İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Oraj Altunörgü Başvurusu (B. No: 2018/31036)

1. Başvuru, özel bir bankada çalışan başvurucunun

Başvuru No2018/31036Tarih12 Ocak 2021Okuma19 dk · 3.773 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Celal Oraj Altunörgü Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/31036
R.G. Tarih ve Sayı
5/2/2021-31386
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.773 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, özel bir bankada çalışan başvurucunun

kurumsal e-posta hesabı içeriğinin işveren tarafından incelenmesi ve bu

yazışmalar gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata

saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/10/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal

Yargı Ağı Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemeyle elde edilen bilgi ve

belgelere göre olaylar özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın

Arka Planı

7. Başvurucu, özel bir bankada 14/5/2007 tarihli belirsiz

süreli iş sözleşmesi kapsamında müşteri ilişkileri yönetmeni olarak

çalışmaktadır. İş Sözleşmesi'nin "Özenle çalışma" kenar

başlıklı bölümünde özetle personelin görevini banka yönetmelikleri ve iç

düzenlemeler ile yönetim yetkisi kapsamında verilen emir ve talimatlara bağlı

olarak özen ve dikkatle yerine getireceği, personelin verimliliğinin bankanın

yürürlükte olan performans kriterlerine göre belirleneceği düzenlenmiştir.

Ayrıca İş Sözleşmesi'nde ayrıntıları belirtilen özenle çalışma yükümlülüklerine

uyulmaması hâlinin 22/5/2003 tarihli ve 4857 İş Kanunu'nun 17. maddesi

kapsamında geçerli neden olarak kabul edileceğinin personel tarafından kabul

edildiği ifade edilmiştir.

8. İş Sözleşmesi'nin "Demirbaş ve elektronik

posta kullanımı" kenar başlıklı 6. maddesinin (c) bendinde, personelin

banka mülkiyetinde olan elektronik posta adresini (kurumsal e-posta) sadece iş

amaçlı olarak kullanmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı maddenin (d)

bendinde ise kurumsal e-postanın banka yönetimi tarafından haber verilmeksizin

denetlenebileceği, personelin bu konuda itirazının olmayacağı ve talimatlara

uyacağını kabul ettiği şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.

9. Başvurucunun, eşi üstüne kayıtlı bir işletmede

çalıştığı iddiası üzerine müfettiş incelemesi yapılmış ve başvurucunun konuyla

ilgili savunması alınmıştır. Müfettiş incelemesi sonucunda 7/4/2016 tarihli

rapor düzenlenmiştir. Raporda; başvurucunun eşi adına 1/4/2014 tarihinde bir

şirket kurulduğu, başvurucunun bu şirketin muhasebecisine kurumsal e-posta

üzerinden ödemelere ilişkin çeşitli belgeler gönderdiği, başvurucunun kurumsal

e-posta üzerinden başka bankalarla anılan şirkete ilişkin kredi pazarlığı

yaparak kredi başvurusunda bulunduğu, işyerinin stokunda bulunan ürünlerle

ilgili bazı belgeleri kişisel e-posta hesabından kurumsal e-posta hesabına

gönderdiği ve eşinin hesabının sıkça görüntülendiği hususlarının tespit

edildiği belirtilmiştir.

10. İnceleme raporunda başvurucunun 30/3/2016 tarihinde

alınan savunması da değerlendirilmiştir. Başvurucu savunmasında; eşiyle açtıkları

işyerini zarara uğramaması için kendi gözetiminde tuttuğunu, ödeme stokun

takibi gibi işlerde eşine yardımcı olduğunu, bu durumun zaman zaman iş

performansını biraz olsa da etkilediğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca

kurumsal e-posta kullanılarak yapılan yazışmaların nedeninin işyerine ait

faaliyetlerin düzene sokulması ve işyeri banka faaliyetlerinin kontrolü

olduğunu, bunu sağlamak için eşinin hesabını da sıkça kontrol ettiğini,

amacının işyerini zarar etmeden devretmek olduğunu beyan etmiştir. Rapor

sonucunda, mesai saatleri içinde performansı etkileyecek şekilde eşine ait

işyerinin çeşitli işlemlerini takip ettiği hususlarının tespit edilmesi ve bu

şekilde ticari faaliyette bulunduğuna dair kanıt niteliği taşıyan beyanları

birlikte gözetildiğinde başvurucunun banka çalışma ilkelerine aykırı olarak

kendi namına ve hesabına ticari faaliyette bulunduğu kanaatine ulaşıldığı ifade

edilmiştir.

