İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İnan Gök Başvurusu (B. No: 2018/1936)

1. Başvuru, ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararına

Başvuru No2018/1936Tarih28 Ocak 2021Okuma23 dk · 4.598 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İnan Gök Başvurusu

Karar tarihi
28 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/1936
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.598 kelime·23 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararına

karşı yapılan şikâyetin infaz hâkimliği tarafından kabul edilmesi üzerine

ilgili Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itirazın başvurucuya bildirilmemesi

ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden itirazın kabul edilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. UYAP'tan temin edilen bilgilere göre başvurucu,

Anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalışmaktan dolayı ağırlaştırılmış müebbet

hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. Başvurucu hakkında düzenlenen 16/1/2020

tarihli müddetnameye göre başvurucunun hak ederek salıverilmeden

yararlanamayacağı, infazın ömür boyu devam edeceği anlaşılmıştır. Başvurucu

hâlihazırda Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

tutulmaktadır.

9. 23/3/2017 tarihinde yapılan bir duruşma sonrasında

başvurucunun Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girişi

yapılmıştır. Üst araması yapılırken başvurucunun kendisini bilerek yere

bıraktığı ve odaya gitmeye direndiği anlaşılmaktadır. Düzenlenen tutanakta

ayrıca başvurucunun "Sohbet hakkımız engellenemez, yayın hakkımız

engellenemez." şeklinde slogan attığı, bunun yanında "Sizinle

görüşeceğiz, siz beni taşımak zorundasınız, taşımıyorsanız bırakın bu işi, ben

direneceğim siz de beni ister istemez taşıyacaksınız, taşımıyorsanız bırakın bu

işi gidin, biz size beni odaya götürmenin hesabını soracağız."

şeklinde tehditler savurduğu belirtilmiştir.

10. Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) 31/3/2017 tarihli kararıyla

başvurucuyu 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (j) bendi ve

aynı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince 11 gün hücre hapsi

cezası ile cezalandırmıştır. Disiplin Kurulu; eylemlerin başlangıç, gelişim ve

sonuçlanmasının kısa sürede gerçekleştiğini ve başvurucunun daha önceki

kaldırılmamış disiplin cezaları olduğunu dikkate alarak karar verdiğini de

belirtmiştir.

11. Anılan karara karşı yapılan şikâyet sonrasında Edirne

1. İnfaz Hâkimliğince (İnfaz Hâkimliği) duruşma açılmasına karar verilmiştir.

12/10/2017 tarihli son duruşma sonrasında Cumhuriyet savcısının mütalaasının

alınması için dosya 19/10/2017 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

12. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Disiplin Kurulu

kararının "kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygun olduğunu"

belirterek itirazın reddine karar verilmesi yönünde 20/10/2017 tarihinde

mütalaada bulunmuştur. İnfaz Hâkimliğinin 1/11/2017 tarihli kararıyla

Cumhuriyet savcısının mütalaasına aykırı olarak şikâyet kabul edilmiş ve

Disiplin Kurulu kararı kaldırılmıştır. Bununla birlikte gerekçeli kararda,

Cumhuriyet savcısının mütalaasının içeriğinden bahsedilmemiştir. Bu kapsamda

duruşma sırasındaki başvurucunun ifadeleri, tanık olarak dinlenilen Ceza İnfaz

Kurumu görevlilerinin beyanları ve kamera görüntülerinin incelenmesi

neticesinde başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu görevlilerine dosya kapsamında yer

alan sözleri söylemesinin eyleme ve olağan akışa uygun bulunmadığı tespit

edilmiştir. Bu itibarla da başvurucunun üzerine atılı kurum görevlilerine

hakaret veya tehditte bulunma eylemini işlediğinin sabit olmadığı vicdani

kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan başvurucunun eyleminin kabul edilmiş

hâliyle 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi

veya 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan maddelerde

tanımlanan disiplin suçlarını oluşturma ihtimali bulunmakla birlikte Disiplin

Kurulu kararının gerekçesi yerinde görülmediğinden verilen daha ağır cezanın

iptal edilmesinin gerektiği ifade edilmiştir. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı

İnfaz Hâkimliği Kanunu'nda infaz hâkimliklerinin verebileceği kararların

sayıldığı, bunlar içinde kararın düzeltilmesi olanağının bulunmadığı, bu

nedenle ancak hukuksal hata bulunması hâlinde, verilen kararın iptal

edilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

13. Söz konusu karar Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına

7/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. 8/11/2017 tarihinde sunulan itiraz

dilekçesinde; kararın itirazen kaldırılması, itirazın yerinde görülmemesi

durumunda incelenmek üzere dosyanın Edirne Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesi talep edilmiştir. İtiraz dilekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İtiraz Nedenleri :

Tanık beyanları, olay tutanağı ve disiplin cezası kararı içeriğine göre,

şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde

görülmemiştir."

14. Cumhuriyet savcısının itirazının başvurucuya tebliğ

edilip edilmediğine ilişkin olarak Edirne 1. İnfaz Hâkimliğinden bilgi

istenmiştir. Anayasa Mahkemesine gönderilen cevap yazısında söz konusu itiraz dilekçesinin

başvurucuya tebliğ edilmediği belirtilmiştir.

15. İnfaz Hâkimliği ileri sürülen itirazı yerinde

görmeyerek dosyayı 8/11/2017 tarihinde itiraz merciine göndermiştir. Bu arada

gerekçeli kararın bir suretinin başvurucunun infaz dosyasına, bir suretinin de

başvurucuya tebliğ edilmesi için aynı gün Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmıştır. Söz konusu İnfaz Hâkimliği

kararı başvurucuya 16/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde

Cumhuriyet savcısının itirazı, Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/11/2017

tarihli kararıyla usul ve yasaya uygun bulunmuş ve itirazın kabulü ile

başvurucunun Disiplin Kurulu kararına yaptığı şikâyetin reddine kesin olarak

karar verilmiştir. Kararın içeriği şöyledir:

"Edirne 1. İnfaz Hakimliğinin

01.11.2017 tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı kararına karşı

Cumhuriyet Savcısı U. Y. tarafından itirazda bulunulmuş olmakla, dosya heyetçe

incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza

İnfaz Kurumunda hükümlü İnan Gök'ün; 15.05.2017 tarihli dilekçesiyle, Edirne F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 31.03.2017 tarih 2017/424

Karar numaları kararı itirazda bulunduğu, Edirne 1. İnfaz Hakimliğinin 01.11.2017

tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı kararı ile şikayetçi hükümlünün

şikayetinin kabulüne, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Eğitim

Kurulu'nun 31.03.2017 tarih 2017/424 Karar sayılı kararının kaldırılmasına

karar verlidiği,

Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza

İnfaz Kurumu hükümlüsü İnan Gök hakkında, Edirne 1. İnfaz Hakimliğince verilen

01.11.2017 tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı karara Cumhuriyet

Savcısı U. Y. itiraz etmiş olmakla ilgili karar ve ekleri mahkeme heyetince

tetkik olundu.

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler

ile;

Edirne 1. İnfaz Hakimliğinin 01.11.2017

tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı kararına itiraz eden Cumhuriyet

Savcısının itirazı usul ve yasaya uygun bulunmakla, İTİRAZIN KABULÜNE,

Hükümlünün Edirne F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 31.03.2017 tarih 2017/424 Karar

numaları kararına yaptığı şikayetin reddine,

İtiraz evrakının Edirne 1.İnfaz

Hakimliğine iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu

oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 17.11.2017"

17. İtiraz merciinin kesin nitelikteki kararı başvurucuya

27/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 22/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucunun hücre cezasının infaz edilip

edilmediğine ilişkin olarak Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan 28/3/2018 tarihinde bilgi istenmiştir. Anayasa Mahkemesine

gönderilen cevabi yazıdan başvurucu hakkında tesis edilen hücre cezasının

infazına 20/3/2018 tarihinde başlandığı anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 5275 sayılı Kanunu’nun "Hücreye koyma"

kenar başlıklı 44. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün

eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık

havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek

başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bir günden on güne kadar hücreye

koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

...

j) Kurum görevlilerine hakaret veya

tehditte bulunmak."

