İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bedrettin Kaceroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/16757)

1. Başvuru; toplumsal olay sırasında çıkan kavgada kamu

Başvuru No2017/16757Tarih15 Eylül 2020Okuma52 dk · 10.450 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bedrettin Kaceroğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/16757
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

10.450 kelime·52 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; toplumsal olay sırasında çıkan kavgada kamu

makamlarınca gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu ölüm olayı meydana gelmesi

ve olayla ilgili soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının, önlem

alınmayan protesto sırasında gerçekleşen ölüm nedeniyle toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının, savcılıkça verilen inceleme yapılmasına yer

olmadığına dair kararın kesin olması nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. 2017/16774 numaralı başvuru, başvurucular Bedrettin

Kaceroğlu, Şirin Kaceroğlu ve Salih Kaceroğlu tarafından, 2017/16757 numaralı

başvuru ise başvurucular Dilşah Kaceroğlu, Dilba Kaceroğlu, Dilara Kaceroğlu ve

Meltem Kaceroğlu tarafından 16/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmuştur.

8. 2017/16774 numaralı başvuru ile 2017/16757 numaralı

başvuru arasında konu bakımından hukuki irtibat bulunması nedeniyle başvurular

2017/16757 numaralı başvuru üzerinde birleştirilmiş ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Kobani olayları veya 6-7 Ekim olayları

hakkında Anayasa Mahkemesinin Gülser Yıldırım (2) ([GK], B. No: 40170,

16/11/2017, §§ 21, 27) başvurusunda ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır.

11. Buna göre (Gülser Yıldırım (2), §§ 21, 24)

PKK'nın bir üst düzey yöneticisinin sosyal medya hesabından 5/10/2014 günü saat

00.07'de "Gençleri kadınları 7 den 70 e herkesi Kobane'ye sahip çıkmaya

onurumuzu namusumuzu korumaya metropolleri işgal etmeye çağırıyoruz." şeklinde

çağrıda bulunmasının ardından PKK güdümünde yayın yaptığı belirtilen bir

internet haber sitesinde 6/10/2014 tarihinde "...Kobani tüm dünyanın

gözleri önünde bir katliam tehlikesi altında iken bizim yerimizde oturmamız,

uyumamız, günlük yaşantımızı sürdürmemiz mümkün değildir. Tüm halkımızı yediden

yetmişe bulunduğu her yerde yaşamı IŞİD ve işbirlikçisi AKP'ye dar etmeye ve serhildanı

en üst düzeyde genişleterek bu katliamcı çetelere karşı durmaya

çağırıyoruz." şeklinde bir başka çağrı yapılmış, yine 6/10/2014

tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) da

aynı olaylara ilişkin bir toplantı yapmıştır. Toplantı sırasında HDP'nin sosyal

medya hesabından "HALKLARIMIZA ACİL ÇAĞRI! ŞUANDA TOPLANTI HALİNDE OLAN

HDP MYK’DAN HALKLARIMIZA ACİL ÇAĞRI! Kobané’de durum son derece kritiktir. IŞİD

(DAEŞ) saldırılarını ve AKP iktidarının Kobané’ye ambargo tutumunu protesto

etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek

vermeye çağırıyoruz", "Kobané’de yaşanan katliam girişimine

karşı 7 den 70 e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye

çağırıyoruz." ve "Bundan böyle her yer Kobane'dir. Kobane'deki

kuşatma ve vahşi saldırganlık son bulana kadar SÜRESİZ DİRENİŞE

çağırıyoruz." şeklinde açıklama ve çağrılar yapılmıştır. Aynı internet

haber sitesi 7/10/2014 tarihinde "...Kuzey halkımız IŞİD çetelerine,

uzantılarına ve destekçilerine hiçbir yerde yaşam şansı tanımamalıdır. Tüm

sokaklar Kobani sokaklarına dönüştürülmeli, tarihin bu eşsiz direnişine denk

bir direniş gücü ve örgütlüğü geliştirilmelidir. Bu saatten itibaren milyonlar

sokaklara akmalı, sınır insan seline dönüşmelidir..." şeklinde yayın

yapmıştır.

12. Bu çağrılar üzerine Suriye'deki çatışmalar

dolayısıyla tepkilerini dile getirdiğini ileri süren gruplar 6/10/2014

tarihinden itibaren Türkiye'nin birçok yerinde günlerce devam eden ve 6-7

Ekim olayları olarak adlandırılan şiddet eylemlerini gerçekleştirmiştir. Bu

eylemler sırasında ülkenin pek çok yerindeki kamu binalarına, banka şubelerine,

işyerlerine, araçlara, güvenlik güçlerine ve sivillere taş, sopa,

molotofkokteyli ve silahlarla saldırıda bulunulmuştur. Bu sırada kamu

makamlarınca güvenliğin sağlanması için birçok şehirde eğitime ara verilmiş ve

sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), § 26).

13. Kamu makamlarının ve soruşturma mercilerinin

tespitlerine göre (aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin,

Şanlıurfa, Van, Erzurum, Diyarbakır ve Gaziantep gibi büyük kentlerin de

olduğu) 36 ayrı ilde gerçekleştirilen şiddet eylemleri sonucunda (2'si güvenlik

görevlisi) 45 kişi hayatını kaybederken (331'i güvenlik görevlisi) 769 kişi

yaralanmıştır. Ayrıca çatışmalar sırasında 5 örgüt mensubunun hayatını

kaybettiği, 3 örgüt mensubunun ise yaralandığı belirtilmiştir. Öte yandan ülke

genelinde gerçekleştirilen 2.389 şiddet eylemine 121.899 kişinin katıldığı,

olaylarda (737'si güvenlik güçlerine ait olmak üzere) 1.881 aracın zarar

gördüğü, 2.558 binaya (27'si kaymakamlık, 52'si emniyet, 283'ü okul, 73'ü

siyasi parti, 12'si belediye binası olmak üzere) saldırıda bulunulduğu ve zarar

verildiği tespit edilmiştir. Olaylara ilişkin olarak 4.291 şüpheli gözaltına

alınmış, bunlardan 1.105'i hakkında tutuklama tedbiri uygulanmıştır (Gülser

Yıldırım (2), § 27).

14. Başvurucuların yakını E.K. olay tarihinde İzmir'de

ikamet etmekte olup yukarıda değinilen çağrılar kapsamında 7/10/2014 tarihinde

İzmir'de gerçekleştirilen protesto eylemine katılmış ve bu sırada çıkan kavgada

üçüncü kişilerce ateşli silahla vurulmuştur. E.K. kaldırıldığı hastanede

19/10/2014 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

A. İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/89429 Sayılı Soruşturması

15. Olayla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı

(Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından 2014/86993 sıraya kayden derhâl soruşturma

işlemlerine başlanmıştır. E.K.nın ölümü üzerine açılan 2014/89429 numaralı bir

başka soruşturma, ölü muayene ve otopsi işlemleri sonrasında 20/10/2014

tarihinde bu soruşturmayla birleştirilerek soruşturmaya 2014/89429 numaraya

kayden devam edilmiştir.

16. 7/10/2014 günü saat 20.40 civarlarında İzmir/Bornova

ilçesi D. pazar yeri ve etrafındaki üç dört sokakta, iki grup arasında gerçekleşen

kavga sırasında E.K.nın ateşli silahla yaralanarak hastaneye kaldırıldığına

dair polis memurları tarafından 7/10/2014 günü saat 02.30'da tutanak

düzenlenmiştir. Olay Yeri İnceleme Tutanağı'na göre Olay Yeri İnceleme ekibi

aynı gün saat 23.40'ta olay yerine intikal ederek olay yeri incelemesini

gerçekleştirmiştir. Olay yerinin basit krokisi çizilmiş; silahlar, mühimmat ve

olay yerinden temin edilen kan lekeleri hakkında kriminal raporlar temin

edilmiştir.

17. 7/10/2014 günü saat 23.45'te düzenlenen Olay

Tutanağı'nın ilgili kısmı şöyledir:

"Irak Şam İslam Devleti/IŞID Örgütü

ve PKK/KCK Terör Örgütünün Suriye yapılanması olan PYD/YPG güçleri arasında

Suriye'nin kuzeyinde bulunan Kobani (Ayn El Arap) bölgesinde yaşanan

çatışmaların yoğunlaşması ve çatışmalarda çok sayıda YPG mensubunun öldüğünün

öğrenilmesi üzerine IŞID Örgütünün Kobani'yi ele geçirmek için şehir merkezine

girmesini protesto etmek amacıyla DBP... ve HDP... organizesinde müzahir

kitlenin katılımıyla 07 Ekim 2014 günü saat 19:00 sıralarından itibaren

ilimizin Bayraklı, Buca, Bornova, Çiğli, Gaziemir, Karabağlar, Konak ve

Narlıdere ilçelerinde kitlesel eylemlerin gerçekleştirileceği,

Söz konusu eylemlerde, toplanmalar

esnasında ve sonrasında kitle içerisindeki PKK/KCK Terör Örgütünün illegal

gençlik yapılanması YDG-H ... mensupları tarafından güvenlik güçlerine, kamu

kurum ve kuruluşlarına yönelik havai fişek, ses bombası, ... (molotof kokteyli)

atma ve taşlı, sopalı saldırı eylemlerinin gerçekleştirilebileceği, ayrıca

metropol illerimiz başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan

illerimizde güvenlik güçlerine yönelik düzenlenen silahlı saldırılar gibi

ilimizde de benzer saldırılar düzenleyebilecekleri yönünde bilgiler alınmıştır.

Bu amaçla müzahir kitlenin ilimiz

Bornova İlçesi [D.] Mahallesinde

bulunan [D.] kapalı Pazar yerinde toplanacakları ve buradan [M.] Mahallesinde

bulunan kapalı Pazar yerine yürüyecekleri öğrenilmesi üzerine 07 Ekim 2014 günü

saat 18:00 den itibaren [D.] Mahallesi 1521 Sokak üzerinde bulunan

[F.] AVM önünde gerekli emniyet tedbirleri alınarak beklenmeye başlanmıştır.

Saat 18:50 sıralarında [D.] kapalı Pazar yeri yakınında

bulunan 1660 sokak ile 1521 sokak kesişiminde bahse konu grup toplanmaya

başlamış, saat 19:15 sıralarında sayıları 100 kişiye ulaşmış, saat:19:55

sıralarında sayıları 200 kişiye ulaşan grup 1521 sokak üzerinden yolu trafiğe

kapatarak yürüyüşe geçmiş, grup içerisinde yüzleri kapalı, ellerinde taş sopa

ve havai fişekler bulunan şahıslar olduğu görülmüş, bunun üzerine TOMA

aracından grubun duyacağı ölçüde yüksek ses ile 'yaptıkları eylemin kanunsuz

olduğu, yürümek istedikleri güzergahın Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Güzergahı

olmadığı, yolu araç trafiğine kapattıkları, bulundukları yerde basın

açıklamasını yaparak dağılmaları gerektiği, aksi takdirde müdahale edileceği'

yönünde defalarca anons ile ikazda bulunulmuş, bu sırada grup içerisinde

bulunan bazı şahıslar tarafından görevli polislere ve araçlarına doğru taş

atılmış, saat: 20:00 sıralarında grup içerisinde yer alan ve parti yöneticisi olduğunu

söyleyen [İ.İ.] ve [F.] isimli şahıslar ile beraberindeki 3-4

kişi TOMA araçlarının yanında emniyet tedbiri alan güvenlik görevlilerinin

yanına gelmiş, burada kitleyi yönlendiren [İ.İ.] ve [F.] isimli

şahıslar ile beraberindekiler 'Kobanide yaşanan çatışmaları protesto etmek

amacıyla yürüyüş yapmak istediklerini, [M.] Mahallesinde bulunan kapalı

Pazar yerine kadar yürüyüp burada basın açıklaması yapacaklarını' söylemeleri

üzerine alınan emniyet tedbirlerinden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı tarafından[İ.İ.]

ve [F.] isimli şahıslar ile beraberindekilere '2911 Sayılı Kanuna göre

önceden belirlenerek ilan edilen Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Güzergahlarından

olmayan bu güzergah üzerinde havanın karardığı bu saat itibariyle yürüyüş

yapmalarına izin verilemeyeceği, yolu araç trafiğine kapattıkları, ayrıca grup

içerisinde yüzleri kapalı, ellerinde taş, sopa ve havai fişekler bulunan

şahıslar olduğu, grup içerisindeki bazı şahısların karşılarında polisi görür

görmez taş attıklarını, basın açıklaması etkinliğini bulundukları yerde yaparak

dağılmaları, aksi takdirde müdahale edileceği, kitlelerine hakim olmaları ve

polis ile karşı karşıya getirmemeleri' söylenmiş, [İ.İ.] ve [F.]

isimli şahıslar beraberindekiler ise toplanan grubun yürümekte ısrarlı olduğunu

söyleyerek kitleleri ile görüşme yapmak üzere ayrılmışlardır.

