İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Köçeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/6852)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/6852Tarih15 Şubat 2017Okuma15 dk · 3.006 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Celal Köçeroğlu Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/6852
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.006 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve

açılan davanın reddedilmesi, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/5/2014 tarihinde Bismil Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 20/1/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Diyarbakır ili Bismil ilçesi Alibey

köyünde ikamet etmekte iken 1993 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle

köyün boşaltılması neticesinde yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını

iddia etmiştir.

8. Başvurucu 26/7/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. 8/3/2006 tarihli ve 2006/2222 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması talebiyle yapılan başvuruda Alibey köyünün sahibi M.A.nın köyü ve arazilerini (ev, ahır, samanlık vs.

taşınmazları da yıkmak taahhüdüyle) 1993 yılında Köy Hizmetleri Genel

Müdürlüğüne satması sonucu başvurucunun köyü terk ettiği anlaşılmış olup

tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

10. Belirtilen işlem aleyhine Diyarbakır İdare Mahkemesinde

başvurucu tarafından dava açılmıştır.

11. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 18/4/2008 tarihli ve

E.2006/1670, K.2008/560 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Dosyasının incelenmesinden: 1993 yılına kadar Bismil Alibey Köyünde ikamet eden davacının, bu tarihlerde meydana

gelen terör olayları nedeniyle köyü terk etmek zorunda kaldığını belirterek,

köyü terk nedeni ile uğradığını ileri sürdüğüzararların

5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi istemiyle davalı idareye

başvurduğu, oluşturulan bilirkişi komisyonu tarafından 27.12.2005 tarihinde

mahallinde yapılan keşifte ''adı geçenin bu köyde ikamet ettiğinin, 1993

yılında terör olayları nedeni ile güvenlik gerekçesi ile köyünü terk edip göç

ettiğinin, bunlar köyü terkedip gittikten sonra

bakımsızlıktan dolayı zarar görmüş ev ve ahırın yerleri köy sahibi M.A.

tarafından Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satıldığının,Köy

Hizmetleri Genel Müdürlüğü bu yeri satın aldıktan sonra iş makineleri

tarafından alan düzeltilerek Beritan Aşiretineyeni evler yapıldığının'' belirlendiği, aynı

tutanakta davacı adına 11-15 yaş arası 140m² ev ile 125m² ahırtespiti

yapıldığı, bilahare zarar tespit komisyonu tarafından yapılan araştırmada

köyün, sahibi tarafından Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satıldığının

belirlenmesi nedeni ile davacının başvurusunun reddine karar verilmesi üzerine

bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu işlemde zarar tespit komisyonunun davacının başvurusunu

reddetmesinin sebebi olarak; "Alibey Köyünün

sahibi M.A.’nın köyü ve arazilerini 1993 yılında Köy

Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satması sonucu davacının köyü terk ettiğinin

anlaşıldığı ve 5233 sayılı Kanunun 2/d maddesi gereği tazminat

ödenemeyeceği" gösterildiğine göre, uyuşmazlığın bu çerçevede incelenmesi

ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dosyadaki belgeler ile konuyla ilgili olan

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 2006/1688 nolu

esasına kayıtlı dosyadaki belgelerden fotokopi çekilmek suretiyle dosyaya

eklenen belgelerin incelenmesinden;

— M.A. ve müşterekleri tarafından Köy

Hizmetleri Diyarbakır İl Müdürlüğüne verilen taahhütnamede Alibey

Köyü'nde bulunan 4 pafta, 75,76,77,78,79,

80,81,82,83,84,86,87,89,90,168,169,170 nolu

parsellerde kayıtlı arazilerin satılmasının taahhüt edildiği,

— Jandarma tarafından tutulan 11.02.2008

tarihli tutanak ve eklerinde Alibey Köyünde terör

olayı meydana gelmediğinin, ancak bu köyü etkileyecek şekilde yakın çevrede

terör olayları yaşandığının, köy halkının 1993 yılı ve öncesinde meydana gelen

terör olayları nedeniyle can güvenliği endişesinden dolayı 1993 yılında köyü

terk ettiğinin belirtildiği,

— Davalı idare tarafından düzenlenen ve Alibey Köyü eski ve yeni muhtarlarının ifadelerinin yer

