İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Erdem Caner Bener Başvurusu (B. No: 2018/13422)

1. Başvuru; özlük haklarına ilişkin olarak açılan davada

Başvuru No2018/13422Tarih22 Ocak 2021Okuma17 dk · 3.385 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Erdem Caner Bener Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/13422
R.G. Tarih ve Sayı
18/2/2021-31399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.385 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; özlük haklarına ilişkin olarak açılan davada

açık takdir hatası ile karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, hak

edilen tazminatı alamama nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddialar yönünden ayırma kararı verilerek 2018/29704 başvuru

numaralı dosya ile kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurucunun diğer ihlal

iddialarına ilişkin kısmın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Birinci Bölüm tarafından 14/10/2020 tarihinde yapılan

toplantıda, verilecek kararın Bölümlerin önceden vermiş olduğu kararlarla

çelişebileceği anlaşıldığından başvurunun Genel Kurul tarafından karara

bağlanması gerekli görülmüş ve başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28.

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde

tümamiral rütbesiyle görev yapmakta iken kendi isteği ile 23/6/2014 tarihinde

emekli olmuştur.

8. Başvurucu, emekli maaşının hesaplanmasında rütbesinin

karşılığı olan kadrosuzluk tazminatının dikkate alınmadığını ve bu

nedenle eksik ödeme yapıldığını belirterek anılan tazminatın tarafına ödenmesi

istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvuruda bulunmuştur.

9. SGK 1/4/2015 tarihli işlem ile talebi reddetmiştir.

10. Başvurucu, dava dilekçesinde tümamiral rütbesinde

görev yapmaktayken kendi isteğiyle 23/6/2014 tarihinde emekli olduğunu ifade

etmiş; 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel

Kanunu'nun 49. maddesinin (f) bendi gereğince rütbe bekleme süresini

doldurmadan kendi isteğiyle emekli olanların kadrosuzluk tazminatı almaya hak

kazandığını ileri sürmüştür. SGK'ya yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin

hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptali istemiyle Ankara 7. İdare

Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptal davası açmıştır.

11. Mahkeme 28/1/2016 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 926 sayılı Kanun'un konuya ilişkin

hükümlerine yer verilmiştir. Kadrosuzluk tazminatının alınabilmesi için üç

koşul olduğu, bunların da 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti

Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emeklilik hakkını elde etmiş olmak,

kıdemli albay olmak ve kendi isteğiyle emekli olmak olduğu vurgulanmıştır.

Başvurucunun bu üç koşuldan kıdemli albay olma şartını taşımadığının

anlaşıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun tümamiral rütbesine ait bekleme

süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olduğu hatırlatılmıştır.

Başvurucunun anılan tazminat için kanunda öngörülen koşulu taşımadığı ifade

edilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur.

12. Başvurucu; tümamiral rütbe karşılığı dışında alt

rütbesi olan tuğamiral rütbesinin rütbe bekleme süresini tamamladığını, bu

konuda kazanılmış hakkı olduğunu belirterek en azından tuğamiral rütbe

karşılığı olan kadrosuzluk tazminatının verilmesi gerektiğini ileri sürerek

temyiz talebinde bulunmuştur. Danıştay Onbirinci Dairesinin 21/12/2016 tarihli

kararıyla mahkeme hükmü onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin

17/1/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

13. Başvurucu, nihai hükmü 29/3/2018 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 19/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurucu, benzer yönde olduğunu ileri sürdüğü Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) 21/12/2006 tarihli oyçokluğuyla verdiği kararı

dosya kapsamında ibraz etmiştir. Söz konusu kararda tümgeneral rütbesindeyken

kendi isteğiyle emekli olan kişiye önce kadrosuzluk tazminatı ödenmiş, daha

sonra idare tarafından yapılan ödeme iptal edilerek önceden ödenen tutarın

aylıktan kesilme suretiyle tahsili yolunda işlem tesis edilmiştir. İşlemin

iptali istemiyle açılan davada AYİM, davacının kendi isteği üzerine emekliye

sevk edilmesinin emekli olduğu tümgeneral rütbesi için öngörülen kadrosuzluk

tazminatından yoksun kalmasına neden olduğunu ifade etmiştir. Ancak AYİM, kanun

koyucunun özlük haklarına ilişkin düzenlemelerinin sistematiği, kadrosuzluk

tazminatının getirilme amacı ve hakkaniyet kuralının birlikte

değerlendirilmesinden rütbe bekleme süresini tamamladığı tuğgeneral rütbesi

için öngörülen kadrosuzluk tazminatına hak kazandığını belirtmiş; bu nedenle

kadrosuzluk tazminatı ödenmemesi yönünde tesis edilen işlemin hukuka uyarlı

olmadığı sonucuna vararak işlemin iptaline karar vermiştir.

15. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya

eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmış ve

görev alanına giren işler, idare mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 926 sayılı Kanun'un "Genaral ve amiral

miktarları" kenar başlıklı 49. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

f) (Değişik: 9/8/1993 - KHK - 499/9 md.)

Bekleme süreleri sonunda terfi ettirilemeyen general ve amiraller emekliye sevk

edilirler.

Bunlardan:

I – Bekleme ve görev süresi sonunda

emekliye sevk edilen veya bu süreler içerisinde kendi isteği üzerine emekliye

ayrılan orgeneral-oramiraller,

II – Bekleme süresi sonunda, kadrosuzluk

sebebiyle terfi ettirilemeyerek emekliye sevk edilen general ve amiraller,

III – Bu maddenin (d) bendi gereğince

aynı rütbede hizmete devam ettirilerek kadrosuzluk nedeniyle, bir üst rütbeye

terfi ettirilmeyip emekliye sevk edilen general ve amiraller,

IV – 47 nci maddenin (f) bendine göre

korgeneral-koramiralliğe yükselemeyen ve bekleme süresi sonunda emekliye sevk

edilen tümgeneral-tümamiraller,

V – Yaş haddinden emekliye ayrılan

general-amiral ve albaylar ile,

VI – Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden

önce emekliye sevk edilen albay, yarbay, binbaşı ve yüzbaşılara, emekliye sevk

edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren, orgeneral aylığının (ek

gösterge dahil); yüzbaşılara % 30'u, binbaşılara % 50'si, yarbaylara % 55'i,

albaylara % 70'i, tuğgeneral-tuğamirallere %75'i, tümgeneral-tümamirallere

%80'i, korgeneral-koramirallere % 90'ı, orgeneral-oramirallere % 100'ü oranında

kadrosuzluk tazminatı rütbelerinin ve makamının yaş haddinden az olmamak üzere

65 yaşına kadar olan sürede Emekli Sandığınca ödenir. Ancak bu suretle

verilecek emekli aylığı ve kadrosuzluk tazminatının toplamı, Silahlı

Kuvvetlerde görevli aynı rütbedeki bütün emsalinden en az istihkak, tazminat ve

aylık alanın eline geçenden fazla olamaz.”

17. 926 sayılı Kanun'un geçici 30. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun ek 5 inci maddesi

kapsamında kadrosuzluk tazminatı almaya hak kazanmış olanlar hariç olmak üzere,

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre

emeklilik hakkını elde etmiş olan kıdemli albaylardan kendi isteği ile emekli

olanlara da yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, 49 uncu maddenin (f) bendi

esaslarına göre kadrosuzluk tazminatı ödenir.''

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma

hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu

belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini

belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki

durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere

olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal

sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen

birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni

azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

20. Diğer yandan bireylerin makul güvenlerinin korunması

ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak

bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve

evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden

kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez (Atanasovski/Makedonya

Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

21. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargı

kararlarında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununla

birlikte yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanmasında olduğu gibi bazı

hâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaç duyacağı

açıktır (Zielinski ve Pradal ve Gonzalez ve Digerleri/Fransa [BD], B.

No: 24846/94...34173/96, 28/10/1999, § 59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek

Cumhuriyeti (k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).

22. AİHM, açık bir keyfîlik bulunan durumlar hariç ulusal

mahkemelerin iç hukuku yorumlama şeklini sorgulamanın kendi görevi olmadığına

dikkat çekmektedir. Benzer şekilde bu konuda -görünüşe göre benzer davalarda

verilmiş olsalar bile- ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırmak da

prensipte AİHM'in görevi değildir. AİHM, söz konusu mahkemelerin bağımsızlığına

saygı göstermek durumundadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §

50).

23. AİHM, iki ihtilafa farklı muamele yapılmasının

incelenen gerçek olayların farklılığından kaynaklanmış olması hâlinde çelişkili

içtihatlardan bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir (Erol Uçar/Türkiye

(k.k.), B. No: 12960/05, 29/9/2009).

