İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/372)

1. Başvurucu,

Başvuru No2014/372Tarih8 Eylül 2014Okuma12 dk · 2.301 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bülent Şimşek Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2014/372
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.301 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

19/2/2009 tarihinde, Mersin 2. İş Mahkemesinde açtığı işe iade davasının

reddedildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, çalışma ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın

yenilenmesini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

3/1/2014 tarihinde Mersin 2. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 15/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/6/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucunun iş akdi, işveren tarafından, dışarıdan gelen

kişilerin işyerine sokularak tesisin güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğü

gerekçesiyle 13/2/2009 tarihinde feshedilmiştir.

8. Başvurucu, 19/2/2009 tarihinde Mersin 2. İş Mahkemesinde,

Enerji Petrol Ürünleri Paz. A.Ş. aleyhine açtığı davada, iş akdinin haksız

feshedildiğini ileri sürerek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

9. Mahkemece, 16/7/2010 tarih ve E.2009/151, K.2010/376

sayılı kararla; davalı tarafından, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin

ispatlanamadığı, izlenen CD kayıtlarında başvurucunun tesisin güvenliğini

tehlikeye düşürecek emare bulunmadığı, dolayısıyla feshin haklı bir nedene

dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, başvurucunun işe iadesine karar

verilmiştir.

10. Temyiz üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince, 2/3/2012

tarih ve E.2011/9702, K.2012/3233 sayılı ilamla; başvurucu hakkında tutulan

tutanakta imzaları bulunan tutanak mümzilerinin

dinlenmediği gerekçesiyle ve oyçokluğuyla hüküm bozulmuştur.

11. Anılan bozma kararına muhalif olan üye, tanık listesinde

gösterilmeyen tanıkların dinlenmesinin mümkün olmadığını, hâkimin resen delil

toplayamayacağını, bu hususta temyiz talebinde de bulunulmadığını, dosyada

mevcut ve hukuki delillere göre iş akdinin feshinin geçerli nedene dayandığının

davalı işverence ispatlanamadığını, dolayısıyla hükmün onanması gerektiğini

bildirmiştir.

12. Mahkemece bozma kararına uyularak, tutanak mümzi tanıklar dinlenmiş, 19/6/2013 tarih ve E.2012/689,

K.2013/426 sayılı kararla; incelenen CD kayıtlarında başvurucunun tesisin

güvenliğini tehlikeye düşürecek iz veya emare bulunmadığı, tutanak mümzi tanıkların da başvurucunun işyeri güvenliğini tehlikeye

düşürecek bir davranışı belirtmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne,

başvurucunun işe iadesine karar verilmiştir.

13. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1/10/2013

tarih ve E.2013/22760, K.2013/16458 sayılı ilamıyla; tanıkların beyanlarına

göre işyerinin kapı kısmında güvenlik görevlisi olarak çalışan başvurucunun,

işyerinin güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde görev yerinden ayrılarak

işyerine gelen yabancı misafirlerle birlikte idari binaya girmesi nedenine

dayanan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayandığı, dolayısıyla davanın reddi

yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının

bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak karar

verilmiştir.

14. Karar, 4/12/2013 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenilmiştir.

15. Başvurucu, 3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950

tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası

ile 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 22/5/2003 tarih ve 4857

sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 3/1/2014 tarih ve 2014/372 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, iş akdinin işveren tarafından haksız

feshedilmesi üzerine 19/2/2009 tarihinde Mersin 2. İş Mahkemesinde açtığı işe

iade davasının kabulüne karar verildiğini, CD kayıtlarında, tesisin güvenliğini

tehlikeye düşürecek fiilinin olmadığı açık olduğu ve tutanak mümzi tanıkların da tesisin güvenliğini tehlikeye sokacak

davranışta bulunulduğunu görmediklerini ve duymadıklarını belirtmelerine

rağmen, Yargıtay tarafından davanın reddine karar verildiğini, ayrıca

davalının, tutanak mümzilerinin tanık olarak

dinlenmesi yönünde talepte bulunmamasına rağmen tanıkların dinlendiğini,

hâkimin resen delil toplayamayacağını, tarafların sunduğu delillere göre

değerlendirme yapabileceğini, davalının tanık listesinde göstermediği

tanıkların dinlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, nitekim Yargıtayın

ilk bozma kararında muhalif kalan üyenin bu hususları belirttiğini, davalı

şirketin güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumun da bulunmadığını, 3 ay

içinde sonuçlandırılması gereken işe iade davasının 4 yıl 9 ay sonra

sonuçlandığını, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, çalışma ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

işe iade davasında delillerin hatalı değerlendirilmesi ve aleyhine yorumlanması

sonucu davanın reddine karar verilmesinin çalışma ve adil yargılanma haklarını

ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun

ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, yargılama sonucunda verilen