aldığı 28.12.2005 tarihli ifade tutanaklarında, davacının da aralarında

bulunduğu şahısları tanıdıklarını, bunların köyde ikamet ettiğini, 1993 yılında

meydana gelen terör olayları nedeniyle köyü terk etmek zorunda kaldıklarını,

köyü terk etmeden evvel kendilerine ait olan ve ne zaman yapıldığını

bilmedikleri evlerde oturduklarını beyan ettikleri görülmüştür.

Gerek ifade tutanakları gerekse keşif ve

bilirkişi incelemesine ait tutanak ile jandarma tutanaklarının birlikte

değerlendirilmesinden; davacının yakın çevrede meydana gelen terör olayları

nedeniyle köyü terk ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının terör

olaylarından duyduğu endişe nedeni ile köyü terk ettiği sabit olup,

uyuşmazlığın çözümü bakımından terör olayları nedeni ile köyü terk ettiği sabit

olan davacının kendine ait 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini gereken bir

zarara uğrayan malvarlığının olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, keşif

tutanağında davacı adına ev ve ahır tespiti yapılmış, ifade tutanaklarında da

davacının köyü güvenlik endişesi ile terk etmeden kendine ait evde oturduğu

ifade edilmiştir. Ancak yine keşif tutanağında davacı köyü terk ettikten sonra

ev ve ahır yerinin köy sahibi tarafından Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne

satıldığı belirlemesi de yapılmıştır. Bu durumda keşif tutanağında davacı adına

olduğu tespit edilen ev ve ahırın kime ait olduğu ve davacının mal varlığı

zararının olup olmadığı net olarak ortaya konulmamış, bu hususu aydınlatacak

ilgili yerler (Köy hizmetleri Genel Müdürlüğü, Tapu Sicil müdürlüğü, ... v.b.)nezdinde

yeterli bir araştırma yapılmamıştır.

5233 sayılı Kanun ile bu Kanuna istinaden

düzenlenen ilgili yönetmeliğin mezkur hükümlerine göre, tazminat istemiyle idareye

başvuran davacının tazminat başvurusunun haklı olup olmadığı, davacının iddia

ettiği gibi bir zararının olup olmadığı, zararın sebebi, kaynağı, miktarı,

davacının hangi tarihte köyünden göç ettiği, göçün sebebi, köyden uzak kaldığı

dönemlerde köyde malvarlığı varsa bunlardan yararlanma imkanının bulunup

bulunmadığı, yararlanma imkanı bulunmuyorsa ne kadar süre ile malvarlıklarından

yararlanamadığı, davacının uğradığı zarar var ise zararın hangi kalemlerden

oluştuğu, miktarı gibi hususların davalı idarece açık bir şekilde hukuken

geçerli somut bilgi ve belgelerle tespit edilerek buna göre başvuru hakkında

işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Bu durumda; bölgede meydana gelen terör

olaylarından duyduğu endişe nedeni ile köyünü terk ettiği sabit olan davacının,

zarara uğrayan malvarlığı bulunup bulunmadığı konusunda kesin bir kanaate

ulaşılmasına yetecek veri elde edilmeden köyün, köy sahibi tarafından satılması

gerekçe gösterilerek başvurunun reddedildiği anlaşıldığından tesis edilen

işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir...”

