İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Güneş Basım Yayım Organizasyon ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/24677)

1. Başvuru, bir siyasetçi hakkında yapılan haber

Başvuru No2018/24677Tarih28 Ocak 2021Okuma24 dk · 4.809 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Güneş Basım Yayım Organizasyon Ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/24677
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.809 kelime·24 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, bir siyasetçi hakkında yapılan haber

nedeniyle başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın

özgürlüklerini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 4/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvuruya konu gazete haberinin yayımlandığı tarihten

önce -2013 yılında- aralarında siyasetçi ve kamu görevlilerinin de bulunduğu

çok sayıda kişinin hukuka aykırı olarak ortam dinleme araçlarıyla dinlenerek

özel hayatlarına ve haberleşme özgürlüklerine müdahale edildiğine ilişkin

iddiaları araştırmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Yasadışı

Dinlemeleri Araştırma Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur. Komisyon, daha önce

emniyet genel müdür yardımcılığı ve istihbarat daire başkanlığı görevlerinde

bulunan E.A.nın konuyla ilgili olarak bilgisine başvurmuştur. E.A. Komisyona

verdiği ifadesinde, ismini vermediği bir büyükşehir belediye başkanının yasa

dışı dinleme aracı kullandığı iddiasında bulunmuştur.

9. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kahramanmaraş

milletvekili olan D.Ö. de yasa dışı dinleme cihazları konusunda açıklamalar

yapmıştır. D.Ö., Komisyonda bilgilerine başvurulan kişilerin beyanlarına da

atıfta bulunarak Emniyet Genel Müdürlüğünün envanterinde bulunan teknik takip

ve dinleme yapan araçlardan bir kısmının kaybolduğunu, araçlardan birinin ise o

dönemde Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı olan M.G. (davacı) tarafından

şantaj amacıyla kullanıldığını iddia etmiştir. Bu iddialar başvuruya konu

haberin yayım tarihinden önce çeşitli basın organlarında yayımlanarak gündem

oluşturmuştur.

10. CHP İzmir Milletvekili Er.A. da kaybolduğu iddia

edilen dinleme cihazlarıyla ilgili olarak içişleri bakanı tarafından

cevaplanması amacıyla soru önergesi vermiştir.

11. Yukarıda belirtilen gelişmelerden sonra başvurucunun

yayımcısı olduğu ulusal bir gazete olan Sol gazetesi (gazete), E.A.nın

Komisyondaki ifadesi ile milletvekillerinin beyanlarına atıfta bulunarak davacı

hakkında ileri sürülen bu iddiaları haberleştirmiştir.

12. Gazetenin 30/9/2013 tarihli nüshasında yer alan "Hayalet

dinleme aracı [G.de] iddiası" başlıklı haberin ilgili kısmında

şu ifadeler yer almıştır:

"Ortam dinlemesi için kullanılan 11

mobil aracın 5'inin MİT'te olduğu belirlenirken kalan 6 aracın durumu

belirsizliğini koruyor. Kayıp dinleme araçlarından birinin bir belediye başkanı

tarafından kullanıldığı iddiası gözleri [M.G.ye] çevirdi.

CHP Kahramanmaraş milletvekili [D.Ö.nün], Ankara Büyükşehir Belediye

Başkanı[M.G.nin] izleme ve ortam dinlemesi yapan araç kullandığı

iddiasıyla yeniden gündeme gelen, teknik takip yapan ve kayıp olduğu iddia

edilen 'Observer' araçlarının akıbeti belirsizliğini koruyor. Araçların son

durumuyla ya da araçlardan birini kullandığı iddia edilen [M.G.] ile

ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmazken, bu araçlardan ülkede 11 adet

olduğu ve 5 minibüsün 2013 yılında tüm teçhizatıyla MİT'e devredildiği

biliniyor. Kalan 6 aracın sorumluluğunu hiçbir kamu kuruluşu almıyor, bu

araçların kim adına ve nerede kullanıldığı bilinmiyor.