11. Başvurucunun iş akdi 11/5/2016 tarihli yazılı

bildirimle feshedilmiştir. Anılan bildirimde; başvurucunun göreviyle

bağdaşmayacak ve banka kurallarına aykırı şekilde eşine ait işletme üzerinden

mesai saatleri içinde ticari faaliyette bulunduğu, başvurucunun bu nedenle asli

görevini ihmal ettiği, şube içinde olumsuzluklara sebebiyet verdiği

hususlarının başvurucunun ikrarı ve müfettiş raporuyla tespit edildiği

vurgulanmıştır. Görev ve sorumluluklarla bağdaşmayan, banka kurallarına aykırı

bu davranışların kabul edilemeyeceği belirtilerek iş akdinin 4857 sayılı

Kanunun 17. ve 18. maddeleri uyarınca feshedildiği ifade edilmiştir.

B. İşe İade

Davası Süreci

12. Başvurucu, işveren aleyhine Amasya İş Mahkemesinde

8/6/2016 tarihinde işe iade istemli tespit davası açmıştır. Dava dilekçesinde

başvurucu özetle feshin haksız olduğunu, işverenin daha önce de performans eksikliği

gerekçesiyle kendisinden savunma aldığını ve iş akdinin tazminatsız

feshedilmesi amacıyla bahane üretildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu çalışma

hayatı boyunca işverene sadakat yükümlülüğüne aykırı ve görevini olumsuz

etkileyecek davranışının olmadığını vurgulamıştır. Başvurucu ayrıca yargılama

sürecindeki beyanlarda, kurumsal e-posta hesabının işveren tarafından

incelenmesinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ve hukuka aykırı olması

nedeniyle hükme esas alınmaması gerektiğini belirtmiştir.

13. İşveren davaya cevabında özetle müfettiş raporundaki

tespitlere ve başvurucunun ikrar içeren savunmasına dayanarak başvurucunun

mesai saatleri içinde eşine ait şirketin işlerini takip ettiğini, bu durumun

başvurucunun performansında kayba neden olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca iş

sözleşmesi ve işyeri etik kurallarına göre başvurucunun başka bir işte

çalışmayacağına dair düzenlemeler olduğu hatırlatıldıktan sonra başvurucunun

davranışlarının İş Sözleşmesi'nde ayrıntılı bir şekilde belirtilen çalışanın

yükümlülüklerine bu bağlamda özellikle özen yükümlülüğüne aykırı olduğu

belirtilmiştir.

14. Yargılama sürecinde tarafların tanıkları

dinlenmiştir. Başvurucunun tanıkları özetle başvurucunun başka bir yerde

çalıştığı ve performans düşüklüğü yaşadığını görmediklerini ancak eşinin adına

bir ayakkabı dükkânının mevcut olduğunu ifade etmişlerdir. Davalı tanıkları ise

özetle başvurucunun mesai saatlerinde ticari faaliyetleri takip ettiğine birkaç

kez şahit olduklarını, ayrıca son dört beş aydır performans düşüklüğü yaşadığını

bildiklerini beyan etmişlerdir.

