İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Polat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2679)

1.Başvuru, Hazine tarafından açılan tazminat davasının kanun ve

Başvuru No2014/2679Tarih16 Kasım 2016Okuma22 dk · 4.443 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkincibölüm Celal Polat Ve Diğerleri Başvurusu

Bölüm
İkinci Bölüm
Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/2679
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.443 kelime·22 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, Hazine tarafından açılan tazminat davasının kanun ve

usule aykırı değerlendirme yapılarak kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının; Mahkeme ve Yargıtay kararlarında davanın sonucunu

etkileyecek esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 27/2/2014 tarihinde Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 24/10/2014 tarihinde

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 24/11/2014 tarihli

yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6.Türkiye çapında faaliyet gösteren A.K. Derneğinin (Dernek)

Genel Yönetim Kurulu üyesi ve çeşitli şubelerinde başkanlık yapan başvurucular

aleyhine eşya piyangosunda toplanan yardım paralarının bir kısmını usulsüz bir

şekilde A.K. Vakfına (Vakıf) aktardıkları iddiasıyla Hazine tarafından tazminat

davası açılmıştır.

7. Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, 31/10/2006 tarihli ve

E.2004/483, K.2006/357 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...

Davacının iddiası, davalının savunması ve

tekmil dosya kapsamı karşısında; dava dosyası bilirkişi kuruluna tevdi

edilmiştir.

Hukukçu Kırıkkale Üniversitesi Ticaret Bölümü

Öğretim Görevlisi F.O. ve Emekli Sayıştay Baş Deneticisi Yeminli Mali Müşavir

M.G. tarafından; 24/5/2005, 22/9/2005, 6/4/2006 ve 10/10/2006 tarihli raporlar

düzenlenmiştir.

Düzenlenen raporlarda; “…2860 sayılı Kanunun

24.maddesinde öngörülen % 40 sınırının aşılmadığı, Vakfa devir edilen 81.000

TL'nin protokol hükümlerine göre, satış bedelinin % 40 ı olduğu, Vakıf

tarafından toplam 202.500 TL'lik bilet satışının yapıldığı, Vakfa verilecek

bedelin 81.000 TL olduğu, bu meblağın, hizmet karşılığı ödenen miktar olduğu,

Vakıf tarafından 81000 adet bilet satıldığı, bunun ise satılan 154.744 adet

biletin % 52,35 i olduğu, 81.000 TL'nin hizmet bedeli karışlığında aktarıldığı,

protokol hükümlerine uygun bulunduğu, Dernek zararının söz konusu olmadığı,

Kamu zararından söz edilemeyeceği…” tespit edilmiştir.

Usul ve Yasaya uygun, Yargıtay denetimine

elverişli, hüküm oluşturmaya uygun bu bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul

edilmiştir.

Bu olgular karşısında;

Dava dışı A.K. Derneği tarafında, dava dışı

A.K. Vakfına piyango bilete satışından dolayı hizmet karşılığı 81.000 TL

ödenmiştir. Yapılan ödeme, protokol hükümlerine göre yapılmıştır.

Dava dışı A.K. Vakfı tarafından 81000 adet

bilet satılmıştır. Vakıf tarafından, satılan biletlerin bedel toplamı 202.500

TL'dir. Protokol hükmü gereğince, satış bedelinin % 40 ı, satışı yapan davaA.K.

Vakfına ödenmesi gerekmektedir. 202.500 TL'nin % 40 ı, 81.000 TL'dir Yapılan

ödeme, hizmet karşılığı yapılmıştır.

Gerek Ankara 5.Sulh Ceza Mahkemesinin 8/5/2003

tarihli ve E.2003/33, K.2003/478 sayılı kararı ve gerekse Ankara Asliye

19.Hukuk Mahkemesinin 12/4/2005 tarihli ve E.2002/66, K.2005/125 sayılı emsal

kararı, Yargıtay Yüksek 4.Hukuk Dairesinin 25/9/2006 tarihli ve E.2005/10946,

K.2006/9694 sayılı bu kararın onanmasına ilişkin emsal ilamı, mahkememizce

kabul edilen bilirkişi raporu, Ankara 24.Asliye Ceza Mahkemesinin eski

E.2002/1195 ve yeni E.2005/176 sayılı dava dosyasında düzenlenen bilirkişi

raporları, mütalaa raporları karşısında; davacının istemi yerinde

görülmemiştir. Dernek zararı ve kurum zararı yoktur. Yapılan ödeme, 2860 sayılı

Kanunun 24. maddesine ve protokol hükümlerine uygundur. Davacının davasının

reddine karar verilmesi gerekmektedir.