İçişleri Bakanlığı topu Telekomünikasyon

İletişim Başkanlığı'na atarken, Gümrük Bakanlığı da kayıtlarında araçlarına

dair bilgi olmadığını savunuyor.

Emekli Emniyet Yetkilisi İddiaları

Doğruluyor

Böcek Komisyonunun yasadışı dinlemeler

için bilgisine başvurduğu Emniyet Genel Müdürlüğü Emekli Müdür Yardımcısı [E.A.nın] ifadeleri de bu araçların

varlığını ve bunlardan birinin bir belediye başkanı tarafından kullanıldığı

iddialarını doğruluyor. TBMM Yasadışı Dinleme Komisyonu'nda konuşan [E.A.]

bu tarz cihazların genelde Almanya'da [R.S.] firmasından alındığını

söylüyor ve komisyon üyelerine 'Ben size şu kadar net söyleyeyim: Bazı

büyükşehir belediye başkanlarımızın bile bu aracı yıllardan beri kullandığını

herkes biliyor' diyor. CHP Balıkesir milletvekili [N.H.nin] bu tür

cihazların faturasız, kayıtsız ülkeye nasıl girdiği sorusuna ise 'Türkiye'ye

her şey yasal mı giriyor sayın milletvekilim' diye cevap veriyor.

Cevapsız kalan sorular

CHP İzmir milletvekili [E.A.nın] tüm bu iddiaları içeren

soru önergesine İçişleri Bakanı [M.G.] dinleme ve izleme faaliyetlerine

dair her türlü bilginin TİB'in sorumluluğunda olduğu cevabını verdi. Bu

cihazların gümrük kayıtlarının olup olmadığına yönelik soruları ise Gümrük

Bakanı [H.Y.], ellerinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı

şeklinde yanıtladı.

'[M.G.] şantajla Belediye Başkanlığı yapıyor'

[D.Ö.], kayıp cep telefonlarını bile

bulan devlet yetkililerinin, yurt dışından özel olarak getirilen kayıp dinleme

araçlarını bulamamalarının manidar olduğunu söyleyerek 'Geçtiğimiz yıl böcek

komisyonu toplantısında bu araçlardan birinin bir belediye başkanında

olabileceği konuşulmuştu. Ben o belediye başkanının [M.G.] olduğunu

düşünüyorum. [M.G.], bugüne kadar milletvekillerinden tutun, mahkeme

başkanlarına, iş adamlarından tutun hatta başbakana, birçok kişiye şantaj

yaptı. Bunca yolsuzluğunun, usulsüzlüğünün ortaya çıkmamasının sebebi belediye

başkanının şantajlarıdır' diye konuştu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ilgili

bir başka iddiayı da gündeme getiren [D.Ö.], 'Ankara Belediyesinde kaç tane hakim savcı yakını,

istihbarat elemanı çocuğu çalışıyor bilmiyoruz ama bizim duyumlarımız kritik

görevlerdeki birçok insanın yakınının [M.G.] tarafından çalıştırıldığı

yönünde. [M.G.] bunu da elinde bir koz olarak bulunduruyor' dedi."

13. Davacı, anılan haberde geçen ifadeler nedeniyle

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 1/10/2013 tarihinde Ankara

22. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) gazete aleyhine manevi tazminat davası

açmıştır.

14. Mahkeme 25/6/2015 tarihinde davanın kısmen kabulü ile

başvurucunun 5.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir. Mahkemenin

gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Her ne kadar söz konusu yayın

içeriğinde muhabirin kişisel yorumundan ziyade CHP milletvekili [D.Ö.nün]