21. Olayların olduğu tarihte 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz

hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şu şekildeydi:

"Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede

yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı

dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan

kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden

reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o

mercie gönderir.

...

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti

yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da

faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.

İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan

hallerde 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu

hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.

İnfaz hâkiminin kararlarına karşı

şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir

hafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz

yoluna gidilebilir.

İtiraz, infaz hakimliğinin kurulduğu yer

ağır ceza mahkemesine (…) yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin

üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz."

22. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve

diğer kanunlarda yer alan acele itirazlar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun

itiraza ilişkin hükümleri uygulanır."

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267.

maddesi şöyledir:

"(1) Hâkim kararları ile kanunun

gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un "İtirazın Cumhuriyet

savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması"

kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci,

yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve

105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş

alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli,

sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Kararların gerekçeli

olması" kenar başlıklı 34. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hâkim ve mahkemelerin her türlü

kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu

madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da

gösterilir."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlü

ve tutuklu olanlar Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin

tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69).

28. AİHM, çelişmeli yargılama hakkının ilke olarak ulusal

hukuk sisteminin bağımsız bir üyesi tarafından -savcı gibi- mahkemenin kararını

etkilemek üzere toplanan kanıtlar ve sunulan mütalaalarla ilgili olarak bir

hukuk ya da ceza davasının taraflarına bilgi verilmesi ve bu taraflara da görüş

bildirme olanağının tanınması anlamına geldiğini vurgulamıştır (Göç/Türkiye,

B. No: 36590/97, 9/11/2000, § 34; Sağır/Türkiye, B. No: 37562/02,

19/10/2006, §§ 25-27; Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009).

29. Adil yargılanma hakkının en önemli usule ilişkin

güvencelerinden biri de silahların eşitliği ilkesidir. Hem cezai hem de cezai

olmayan davalarda uygulanan bu ilke, bir davada tüm taraflara talep ve

açıklamalarını diğer tarafa göre dezavantajlı olmayacak şekilde ileri

sürebilmeleri için makul bir fırsat verilmesini gerektirir (Kress/Fransa,

B. No: 39594/98, 7/6/2001, § 72).

30. Ancak silahların eşitliğinin denetlenmesinde esas

olan, eşitlik denetimine konu olan işlemin yargılamadaki önemidir. AİHM,

silahların eşitliği ilkesine uyulup uyulmadığını denetlerken somut olayda

şikâyet konusu eşitsizliğin yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletsiz kılıp

kılmadığına bakmaktadır (Kremzov/Avusturya, B. No: 12350/86, 21/9/1993,

§ 75). Davanın taraflarından birinin iddiası karşısında diğer tarafa bu iddiaya

karşı savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmıyorsa

silahların eşitliği açısından ihlal doğabilmektedir (De Haes ve

Gijsels/Belçika, B. No: 19983/92, 24/2/1997, § 58).

31. AİHM içtihadına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımı,

başvurucunun iddialarına yanıt vermekten ve başvurucunun temel şikâyetlerini

incelemekten kaçınmalarına neden olması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesi davanın

hakkaniyete uygun bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya,

B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84-85).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

32. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

33. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

34. Başvurucu, Cumhuriyet savcısının itirazına dair

diyecekleri sorulmadan karar verildiğini, hangi tarihte ve hangi gerekçeyle

İnfaz Hâkimliği kararına itiraz edildiğini öğrenemediğini, silahların eşitliği

ilkesi gereğince Cumhuriyet savcısının mütalaa ve itirazlarının bildirilmesi

gerektiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı

kapsamında, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

37. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra

Sözleşme'nin ve Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokollerin

kapsamına girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında

kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında

değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

38. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin

hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir

suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek

hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller

dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular,

Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz

(Onurhan Solmaz, § 23).

39. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

Anayasa Mahkemesinin Cihan Yeşil (B. No: 2013/8635, 6/5/2015, § 35)

kararında ortaya konmuştur. Adı geçen karara konu olayda başvurucunun yirmi gün

süreyle hücreye koyma disiplin cezasının infazıyla haberleşme veya iletişim

araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucu ortaya

çıkacağından disiplin cezasının kişisel hak ve bu bağlamda medeni hak

niteliğinde olduğu, söz konusu disiplin cezasından dolayı yaptığı şikâyetin

infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlüklere ilişkin

uyuşmazlık kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Yine Emrah Yayla ([GK],

B. No: 2017/38732, 6/2/2020) kararında beş gün süreyle verilen hücre cezasına

ilişkin yapılan başvurunun medeni hak ve yükümlüklere ilişkin uyuşmazlık

kapsamında kaldığı kabul edilerek aynı içtihat devam ettirilmiştir.

40. Somut olayda da başvurucunun 11 gün süreyle hücreye

koyma disiplin cezasının infazı, haberleşme veya iletişim araçlarından ve

ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucunu ortaya çıkardığından disiplin

cezasının kişisel hak ve bu bağlamda medeni hak niteliğinde olduğu, söz konusu

disiplin cezasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafından

incelenmesinin de medeni hak ve yükümlüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında

kaldığı kabul edilmiştir.

41. Diğer taraftan başvurunun ileri sürdüğü ihlal

iddialarının niteliği nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik

kriterlerinden biri olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri

yönünden de incelenmesi gerekir.

42. 6216 sayılı Kanun’un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması

ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

43. Anayasa Mahkemesi, somut olaya benzer nitelikte

anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri kapsamında uygulanabilecek

ilkeleri İbrahim Kızılkaya (B. No: 2014/2517, 5/4/2017, §§ 23-36) ve Emine

Demir Özden (B. No: 2014/13769, 22/11/2017, §§ 24-33) kararlarında

göstermiştir. Ancak mevcut başvuruya konu olayın anılan kararlarla benzer

nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim somut olayda lehe verilen bir İnfaz

Hâkimliği kararı sonrasında Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine şikâyetin

kesin olarak reddedilmesiyle başvuru sonuçlanmıştır. Bu durumda başvurucunun

yorumlarını gerektirebilecek değerlendirmeler yapıldığı, Cumhuriyet savcısının

itirazının tebliğ edilmemesinin başvurucuyu önemli ölçüde dezavantajlı konuma

soktuğu ve başvurucuya ciddi anlamda zarar verildiği kanaatine varılmıştır.

44. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

45. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm

aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvence

altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir

gereğidir. Asıl kural; tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının

sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibi

olabilmeleri ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine

verilmesidir (Taylan Özgür Tor, B. No: 2013/2454, 12/3/2015, § 43).

Bireylerin aleyhlerine başlatılan dava ve diğer yargısal süreçlerden haberdar

edilmeleri, bunlara ilişkin dilekçe ve talep yazılarının kendilerine tebliğ

edilmesi; savunma yapabilme, iddia ve görüşlerini dile getirebilme imkânının

korunması bakımından büyük önem taşımaktadır (Hacı Karabulut, B. No:

2017/14871, 9/10/2019,§ 30).

46. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

bir başvuruda bu konudaki ilkeleri belirlemiştir. Anılan başvuruda Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin tebliğ edilmediği şikâyetini

incelemiştir. Anayasa Mahkemesince, başvurucunun Yargıtay önündeki başarı

şansını zedeleyen her türlü mütalaadan haberdar edilme hakkına sahip olduğu ve

tebliğnamenin niteliğine rağmen başvurucuya tebliğnameye karşı yazılı görüş

bildirme olanağının tanınmamasının başvurucunun silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (Gürhan

Nerse, B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40).

47. Öte yandan adil yargılanma hakkının güvencelerinden

olan çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri mutlak değildir. Bazı

durumlarda birtakım zorunluluklar veya daha üstün değerdeki bir kamusal yarar

gözetilerek bu ilkelerin gereklerinin belli ölçüde yumuşatılması ve bunlara

aykırı tedbirler alınması mümkündür. Dolayısıyla çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerine aykırı işlemlerin yapılması tek başına adil

yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaz. Sözü edilen ilkelere

aykırı işlemlerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden söz edilebilmesi

için bu aykırılığın -bir bütün olarak bakıldığında- yargılamanın hakkaniyetini

zedelemiş olması gerekir (Hacı Karabulut, § 32).

48. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine

aykırılığın yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediği

değerlendirilirken yargılamanın bütününe bakılması gerekmektedir. Bu çerçevede

çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine aykırılığın sonuçlarının

yargılamanın ilerleyen safhalarında giderildiği veya en azından giderilme

imkânının bulunduğu hâllerde söz konusu aykırılığın bir bütün olarak

yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılamayacak ve bu durumda

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyecektir (Hacı Karabulut,

§ 33).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

49. 4675 sayılı Kanun hükümlerine göre şikâyet

başvurularında tüketilmesi gereken son başvuru yolu itiraz aşaması olup itiraz

incelemesinden geçen kararlara karşı olağan bir kanun yolu bulunmamaktadır.

Olayların geçtiği tarihte bu kanun yoluna ilişkin düzenlemeleri içeren 4675

sayılı Kanun 6. maddesinde ise "acele itiraz" kanun yolundan

bahsedilmektedir. Ancak 5320 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereği "acele

itirazlar" hakkında 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "itiraz"

kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanacaktır.

50. Mevcut başvuru kapsamından başvurucu hakkında

başlatılan disiplin soruşturmasına istinaden hücre cezası verildiği ve bu

cezaya karşı yapılan şikâyet sonucunda İnfaz Hâkimliğinin başvurucu hakkında

tesis edilen hücre cezasını hukuka uygun bulmayarak kaldırdığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Ağır Ceza Mahkemesi

şikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, itirazın ne olduğunu

bilmediğinden ve itiraz dilekçesinin kendisine gönderilmediğinden

yakınmaktadır.

51. İtiraz dilekçesi, hâkimliğin kararının yeniden gözden

geçirilmesi sürecini başlatan ve sonuçları itibarıyla esaslı nitelikte bir usul

işlemidir. Bu işlem üzerine hâkimliğin itiraz dilekçesine konu talep yönünde

kararını değiştirme veya istemi yerinde görmediği takdirde dosyayı ağır ceza

mahkemesine gönderme mecburiyeti ve sonuçta başvurucu aleyhine bir karar

verilmesi ihtimali doğmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun Cumhuriyet

başsavcılığının itirazından haberdar edilmesi, itiraz dilekçesi içeriğindeki

iddialara karşı savunmalarda bulunabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Aksi takdirde başvurucunun Cumhuriyet başsavcılığının iddialarına karşı görüş

bildirme imkânı elinden alınarak anılan merci karşısında zayıf ve dezavantajlı

bir konuma düşebileceği açıktır.

52. Somut olayda İnfaz Hâkimliği kararının başvurucuya

tebliğinin yapılmasından 1 (bir) gün sonra itiraz mercii Cumhuriyet savcısının

başvurusu üzerine şikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Söz konusu olayda İnfaz

Hâkimliğinin gerekçeli kararında Cumhuriyet savcısı mütalaasının içeriğine yer

verilmediği, Cumhuriyet savcısının başvurucu aleyhine kanun yoluna başvurduğu,

itiraz dilekçesinin başvurucuya tebliğinin yapılmadığı, bunun doğal bir sonucu

olarak da makul bir süre beklenmeden başvurucu aleyhine kesin olarak karar

verildiği açıktır. Dolayısıyla başvurucunun Cumhuriyet savcısının dilekçesinde

yer alan görüşe karşı yargılamanın herhangi bir safhasında beyanda bulunma

imkânı olmadığı, bu koşullarda izlenen yöntemin silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı, başvurucunun

menfaatlerini koruyan güvencelerin başvurucuya sağlanmadığı açıktır. Bu durum,

yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkarmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

54. Başvurucu, itiraz mercinin kararında her ne kadar

"Yukarıda açıklanan gerekçeler ile" denilse de açıklanan bir

gerekçe olmadığını, yasal zorunluluk olmasına rağmen hiçbir gerekçe

belirtilmemesinin hak ihlali olduğunu belirtmiştir.

