İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Basra Öner ve Mehmet Şirin Öner Başvurusu (B. No: 2017/27463)

1. Başvuru, devletin negatif (öldürmeme) yükümlülüğünün

Başvuru No2017/27463Tarih30 Haziran 2021Okuma36 dk · 7.159 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Basra Öner Ve Mehmet Şirin Öner Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2017/27463
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.159 kelime·36 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, devletin negatif (öldürmeme) yükümlülüğünün

ve şüpheli ölüm olayına dair başlatılan soruşturmanın etkisizliği nedeniyle

yaşam hakkının maddi ve usul boyutları ile kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca kabul edilebilirlik konusunda oybirliği

sağlanamadığından kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular 10/2/2013 tarihinde ölen 1994 doğumlu

Ş.Ö.nün anne ve babasıdır.

A. Ş.Ö.nün

Ölümü

9. 10/2/2013 tarihinde saat 21.10 sıralarında

Diyarbakır'ın Şehitlik Mahallesi'nde 25-30 kişilik bir grubun çöp

konteynırlarını yere devirerek yolu trafiğe kapattığının bildirilmesi üzerine

Diyarbakır Valiliği İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı güvenlik güçleri yaptıkları

ihtarlara rağmen dağılmayan, molotofkokteyli ve taş atan gruba müdahale

etmiştir.

10. Bu müdahale sırasında İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı

75... plakalı zırhlı aracın 26. Sokak'a girmesinin ardından 45... plakalı başka

bir polis aracı da aynı yere gelmiş ve bu sırada Ş.Ö.nün yerde yaralı olarak

yattığı görülmüştür. Aşağıda ayrıca incelemesi yapılacak olan soruşturma

dosyasında yer alan bilgiler ve tanık ifadelerine göre, olay yerindeki

gösterilerin yoğunluğu ve göstericiler ile güvenlik güçleri arasındaki

çatışmanın koşulları gözönünde bulundurularak Ş.Ö. olay yerinden hemen güvenlik

güçleri tarafından alınarak polis merkezine götürülmüştür. Polis merkezinde

Ş.Ö.nün sağlık durumunun kötüye gitmesi üzerine 112 Acil Servis hizmet aranarak

Ş.Ö. hastaneye kaldırılmış fakat kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir. Dosya

içinde Ş.Ö.nün tam olarak ne zaman polis merkezine götürüldüğüne, durumunun ne

zaman kötüleştiğine, hastaneye nasıl intikal ettirildiğine dair net kayıtların

bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Tarafından Yapılan İşlemler

11. Söz konusu ölümün Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı

(TMK 10. madde ile görevli) nöbetçi Cumhuriyet savcısına ilk aşamada ''güvenlik

güçlerine yapılan saldırıdapatlayıcı maddenin patlaması'' şeklinde haber

verilmesi üzerine Başsavcılık tarafından soruşturma başlatılmış, ilk olarak

olay mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından aynı tarihte incelenmiş ve bu

hususta tutanak düzenlenmiştir. Bu incelemenin yapıldığı sırada olay yeri

inceleme uzmanı personel de hazır edilmiştir. Cumhuriyet savcısı, olay yerinin

ayrıntılı olarak incelenmesi, krokilerinin çizilmesi, fotoğrafların çekilmesi

ve raporların düzenlenmesi talimatını vermiştir. Tutanağın giriş kısmında ''grup

içerisinden bir kişinin elindeki el yapımı patlayıcıyı atmak isterken

muhtemelen patlayıcı maddenin patlaması sonucu yaralandığı, güvenlik güçlerinin

yaralı şahsı olay yerinden aldıkları, sonrasında hastaneye kaldırıldığı,

hastanede öldüğünün bildirildiği'' şeklinde açıklama bulunmaktadır.

12. Aynı gün saat 22.00 sıralarında ölü muayenesi ve

otopsi işlemi yapılmıştır. Tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

''10. 02.2013 günü Diyarbakır ili

Şehitlik mahallesinde güvenlik güçlerine yönelik yapılan saldırı[da] patlayıcı

maddesinin patlaması sonucu açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahıs

hayatını kaybederek Diyarbakır Devlet hastanesine otopsi işlemleri için

gönderildiğinin 10.03.2013 günü saat 21:00 sıralarında bildirilmesi üzerine

...ile birlikte Devlet hastanesi morguna saat 22.00 sıralarında gelindi.

Şahsın yakını olmadığından kimlik

tespiti yapılmadı.

Bilirkişi Dr. [E.Y.] ....Halen Diyarbakır Adli Tıp

Kurumu Grup Başkanlığında Adli Tıp Uzmanı olarak görev yapar...

...

DIŞ MUAYENE

172 cm boyunda, 60-65 kg

ağırlığında, 20-25 yaşlarında, siyah saçlı kahverengi gözlü, günlük sakla bıyık

traşlı, sünnetli erkek cesedinde ölü katılığının devam etmekte olduğu, ölü

lekelerinin vücut sırtta bası görmeyen alanlarda hafif şiddetle oluşmuş olduğu

görüldü.

Sağ yüz ve yanak tamamını içine alan sağ

kulağı ileri derecede deforme edilmiş halde parçalanmış, sürtünme tarzı yaygın

ekimoz olup yanak üzerinde yer yer siyah renkte daha koyu olarak izlenebilen

alanlar dikkat çekti.

Sağ omuz ve sağ kol arka yüz tamamında

18x17 cm’lik bir alanda saü dirsek bölgesinde 8x6 cmlik sağ bel bölgesinde 4x5

cm’lik, sağ diz üzerinde yer yer 2x3, 3x1,5, 2,5[x]1,53x2 cm’lik, sol diz

üzerinde 6x3, 5x2,5, 7x3,5, 3x4,5, 5x4,5 cm ebatlarında sıyrıklı ekimozlar

olduğu görüldü.

…

Cesette harici muayane tarif edilenler

dışında başkaca darp, cebir izi, ateşli silah yarası, kesici delici alet

yarası, boyunda boğma-boğulma, ya da asıya ait telem izi tespit edilemedi.

BAŞ AÇILDI

Saçlı deri kaldırıldı. Saçlı

deri altında sağda 4x5 cm’lik ekimoz görüldü. Sağ temporal adale grubu kanamalı

olup sol temporal adale grubu sağlam izlendi

BOYUN-GÖĞÜS AÇILDI

…Sol 1,2,3 ve 4

kaburga kemiklerinin mitskapüler hattan ekimozlu kanamalı kırık olduğu görüldü.

Sağ göğüs boşluğundan 1200, sol göğüz boşluğundan 600 cc serbest kan

boşaltıldı. Sağ akciğerin lateral sınırlarında yoğun olmak üzere çok parçalı

laserasyon mevcudiyeti görüldü., sol akciğer hilus bölgesinde ebatları 3, 4 ve

2,5 cm olan lesarosyanlar ile 5x3,5 cm’lik bir alanda derin parankimal doku

hasarı izlendi. Perikard boşluğı içinde fizyolojik miktarda sıvı izlendi.

…Boyun organlarının tetkikinde hyoid kemik, trioid kıkırdak ve boyun omurları

sağlam bulundu…

BATIN AÇILDI:…

Sonuç: 10/2/2013 günü Diyarbakır ili

şehitlik mahallesinde gösterici grup içerisinde güvenlik güçlerine yönelik

taşlı, molotoflu saldırı grubu içerisinde bulunduğu, güvenlik güçlerine yönelik

patlayıcı madde atması sırasında patlayıcı maddenin patlaması ve yere düşmesi

sonucu yaralı olarak devlet hastanesine getirildiği ve sonrasında öldüğü

bildirilen ve Ş.Ö.ye ait olduğu anlaşılan cesede 10/2/2013 tarihinde Diyarbakır

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Dağkapı Hastanesi) yapılan ölü muayenesi ve

otopsisinden elde edilip yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgulara göre,

Bilirkişi tatbiken kesin ölüm sebebi ve

patlamanın cesede olan uzaklığına ilişkin tespiti soruldu.