..."

8.Temyiz üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 5/2/2008

tarihli ve E.2007/742, K.2008/1146 sayılı ilamı bozulmuştur. İlamın ilgili

kısmı şöyledir:

"...

Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı

bakanlık tarafından 2860 sayılı Yardım Toplama Yasası gereğince A.K. Derneği'ne

eşya piyangosu için izin verildiği, davalıların dernek sorumlu kurulu ve yardım

toplama yetki belgesi verilen kişiler oldukları, A.K. Vakfına piyango

gelirinden aktarılan ve yasa gereği devlet malı sayılan 81.000 TL’nin dava

konusu edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dernek zararı bulunmadığı, vakfa

yapılan ödemenin yasal olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak 2860 sayılı Yasaya

muhalefet eylemi nedeniyle valilik tarafından davalılara 17/2/2004 tarihli

kararla idari para cezası verildiği, Dernekler Yasasına muhalefet yönünden

açılan kamu davasında ise, ceza mahkemesince oniki davalı hakkında mahkumiyet

kararı altı davalı hakkında ise beraat kararı verildiği, kararın temyiz

incelemesinde olduğu anlaşılmaktadır. Karar gerekçesinde piyango masraflarının

ciddiyetten uzak ve denetime elverişsiz olduğu, yasadaki masraf oranının son

damlasına kadar kullanıldığı belirtilerek derneğin zarara uğratıldığı kabul

edilmiş, altı davalının ise başka illerde şube yöneticisi olmaları nedeniyle

Dernekler Yasasına aykırılıktan beraatlerine karar verilmiş, Yardım Toplama

Yasasına aykırılık eylemleri hakkında ise tefrik kararı bulunduğu

açıklanmıştır.

B.K’nun 53. maddesine göre hukuk mahkemesi,

ceza mahkemesinin maddi olguya ilişkin belirlemeleri ile bağlıdır. Bu yasal

düzenleme ile somut olayın özellikleri değerlendirildiğinde Ankara 24. Asliye

Ceza Mahkemesinin E.2005/176, K.2006/941 sayılı dosyasının kesin hükme

bağlanmasının beklenmesi gerekmektedir. Başka illerde şube yöneticisiolandavalılaryönündeniseanılancezadosyasındaki

delillerde incelenip irdelenerek ve beraat kararının Yardım Toplama Yasasına

aykırılıktan olmadığı ve bağlayıcı bulunmadığı gözetilerek sorumlulukları

bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi raporu alınarak ve varılacak uygun

sonuç çevresinde bir karar verilmelidir.

Mahkemece ceza dosyasının kesin hükme

bağlanması beklenmeden, ceza dosyası içindeki deliller incelenmeden ve valilik tarafından

verilen idari para cezaları tartışılmadan eksik inceleme ile davanın

reddedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

..."

9.Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2008/307 sırasına

kaydedilmiş; bozma ilamına uyan Mahkeme 4/12/2012 tarihli ve K.2012/515 sayılı

kararı ile davalı başvurucular açısından davanın kabulüne, bir kısım davalı

açısından da reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

A.K. Derneği 1/6/2002 tarihinde Eşya Piyangosu

Organizasyonu düzenlemiştir. Alınan izinde eşya piyangosununun davalılarFermani

Kurtel, Turhan İçli, Eyüp Doğan, Yücel Yılkıran ve Mehmet Ali Bakici'nin

gözetim ve denetiminde yapılması, öngörülmüştür.

Eşya piyangosuna aitbiletlerin Türkiye

genelinde satışının sağlanması içinde,önceden görevlendirilen davalılara ek

olarakdiğer davalılar Süha Sağlam, Muharrem Kalıpçı, Abdülhamit Akarca, Ufuk

Gürbüz, Celal Polat, RamazanOral, M.K.D., A.A., A.Ç., H.A., İ.M.T., M.Ü. ve

Y.T. görevlendirilmiştir.İçişleri Bakanlığının 28/3/2002 tarihli ve 72069

sayılıyazıları ileiş bu davalılarayardım toplama yetki belgesi verilmiştir.

Mahkememizce kabul edilen bilirkişi raporuna

göre; A.K. Derneği tarafından düzenlenen eşya piyangosu organizasyonu için

toplam; 154744 adet bilet satılmıştır. Toplanan bedel 386.860 TL'dir.