beyanları esas alınarak haber yapılmış ise de davalının basın özgürlüğü

kapsamında sınırsız hareket edemeyeceği herhangi bir konuyu haberleştirirken

kamu yararı ile hakkında haber yapılanın menfaati arasındaki dengeyi objektif

olarak koruması ve habere konu hususun en azından görünür gerçekliğe uygun olup

olmadığının araştırılması gerektiği, somut olayda davalı söz konusu araştırmayı

yapmaksızın [D.Ö.] tarafından ileri sürülen iddiaları haberleştirirken

davacının hakkında olumsuz kanaat oluşturulmasına yönelik hareket edildiği,

davacının şantajcı bir kişiliğe sahip olduğunun ileri sürüldüğü bu hususun

kişilik haklarının ihlali mahiyetinde olduğu ve davacının manevi tazminat

talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte manevi tazminatın mahiyeti gereği

zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek şekilde tarafların ekonomik ve sosyal

durumları ile tazminata esas olayın mahiyeti gözönüne alınarak miktarın tespiti

gerektiği düşüncesiyle talebin kısmen kabulüne karar vermek gereği duyularak

aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir..."

15. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

(Daire) 19/2/2018 tarihinde kararı oyçokluğuyla onamıştır. Nihai karar

başvurucu vekiline 4/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 4/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının yer

aldığı bir karar için bkz. Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık

Reklamcılık Ltd. Şti. (2) [GK], B. No: 2016/12313, 26/12/2019, §§ 18-28.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; dava konusu haberin emekli bir emniyet

genel müdür yardımcısının Komisyona verdiği ifadeler ile ilgili olduğunu,

anılan iddiaların soru önergesine konu olduğunu ve milletvekilleri tarafından

dile getirildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, gazetenin haber değeri olan bu

iddiaları, iddia sahiplerinin isimlerini kullanıp konuşmalarından alıntılar

vererek güncel bir şekilde haberleştirdiğini ifade etmiştir. Başvurucu, anılan

haber nedeniyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin Anayasa'nın 5., 25.,

26., 28., 29., 30., 31., 36., 40., 67., 68 ve 138. maddelerini ihlal ettiğini

iddia etmiştir.

20. Bakanlık görüşünde; iç hukukta ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile şeref ve

itibar hakkının aynı derecede ve eşit olarak saygıyı hak ettiği, bu iki hak

arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında ifade özgürlüğünün bireylerin "görüşlerini

açıklayabilme, kanaat sahibi olabilme, kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke

sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve fikir alıp verme"

özgürlüklerinden oluştuğunun belirtildiğini, bununla birlikte bu özgürlüğün

sınırsız bir hak niteliği taşımadığını vurgulamıştır. Bu itibarla Bakanlık,

başvurucunun şikâyetlerinin incelenmesinde yargı organlarınca verilen

kararlarda ifade (basın) özgürlüğü ile başkalarının şeref ve itibarının

korunması hakkı arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının

değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında daha

önceki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26. ve 28.

maddelerinde düzenlenen ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

24. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” kenar başlıklı

28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma

hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında,

Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. Gazetede yayımlanan haber nedeniyle davacı tarafından

açılan davada başvurucunun 5.000 TL manevi tazminat ödemesine karar

verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın

özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulmuştur.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplum

düzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

28. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından

öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp

sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

29. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanunu'nun 49. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Demokratik

Toplum Düzeninin Gerekleri Kavramı

31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması

gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72). Müdahaleyi

oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul

edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare

ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,

§ 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(2) Demokratik

Toplum Düzeninin Bir Gereği Olarak İfade ve Basın Özgürlükleri

32. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer

alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve

Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun

zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi

için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade

etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli ve

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın, § 69; Bekir

Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların

iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan

birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574,

30/6/2014, § 63).

(3) Basının

Ödev ve Sorumlulukları

33. Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri basına tamamen

sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel

hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki ikinci fıkrası,

kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve

sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına basın için de geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar

getirmektedir (Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46; Önder

Balıkçı, B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 43).

34. Bu görev ve sorumluluklar başkalarının şöhret ve

haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle adı verilen bir

şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz eder (Orhan

Pala, § 47). Basın özgürlüğü; ilgililerin meslek ahlakına saygı

göstermelerini, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak

hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır.