Beyanında,

Kişinin ölümünün cesetten otopsi

esnasında alınan kan, idrar ve iç organ örnekleri üzerinde yapılanacak

toksikolojik ve histopatolojik neticeler tamamlanıp olay yeri inceleme

bulguları ile krirninal inceleme sonuçlarını da içerir adli tahkikat dosyasının

bir bütün olarak değerlendirilmesi sonrası belirlenebileceği kanaatindeyim

dedi.

Bu sırada ölen kişilerin yakınlarının

hastaneye geldikleri bildirildi....

Kimlik tanığı [Y.Ö.]: bana gösterdiğiniz kişi benim

kardeşim [A.Ö.nün] oğlu olan [M.Ş.nin] oğlu [Ş.Ö.dür]...Benim

olayın nasıl olduğunda ilişkin bilgim yoktur, dedi.

Gereği Düşünüldü:

1.

Cesedin kesin ölüm

nedeninin alınan kan ve idrar örnekleri ile iç organ örnekleri üzerinde

yapılacak incelemelerden sonra belirlenebileceği belirtildiğinden bu aşamada

başkaca bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, cesedin bu şekilde defin

ruhsatını tanzim ile cesedin sahiplerine teslimine...

''

13. Cumhuriyet savcısı, olay saatinde bulunan polis

memurlarının da katılımı ile bir kez daha olay yerini 11/2/2013 günü saat 11.30

sıralarında incelemiş ve bu hususta tutanak düzenlemiştir.

14. Başsavcılık 14/2/2013 tarihinde olayın gelişimine

dair bilgileri olduğunu değerlendirdiği iki tanığın ifadesine başvurmuştur. Bu

kişilerden Y.D.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''...[P]olisler göstericilere

müdahale edince benim gördüğüm kadarıyla 7 - 8 kişilik grup sokaktan aşağıya

doğru kaçmaya başladılar. bir kısmının yüzleri puşi ile kapalı idi. [B]u

kişiler 26. sokağın Şehit Caddesine yakın kısmında güvenlik güçlerine doğru

havai fişek attılar, sonra havai fişekleri bitti, sonra aşağıya doğru kaçtılar.

[O]ndan sonra bu kişilerden herhangi bir şekilde patlayıcı madde veya

molotofkokteyli atan olmadı. [B]u kişiler benim dükkanın önünden

geçtikten hemen sonra 26. Sokağa Şehitlik Caddesinin Tedaş tarafından çok hızlı

bir şekilde Akrep diye bildiğimiz bir araç girdi, sokakta hızlı bir şekilde 10

- 15 metre kadar ancak ilerlemişti ki bir [ç]ocuk sokaktan aşağıya doğru

kaçıyordu, arkasından araç hızlı bir şekilde geliyordu. kendisine 4 - 5 metre

kadar yaklaşınca kaçan çocuk arkasına döndü ellerini havaya kaldırdı geri geri

4 - 5 metre kadar gitti [,] sağa sola kaçmadı. [G]elen akrep bu

gence ön tarafından yani göğsünden çarptı. [B]u genç yere düştü,

akrep'in altında kaldı, yaklaşık 10 - 15 metre kadar akrep'in altında

sürüklendi. benim gördüğüm kadarıyla akrep'in sol arka tarafından çıktı. Orda

yerde yatar bir şekilde kaldı, yüzünde kanlar vardı, herhangi bir şekilde ayağı

kalkmaya çalıştığını görmedim. [B]u kişiye çarpan araç durmadı, sokağın

aşağısına doğru aynı hızıyla devam etti. [B]u aracın hemen arkasından

başka bir polis zırhlı aracı sokağa girdi, bu araçta çok hızlı idi. aralarında

ne kadarlık zaman farkı olduğunu bilmiyorum ancak 30 - 40 metre civarında

mesafe bulunuyordu. [İ]kinci gelen araç yerde yatan kişiye çarpmadan

başında durdu. [H]emen içerisinden iki polis indi ellerinde silahta

vardı. [Y]erde yatan kişinin başında biraz beklediler[.] [B]u

sırada apartmanlarda bulunan kişiler ambulans çağırmaları için bağırıyorlardı[.]

[P]olislerde onlara karşı hakaret içerir bir şekilde karşılık verdiler[.]

[D]aha sonra polisler yerde yatan şahsı zırhlı polis aracına yükleyip

götürdüler[.] [H]angi polislerin hangi zırhlı araca yaralıyı

bindirdiklerini bilmiyorum. olay yeri kalabalıklaştı [.] [B]u

olaylar olurken yaralı kişiye çarpan diğer polis aracının olduğu yerden de yani

26. sokağın aşağı taraflarında sağ tarafındaki sokaktan silah sesleri geldi[.]

[Y]aklaşık 7 - 8 el ateş edildi [.] [D]aha sonra yaralı

kişiyi zırhlı araca yükleyen polisler Şehitlik Caddesinin Şehitlik Polis

karakolu istikametine doğru tatlıcı dükkanı bulunuyordu[.] [B]u

dükkanın önünde zırhlı aracı durdular[.] [A]racın önünü bir polis

sildi[.] [A]ncak önü silinen zırhlı araç hangisiydi bilmiyorum [.]

[Y]aralı şahsa çarpan zırhlı araç olabilir.

Tanığa lüzumuna binaen soruldu; benim

gördüğümde yaralı şahsın elinde herhangi bir patlayıcı madde yoktu. kendisine

çarpan araca da herhangi bir şey atmaya çalışmıyordu. her iki elini de havaya

doğru kaldırmıştı. ayrıca yüzü de açıktı, herhangi bir bez ile kapalı değildi.

boynunda bez olup olmadığını hatırlamıyorum. ancak üzerinde mont vardı. zırhlı

araç çarpıp altına aldıktan sonra ve çıktıktan sonra bir ayakkabısı ayağından

çıktı. Ayrıca aracın çocuğa çarptığı sırada bu çocukla benim aramdaki mesafe en

fazla 3 metre kadar idi, dolayısıyla ben olayı bu şekilde aynen gördüm. ''

15. 14/2/2013 tarihinde ifadesine başvurulan diğer tanık

L.Ç. de Y.D.nin ifadesine benzer şekilde ifade vermiştir.

16. Başsavcılık, olay günü ve saatlerindeki telsiz

kayıtları ile 112 Acil Servis görüşmelerinin getirtilmesi için 15/2/2013

tarihinde ilgili idarelere müzekkere yazmıştır.

