İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Burak Günay Başvurusu (B. No: 2013/6218)

1. Başvurucu, hamiline çek

Başvuru No2013/6218Tarih10 Haziran 2015Okuma15 dk · 3.029 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Burak Günay Başvurusu (2)

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/6218
R.G. Tarih- Sayı
14/7/2015-29416
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.029 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hamiline çek

defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlemek suçundan Alaplı

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında verilen idari para cezasına karşı

Alaplı Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulunduğunu, Mahkeme tarafından idari

yaptırım kararının kaldırılmasına karar verildiğini ancak, kendisini vekil ile

temsil ettirmesine rağmen vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek

Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/8/2013 tarihinde

Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 29/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm başkanı tarafından,

28/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 28/1/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiş olup tanınan ek süre

sonunda Bakanlık, görüşünü 24/3/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucu vekiline 7/4/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş olup, başvurucu vekili tarafından 20/4/2015 tarihinde Adalet Bakanlığı

görüşüne karşı beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında, Alaplı

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27/2/2013 tarihli ve 2013/6 Kabahat Defteri

Numaralı karar tutanağı ile hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline

çek düzenlemek suçunu işlediğinden bahisle 300,00 TL idari para cezası

verilmiştir.

9. Başvurucu, vekili

aracılığıyla anılan idari yaptırım kararına karşı Alaplı Sulh Ceza Mahkemesine

itirazda bulunmuştur.

10. Başvurucunun itirazı üzerine

Alaplı Sulh Ceza Mahkemesi 8/7/2013 tarihli ve D.İş 2013/110 sayılı kararı ile "...söz konusu çekin hamiline düzenlenmediği,

Berberoğlu Yapı Malzemeleri Ticareti adına düzenlendiği anlaşıldığından hukuka aykırı olarak tesis

edildiği..." gerekçesiyle idari yaptırım kararının

kaldırılmasına karar vermiştir.

11. Başvurucu, vekil ile temsil

edilmesine rağmen anılan kararda vekâlet ücretine ilişkin bir hükme yer

verilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma yoluna da başvurmuş, Adalet Bakanlığı

11/10/2013 tarihli ve 94660652-105-67-8667-2013/15453/62918 sayılı kararıyla

şahsi hak bakımından kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin mümkün

bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.

12. Alaplı Sulh Ceza

Mahkemesinin kararı başvurucu vekiline 8/7/2013 tarihinde tefhim edilmiştir.

13. Başvurucu süresi içinde

6/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Yargılama

giderleri” kenar başlıklı 324. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

“Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık

ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi

amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan

ödemeler yargılama giderleridir.

Hüküm ve kararda

yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.”

15. 19/3/1969 tarihli ve 1136

sayılı Avukatlık Kanunu'nun “Vekâlet ücreti”

kenar başlıklı 164. maddesi şöyledir:

“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan

meblâğı veya değeri ifade eder.

Yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin

değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak

kararlaştırılabilir.

İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para

dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü

taşıyamaz.

Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti

kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 –

5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış

olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut

ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret

sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para

ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak

koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın

kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi

arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile

ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa

yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu

nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

16. 28/12/2013 tarihli ve 28865

sayılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Konu ve Kapsam” kenar başlıklı 1.

maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki

uyuşmazlığı sonlandıran

her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa

yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, Avukatlık

Kanunu ve işbu tarife hükümleri uygulanır.”

17. 28/12/2013 tarihli ve 28865

sayılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” kenar başlıklı 13.

maddesinin 6. fıkrası şöyledir:

“Ceza mahkemelerinde görülen tekzip, internet yayın

içeriğinden çıkarma,

idari para cezalarına itiraz gibi başvuruların kabulü veya

ilk derece mahkemesinin kararına yapılan itiraz üzerine,

ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması halinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna

göre İkinci

Kısım Birinci Bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde

avukatlık ücretine

hükmedilir. Ancak başvuruya konu idari para cezasının miktarı Tarifenin İkinci

Kısım Birinci Bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin

altında ise idari para cezası kadar avukatlık ücretine

hükmedilir.”

18. 30/3/2005 tarihli ve 5326

sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Masrafların ve

vekalet ücretinin ödenmesi” kenar başlıklı 31. maddesinin 2. fıkrası

şöyledir:

“Kanun yoluna başvuru dolayısıyla oluşan bütün masraflar ve

vekâlet ücreti, başvurusu veya savunması reddedilen tarafça ödenir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/8/2013 tarih ve 2013/6218