15. Mahkeme 27/12/2017 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; tanık beyanları, başvurucunun savunması,

dosyaya sunulan belgeler ile e-posta içerikleri değerlendirilerek eşine ait

ticari işletmenin işlerini başvurucunun takip ettiğinin sabit olduğu, bu

durumun başvurucu tarafından da kabul edildiği belirtilmiştir. Ayrıca davacının

e-posta kayıtlarından mesai saatleri içinde ticari faaliyet takibi amacıyla

yazışmalar yaptığının anlaşıldığı ifade edilmiştir. Başvurucunun görevi dışında

ticari faaliyet ile ilgilendiğini kabul ettiği, dosyaya sunulan kayıtların

davacının mesai saatleri içinde ticari faaliyetine ilişkin iş ve işlemleri

yaptığını doğruladığı ve bu durumun performansına olumsuz etki ettiğinin

başvurucu tarafından da beyan edildiği vurgulanmıştır. Başvurucunun özel işleri

ile işini sekteye uğratacak kadar ilgilenmesinin İş Sözleşmesi'nin gereklerine

aykırılık teşkil edeceği, doğruluk ve bağlılık kuralı gereği işçinin gelir

getirici başkaca işlerle mesai saatleri içinde ilgilenmesi ile iş ilişkisinin

sarsıldığı ve işverenden iş ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceği

belirtilerek feshin geçerli nedene dayandığı değerlendirmesine yer verilmiştir.

16. Başvurucu vekili; ikrar içeren yazılı savunmasının

baskı ile alındığını, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) işverenin

e-posta incelemesini özel hayata saygı hakkının ihlali saydığını, müvekkilinin

de e-postasının incelenmesinin bu kapsamda olduğunu belirterek istinaf

başvurusu yapmıştır. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 17/7/2018

tarihinde delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediği ve davalı işverenin

geçerli nedeni ispatladığının anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf itirazlarının

reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.

17. Nihai karar 4/9/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 3/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, uluslararası

düzenlemeler ve AİHM kararları) için bkz. E.Ü. [GK], B. No:

2016/13010, 17/9/2020, §§ 22-51.

20. 4857 sayılı Kanunun "Feshin geçerli sebeplere

dayandırılması" kenar başlıklı 18. maddesi şöyledir:

"Otuz veya daha fazla işçi

çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş

sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya

da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe

dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde

çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.

Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66

ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.

Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için

geçerli bir sebep oluşturmaz:

a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri

dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere

katılmak.

b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.

c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan

haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine

idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece

katılmak.

d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile

yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.

e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın

işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.

f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci

maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe

geçici devamsızlık.

İşçinin altı aylık kıdemi, aynı

işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap

edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde,

işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına

göre belirlenir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu; kurumsal e-posta hesapları ile

gerçekleştirdiği yazışmaların bilgilendirme yapılmadan ve rızası alınmadan

incelendiğini, bu yazışmalara dayanılarak performans düşüklüğü nedeniyle iş

akdinin haksız olarak feshedildiğini belirtmiştir. İş performansının her zaman

üst düzeyde olduğunu, ayrıca yazılı savunmasının iş akdini sonlandırmak

amacıyla banka müfettişlerinin baskısı ve psikolojik tacizi ile alındığını

ileri sürmüştür. Eşinin işyeri ve kendisinin e-posta kayıtlarının iş akdinin

feshini sağlamaya yönelik bahaneler olduğunu, Bankanın e-posta içeriklerini

incelemesi ve Mahkemenin bu içerikleri hükme esas delil olarak kabul etmesi

sonucu özel hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile

hayatının gizliliğine dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

24. Anayasa'nın “Haberleşme hürriyeti” kenar

başlıklı 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine

sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

25. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesinde

koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.

Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında ise herkesin kendisiyle ilgili

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ayrıca düzenlenmiş ve güvence altına

alınmıştır. Söz konusu anayasal güvence, Sözleşme'nin 8. maddesinde koruma

altına alınan özel hayata saygı hakkına karşılık gelmektedir. Kişisel verilerin

korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe

geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini

kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122,

K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20).

26. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere

kişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye

ilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve

doğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,

motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmişi,

resmi, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik

bilgileri, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobileri,

tercihleri, etkileşimde bulunduğu kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi

kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel

veri kapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,

K.2015/30, 19/3/2015).

27. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden inceleme

yapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken bir

kişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuya

ilişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığında

belirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki her türlü

bilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her davada ya da başvuruda

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri bulunup

bulunmadığı, davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate alınarak

tespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit edildiğinde bu veriye

yönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmü kapsamındaki

güvenceleri harekete geçirir (E.Ü., § 59).