1521 Sokak üzerinde bulunan grup

yaklaşık 2 dakika oturma eylemine başlamış, ardından ... şeklinde sloganlar

atmış ve ...sözde marşı ... okunmaya başlanmış, ... saat 20:10 sıralarında

tekrar görevlilerimizin yanına gelen [İ.İ.] ve [F.] isimli şahıslar ve beraberindekiler

'toplanan grubun yürüyüş yapmadan dağılmak istemediğini, yürümemeleri için

ikazda bulunsalar dahi kendilerini dinlemeyeceklerini' belirterek ....şahıslara

'...bu kanunsuz yürüyüşe kesinlikle izin verilmeyeceği, grup içerisinde

saldırgan ve polis ile çatışmaya hazırlıklı yüzleri kapalı, ellerinde taş, sopa

ve havai fişekler bulunan şahıslar olduğu, kitlelerinin olaysız dağılmalarını

sağlamaları' söylenmiş, bu sırada grup içerisinde yer alan yüzleri kapalı bazı

şahıslar tarafından çevrede bulunan 3 adet çöp konteynırı yol üzerine

devrilerek barikat oluşturulmaya başlanmış, bu sırada TOMA aracından grubun

duyacağı ölçüde anons ile gerekli ikazlar yapılmış ve kanunsuz eylemlerine son

vermeleri istenmiş, ... grup içerisinden görev alan polislere ve araçlarına taş

ve havai fişekler ile saldırılması üzerine grubun saldırılarına son vermek

üzere kademeli ve orantılı olarak saat 20.15 sıralarında TOMA araçlarından

gruba doğru su ve ardından taşlı saldırıların devam etmesi üzerine gaz ile

müdahale edilmiş, müdahale sonrası şahıslar 1521 Sokak üzerinde geriye doğru ve

[D.] kapalı Pazar yerine doğru kaçmaya başlamış, [D.] kapalı

Pazar yeri istikametinden ve 1521 Sokak üzerinden görevli polislere taş ve

havai fişek atmaya devam eden yüzleri maskeli bu şahıslara kademeli ve orantılı

olarak TOMA aracından su ve gaz ile müdahaleye devam edilmiştir.

Müdahale sonrası [D.] kapalı Pazar yeri istikametine

kaçan şahıslara, pazar yeri çevresinde oturan ve genellikle [K.] oldukları

bilinen mahalle sakinlerinin 'polise saldırmamaları ve olayları sona

erdirmeleri, saldırıları sebebiyle yapılan müdahaleden rahatsız olduklarını

söylemeleri' üzerine kendilerini ikaz eden bu gruba, evleri ve araçlarına taş

ve sopalarla saldırmaya başlamaları ... mahalle sakinlerinin de bu şahıslara

karşılık vermesi üzerine karşıt görüşlü iki grup arasında kavga ve saldırıların

büyüdüğü ve [D.] kapalı Pazar yeri çevresinde yoğun şekilde devam

ettiği, her iki gruptan yaralılar olduğu çevrede oturan bir şahıs tarafından

bildirilmesi üzerine grupları ayırmak ve karşılıklı saldırıları sona erdirmek

üzere TOMA aracı ve beraberinde Çevik Kuvvet ve sivil personel ile hızlı bir

şekilde... [D.] kapalı Pazar yeri çevresinde birbirlerine taş ve

sopalarla saldıran iki grubun arasına saat:20:40 sıralarında girilmiş,

grupların arasına girilmeden önce yaklaşıldığı sırada gruplar içerisinden

karşılıklı 5-6 el silah sesi duyulmuş, polislerin geldiğini gören ve ...

görevlilere taş ile saldıran grup ... istikametine doğru taş atarak kaçmaya

başlamış, taş atan bu gruba müdahale edilerek uzaklaştırıldığı sırada mahalle

sakinlerinin bulunduğu grup içerisinden yaralı bir şahsın sürüklenerek ...

yolun ortasına bırakıldığı, müdahale etmek için sokağa ilk girildiğinde fark

edilmeyen bu yaralı şahsın hareketsiz olduğu ve başında kanlar olduğu,

çevresinde bulunan mahalle sakinlerinden oluşan yaklaşık 15 kişilik grubun bu

şahsı sopa, tekme ve yumrukla darp etmeye devam ettiği görülmesi üzerine ...

yaralı şahsa saldıran şahıslar mevcut kuvvetlerle uzaklaştırılmaya çalışılmış,

şahıslar ısrarla yerde yatan şahsı darp etmeye çalışmışlar... TOMA aracından su

sıkmak suretiyle şahıslara müdahale edilerek uzaklaştırılmaya çalışılmış bu

esnada olay yerine 112 Ambulansı çağırılmış, yerde hareketsiz yatan yaralı

şahıs olabilecek saldırılarak karşı korunmaya çalışılmış... tampon bölge

oluşturulmuş, bu esnada yaralı şahsın yakınları olduğu düşünülen 3-4 kişinin de

... şahsın yanına gelerek mahalle sakinlerine saldırdıkları görülmüş, bu

şahıslar da ikaz edilerek ... uzaklaştırılmaya çalışılmış, bu esnada ellerinde

taş bulunan müzahir kitleye mensup şahıslar tarafından ...Polis Memuru [M.T.nin]

kafasına taş ile vurulması neticesi ... yaralanmış, yine atılan taşlar ile ...

Komiser Yardımcısı [Ö.U.] kafasından yaralanmış...

Yine bu esnada saat 20:45 sıralarında

müzahir kitleden bir şahsın yaklaşık 30 kişiden oluşan mahalle sakinleri

tarafından yere yatırılarak tekme, yumruk ve sopa ile darp edildiği görülmesi

üzerine bu şahıslara da çevik kuvvet personeli ve TOMA aracından su sıkılarak

müdahale edilmiş ve ... darp edilmesi önlenmiş, yaralılar için talep edilen

ambulansın olay yerine gelmemesi üzerine yaralının yakını olduğu öğrenilen 5-6

kişinin ... şahsı ... saat:20:46 sıralarında alarak ... hastaneye götürmüş...

...bölgeye takviye çevik kuvvet ve

personel talep edilmiş, bu sırada mahalle sakinlerinden bir şahsın kuru sıkı

tabir edilen tabanca ile iki el havaya ateş edilerek kalabalığın içerisinde

mahalleye kaçtığı görülmüş, ancak şahsın yakalanması mahalle sakinleri

tarafından engellendiği için mümkün olmamıştır. ...

... saat:22:30 sıralarında ... ara

sokaklarda toplanan şahıslar olup olmadığını kontrol etmek üzere devriye görevi

ifa eden TEM Şube Müdürlüğüne ait ... resmi araca atılan taşlar neticesi ...

camları kırılmıştır.

Saat 23:00 sıralarında müzahir kitleye

mensup grubun tamamen dağılması üzerine Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğüne

bağlı ekiplerce [E.K]

isimli şahsın yaralandığı yer ve mahalle sakinleri ile müzahir kitle arasında

karşılıklı saldırıların yaşandığı yerlerde gerekli olay yeri incelemesi

yapılmış...

- 5 ayrı noktadan kan örneği alınarak

incelenmek üzere ... muhafaza altına alınmıştır.

Yapılan müzakere ve müdahaleler

esnasında Radyo TV ve Fotofilm Şube Müdürlüğü görevlilerince gerekli kamera

kayıtları yapılmıştır.

..."

18. E.K.nın vefatı üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından

19/10/2014 tarihinde ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiş, otopsi işlemi için

cesedin Adli Tıp Kurumuna (ATK) sevki uygun görülmüştür. ATK İzmir Grup

Başkanlığınca düzenlenen 21/11/2014 tarihli otopsi raporunda, E.K.nın ateşli

silah yaralanmasına bağlı yüz ve kafatası kemikleri kırığı ve omurilik kanaması

ile gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü tespitine yer verilmiştir.

19. 21/10/2014 tarihli emanet eşya makbuzundan, Çevik

Kuvvet toplumsal olaylara müdahale aracına (TOMA) ait güvenlik kamera kaydına

ilişkin iki DVD, Radyo TV ve Foto Film Müdürlüğünden (Film Müdürlüğü) alınan

güvenlik kamera kaydına ilişkin iki DVD, Terörle Mücadele (TEM) Şube

Müdürlüğünden alınan güvenlik kamera kaydına ilişkin dört DVD ve Güvenlik Şube

Müdürlüğünden alınan güvenlik kamera kaydına ilişkin bir DVD'nin emanete

alındığı anlaşılmıştır.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın faili

olarak tespit edilen R.A., S.D., M.K. ve K.A.nın kasten öldürmeye teşebbüs

suçundan tutuklanmalarının talep edilmesi üzerine İzmir 4. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 11/10/2014 tarihli kararıyla M.K. ve K.A.nın müsnet suçtan

tutuklanmalarına, diğer iki şüphelinin tutuklanması talebinin reddine karar

verilmiştir. Anılan iki şüpheli 9/12/2014 tarihli kararla tahliye edilmiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığınca, daha önce 11/10/2014

tarihli fezleke ekinde gönderilmiş olan Çevik Kuvvet TOMA'ya ait güvenlik

kamera kaydı, Film Müdürlüğünden alınan güvenlik kamera kaydı, TEM Şube Müdürlüğünden

alınan güvenlik kamera kaydı ve Güvenlik Şube Müdürlüğünden alınan güvenlik

kamera kaydının kesilmemiş ve orijinal hâllerinin iletilmesinin talep edilmesi

üzerine İzmir İl Emniyet Müdürlüğünce (İl Emniyet Müdürlüğü) iletilen

18/11/2014 tarihli yazıda, Film Müdürlüğünden alınanlar dışındaki görüntülerin

orijinal ve ham (kesilmemiş) olduğunun bildirildiği, diğer görüntülerin de Film

Müdürlüğünden yeniden temin edilerek gönderildiği belirtilmiştir.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19/12/2014 tarihli

iddianameyle K.A. ile M.K. hakkında kasten öldürme, diğer iki şüpheli hakkında

ise silahla korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda ateş etme, ruhsatsız

ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma ya da bulundurma ve kasten

öldürme suçlarından kamu davası açılmıştır.

23. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi)

2015/6 esasa kayden görülen yargılamanın 25/3/2015 tarihli celsesinde

şüphelilerin savunmalarının ilgili kısmı şöyledir:

"SANIK [M.K.] SAVUNMASINDA; Kahvede

bulunduğum sırada evimizin orada taşkın hareketler bulunduğu yolunda bir

arkadaşım beni telefonla aradı. Eşiminde evde yalnız olması sebebiyle evime

doğru yöneldiğimde yüzleri kapalı, ellerinde taş bulunan şahısların evlerin

bahçelerine dahi girdiklerini, yakaladıkları şahısları dövdüklerini gördüm. Ben

de evimin oraya geçerek beklediğimde kim tarafından atıldığını bilmediğim silah

seslerini duydum. Yaklaşık 50 metre kadar önümde yaralı, ayağına taş gelen

şahısların olduğunu fark ettim. Bir ara silah sesleri kendiliğinden kesildi.