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, davayı

kazanmasına rağmen vekâlet ücretine hükmedilmediğini, ilgili Hâkim tarafından

şifahen "kabahatler kanununda vekâlet

ücretine ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığından dolayı vekâlet ücreti

takdir etmediği ve etmeyeceği" şeklinde bir yanıt verildiğini,

mahkemenin kendisini vekil ile temsil ettiren kişi davayı kazandığı takdirde

lehine vekâlet ücretine hükmetmesi gerektiğini, ayrıca aynı mahkemenin geçmişte

yine Kabahatler Kanunu çerçevesinde vermiş olduğu kararlarda kendisini vekil

ile temsil ettiren taraf vekiline vekâlet ücreti takdir ettiğini belirterek,

Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve vekâlet ücreti

açısından yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Başvurucu, vekil ile temsil

edilmesine rağmen anılan kararda vekâlet ücretine ilişkin bir hükme yer

verilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma yoluna da başvurmuştur. Bununla

birlikte, kanun yararına bozma yolu olağanüstü bir başvuru yolu olduğundan,

kural olarak tüketilmesi gerekli bir başvuru yolu olarak değerlendirilmemiştir

(Menduh Ataç, B. No: 2013/1751, 13/6/2013, § 16).

a. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası

22. Başvurucu, vekil ile temsil

edilmesine rağmen kazandığı davada lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini

ancak, anılan mahkemenin daha önceki yargılamalarında vekil ile temsil edilen

tarafın davayı kazanması halinde vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek,

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Bu nedenle,

bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespit edilmesinde Anayasa ve

Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve ortak koruma alanının

tespit edilmesi gerekir.

24. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

25. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,

cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya

toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere

herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin

sağlanmalıdır.”

26. Yukarıda yer verilen

hükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağı

kapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

27. Bununla birlikte, bireysel

başvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevinin

olmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil

etmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına

incelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o

hakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu

çerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili

bir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiği

sonucuna ulaşılabilir (İhsan Asutay,

B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).

28. Ayrımcılık yasağının ihlal

edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temel

hak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi

yeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,

cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu tarafından, Kabahatler Kanunu

çerçevesindeki benzer davalarda daha önce aynı mahkemece vekâlet ücretine

hükmedildiğinden bahisle kendisinin ayırımcılığa maruz kaldığı belirtilmiş

olmakla beraber, şahsına hangi temele dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına

ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, belirtilen iddiasını

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış olduğu

anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Lehine Vekalet Ücreti Hükmedilmediği İddiası

29. Somut olayda, başvurucu sulh

ceza mahkemesi tarafından idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar

verildiğini ancak, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen

kararda vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş olup, başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı anlaşıldığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek bir neden görülmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

30. Başvurucu, vekil vasıtası

ile takip ettiği itiraz prosedüründe, talebinin kabul edilmesine rağmen Mahkeme

tarafından vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

31. Bakanlık görüş yazısında,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) yerleşik içtihatlarına göre, yerel

mahkemeler tarafından yapılan maddi ve hukuki hataların, Sözleşme tarafından

güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlaline sebep olduğu kadarıyla

başvuruya konu edilebilir olduğu, Anayasa Mahkemesi kararlarında da kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurularda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça bireysel başvuru yolunda inceleneme yapılamayacağının

belirtildiği, anılan olayda da yasal düzenlemeler ile Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi uyarınca başvurucunun kendisini vekil ile temsil ettirmesi durumunda,

itirazı yargı makamlarınca kabul edildiği takdirde lehine vekâlet ücretine

hükmedilmesi gerektiği halde anılan davada sulh ceza mahkemesince vekâlet

ücretine hükmedilmemesinin keyfi uygulama mahiyetinde olup olmadığının değerlendirilmesi

hususundaki takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyan dilekçesinde, Bakanlık görüşünde belirtilen hususlara katılmakla

birlikte, Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun nedeninin yerel mahkemenin

esas hakkında verdiği kararın adil olup olmaması değil, davanın lehine

sonuçlanması ve duruşmalı yapılan dosyada kendisini vekil ile temsil

ettirmesine rağmen vekâlet ücretinin takdir edilmemesi olduğunu belirtmiştir.

33. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi şöyledir:

“Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde

görülmesini isteme hakkına sahiptir…

…

Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir

müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî

olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde,

resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek,”

35. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

36. Anayasa’nın 36. maddesinde

ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren,

bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da

aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri

önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil,

yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 40).

37. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

38. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir

hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Burak Günay, B. No: 2013/6217, 26/2/2015,

§ 38).

39. Somut olayda, Alaplı

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuya verilen 300,00 TL idari para

cezasına karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen Alaplı Sulh Ceza

Mahkemesi, itirazı yerinde görerek idari yaptırım kararının kaldırılmasına

karar vermiştir. Ancak Mahkemece, başvurucu hakkındaki idari yaptırım kararının

hukuka aykırı olması nedeni ile kaldırılmasına, yargılama giderlerinin kamu

üzerinde bırakılmasına hükmedilmiş ise de vekâlet ücretine ilişkin herhangi bir

karar verilmemiştir.