24. AİHM, mahkeme kararlarının çatışma ihtimalinin her

biri kendi yargı alanında yetkili olan yargılama ve temyiz mahkemeleri ağına

dayalı yargı sistemlerinin doğal bir özelliği olduğunu kabul etmiştir. Bu tip

uyuşmazlıklar aynı mahkeme içinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, kendi

içinde Sözleşme'ye aykırı olarak değerlendirilemez (Santos Pinto /Portekiz,

B. No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya, B. No: 21911/03,

24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, § 92; Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §51).

25. AİHM, bu konuda hüküm verirken değerlendirmesinin

dayandığı kriterleri açıklamıştır. Söz konusu kriterler yüksek mahkemenin

içtihadında derin ve süregelen farklılıklar olup olmadığı, iç hukukta bu

tutarsızlıkların üstesinden gelmek için bir mekanizma bulunup bulunmadığı, bu

mekanizmanın uygulanıp uygulanmadığı ve uygulandıysa ne ile sonuçlandığının

tespitine dayanmaktadır (Beian/Romanya (No.1), B. No: 30658/05,

6/12/2007, §§ 37, 39; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 53).

26. AİHM, bu bağlamda mahkemelerin uygulamalarında

tutarlılığın ve içtihatlarında yeknesaklığın sağlanması için mekanizmalar

oluşturulmasının önemini birçok defa hatırlatmış; yargı sistemlerini birbirine

zıt kararlar verilmesini önleyecek şekilde yapılandırmanın devletlerin

sorumluluğunda olduğunu ifade etmiştir. Ne var ki bu ilkelerin AİHM'in

incelemek durumunda kaldığı çelişen yorumların bir yüksek mahkemenin

birleştirici yetkisini uygulayabileceği yasal hükümlerle bağlantılı olarak

yargı sisteminin aynı dalında meydana gelen davalar için öngörüldüğü

belirtilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §§ 55,80).

27. AİHM, ortak yasal hiyerarşiye tabi olmayan birden

fazla yüksek mahkemeyi bünyesinde barındıran bir ulusal hukuk sisteminde bu

mahkemelerin benimsediği yaklaşımın bir dikey denetim mekanizmasına tabi

tutulmasını talep edemeyeceği kanaatindedir. Böyle bir talep Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile güvence altına alınan adil yargılama

gereklerinin ötesine geçecektir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye,

§ 81).

28. AİHM, söz konusu yüksek mahkemelerce (mevcut davada

Danıştay ve AYİM) takip edilmesi gereken yorumlama şeklini tespit eden ortak

bir düzenleme kurumunun bulunmayışının Türk yargı sistemine has bir durum

olmadığına işaret eder (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 82).

29. AİHM ayrıca Türkiye'deki gibi farklı yargı

alanlarındaki mahkemelerin ve birden fazla yüksek mahkemenin yasaları aynı anda

ve paralel olarak yorumlamasının gerektiği bir yargı sisteminde hukukta

tutarlılığın sağlanmasının zaman alabileceği ve bu nedenle çelişen içtihatların

hukukun kesinliği ilkesini zedelemeden hoş görülebileceği kanaatindedir (Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 83).

30. AİHM bu bağlamda, kanunları yorumlamanın yargının

görevinin doğasında olduğunu hatırlatır. Yasal hükümler ne kadar açık

düzenlenmiş olursa olsun hukuki yorum önlenemez bir unsurdur. Hangi mevzuatın

hangi şartlarda uygulanacağı bu bireyselleştirilmiş yaklaşımın bir parçasıdır.

Bu, her biri farklı türde davalara bakan iki ayrı yargı alanında bulunan iki

mahkemenin benzer nitelikteki olaylardan kaynaklanan aynı türdeki hukuki soruna

ilişkin birbiriyle uyuşmayan ancak yine de mantıklı ve gerekçelendirilmiş

kararlar verebileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle mahkemeler arasında

çıkabilecek yaklaşım farklılıklarının yasal hükümleri yorumlama ve kapsadıkları

somut durumlara uyarlama sürecinin ancak kaçınılmaz bir sonucu olduğu kabul

edilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §§ 85, 86).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 22/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu 926 sayılı Kanun hükümlerinin açıkça hatalı

yorumlandığını, aynı hukuki durumda bulunan kişilere AYİM tarafından tazminat

verildiğini, tümamirallik rütbesindeyken kamuoyunda Ergenekon davası

olarak bilenen yargılama nedeniyle iki yıldan fazla tutuklu kaldığını ve

psikolojik olarak haksız yere yıpratıldığı için rütbe bekleme süresini

doldurmaya iki ay kala emekli olmaya mecbur bırakıldığını ileri sürmüştür.