Grup da hafif dağılma olunca öne çıktım. İleriye doğru yöneldiğimde herkesin

birbirine vurduklarını ve dövüştüklerini gördüm. Elimde korkuyla bulundurduğum

taş olmakla birlikte kimseye fırlatmadım. Öyle bir psikolojik durum içerisine

girmiştim ki yerde yatan bir şahsa tekme attım. O sırada onun vurulduğunu

bilmiyordum. Yalnızca çok dayak yediğini zannettim. Vurulan şahsın ne şekilde

oradan götürüldüğünü, ambulansa bindirildiğini bilmiyorum. Vurulan şahsı

tanımadığım gibi aramda önceye dayalı hiçbir husumet yoktu..."

"SANIK [K.A.] SAVUNMASINDA; Arkadaşlarım ...

ile birlikte mahalle kahvesinde oturduğumuz sırada Toma araçlarının geçtiğini

gördük ... Bir süre sonra babam beni telefonla arayıp 'çabuk gel, burası

karışık' dedi. ... eve doğru yöneldiğimde karşıdan 25-30 kişilik bir grubun

bize doğru taş attıklarını görüp, arkadaşlarımla araya doğru kaçtık, ... Bu

esnada 150-200 kişinin bizim evin tarafını taşladığını gördüm. Sanıyorum biz

doğulu olduğumuz için ve kendilerine katılmadığım için bizim evi

taşlıyorlardı... Evin bahçesinde [R.] abimi 3 kişinin dövdüğünü gördüm.

... Bu gruptan geriye doğru kaçarken bize doğru attıkları taşları yerden alarak

biz de onlara doğru attık..."

"SANIK [S.D.] SAVUNMASINDA; Arkadaşlarımla

mahalle kahvesinde otururken oyun arkadaşım teyze oğlum ...a bir telefon geldi.

Evlerimize saldırıldığını öğrenince kahveden kalkarak o tarafa doğru yöneldim...

Bu arada yüzleri kapalı olan karşı gruptan bize birşeyler atılmaya başlandı.

Kendimizi, ana ve bacımızı korumak için yan sokakta durup onların attıklarını

kendilerine geri atmaya başladık ... Baya taşlaştık ... Bir ara eve gittim kuru

sıkı tabancamı alıp dağılsınlar diye bir iki el, iki olabilir havaya ateş

ettim. Sonrasında polis geldi, biz de geri döndük ... Ancak karşı tarafın bizi

tahrik ettiğini ve olayların çok hızlı geliştiğini söyleyebilirim. Ben bir

yerde iki el ateş ettiğimi hatırlıyorum, başka yerde ateş edip etmediğimi

hatırlamıyorum..."

"SANIK [R.A.] SAVUNMASINDA; ... Evime dönmek

için dışarıya çıktığımda 25-30 kişinin yüzleri kapalı vaziyette ellerinde

taşlarla sopalarla tanınmamak için kıyafetleri değiştirilmiş vaziyette

geldiklerini gördüm. Ellerinde ne varsa taş, sopa atıyorlardı. Bunun da sebebi

bizim [K.lı] olup, kendi halinde insanlar olup, onlara katılmamızdı.

Mahalleli de aşağıya inip karşılık vermeye başladı. Ben evin içine dahi

giremedim. Bahçede iken 3-4 kişi sopa ve taş gibi şeylerle beni darp ettiler.

Bunlarla boğuştum, taşla bana vurdular, gömleğim adeta parçalandı, yırtıldı,

ayakkabılarım ayağımdan çıktı, bu esnada eşim kapıyı açıp çıktığını gördüm,

hatta çağlık attı, mahallelinin de bağırışları üzerine beni darp eden şahıslar

kaçıp gitti, ben de üzerimde yırtılan gömleği çıkartıp kendi bahçemde bulunan

terlikleri ayağıma giydim. Yan taraftaki boşlukta bulunan mahalleliye yardım

etmek için o tarafa yöneldim. Mahalleye 30 kişi girmişti, karşı taraftan

onların yandaşı olan 150-200 kişinin taş ve molotof ile geldiklerini gördüm,

mahalleyi bitireceklerdi ... dedemin duvarda asılı olan tüfeğini aldım,

dışarıya çıktım, hatta yanımdan geçen Toma'yı bile görmedim, havaya ateş ettim,

tam ateş ettiğimde Toma'nın geldiğini gördüm. Daha sonra tüfeği ikiye

katlayarak pazar yerinin oraya doğru yöneldim, bir dakika kaldım kalmadım geri

döndüm, bir daha hiç bir şekilde ateş etmediğim gibi kimseye de vermedim. ...

ben yinede kardeşime bakmak için dışarıya çıkıp pazar yerinin oraya doğru yöneldiğimde

yerde yatan bir şahsın olduğunu ve etrafında insanlar olduğunu fark ettim,

çevik kuvvet de vardı, etraftaki şahısları tanımıyorum, bunlar polis de

olabilir, sivil de olabilir, ben çok dışarıya çıkmadığım için insanları

tanımıyorum, hatta belki karşı taraftan da insanlar vardı, yerde yatan şahsa

yaklaşmadan eve geri döndüm..."

24. Ağır Ceza Mahkemesindeki 25/3/2015 tarihli celsede

Emniyet Müdürlüğünden suç tarihinde suç yerine ilişkin telsiz görüşme kayıtları

ile 155 Polis İmdat hattı görüşme kayıtlarının iletilmesinin istendiği,

24/6/2015 tarihli celsede talep edilen 155 Polis İmdat hattına yapılan ihbar

kayıtları ve ekipler arasında geçen telsiz görüşme kayıtlarının tutanak

metninin gönderildiği anlaşılmıştır. Telsiz kaydının ilgili kısmı şöyledir:

"Asayiş -2 Telsiz kanalı:

07.10.2014- Saat:19:28:35

5920: Merkez

Merkez: Dinlemede

5920: Bütün ekiplerim bu malum konu ile

ilgili görevliler 1759 ... sokak ... önünde ... (Kavga) konusuna ekip

gönderemedim. Başka bir ekipten faydalanabilir miyiz merkez

...

155-... Polis İmdat Telefonu Görüşmesi

07.10.2014- Saat:19:31:52-19:32:10

...

Bayan Şahıs: Ya [D.] pazaryerinde yine olaylar

oluyoda

155 Görevlisi: Doğru Bornova [D.] pazaryeri doğru mu?

Bayan Şahıs: Evet büyük bir topluluk var

korkuyoruz ya

155 Görevlisi: Tamam ... ileteyim ben

...

155-... Polis İmdat Telefonu Görüşmesi

07.10.2014- Saat:19:35:19-19:35:40

...

Erkek Şahıs: Şey şuanda [D.de] eylem varda hani oraya bir

takviye gönderebilir misiniz

...

155 Görevlisi: Tamam bilgimiz var

yönlendirdik

Asayiş -2 Telsiz kanalı:

07.10.2014- Saat:19:38:30

Merkez: 5920

5920: Dinliyorum merkez

Merkez: Anlaşıldı ... Müdürümüzün

emirleri, ... İstasyonlarımız önemle takip etsin. [M.] ve [D.] mahallesine

kesinlikle resmi ekip göndermiyor efendim, ... Müdürümün emirleridir. Bu

şekilde talip edelim.

5920: 5920 den 5910 bağlı resmi

birimlerimiz [M.] ve

[D.] mahallesine kesinlikle resmi ekip göndermiyoruz efendim. ...

Müdürümüzün talimatları...

155-... Polis İmdat Telefonu Görüşmesi

07.10.2014- Saat:19:38:35-18:39:30

155 Görevlisi: 155 Polis imdat

Erkek Şahıs: Yav çağırdık biz hala

gelmediler mi

155 Görevlisi: Nasıl

Erkek Şahıs: Bu [D.] ... Niye gelmiyorsun

155 Görevlisi: Nereye gelmiyorsun

Erkek Şahıs: [D.de] eylem var eylem

155 Görevlisi: Nerde var eylem adres ver

..."

25. Ağır Ceza Mahkemesi 20/6/2018 tarihinde S.D.nin

müsnet suçlardan beraatine, R.A.nın 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli

Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan

beraatine, M.K.E. ve K.A.nın kasten öldürme suçundan neticeten 18 yıl hapis

cezası ile, R.A.nın ise müsnet suçtan 19 yıl 2 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Olay tarihinde Bornova Pazaryeri

civarında IŞİD terör örgütünü protesto etmek amacıyla bir araya gelen

şahısların emniyet görevlilerince dağılmaları istemesine rağmen dağılmayıp taş

ve çeşitli cisimler atmak suretiyle etrafa zarar vermeleri üzerine mahalle

sakinlerinin grubun saldırılarını bertaraf etmek amacıyla karşı saldırıya

geçtikleri, sanık [R.A.]

ve yanında kimliği tespit edilemeyen başka bir şahsın TOMA 10 olarak

adlandırılan aracı 1513 sokaktan maktulün bulunduğu yerden görülecek şekilde

çıkmasından hemen önce yapılan keşif ve bilirkişi raporunda gösterilen boş

arsanın bulunduğu yerden maktulün bulunduğu yere doğru her ikisinin de

pazaryeri güvenlik kamera kaydı saatine göre 20:00:34 ila 20:00:36 sıralarında

ayrı ayrı ateş ettikleri, maktulün yere düştüğü, bu sırada maktulün bulunduğu

yerden TOMA 10 isimli aracın görüldüğü sırada sanık [R.A.nın] suçta

kullandığı tüfek ile TOMA 10 isimli aracın önünden maktulün bulunduğu tarafa

doğru içinde bulunduğu grup ile birlikte gittiği sırada yine havaya doğru bir

el ateş ettiği, sanıkların içinde bulunduğu grubun maktulün bulunduğu yere

doğru taş atmaya devam ettikleri, ... maktulün yerde yattığını gören sanık

[M.K.nin] yerde yaralı vaziyette yatan maktule dosya içerisinde bulunan

güvenlik kamera kaydı saatine göre, 20:40:22 ila 20:40:28 sıralarında tekme ile

vurduğu, yine etrafta bulunan şahısların sanığı engellemeye çalıştıkları, sanık

[K.A.nın] elinde bulunan sopa ile yerde yatan maktule güvenlik kamera

kaydı saatine göre, 20:40:28 ila 20:40:31 sıralarında vurduğu etrafta bulunan

vatandaşlar tarafından engellendiği, sanık [S.D.nin] emanete kayıtlı

kuru sıkı tabanca ile ortalığın sakinleşmesi için havaya ateş ettiği...

Sanık [S.D.nin] kasten öldürme suçundan cezalandırılması

talep edilmiş ise de, sanıkta ele geçen tabancanın kuru sıkı tabanca olması maktulün

av tüfeğinden çıkan metal parçasıyla vurulmuş olması olay günü diğer tüfeği

kullanan şahsın sanık olduğunun kesin olarak tespit edilememiş olması nedeniyle

üzerine atılı suçu işlediğine dair şüpheye dayalı iddiadan başka kesin ve

inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatına karar vermek gerektiği

kanaatine varılmıştır.

...

Sanık [M.K.] savunmasında yerde yatan maktule tekme

salladığını, tekmenin değip değmediğini bilmediğini, üzerine atılı suçlamayı

kabul etmediğini beyan etmiş ise de, maktulün av tüfeği ile vurulup yere

düşmesinden sonra sanığın yerde yatan maktule tekme ile vurduğunun güvenlik

kamera kayıtları ile tespit edilmiş olması maktulün otopsi raporuna göre ateşli

silah yaralanması, yüz ve kafatası kemikleri kırığı ve omurilik kanaması ile

gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün anlaşılması karşısında sanığın

savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir.

Sanık [K.A.] savunmasında elinde bulunan sopayı

fırlattığını, maktule değip değmediğini görmediğini, maktule kasten vurmadığını

beyan etmiş ise de, maktulün av tüfeği ile vurulup yere düşmesinden ve sanık [M.K.]

tarafından tekmelenmesinden sonra elinde bulunan sopa ile maktule vurduğunu

güvenlik kamera kayıtlarıyla tespit edilmiş olması maktulün otopsi raporuna

göre ateşli silah yaralanması, yüz ve kafatası kemikleri kırığı ve omurilik

kanaması ile gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün anlaşılması karşısında

sanığın savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir.

