İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zafer Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/14317)

1. Başvuru; soruşturma aşaması ile koruma tedbirlerinin

Başvuru No2017/14317Tarih28 Ocak 2021Okuma25 dk · 4.974 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zafer Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2017/14317
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.974 kelime·25 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; soruşturma aşaması ile koruma tedbirlerinin

uygulanması sırasındaki hukuka aykırılıklar, ceza infaz kurumundaki tutma

koşulları, ceza infaz kurumunda getirilen kısıtlamalar nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği, özel hayata saygı, mülkiyet, adil yargılanma hakları

ile masumiyet karinesi ve kötü muamele yasağının, Yargıçlar ve Savcılar Birliği

Derneğinin kapatılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucu

Hakkında Yürütülen Adli Süreç Yönünden

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018

tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen

bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da

bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

51, 350).

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK)

24/8/2016 tarihli kararı ile -Yozgat Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta

olan- başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantısının bulunduğu gerekçesiyle görevden

uzaklaştırılmasına karar verilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde

kesinleşmiştir.

11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca bazı yargı mensupları hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu Yozgat Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başsavcılık 17/7/2016 tarihinde, başvurucuyu

tutuklanması istemiyle Yozgat Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik

tutuklama isteminin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Şüpheli Zafer Yılmaz'ın üzerine

atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, şüphelinin kaçması, saklanması veya

kaçacağı şüphesini uyandıran somut bulguların hazırlık dosyası kapsamına göre

bulunmaması, her ne kadar atılı suçun CMK 100 kapsamında katalog suçlardan olsa

da hazırlık dosyası kapsamına göre kuvvetli suç şüphesini gösteren somut

delillerin bulunmaması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ile olaydan

sonraki davranışları, tutuklamanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasamız

ve Yargısal içtihatlar da dikkate alındığında başvurulması gereken son tedbir

olduğu dikkate alınarak bu aşamada şüphelinin tutuklanmasının ölçülü

olamayacağı anlaşıldığından CMK nun 100. maddesi uyarınca şüphelinin TUTUKLANMA

İSTEMİNİN REDDİNE..."

13. Bu karara yapılan itiraz üzerine Sungurlu Ağır Ceza

Mahkemesince başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucu, hakkındaki yakalama kararı nedeniyle

Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi

(SEGBİS) yöntemiyle Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliği önünde başvurucunun sorgusu

yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.

15. Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 20/7/2016

tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

"Şüpheli ZAFER YILMAZ'ın üzerine

atılı "silahlı terör örgütüne üye olmak TCK 314/2)" suçunu işlediği

hususunda şüpheli hakkında HSYK 2. Dairesinin Fetuhlahçı Terör Örgütüne Üye

Olmaktan dolayı 16/07/2016 tarihindeki Cumhuriyet Savcılığından Açığa Alma

Kararı bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı, 15/07/2016

tarihinde Ankara ve İstanbul illerinde Fetullahçı terör örgütüne üye olduğu

iddia edilen bir kısım asker, polis ve sivillerin darbe girişimde bulunduğu, şu

anda da çok sayıda şehidin bulunduğu, binlerce yaralının olduğu, milyonlarca

maddi zararın ortaya çıktığı, halen de darbe teşebbüsünün devam ettiği, bu

nedenle suçun temadi niteliğinde olduğundan şüphelinin üzerine atılı suçu

işlediği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu,

suçun CMK'nın 100/3-11. maddesinde yer alan katalog suçlardan olduğu, isnat

edilen suça ilişkin kanunda öngörülen hapis cezası dikkate alındığında

şüphelinin kaçma ihtimalinin bulunması, atılı suçun vasfı, mahiyeti ve işleniş

şekli dikkate alındığında şu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yetersiz kalacağı, şüpheli ZAFER YILMAZ'ın 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar

Kanununun 94. maddesinin atfıyla CMK'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca

TUTUKLANMASINA..."