17. Başsavcılık, dosya içinde bulunan belgeleri 15/2/2013

tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığına (ATK) göndererek Ş.Ö.nün patlayıcı

maddenin infilak etmesi sonucu mu yoksa herhangi bir cisim veya zırhlı polis

aracının çarpması sonucu mu öldüğü hususunda görüş bildirilmesini talep

etmiştir. ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12/6/2013 tarihli on dört sayfalık

raporunun sonuç kısmında Ş.Ö.nün ölümünün "patlamayla husulü mümkün

genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot kırığı ile birlikte yaygın akciğer

hasarına bağlı iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu" belirtilmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı, 45... plakalı zırhlı araçta

bulunan ve güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgileri gizlenen üç polis memurunun

ifadesine 26/2/2013 tarihinde tanık olarak başvurmuştur. Benzer ifadelerden

birinin ilgili kısmı şöyledir:

''...[B]unun üzerine gruba

araç megafonları ile dağılmaların yönünde ihtarda bulunduk. [G]rup hem

bizim araca hem de diğer shortland 75'e taşlı, molotofkokteyli kokteylli, havai

fisekli, el yapımı bombalı saldırıya geçtiler bunun üzerine shörtland 75 önden

biz arkadan grubu dağıtmak için müdahale ettik, grubun neredeyse tamamı 26.

sokağa kaçtılar, shortland 75 bizim önümüzden 26. sokağa girdi[,] biz de

arkasından aynı sokağa girdik, bizim hızımiz 20-25 km idi, ancak shortland

75'in hızını bilemiyorum. [B]iz sokağa girdikten hemen sonra aracın sağ

önünde oturan arkadaş aracın ön tarafında ileride bir kişinin yerde yattığını

söyledi. [B]unun üzerine bizim araç durdu, bu sırada shortland 75

hareket halindeydi aramızdaki mesafe 15 metre kadar idi. O da yolda durdu, bu

sırada her iki araca yönelik te saldırılar devam ediyordu, sokak karanlıktı,

sadece bizim araçların ışıkları vardı. [A]ynı zamanda yoğun bir sis ve

durnan tabakası vardı. [T]elsizle yerde bir kişinin yattığını merkeze

bildirdik, ancak güvenlik için araçtan inmedik. [B]irkaç dakika

bekledik. [Y]erde yatan kişi hareketsiz duruyordu. [B]unun

üzerine araçtan indik yanına gittik, herhangi bir silah veya patlayıcı olup

olmadığını kontrol etmek istedik, bu sırada bu kişi yerden kalkmaya çalıştı,

hatta bize bırakın beni kalkıp gideceğim şeklinde konuştu. bu sırada biz

ambulansta istemiştik. birkaç dakika geçmesine rağmen ambulans gelmemişti.

Kaçan grup tekrar geriye dönmüştü, bize ve shortlan 75'e yönelik saldırılar

devam ediyordu. [O]lay yeri güvenliği olmadığı ve ambulansın olay yerine

gelmesinin tehlikeli olabileceğinidüşünüp telsizle yaralı şahsı aracımıza alıp

polis merkezine geçeceğimizi bildirdik. [Y]aralı şahsın kollarına

girerek aracın arka kısmına bindirdik. daha sonra polis merkezine hareket

ettik. [H]aber merkezine de ambulansın polis merkezine gelmesini

söyledik. [B]irkaç dakika içerisinde polis merkezine geldik. [Y]aralı

şahsın durumu çok ağır görünmüyordu. [B]ize kendisini bırakmamızı

söylüyordu. [H]atırladığım kadarıyla elinde kırmızı siyah renkli inşaat

eldiveni vardı. Eldivenler ıslaktı ve yakıt kokuyordu. [B]oğazında siyah

renkli bir bez vardı. [C]eplerine baktığımızda bir el feneri, bantla

birbirine bağlanmış şekilde patlayıcı fitili ve bataryası ayrı olarak cep

telefonu çıktı. Bizden birkaç dakika sonra ambulans polis merkezine geldi[,]

sedye ile ambulansa bindirdiler. [B]en de ambulansın arka kısmına

bindim. [A]mbulansta da yine durumu kötü görünmüyordu hatta hemşire

üniversite hastanesine plastik cerrahiye gidilmesi gerektiğini söyledi, [A]nladığım

kadarıyla ilk önce üniversite hastanesine gitmek için karar verilmişt. Sur

dışında ambulansla yolda devam ederken yaralı şahsın durumu birden ağırlaştı,

gözleri kaymaya başladı, görevli hemşire söföre hastanın ağırlastığırıı eks

olmak üzere olduğunu ve en yakın hastaneye gidilmesini söyledi. [B]unun

üzerine ambulans eğitim araştırma hastanesine geldi. [B]uraya geldikten

sonra da 20 dakika kadar yaralı şahşa kalp masajı uygulandı ancak

kurtarılamadı. [B]enim ilk gördüğümde yaralı şahıs yerde yatıyordu. [H]erhangi

bir aracın veya shortland 75 kodlu aracın çarptığını görmedim. [A]yrıca

yaralı şahıs kendinde iken olayla ilgili de herhangi bir şey söylemedi. hatta

üzerinde kimlik yoktu, ben kim olduğunu öğrenmeye çalıştım, ancak sadece beni

bırakın gitmek istiyorum şeklinde sözler söyledi. dedi.

Lüzumuna binaen soruldu; Yaralı şahsın

yanına gittiğimizde olay yerinin biraz uzağındaki apartmanlarda bulunan kişiler bize yönelik niye

kaldırmıyorsunuz halen şeklinde sözler söylüyorlardı. ancak biz herhangi bir

karşılık vermedik. ayrıca herhangi bir şekilde 'a ... koyduğumun çocuğu daha

ölmedin mi diye bir şey söylemedik ayrıca 26. sokak içeresinde sokak lambaları

yanmıyordu. [H]atırladığım kadarıyla bizim araçların ışıkları yanıyordu

ye yoğun bir duman tabakası vardı. [Y]aralı şahsın yanına ilk

gittiğimizde her iki ayakkabısı da ayağındaydı. Olay yerinde iken silah sesi

duydum, kaç el olduğunu hatırlamıyorum ancak ne tür bir silah olduğunu

bilmiyorum. [B]izim shortland 45 ekibinde bulunanlardan ateş eden

olmadı. hatırladığım kadarıyla biz yaralı şahsın yarıında iken etrafta bulunan

dükkanlarda herhangi bir kimse yoktu, ışıkları da yanmıyordu, kepenkleri de

kapalı idi.''

19. Başsavcılık Elektronik Muhabere Şube Müdürlüğünde olay

tarihi ve saatinde görevli bulunan telsiz operatörü polis memurunu da tanık

olarak 15/2/2013 tarihinde dinlemiştir. Bu şahıs ifadesinde, olay saatinde

75... plakalı aracın olayın olduğu 26. Sokak'a girdiğinin ve bir şahsın bir

şeyin altında kaldığının anons edildiğini, karşılığında anonsun tekrar

edilmesini istediğini, anonsun tekrarının gelmediğini, bu sırada 45... plakalı

araçtan önlerinde bir şahsın yerde yattığını anons edildiğini, bu anons üzerine

olayın niteliğini anlamak için kendi aralarında kullanılan kodları

kullandığını, yaralanmalı kazaları ifade etmek için kullanılan 94 koduna "olumsuz"

denmesi üzerine 60 kod ile tanımlanan molotofkokteyli atılması olabileceğinin

bildirildiğini, 112'yi arayarak Acil Servisi yönlendirdiğini beyan etmiştir.

20. Başsavcılık tanıkların ifadesinde geçen 75... plakalı

araçta bulunan polis memurlarının ifadelerine 25/2/2013 tarihinde tanık

olarak başvurmuştur. Güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgileri gizli tutulan

tanıklardan ekip şefi ve telsizci olan polis memurunun ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''... [E]ylemci grupla

aramızda 100 metrelik mesafe bulunuyordu. [B]iz tepe lambamızı açtık

siren çaldık, megafonlar eylemcilere ihtarda bulunduk, dağılmalarını istedik.