Sanık [R.A.] savunmasında olay günü kendisine saldırı

olduğunu, bu nedenle evden tüfeği alıp havaya doğru ateş ettiğini hiç kimseyi

hedef almadığını beyan etmiş, Toma 10'dan alınan görüntülere göre havaya ateş

ettiği sabit olmuş ise de, sanığın 1513 sokakta Toma 10 görünmeden önce yanında

bulunan ve açık kimliği tespit edilmeyen başka bir şahıs ile birlikte boş

arsadan pazar yeri güvenlik kamera kaydı saatine göre 20:00:34 ila 20:00:36

saatleri arasında birlikte yatay atış yaparak maktulü vurduklarının görülmesi,

olaydan sonra yakalanmamak amacıyla tüfeği yok etmeye çalışmış olması, maktulün

vurulmasından hemen sonra Toma 10 görüntülerinde elinde av tüfeğiyle görüntüsünün

tespite edilmiş olması dikkate alındığında sanığın savunmasına mahkememizce

itibar edilmemiştir.

...

Katılanlar vekilleri güvenlik kamera

kayıtlarının Jandarma Kriminal Laboratuvarına gönderilerek yeniden rapor

alınmasını talep etmişler ise de, mahkememizce güvenlik kamera kayıtlarının

çözümüyle ilgili alınan bilirkişi raporunun yeterli olması, bilirkişi raporunun

yapılan keşif ile mahkememizce denetlenmiş olması ve olay yeterince

aydınlandığından Jandarma Kriminal Laboratuvarından rapor alınması ve katılan

ile sanıklar müdafilerinin tüm tevsii tahkikat taleplerinin reddine karar

vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.

Sanık [R.A.] savunmasında, karşı tarafın kendisine saldırıp

darp ettiğini, kendisini korumaya çalıştığını beyan etmiş, sanık müdafisi

eylemin yasal savunma ve tahrik kapsımda kaldığını beyan etmiş ise de, güvenlik

kamera kayıtlarına göre sanığın darp edildiğine dair herhangi bir görüntünün

bulunmaması, maktulün bulunduğu yer ile sanığın yanındaki meçhul şahıs ile ateş

ettiği yer arasında yaklaşık 60 metre mesafe olması, maktulün sanığa yönelik

herhangi bir eyleminin bulunduğunun kesin olarak tespit edilememiş olması,

sanığın darp edildiğine dair adli bir rapor bulunmaması karşısında savunma ve

beyanlara itibar edilmemiş, lehine yasal savunma ve tahrik hükümleri

uygulanmamıştır.

Maktulün, sanık [R.A.] ve yanındaki meçhul şahıs

tarafından ateşli silah ile vurulup yere düşmesinden sonra sanık [M.K.nin]

tekmeyle, sanık [K.A.nın] sopa ile vurmuş olmaları nedeniyle maktulün

ateşli silah yaralanması, yüz ve kafatası kemikleri kırığı ve omurilik kanaması

sonucu meydana gelen komplikasyonların birleşmesiyle ölmesi, meydana getirilen

yaralanmaların tek başına ölüme neden olmaması nedeniyle sanıklar [R.A.],

[M.K.] ve [K.A.nın] olası kastla kasten öldürme suçundan

cezalandırılmaları gerektiği kanaatine varılmıştır.

..."

26. Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza

Dairesinin 28/12/2018 tarihli kararıyla, sanıkların kasten öldürmeden cezalandırılmaları

gerekirken olası kasıt hükümlerine göre cezalandırılmaları nedeniyle hükmün

kısmen bozulmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

...Bornova Pazaryeri civarında IŞİD

terör örgütünü protesto etmek ve gösteri yapmak amacıyla bir kalabalığın

toplandığı ve maktulün de buradaki gösteri içerisinde yer aldığı, gösterinin

yapıldığı mahallenin sakinleri olan sanıkların ise, o gösteriye karşı çıkmaları

nedeniyle kendi grupları ile karşılık verdikleri kardeş olan sanıklar [R.] ve [K.] ile diğer sanık [M.nin],

TCK 37/1 maddesi kapsamında baştan beri fikir ve eylem birliği içinde hareket

ederek eylem üzerinde ortak hakimiyet kurdukları, sanık [R.A.] ve

yanında kimliği tespit edilemeyen başka bir şahsın TOMA 10 olarak adlandırılan

aracın 1513 sokaktan maktulün bulunduğu yerden görülecek şekilde çıkmasından

hemen önce, yapılan keşif ve bilirkişi raporunda gösterilen boş arsanın

bulunduğu yerden maktulün bulunduğu yere doğru her ikisinin de pazaryeri

güvenlik kamera kaydı saatine göre 20:00:34 ila 20:00:36 sıralarında birlikte

yatay atış yaptıkları, vurulan maktulün yere düştüğü, bu sırada maktulün

bulunduğu yerden TOMA 10 isimli aracın görüldüğü sırada sanık [R.A.nın]

suçta kullandığı tüfek ile TOMA 10 isimli aracın önünden maktulün bulunduğu

tarafa doğru içinde bulunduğu grup ile birlikte gittiği sırada yine havaya

doğru bir el daha ateş ettiği, sanıkların içinde bulunduğu grubun maktulün

bulunduğu yere doğru taş atmaya devam ettikleri, keşif sırasında dinlenen tanık

[H.A.nın] maktulü uzaklaştırmak için yerde sürüklediği, ancak grubun

saldırısını görünce keşifte dinlenen ve olay yerinde olan diğer tanıklarla

birlikte olay yerinden ayrıldıkları, maktulün yerde yattığını gören sanık[M.K.nin]

yerde yaralı vaziyette yatan maktule dosya içerisinde bulunan güvenlik kamera

kaydı saatine göre, 20:40:22 ila 20:40:28 sıralarında tekme ile vurduğu yine

sanık [K.A.nın] da elinde bulunan sopa ile yerde yatan maktule güvenlik

kamera kaydı saatine göre, 20:40:28 ila 20:40:31 sıralarında vurduğu etrafta

bulunan vatandaşlar tarafından sanıkların engellenmeye çalışıldıkları, sanık

[S.D.nin] emanete kayıtlı kuru sıkı tabanca ile ortalığın sakinleşmesi için

havaya ateş ettiği, maktulün yaralı vaziyette kaldırıldığı hastanede

müdahalelere rağmen kurtarılamayarak alınan otopsi raporuna göre ateşli silah

yaralanmasına bağlı yüz ve kafatası kemikleri kırığı, omurilik kanaması ile

gelişen komplikasyonların birleşmesi sonucu öldüğünün anlaşıldığı olayda;

Sanık [R.nin] bulunduğu yerden maktulün içinde bulunduğu

kalabalığa av tüfeği ile yaptığı yatay atışlar sonucu maktulün yada içinde

bulunduğu kalabalıktan birinin isabet almasının mutlak ve kaçınılmaz olduğu,

sanık [R.nin] bu durumu görmesine rağmen ateş ederek eyleminin sonucunu

bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği ve doğrudan kastla hareket ettiği, baştan

beri sanık [R.] ile fikir ve eylem birliği içerisinde aynı grupta

hareket eden sanıklar [K. ve M.nin de] isabet alan ve yerde yatmakta

olan maktule, tanıkların tüm engel olma isteklerine ve maktulü oradan çekerek

götürme çabalarına rağmen olası kast tartışmasının tamamen dışında bilerek ve

isteyerek tekme ve sopalarla vurmaya devam ettikleri ve aynı şekilde doğrudan

kastla hareket ettikleri gözetilmeden, suç niteliğinde ve delillerin

değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek sanıklar [R., K. ve M.nin]

TCK'nun 37/1 maddesi delaletiyle 81/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları

yerine, somut olayda uygulama yeri olmayan olası kast hükümlerinin tatbikiyle

yazılı şekilde aynı yasanın 81/1,21/2 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına

karar verilerek eksik cezalar tayin edildiği...

..."

27. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/64 esasına kaydedilen

yargılama derdesttir.

B. Cumhuriyet

Başsavcılığının 2014/86256 Sayılı Soruşturması

28. Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/89312 sayılı

soruşturması kapsamında başvurucu Bedrettin Kaceroğlu'nun Cumhuriyet savcısı

tarafından alınan 26/11/2014 tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Ben

07/10/2014 tarihinde oğlum rahmetli [E.K.] ile birlikte İşid katliamı nedeniyle basın açıklaması

yapmak üzere [D.] pazar yerinde bulunuyordum. Birden ortalık karıştı,

mermi, gaz havada uçuşmalaya başladı. Bende etkilendim ve bir ara [E.]

vuruldu diye ses duydum. Doğruca oraya yöneldiğimde oğlumu yerde sırt üstü

yatar vaziyette olduğunu gördüm. Ancak yerde olduğu halde yine tekmelerle,

sopalarla vurmaya devam ediyorlardı. Ben çocuğumu kurtarmak için çabalamama

rağmen çocuğuma vuran kişilere engel olmak için tüm uğraşlarımı verdim. Ancak

arada darp edildim. Bu kişilerin ben resmi giyimli olmasada polis olduklarını

zannediyorum. Hatta kendileri biz polisiz dediler. Vatandaşlar oğlumu

dövenlerden zorla aldılar..."

29. Öte yandan başvurucu Salih Kaceroğlu'nun vekili

tarafından olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 9/10/2014

tarihli şikâyet dilekçesi üzerine 2014/86256 numaraya kayden soruşturma

başlatılmıştır. Dilekçede, E.K.nın güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü

ileri sürülmüş; bu nedenle soruşturmanın bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından

yürütülmesi, delillerin jandarma görevlileri tarafından toplanması, bazı

delillerin temin edilmesi gibi birtakım taleplerde bulunulmuştur.

30. Başvurucu Salih Kaceroğlu'nun Cumhuriyet savcısı

tarafından alınan 9/10/2014 tarihli müşteki beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...09/10/2014 tarihli avukatların

vermiş olduğu şikayet dilekçesini aynen tekrar ediyorum. Bu dilekçemde de

belirttiğim gibi abim [E.K.]

[D.]'de yapılan İşid Örgütünün Kobani zulmüne

karşı yapılan oturma eylemi sırasında görevli polis memurlarının hedef

gözeterek yapmış oldukları silahlı müdahale sonucu yaralanmıştır. ... Ben olay

sırasında oradaydım. Biz gösteri yapılan alana girdiğimiz sırada tomanın önünde

bulunan 7-8 tane polis memuru benim de içinde bulunduğum topluluğu hedef alarak

silahla ateş etmeye başladılar. Biz panik halinde kaçarken abimin yere

düştüğünü gördüm. Geri dönüp üzerine kapandım. Ona rağmen üzerime su, biber

gazı sıktılar. Ayrıca joplarla vurdular. Polis memurlarından bir tanesi abimin

kafasına tekme ve joplarla vuran diğer polis memurlarının kafasına vurun

kalkmasın diye sesleniyordu. Aynı olayda babam da tekme ve joplarla vurularak

yaralandı. Ben de aynı şekilde yaralandım. Abimi kurşunla vurarak beyin ölümüne

neden olan, tekme ve joplarla abimi, babamı ve beni yaralayan polis

memurlarından şikayetçiyim..."

31. TEM Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından tutulan

8/10/2014 tarihli Muhafaza Altına Alma Tutanağı'ndan, olayın gerçekleştiği D.

pazar yerine ait kamera kayıtlarının temini amacıyla Belediyeye gidilerek

Belediye teknik personeli huzurunda kamera görüntülerinin alındığı

anlaşılmaktadır.

32. Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/89312 sayılı

soruşturması 26/12/2014 tarihinde 2014/86256 sayılı soruşturmayla

birleştirilerek soruşturmaya 2014/86256 numaraya kayden devam edilmiştir.

33. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6/6/2016 tarihinde

İzmir Valiliğinden (Valilik) E.K.nın ölümünde sorumluluğu bulunduğu iddia

edilen güvenlik görevlileri hakkındaki taksirle öldürme iddiaları ile ilgili

olarak 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi ya da

verilmemesi yönünde bir karar verilmesi talep edilmiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığı aynı zamanda ilgili makamlardan olay gününe ait kamera

kayıtlarının da iletilmesini istemiştir.

34. Emniyet görevlileri hakkındaki taksirle öldürme

iddiasına ilişkin olarak yürütülen ön soruşturmada 52 emniyet mensubunun beyanı

alınmıştır. Beyanlarda benzer anlatımlar bulunduğundan ön inceleme raporunun

önem arz ettiği değerlendirilen ilgili kısmı şöyledir:

"...

... Polis Memuru [G.K.]... 'Bulunduğumuz yerde Çevik

Kuvvet- TOMA- Terör- Güvenlik Şubeden gelen tahminen 50/ye yakın görevli ile

beklemeye başladık... Grubun içerisinden yüzü maskeli ve yaşları küçük 30-40

kişilik bir grup çöp konteynırları devirerek yolu kapatmak istediler, bize

yönelik taşlı ve havai fişekli saldırıya geçtiler... Bu sırada 2-3 sivil

vatandaşın koşarak yanımıza geldiğini, kapalı Pazar yeri olarak bilinen yerde

gösterici grupla mahalle sakinleri arasında, taşlı sopalı bir kavganın

başladığı bilgisini verdiler. Gelen bu bilgi üzerine sorumlu amirimizin

talimatıyla olayların devam ettiği söylenen yere doğru koşarak geçtik...

grupların birbirine taş attıklarını görünce her iki grubun arasına girip tampon

olmaya çalıştık... TOMA'nın arkasından görebildiğim kadarıyla iki şahsın bir

şahsı ellerinden ve ayaklarından tutup 30-40 metre ilerimizde sokağa

bıraktıklarının gördüm. ... Bu şahsın yanına kalabalık mahalleli grubun geldiğini

görünce 6-7 kişi olarak o bölgeye yönlendik. ... şahsa saldırmaya çalışan

mahalle sakinlerine müdahale ettik. Yerde yatan şahsa daha fazla zarar

vermelerine engel olmaya çalıştık. ... Bu esnada yerde yatan şahsa yardım etmek

isteyen iki görevlinin de atılan taş ve sopa ile başlarından yaralandığını

gördüm. ... TOMA'ya verilen talimat ile bizim bulunduğumuz bu bölgeye su ile

müdahale edildi...'

... Polis Memuru [E.G.]... '07/10/2014 tarihinde İzmir

ili [D.] Mahallesinde Kobani olaylarını protesto etmek amacıyla çok

sayıda vatandaş tarafından toplanılacağı bilgisi alındığından dolayı İzmir İl

Emniyet Müdürlüğünden karma personel ile birlikte yaklaşık olarak 50 kişi saat

18.00, 19.00 sıralarında görev aldık. Hava kararmasına yakın [D.]

Mahallesinde bulunan şu an ismini bilmediğim parkın bulunduğu alanda yüzleri

maskeli, ellerinde sopa ve taş olan kalabalık bir grup oluşmaya başladı.

Protesto eylemini yürüyerek yapmak istediklerini görünce Sorumlu Amir ve

Müdürlerimiz grubun başındakilere yapacakları bu eylemin kanunsuz olduğunu,

hava karardığından ve mahalle içerisinde yapılacak bu eylemin kendi can

güvenlikleri acısından da olumsuz olabileceğini söyleyerek dağılmaları

gerektiğini söylediler. Bu müzakereler en az 2-3 defa olmuştur. Ancak buna

rağmen karanlıkta gördüğüm kadarıyla tahminen 500 kişinin üzerinde olan bu

kalabalık ikazları dinlemeden slogan atarak çöp kutularını barikat yapıp ateş

yakarak bizim üzerimize yürüyerek taşla saldırmaya başladılar. Bizim önüınüzde

bulunan iki adet TOMA'nın su püskürtmesiyle ilk etapta geriye doğru bir kaçma

olduysa da kısa süre de tekrar toplanıp üzerimize saldırmaya devam ettiler.

TOMA'nın su sıkması sonucu kaçan bir grup ara sokaklara dağılmıştı. Ancak büyük

çoğunluk bizim karşımızda taş ve sopa atmaya devam ediyordu. Yaklaşık olarak

yarım saat sonra bizim su sıkarak dağıtmış olduğumuz gruptan ayrılan bazı

şahısların Pazar yerinin bulunduğu mahallede [ü.] olarak bilinen bazı

şahısların evlerini bastıkları ve burada aralarında çatışma olduğu şeklinde

vatandaşlar tarafından bize

söylendi. Bunun üzerine

mevcut kuvvetin bir kısmını başımızda bulunan sorumlu Müdürümüz olayın olduğu

yere gönderdi. Ben de bu gönderilen tahmini 20 kişilik grubun içerisinde Pazar

yerinin bulunduğu sokaklara gittik. Kobani grubunun mahalleyi bastığını öğrenen

mahalle sakinleri yoğun miktarda bulundukları kahvehaneden çıkarak kendi

mahallelerini savunmaya başladıklarını öğrendik. Biz olay yerine gittiğimiz

anda birden kendimizi iki grubun arasında bulduk. Her iki taraftan da üzerimize

taş yağmaya başladı aynı anda silah sesine benzer sesler duyuluyordu. Ancak

Kobani eylemi için orada bulunan ve mahalleyi basan gruptan daha fazla silah

sesi geliyordu. Mahalle içerisinde bulunan boş binalardan üzerimize taş daha

fazla geliyordu. Elinde silah bulunan ve havaya ateş ederken gördüğüm bir

kişiyi görmemize rağmen kalabalık içerisinden almamız mümkün olmadı.

Kalabalıktan ve karanlıktan faydalanarak grubun içerisinde kayboldu.

Bizle beraber olay

yerine gelen TOMA'nın su sıkması sonucu grupların dağılmasıyla

yolun ortasında bir şahsın yerde hareketsiz olarak yattığını gördük. TOMA'nın

su sıkmasıyla dağılan grup hemen birkaç saniye içerisinde tekrar yerde yatan

şahsın üzerine taş-sopa ve tekme ile tekrar saldırmaya başladılar, biz yaklaşık

olarak 5-6 görevli yerde yatan şahsı korumak için yanına koştuk. TOMA'nın

yardımıyla bu şahsı korumaya aldık. Hatta TOMA grubu dağıtmak amacıyla sıktığı

suyun altında bizde ıslandık kalabalık gruptan gelen taşlardan bir arkadaşımız

yaralandı. TOMA'nın ve bizim müdahalemizde yerde yatan şahsı koruma altına

almıştık, ancak şahıs yerde hareketsiz olarak yatıyordu, bulunduğu yerde yoğun

bir kan mevcuttu. İçimizden bazı arkadaşlar ambulans için telefonla gerekli

yerleri aradılar. Bu esnada halen taş ile bize ve yerdeki şahsa saldın devaın ediyordu.

Aynı anda iki gruba birbirlerine taşla saldırıyordu. Biz şahsı koruma altına

alır almaz hemen yanımıza bir beyaz panelvan tipi araç geldi şahsın yakınları

olduğunu söyleyerek alıp hastaneye götürdüler. Daha sonra olay yerine gelen

takviye kuvvetler ile birlikte biz iki grubu ayırdık, dağılmalarını sağladık,

olay anında grubun çok fazla kalabalık ve saldırgan olduğundan dolayı herhangi

bir şahıs tarafımızdan alındığını hatırlamıyorum. Ancak daha sonradan duyduğuma

göre yerde yatan şahsın ateşli silahla yaralayıp ölümüne sebep olan birkaç

kişinin alındığını öğrendim. ... yerde yatan şahsın ise hayatımızı ortaya

koyarak üzerine kalkan olmak suretiyle ve sopalardan koruyarak görevimizi

yaptık. Saldırgan grupla birlikte hareket ettiğimiz, yerde şahsı korumadığımız

iddialarını da kesinlikle kabul etmiyorum. TOMA kalabalık grubu dağıtmak için

su sıktığında su biz görevlilere de geldi, ben TOMA'nın hedef gözeterek kasıtlı

olarak belli şahıslara su sıktığını düşünmüyorum. Hatta TOMA su sıkarak yerde

yatan şahsa saldıran şahısları dağıtmasaydı biz yerde yatan [E.K.yı] o kalabalık gruptan 5-6

görevliyle alamazdık' şeklinde beyan etmiştir.

...

...2. Sınıf Emniyet Müdürü [E.Ö.] ... ' 07/10/2014 tarihinde

ilimizde Kobani olaylarını protesto etmek amacıyla yapılacak eylemlerden dolayı

[D.] Mahallesindeki tedbirlerden sorumlu idim. Olay günü saat: 18.00'den

itibaren tedbirler alınmaya başlandı. Tedbirler çerçevesinde... yaklaşık 50

kişilik personel ve 1 TOMA aracı görev almıştı. Saat: 18.50 sıralarında [D.]

Kapalı Pazar yeri yakınında bulunan 1660 Sokak ile 1521 Sokak kesişimin de

gruplar toplanmaya başladı. 19.15 sıralarında 100 kişilik olan grup saat:

20.00'ye doğru 200-300 kişi oldu. Bu grup 1521 sokak üzerinden yolu kapatarak

yürüyüşe geçti ... Grup içerisinde yüzleri kapalı ellerinde taş ve sopalar olan

şahıslar vardı. Bunun üzerine TOMA aracında bulunan ses sisteminden, grubun

duyacagı şekilde yaptıkları eylemin kanunsuz olduğu, yürümek istedikleri

güzergahın Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü güzergahı olmadığı, ... bulunduklan

yerde basın açıklaması yaparak dağılmaları gerektiği, aksi takdirde müdahale

edeceğimiz yönünde talimatım üzerine defalarca anons ve ikazlarda bulunuldu. Bu

sırada grup içerisinden bazı şahıslar tarafından bulunduğumuz istikamete doğru

taşlar atılıyordu. Saat:20.00 sıralarında grup içerisinde yer alan ve parti

yöneticisi olduğunu söyleyen birkaç kişi benim ... bulunduğu[m] yere

gelerek, Kobani de yaşanan çatışmaları protesto etmek amacıyla yürüyüş yapmak

istediklerini ve ... Mahallesinde bulunan Pazar yerine kadar yürüyerek burada

basın açıklaması yapacaklarını söylemeleri üzerine, tarafımdan havanın

karardığı ve yapacakları eylemin 2911 Sayılı Kanuna göre suç oluşturacağı ve

buna kesinlikle müsaade edilmeyeceği, ayrıca grup içerisinde yüzleri kapalı ve

ellerinde taş, sopa ve havai fişek olan şahıslar olduğu, grup içerisindeki bazı

şahların daha polisin yanına gelirken taş atmaya başladıkları, bundan dolayı

bulundukları yerde şayet basın açıklaması yapmak istiyorlarsa, bunu yapıp bir

an önce dağılmaları gerektiği aksi takdirde tarafımızdan grubun dağıtılacağı,

... sonrasında oturmaya eylemine başlamışlar ve kalkarak olay tutanağında da

belirttiğimiz üzere çeşitli sloganlar atmışlardır. Daha sonra tekrar ... grubun

yürüyüş yapmadan dağılmayacaklarını, yürüyüşe izin vermemizi belirtmişler,

ancak yapılacak bu kanunsuz yürüyüşe kesinlikle izin verilmeyeceği tekrar

kendilerine kesin bir dille iletilmiştir. Şahıslar grup içerisine geri dönerken

grubun içerisinde yer alan yüzleri kapalı bazı şahıslar tarafından çevrede

bulunan çöp konteynırları yol üzerine devrilerek barikat oluşturulmaya

başlanmış ve grup içerisinden biz polislerin bulunduğu istikamete doğru taş ve

havai fişekler yağmur gibi yağmaya başlamıştır. Bunun üzerine tekrar anonslar

edilerek şahıslar ikaz edilmiş ve müdahaleye TOMA aracından su sıkmak suretiyle

başlanmıştır. Taşlı saldırının devam etmesi üzerine gaz ile müdahalede

bulunulmuş ve grup içerisindeki şahıslar 1521 sokaktan geriye ara sokaklara

doğru kaçışmışlar, bulunduğumuz yere doğru taşlarla saldırmaya devam ederken

bir taraftan da gruptan kopan bazı şahıslar [D.] kapalı Pazar yeri

istikametine doğru kaçışmışlardır. Daha sonra haber merkezinin anonsu üzerine [D.]