16. Tutuklama kararına yapılan itiraz, Yozgat Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından reddedilmiştir.

17. Başvurucu 10/10/2016 tarihli tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği kararına itiraz etmiştir.

18. Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihinde

itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

19. Anılan karar 6/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede

Başsavcılık, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri ile FETÖ/PDY hiyerarşisi

içinde yer almak suretiyle terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğini iddia

etmiştir.

22. İddianame Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

19/7/2017 tarihinde kabul edilerek E.2017/103 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır.

23. Mahkeme 14/3/2018 tarihli birinci duruşmada

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

24. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama

sonunda başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

25. Başvurucu hakkındaki kararın istinaf aşamasında

incelemesi devam etmektedir.

B. İnfaz

Hâkimliğine Yapılan Başvurular Yönünden

26. Başvurucu;

- 13/10/2016 tarihli dilekçesi ile ceza infaz kurumuna

girdiği tarihten beri hiçbir karar ve gerekçe gösterilmeden kültür ve sanat

etkinliklerine katılma hakkından yoksun bırakıldığını,

- 21/10/2016 tarihli dilekçesi ile hukuki başvurularına

esas olarak taslak hazırlamak için kalemtıraş talep etmesine rağmen bunun

sağlanmadığını, yine başvuruları için gerekli olan ataş ve A4 kâğıt için büyük

evrak zarfı, şeffaf dosya talebinin karşılanmadığını, başvuruları için

bilgisayar ve çıktı alma hakkının olmadığını, çay (kültürel gereklilik), içme

suyu, deterjan, prizden kullanılan elektrik, sandalye, çatal, bıçak, kaşık,

tabak, bardak dâhil ihtiyaçlarını kişisel hesabından karşıladığını, bunların

ceza infaz kurumu tarafından karşılanmasını istediğini, koğuşta bulanan yirmi

kişiye bir tuvalet verildiğini, bu nedenle sıkıntı çektiğini, yemeklerini

tuvalet kokusu içinde yediklerini, sağlık yönünden kötü muamele gördüğünü,

kültürel ve sanatsal haklarının sınırlandırıldığını,

- 28/10/2016 tarihli dilekçesi ile Anayasa Mahkemesine ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak için internet bağlantısı olmayan

bilgisayarda çalışma ve bilgisayardan çıktı alma imkânının tanınmasını talep

ettiğini fakat ceza infaz kurumunun bu talebini internet bağlantısı olan bir

bilgisayar olarak yanlış anladığını, savunma hakkının kısıtlanmaması için

bilgisayara ihtiyaç duyduğunu iddia etmiştir.

27. Yozgat İnfaz Hâkimliği bu dilekçeleri değerlendirerek

22/11/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

"...gerekli bilgi ve belgeler

dosyaya dahil edilerek cezaevinden bilgi alınmış olmakla, 24/10/2016 tarihli

Yozgat E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün tespit tutanağı da

incelenerek, içinde bulunulan hal itibariyle herhangi bir güvenlik zaafiyeti ve

müessif bir olaya sebebiyet verilmemesi için güvenlik amaçlı kısıtlamaların

yapıldığı, mevzuata aykırı bir durumun tespit edilmediği, cezaevinde şu aşamada

tüm koğuşlarda kapasitenin üzerinde hükümlü/tutuklu barındırıldığı anlaşılmakla

tutuklunun yapmış olduğu itirazının reddine..."

28. İnfaz Hâkimliği kararın yapılan itiraz, Yozgat Ağır

Ceza Mahkemesinin 2/12/2016 tarihili kararıyla reddedilmiştir.

29. Karar 13/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

30. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

32. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Gözaltı

Tedbirinin Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

33. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında

uygulanan gözaltı tedbirinin hukuki olmadığını ve gözaltı kararı tebliğ

edilmediği için itiraz etme hakkının engellendiğini belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine

başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

hak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

35. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,

17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:

2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

36. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz,

etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan

bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği

ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına ve Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığına İlişkin İddia

38. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller

bulunmadan hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçma şüphesi

olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararı ve 5 ayı aşkın süre

devam eden uzun tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru

yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

40. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

"Başvuru süresi ve mazeret" kenar başlıklı 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru

yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

41. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir.