2. Değerlendirme

55. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

57. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'in

birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de

kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

58. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

59. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§§ 31, 34).

60. Derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara

yanıt vermek zorunda değildir. Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul

edildiğinde davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkeme bu hususa belirli

ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56).

61. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna

etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt

vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§§ 35, 39).

62. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların

mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal

düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm

arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim Ataş, B.

No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).

63. Bununla birlikte itiraz veya temyiz mercilerinin

yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı

gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.

Burada önemli olan husus, itiraz ya da temyiz mercilerinin bir şekilde itiraz

veya temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin

kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi,

§ 57). Diğer bir ifadeyle itiraz veya temyiz mercilerinin itiraz veya temyiz

incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı

durumlarda buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural

olarak gerekçeli karar hakkına ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırılık

teşkil etmez (Lokman Sapan, B. No: 2013/723, 21/11/2013, § 44).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

64. Hücre cezasının kaldırılmasına ilişkin İnfaz

Hâkimliği kararını inceleyen itiraz mercii, Cumhuriyet savcısının itirazı

üzerine kabul kararı vermiş ve şikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Somut olayda

İnfaz Hâkimliği kararının ortadan kaldırılması nedeniyle itiraz merciinin

gerekçe gösterme yükümlülüğünden muaf olma durumu söz konusu olamaz.

65. İtiraz mercii, şikâyetin kabul edilmesine ilişkin

İnfaz Hâkimliği kararında yer alan gerekçelerin neden hukuka uygun olmadığını

belirtmemiştir. Ayrıca gerekçeli kararın hangi kısmında hangi talebi

tartıştığını da açıklamamıştır. Bunun yanında kararın içeriğinde Edirne F Tipi

Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu "Eğitim" Kurulu kararından

bahsedilmektedir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği kararı karşısında hükme ulaşmayı

sağlayan sebepler ve sonuca götüren nedensellik kurgusu değerlendirmelerinin

yeterli açıklıkta yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında gerek hükmün

dayanağını oluşturan gerekçeli kararın, gerekse dosyanın incelenmesinde anılan

kabul gerekçesinin adalet gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte, yeterli ve

ilgili olduğu söylenemeyecektir. Sonuç olarak şikâyeti reddeden Mahkemenin

kararının hakkaniyete uygun makul bir gerekçe içerdiğinden bahsedilemez.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

67. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

68. Başvurucu, cezanın iptali ile beraber benzer hak

ihlallerine sebebiyet verilmemesi için tazminat talebinde bulunmuştur. Ayrıca

avukatı olmasa da danışmanlık desteği alması dolayısıyla tazminat istemiştir.

69. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

70. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

71. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

72. İncelenen başvuruda Cumhuriyet savcısının itiraz

dilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin, itiraz merciinin şikâyeti kabul ederken gerekçe

göstermemesi nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlalinin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmıştır.

73. Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan

benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş, Edirne 3. Ağır Mahkemesince yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ve ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu nedenle kararın

bir örneğinin Edirne 3. Ağır Mahkemesine gönderilmesini sağlamak üzere Edirne

1. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

74. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ile gerekçeli karar hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkeleri ile gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapacak olan Edirne 3. Ağır Ceza

Mahkemesine (D. İş 2017/557) iletilmek üzere Edirne 1. İnfaz Hâkimliğine

(E.2017/1197, K.2017/2438) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : İnan GÖK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/1936, 28 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Gereği Düşünüldü
  10. Karar
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Adli Yardım
  18. B. Silahların
  19. C. Gerekçeli
  20. D. 6216 Sayılı
  21. B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların
  22. C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  23. D. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli
  24. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/1936
Tarih
28 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • İsmail Yüksel Başvurusu (B. No: 2018/5517)
  • Güneş Basım Yayım Organizasyon ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/24677)
  • Fatma Ayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/9288)
  • Altay Aksoy Başvurusu (B. No: 2018/36557)
  • Arabi Acu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/3550)
  • Ramazan Beyazpirinç Başvurusu (B. No: 2016/2728)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.