40. 5271 sayılı Kanun’un 324.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre (bkz. § 14) vekâlet ücreti de yargılama

giderleri kapsamında bulunmaktadır. Bu maddenin gerekçesinde, “…soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, kamu

davasının gerektirdiği yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesi ve

taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderlerini oluşturur. Avukatlara,

bilirkişi ve tanıklara verilen gündelik, yolluk ve ücretlerle keşif, muayene,

tahlil ve posta giderleri yanında harçlar, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine

göre taraflara ödenmesi gereken avukatlık ücretleri de yargılama giderlerine

dâhildir. Yargılama giderlerinin ve taraflardan birinin diğerine ödemesi

gereken paranın miktarını hâkim veya mahkeme başkanı belirler. Bunların hüküm,

karar ve ceza kararnamelerinde ayrıntıları ve dayanakları ile gösterilmesi,

kimlere yükletildiğinin de belirtilmesi gereklidir…” denilmek suretiyle vekil ile temsil durumunda vekâlet ücretinin

kimin üzerinde bırakılacağı hususunun hükümde açıkça ve ayrıntılı olarak

gösterileceği ifade edilmiştir.

41. Nitekim 5326 sayılı Kanun’un

31. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da (bkz. § 18) kararın hüküm kısmında

vekâlet ücretinin taraflardan kimin üzerinde bırakılacağının belirtilmesi

gerektiği hüküm altına alınmıştır.

42. Yargıtay Ceza Genel

Kurulunun 31/1/2012 tarihli ve

E.2011/258, K.2012/8 sayılı kararında; “…CMK'nın 324. maddesinde ise yargılama giderlerinin kapsamı

belirlenmiştir. Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri

ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla

Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler

yargılama gideridir. Bu hükme göre, vekâlet ücretinin de yargılama gideri

kapsamında bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır...” denilerek,

vekâlet ücretinin de yargılama giderleri kapsamında olduğunu vurgulanmıştır.

43. Yargıtay 11. Ceza Dairesince

de vekâlet ücretinin yargılama giderlerine dâhil olmasının en önemli

sonuçlarından biri olan, dava sonucunda vekâlet ücreti konusunda olumlu veya

olumsuz bir karar verilmesi gerektiği (17/6/2014 tarihli ve E.2014/11200,

K.2014/11835 sayılı karar) ve davada haklı çıkan ve kendisini vekil ile temsil

ettiren taraf lehine, vekâlet ücreti takdir edilmesinin zorunlu olduğu

(7/5/2014 tarihli ve E.2014/1888, K.2014/8783) belirtilerek, vekâlet ücretinin yargılama

giderlerinin bir parçası olduğu vurgulanmakta ve asil lehine hükmedilmesi

gereken bir hak olduğu istikrarlı biçimde ifade edilmektedir. Bu durumda 5271

sayılı Kanun ve yerleşik mahkeme içtihatlarına göre mahkemelerin yargılama

giderleri kapsamında hükmettikleri vekâlet ücretinin, taraflar lehine bir hak

ya da aleyhine bir yükümlülük doğurduğu anlaşılmaktadır (Burak Günay, § 43).

44. Yukarıda yer verilen

tespitler uyarınca, başvurucunun vekil ile temsil edildiği davayı kazanması

neticesinde lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekliliğine ilişkin

birçok yasal düzenleme ve Yargıtay içtihadının mevcut olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla, anılan kanuni düzenlemeler ve içtihatlar karşısında başvurucunun

kendisi lehine vekâlet ücretine hükmedileceğini beklediğinin kabulü gerekir.

Ancak Alaplı Sulh Ceza Mahkemesince bu beklentinin karşılanmadığı

anlaşılmaktadır.

45. Açıklanan nedenlerle, Mahkemenin,

kendisini vekil ile temsil ettiren başvurucu lehine vekâlet ücretine

hükmetmemesi yönündeki uygulaması, ilgili mevzuatın lafız ve amacına açıkça

aykırı olup, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

46. Başvurucu,

ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesini talep etmiş olup, herhangi bir

tazminat isteminde bulunmamıştır.

47. 6216 sayılı

Kanun’un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla,

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1.

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alının adil yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden

yargılama yapmak üzere kararın

bir örneğinin Alaplı Sulh Ceza

Mahkemesine gönderilmesine,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığı’na başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Burak GÜNAY Vekili : Av. Hakan UYSAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6218, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. V. Hüküm
  15. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6218
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Mahmutoğlu Oto Yedek Parça Tarım Aletleri Nakliyat Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/4742)
  • Musa Pulat Başvurusu (B. No: 2013/9051)
  • Feyzullah Temel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9060)
  • Yakup Yiğit Başvurusu (B. No: 2014/7171)
  • Hüseyin Delibaş Başvurusu (B. No: 2014/16615)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8058)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.