İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Burak Şendir Başvurusu (B. No: 2015/278)

1. Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı banka ve

Başvuru No2015/278Tarih9 Mayıs 2019Okuma14 dk · 2.778 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Burak Şendir Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/278
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.778 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı banka ve

sigorta muameleleri vergisi tarh edilmesinden dolayı açılan davada esasa etkili

iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; hukuka aykırı

karar verilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların

Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması

Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte anılan Kanun kapsamında 2006,

2007, 2008 ve 2009 vergi dönemlerine ilişkin kendisine ve şirketine ait vergi

borçlarının yapılandırılmasını talep etmiştir. Bu talep üzerine başvurucunun ve

ortağı bulunduğu şirketlerin söz konusu yıllara ait vergi borçları

yapılandırılmıştır.

10. Vergi İdaresi başvurucuyu yasa dışı ikrazatçılık

faaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirini beyan etmediği gerekçesiyle

8/12/2011 tarihinde takdir komisyonuna sevk etmiştir. Başvurucunun 2006 yılına

ait işlemlerinin yasa dışı ikrazatçılık faaliyeti

yönünden bu şekilde takdir komisyonuna sevki neticesinde ise 16/12/2012 tarihli

Vergi İnceleme Raporu düzenlenmiştir. Anılan rapor uyarınca ilgili dönemde yasa

dışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu tespit

edilen başvurucu tarafından beyan edilmediği iddia edilen banka ve sigorta

muameleleri vergisi nedeniyle 2006 yılı vergi dönemine ait toplam 17.271,70 TL

vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarh edilmiştir.

11. Başvurucu tarafından vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta

muameleleri vergisi için 24/1/2013 tarihinde ve süresi içinde uzlaşma talep

edilmiştir. 6/3/2013 tarihinde uzlaşma toplantısı yapılmış ancak uzlaşmaya

varılamamıştır.

12. Başvurucu söz konusu vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta

muameleleri vergisine karşı 15/3/2013 tarihinde İstanbul 2. Vergi Mahkemesinde

(Mahkeme) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; vergi ve cezaların dayanağı

raporun başvurucuya tebliğ edilmediği, başvurucunun beyaz eşya alım ve satımı

ile uğraştığı herhangi bir ivaz karşılığı borç verme işiyle ilgilenmediği,

idarece kesilen vergi/ceza ihbarnamelerinin zamanaşımı süresinin dolduğu, vergi

cezalarının dayanağının gösterilmediği, başvurucunun banker sıfatı

bulunmadığından 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun

kapsamında başvurucu adına banka ve sigorta muameleleri vergisinin tarh

edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, başvurucuya ait tüm vergi borçlarının 6111

sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığından yapılandırılan vergi dönemlerine

ait tekrar vergi tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

13. Mahkeme 12/11/2013 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun ihtilaflı dönemde yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğuna dair tanık

anlatımlarına işaret edilmiştir. Mahkeme, bu dönemde elde edildiği tespit

edilen Takdir Komisyonu geliri üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı banka ve

sigorta muameleleri vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna

varmıştır.

14. Başvurucunun itirazı İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin

21/5/2014 tarihli kararıyla reddedilerek hüküm onanmıştır. Başvurucu Şirketin

karar düzeltme talebi de Bölge İdare Mahkemesince 13/10/2014 tarihinde

reddedilmiştir.

15. Nihai karar, başvurucuya 3/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 31/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Vergi alacağının doğduğu takvim yılını

takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ

edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.

(İptal

ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E.: 2006/124, K.:

2009/146 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 23/7/2010-6009/8 md.) Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için

takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr

komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı

yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan

fazla olamaz.

..."

18. 213 sayılı Kanun'un 341. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun

vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik

yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya

eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder

..."

19. 213 sayılı Kanun'un 374. maddesi şöyledir:

"Aşağıda

yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez:

1. (Değişik: 23/6/1982 - 2686/42 md.) Vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi

alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 ve

mükerrer 355 nci maddeler uyarınca kesilecek

usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci

gününden başlayarak beş yıl (114 ncü maddenin ikinci

fıkrası hükmü ceza zamanaşımı için de geçerlidir.);

2. Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı

takip eden yılın birinci gününden başlayarak iki yıl;

(Değişik:

22/7/1998 - 4369/81 md.) Ancak 336 ncı madde hükmüne göre vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün

birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilen

zamanaşımı süresi içinde kesilir.

Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ

edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur."

20.

213 sayılı Kanun'un geçici 28. maddesi şöyledir:

"1/1/2005 tarihinden önceki dönemlere

ilişkin olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce matrah takdiri için

takdir komisyonuna sevk edilmiş olup, komisyonca takdir edilen matrah üzerinden

31/12/2012 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.

Bu hüküm, 374 üncü maddede yer alan ceza kesmede zamanaşımı açısından da

uygulanır."

21. 6802 sayılı Kanun'un 28. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bankerlerin yapmış oldukları banka

muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun

nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya

başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya

alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek

haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile

mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak

üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara

sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı

gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine

tabidir"

22. 30/9/1983 tarihli ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanun

Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun Hükmünde Kararnamede geçen;

a) İkrazatçı:

Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad

altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle,ödünç

para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve

kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişileri,

...

İfade eder."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.

maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada

bulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının ve

yargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 36) ve davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirme

yükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.V./ Hollanda,

B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33).