kararın adil olup olmadığına yönelik olup, bu iddialar da adil yargılanma

hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

20. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

22. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Somut olayda başvurucu, CD

kayıtlarında, tesisin güvenliğini tehlikeye düşürecek fiilinin olmadığı açık

olduğu ve tutanak mümzi tanıkların da tesisin

güvenliğini tehlikeye sokacak davranışta bulunulduğunu görmediklerini

belirtmelerine rağmen, Yargıtay tarafından davanın reddine karar verildiğini,

davalının, tutanak mümzilerinin tanık olarak

dinlenmesi yönünde talepte bulunmamasına rağmen tanıkların dinlendiğini,

hâkimin resen delil toplayamayacağını, tarafların sunduğu delillere göre

değerlendirme yapabileceğini, davalının tanık listesinde göstermediği

tanıkların dinlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, nitekim Yargıtayın

ilk bozma kararında muhalif kalan üyenin bu hususları belirttiğini, davalı

şirketin güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumun da bulunmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Başvurucu tarafından açılan

davada, taraflarca delillerin bildirilmesinden sonra Mahkemece olay yerine ait

görüntüleri içeren CD kayıtları incelenmiştir. Mahkemece, davalı işveren

tarafından, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, izlenen

CD kayıtlarında başvurucunun tesisin güvenliğini tehlikeye düşürecek emare

bulunmadığı, dolayısıyla feshin haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle

davanın kabulüne, başvurucunun işe iadesine karar verilmiştir.

26. Temyiz üzerine Yargıtay 22.

Hukuk Dairesince, başvurucu hakkında tutulan tutanakta imzaları bulunan tutanak

mümzilerinin dinlenmediği gerekçesiyle hüküm

bozulmuştur. Başvurucunun belirttiği üzere anılan bozma kararına muhalif olan

üye, tanık listesinde gösterilmeyen tanıkların dinlenmesinin mümkün olmadığını,

hâkimin resen delil toplayamayacağını, bu hususta temyiz talebinde de

bulunulmadığını, dosyada mevcut ve hukuki delillere göre iş akdinin feshinin

geçerli nedene dayandığının davalı işverence ispatlanamadığını, dolayısıyla

hükmün onanması gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak,

tutanak mümzi tanıklar dinlenmiş ve anılan tanıkların

da başvurucunun, işyeri güvenliğini tehlikeye düşürecek bir davranışı

belirtmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz

üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1/10/2013 tarihli ilamıyla; tanıkların

beyanlarına göre işyerinin kapı kısmında güvenlik görevlisi olarak çalışan

başvurucunun, işyerinin güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde görev yerinden

ayrılarak işyerine gelen yabancı misafirlerle birlikte idari binaya girmesi

nedenine dayanan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayandığı, dolayısıyla

davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle

Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak

karar verilmiştir.

27. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Yargıtay tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

28. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Yargıtayın kararında bariz takdir

hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Yargıtay kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

30. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, Mersin 2. İş

Mahkemesinde açtığı işe iade davasının makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) metni ile

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38). Bu doğrultuda, makul sürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının

kapsamında değerlendirilmektedir.

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

işe iade davasında, 5521 ve 4857 sayılı Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

34. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

35. Medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı

kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye

başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut

başvuru açısından 19/2/2009 tarihidir.

36. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihi olan 1/10/2013 tarihidir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 52).

37. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

38. Bu şekilde kanun koyucu, iş

hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate

alarak genel mahkemelerin dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve

iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve

ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No:2013/4701, 23/1/2014,

§ 47).

39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu tarafından açılan davada tarafların delilleri toplanmış, başvurucuya

ait sigorta sicil kayıtları istenmiş ve CD kayıtları incelenerek 16/7/2010

tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün Yargıtay tarafından

bozulması üzerine başvurucu hakkında tutulan tutanakta imzası bulunan

tanıkların beyanları alınmış ve 19/6/2013 tarihinde davanın kabulüne karar

verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince, 1/10/2013 tarihinde

hükmün bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, aynı

tarihte hüküm kesinleşmiştir.

40. 5521 ve 4857 sayılı Kanun

ile 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,

özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin

nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §§

49-66).

41. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu işe iade davası; hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan

uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davanın başvurucu açısından taşıdığı

değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve

yaklaşık beş yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle 50.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

44. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık beş yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya 4.400,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Bülent ŞİMŞEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/372, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/372
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Söğüt Başvurusu (B. No: 2013/7277)
  • Orhan Öztürk ve Ayşe Ak Başvurusu (B. No: 2013/8344)
  • Kazım Ege Başvurusu (B. No: 2014/1605)
  • Coşkun Alp Beylikçi Başvurusu (B. No: 2014/385)
  • Salih Ülgen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6585)
  • İzzet Ekin ve Nusret Ekin Başvurusu (B. No: 2013/3337)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.