Pazar yeri istikametine kaçan şahısların burada bulunan ve kendilerini ikaz

eden mahalle sakinlerine de taşlı ve sopalı saldırıda bulundukları

bildirilmiştir. Bunun üzerine yanıma aldığım bir kısım... personeliyle birlikte

[D.] Kapalı Pazar yerine doğru hızlıca hareket edilmiş, bu arada Pazar

yeri istikametinden 5-6 el silah seslerinin geldiği, hem haber merkezi

tarafından bildirilmiş hem de tarafımızdan duyulmuştur. Kapalı Pazar yerine

yaklaştığımızda iki grup arasında taşlı sopalı kavganın olduğu görülmüş, biz

polislerin geldiğini gören ve kanunsuz eylemi başlatarak görevlilere taş ile

saldıran grup taş atarak 1660 sokak istikametine doğru kaçmaya başlamış, taş

atan bu gruba müdahale edilerek uzaklaştırıldığı sırada mahalle sakinlerinin

bulunduğu Pazar yerindeki grup içerisinden bir şahsın sürüklenerek yola doğru

taşındığı ve asfalt yola bırakıldıktan sonra şahısların kaçtığı görülmüş, bu

arada asfalta bırakılan şahsın hareketsiz yattığı ... çevresinde bulunan

mahalle sakinlerinden oluşan kalabalık bir grubun bu şahsı sopa, tekme ve

yumruklarla darp ettiği görülmesi üzerine hemen şahsın yanına gidilerek bizzat

tarafımdan şahıs bacaklarımın arasına alınarak olabilecek tüm saldırılara karşı

korumaya çalışılmış, ... yanımdaki kuvvetlerle her iki grubun arasına girilerek

ilk önce yaralı şahsa saldıran mahalleli uzaklaştırılmaya çalışılmış,

saldırıların devam etmesi üzerine TOMA aracına bizzat tarafımdan anons

edilerek, benim ve yaralının bulunduğu yere doğru su sıkılarak müdahale

edilmesi talimatı verilmiştir. Bu müdahaleden dolayı çevredeki kalabalık kaçmış

benim ve yanımda bulunan tüm görevlilerin bu müdahale sonunda üzerimizdeki tüm

kıyafetler TOMA'dan sıkılan su ile tamamen ıslanmıştır. Yerde yatan şahsın

hastaneye götürülmesi için 112 acil servis numarası benim tarafimdan da

defalarca aranmış ancak numarayı· düşürmek mümkün olmamıştır. Bu arada kaçan

şahıslar tarafından mahalle sakinlerine tekrar saldırı yapılmış ... bu

esnada... Polis Memuru ile ... bir Komiser Yardımcısı yaralamıştır. Olay yerine

ambulans gelmemesi üzerine yaralanın yakınları olduğunu düşündüğümüz kişilerce

yaralı şahıs ... minibüs ile hastaneye götürülmüştür. Yaralı personelimizde

kendi ekip araçlarımızla hastaneye gönderilmiştir. ...'

...

...Polis Memuru [H.T.]'... kameramın arkasında bahse

konu yerde ... görevliydim. Olay günü birden bire biz başka sokakta iken

gelişen ve koşarak bahse konu yere intikal ettiğimizde zaten kimin karşı grup

kimin diğer grup olduğunu tasnif etmemiz mümkün değildi, ... Bana atfedilen

'silah sesi geldikten sonra tüm kameraların yönünü bir anda değiştirip

kameraların hiç alakası olmayan boş yerleri çektiği; ...' konusu ile ilgili

olarak da; yaklaşık 10 yılın üzerinde teknik olarak teşkilat içeresinde bir çok

olayda kamera çekimi yapan birisi olarak söylemeliyim ki bu tip durumlarda

kamera çeken personel belli bir kadraj ve görüntü kapasitesine sahiptir. Şöyle

ki; vizörden olayın geliştiği yeri çekerken başka bir yere konsantre olmanız ya

da kendi güvenliğinizi korumanız oldukça zayıftır. Böyle bir durumda silah

seslerinin, linç tehlikesi geçirme olasılığının ve işinizi yapma çabası düşünüldüğüne

... doğal olarak silah seslerinin gürültülü ve ani patlama şiddetinden dolayı

belki istem dışı küçük kamera hareketleri olmuş olabilir...'

...

İNCELEME VE TAHLİL

...

07.10.2014 günü [D.] mahallesinde meydana gelen

olayın meydana geliş şekli aynı gün tutulan olay tutanağında özet olarak; '...

IŞİD örgütü ve PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması olan PYD/YPG güçleri

arasında Kobani bölgesinde yaşanan çatışmaların yoğunlaşması ve çatışmalarda

çok sayıda YPG mensubunun öldüğünün öğrenilmesi üzerine IŞİD örgütünün

Kobani'yi ele geçirmek için şehir merkezine girmesini protesto etmek aınacıyla

DBP ve HDP organizesinde müzahir kitlenin katılımıyla 07.10.2014 günü saat

18.50 sıralarında [D.] kapalı pazar yeri yakınlarında toplanmaya

başlayan sayıları 200 kişiye ulaşan grup 1521 Sokak üzerinden yolu trafiğe

kapatarak yürüyüşe geçmiş, grup içerisinde yüzleri kapalı ellerinde taş sopa ve

havai fişekler bulunan şahıslar olduğu görülmesi üzerine defalarca anons ile

ikazda bulunulmuş, grup içerisinde bulunan bazı şahıslar tarafından polislere

ve araçlarını taş atılmış, grup içerisinde yer alan ve parti yöneticisi

olduğunu söyleyen bazı şahıslar ile beraberindekilere sorumlu İl Emniyet Müdür

Yardımcısı [E.Ö.] tarafından bulundukları yerin toplantı ve gösteri

yürüyüşü güzergahı olmadığı, havanın karardığı, saat itibariyle yürüyüş

yapılamayacağı, yolu araç trafiğine kapattıkları, grup içerisinde yüzleri

kapalı ellerinde taş sopa ve havai fişekler bulunan şahıslar olduğu, basın

açıklamasını bulundukları yerde yaparak dağılmalarını, aksi takdirde müdahale

edileceği söylenmiş, grup yaklaşık iki dakika oturma eylemine başlamış, daha

sonra terör örgütü lehinde sloganlar atmış, grup içerisinde yüzleri kapalı bazı

şahıslar tarafından üç adet çöp konteyneri yola devrilerek barikat

oluşturulmuş, TOMA aracından anons ile ikazlar yapılmış, grubun içerisinden

polislere ve araçlara taş ve havai fişekler atılması üzerine TOMA araçlarından

su ve gaz ile müdahale edilmiş, bazı şahıslar 1521 Sokak üzerinde geriye doğru

ve [D.] pazaryerine doğru kaçmış, kaçan şahısların pazar yeri çevresinde

oturan ... mahalle sakinleri ile grup arasında kavga başlamış, grubun

mahallelinin evlerine ve araçlarına taş ve sopalarla saldırmaya başlamaları,

mahalle sakinlerinin de karşılık vermesi üzerine karşıt görüşlü iki grup

arasında kavga ve saldırı daha da büyümüş, [D.] kapalı pazar yeri

çevresinde iki grubun kavga ettiği, her iki gruptan da yaralılar olduğu

öğrenilmesi üzerine 1 TOMA aracı, beraberinde Çevik Kuvvet ve sivil personel

hızlı bir şekilde [D.] Kapalı pazar yerinde birbirlerine taş ve

sopalarla saldıran iki grubun olduğu yere gitmiş, gruplara yaklaşıldığı sırada

gruplar içerisinden karşılıklı 5-6 el silah sesi duyulmuş, polislerin geldiğini

gören kanunsuz eylemi başlatan grup taş atarak

kaçmaya başlamış, taş atan bu gruba müdahale edilirken mahalle sakinlerinin

bulunduğu grup içerisinde sokağa ilk girildiğinde fark edilemeyen yaralı bir

şahsın yolun ortasına sürüklendiği, 15 kişilik grubun bu şahsı sopa tekme ve

yumrukla darp etmeye devam ettiği görülmesi üzerine yaralı şahsın darp

edilmemesi için şahıslar uzaklaştırılmaya çalışılırken TOMA aracından su sıkmak

suretiyle müdahale edilmiş, olay yerine 112 ambulans çağırılmış, yerde

hareketsiz yatan yaralı şahıs olabilecek saldırılara karşı korunmaya

çalışılmış, yaralı şahıs ile darp etmeye çalışan mahalleli arasına çevik kuvvet

personeli sokularak tampon bölge oluşturulmuş, yaralı şahsın yakınları olan 3-4

kişi yerde yatan yaralı şahsın yanına gelerek mahalleliye saldırmış, ambulansın

olay yerine gelmemesi üzerine ... minibus yerde hareketsiz bir şekilde yatan ve

başında kanlar bulunan [E.K.yi]

alarak hastaneye götürmüş, kanunsuz eylemi başlatan müzahir kitle ile mahalle

sakinleri arasında taşlı saldırıların devam etmesi üzerine bölgeye takviye

çevik kuvvet ve personel talep edilmiş, bir şahsın kuru sıkı tabanca ile 2 el

havaya ateş ederek kalabağın içerisinde mahalleye kaçtığı görülmüş ancak şahıs

yakalanamamış, sokak içerisinden polislere taş ve havai fişek ile saldırılması

yolu çöp konteynırları ile kapatarak barikat kurma çalışmları devam etmiş, saat

23:00 sıralarında müzahir kitleye mensup grubun tamamen dağılması üzerine Olay

Yeri İnceleme Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerce olay yeri incelemesi yapılmış,

... yapılan müzakere ve müdahaleler esnasında Radyo TV ve Foto Film Şube

Müdürülüğü görevlilerince gerekli kamera kayıtları yapılmıştır. ... ' şeklinde

belirtilmiştir.

...

Dosya içerisinde bulunan ifadeler, dosya

içeriğindeki tüm evraklar, olay yerindeki TOMA'ların yapmış olduğu video

çekimleri, Radyo TV ve Foto Film Şube Müdürlüğünce kaydı yapılan video

görüntüleri incelendiğinde, 07.10.2014 tarihinde Bornova ilçesi [D.] Mahallesi Pazar yeri ve

çevresinde Kobani olaylarını protesto etmek için toplanan grubun, yapmış

oldukları bu kanunsuz eylemi sonlandırabilmek amacıyla aşırı güç ve silah

kullandıklarını gösteren olay anındaki kamera görüntüleri ve somut emareler

olmadığı, polisin olayları sonlandırabilmek için sağduyulu, soğukkanlı ve her

iki gruba da aynı şekilde orantılı güç kullandığı anlaşılmıştır.

Polislerin olay

yerinde silah kullandıklarını, polisin silahından çıkan mermi ile [E.K.nın] vurulduğu iddiasını, [E.K.nın]

yakınlarından başka ifadelerinde söz eden, bu iddiayı destekleyen başkaca

hiç bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Olaylarla ilgili video CD çözüm

tutanakları ve olaylarla ilgili video CD'lerinde hiçbir polisin elinde silah

görüntüsü bulunmamaktadır...

...