Eylemci grup bize yoğun bir sekilde taşlı, molotofkokteylilu, havafişekli ve

basınçlı parça tesirli el yapımı bombalarla saldırıyorlardı. grup ihtarlarımıza

rağmen dağılmayınca biz de araçlarla üzerlerine doğru hareket ettik. [B]unun

üzerine eylemci grubun çoğunluğu 26. sokağa girdiler, halen bize yönelik

saldırıları aynı sekilde devam ediyordu. [B]iz 26. sokağın basına

geldik. Şahıslar bizim aracımıza doğru 15-20 metre mesafeden yine aynı sekilde

saldırıya' devam iyorlardı. bunun üzerine ben sokağa girmesini söyledim, sokağa

girdik, ancak sokaktan havaifişek, molotofkokteyli ve patlayıcı maddelerden

dolayı yoğun sisle dumanla kaplıydı. [A]aracın hızı tahminen 20 km hızla

ilerledik. bu srada eylemci grubun attığı molotofkokteylilardan birisi aracın

ön kaputu üzerine düştü ve ön kaput üzerinde araç alev aldı. aynı zamanda yine

ön kaput üzerine el yapımı patlayıcı maddelerde atılıyordu, aracın ön tarafı

yanmaya baslayınca ben sö[öre aracı busokaktan çıkarmasını söyledim. zira

arkamızdan da Shorrtland 45 geliyordu, geriye doğru çıkmak mümkün değildi. bu nedenle

ileriye doğru devam ettik. 20 - l25 metre kadar ilerleyince sol tarafta bir

araç park etmişti. sağ tarafta da bakkal veya manavın sebze tezgahı

bulunuyordu. bu tezgahın hemen yamnda yesil renkli branda vardı. biz araçla

asağıya doğru devam ederken, ben oturduğum yerin sağ tarafındaki camdan sahsın

birisinin yesil renkli brandaya yaklaşık 2 - 3 metre kadar bizim araca 1 - 1,5

metre mesafede dizleri kendine doğru çekilmis vaziyette yerde yatan bir sahıs

gördüm. yüzünde bir sey vardı ya bezle kapalıydı ya da yüzünde yaralanma

nedeniyle bana öyle gelmişti. ben bu kisiyi gorunce telsizle haber merkezini

bilgilendirdim. ancak haber merkezine ne sekilde bilgi verdiğimi şu anda

hatırlamıyorum. ancak olay yerine ambulans istedik. olay sırasında sokakta bol

miktarda duman ve sis vardı. ayrıca sokak lambaları yanmıyordu. aydınlatma

oldukça yetersizdi. ayrıca bindiğimiz aracın ön tarafında kaput üzerinde el

yapımı patlayıcı maddeler patlıyordu ve molotofkokteylitan alev almıstı. ayrıca

bizim aracın tepesinde hem ve hem arkada iki adet projektör bulunuyordu.

projektörler yandığı için sokakta bol miktarda duman ve sis olduğu için görüş

açısı son derece kısıtlıydı. 2 - 3 metre mesafeye kadar düşmüştü. ben önümüzde

herhangi bir kişinin olduğunu kesinlikle görmedim. ayrıca herhangi bir kimseye

bizim aracın çarptığını da kesinlikle görmedim, zira araca yönelik

molotofkokteyli ve patlayıcı maddeler atıldığında refleks olarak sağa sola

kendimizi korumak amacıyla yatıyorduk. bu nedenle kesinlikle yolda önümüzde bir

kimse olduğunu görmedim. herhangi bir kimseye de çarptıgımızı kesinlikle

görmedim...''

21. İfadesine başvurulan diğer polis memurları da benzer

şekilde ifade vermiştir.

22. ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 15/1/2014

tarihli ikinci raporun sonuç kısmı şöyledir:

''...[K]urulumuzun ..nolu mütalasında

kişinin ölümünün patlamayla husulü mümkün genel beden travmasına bağlı çok

sayıda kot kırığı ile birlikte yaygın akciğer hastalığına bağlı iç kanama

sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtilmiş olup adli dosyanın yeniden

tetkikinden.....kişinin ölümünün görgü tanıklarının ifadelerinde belirtildiği

şekilde zırhlı aracının çarpması ve sürüklenmesi ile meydana gelmiş olduğunun

kabulü gerektiği' oybirliği ile mütalaa olunur.''

23. Başsavcılık 26/2/2014 tarihinde ölen Ş.Ö. hakkında

silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleme,

6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na

muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından daha önceden şüphelinin

ölümü nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar vermiş; ATK raporunda

belirtilen hususlara göre araç şoförü hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme

suçundan genel hükümlere göre soruşturma yapılmak üzere dosya hakkında

26/2/2014 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Genel Soruşturma

Bürosuna göndermiştir.

24. Başsavcılık, bu görevsizlik kararının ardından

2014/5988 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturma işlemlerine devam

etmiştir. Başsavcılık bu kapsamda olaya karışan 45... plakalı aracın şoförü

olan, bireysel başvuruya konu edilen ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verilen R.Ü.nün şüpheli olarak talimat yolu ile22/7/2014 tarihinde

ifadesine başvurmuştur. R.Ü.nün ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Ben olay günü ve saatinde Shortland

45 kod nolu ekibin şoförlüğünü yapmaktaydım. 15 Şubat 1999 tarihinde...

yakalanmasının yıldönümünü protesto etmek amacıyla terör örgütüne müzahir

şahıslar tarafından Diyarbakır ilinin muhtelif yerlerinde gerçekleştirecekleri [m]olotof

kokteyli, havai fişekli, el yapımı basınç etkili parça tesirli bombalı ve taşlı

saldırı eylemlerini önlemek amacıyla Shortland 45 kod nolu ekip olarak saat

17.00 sıralarında Şehitlik bölgesinde görev aldık.

Aynı gün Haber Merkezinin 19.00

sıralaında Şehitlik Mahallesi .... Apartmanında aile içi kavga olayının

olduğunun anons etmesi üzerine zırhlı 75 ile beraber Şehitler Polis Merkezi

görevlileribi alarak bahse konu adrese intikal ettik. Belirtilen yerde aile içi

kavga olayının olmadığının anlaşılması üzere dönüşe geçtiğimiz esnada Haber

Merkezinin 19.30 sıralarında Şehitlik Tedaş önünde yüzleri kapalı olan

şahısların olduğunu ve yolu kapattıkları ve üzerlerinde patlayıcı madde

olabileceği yönündeki anonsu üzerine önde zırhlı 75, arkada ise biz Shortland

45 olarak birlikte anonsunun geldiği bölgeye doğru intikal ettik. Buraya

intikal ettiğimizde anonsta belirtildiği şekilde 20-25 kişilik yüzleri kapalı

eylemci bir grubun Şehitlik Caddesi üzerinde elleri ile zafer işareti

yapıyorlardı. Bu esnada yüzü bez parçası ile kapalı, 1.65 boylarında, zayıf

yapılı erkek bir şahıs zırhlı 75 kod nolu ekibe doğru elinde bulunan bir

maddeyi attı. Maddenin patlaması üzerine çevreyi duman sardı. Bu esnada 40-16

diğer zırhlı ekiplerin gerekli emniyet tedbirini aldıklarını anons edince grubu

dağıtarak yolu trafiğe açmak amacıyla zırhlı 75 kod nolu ekip ile birlikte

eylemci gruba dağılmaları yönünde megafonla uyarılarda bulunduk.

Şahısların eylemlerine devam etmeleri

üzerine gruba müdahalede bulunduk. Bir eylemci gruba yaklaşmamız ile eylemci

grup 26. Sokak içerisine doğru kaçtılar. Kaçarken de bizlere yönelik olarak [m]olotof kokteyli, havai fişekli, el

yapımı parça tesirli ve basınç etkili bombalı ve taşlı saldırı eylemlerine

devam ediyorlardı.

Zırhlı 75 önde olmak üzere 26. Sokak içerisine

girdik. Zırhlı 75, 26. Sokağın diğer ucuna gittiğinde biz Shorland 45 kod nolu

ekip olarak 26. Sokağın Şehitlik Caddesi tarafında kalan uç kısmındaydık. Biraz

ilerledikten sonra 26. Sokak içerisinde bir erkek şahsın yerde yattığını

aracımın far ışığından gördüm. Ben Shortland 45 kod nolu ekibin sürücüsü

olduğum için şahsı görünce hemen durdum.