42. Başvurucunun tutuklama kararının hukuka aykırı olduğuna,

soruşturma aşamasında yapılan tutukluluk veya tutukluluğa itiraz incelemeleri

sırasında usule ilişkin güvencelere riayet edilmediğine ve uzun tutukluluk

süresine dair şikâyetlerini içeren bireysel başvurusunu buna ilişkin kararların

kendisine tebliğinden veya kararları öğrendiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapması gerekmektedir.

43. Başvurucu 10/10/2016 tarihli tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. Ankara

3. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir. Anılan karar 6/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu bu tarihten itibaren otuz gün geçtikten sonra 6/1/2017 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur. Buna göre anılan şikâyetler bakımından bireysel

başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle bireysel başvurunun bu

kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. İlk

Tutuklama Kararına Konu Sorgunun SEGBİS Yöntemiyle Yapılmasına İlişkin İddia

45. Başvurucu, sorgusunun SEGBİS yöntemiyle yapılmasının

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

46. Somut olayda başvurucu, soruşturma aşamasında

Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğinde 20/7/2016 tarihinde yapılan sorgusunun SEGBİS

yöntemiyle gerçekleştirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun 20/7/2016 tarihinde sorgusunun

yapıldığı, bireysel başvurunun ise 6/1/2017 tarihinde yapıldığı dikkate

alındığında SEGBİS ile yapılan sorgu tarihinden itibaren otuz günlük yasal süre

içinde bireysel başvuruda bulunulmadığı için başvuruda süre aşımı olduğu

sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Müdafi ile

Görüşmelerin Kayıt Altına Alındığına İlişkin İddia

48. Başvurucu 28/7/2016 tarihinde müdafii ile ilk kez

görüştüğünü, bu görüşmenin kamera ile kayda alınmak istendiğini ancak itiraz

etmesi üzerine bundan vazgeçildiğini, bu görüşmeden bir kaç gün sonra yapılan

ikinci görüşmenin kamera ile kayıt altına alındığını belirterek müdafi

yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Anayasa Mahkemesi 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı

İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. maddesinde belirtilen infaz hâkimliğine şikâyet

yolunun bu kapsamda kalan iddialar bakımından telafi kabiliyetini haiz, etkili

bir hukuk yolu olduğuna karar vermiştir (İsmail Solmaz, B. No:

2017/15251, 12/2/2020, § § 104-105).

50. Somut başvuru yönünden anılan içtihattan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır. İnfaz hâkimliğine başvuru yapıldığına

ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Hukuk sisteminde mevcut yargısal

yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

5. Sulh Ceza

Hâkimliğinin Yapısına İlişkin İddia

52. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi

kararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili bir

başvuru merci olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

53. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal

hâkim güvencesini sağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ve

tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten

yoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle

getirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016,

§§ 64-78, 94-97).

54. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

6. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

56. Başvurucu, soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı

nedeniyle suçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, hangi delilere

dayanılarak suçlandığını bilmediğini, tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz

edemediğini ileri sürmüştür.

57. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime

yönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin

özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki

etkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda öncelikle yakalanan veya

tutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki

iddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat

edilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş, bu

bağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları

bilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet

Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).

58. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa

ilişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa

ilişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Yerleşme ve

Seyahat Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

60. Başvurucu, ilk sorgu tarihi olan 17/7/2016 tarihinden

bir gün önce 16/7/2016 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol

kararı verildiğini öğrendiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

61. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).

62. Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan yerleşme ve

seyahat hürriyeti, Sözleşme ile Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’de tanınmış

bulunan hak ve özgürlüklerden başka hak ve özgürlükler tanıyan 4 No.lu

Protokol’ün 2. maddesinde ve "Serbest dolaşım özgürlüğü" kenar

başlığı altında düzenlenmiştir.

63. Sözleşme’ye ek 4 No.lu Protokol’e ülkemiz taraf

değildir. Bu nedenle anılan protokol kapsamında kalan ve Anayasa’nın 23.

maddesinde yer alan seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetle ilgili olarak

bireysel başvuruda bulunulamaz (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,

20/2/2014, § 53).