(4) Başkalarının

Şöhret veya Haklarının Korunması

35. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre

ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade

özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı,

kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan

Cihaner (2), § 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale

etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün

Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B.

No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, §

44).

(5) Çatışan

Haklar Arasında Dengeleme

36. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucunun

müdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının

müdahale edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin

gözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhan

Cihaner (2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Mevcut olayda

çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için yayında kamu yararı

bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp

sağlamadığı, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı, haberin

konusu ve yayımlanma şartları, kullanılan ifadelerin türü, yayının içeriği,

şekli ve sonuçları, habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı, haberde

yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği, hedef alınan kişinin kim

olduğu, ünlülük derecesi ile ilgili kişinin önceki davranışları, kamuoyu ile

diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların

ağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 44; Ergün

Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç

[GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§

66-73).

37. Anayasa Mahkemesi; somut olayın koşullarında

başvurucunun yaptığı haber sebebiyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin

zorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediğini, gerçekleşmesi amaçlanan meşru

amaçla orantılı olup olmadığını, bunu haklı göstermek için ortaya konan

gerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini davanın bütününe

bakarak değerlendirecektir (benzer yönde bir değerlendirme için bkz: Sinan

Baran, B. No: 2015/11494, 11/6/2018, § 38).

(6) Somut

Olayın Değerlendirilmesi

38. Somut olayda başvurucu, haberin yayımlandığı tarihte

Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı olan davacı hakkında yapmış olduğu bir

haber nedeniyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir. Başvurunun

çözümlenmesi için incelenmesi gereken temel iki mesele bulunmaktadır. İlki

başvurucunun daha önce yaygınlık kazanmış olan bir iddiayı haber yapıp

yapmadığı, diğeri ise başvurucunun bir gazeteci olarak üzerine düşen ödev ve

sorumlulukları yerine getirip getirmediğidir (benzer bir incelemenin yapıldığı

bir karar için bkz. Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık

Ltd. Şti. (2)).

39. Başvurucuya konu haber içeriği incelendiğinde

devletin çeşitli kurumları tarafından hangi kurumun envanterinde bulunduğu

konusunda net bir açıklama yapılmayan altı mobil dinleme aracının akıbetinin

araştırıldığı görülmektedir. Bu araştırma yapılırken öncelikle milletvekili

olan D.Ö.nün başka basın organları tarafından daha önce yayımlanan

açıklamalarına alıntı yapılarak yer verilmiştir. Ayrıca haberde, söz konusu

iddiaların haberin yayımlanmasından bir süre önce Komisyonda dinlenen kişiler

tarafından tekrar gündeme getirildiği ve bir soru önergesine konu olduğu

hatırlatılmıştır.

40. Görüldüğü üzere somut başvuruya konu haber daha önce

farklı mecralarda dile getirilmiş olan, güncel, haber değeri taşıyan bir konuya

ilişkin iddiaların haberleştirilerek yeniden gündeme getirilmesinden ibarettir.

Dolayısıyla davacı hakkında dile getirilen iddiaların ilk kez başvurucunun haberiyle

alenileştiği söylenemez.

41. Şu hâlde incelenmesi gereken diğer husus ise haber

yapılırken basının ödev ve sorumluluklarına uygun davranılıp davranılmadığıdır.

Hiç kuşkusuz bir iddiaya veya söylentiye dayansa da kişilerin itibarını

zedeleyecek şekilde isnatta bulunulması durumunda gazetecinin çok daha dikkatli

olması, bu konuda asgari bir araştırma yapması gerekmektedir. Bu gereklilik,

ifade ve basın özgürlükleri ile kişilerin şeref ve itibar hakkı arasındaki

hassas dengenin korunması bakımından hayati derecede önemlidir.