28. Ayrıca Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyeti, haberleşmenin yanında içeriği ve biçimi ne olursa

olsun haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır.

Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve

görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması ve

haberleşmeye yönelik haksız müdahalelerde bulunulmaması gerekir (Yasemin

Çongar ve diğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § 49).

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda işverenin başvurucunun kurumsal e-posta hesabını kullanarak

yaptığı mesajlaşmalarını denetlemesi ve içeriğini geriye dönük olarak

incelemesi sonucu elde ettiği bilgileri, iş akdinin feshine dayanak yapması söz

konusudur. Bu durumla birlikte başvurucunun e-posta bilgileri ve yazışmalarının

belirli bir gerçek kişi hakkındaki bilgi kapsamında olduğu gözetildiğinde

bu bilgilere erişilmesinin, bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özel

hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve

haberleşme hürriyeti yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

31. Anayasa'nın 12. ve 5. maddesindeki düzenlemeler

ışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarak müdahale

etmemesinin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı,

bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.

Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temel

hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediği

denetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudan

özel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağı için taşıdığı koşulların

özelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleri

bağlamında ele alınması gerekebilir.(Ömür Kara ve Onursal Özbek, B.No:

2013/4825, 24/3/2016, § 46; Ali Çığır, B. No: 2015/19298,

8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §§ 32, 33;

U.B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, §§ 33, 34; E.Ü., § 65).

32. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerinin

birbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal altyapının

oluşturulmasını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun ve

usul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve bu

yargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilip

gözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir. Bu doğrultuda derece mahkemelerince

söz konusu güvenceler gözardı edilmemeli, işveren ve çalışanlar arasındaki

çatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli, başvuranların temel haklarına

yönelik müdahalenin meşru amaca dayalı ve ölçülü olup olmadığı

değerlendirilmeli, ulaşılan sonuç hakkında hüküm kurulurken ilgili ve yeterli

gerekçeler sunulmalıdır (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§ 47-50; E.Ü.,

§ 66).

33. Yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek işverenin

işçinin iletişimini denetlemesi yetkisini kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında irdelemek gerekmektedir. Öncelikle teknolojik gelişmelerin

imkânlarından yararlanmak isteyen işverenlerin bilgisayar, internet, e-posta

gibi iletişim araç ve gereçlerini çalışanın kullanıma sunması nedeniyle oluşan

uyuşmazlıklarda işverenin menfaatleri ile işçinin temel hak ve özgürlükleri

arasında bir dengeleme yapma gerekliliği doğmaktadır. Bu bağlamda işveren ile

çalışan arasındaki ilişkinin iki taraf açısından da belirli hak ve

yükümlülükler öngören ve esasen güven ilişkisi üzerine kurulu iş sözleşmesiyle

şekillendiği unutulmamalıdır. Somut uyuşmazlığın ilgili olduğu iş hukukunun

dinamik bir niteliğinin olduğu, ayrıca iş ilişkilerinin genel kurallardan

farklı, kendine özgü bazı hukuki kurallar içerdiği de dikkate alınmalıdır (E.Ü.,

§ 68).

34. Bu bağlamda işlerin etkin bir şekilde yürütülmesi ile

bilgi akışının kontrolünü sağlamak, işçinin eylemlerine bağlı cezai ve hukuki

sorumluluğa karşı korunmak, verimliliği ölçmek veya güvenlik endişeleri gibi

haklı ve meşru görülebilecek nedenlerle işverenin yönetim yetkisi kapsamında

kural olarak işçinin kullanımına sunduğu iletişim araçlarını denetleyebileceği

ve kullanıma ilişkin sınırlamalar öngörebileceği söylenebilir. Ancak işverenin

yönetim yetkisinin işyerinde işin yürütülmesi, işyerinin düzeninin ve

güvenliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda

işverenin yetki ve haklarının sınırsız olmadığı, çalışana tanınan temel hak ve

özgürlüklerin somut olayda haberleşme hürriyeti ve kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkının işyeri sınırları dâhilinde de korunduğu, aynı

