelemiş ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirme yaparak

sonuca ulaşmıştır. Bu bağlamda yapılan açık yargılama sonunda tarafların

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 11)

görülmektedir. Ayrıca temyiz ve karar düzeltme aşamalarında değerlendirme

konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu belirtilmiştir. Bu hâle göre

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

30. Başvurucu Şirket; uzmanlık ve hesaplama gerektiren

bir uyuşmazlıkta taleplerine karşın bilirkişi raporu alınmadığını, davalı

idarenin sunduğu belgelere göre karar verildiğini, maddi gerçeğin ortaya

çıkarılmasının engellendiğini belirterek silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

32. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia,

savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil

yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer

verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı

tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,

20/9/2017, § 37).

33. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi

de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların

eşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu

itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil

olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir

yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir (Mehmet Fidan, §

38).

34. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının

usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan

birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve

savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip

olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §

32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının

temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel

Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

35. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak

inceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

36. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara delillerini

sunma, inceletme noktasında uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin

katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik

veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın bütünü kapsamında

değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarında

silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının

korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B. No:

2013/7727, 4/2/2016, §§ 50-52).

37. Somut olayda görülen davanın tarafları arasındaki

ihtilaf, başvurucu Şirketin BOTAŞ'a olan doğal gaz borcunun ne kadarlık kısmını

ödediği ve düzenlenen ödeme emrinin borcun ödenmeyen kısmıyla uyumlu olup

olmadığı noktasındadır.

38. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir

davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar

vermek değildir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,

18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü

ve esasa etkisi olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip

incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin

diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme

görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz, B. No: 2014/16232, 25/1/2018, §

29).

39. Somut başvuruda Mahkemece uzman bilirkişi incelemesi

yaptırılmasına gerek görülmeyerek, sunulan belgeler kapsamında mevcut borç

durumu ile yapılan ödemeler belirlenerek kalan ödeme miktarı hesaplanmış ve

uyuşmazlık hakkında hüküm kurulmuştur.

40. Delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen

delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derece

mahkemelerine ait olduğu, derece mahkemelerinin dava konusuna, elde edilen

delilerin ağırlığına ve iddia ile savunmalara göre tanık beyanı, keşif icrası

ve bilirkişi incelemesi gibi delilleri toplamama veya incelememe konusunda takdir

yetkisine sahip olduğu dikkate alındığında bilirkişi incelemesi

yaptırılmamasına ilişkin ileri sürülen husus yönünden silahların eşitliği

ilkesine yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu sonucuna varılmaktadır.

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No:

2012/1334, 17/9/2013, § 24).

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

43. Başvurucu Şirket, bireysel başvuru konusu

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50-52).

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

47. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 10 yıl 9 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

D. Diğer İhlal

İddiaları Yönünden

1. Başvurucunun

İddiaları

49. Başvurucu Şirket; Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü

tarafından tanzim edilen 20/5/2008 tarihli haciz bildirimi ile zaten BOTAŞ'ın

alacaklarına haciz işlendiğini, BOTAŞ tarafından ilgili Vergi Dairesince

konulan haczin bitiminin beklenmesi ve ardından varsa bakiye alacağın

ödenmesinin talep edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca taraflarından

mevcut borcun ödendiği bildirilmesine karşın BOTAŞ tarafından ödeme

yapılmadığının iddia edildiğini, bu hâliyle talep edilen bedelin taraflarınca

hesaplanabilir nitelikte olmadığını, likit bir alacağın varlığından söz

edilemeyeceğini, Mahkemece eksik inceleme ve mevzuatın yanlış yorumlanması

suretiyle verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiaları delillerin takdiri, somut olayın ve mevzuatın

değerlendirilmesine ilişkin bulunduğundan şikâyetin yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

51. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

52. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı

incelenerek ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 11) gerekçe ile hüküm

kurulmuştur.

53. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da

bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

56. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

57. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

58. Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmadığından

tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 364,60 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 8. İdare

Mahkemesine (E.2011/714, K.2013/50) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 31/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y. : Engin YILDIRIM Üyeler : Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Başkent Doğalgaz Dağıtım GYO A.Ş. Vekili : Av. Nuray YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/28520, 31 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Gerekçeli
  16. B. Silahların
  17. C. Makul Sürede
  18. D. Diğer İhlal
  19. E. 6216 Sayılı
  20. A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  21. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul
  22. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/28520
Tarih
31 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Yeşildağ Başvurusu (B. No: 2018/25549)
  • Aksu Enerji Üretim A.ş. Başvurusu (B. No: 2019/16201)
  • Halef Aydoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/23417)
  • Hüsna Timur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/11349)
  • Ahmet Melik Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/31471)
  • Şükrü Sürmeli Başvurusu (B. No: 2018/14970)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.