42. Başvurucudan haberde yer alan iddiaların doğruluğunu

bütün yönleriyle ortaya koyacak şekilde ispatlaması değilse bile bu iddialarını

somut olgularla desteklemesi beklenmelidir (Kadir Sağdıç, § 57; İlhan

Cihaner (2), § 64). Bu durumun gazetecilerin gazetecilik etiğine uygun bir

biçimde davranarak doğru ve güvenilir bilgi vermek için iyi niyetli hareket

etmeye yönelik ödev ve sorumluluklarından kaynaklandığı kabul edilmelidir. Bir

diğer anlatımla Anayasa’nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü ve bu

özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde tanımlanan ifade

özgürlüğünün gazetecilere tanıdığı güvence, gazetecilerin gazetecilik

mesleğinin gerekleri ile ödev ve sorumluluklarına saygı içinde hareket etmeleri

koşuluna bağlıdır (basının görev ve sorumluluklarına ilişkin olarak bkz. Orhan

Pala, § 46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,

25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih

Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43).

43. Somut olayda davacı hakkındaki iddiaların nerede ne

şekilde dile getirildiği ve bu iddiaların sahipleri belirtilmek suretiyle

haberleştirildiği görülmektedir. Haber içeriğinde iddia sahiplerinin sözleri

tırnak içinde alıntılanmış ve başvuruya konu habere naklen eklendiği açıkça

gösterilmiştir. Yargıtay tarafından onanan ilk derece mahkemesi kararında da

açıkça "söz konusu yayın içeriğinde muhabirin kişisel yorumundan ziyade

CHP milletvekili [D.Ö.nün] beyanları esas alınarak haber yapıldığı"

kabul edilmiştir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesi habere konu daha önce

başka mecralarda ileri sürülen ve ayrıca bir milletvekili tarafından da TBMM'de

dile getirilen iddiaların "en azından görünür gerçekliğe uygun olup

olmadığının" araştırılması gerektiğini ifade etmiştir. İlk derece

mahkemesinin kabulüne göre haberleştirilen bir iddianın kimler tarafından ileri

sürüldüğünün haberde yer alması yetmemekte, gazetecinin söz konusu iddiaların

doğruluğunu da ayrıca araştırmaları gerekmektedir.

44. Somut başvuruya konu haberde başvurucu bir iddiada

bulunmamış, davacı hakkında başkaları tarafından ileri sürülen iddiaları

haberleştirmiştir. Haberde, Komisyonda dinlenen bir kişi tarafından ileri

sürülen iddialar ile söz konusu iddiaların kamuoyuna yayılmasından sonra ana

muhalefet partisi CHP'nin isimleri haberde zikredilen iki milletvekilinin

açıklamalarına yer verilmiştir. Milletvekillerinden biri davacının adını da

vererek kamuoyu ile görüşlerini paylaşmış, diğer milletvekili ise yine

davacının adını zikrederek İçişleri Bakanlığına bir soru önergesinde

bulunmuştur. Başka bir deyişle esas itibarıyla başvurucu, siyasetçiler

tarafından dile getirilen ve TBMM'de ileri sürülen iddiaları haber konusu

yapmıştır.

45. Bir gazeteci olan başvurucunun sorumluluğu

belirlenirken gözönünde bulundurulması gereken ikinci önemli nokta ise Anayasa

Mahkemesinin daha önceki kararlarında da ifade edildiği gibi gazetecilerin

ispat yükünü yerine getirirken kendisinden bir beyanın doğruluğunu kanıtlayan

savcı gibi hareket etmelerinin beklenemeyecek olmasıdır. Burada sözü edilen

araştırma yükümlülüğü somut gerçeklik anlamında değil yayının yapıldığı andaki

olayın beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılmalıdır. Başvurucunun haber

kaynaklarının söz konusu iddialar bakımından makul olarak güvenilir olup

olmadığını, doğru ve güvenilir bilgiler sunmak için iyi niyet çerçevesinde çaba

gösterip göstermediğini ortaya koyması yeterlidir (benzer değerlendirmeler için

bkz. Orhan Pala, § 51; Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık

Ltd. Şti. (2), § 52).

