İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Beyza Gümüş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/17517)

1. Başvuru, dolomit ocağı ve kırma, eleme tesisi kapasite

Başvuru No2018/17517Tarih2 Aralık 2020Okuma14 dk · 2.839 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Beyza Gümüş Ve Diğerleri Başvurusu (2)

Karar tarihi
2 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/17517
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.839 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, dolomit ocağı ve kırma, eleme tesisi kapasite

artırımı projesine ilgili idarece verilen çevresel etki değerlendirmesi

olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 8/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Muğla'nın Merkez ilçesi Hamursuz Dağı Eteği,

Karabağlar Yolu mevkii civarında Dolomit Ocağı ve Kırma- Eleme Tesisi Kapasite

Artırımı Projesi'ne hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 7/10/2010

tarihinde çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verilmiştir.

9. Karar, Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü (İl

Müdürlüğü) ilan panosunda 14/10/2010 tarihinden itibaren on gün süreyle ilan

edilmiştir.

10. Başvurucular, karardan 25/4/2017 tarihinde haberdar

olduklarını ileri sürmüş ve anılan kararın iptali talebiyle Muğla 1. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) 17/5/2017 tarihinde dava açmıştır.

11. Mahkeme 21/12/2017 tarihinde davanın süresinde

açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde, dava

açma süresinin başlangıcı olarak dava konusu ÇED olumlu kararının ilan

edildiği tarihin esas alınması gerektiği vurgulanmıştır. Dava konusu işlemin İl

Müdürlüğünce 14/10/2010 tarihinde ilan edildiği, ilan tarihinden itibaren

altmış gün içinde en geç 23/12/2010 tarihinde dava açılması gerekirken

17/5/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının inceleme

olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir.

12. Başvurucuların temyiz talebi Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 4/4/2018 tarihli kararıyla karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere reddedilmiştir.

13. Nihai karar başvuruculara 10/5/2018 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucular8/6/2018tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. Konu hakkındaki ilgili ulusal ve uluslararası hukuk

için bkz. Demirdöven Köyü Tüzel Kişiliği ve diğerleri, B. No:

2014/14359, 25/12/2018, §§ 20-24 , §§ 28-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular; kapasite artırımı yapılan tesis

yakınında mülklerinin olduğunu, tesisin 1969 yılından beri faaliyette

bulunduğunu, kapasite artırımının bir vatandaşın dışarıdan anlayabileceği bir

durum olmadığını, dava konusu işleme dair ilanın sadece İl Müdürlüğü panosunda

yapıldığını, başka hiçbir tebligat veya duyuru yapılmadığını, anılan ilanın

dava açma süresi ve yerini göstermemesi sebebiyle tebligat hükmünde olmadığını,

kapasite artırımının çevreye zarar verdiğini ve davanın işlemden haberdar

oldukları tarihten itibaren süresinde açtıklarını belirtmiştir. Başvurucular

yukarıda yer verilen sebeplerle adil yargılanma, sağlıklı bir çevrede yaşama,

maddi ve manevi varlığın korunması haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü, açtıkları davanın süre aşımından

reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir. Bu itibarla

belirtilen ihlal iddiası adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017,§ 34).

21. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

22. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

23. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan

davanın süre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

24. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

27. Başvurucuların idari işlemin iptali istemiyle

açtıkları davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin derece mahkemesi

kararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.

ve 11. maddelerine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının

ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No:

2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714,

26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik

İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354,

9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan

sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede

zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya

fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

30. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil

Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen

dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

31. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an

da mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük

önem taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava

açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle

yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin

belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten

itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının

mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir

(Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve

somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin

bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız

kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcı olarak

ÇED olumlu kararının İl Müdürlüğü ilan panosunda ilan edildiği tarihin

(14/10/2010) esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet

etmektedir.

33. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen dava

açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı

belirtilmiştir. Söz konusu hükmün amacı idari işlemlerin idare tarafından

ilgililere açık ve anlaşılır biçimde duyurulması ve ilgililerin bu işlemlere

karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlanmasıdır. Dava

açma süresinin başlangıcı olarak ilgililere yazılı bildirim yapılması esas olsa

da bazen işlemin niteliği ve işlemin muhatabının sayısının çokluğu sebebiyle

yazılı bildirim olmamasına rağmen dava açma süresinin başladığı kabul

edilebilir. Yazılı bildirimin yapılmadığı ve dava açma süresinin başladığının

kabul edildiği bu hâllerde de idare tarafından ilgililerin dava açma haklarını

kullanabilmelerine yönelik en uygun vasıtaların kullanılmış olması gerekir.

İdare tarafından yapılan bildirime ilişkin vasıtanın dava açma süresini

başlatır nitelikte olup olmadığını belirlerken kullanılan ölçütün işlem sahibi

idareyi de ağır bir külfet altında bırakır nitelikte olmamasına dikkat

edilmelidir.

34. Anayasa Mahkemesi benzer bir başvuruda ÇED'e ilişkin

mevzuatta; gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında projeden

etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer veya yerlerde ilan

yapılmasının öngörüldüğünü, bu ilan ile kararın yöre halkına duyurularak kişi

ve kurumların süreç hakkında bilgilendirilmesinin amaçlandığını ifade etmiştir

(Egeçep Derneği ve diğerleri, B. No: 2015/4453, 3/7/2018, § 40).