Ancak sokağın diğer ucunda bulunan

Zırhlı 75 kod nolu ekip sürekli olarak [m]olotof kokteylli ve el yapımı bombalı saldırı eylemlerine

maruz kaldığından yanmaya başladı. Biz de bu nedenle, ekip aracından inmeyerek

haber merkezinden 26. Sokak içerisine 112 talep ettik. 112 Sağlık görevlilerini

beklerken yerde yatan şahsın biraz doğrulunca yüzünün sağ tarafından yaralı

olduğunu gördük. Bunun üzerine araçtan inerek şahsın yanına gittik. Şahsın

yanına gittiğimizde durumunun ağır olduğunu gördüm.

Bu esnada haber merkezinin yaralı şahsı

2. Sokak içerisinden alarak Şehitlik merkezine götürmemizi, 112 görevlilerinin

şahsa buarda müdahele edeceğini bildirmesi üzerine [b]iz de haber merkezinin anonsu

doğrultusunda yaralı şahsın tedavisini hızlandırmak ve olay yerinde saldırı

eylemlerinin devam etmesi nedeniyle 26. Sokak içerisinde şahsı ekibimize alarak

Şehitlik Polis Merkezine geldik. Burada yaralı şahsın üzerinde bulunan 200-25

civarında 2 parça halinde bantla sarılı yeşil renkli patlayıcı maddeleri

ateşlemek amacıyla kullanılan fitiller ile şahsın eline takılı vaziyette

bulunan 1 çift siyah renkli inşaat eldivenini olay yeri inceleme ve Kimlik

Tespit Şube Müdürlüğü görevlilerine teslim etmek üzere aldık.

Biz malzemeleri alırken 112 görevlileri

de şahsın boyun kısmında sarılı bulunan bez parçasını keserek şahsı hemen

ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Benim bu olayla ile ilgili bildiklerim

gördüklerim ve söyleceklerim bunlardan ibarettir. Benim bu olayda herhangi bir

suçum ve alakam bulunmamaktadır. ''

25. Cumhuriyet Başsavcılığı, olayda kusur durumunun

tespiti açısından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazmıştır. Makine

ve inşaat mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin 25/6/2015

tarihli raporunda, ölen Ş.Ö. ile yayaya çarpan zırhlı araç sürücüsünün eşit

derecede mütefarik kusurlu olduğu belirtilmiştir.

26. Başsavcılık, polis memuru R.Ü. hakkında 28/10/2015

tarihinde Diyarbakır Valiliğine soruşturma izni verilmesi için talepte

bulunmuşsa da bu talep üzerine yapılan işlemlerin neler olduğuna dair dosya

içinde herhangi bir kayda rastlanmamıştır.

27. Başsavcılık olay tarihinde 75... plakalı aracın

sürücüsü S.K. hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 15/2/2017

tarihinde iddianame düzenlemiş, aynı tarihte 45... plakalı aracı kullanan R.Ü.

hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılık kararında

bu kişi hakkında sehven soruşturma yapıldığını, bu kişinin suç oluşturabilecek

bir eyleminin bulunmadığını belirtmiştir.

28. Kovuşturmaya yer olmadığına kararına başvurucular

itiraz etmiştir. Başvurucular vekili itirazında özetle eylemin taksirle

işlenmediğini, kasten işlendiğini, ölen Ş.Ö.nün olay yerinde bekletildikten

sonra hastane yerine polis merkezine götürülmek istendiğini, şüphelinin de bu

eylemi icra edenlerden olduğunu iddia etmiştir.

29. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/4/2017 tarihli

itirazın reddine dair kararının 10/5/2017 tarihinde başvurucular vekiline

tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 9/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Ceza

Mahkemelerindeki Kovuşturma Süreçleri

30. 75... plakalı araç sürücüsü polis memuru S.K.

hakkında açılan davada Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi, 2017/174 Esas

sayılı dava dosyası üzerinden 29/6/2017 tarihinde yapılan ilk ve tek duruşmada

başvurucular vekilinin de talebi doğrultusunda görevsizlik nedeniyle dosyanın

ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

31. Dosyanın gönderildiği Diyarbakır 1. Ağır Ceza

Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 15/9/2017 tarihinde ''olaya müdahale eden

sanığın sürücülüğünü yaptığı 75 kot numaralı Shortland marka zırhlı aracın

telsizinden olayın hemen akabinde merkeze 'bir kişinin aracın altında kaldığını'

anons edilmesi dikkate alındığında kasten gerçekleşen bir eylemde bu anonsun

yapılma ihtimalinin düşük olması hususları birlikte değerlendirildiğinde

eylemin iddianamede anlatıldığı üzere taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma

suçunu oluşturabileceği" gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve

ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Gaziantep Bölge

Adliyesi Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

32. Gaziantep Bölge Adliyesi 10. Ceza Dairesi, Ağır Ceza

Mahkemesinin görevsizlik kararını 9/11/2017 tarihinde kaldırmıştır.

33. Olayda ölüme neden olduğu ileri sürülen S.K. isimli

polis memurunun yargılaması Ağır Ceza Mahkemesinde 2017/495 Esas sayılı dosya

üzerinden görülmeye başlanmıştır.

34. Ağır Ceza Mahkemesi, bireysel başvuruya konu edilen

ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen R.Ü.nün de

ifadesine başvurulması için İzmir Ağır Ceza Mahkemesine 6/12/2017 tarihinde;

tutanaklar mümzileri olan İ.G., B.A., M.E.Ç için sırasıyla Ankara, Eskişehir ve

Malatya ceza mahkemelerine talimatlar göndermiştir.

35. Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca 15/2/2018 tarihinde yapmış

olduğu ilk celsede ''Suça karışan Şortland marka aracın iç ve dış

özellikleri, içinde şoför mahallinde oturulduğunda yol güzergahının ne

kadarının görülebilir olduğu konusunda naip hakim refakati ile resen seçilecek

bir makine mühendisi bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına, makina

mühendisi temin edildiğinde söz konusu aracın incelemeye esas olmak üzere

adliye binasına getirilmesi veya emniyet müdürlüğünde uygun bir ortamda

inceleme olanağının sağlanması için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne yazı

yazılmasına, araç getirildiğinde naip hakim marifetiyle bilirkişi huzuruyla

incelemesinin yaptırılmasına'' karar vermiştir.

36. Bu karar üzerine olayda kullanılan araç, makine

mühendisi olan bir bilirkişi vasıtasıyla incelenmiştir. Raporda özetle aracın

dar virajlarda ve dar yerlerde hareket kabiliyetinin olmadığı, toplumsal

olaylarda aracın üzerine gaz veya duman gibi görüşü engelleyici maddelerin gelmesi

hâlinde araç içinde herhangi bir kamera sisteminin bulunmadığı, aracın ön

kısımlarının görüş açısını engellediği, aracın iç kısımlarının şoförün hareket

kabiliyetini engelleyebildiği belirtilmiştir.

37. Sanık S.K.nın savunması avukat huzurunda 30/5/2018

tarihinde yapılan ikinciduruşmada alınmıştır. Bu duruşmada ayrıca yukarıda

soruşturma evresinde ifadelerine başvurulan ve polis memurları olmayan, olaya

dair somut gözlemleri olduğu beyan edilen tanıklar L.Ç. ile Y.D.nin de

ifadelerine başvurulmuştur.

