İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Yüksel Başvurusu (B. No: 2018/5517)

1. Başvuru, kasten öldürme olayı hakkında yürütülen ceza

Başvuru No2018/5517Tarih28 Ocak 2021Okuma11 dk · 2.217 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmail Yüksel Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/5517
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.217 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kasten öldürme olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının makul süratle yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/2/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun kızı Z.G. ile damadı Zi.G. 14/3/2004

tarihinde öldürülmüştür.

9. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen

26/3/2004 tarihli iddianamede başvurucuların yakınlarının Z.G.nin eski eşi O.P.

tarafından ruhsatsız bir ateşli silah kullanılarak öldürüldüğü iddia

edilmiştir.

10. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Ceza Mahkemesi)

yapılan yargılamada başvurucu katılan sıfatıyla yer almıştır.

11. Yaptığı yargılama sonunda Ceza Mahkemesi Z.G. ve

Zi.G.yi tasarlayarak öldürdüğü sonucuna vardığı sanığın, tasarlayarak kasten

öldürme suçu nedeniyle 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu'nun 450. maddesine istinaden iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Verilen karara göre sanık

ruhsatsız ateşli silah taşıması nedeniyle de mahkûm edildiğinden

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 1 yıl 1 aylık kısmı, sanığın bir

hücrede geceli gündüzlü tecrit edilmesi suretiyle infaz edilecektir.

12. Gerek sanığın temyiz istemi gerekse hükmün resen

temyiz incelemesine tabi olması nedeniyle Yargıtay 1. Ceza Dairesince yapılan

(Ceza Dairesi) 8/3/2006 tarihli incelemede ölü muayenesi ve otopsi tutanağının

ilk sayfasının zabıt katibi tarafından imzalanmadığı gerekçesiyle hükmün

bozulmasına karar verilmiştir.

13. Bozma ilamına konu eksikliği tamamlayan Ceza

Mahkemesi 9/5/2006 tarihinde, daha önce verdiği karar doğrultusunda karar

vermiştir.

14. Bahse konu karar hem sanık hem de katılanlar

tarafından temyiz edilmiştir.

15. Ceza Dairesi, başka hususlar yanında 26/9/2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe

girmesi nedeniyle her bir tasarlayarak kasten öldürme suçu yönünden ayrı ayrı

lehe kanun değerlendirmesi yapılması ve ardından cezaların toplanmasına ilişkin

ilkelere göre yeni bir karar verilmesi gerektiğini belirterek 20/2/2008

tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir.

16. Bozma ilamı sonrası yaptığı yargılama sonunda Ceza

Mahkemesi 5237 sayılı Kanun'un sanığın lehine olduğunu tespit edip sanığın

başvurucunun yakınlarını haksız tahrik altında öldürdüğü sonucuna varmış ve

4/12/2008 tarihli kararıyla sanığın her bir öldürme eylemi için neticeten ayrı

ayrı 20 yıl hapis cezasıyla cezalandırmasına karar vermiştir.

17. Anılan karar hem sanık hem de katılanlar tarafından

temyiz edilmiştir.

18. Ceza Dairesi, haksız tahrike ilişkin hükümlerin

uygulanamayacağı ve 5237 sayılı Kanun'un 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girmesi

nedeniyle her bir tasarlayarak kasten öldürme suçu yönünden ayrı ayrı lehe

kanun değerlendirmesi yapılması ve ardından cezaların toplanmasına ilişkin

ilkelere göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 24/2/2010 tarihinde hükmün

bozulmasına karar vermiştir.

19. 25/5/2010 tarihli celsede sanığın bozma ilamına karşı

beyanlarını alan Ceza Mahkemesi, Ceza Dairesinin bozma ilamına karşı önceki

kararında ısrar etmiştir.

20. Direnme kararı sanık ve katılanlar tarafından temyiz

edilmiştir.

21. 1/2/2011 tarihinde 15/3/2004 tarihinden itibaren

tutuklu olan sanığın tahliyesine karar veren Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Genel

Kurul) 14/6/2011 tarihinde direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.

22. Ceza Mahkemesi 15/12/2011 tarihli celsede Genel

Kurulun bozma ilamına uyulmasına ve kendisine ulaşılamaması nedeniyle bozma

ilamına karşı beyanı alınmak üzere sanık hakkında yakalama emri düzenlenmesine

karar vermiştir.

23. Sonraki 27 celse boyunca sanık hakkında düzenlenen

yakalama emrinin infazını bekleyen Ceza Mahkemesi, 29. celsenin yapıldığı

18/12/2018 tarihinde sanığın önceki savunmaları ile yargılama safahatını

dikkate alarak yakalama emrinin infazını beklemekten vazgeçmiş ve sanığın 5237

sayılı Kanun'un 82. maddesi uyarınca neticeten her bir öldürme eylemi nedeniyle

ayrı ayrı müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve sanık hakkında verilmiş

olan aynı neviden cezalar suç tarihine göre lehe bulunan 765 sayılı Kanun'un

70. maddesi uyarınca içtima edilerek sanığın 1 yıl süre ile geceli gündüzlü bir

hücrede tecrit edilmesi suretiyle sadece bir kez müebbet hapis cezasının infazına

karar vermiştir.