12.İptal kararı üzerine Komisyon tarafından yeniden karar

alınmış; 5/10/2011 tarihli ve 2011/4-941 sayılı kararla yeniden araştırma

yapılmış; Jandarma Komutanlığının yazı ekindeki ifade beyanlarına göre

başvurucunun Alibey köyünde ikamet etmediği, köyde

başvurucu adına herhangi bir taşınır taşınmaz olmadığı, Alibey

köylülerinin Beritan aşireti mensubu olarak göçebe

oldukları, bu sebeple 14/6/1934 tarihli ve 2510 sayılı mülga İskan Kanunu'na

göre 1994 yılı başlarında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce kendilerine iskân

edildiği ve yerleşmeleri için Alibey köyünün köy

ağası M.A.dan satın alınarak kendilerine verildiği,

bu aşamada köyde daha önce yaşayan şahısların köy satılınca köyü terk etmek

zorunda kaldıkları, daha sonraları devlet tarafından 150 konut yaptırılarak

2000 yılında inşaatların bitmesi nedeniyle Alibey

köyüne yerleştikleri, 1994 yılından sonra köyde herhangi bir terör olayının

olmadığı, 1994 yılında Alibey köyünün tamamının Beritan aşiretinden oluştuğunun belirtildiği, köyden göç

etmelerinin sebebinin köy sahibinin köyü satması olduğu, ayrıca Alibey köyünün OHAL kayıtlarına göre boşalan köylerden

olmadığı, köye geçici köy koruculuğu sisteminin getirilmediği, nüfus

bilgilerinde Alibey köyünün nüfusunun 1990 yılında

144 kişi olduğu, 1997 ve 2000 yıllarında ise köyün sahibi tarafından satılması

nedeniyle köyde kimsenin bulunmadığı; ancak, köyün tüzel kişiliğinin devam

ettiği, bütün bu bilgi ve belgelerden de anlaşılacağı üzere Alibey

köyünün terör nedeniyle boşalan bir köy olmadığı, köy sahibinin köyü satması

nedeniyle kendi istekleri ile köylülerin göç ettiği belirtildiğinden, bu

durumun da Kanun kapsamına girmediğinden talebin reddine karar verilmiştir.

13. İptal kararının idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 20/9/2011 tarihli ve E.2011/10389,

K.2011/1398 sayılı kararı ile bozma kararı verilmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...Dosyanın ve Dairemizin diğer

esaslarına kayıtlı Alibey köyüne ait dosyaların

birlikte incelenmesinden; davacının ikamet ettiği Diyarbakır ili, Bismil

ilçesi, Alibey köyünün "terör eylemeleri"

veya "terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" nedeniyle

idarece veya köy halkı tarafından boşaltılmadığı, köyün köydeki arazilerin

sahibi olan M.A. tarafından Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satılması sonucu

davacının köyden göç ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, aralarında davacının da bulunduğu Alibey köyü halkının ekonomik ve sosyal sebeplerle köyü

terk etmeleri nedeniyle uğradıkları zararın, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre

idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, İdare Mahkemesi

tarafından, davanın reddi yolunda karar verilmesi gerekirken, işlemin iptali

yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır."

14. Bozma kararı üzerine Diyarbakır

1. İdare Mahkemesinin 5/1/2012 tarihli ve E.2011/2169, K.2012/27 sayılı kararı

ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Dava dosyasında ve mahkememizin aynı

köye ilişkin diğer dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; Diyarbakır

ili, Bismil ilçesi, Alibey köyünün boşalan/boşaltılan

köylerden olmadığı, köyün köydeki arazilerin sahibi olan M.A. tarafından Köy

Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne satılması sonucu davacının köyden göç ettiği

anlaşılmaktadır.

Bu durumda, tamamen boşalmayan ve asgari

güvenlik düzeyinin var olduğu sonucuna varılan Alibey

köyünde köy halkının bir kısmının subjektif güvenlik

kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç etmelerinden dolayı

uğradıkları zararın 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına

hukuki olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddi yönünde tesis edilen

dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."