38. Ağır Ceza Mahkemesinde 18/9/2018 tarihinde yapılan

üçüncü celsede Cumhuriyet savcısı ''...Dosya kapsamı, evrak içeriği, tanık

beyanları, 155, 112 acil servisi ile yapılan konuşmalar, telsiz muhaberesine

ait kayıtlar, 75 numaralı ekibe ait olay sonrası bir şahsın aracın altında

kaldığına dair yapılan telsiz görüşmesi içeriği, otopsi raporu içeriğinde

bulunan olaya ait travmalara ait yaralarınniteliği, incelendiğinde sanık

S.K.nın sevk ve idaresindeki araç ile göstericileri takip ettiği,

göstericilerin ara sokağa girmesi üzerine aynı hızla peşlerinden takibe devam

ettiği, göstericilerin durması üzerine aracı üzerlerine sürerek maktüle

çarptığı, maktülün arkadan gelen 45 numaralı ekip tarafından yerde yatarken

bulunduğu, olay sonrası şahsın hastaneye sevkinin yapılmayarak karakola teslim

edildiği, olayın patlayıcı madde sonucu meydana gelen ölüm olayı olduğu iddia

edilerek hukuki gereğinin ifasından kaçınılması için gayret gösterildiği,

olayda sanığın üzerine atılı suçu göstericiyi öldürme sonucunu öngörerek

aracını üzerlerine sürmek sureti ile olası kast altında işlediği'' gerekçesiyle

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 21/2,53. maddeleri

uyarınca S.K.nın cezalandırılmasını talep etmiştir.

39. Ağır Ceza Mahkemesi 29/11/2018 tarihinde yapmış

olduğu dördüncü celsede 8/2/2019 tarihinde keşif icrasına, ayrıca eyleminin

taksirle öldürme suçunu oluşturması ihtimaline binaen soruşturma aşamasında

alınan ancak hüküm için yeterli görünmeyen bilirkişi raporu haricinde İstanbul

Teknik Üniversitesi (İTÜ) Trafik Kürsüsünden bilirkişi raporu aldırılmasına

karar vermiştir.

40. Ağır Ceza Mahkemesi 14/3/2019 tarihinde yapmış olduğu

beşinci celsede ise Kandilli Rasathanesine müzekkere yazılarak suç tarihindeki

hava koşulları ile suç tarihindeki hava koşullarına benzer hava koşullarının

hangi tarihlerde yaşandığının bildirilmesinin istenmesine karar vermiştir.

41. Ağır Ceza Mahkemesi 14/5/2019 tarihindeki altıncı

celsede, 1/8/2019 tarihinde saat 22.00'de adliyeden hareket edilmek suretiyle

keşif icrasına karar vermiş ise de dinlenmesi gereken polis memuru tanıkların

Eskişehir, Malatya ve Ankara'da olduğu, bu hâliyle tanıklarla yapılan telefon

görüşmelerinde keşif gününe kadar ilde bulunamayacaklarını bildirmeleri

karşısında keşfin yapılmasının mümkün olamayacağı, nedenle keşfin ertelendiği

10/10/2019 tarihindeki yedinci celseden anlaşılmıştır. Bu celsede ayrıca

27/12/2019 tarihinde yeni bir keşif icrasına karar verilmiştir.

42. Aynı gerekçeyle keşfin bir kez daha ertelendiği

4/2/2020 tarihli 8. celseden anlaşılmıştır. Bu celsede de 17/2/2020 tarihinde

yeniden keşif icrasına karar verilmiştir. Bu karar doğrultusunda keşif,

belirlenen tarihte başvurucular vekilleri ve olay yeri inceleme uzmanlarının da

huzuru ile keşif icra edilmiştir. Bunun yanında 23/6/2020 tarihinde yapılan 9.

celsede, suça karışan zırhlı polis otosuna ilişkin kamera kaydı ve video

kaydının bulunup bulunmadığının sorulması, varsa gönderilmesi için Diyarbakır

Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

43. 8/10/2020 tarihinde yapılan 10. celsede sanığın

eyleminin taksirle öldürme suçunu oluşturması ihtimaline binaen soruşturma

aşamasında alınan ancak hüküm için yeterli görülmeyen bilirkişi raporu

haricinde İTÜ Trafik Kürsüsünden bilirkişi raporu aldırılmak üzere talimat

yazılmasına karar verilmiştir.

44. 2/2/2021 tarihli 11. celsede ise ara kararına rağmen

yapılmayan bu işlemin yenilenmesine ve duruşmanın 27/5/2021 tarihine

ertelenmesine karar verilmiştir.

45. 27/5/2021 tarihinde yapılan 12. celsede, gelen

raporlara karşı beyanda bulunmak üzere başvurucular vekillerinin talepleri

üzerine süre verildiği ve duruşmanın 24/6/2021 tarihine ertelendiği tespit

edilmiştir.

46. 24/6/2021 tarihinde yapılan 13. celsede başvurucular

vekilinin gelen raporlara karşı beyanları ile Cumhuriyet savcısının mütalaası

alınmıştır. Cumhuriyet savcısı bu mütalaasında özetle olay günü başvuruların

oğlunun ölümüne sebebiyet veren sanığın gerekli dikkat ve özenle hareket

etmediğini, eylemine uyan taksirle adam öldürme suçundan cezalandırılması

gerektiğini açıklamıştır. Bu duruşmada, sanık müdafisinin mazeretinin kabul

edilmesi ve mütalaaya karşı beyanların sunulması için duruşmanın 11/9/2021

tarihine ertelendiği tespit edilmiştir.

47. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bu davada söz

konusu suçlamayla ilgili olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla da çok sayıda

yazışma yapıldığı anlaşılmıştır. Devam eden bu yargılamada başvurucuların diğer

araç sürücüsü R.Ü. hakkında gerek ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

karşı itiraz dilekçelerinde gerekse bireysel başvuruda ileri sürdükleri

hususları bu yargılamada da baştan beri ileri sürdükleri tespit edilmiştir.

D. Tam Yargı

Davasına İlişkin Süreç

48. Başvurucular, Ş.Ö.nün ölümü nedeniyle uğradıklarını

ileri sürdükleri maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle İçişleri

Bakanlığına başvuru yapmışlarsa da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel

Müdürlüğünce 17/4/2013 tarihinde bu talepleri reddedilmiştir. Başvurucular

bunun üzerine işlemin iptali ve hizmet kusuru bulunduğu iddialarıyla toplam

42.666,37 TL maddi ve davacıların her biri için 25.000 TL olmak üzere toplam

50.000 TL manevi tazminat istemiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (İdare

Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi, Başsavcılık dosyasındaki bilirkişi

raporunu da gözönünde bulundurarak olayda müterafik kusur bulunduğunu kabul

etmiştir. Kısmen kabul edilen davada verilen bu kararın kesinleşmesi üzerine

başvuruculara toplamda 92.405,48 TL ödeme yapılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

49. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yaşam hakkı

gibi ciddi insan hakkı ihlallerinin aile üyeleri üzerindeki psikolojik etkisini

kabul etmekle birlikte mağdurun yakınları için işkence ve kötü muamele yasağı

kapsamında ayrı bir değerlendirme yapılabilmesi için anılan etkiyi ihlalin

kendisinden kaynaklanan kaçınılmaz duygusal acının ötesine taşıyan birtakım

özel faktörlerin söz konusu olması gerektiğini vurgulamıştır (Salakhov ve

Islyamova/Ukrayna, B. No: 28005/08, 14/06/2013, § 199). AİHM, bir aile

bireyinin mağdur olup olmadığı konusunu başvuranın maruz kaldığı sıkıntı,

hakları ihlal edilen mağdurların akrabalarının kaçınılmaz olarak yaşadığı

duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve şekil kazandıran özel faktörlerin

var olup olmadığı, aile bağlarının derecesi, aile bireylerinin söz konusu olaylara

ne kadar tanık olduğu, aile bireylerinin bilgi edinmek için ne kadar çaba

gösterdiği gibi hususları bir bütün olarak değerlendireceğini belirtmektedir (Çakıcı/Türkiye,

B. No: 23657/94, 8/7/1999,§ 98).

50. Konuyla ilgili olarak ilgili ulusal ve uluslararası

hukuk ile diğer mevzuat için bkz. Abdülkadir Yılmaz ve diğerleri, B. No:

2015/1894, 16/1/2020; Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No: 2014/1982,

9/11/2017, §§ 71-99.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

51. Mahkemenin 30/6/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

52. Başvurucular, yaşam hakkının maddi boyutu bağlamında

öncelikle yakınlarının güvenlik güçleri tarafından zırhlı araç ile kasten

öldürüldüğünü iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucular, güvenlik güçlerinin

kullandıkları araçlarla olay anında ellerini havaya kaldırmış ve savunmasız

hâlde bekleyen Ş.Ö.ye bilerek ve isteyerek çarptıklarını, bu araçlarla Ş.Ö.yü

sürüklediklerini ileri sürmektedir. Başvurucular, Ş.Ö.nün bu şekilde kasıtlı

olarak araç ile ezilmeye çalışılmasının ardından tıbbi tedavisi yapılmak üzere

hastaneye götürülmesi yerine polis merkezine götürüldüğünü, bu şekilde tıbbi

tedaviden mahrum bırakılarak öldürülmek istendiğini de ifade etmiştir.