25. AİHM, Sözleşme’deki hakların

etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6.

maddesine göre tarafların dayanaklarını,

iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi

olduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33;

Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; zamanaşımına yönelik itirazı ile esasa ilişkin

hiçbir iddiasının Mahkemece değerlendirilmediğini, mahkeme kararının dosyada

ileri sürülen iddiaları ve maddi olguları açıklamadığını belirterek hak arama

hürriyetinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık

görüşünde, başvurucunun açtığı dava üzerine verilen Mahkeme kararının uyuşmazlık

konusu vergi ile cezalarla ilgili yeterli gerekçeler içerdiği belirtilmiştir.

Bakanlık bununla birlikte başvurucunun zamanaşımına ilişkin iddiasının vergi

mahkemesi veya bölge idare mahkemesi tarafından ayrıca cevaplandırılması

gereken bir iddia olup olmadığı dolayısıyla olayda mahkemelerce verilen

kararların içerdiği gerekçelerin başvurucunun zamanaşımı iddiası bakımından

gerekçeli karar hakkının gerekliliklerine uygun olup olmadığı konusunda

takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğunu ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında

yer alan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'in

birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de

kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

33. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır.

34. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

35. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

36. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

37. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

38. Başvurucu tarh zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki

iddiasının mahkemeler tarafından incelenmediği hususundan yakınmaktadır.

39. 213 sayılı Kanun'un 114. maddesinde vergi alacağının doğduğu

takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve

mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir.

Bununla beraber vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna

başvurulmasının, zamanaşımını durduracağı; duran zamanaşımının mezkûr takdir

komisyonu kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı

yerden işlemeye devam edeceği hükme bağlanmıştır.

40. Somut olayda başvurucunun 2006 yılına ilişkin yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirini

beyan etmediği gerekçesiyle başvurucu adına vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta

muameleleri vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Vergi idaresi, 1/1/2007 tarihinden

itibaren işlemeye başlayan beş yıllık tarh zamanaşımı süresinin dolmasına 23

gün kala işlem dosyasını takdir komisyonuna sevk etmiştir. Buna göre takdir

komisyonu kararının vergi idaresine ulaştığı tarihten itibaren 23 gün içinde

verginin tarh edilmemesi ve aynı süre içinde başvurucuya tebliğ edilmemesi

halinde tarh zamanaşımı söz konusu olabilecektir.

41. Görüldüğü üzere başvurucunun zamanaşımı iddiası temelsiz

olmayıp uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle

zamanaşımı iddiasının derece mahkemelerince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile

karşılanması gerekmektedir. Buna karşın ilk derece mahkemesinin bireysel

başvuruya konu kararında, başvurucunun uyuşmazlık konusu vergi ve ceza

ihbarnamelerinin zamanaşımı süresinin geçtikten sonra düzenlendiği iddiasını

karşılar mahiyette herhangi gerekçeye yer verilmediği görülmektedir. Diğer

taraftan istinaf talebi üzerine Bölge İdare Mahkemesi kararında da bu iddia ve

itiraza yönelik herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.

42. Sonuç olarak başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için esaslı nitelikteki

belirtilen iddia ve itirazları derece mahkemelerince konu ile ilgili makul ve

yeterli bir gerekçe ile karşılanmamıştır. Bu sebeple yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

44. Başvurucu; ceza ihbarnamelerinin dayanağını oluşturan vergi

tekniği raporunun yetersiz olduğunu, aleyhine vergi tarhiyatı yapılan çeklerin

şahsına ait olmadığını, senetlerin ise tamamının salt ticari faaliyetler sonucu

edinildiğini belirtmiştir. Başvurucu, vergi ve cezaların dayanağı olan vergi

tekniği raporunun tarafına tebliğ edilmediğini ileri sürmektedir. Başvurucu

ayrıca söz konusu belgelere karşı beyanlarını dile getiremediğinden dolayı

savunma hakkının ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Başvurucu nihayet kararın

adil olmadığı gerekçesiyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

45. Somut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden bu aşamada

diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre

ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

50. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

51. Başvurucu, ihlallerin tespiti ile tazminat taleplerinde

bulunmuştur.

52. Anayasa Mahkemesi başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için

esaslı nitelikteki zamanaşımı iddiasının derece mahkemesince tartışılmamış ve

karşılanmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun olarak başvurucunun uyuşmazlığın sonucuna etkili olabilecek ayrı

ve açık yanıt gerektiren iddialarının karşılandığı ilgili ve yeterli bir

gerekçe oluşturulmak suretiyle yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2.

Vergi Mahkemesine (E.2013/995, K.2013/2506) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi gerekçeli

karar hakkının ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeterli

görüldüğünden başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesine

gerekir.

55. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine GEREK

OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2. Vergi

Mahkemesine (E.2013/995, K.2013/2506) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Kararın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/5/2019 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Burak ŞENDİR Vekili : Av. Çağrı YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/278, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine GEREK
  15. G. Kararın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/5/2019 tarihinde
  16. M. Emin ŞAHİNER
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/278
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Ali Gündoğdu ve Mustafa Demirsoy Başvurusu (B. No: 2015/8147)
  • Yakup Bozboğa Başvurusu (B. No: 2016/14565)
  • Fırat Tombak Başvurusu (B. No: 2016/58816)
  • Abbas Özçelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/3193)
  • Zeynep Gülşah Aksoy Başvurusu (B. No: 2016/50678)
  • Turgut Duman Başvurusu (B. No: 2014/15365)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.