Dolayısıyla ÇED olumlu kararı verildikten sonra yöre halkına yapılacak

bilgilendirmenin halkın haberdar olmasını sağlayacak şekilde yapılması

gerekmektedir.

35. Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki

Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygun

araçlarla halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. 25/11/2014 tarihli ve

29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi

Yönetmeliği'nin 14. maddesinin (y) bendine göre askıda ilan tanımının

valilik, kaymakamlık ve muhtarlık binaları veya köy odasında bulunan askı ilan

yerlerinde yapılan duyuru olduğunu ifade etmekle halkın idari işlemden haberdar

olmasına yönelik araçların belirlendiği görülmüştür. İdarenin ilan vasıtalarını

tercih etmede halkın daha sık irtibatta bulunduğu ve işlemden haberdar olma

kapasitesinin yüksek olduğu yerleri öncelikle tercih etmesinin işleme karşı

dava açma süresinin başlatılması bakımından önemli olduğu belirtilmelidir.

36. Dosya kapsamında başvurucuların hakkında ÇED

olumlu kararı verilen tesisin bulunduğu bölgede ikamet etmediklerine

ilişkin bir bilgi yer almamaktadır. Bu bağlamda kapasite artırımı yapılan tesis

ile aynı yörede mülkleri bulunan başvurucuların sadece İl Müdürlüğü ilan

panosunda yayımlanan ÇED olumlu kararını takip ederek ilan

tarihinden itibaren dava açmalarını beklemenin hukuki güvenlik ve belirlilik

ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı kanaatine

varılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların dava açma süresinin başvurucuların

henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar

çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir

dönemde işletilmeye başlaması, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi

ölçüsüz kılmaktadır.

37. Bu açıklamalar çerçevesinde İdare Mahkemesi

tarafından başvuruya konu somut olayın koşulları çerçevesinde herhangi bir

değerlendirme yapılmaksızın, uygun araçlarla ilân edilmeyen işlemin salt ilan

tarihi esas alınarak 60 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın

süresinde olmadığına dair yapılan yorumun başvurucuların mahkemeye erişim

hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye

erişim hakkını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği tespit edilmiştir.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Rıdvan GÜLEÇ ve Yıldız SEFERİNOĞLU bu görüşe

katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucular yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

44. İncelenen başvuruda İdare Mahkemesinin dava açma

süresine ilişkin yorumu neticesinde mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

45. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Muğla 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Rıdvan GÜLEÇ ve Yıldız

SEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Muğla 1. İdare Mahkemesine (E.2017/761, K.2017/2631) GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 2/12/2020tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan

davanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi

nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

"Derece mahkemesinin ÇED raporu ve ÇED olumlu

kararının öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkan tanımayan nitelikteki ilan

tarihini esas alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun

başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu

yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği

gerekçesiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine" dair

çoğunluk görüşüne katılmamaktayız. Şöyle ki;

Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki

Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygun

araçlarla halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda

İdarenin, ilan vasıtası olarak il müdürlüğü panosuna asılması şeklinde

yapılmasını tercih ettiği anlaşılmaktadır. ÇED olumlu raporunun sadece il

müdürlüğünün divanhanesinde ilan edilmiş olması söz konusu Yönetmelik açısından

yeterlidir. Kaldı ki yetersiz olduğu kabul edilse bile, bu ilandan tam 6,5

yıldan fazla bir süre sonra açılan dava açısından bu ilanın tamamen yok

sayılarak, sınırsız bir dava açma imkanı oluşturulması hukuki belirsizlik ve

güvensizlik oluşturmaktadır.

İlgili işletme sahipleri ÇED raporuna istinaden

işletmelerinde kapasite artırımına gitmek suretiyle ilave yatırım ile değişim

gerçekleştirmişlerdir. Başvurucular, kapasite artırımının dışardan anlaşılmasının

mümkün olmadığını dile getiriyorlar, buna karşın kapasite artırımının çevreye

olumsuz etkilerinin olacağını dile getirmeleri de ayrıca bir çelişkili

durumdur.

İlanın yetersiz olduğu kabul edilse dahi, en geç

23/12/2010 tarihinde açılması gerekirken, 17/05/2017 tarihinde açılan bir

davayı makul gösterecek bir gerekçe ortaya konabilmiş değildir.

Başvurucunun dava açma hakkını kullanabilmesindeki

bireysel yarar ve hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sağlanmasındaki kamu

yararı arasında dava açmanın süreye bağlanmış olmasını anlamsız kılmayacak

şekilde bir denge kurulmalıdır. Aksi takdirde dava açmak için belirlenen

sürenin öngörülmesi anlamsız hale gelecek ve kamu yararı ile bireysel yarar

arasında gözetilmesi gereken denge kamu yararı aleyhine bozulmuş olacaktır.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucular 1. Beyza

GÜMÜŞ

2. Faysal ÜZEYİROĞLU 3. Kamil ERCAN 4. Mehmet ÜZÜMLÜOĞLU 5. Mustafa BAYKAN 6. Şenal OSKAY 7. Şükrü EVKURAN Başvurucular Vekili : Av. Kenan MUTLU Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/17517, 2 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  17. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Karşıoy
  21. Gümüş
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/17517
Tarih
2 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Abdulbasır Bulgan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/237)
  • Mehmet Osman Kavala Başvurusu (B. No: 2020/13893)
  • O.d. Başvurusu (B. No: 2016/11927)
  • Müzeyyen Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/30932)
  • Abdulhamit Sahan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/27390)
  • Hasan Umut Özer Başvurusu (B. No: 2018/15894)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.