46. Gazetecilerden beklenen, bir haber veya makalede bir

iddia ileri sürdüklerinde söz konusu iddiaların doğruluğunu araştırmaları ve

kişiler hakkında bir suçlama yönelttiklerinde ise dayanaklarını açıkça

belirtmeleridir. Somut olayda olduğu gibi gazetecilerden kim oldukları bilinen

kişilerce ileri sürülen iddiaların doğruluğunun haber yapılmadan önce bir savcı

gibi bağımsız bir araştırma ile kanıtlamaları beklenemez. Anayasa Mahkemesinin

kanaatine göre aksi yönde bir beklenti sorumluluk hukukunu ters çevireceği gibi

gazetecilik mesleğini yapmayı da imkânsız hâle getirecektir.

47. Başvuruya konu haberde davacı hakkında ileri sürülen

iddiaların objektif sınırlar içinde verilmediği ya da haber içeriğinde

okuyucuları yönlendirmeye müsait yorum ya da imada bulunulduğu da kabul edilmiş

değildir. Bu hâliyle başvurucunun haberleştirdiği iddiaları olgusal temellere

dayandırarak mesleğinin gerektirdiği ödev ve sorumluluk içinde hareket ettiği

kabul edilmelidir.

48. Haberin esas itibarıyla bir belediye başkanı hakkında

ileri sürülen yasa dışı dinleme cihazlarını elinde bulundurduğu iddiasıyla

bağlantılı şekilde verildiği, bu yönüyle kamuoyunu ilgilendiren ve kamusal

tartışmaya katkı sunma potansiyeli olan bir niteliği olduğu açıktır. Bir

belediye başkanının yasa dışı dinleme cihazı bulundurduğuna dair iddianın

kaynağı gösterilerek kamuoyuna aktarılmasının şeref ve itibarı koruma

gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulması kamuyu ilgilendiren konularda serbest ve

açık tartışmaların önlenmesi sonucunu doğuracaktır. Anayasa Mahkemesine göre

kişiler hakkında gazetecilerin sorumlulukları içinde yapılan haberler veya

yorumlardan dolayı cezalandırılması basının kamu yararına ilişkin konuların

tartışılmasına yönelik katkılarına ciddi şekilde engel oluşturacaktır (Orhan

Pala, § 52; Ali Rıza Üçer (2) [GK], B. No: 2013/8598, 2/7/2015, §

46).

49. Yukarıdaki tespitlere karşın Mahkeme; haberin

içeriğini, başvurucunun daha önce dile getirilmiş olan iddiaları alıntı yaparak

haberleştirmiş olmasını, davacının toplumsal konumunu yeterince tartışmadan

yapılan haber nedeniyle başvurucuyu tazminat ödemeye mahkûm etmiştir (benzer

değerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı,

§ 45). Yapılan değerlendirmeler ışığında ilk derece mahkemesinin davacının

şeref ve itibar hakkını koruma amacının demokratik bir toplumda basının

oynadığı temel rol de gözetildiğinde başvurucunun Anayasa'nın 26. ve 28.

maddeleri kapsamındaki ifade ve basın özgürlüğü haklarına uygulanan

sınırlamaların haklı çıkarılması için yeterli olmadığı ve daha ağır basan bir

toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği kanaatine ulaşılmıştır. İlk derece

mahkemesince ifade ve basın özgürlüğünün korunması ile şeref ve itibar hakkının

korunması arasında adil bir denge kurulmamıştır. Bu sebeple Mahkemenin

başvurucunun tazminat ödemesine karar verilmesine ilişkin ileri sürdüğü

gerekçeler, başvurucunun ifade ve basın özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için

ilgili ve yeterli olarak kabul edilemez.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

51. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve

10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

56. İncelenen başvuruda yapılan haber nedeniyle Mahkeme

tarafından başvurucunun manevi tazminat ödemesine karar verilmesine ilişkin

kararın gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucunun ifade

ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme

içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması

gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

58. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına

alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Selahaddin MENTEŞ'in

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

22. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/443, K.2015/298) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/1/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasa Mahkemesi çoğunluğu başvurucunun ifade ve

basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiaın kabul edilebilir olduğuna

karar vermiştir. Aşağıda açıkladığım sebeplerle bu karara katılmadım.