15. Başvurucu tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 11/12/2012 tarihli ve

E.2012/4312, K.2012/13679 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu,

dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmediği belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

16. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 26/11/2013 tarihli ve

E.2013/11334, K.2013/9107 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

17. Ret kararının 22/4/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edildiği ve 16/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

B. İlgili Hukuk

18. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde

açtığı davanın reddedildiğini, köyün güvenlik kaygısı ile değil, M.A tarafından

satılması nedeniyle terk edildiği yönündeki Mahkeme gerekçesinin hatalı

olduğunu, M.A.nın sadece kendisine ait arazileri

sattığını, kendisine ait olan taşınmazların M.A. tarafından satıldığının ispat

edilemediğini, köyün satılması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını,

jandarma tutanaklarının çelişkili olduğunu, tutanakta imzası olan köy

muhtarının 2000 yılından sonra seçildiğini, köy halkının köy korucusu olmayı kabul

etmediği için köyden göç etmeye zorlandığını, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksun

kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararının tazmin edilmediğini, ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen

işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 1., 2., 3., 4., 5., 6., 8., 9., 13., 14. maddelerinde

sayılan haklarınınihlal edildiğini iddia etmiş; maddi

ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Sözleşme'nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 8., 9., 13., 14.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16).Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar

altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

22. Başvurucu, Komisyon tarafından verilen kararın akabinde

açtığı davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal

varlığına ulaşamadığını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından

mahrum kaldığını, anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet

verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit

edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

23. Başvurucu; yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında

ayrıca Komisyonun ve Mahkemenin kararının hatalı olduğunu, köyün M.A.

tarafından satılması nedeniyle terk edildiği yönündeki gerekçesinin gerçeği

yansıtmadığını, çevre köylerde terör olaylarının meydana geldiğini, yaşanan

olaylar neticesinde güvenlik nedeniyle göç etmeye mecbur kaldığını, oluşan

zararları için yeterli bir giderim imkânının sağlanmadığını iddia etmiştir.

24. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

25. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesidir. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

§ 26).

26. Başvurucu maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davanın reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemelerince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

27. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, başvurucunun

ikamet ettiği Diyarbakır ili Bismil ilçesi Alibey

köyünün "terör eylemleri" veya "terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler" nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından boşaltılmadığı,köydeki arazilerin sahibi olan M.A.

tarafından Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne köyün satılması sonucu başvurucunun

köyden göç ettiğinin anlaşıldığı, bu durumda aralarında başvurucunun da

bulunduğu Alibey köyü halkının ekonomik ve sosyal

sebeplerle köyü terk etmesi nedeniyle uğradığı zararın, 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı belirtilerek

davanın reddine hükmedilmiştir.Başvurucunun

iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme

kararı onanmış; karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.

28. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde köyün terör nedeniyle

boşaltılmış olduğuna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, Mahkeme kararı

gerekçesi de (bkz. §§ 8, 23)dikkate alındığında Derece Mahkemelerinin

kararlarında bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

30. Başvurucu, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

31. Başvurucu tarafından, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde,

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetinin, Derece Mahkemelerince adil

yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş

olduğundan, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurucunun makul

sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle, Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda, idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile

davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde

Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak,

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

35. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihi (26/7/2005) ile karar düzeltme isteminin reddine dair karar

tarihi (26/11/2013) arasında geçen ve toplam 8 yıl 4 aylık yargılama süresinde

başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve

söz konusu yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

37.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

38. Başvurucu,

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

39. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 4.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Celal

KÖÇEROĞLU

Vekili

:

Av. Zeki

ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6852, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Köçeroğlu
  20. Çelik
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6852
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Haşmet Yener Başvurusu (B. No: 2014/17551)
  • Elif Poyraz Başvurusu (B. No: 2014/17445)
  • Engin Yalazan Başvurusu (B. No: 2014/6910)
  • Çağlar Karataş Başvurusu (B. No: 2016/431)
  • Murat Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/20179)
  • Yaşar Ergün Başvurusu (B. No: 2014/4451)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.