64. Açıklanan gerekçelerle yerleşme ve seyahat

özgürlüğünün ihlali iddiasına ilişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

65. Başvurucu, ceza infaz kurumunda kapasitenin çok

üzerinde olan sağlıksız bir koğuşta tutulduğunu belirterek kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

66. Bakanlık görüşünde; başvurucuya tutulduğu koğuşlarda

yeterli alanın düştüğü, başvurana yeterli ortalama alanın yanı sıra yeterli havalandırma,

hijyen ve sosyal imkânlarının sağlandığı, dolayısıyla başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olduğu kanaatini bildirmiştir.

67. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Sabah Yıldızı Radyo ve

Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B.

No: 2014/12727, 25/5/2017).

68. Somut olayda başvurucu, ceza infaz kurumunda

kapasitenin çok üzerinde olan sağlıksız bir koğuşta tutulduğunu soyut bir

şekilde ileri sürmüş; barındırıldığı koşullara, koğuşta kaç kişi kaldıklarına,

barındırılma koşullarının hayatını ne şekilde etkilediğine ilişkin bir açıklama

yapmamıştır. Başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak

ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki

yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu nedenle söz konusu iddiaların

temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

69. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Özel Hayata

ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Arama Kararı

Yönünden

70. Başvurucu, görevsiz ve yetkisiz mercilerce hiçbir

delil olmaksızın verilen arama kararına dayanılmak suretiyle konutunda arama

yapıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

71. Soruşturma süreci sırasında uygulanan arama ve

elkoyma işlemleri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiği ileri sürülmekle birlikte koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma tedbirinin keyfî

uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru formunda aksini

kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır (Hülya Kar, B. No:

2015/20360,27/2/2019, §§ 21-46). Dolayısıyla Anayasa'da öngörülen temel hak ve

özgürlüklere yönelik müdahalenin ihlal teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Lojmandan

Çıkarma Kararı Yönünden

73. Başvurucu, savcı olarak oturduğu lojmandan

çıkarıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

74. Başvurucunun Yozgat Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi

Adalet Komisyonu Başkanlığının 25/8/2016 tarihli kararı ile görevden

uzaklaştırılan başvurucunun lojman tahsisinin kaldırılmasına ve lojmanı

boşaltmasına karar verildiği belirlenmiştir.

75. Somut olayda başvurucunun lojman tahsisinin kaldırılarak

lojmandan çıkarılmasına ilişkin işleme karşı herhangi bir idari veya yargısal

yollara başvurduğuna dair belge sunmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut

yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Kamu

Görevinden Çıkarma Kararı Yönünden

77. Başvurucu 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerine dayanılarak HSYK'nın

kararıyla haksız şekilde meslekten çıkarıldığını ileri sürmüştür.

78. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında KHK'da, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası

kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına

karar verilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk

derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilecekleri ve bu kişilerden daha

önce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdest olan veya karar verilen

dosyalarının Danıştaya gönderileceği hükme bağlanmış ve bu şekilde anılan

uyuşmazlıkların çözümünde idari yargıda hangi yargı yerinin görevli olduğuna

yönelik uygulamada yaşanan tereddütler giderilmiştir. Daha önce dava açanlar

yönünden de geçiş hükümleri ihdas edilmiştir. Buna göre 685 sayılı KHK'da belirginleştirilen

dava yolunun başvurucuların durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili

bir yargı yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Hacı

Osman Kaya, B. No: 2016/41934, 16/2/2017; Murat Hikmet Çakmakcı, B.

No: 2016/35094, 15/2/2017).