Ayrıca bir alt rütbesi olan tuğamiral rütbesinin karşılığı olan kadrosuzluk

tazminatının kendisi için kazanılmış hak oluşturduğunu, Mahkemenin verdiği

hukuka aykırı karar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik

güvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardan

biri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı temel

olarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini

teminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392,

23/7/2020, § 80).

35. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

36. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz

konusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin

Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa

Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak

bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip

edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK],

B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

37. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai durumlarda

temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden

inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden

sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin

anlamsız hâle geldiği çok istisnai durumlarda aslında yargılamanın sonucuna

ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş

olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin

değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip

getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin

temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi, yargılamanın sonucunu

değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derece

mahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve

adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle

getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B.

No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B., § 83).

38. Başvurucuların medeni haklarıyla ilgili

uyuşmazlıklarda uygulanan hukuk kurallarının açıkça keyfî veya hakkın

tesliminden kaçınacak (adaleti hiçe sayacak) biçimde yorumlanması usule ilişkin

güvenceleri anlamsız hâle getireceğinden adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğinden söz edilebilir. Zira bu durumda derece mahkemesinin yorumunun

başvurucu tarafından öngörülmesi mümkün olmayıp hukuk kurallarının öngörülemez

biçimde yorumlanması hukuk devleti ilkesini örseler (M.B., § 86).

39. Somut olayda Mahkeme başvurucunun ileri sürdüğü

iddiaları değerlendirmiş ve kadrosuzluk tazminatı alınabilmesi için üç koşul

olduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu koşulları; emeklilik hakkını elde etmiş

olmak, kıdemli albay olmak ve kendi isteğiyle emekli olmak şeklinde

açıklamıştır. Başvurucunun bu koşullardan kıdemli albay olmak şartını

taşımadığını ve tümamiral rütbesine ait bekleme süresini doldurmadan kendi

isteğiyle emekli olduğunu ifade etmiştir (bkz. § 11).

40. Başvurucu, AYİM tarafından aynı konuda farklı

sonuçlanan kararı başvuru dosyasında sunmuş ise de Anayasa Mahkemesi farklı

yargı kolları arasında birbiriyle çelişen içtihatların adil yargılanma hakkının

ihlaline neden olup olmadığı konusunu daha önce Engin Selek (B. No:

2015/19816, 8/11/2017) kararında incelemiştir. Bahsi geçen karara göre farklı

yargı alanlarındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli her bir yüksek mahkeme

kendi yargı kolunun görev alanındaki dava tiplerine göre özü itibarıyla aynı

nitelikteki uyuşmazlıklarda farklı bir bakış açısıyla olaya yaklaşabilmekte ve

hukuki gerekçelerini de göstererek farklı sonuçlara ulaşabilmektedir (Engin

Selek, § 59). Bu bağlamda benzer konulara ilişkin uyuşmazlıklarda ayrı

yargı kollarının aynı kanun hükmünün yorumlanmasına ilişkin olarak farklı

sonuçlara ulaşması adil yargılanma hakkını zedelemeyeceği gibi bu hak yargı

kolları arasındaki içtihat birliğini sağlayacak bir mekanizma kurulmasını da

güvence altına almamaktadır (benzer yöndeki AİHM içtihadı için bkz. §§ 28-30).

41. Başvuru konusu somut olayda başvurucunun kadrosuzluk

tazminatı talebine ilişkin olarak Mahkeme 926 sayılı Kanun'u yorumlamış ve

açılan davada rütbe bekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olan

başvurucunun kadrosuzluk tazminatı alamayacağını gerekçe göstererek (bkz. § 11)

davayı reddetmiştir. Mahkemenin yorumunda açık bir keyfîlik ve adil yargılanma

hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir yön

tespit edilememiştir. Kaldı ki bu konu hakkında daha önce benzer yönde yapılan

başvuruyu Anayasa Mahkemesi karara bağlamış (Hasan Dengiz, B. No:

2016/4091, 26/2/2020, §§ 16-22) ve idare mahkemesince somut olaydaki kararla

aynı doğrultuda verilen kararı keyfî bulmayarak iddiaları kanun yolu şikâyeti

olarak değerlendirmiştir.