zamanda kısıtlayıcı ve uyulması zorunlu işyeri kurallarının çalışanların temel

haklarının özünü zedeleyecek nitelikte olmaması gerektiği vurgulanmalıdır. Bu

çerçevede işyerinde kullanıma sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğu

gözetilerek sırf bu nedenle bile işverenin iletişim araçları üzerinde sınırsız

ve mutlak bir gözetleme ve denetleme yetkisinin olduğunu kabul etmek, işçinin

demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklerine işyerinde de saygı

gösterilmesi gerektiği yönündeki haklı beklentisiyle uyuşmayacaktır (E.Ü.,

§ 69).

35. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde devletin pozitif

yükümlülükleri kapsamında Anayasa Mahkemesinin özellikle derece mahkemelerinin

-somut olayın koşullarına uygun düştüğü ölçüde- aşağıda belirtilen güvencelerin

somut olayda hakka müdahale eden üçüncü kişi tarafından sağlanıp sağlanmadığını

gereği gibi denetleyip denetlemediğini incelemesi gerekir:

i. İşverenin çalışanın kullanımına sunduğu iletişim

araçlarının ve iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunu gösteren

meşru gerekçeleri olup olmadığı denetlenmelidir. Bu durumda işverenin

gerekçelerinin ifa edilen işin ve işyerinin özellikleri de gözetilerek meşru

olup olmadığı irdelenmelidir. Bu denetlemede iletişim akışı ile iletişim

içeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesi

yönünden daha ciddi gerekçeler aranmalıdır.

ii. Demokratik bir toplumda iletişimin denetlenmesi ve

kişisel verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli ve

bunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak çalışanlar işveren tarafından

önceden bilgilendirilmelidir. Uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk

dikkate alındığında bu bilgilendirmenin -somut olayın özelliklerine uygun

düştüğü ölçüde- en azından iletişimin denetlenmesi ile kişisel verilerin

işlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, denetlemenin ve veri işlemenin

kapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, denetlemenin ve

işlemenin sonuçları ile verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarını

kapsaması gerekir. Ayrıca bildirimde iletişim araçlarının kullanımına ilişkin

olarak işveren tarafından öngörülen sınırlamalara da yer verilmelidir.

Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şart olmayıp şeffaflığı

sağlamak bakımından bireylere, kişisel verilerin işlenmesine ve iletişimin

denetlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamda haberdar olma

imkânı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir.

iii. Çalışanın kişisel verilerinin korunmasını isteme

hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahale,

ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmalıdır. Ayrıca inceleme faaliyetiyle elde edilen verilerin işveren

tarafından hedeflenen amaç doğrultusunda kullanılması gerekir.

iv. İşveren tarafından çalışanın kişisel verilerinin

korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan

müdahalenin gerekli kabul edilebilmesi için aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılması mümkün olmamalı, müdahale ulaşılmak istenen amaç bakımından

zorunlu olmalıdır. Çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine onun

kişisel verilerine daha az müdahale eden yöntem ve tedbirlerin uygulanmasının

mümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu kapsamda işverenin ulaşmak istediği

amaca çalışanın iletişimi incelenmeden de erişilme imkânı olup olmadığı her bir

vakıanın somut özellikleri ışığında değerlendirilmelidir.

v. İşveren tarafından başvurucunun kişisel verilerinin

korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahalenin

orantılı kabul edilebilmesi için ise iletişimin denetlenmesi ile işlenecek veya

herhangi bir şekilde yararlanılacak veriler ulaşılmak istenen amaçla sınırlı

olmalı, bu amacı aşacak şekilde sınırlama ya da müdahaleye izin verilmemelidir.

vi. Ayrıca iletişimin incelenmesinin muhatabı olan

çalışan üzerindeki etkisi ve çalışan bakımından sonuçları gözönünde tutularak

tarafların çatışan menfaat ve haklarının adil bir biçimde dengelenip

dengelenmediğine bakılması gerekmektedir. Taraflardan birine şahsi olarak aşırı

bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde devletin pozitif yükümlülüklerini

yerine getirmediği sonucuna varılabilir (E.Ü., § 70).