2. Başvurucu bir siyasetçi hakkında yapmış olduğu haber

nedeniyle aleyhine tazminata hükmedilmesini ifade ve basın özgürlüğünün ihlal

edildiği iddiasıyla mahkememize başvurmuştur.

3. Mahkememizin gerekçeli kararında başvurucu süreci,

olay ve olgular ayrıntılı olarak yazıldığından bu süreçler karşı oy yazısında

tekrar edilmemiştir.

4. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2015

tarihli kararı ile yapılan haber nedeniyle haberde isim belirtilerek yer alan

ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu

değerlendirilmelerinde bulunularak başvurucu aleyhine 5.000 TL manevi tazminata

hükmedilmiştir. Kararın temyiz edilmesine üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

tarafından 19.02.2018 tarihinde verilen bu hüküm onanmıştır.

5. Başvurucu söz konusu dava nedeniyle tazminata

hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

6. Anayasa'nın düşüncesiyi açıklama ve yayma hürriyeti ve

basın hürriyetine ilişkin haklara bir müdahalenin olup olmadığı

değerlendirirken Anayasa'nın 13. Maddesinde öngörülen somut başvuruya uygun

düşen kanun tarafından öngörülen, Anayasa'nın 26. Maddesinin 2. Fıkrasında

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma demokratik toplum

düzenin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama şartlarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

7. İfade ve basın özgürlükleri mutlak olmayıp

sınırlandırılabilir nitelikli haklardandır. Anayasa'nın 26. Maddesinin 2.

Fıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Basın özgürlüğünün

sınırlanmasında ise kural olarak 28. Maddenin 4. Fıkrası gereği Anayasa'nın 26.

ve 27. Madde hükümleri uygulanacaktır.

8. Anayasa'nın 12. Maddesi "temel ve hak ve

hürriyetler kişinin topluma ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını ihtiva eder." düzenlemesiyle kişilerin sahip oldukları

temel hak ve hürriyetleri kullanılırken ödev ve sorumluluklarının bulunduğuna gönderme

yapmaktadır. İfade ve basın özgürlükleri kullanırken de geçerli olan bazı görev

ve sorumluluklar bulunmaktadır. Mahkememizin (Orhan Pala, B. No: 2014/2983,

15/2/2017 Önder BALIKÇI B. No: 2014/6009 , 15/2/2017) kararlarında da basın

özgürlüklerinin mutlak olarak düzenlenmediği Anayasa'nın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlandırıldığına izin verildiği

vurgulanmıştır.

9. AİHM, ifade özgürlüğü ile özel yaşama saygı ve kişilik

haklarının korunmasını dengelerken birçok faktörü değerlendirmektedir. Basın da

yer alan ifadelerin genel yarar ile tartışmaya katkısı ilgili kişinin ne kadar

meşhur olduğu ve haberin konusunun ne olduğu, ilgili kişinin yayından önceki

davranışı, bilgi elde edinme yöntem ve doğruluğu, yayının içeriği biçimi ve

sonuçları ifadeye uygulanan yaptırımın ağırlığı gibi kriterleri her somut olay

bağlamında değerlendirmektedir.

10. AİHM, ifade ve basın özgürlüğü ile kişilerin şeref ve

itibar hakkının dengelenmesinde kişilerin yaptığı iş kamu görevlisi olup

olmaması politikacı olup olmaması gibi kriterleri de esas alarak somut olayları

değerlendirmektedir.