42. Başvurucu, AYİM ile Danıştay kararı arasında çelişki

olduğuna dair karar (bkz. § 14) sunmuşsa da çelişki olduğu iddia edilen kararda

emeklilik üzerine ödenen kadrosuzluk tazminatının iptal edilmesi neticesinde

dava açılması söz konusudur. Açılan dava hakkında da AYİM, davacının rütbe

bekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olduğu için mevcut

rütbesinden değil bir alt rütbeden kadrosuzluk tazminatının ödenmesine karar

vermiştir. Dosya kapsamında yargı kolları arasında çelişkili kararlar

verildiğine ilişkin başka bir karar da ileri sürülmemiştir. Yani somut olaya

yönelik derinleşmiş bir içtihat farklılığının bulunduğunu başvurucu ortaya

koyamamıştır. Netice olarak Anayasa Mahkemesince incelenen kararlar arasında

derin ve süregelen bir içtihat farklılığı ile keyfîlik tespit edilemediği

anlaşılmıştır. Dolayısıyla Engin Selek kararındaki ilkelerden ve

sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Kaldı ki Anayasa

değişikliği sonucu AYİM de kaldırılmış (bkz. § 15) ve AYİM'in görev alanına

giren işler idari yargıda görülmeye başlanmıştır.

43. Buna göre ileri sürülen kararlar arasında başvurucu

tarafından derin ve süregelen içtihat farklılığı oluştuğu ortaya

konulamadığından mahkemelerin kanunun yorumuna yönelik değerlendirmeleri hakkında

ileri sürülen iddiaların delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin olduğu tespit edilmiş, kararda bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında

ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

45. Başvurucu, hak ettiği tazminatı alamaması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

46. Bir anayasal hak ihlali iddiasının Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi için başvurucu

tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden olması, Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu buna ek protokoller

kapsamında yer alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (Ahmet

Sağlam, § 31).

47. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle

öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun

değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

48. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı

mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda

sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa ile korunan mülkiyet kavramı

içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut

bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil

mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli

durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde

etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,

25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).

49. Meşru beklenti, objektif temelden uzak bir beklenti

olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek

olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).

Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru

beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia

edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri

ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.,

B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya

sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru

beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,

§ 37).

50. Başvurucu kendisine kadrosuzluk tazminatı

ödenmediğinden yakınmaktadır. İdare makamları ve derece mahkemeleri başvurucuya

tümamiral rütbesindeyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldığı gerekçesiyle anılan

Kanun hükümlerine göre kadrosuzluk tazminatı verilemeyeceğini belirtmiştir.

Başvurucu kendisine kadrosuzluk tazminatı ödenmesine imkân tanıyan bir kanun

hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya idari bir uygulama da

gösterememiştir.

51. Buna göre yargı makamları önünde özlük haklarına

ilişkin iddiasını ispat edemeyen, belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı

bir içtihada dayanmayan başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değerin veya en azından

böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisinin bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

52. Ayrıca Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü benzer

nitelikteki bir başvuruda (Cem Tayfun, B. No: 2016/99, 17/4/2019) sehven

yapılan kadrosuzluk tazminatı ödemesinin geri alınmasına dair işlemin iptali

istemiyle açılan davanın reddi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine

karar vermiştir. Anılan kararda "general-amiral sınıfına mensup olup

bekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olan başvurucuya

kadrosuzluk tazminatı adı altında bir ödeme yapılmasının kanuni bir dayanağının

mevcut olmadığı" ifade edilmiştir.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik

nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 22/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Zühtü ARSLAN Başkanvekili : Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Basri BAĞCI Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Erdem Caner BENER Vekili : Av. Cavit ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2018/13422, 22 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. I – Bekleme ve görev süresi sonunda
  12. II – Bekleme süresi sonunda, kadrosuzluk
  13. III – Bu maddenin (d) bendi gereğince
  14. IV – 47 nci maddenin (f) bendine göre
  15. V – Yaş haddinden emekliye ayrılan
  16. VI – Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden
  17. B. Uluslararası
  18. V. İnceleme Ve
  19. Gerekçe
  20. A. Adil
  21. B. Mülkiyet
  22. A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  23. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2018/13422
Tarih
22 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Beyza Kural Yılancı Başvurusu (B. No: 2016/78497)
  • Rıta Shılaımon Petros Petros Başvurusu (B. No: 2017/33346)
  • M.e. Başvurusu (B. No: 2017/39011)
  • Hakan Aygün Başvurusu (B. No: 2020/13412)
  • Abdussemet İnalhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/35517)
  • Zafer Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/14317)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.