53. Başvurucular ayrıca Ş.Ö.nün ölümü hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmediğinden maddi gerçeğin aydınlatılamadığını iddia

etmektedir. Usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin olarak başvurucular, ölümün

kasıtlı bir eylem sonucunda meydan geldiğine dair tarafsız tanık beyanları ve

raporlar bulunmasına rağmen eylemin taksirle işlendiğinin kabul edilmesi,

hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen polis memuru R.Ü.nün

olayın öncesinde ölene hakaret etmesi, yaralanması üzerine de öleni hastaneye

götürmemesi şeklinde kusuru bulunmasına rağmen eksik inceleme ile hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden yakınmakta; güvenlik

güçlerinin karışmış olduğu ölümlü olaylarda etkili bir soruşturma

yürütülmeyerek cezasızlık politikasının yürütüldüğünü iddia etmektedirler.

54. Başvurucular ayrıca 2013 yılında meydana gelen

şüpheli ölüm olayı ile ilgili olarak 4 yılı aşan bir sürede etkili ve tarafsız

bir soruşturma yürütülmemesi, Başsavcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın gerekçesiz olması, Mahkemece itiraz nedenlerinin

değerlendirilmemesi, ret kararının gerekçesinin bulunmaması ve bu süre içinde

avukatlık ücretine ilişkin masraf yapmaları nedenleriyle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 13. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı ile

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

55. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama... hakkına

sahiptir."

56. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti

ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

57. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların etkili başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiaları değerlendirildiğinde ileri sürülen iddiaların yaşam hakkının

usul boyutuna ilişkin olması nedeniyle bu iddialar hakkında ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiş ve iddiaların tümü yaşam hakkı kapsamında

incelenmiştir.

58. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 41). Başvurucular, ölen Ş.Ö.nün annesi ve

babasıdır. Dolayısıyla başvuru ehliyeti açısından başvuruda bir eksiklik

bulunmamaktadır.

59. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17.

maddesi, devletin temel amaç ve görevlerinden birinin de insanın maddi ve

manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğunu

belirten 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve

pozitif yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 50).

60. Yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına

kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermemesi hususunda negatif yükümlülüğü

bulunan devletin -pozitif yükümlülükler kapsamında- yetki alanında bulunan tüm

bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin hatta kişinin

kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi de vardır. Bu

koruma ödevi bağlamında devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve

risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da

yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri almalıdır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 51; İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595,

21/4/2016, § 149).

61. Bunun yanında pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin

yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi

uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını

sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü de

bulunmaktadır. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının

tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

62. Bir ölüm meydana gelmişse, devletin pozitif

yükümlülüğü kapsamında ölümün nedenlerini soruşturma ve sorumluları tespit

ederek cezalandırma ödevi de vardır. Bu usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde

yerine getirilmemesi hâlinde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine

gerçekten uyup uymadığı tespit edilemez. Bu nedenle devletin bu madde

kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini soruşturma

yükümlülüğü oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, §

29).

63. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği

soruşturma türünün yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir

yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Kasten

ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına

imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve

davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 55).

64. Bununla birlikte Anayasa'nın 17. maddesi

başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma

hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi

de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

65. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmeyen

durumlarda etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük

her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki,

idari, hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

66. Bir ceza soruşturması veya yargılaması sürecinde

kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararlarıyla farklı zamanlarda neticelenmiş aşamalar bulunması

durumunda -anılan aşamaların tek bir olay için farklı kişilerin

sorumluluklarına yönelik olduğu gözetildiğinde- soruşturmaların bir bütün

olarak değerlendirilmesi gerekebileceğinden (S.D. B. No: 2013/3017,

16/12/2015, § 69) aynı olaya ilişkin sorumluluğu bulunduğu iddia edilen birden

fazla kişi hakkında yürütülen adli süreçlerin bir kısmı devam ederken bir kısım

şüpheli/sanık bakımından sürecin sona ermesi üzerine yapılan bireysel

başvurularda, somut olayın ve tüm adli sürecin bir bütün olarak

değerlendirilmesi gerekliliği üzerinden başvuru yollarının tüketilmediği

sonucuna ulaşılmıştır (Bilal Turan ve diğerleri (3), B. No: 2013/7418,

31/3/2016, § 72; Bülent Kurt, B. No: 2013/7408, 20/1/2016, § 40; Gülcan

Keleş ve diğerleri,B. No: 2014/797, 22/3/2017, §§ 30, 31).

67. Somut başvuruda, başvurucuların soruşturma evresinden

itibaren ileri sürdükleri ve bireysel başvuru formunda tekrarladıkları

iddialarına bakıldığında başvurucuların birbiri ile çok yakından bağlantılı

olan yaşam hakkının hem maddi boyutuna (negatif yükümlülüğü) hem de usul

boyutuna (etkili soruşturma yükümlülüğü) ilişkin olan hususlar yönünden

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde bir yargılamanın devam ettiği

anlaşılmıştır. Negatif yükümlülüğe ilişkin olarak başvurucuların hakkında ek

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen R.Ü. ve yargılaması devam S.K.

hakkında yoğun kasıtla Ş.Ö.nün öldürülme iddialarının bulunması karşısında

olayın maddi koşullarının belirlenebilmesi ve şüpheli ölüm olayının

aydınlatılabilmesi adına bir yargılamanın devam ettiğinden kuşku

bulunmamaktadır. Bu kapsamda Ağır Ceza Mahkemesinin yargılama sonucunda

vereceği kararın güvenlik güçlerinin dâhil olduğu şüpheli ölüm olayının aydınlatılabilmesi

adına son derece önem arz etmektedir.

68. Bunun yanında başvurucuların bir polis memuru

hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi üzerine yaptıkları

bireysel başvuruda, usul boyutuna ilişkin olarak ileri sürdükleri hususların

tamamının yargılaması devam eden dava ile doğrudan ve çok yakın bir

bağlantısının bulunduğu, başvurucuların bu iddialarını devam eden yargılamada

da baştan beri ileri sürdüğü görülmüştür.

69. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bu dava dosyasına

ilişkin olarak yapılan işlemler açıklanmıştır. UYAP üzerinde yapılan incelemede

keşfin mazeretler nedeniyle iki kez icra edilemediği, nihayet başvurucuların

vekilinin de katılımı ile bir keşfin yapıldığı anlaşılmıştır. Bunun yanında

Ağır Ceza Mahkemesi, güvenlik güçlerine ait, olayda kullanılan araç üzerinde de

bilirkişi incelemesi yaptırarak rapor aldırmıştır.

70. Ağır Ceza Mahkemesi, bunların yanında olayda

uygulanma ihtimaline binaen İTÜ Trafik Kürsüsünden rapor alınmasına da karar

vermiştir. 24/6/2021 tarihinde yapılan 13.celsede başvurucular vekilinin gelen

raporlara karşı beyanları ile Cumhuriyet savcısının mütalaasının alındığı,

sanık müdafisinin mazeretinin kabul edilmesi ve mütalaaya karşı beyanların

sunulması için duruşmanın 11/9/2021 tarihine ertelendiği tespit edilmiştir.