b. İlkelerin

Uygulanması

36. Başvurucu; e-posta hesabının incelenmesinin özel

hayat alanına ve haberleşme hürriyetine haksız bir müdahale oluşturmasına

rağmen açtığı işe iade davasında bu yönde bir tespit yapılmadığını,

mahkemelerce verilen kararlar nedeniyle söz konusu müdahalelerin meşru hâle

getirildiğini iddia etmiştir. Bu kapsamdaki iddiaların yukarıda belirtilen

esaslar gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.

37. Öncelikle işverenin işçinin kullanımına sunulan

iletişim araçlarını denetlemesi ve çalışanın kişisel verilerinin işlemesine

ilişkin olarak 4857 sayılı Kanun'da özel bir düzenleme olmadığı görülmüştür.

Ancak Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yer bulan özel hayata saygı hakkı kapsamında

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve haberleşme hürriyetine ilişkin

güvenceler ile 6698 sayılı Kanun ve hukuk sistemimizde mevcut olan genel

düzenlemelerin iş hukuku uyuşmazlıklarında uygulanması yönünde bir engel

olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda yasal altyapı oluşturmak bağlamında pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğu söylenebilir (E.Ü., § 69).

38. Başvuru konusu olayda başvurucu, çok sayıda çalışanı

istihdam eden özel bir bankanın çalışanıdır. Başvurucu adına tanımlanmış

kurumsal e-posta hesabının mevcut olduğu ve başvurucunun kullanımına sunulan bu

e-posta hesabının işveren tarafından incelendiği hususlarında başvuran ile

işveren arasında bir ihtilaf olmadığı görülmüştür. Çok sayıda çalışanı olduğu

ve kurumsal olarak finans hizmeti verdiği anlaşılan işverenin çalışanlarına

kurumsal e-posta hesabı oluşturmak suretiyle kişisel verileri işlemesinin ve

iletişim akışını denetim altında tutmasının işlerin etkin bir şekilde

yürütülmesini sağlama amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda

kurumsal e-posta hesabının iletişim akışına ve içeriğine erişilecek şekilde

kullanıma sunulmasının somut olayda işyerinin yönetimi bakımından meşru bir

menfaat teşkil ettiği, ayrıca hedeflenen amacı sağlamaya elverişli bir yöntem

olduğu söylenebilir.

39. Öte yandan e-posta hesabı üzerinden yapılan

iletişimin denetlenebileceğine ve iletişim araçlarının kullanım koşullarına

ilişkin olarak önceden tam ve açık bir bilgilendirme yapılmadığı hâllerde temel

hak ve özgürlüklerinin işyerinde de korunacağı yönündeki haklı beklentiyle

çalışan kişinin kurumsal e-posta üzerinden kişisel yazışmalar yapabileceğinin

işveren tarafından da öngörülebilecek bir durum olduğu vurgulanmalıdır. Buradan

hareketle çalışana açık bir bilgilendirmenin yapılmadığı hâllerde hak ve

özgürlüklerine bir müdahalede bulunulmayacağı hususunda çalışanların makul bir

beklenti içinde olacaklarının kabul edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin sağladığı

güvencelerden yararlandırılması gerektiği söylenebilir (E.Ü., § 75).

40. Bununla birlikte açık bir bilgilendirme yapılması

hâlinde işverenin kurumsal e-postayı incelemeden önce çalışanın ayrıca rızasını

alması beklenemez. Bu bağlamda bilgilendirme sonrası işverenin denetleme

yetkisine ilişkin bir itiraz şerh edilmediği sürece çalışanın rızasının mevcut

olduğu ve aksi kanıtlanana kadar da bu rızanın geçerli olduğunun kabulü

gerektiği vurgulanmalıdır.