79. Somut olayda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamakta olup bu kapsamda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısal

yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

4. Görüş

Hakkının Sınırlandırıldığına İlişkin İddia

81. Başvurucu, görüş hakkının 2. derece kan ve 1. derece

kayın hısımları ile, telefon hakkının ise iki haftada bir 10 dakika ile

sınırlandırıldığını, akraba dışında üç kişi ile görüşme hakkının kaldırıldığını

belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

82. Başvurucunun anılan ihlal iddialarına yönelik olarak

herhangi bir idari veya yargısal yollara başvurduğuna dair belge sunmadığı,

dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

F. Maddi ve

Manevi Varlığın Korunması ve Geliştirilmesi Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

84. Başvurucu, ceza infaz kurumuna girdiği tarihten beri

hiçbir karar ve gerekçe gösterilmeden kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılma

hakkından ve din hizmetlerinden yoksun bırakıldığını belirterek maddi ve manevi

bütünlüğünün korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

85. Somut olayda başvurucu, ceza infaz kurumuna girdiği

tarihten beri hiçbir karar ve gerekçe gösterilmeden kültürel ve sanatsal

faaliyetlere katılma hakkından ve din hizmetlerinden yoksun bırakıldığını soyut

bir şekilde ileri sürmüştür. Talep ettiği hangi haktan ne şekilde

yararlandırılmadığına ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Başvurucu, ihlal

iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir. Bu nedenle söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyet

kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

G. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

87. Başvurucu, HSYK'nın ihraç kararında kullanılan

gerekçeler, ihraç kararının ilan edilmesi, HSYK başkan vekilinin açıklamaları,

FÖTÖ/PDY üyesi olma yönündeki söylemleri nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

88. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşruluğunun açık olduğu başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

89. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir

usul güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve

etkili şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza

yargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerince suçlu

muamelesi görmelerini önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden ceza

yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada da (hukuk,

disiplin gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte ceza

yargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin

disiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi

masumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda karar

vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B.

No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36).

90. Somut olaya bakıldığında başvurucunun da aralarında

olduğu birçok kişiye ilişkin meslekten çıkarma kararında, ifa edilen mesleğin

niteliği gözetilerek disiplin hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde soruşturma

sonucu ortaya çıkarılan eylemler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı

görülmüştür. Söz konusu kararda uygulanan yaptırımın hukukiliğini izah eder

nitelikte ifadeler kullanıldığı anlaşıldığından masumiyet karinesinin ihlal

edilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

91. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

H. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

92. Başvurucu, hiçbir suç unsuru teşkil etmediği için el

konulmayan tabanca ile ruhsatını teslim etmeye zorlandığını ve 20/7/2016

tarihinde teslim ettiğini, eşinin ve kendisinin maaşının HSYK'nın görüş yazısı

üzerine kesildiğini, ihraç kararı kesinleşinceye kadar maaş ödenmesi gerektiği

hâlde ödeme yapılmadığını, ağustos ayı maaşının da kısmen iadesinin

istendiğini, eşi ve kendisinin mal varlığına tedbir konulduğunu belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

93. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

94. Başvurucunun anılan ihlal iddialarına ilişkin

işlemlere karşı herhangi bir idari veya yargısal yollara başvurduğuna dair

belge sunmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

95. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

İ. Örgütlenme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

96. Başvurucu, mensubu olduğu Yargıçlar ve Savcılar

Birliği (YARSAV) derneğinin kapatılması nedeniyle örgütlenme hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

97. 685 sayılı KHK’nın 1. maddesiyle Anayasa'nın 120.

maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli Türkiye Büyük Millet

Meclisi kararıyla onaylanan olağanüstü hâl kapsamında, terör örgütlerine veya

devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik

Kurulunca (MGK) karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,

aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari

işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere

ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hâl

İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur.

98. Komisyon, başka bir idari işlem tesis edilmeksizin

doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin

başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur. Komisyon;

Olağanüstü hâl kapsamında doğrudan KHK'lar ile tesis edilen kamu görevinden,

meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi,

öğrencilikle ilişiğin kesilmesi, dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve

konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf

yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve

dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması,

emekli personelin rütbelerinin alınması işlemleri hakkındaki başvuruları

değerlendirip karara bağlayacaktır. Ayrıca olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe

konulan KHK'lar ile gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkin

olarak doğrudan düzenlenen diğer işlemlerle ilgili de Komisyona talepte bulunma

hakkı verilmiştir.