24. Sanık ve katılanlar temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

25. Ceza Dairesi, sanık hakkında haksız tahrik

uygulanmaması gerektiğine ilişkin Ceza Dairesi kararına karşı sanığın

savunmasının alındığına işaret ederek Ceza Mahkemesince verilen kararı

22/1/2020 tarihinde onamıştır.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu; makul bir sürede yargılama yapılmadığını,

bu nedenle yargılama sırasında tahliye edilen sanığın kaçtığını ve bir daha

sanığa ulaşılamadığını, sanığın güvenlik güçlerince etkili ve özenli bir

şekilde aranmadığını, Ceza Mahkemesinin iddialarını, sunduğu delilleri ve

yargısal içtihatları dikkate almadan karar verdiğini belirterek adil yargılanma

ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun iddialarının özü, yakınlarının ölümü hakkında yetkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle başvuru yaşam hakkının

etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiştir.

29. Anayasa’nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”

30. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

31. Başvurucu, yakınlarının ölümü hakkında yürütülen ceza

soruşturması nihayete ermeden bireysel başvuru yapsa da anılan soruşturma,

bireysel başvurunun incelenmesinden önce son bulmuştur. Bu nedenle başvuruya

konu soruşturmanın bütünü dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Başvuruda herhangi bir kabul edilemezlik nedeni

tespit edilmemiştir. Bu durumda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

33. Anayasa'nın 17. maddesinin kendisine yüklediği

pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin yönü uyarınca devlet, şüpheli her ölüm

olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlu kişilerin belirlenmesine ve

gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkân tanıyan bağımsız bir

soruşturma yürütmesi gerekir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 54; Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,

23/1/2014, § 94).

34. Bununla birlikte etkili soruşturma yükümlülüğü bir

sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 56).

35. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için;

- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz,

resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve

ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

58),

- Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30) gerekir.

36. Son olarak belirtmek gerekir ki olası cezai

sorumluluğun tespiti adına, soruşturma sonrasında kovuşturma aşamasına geçilmiş

ise ilk derece mahkemesi önündeki yargılama aşaması dâhil bütün süreç

Anayasa'nın 17. maddenin gereklerine cevap verebilecek nitelikte olmalıdır (Filiz

Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 30).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Başvurucunun soruşturma makamlarının olaydan haberdar

olur olmaz resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmediğine ve soruşturma

sürecine gerekli ölçüde katılamadığına yönelik bir iddiası yoktur. Ayrıca

başvurucunun yakınlarını öldüren kişi Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada her

bir öldürme eylemi yönünden iki kez müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmış ve

sanık hakkında verilmiş olan aynı neviden cezalar suç tarihine göre lehe

bulunan 765 sayılı Kanun'un 70. maddesi uyarınca içtima edilerek sanığın 1 yıl

süre ile geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmesi suretiyle sadece bir kez

müebbet hapis cezasının infazına karar verilmiştir. Bu nedenle başvuruya konu

edilen ceza soruşturmasının etkili olup olmadığının tespiti yönünden

incelenmesi gereken tek mesele, ceza soruşturmasının makul bir sürat ve özenle

yürütülüp yürütülmediğidir.

38. Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yapılıp

yapılmadığına ilişkin tespit başvuruya konu olayın kendi koşullarına,

soruşturmadaki şüpheli veya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın

karmaşıklık derecesine ve soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da

güçlüklerin bulunup bulunmadığına göre farklılık gösterebilecektir (Fahriye

Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 91).

39. Başvuruya konu yargılamada Ceza Dairesinin başka

hususlar yanında haksız tahrike ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı

gerekçesiyle verdiği 24/2/2010 tarihli bozma ilamı 25/5/2010 tarihli celsede

okunup sanığın konuyla ilgili savunması alınmıştır. Buna rağmen tam 7 yıl 3 gün

süreyle sanığın Genel Kurulun verdiği bozma ilamına karşı diyeceklerinin

belirlenmesi için sanık hakkında düzenlenen yakalama emrinin infazı beklenmiştir.

Ayrıca hiçbir şekilde karışıklık arz etmeyen ceza soruşturması süreci; Genel

Kurulun verdiği karara kadar 7 yıl 3 ay, anılan karardan mahkûmiyet kararının

kesinleştiği tarihe kadar da 8 yıl 7 ay 8 gün olmak üzere toplamda 15 yıl 10 ay

8 gün sürmüştür. Söz konusu sürelerin makul olmadığı açıktır. Bu nedenle

başvuruya konu yargılamada görevli yargı mercilerinin benzer yaşam hakkı

ihlallerinin önlenmesinde sahip oldukları önemli rolün zarar görmesine neden

olabilecek şekilde makul özen ve süratle hareket etmedikleri kanaatine

varılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

41. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

100.000 TL maddi tazminat ile 150.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

44. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

45. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

46. İncelenen başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ne var ki söz konusu ihlal soruşturmanın

makul bir sürat ve özenle yürütülmemesi nedeniyle verilmiş olup soruşturmanın

sonucuna doğrudan etki eden bir sebeple verilmemiştir. Bu nedenle ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmamaktadır.

47. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının usul boyutunun ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 90.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

48. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 90.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Mersin 1. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2011/437) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : İsmail YÜKSEL Vekili : Av. Abdullah ERKOL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/5517, 28 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/5517
Tarih
28 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Güneş Basım Yayım Organizasyon ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/24677)
  • Fatma Ayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/9288)
  • Altay Aksoy Başvurusu (B. No: 2018/36557)
  • Arabi Acu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/3550)
  • Ramazan Beyazpirinç Başvurusu (B. No: 2016/2728)
  • Hafız Abdul Basıt Muhammad Farooq Başvurusu (B. No: 2017/4965)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.