41. Somut olayda başvurucu bilgilendirme yapılmadan ve

rızası olmadan kurumsal e-posta hesabının incelediğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun bağlı olduğu iş akdi incelendiğinde (bkz. §§ 7, 8) başvurucuya

tahsis edilen kurumsal e-postanın sadece iş amaçlı olarak kullanılacağının ve

kurumsal e-postanın banka yönetimi tarafından haber verilmeksizin

denetlenebileceğinin, personelin bu konuda itirazının olmayacağı ve talimatlara

uyacağı hususlarının düzenlendiği görülmüştür. Ayrıca iş sözleşmesinde çalışan

için belirlenen yükümlülüklere -kurumsal e-postanın amacına uygun kullanılması,

performans düşüklüğü tespiti, başka işte çalışma yasağı- uyulmaması durumunda

iş akdinin feshedilebileceğinin açıkça düzenlendiği anlaşılmaktadır.

42. Bu durumda işverenin iş sözleşmesinde, kurumsal

e-postanın kullanımına ilişkin sınırları, e-postanın denetlenme usulü ve

inceleme yetkisini, işçinin işini yürütürken ve e-postayı kullanırken uyması

gereken yükümlülükleri ile belirlenen yükümlülüklere uyulmaması durumunda 4857

sayılı Kanun çerçevesinde nasıl yaptırım uygulanacağını belirlediği

söylenebilir. Bu durum gözetildiğinde başvurucunun kullanımına sunulan kurumsal

e-postanın denetlenebileceği ve denetimin usulüne ilişkin önceden İş

Sözleşmesi'yle açıkça bildirim yapıldığı, ayrıca İş Sözleşmesi'nde belirlenen

denetleme usulü ve yetkisine başvurucunun İş Sözleşmesi'ni imzalayarak rıza

gösterdiği kabul edilmelidir. Ayrıca başvurucunun bu rızanın geçerli olmadığına

dair bir iddiası ya da açıklaması olmadığı görülmüştür.

43. Öte yandan somut olayda işverenin yaptığı müdahalenin

kapsamının tartışılması gerekir. Bu bağlamda yargılama kapsamında başvurucunun

işveren tarafından sunulan yazışmaları ve yargılama süreci bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde işverenin başvurucunun başka bir işte çalıştığı iddiasını

destekleyen mesajları incelediği veiddiasını kanıtlamak amacıyla sadece yargı

sürecinde kullandığı görülmüştür. Bu durumda işverenin inceleme amacı dâhilinde

bir denetleme gerçekleştirdiği, inceleme sonucu elde edilen verileri amaca

uygun kullandığı söylenebilir. Ayrıca işverenin kurumsal e-postayı inceleme

amacına uygun olmayacak şekil ve kapsamda incelediği ve denetleme sonuçlarının

amaca uygun kullanılmadığı yönünde başvurucunun bir iddiasının bulunmadığı

vurgulanmalıdır.

44. Bununla birlikte yargılama süreci incelendiğinde; Mahkemenin

sadece kurumsal e-postanın incelenmesi ile elde edilen bilgi ve belgelere değil

tanık anlatımları, iş sözleşmesi, işyeri dosyası ve dosyaya sunulan diğer

belgeleri de değerlendirerek bir sonuca ulaştığı, ilgili ve yeterli gerekçe

sunduğu görülmüştür. Ayrıca bir vekille temsil edilen başvurucunun yargılama

sürecine etkin olarak katılımının sağlandığı anlaşılmaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle özel hukuk iş ilişkilerinden

doğan uyuşmazlığı karara bağlayan derece mahkemeleri tarafından pozitif yükümlülüklerin

yerine getirildiği anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkı ile Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve

Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Celal Oraj ALTUNÖRGÜ Vekili : Av. Galip UZUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/31036, 12 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Uyuşmazlığın
  10. B. İşe İade
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin
  18. B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  19. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/31036
Tarih
12 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Ö.ç. Başvurusu (B. No: 2016/58614)
  • Cengiz Pırnar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/33709)
  • Sema Değirmenci Başvurusu (B. No: 2019/18750)
  • Fethi Kayalar Başvurusu (B. No: 2019/14092)
  • Müzeyyen Kaplar Başvurusu (B. No: 2019/19715)
  • Erdem Caner Bener Başvurusu (B. No: 2018/13422)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.