Bahse konu olay yerindeki tedbirlerden

sorumlu 2. Sınıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün] olaylar başlamadan önce grubun liderleri ile

görüşmeler yaptığı, yapılan eylemin kanunsuz olduğunu defalarca söyleyip TOMA

megafonu ile ikaz anonsları yapıldığı, grubun ikazlara uymayıp taş ve sopalarla

saldırmaları üzerine müdahalenin başladığı, ara sokaklardan kaçan grubun içinde

bulunan [E.K.nın] cinsi ve kim tarafından kullanıldığı tespit edilemeyen

bir silahla vurulup yere düştükten sonra mahalleli grup tarafından darp

edilmeye başlandığı, olayların başladığı yerden farklı olan bu olay yerinde iki

grup arasında kavga olduğunu telsiz anonslarından öğrenen 2. Sınıf Emniyet

Müdürü [E.Ö.nün] yanındaki personel ile o noktaya intikal ettiği, yerde

yatan [E.K.nın] başındaki kalabalığı uzaklaştırmaya çalıştıkları,

kendisinin de içinde bulunmasına rağmen TOMA'nın tazyikli su sıkmasını

emrederek zorla uzaklaştırdığı, orada bulunan tüm görevlilerinde tamamen

ıslandığı, [E.K.yı] korumaya çalışırken olağanüstü çaba sarf edildiği,

hiçbir personelin silah kullanmadığı ifadelerden ve izlenen video

görüntülerinden anlaşılmakta olup, iddia edildiği gibi polisin karşıt grupla

hareket ederek [E.K.yı] darp ettiği, darp edenlere müdahale etmediği,

onlarla birlikte hareket ettiği iddialarıyla da ilgili delil niteliğinde bilgi,

belge ve görüntüler bulunmamaktadır. Olaylar sırasında karşılıklı iki grubunda

aşırı saldırgan davranışlar sergilediğinden anında gözaltına alma

çalışmalarının mümkün olmadığı, ancak olaylar kontrol altına alındıktan sonra

C. Savcısının talimatlarıyla iz, delil ve şüpheliler ile ilgili çalışmalara

başlandığı, gözaltına alma, evlerde aramalar, toplanan silahlar ile ilgili

kriminal çalışmalar, video görüntülerinin farklı görevliler tarafından

izlenerek detaylı olarak şüphelilerin araştırılması ve gözaltına alma, evlerde

aramalar, toplanan silahlar ile ilgili kriminal çalışmalar, video

görüntülerinin farklı görevliler tarafından izlenerek detaylı olarak

şüphelilerin araştırılması ve tespiti çalışmalarının yapıldığı belgelerden

anlaşılmıştır. Olaylar sırasında ve sonrasında delillerin saklanması, taraf

tutma, görevi savsaklama gibi emareler, ambulans çağırılmadığı ve çağırmak

isteyenlere engel olunduğu iddiasını destekleyen her hangi bir bilgi ve belge

tespit edilmemiştir....

...

... 07.10.2014 tarihinde [D.] mahallesinde gerçekleştirilen

protesto eylemi sırasında silahla açılan ateş sonucunda vurularak yaralanan ve

19.10.2014 tarihinde hayatını kaybeden [E.K.nın] ölüm olayı ile ilgili

olarak, sorumluluğu bulunan güvenlik görevlileri hakkında 'Taksirle Adam

Öldürme' iddiasıyla ilgili olarak, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve

belgelerin incelenmesi sonucu meydana gelen olaylarda emniyet personelinin

kusurunun olmadığı kanaati ile söz konusu iddianın sübuta ermediği

değerlendirildiğinden, adı geçenler hakkında SORUŞTURMA İZNİ

VERİLMEMESİNE..."

35. Yapılan inceleme neticesinde Valilik tarafından

31/8/2016 tarihinde soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir.

36. Valiliğin kararına karşı başvurucular tarafından

yapılan itiraz, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli kararıyla

oyçokluğuyla reddedilmiştir.

37. Ret kararı, başvuruculara 16/12/2016 tarihinde tebliğ

edilmiş olup başvurucular 16/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

38. UYAP üzerinde yapılan incelemeden Valiliğin

soruşturma izni verilmemesine dair kararına Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

itiraz edilmeyerek taksirle öldürme suçundan kolluk görevlileri hakkında

14/12/2016 tarihinde inceleme yapılmasına yer olmadığına kesin olarak karar

verildiği anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

39. İlgili hukuk için bkz. İbrahim Tosun ve diğerleri,

B. No: 2016/7869, 10/12/2019, §§ 32, 40.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

40. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

oldukları anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

42. Başvurucular; yakınlarını silahla vuran şahsın dâhil

olduğu, protestoculara saldıran silahlı gruba güvenlik güçleri tarafından müdahale

edilmediğini, polislerin saldırı anında geri çekildiğini, telsiz kayıtlarında

iki grubun kavga ettiği alana ekip gönderilmeyeceğine dair talimatın olduğunu,

olay sonrası saldırganların gözaltına alınmadığını, silahlarına el konmadığını,

yakınları yaralandıktan sonra da linç edilirken olay yerinde bulunan

sivil/resmî güvenlik güçlerinin buna engel olmadığını, saldıran grubun sivil

polislerin yanında hareket edip saldırıda bulunduğunu, sivil polislerce diğer

grubun protestoculara saldırmasına göz yumulduğunu, yakınlarını kurtarmaya

çalışırken kendilerine TOMA tarafından tazyikli kimyasal su sıkıldığını, bu

durumun yakınlarının tıbbi müdahaleye erişimini geciktirmesinin yanı sıra

boğucu etkisi nedeniyle yaralının durumunu daha da ağırlaştırdığını, ambulans

çağırılmadığını, tüm bu engeller nedeniyle yakınlarının ivedilikle tıbbi

müdahale alamadığını, hastaneye geç götürülebildiğini, Kobani protestocularına

saldırı düzenleneceğine dair sosyal medyada birçok haber olduğunu, dolayısıyla

güvenlik güçlerince yaşam hakkına yönelik açık ve yakın tehditten haberdar

olunduğu hâlde yeterli önlem alınmadığını, güvenlik güçlerinin olayda ihmalden

başlayıp kasta varan sorumlulukları olduğunu, yaşam hakkının kamu makamlarının

yaşamı koruma yükümlüğüne dair pozitif yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia

etmektedir.

43. Ayrıca başvurucular kamera kayıtları gibi bazı

delillerin güvenlik güçlerince karartıldığını, 4483 sayılı Kanun kapsamında

soruşturma iznine tabi olmayan iddialar hakkındaki soruşturmada Savcılık

tarafından soruşturma izni istendiğini, polis müfettişlerince yapılan ön

incelemeye dayalı soruşturmanın bağımsız ve tarafsız yürütülmediğini ve

deliller toplanmadan güvenlik güçleri hakkında soruşturma izni verilmediğini,

kamera kaydının incelenmediğini, görev listesi, telsiz kayıtları, 112 Acil

Servis kayıtları ve istihbarat raporlarının temin edilmediğini, soruşturma izni

verilmemesine karşı yapılan itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesinin

kararının gerekçesiz olduğunu, tüm bu nedenlerden olayın etkili soruşturulmadığını

belirterek yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne dair pozitif

yükümlülük ile birlikte diğer birçok anayasal hakkın ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

44. Bakanlık yaşamı koruma yükümlüğünün ihlal edildiği

iddiasına dair görüşünde, başvurucuların yakınının DAEŞ terör örgütünü protesto

etmek amacıyla yasa dışı olarak toplanan kalabalığın içinde yer aldığı esnada

gösteri yapılan yerde ikamet eden karşıt görüşlü kişilerin gösterici gruba

karşılık vermesi üzerine çıkan olaylarda vurularak hayatını kaybettiği,

güvenlik güçlerinin başvurucuların yakınının hayatına yönelik gerçek ve yakın

bir tehlikenin bulunduğunu bilmesi ya da bilmesini gerektiren bir durumun

olmadığını belirtmiştir. Bakanlık, olayda kamu görevlilerinin ileri sürülen

sorumluluğunun kasıtlı bir davranışla veya ihmal suretiyle gerçekleştiğinin

tespitinin Anayasa Mahkemesinin takdirinde olduğunu ifade ettikten sonra

olaylar başlamadan eylemin kanunsuz olduğu yönünde göstericilerin polis

tarafından uyarıldığı, olayların sona ermesi için güvenlik güçlerinin makul

ölçüler çerçevesinde ve kendilerine verilen yükümlülükler kapsamında önlemler

aldığı değerlendirilmiştir.

45. Bakanlık etkili soruşturma yükümlüğünün ihlal

edildiği iddiasına dair görüşünde ise olayın faillerinin tespiti amacıyla

yürütülen bir soruşturmanın yanı sıra 4483 sayılı Kanun'un öngörmüş olduğu usul

kapsamında yürütülen olaylarla ilgileri olduğu iddia edilen kamu görevlileri

yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararları ile sonuçlanan diğer bir

soruşturmanın ve olaya ilişkin derdest bir tam yargı davasının bulunduğunu

belirtmiştir. İlk soruşturmada şahsın ölümüne neden olduğu tespit edilen

kişilerin mahkûm edildiğine, diğer soruşturmada ise Cumhuriyet Savcılığı

tarafından olay anına ilişkin görüntülerin ve olay yerinde toplanacak delilin

Savcılığa gönderilmesinin istendiğine, ayrıca istenen soruşturma izni hususunda

bir karar verilmek üzere ön incelemede kapsamlı ve detaylı bir araştırma

yürütüldüğüne değinmiştir. Yaşamı korumada kolluk görevlilerinin ihmali olduğu

iddialarına ilişkin etkili bir soruşturma yürütüldüğünü de ifade etmiştir.

46. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında

başvuru dilekçesinde ifade ettikleri hususları yinelemiş; ayrıca Bakanlığın

gerçek ve yakın tehlikenin varlığını bilmesi ya da bilmesini gerektiren bir

durum olmadığı kanaatinin olay ile bağdaşmadığını, 155 hattına yoğun bilgi ve

talep akışı olmasına rağmen -vatandaş tarafından ısrarla aranmalarına ve adres

verilmesine, yaralılar olduğu söylenmesine rağmen- olay yerine ekip

gönderilmediğini, hiç bir güvenlik önlemi alınmadığını, olayların nereye

varacağının ortada olduğu olayda insan davranışlarının öngörülemezliğinden söz

edilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

47. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama, ...hakkına

sahiptir."

48. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri,

… Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

50. Başvurucular her ne kadar güvenlik güçlerinin olayda

ihmalden başlayıp kasta varan sorumlulukları olduğunu belirtmişseler de öz

olarak kamu görevlisi olmayan kişilerin kasıtlı eylemleri sonucu meydana gelen

ölümde kamu makamlarının önleyici idari tedbirleri almadıklarını iddia

etmektedir. Dolayısıyla başvuru formundaki iddiaların dile getiriliş biçimi ve

iddiaların bütünü dikkate alındığında başvurucuların iddialarının özünü

yakınlarının ölümünde gerekli önlemleri almayan güvenlik güçlerinin ihmali

olduğu, yakınlarının yaşamının korunmadığı ve olayın etkili olarak

soruşturulmadığı hususunun oluşturduğu değerlendirilmiştir. Bu sebeple

başvurucuların diğer haklarla bağlantılı olarak da ileri sürdüğü iddialarının

bir bütün olarak Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının koruma yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

51. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu

olayda başvurucular; müteveffanın eşi, babası, kardeşi ve çocuğudur. Bu nedenle

başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

53. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif

yükümlülükler yanında pozitif yükümlülükler de yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

54. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki

alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer

bireylerin ve hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma ödevi vardır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51). Devlet,

öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu

yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri

almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü tehlike, tehdit ve

şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (İpek Deniz ve diğerleri, B.

No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149).

55. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar

altında can kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17.

maddesi gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşam

hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri

oluşturmaları gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari

tedbirler, yaşam hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşam hakkının

tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 52).

56. Öte yandan yaşam hakkının gerektirdiği pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi

idari ve yargısal makamların takdirinde olan bir husustur. Hak ve özgürlüklerin

güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta

düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile

pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir (Bilal Turan

ve diğerleri, B. No: 2013/2075, 4/12/2013, § 59).

57. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir

tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği

durumlarda, makul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin

gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle

insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate

alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak

şekilde yorumlanamaz (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

58. Başvurucuların iddiaları ve olayın koşulları bir

bütün olarak değerlendirildiğinde somut başvurudaki yaşam hakkının koruma

yükümlülüğüne ilişkin iddialar bakımından olayın koşulları ve gelişimi

konusunda değerlendirme yapılabilmesine imkân verecek seviyede bir ceza

soruşturması yürütülmesinin gerekli olduğu değerlendirilmiştir. Bu noktada

somut başvurudaki iddialar yönünden, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

inceleme yapılmasına yer olmadığı kararı ile sonuçlanan soruşturma (2014/86256

numaralı) ile E.K.nın ölümü ile sonuçlanan saldırıyı gerçekleştiren üçüncü

kişiler hakkındaki ceza soruşturmasının (2014/89429 numaralı) bir bütün

olarak incelenmesi gerekmektedir.

59. Başvuru dosyasının incelenmesi neticesinde, yukarıda

değinilen her iki soruşturma bir bütün olarak ele alındığında soruşturmaların,

başvurucuların iddialarının konusunu oluşturan olayın gerçekleşme koşullarını

Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yapmasına olanak verecek derecede ortaya

koyduğu ve adli mercilerce meselenin Anayasa Mahkemesinin tüm koşullarıyla

birlikte değerlendirme yapabilmesine olanak verecek şeklide değerlendirildiği

sonucuna varılmıştır.

60. Bu bağlamda öncelikle ifade etmek gerekir ki,

güvenlik güçlerine gelen istihbaratın Kobani'de yaşanan çatışmaları protesto

etmek amacıyla bir siyasi partinin organizesiyle bir kısım vatandaşın 7/10/2014

günü saat 19.00'dan itibaren İzmir'in çeşitli ilçelerinde kitlesel eylemlerin

gerçekleştirileceğine, bu eylemler sırasında bir terör örgütünün gençlik

yapılanması mensupları tarafından güvenlik güçlerine, kamu kurum ve

kuruluşlarına yönelik havai fişek, ses bombası, molotofkokteyli atma ve taşlı,

sopalı saldırı gibi eylemlerin gerçekleştirilebileceğine yönelik olduğu

anlaşılmıştır (bkz. § 17). Saldırı ihtimali güvenlik güçlerine yönelik olup

E.K.nın hayatına yönelik gerçek ve yakın bir tehdidin/riskin varlığına yahut

olaya karışan iki grup arasında kavga gerçekleşeceğine dair bir istihbarat

bulunduğuna ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır.

61. Öte yandan her ne kadar başvurucular tarafından olay

öncesinde protestoculara, karşı görüşlü gruplar tarafından saldırılması yönünde

sosyal medyadan organizasyon yapıldığı belirtilmişse de bu iddialarını

destekleyecek bir belge Anayasa Mahkemesine sunulmamış; başvuru dosyası

kapsamında da bu yönde bir veriye rastlanmamıştır.

62. Başvurucuların yakınının da katılmış olduğu protesto

eylemi nedeniyle güvenlik güçlerinin olay yeri ve çevresinde önceden birtakım

tedbirler aldığı anlaşılmaktadır. Şüphesiz alınan tedbirler kamu düzeninin

bozulmamasına yönelik olduğu kadar göstericilerin güvenliğini de temine yönelik

olmalıdır. Nitekim güvenlik güçleri tarafından protestoculara yaptıkları

gösterinin kanunsuz olduğu ve dağılmaları gerektiği yönünde defalarca uyarıda

bulunulmuştur.

63. Başvurucuların yakını olayın gerçekleştiği mahallede

oturmamaktadır. Kobani'deki çatışmaları protesto etme çağrısı kapsamında olay

yerine gelmiş, protestoya katılmıştır. E.K.nın kendisine saldıran şahıslarla

önceye dayalı bir husumeti de bulunmamaktadır. Protestocular güvenlik güçleri

tarafından birçok kez dağılmaları yönünde ikaz edildiği hâlde protestocuların

dağılmayarak güvenlik güçlerine saldırması üzerine çıkan çatışmada

protestoculara tazyikli su ve gaz ile müdahale edilmiştir. Bu müdahale

sonrasında ara sokaklara kaçan bir grup protestocu ile mahalle sakinleri

arasında kavga başlamıştır. Başvuru dosyasına yansıdığına göre bu kavganın

başlama nedeni protestocu grubun mahalledekilerin evlerine saldırıp taş

atmasıdır.

64. Başvurucuların yakını E.K. da protestocuların arka

sokaklara kaçması sonucu ani biçimde başlayan kavganın taraflarından olan

gruplardan birine dâhildir ve kavga sırasında üçüncü kişilerce ateşli silahla

vurulmuştur.

65. 7/10/2014 tarihinde gerçekleşen olay sonrası

başvurucuların Cumhuriyet Başsavcılığına sundukları 9/10/2014 tarihli şikâyet

dilekçesi ve 9/10/2014 ve 26/11/2014 tarihli müşteki beyanlarında (bkz. §§

28-30) iddialarının yakınlarının ilk aşamada güvenlik güçleri tarafından

öldürüldüğüne ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

66. Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin olarak resen

ve derhâl soruşturma başlatılmış; ölüm olayın faillerinin tespiti için olay

görüntülerini içeren CD'lerin incelenmesi, çeşitli kriminal raporların temin

edilmesi, keşif gibi birçok adli işlem gerçekleştirilmiş; failler tespit

edilmiş, Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan yargılamada başvurucuların

yakınının kamu görevlileri tarafından değil üçüncü kişiler tarafından

öldürüldüğü tespitiyle henüz kesinleşmemiş olsa da faillerin mahkûmiyetlerine

karar verilmiştir (bkz. § 25).

67. Dosyanın incelenmesinden anlaşıldığı üzere

başvurucuların ilk aşamada yakınlarının güvenlik güçlerince öldürüldüğüne

yönelik iddiaları soruşturma sürecinin devamında yakınlarının yaşamının kasten korunmadığına

ilişkin, bireysel başvuruya da konu edilen iddialara evrilmiştir. Bu noktada

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayda sorumluluğu bulunduğu iddia edilen

güvenlik güçleri hakkında soruşturma izni talep edilmesi üzerine yürütülen ön

incelemede soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir.

68. Türkiye genelinde ve olayın gerçekleştiği İzmir'in

birçok yerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen protestolar nedeniyle

güvenlik güçlerinin teşkilat imkânları ölçüsünde önceden birtakım güvenlik tedbirleri

almış oldukları, 6-7 Ekim olayları olarak adlandırılan şiddet

eylemlerine (Gülser Yıldırım (2), § 26) katılan E.K.nın protestoculara

güvenlik güçlerince müdahale edilmesi sırasında bir kısım protestocunun arka

sokaklara kaçması sonucu mahalle sakinleriyle aralarında gelişen ani kavga

sırasında vurulması sonucu öldüğü, E.K.nın yaralandığını anladıkları anda olay

yerinde bulunan güvenlik güçlerinin E.K.yı korumak amacıyla müdahalede

bulundukları, hatta bir kısım güvenlik görevlisinin de yaralandığı, dolayısıyla

güvenlik güçlerinin yaralıyı koruma çabasının dosyaya yansıdığı

değerlendirilmiştir.

69. Tüm bu değerlendirmelerin yanı sıra güvenlik

güçlerince olaya müdahale için takviye kuvvet çağırıldığı, kavga çıktığı

ihbarına rağmen olay yerine ekip gönderilmemesi talimatı verilerek karşı grubun

saldırılarına göz yumulduğu iddiasına ilişkin olarak idare tarafından sunulan

ve bu tip şiddet olaylarına resmî ekip gönderilmeyerek sivil görevlilerle

müdahale edildiğine yönelik savunmanın aksine itibar etmeyi gerektirecek bir

veriye başvuru dosyası içeriğinde rastlanmadığı hususları ve ölüm olayının

faillerinin tespiti amacıyla yürütülen kapsamlı soruşturmada temin edilen

-Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/89429 sayılı soruşturma ve devamındaki

yargılamadaki- deliller ile güvenlik güçleri hakkında yürütülen detaylı ön

inceleme kapsamındaki bilgiler ışığında barışçıl olmadığı açık olan söz konusu

protesto eylemine katılarak kendisini tehlikeli bir duruma sokan E.K.nın

ölümüyle sonuçlanan olayda güvenlik güçlerinin gerekli ve yeterli önlem aldığı

kanaatine varılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

C. Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

71. Başvurucular, güvenlik güçlerince önlem alınmadığı

için yakınlarının can güvenliğinin sağlanamayarak yaşam hakkı ihlaline sebep

olunması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade hürriyetinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

72. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16).

73. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade

özgürlüğünün özel bir biçimi olduğundan (Dilan Ögüz Canan [GK], B. No:

2014/20411, 30/11/2017, § 34) ifade özgürlüğü açısından ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek duyulmamıştır.

74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel

olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No:

2013/1977, 9/1/2014, §§ 42, 45).

75. Somut olayda başvurucuların iddialarını dile getiriş

biçiminden toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve gerçekleşen saldırı sonucu

ölen yakınları bakımından bu iddiayı ileri sürdükleri, kendileri bakımından

herhangi bir iddia ileri sürmeyip genel ve soyut ifadeler kullandıkları

anlaşılmaktadır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Hükmün

Denetlenmesini Talep Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

77. Başvurucular, Savcılık tarafından verilen inceleme

yapılmasına yer olmadığına dair kararın kesin olması nedeniyle hükmün

denetlenmesini talep etme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

78. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer

verilmiştir.

79. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetiminde verdiği

27/12/2018 tarihli ve E.2018/71, K.2018/118 sayılı kararıyla hükmün

denetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen

hak arama hürriyeti ile güvence altına alındığına hükmetmiştir.

80. Anılan kararda, ayrıca Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin ülkemizin de taraf olduğu ek 7 No.lu Protokol’ünün 2. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet

ve cezaların denetlenmesini talep etme hakkının güvenceye bağlandığı ve yine

ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14.

maddesinin (5) numaralı fıkrasında da “Bir suçtan hüküm giyen herkes,

mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca

yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır.” biçiminde benzer bir kurala

yer verildiği hatırlatılmıştır.

81. Suç isnadına bağlı yargılamalarda mahkûmiyet veya

ceza hükmünün denetlenmesi sadece aleyhine hüküm verilen kişi tarafından talep

edilebilmekte olup -mağdur, katılan veya suçtan zarar gören gibi- suç isnadı altında

bulunmayan kişilerin hükmün denetlenmesini talep etme hakkı bulunmamaktadır.

Diğer bir ifadeyle suç isnadına bağlı yargılamalarda mağdur, katılan ve suçtan

zarar gören kişiler hükmün denetlenmesini talep etme hakkının süjesi değildir.

82. Somut olayda başvurucular, suç isnadı altında bulunan

kişi statüsünde olmadığından başvuruya konu iddia hükmün denetlenmesini talep

etme hakkının kapsamına girmemektedir. Bu sebeple hükmün denetlenmesini talep

etme hakkına yönelik ihlal iddialarının incelenmesi, Anayasa Mahkemesinin konu

bakımından yetkisi dışındadır.

83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucuların

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/9/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucular : 1. Bedrettin KACEROĞLU 2. Dilara KACEROĞLU 3. Dilba KACEROĞLU 4. Dilşah KACEROĞLU 5. Meltem KACEROĞLU 6. Salih KACEROĞLU 7. Şirin KACEROĞLU Başvurucular Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/16757, 15 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. İzmir
  10. B. Cumhuriyet
  11. İnceleme Ve Tahlil
  12. Verilmemesine..."
  13. IV. İlgili
  14. Hukuk
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Adli Yardım
  18. B. Yaşam
  19. C. Toplantı ve
  20. D. Hükmün
  21. B. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  22. C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  23. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/16757
Tarih
15 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Medeni Özer Başvurusu (B. No: 2017/15421)
  • Ahmet Kılıçelli Başvurusu (B. No: 2017/31069)
  • Yunus Kaya Başvurusu (B. No: 2017/35062)
  • Güner Menderes Başvurusu (B. No: 2019/34118)
  • Ateş Turan Başvurusu (B. No: 2017/15617)
  • Sarıdağlar İnşaat ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/24735)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.