99. 685 sayılı KHK'nın 7. maddesinde, Komisyonun başvuru

almaya başladığı tarihten önce yürürlüğe konulan KHK'larla ilgili olarak

başvuru alma tarihinden (17/7/2017) itibaren altmış gün içinde, bu tarihten

sonra yürürlüğe konulan KHK'larla ilgili olarak ise Resmî Gazete'de yayımlanma

tarihinden itibaren altmış gün içinde Komisyona başvuru yapılabileceği, aynı

KHK'nın 11. maddesinde de Komisyon kararlarına karşı idare mahkemelerine

başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.

100. 685 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin (3) numaralı

fıkrasına göre Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir

yargı mercine başvurmuş veya dava açmış olanlar hakkında yargı mercilerince

karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve dosyalar yeni bir

başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderilir. Anılan

düzenlemenin olağan kanun yollarına ilişkin olduğu açıktır. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yolu ise olağan nitelikte bir kanun yolu değildir. Açıklanan nedenle

Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular 685 sayılı KHK'nın geçici 1.

maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla somut

bireysel başvuru kabul edilebilirlik kriterleri bakımından değerlendirilmesi

gerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Sait Orçan, B. No:

2016/29085, 19/7/2017; Ramazan Korkmaz, B. No: 2016/36550, 19/7/2017; Remziye

Duman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017).

101. KHK ile öğrencilikle ilişiği kesilenlerin ihlal

iddiaları (Sait Orçan, B. No: 2016/29085, 19/7/2017), KHK ile kapatılan

kurum ve kuruluşlara ilişkin ihlal iddiaları (Ramazan Korkmaz, B. No:

2016/36550, 19/7/2017) ve KHK ile kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan

teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin ihlal iddiaları (Remziye

Duman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017) incelendiğinde ilk bakışta

ulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim

sağlama kapasitesi olduğu görünen Komisyona başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.

102. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

J. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

103. Başvurucu, ceza infaz kurumunda yeterli imkân

sağlanmadığı için savunma hakkının ihlal edildiğini ve soruşturma sürecindeki

hukuka aykırılıklar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

104. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam

ederken bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası

açılmıştır. Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

itibarıyla başvurucu hakkındaki davanın istinaf kanun yolunda derdest olduğu

görülmektedir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği; savunmasında

kullanmak için bilgisayardan yararlanamadığına, savunmasını yeterli şekilde

yapamadığına, soruşturma sürecinde hukuka aykırılıklar gerçekleştiği

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerini

istinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme

imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin istinaf ve temyiz

süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali

şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

105. Söz konusu olağan hak arama yolları tüketilmeden

yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmamaktadır.

106. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluk süresinin

makul olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. İlk tutuklama kararına konu sorgunun SEGBİS yöntemiyle

yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Müdafi ile görüşmelerin kayıt altına alınması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Sulh ceza hâkimliğinin yapısı dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

8. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

9. Arama kararı dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

10. Lojmandan çıkarma kararı, kamu görevinden çıkarma

kararı ve görüş hakkının sınırlandırılması dolayısıyla özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

11. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

12. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

13. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

14. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

15. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/1/2021 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Zafer YILMAZ

Vekilleri

:

Av. Halil İbrahim

YILMAZ

Av. Mehmet MİRZA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/14317, 28 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucu
  10. İsteminin Reddine..."
  11. Tutuklanmasına..."
  12. B. İnfaz
  13. IV. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  17. C. Yerleşme ve
  18. D. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  19. E. Özel Hayata
  20. F. Maddi ve
  21. G. Masumiyet
  22. H. Mülkiyet
  23. İ. Örgütlenme
  24. J. Adil
  25. B. 1. Gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması dolayısıyla
  26. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  27. Yılmaz
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/14317
Tarih
28 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Muhammed Şahin Başvurusu (B. No: 2018/31568)
  • Cengiz Mutlu Başvurusu (B. No: 2018/35088)
  • M.t.a. Başvurusu (B. No: 2016/22509)
  • Saeed Banıasadı Başvurusu (B. No: 2017/20496)
  • İnan Gök Başvurusu (B. No: 2018/1936)
  • İsmail Yüksel Başvurusu (B. No: 2018/5517)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.