71. Bu açıklamalar sonrasında başvurucuların iddialarına

bir kez daha bakılması ve bu iddiaların değerlendirilmesi gerekmektedir.

Başvurucular, soruşturma evresinden beri Ş.Ö.nün polisler tarafından kullanılan

araçla kasten öldürüldüğünü iddia etmektedir. Bu iddiaların devletin yaşam

hakkının negatif (öldürmeme) yükümlüğüne ilişkin olduğu hususunda herhangi bir

tereddüt bulunmamaktadır. Başvurucular, bu iddiadan bağımsız olarak polis

memuru R.Ü. hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi

nedeniyle ölüm olayından sonra ortaya çıkan etkili soruşturma yükümlülüğünün de

ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

72. Başvurucuların iddialarına konu olan maddi olayın

aynı olmasına rağmen birden fazla boyutunun ihlal edildiği iddiası bulunan

somut olayda hakkında yargılama devam eden polis memuru ile ek kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilen diğer polis memuruna yönelik ileri sürülen iddiaların

birbiri ile çok yakından, doğrudan ve sıkı bir bağın bulunduğu görmezden

gelinemez. Gerçekten de başvurucular, bireysel başvuruya konu edilen ek

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen R.Ü hakkında, yargılanan diğer

polis memuru ile Ş.K. ile birlikte kasıtlı olarak ve plan dahilinde öldürme

eylemi gerçekleştirdiği iddiasında bulunmuşlardır. Bu iki eylem ve böylece iki

yükümlülük açısından bir bağlantının bulunmadığından bahsedilemeyeceği

anlaşılmaktadır.

73. Yapılacak yargılama sonunda maddi olayın koşullarının

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından belirlenip belirlenememesi ve sorumluların

tespit edilmesi durumlarına göre bu kapsamda haklarında kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilen kişilerin de sorumluluklarının tespit edilmesi hâlinde

kamu davası açılması önünde bir engel bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Başvurucuların yaşam hakkının hem negatif yükümlülüğün hem de usul

yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddialarının içerik ve kapsamlarına

bakıldığına henüz sonuçlanmayan kamu davasının bu aşamada incelenmesinin

Anayasa Mahkemesinin ikincil nitelikteki rolüne uygun düşmediği anlaşılmıştır.

74. Netice olarak somut başvuruda, kanunda öngörülen

yargısal başvuru yollarının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketildiğinin

kabulü mümkün değildir.

75. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi ve usul

boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

76. Başvurucular, ölüm olayı nedeniyle ömür boyu sürecek

ızdırap ve üzüntü duyduklarını, bu olay nedeniyle başlatılan soruşturma ve

yargılamalar sonucunda bir failin cezalandırılmamasının ve bir şüpheli hakkında

ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin manevi işkenceye

sebebiyet verdiğini, bu durumun ise Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlalini oluşturduğunu iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

77. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesine esas alınacak

17. maddesinin ilgili kısmı ile 5. maddesi şöyledir:

“Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı

Madde 17 - Herkes, yaşama, maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…

Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 - Devletin temel amaç ve

görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

78. Başvuru konusu olayda ele alınması gereken ilk husus

incelemenin kapsamının belirlenmesidir. Bu incelemenin yapılabilmesi için

başvurucuların oğullarının polis aracı ile kasten yaralanmasının ardından

doğrudan sağlık kuruluşuna götürülmeksizin karakola götürülmesi ve ardından da

ölümüne sebebiyet verilmesi, buna ilişkin olarak başlatılan soruşturma ve

kovuşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle dört yılı aşan bu sürenin

kendileri yönünden manevi işkenceye dönüşmüş olduğu iddialarına kötü muamele

yasağının uygulanabilir olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

79. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine neden

olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı

gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

80. Kötü muamele oluşturan her eylemin aynı zamanda

bireylerin fiziksel ve/veya psikolojik bütünlüğüne zarar vererek özel hayatına

da menfi yansıması olacaktır. İşkence ve kötü muamele yasağı ile özel hayata

saygı hakkının bir parçası olarak fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması

hakkının Anayasa’nın aynı maddesinde yer verilmesi de bunun göstergesidir (Tuna

Ayçiçek, B. No: 2014/6526, 24/1/2018, § 51).

81. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.

Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana

gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 83).

82. Somut olayda başvurucuların iddialarının bu açıdan

değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hususta ilk olarak ölenin annesi ve babası

olan başvurucuların söz konusu ölüm olayına ilişkin, doğrudan gözleme dayalı

bilgi ve görgülerinin bulunmadığının ifade edilmesi gerekmektedir.

Başvurucular, yargılama aşamalarında olaylara müdahale edilmesi sırasında

oğullarına polis aracı ile kasıtlı bir şekilde çarpıldığına dair gözleme dair

bir bulgularının olduğunu iddia etmemiştir. Başvurucuların bu husustaki

iddialarının dayanağı, tanıkların verdiği ifadelerdir.

83. Yukarıda belirtilen AİHM içtihatlarından da

anlaşılabileceği üzere yaşam hakkı gibi ciddi hak ihlallerinin yanında bundan

bağımsız olarak ayrıca kötü muamele yasağının uygulanabilmesi için

başvurucuların söz konusu ihlale sebebiyet veren olay veya olguların kendileri

üzerindeki etkilerine dair incelemeye olanak verecek ölçüde yeterli açıklama

yapmaları gerekmektedir. Somut olayda, başvurucuların bu hak kapsamında ileri

sürdüğü ihlal iddialarıyla ilgili olan yargılamanın devam ettiği hususu bir kez

daha hatırlatılmalıdır. Bu aşamada; başvurucuların devam eden yargılama

faaliyetine aktif olarak katılma fırsatlarının bulunduğu, tüm iddia ve taleplerini

ileri sürme imkânına sahip oldukları, ayrıca olayla ilgili gözleme dayalı

doğrudan bilgilerinin bulunmadığını da belirtmek gerekir. Diğer yandan

başvurucuların kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkin

olarak; aradan geçen dört yıllık süreye rağmen failin cezalandırılmaması

nedeniyle duyduklarını iddia ettikleri üzüntünün kendilerinin doğrudan

mağduriyetlerine sebebiyet verecek derecede ağır ve katlanamaz bir yük teşkil

ettiğine ve bunun da asgari eşik seviyesini aştığına ilişkin, Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının uygulanabilmesine

olanak verecek ölçüde yeterli bir açıklama yapmadıkları anlaşılmıştır.

84. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 30/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucular : 1. Basra ÖNER : 2. Mehmet Şirin ÖNER Başvurucular Vekili : Av. Rehşan BATARAY SAMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/27463, 30 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Ş.Ö.nün
  10. B. Diyarbakır
  11. Dış Muayene
  12. Baş Açıldı
  13. Boyun-göğüs Açıldı
  14. Batın Açıldı:…
  15. C. Ceza
  16. D. Tam Yargı
  17. IV. İlgili
  18. Hukuk
  19. V. İnceleme Ve
  20. Gerekçe
  21. A. Yaşam
  22. B. Kötü Muamele
  23. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/27463
Tarih
30 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Engin Aslan Başvurusu (B. No: 2017/15517)
  • Y.e.t. Başvurusu (B. No: 2017/13834)
  • Aylin Nazlıaka Başvurusu (B. No: 2018/24439)
  • G.g. Başvurusu (B. No: 2018/9416)
  • Hanifi Yaliçli Başvurusu (B. No: 2014/5224)
  • Hamit Yakut Başvurusu (B. No: 2014/6548)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.