11. Başvurucu aleyhine yapılan haber nedeniyle Ankara 22.

Asliye hukuk mahkemesince tazminata hükmedilmiştir. Başvurucu aleyhine

tazminata hükmedilmesine ilişkin kamu yararı ve başkalarının şöhret ve

haklarının korunmasının bir parçası olduğu meşru bir amacının olduğu açıktır.

Türk Medeni Kanunun 24. Maddesi ve Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesi uyarınca

tazminata hükmedildiğinden ilgili hükümlerin kanunilik şartının taşıdığı belirlenmiştir.

12. Kişilerin şeref ve itibarının korunması basın ve

ifade özgürlüğü hürriyetinin korunması konusunda değerlendirme yapılırken

mahkemelerce bir dengelenme yapılma zorunluluğu vardır. Ölçütler belirlenirken

ana ölçütlerden birisi de "kamu yararıdır." yayın salt toplumun

yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel

çıkar gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu

biçimiyle verilmeli kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı gerekse görsel

basının bu işlevini yerine getirirken özellikle yayının gerçek olmasının

yayında kamu yararı bulunmasını toplumsal ilgilinin varlığını konunun

güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken öz ve biçim arasındaki denge

korunmalıdır bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılık

oluşturur. Böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve

kurallara uyulması durumunda ise yayının anayasa basın yasası ve basının genel

işlevi karşısında kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul

edilmelidir.

13. Somut olayda Ankara 22. Asliye hukuk mahkemesi

yaptığı değerlendirmede basın özgürlüğü kapsamında sınırsız hareket

edilemeyeceğini basının herhangi bir konuyu haberleştirirken kamu yararı ile

hakkında haber yapılanın menfaati arasındaki dengeyi objektif olarak koruması

ve habere konu hususu en azından ' görünür gerçekliğe' uygun olup olmadığını

araştırması gerektiğini başvurucunun söz konusu araştırmayı yapmaksızın ileri

sürülen iddiaları haberleştirirken davacının hakkında olumsuz kanaat

oluşturmasına yönelik hareket ettiğini bu şekilde haber ile kişilik haklarının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

14. Başvurucu hakkında haber yaptığı kişinin ne iş

yaptığını bilmektedir. Hakkında haber yapılan kişi belediye başkanıdır.

Güvenlik bürokrasisinde yer almamıştır. Emniyet mensubu ya da istihbarat

görevlisi değildir böyle bir birimde çalışmamıştır. Çalıştığı yerler yaptığı

görevler kamuoyu tarafından bilinmektedir. Habere konu olaylar ise daha çok

usulsüz teknik takip ve dinlemelere ilişkindir. Hakkında haber yapılan kişinin

görünür gerçeklik karşısında basit bir araştırmayla bile ortaya çıkaracak

konunun ismi kullanılarak haberleştirilmesi kişinin şeref ve itibarını

zedeleyecek niteliktedir. Ankara Asliye hukuk mahkemesince bu değerlendirme

yapılarak şeref ve itibarın korunması kapsamında tazminata hükmedilmiştir.

Mahkeme başvurucunun sorumlu gazetecilik anlayışı içerisinde davranmadığını

tespit ederek hakkında haber yapılan kişinin şeref ve itibarını zedelendiğini

tespit etmiştir.

15. Yukarıda belirtilen gerekçelerle basın ve ifade

özgürlüğünün ihlal edilmediği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Mustafa İlhan ÖZTÜRK Başvurucu : Güneş Basım Yayım Organizasyon ve Ticaret Ltd. Şti. Vekili : Av. Özge DEMİR Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/24677, 28 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine
  16. B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına
  17. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  18. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Karşıoy Gerekçesi
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/24677
Tarih
28 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Fatma Ayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/9288)
  • Altay Aksoy Başvurusu (B. No: 2018/36557)
  • Arabi Acu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/3550)
  • Ramazan Beyazpirinç Başvurusu (B. No: 2016/2728)
  • Hafız Abdul Basıt Muhammad Farooq Başvurusu (B. No: 2017/4965)
  • Mervan Kayhan Başvurusu (B. No: 2017/34577)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.