Toplam satılan 154744 adet biletin,17973

adediİş Bankası tarafından satılmıştır. 41146 adedi Ziraat Bankası tarafından

satılmıştır. 21881 adet biletteA.K. Derneği tarafından satılmıştır.

Buna göre;organizasyonu düzenleyenler tarafındansatılanbilet

sayısı 73744'dür.Buna rağmen, 154744 adet biletintamamıorganizasyonu düzenleyen

17 kişi tarafındansatıldığı gösterilerek satışta görevlendirilen bu kişilere

emek ve masraf kaşılığı adı altında, 61.372,25 TLödeme yapılmıştır.

Diğer taraftan, 154744 adet bilet A.K. Hizmet

Vakfıtarafından satıldığı gösterilerek,A.K. Hizmet Vakfına 81.000 TL bedel

aktarılmıştır.

Diğer taraftan kaldıki; Ziraat Bankası ve İş

Bankası aracılığıyla satılan toplam;59119 adet biletten dolayıA.K. Derneği

tarafındaniş bu bankalarahiç bir masraf ödenmemiştir.

Buna rağmen A.K. Derneği tarafından mükerrer

ödemelerve fazla ödemeler yapılmıştır.Banka tarafından masrafsız olarak satılan

biletler içinde hem organizasyonda görev yapanlara hemde vakfa ödemeler

yapılmıştır.

A.K. Derneği tarafından A.K. Hizmet Vakfına

aktarılan 81.000 TLbedel2908 sayılı kanunun85/2 maddesine aykırılık teşkil

etmektedir. 2860 sayılı Kanunun 28.maddesi gereğince; iş bu bedel, kamu

zararını oluşturmakdadır. İş bu kamu zararından iş bu davalılar sorumludur.

Davacı idarenin davalılardan talep edebileceği

bedel 81.000 TL'dir.İş bu bedele kamu zararının meydana geldiği 25/6/2002

tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmalıdır.

Her nekadarA.K. Hizmet Vakfı23/11/2011

tarihindeA.K. Derneğine 51.231,43 TL ödemişisede; iş bu bedel81.000 TL bedelden

düşülmemiştir. Zira;A.K. Hizmet Vakfıiş bu bedeli A.K. Derneğinebağışlamıştır.

Yapılan ödemegeri ödeme olmayıp bağış olduğundan mahkememizce dikkate

alınmamıştır. Davalıların bu yöndeki itirazlarına mahkememizce itibar

edilmemiştir.

Bu olgular karşısında; davacınıniş bu

davalılara yönelik davasında davacının davasının kabulüne karar vermek

gerekmiştir.

..."

10. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 7/5/2013 tarihli

ve E.2013/3020, K.2013/8229 sayılı ilamıyla yargılama gideri ile ilgili kısım

düzeltilmek suretiyle hüküm onanmıştır.

11. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 23/12/2013 tarihli ve

E.2013/16231, K.2013/20342 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

12.Ret kararı 29/1/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş,

27/2/2014 tarihinde başvurucular tarafından bireysel başvuruda bulunulmuştur.

13. Bu arada başvurucular Zafer Dok, Deniz Oral ve Huriye Dok'un

murisi M.K. Dok ile diğer başvurucular hakkında Derneği zarara uğratmak

suçundan Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2005/176 sayılı dosyasında dava

açılmış; Mahkeme 14/11/2006 tarihli ve K.2006/941 sayılı kararı ile sanıkların

6/10/1983 tarihli ve 2908 sayılı mülga Dernekler Kanunu'nun 85. maddesinin

ikinci fıkrası gereği cezalandırılmalarına ve cezanın ertelenmesine karar

vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkememizin kanaatine göre; Her iki olayda

dernek zarara uğratılmıştır.

Piyango Gelirinin

Dağıtılması:

Dernekler kanunu ve medeni kanunun ilgili

hükümlerin birlikte değerlendirildiğinde açıkça görüleceği gibi, dernekler

kazanç paylaşma dışında kanunlarla yasaklanmayan belirli ve ortak bir gayeyi

gerçekleştirmek üzere bir araya gelen gerçek kişilerin oluşturdukları tüzel

kişiliklerdir. Dernek organlarında görev alarak daha aktif çalışma konusunda

istekli üyelerin bu organlarda görev alarak çalıştıkları, bu kişilerin

çalışmalarında iktisadi bir amaçlarının da olamayacağı muhakkaktır, yani gerçek

kişiler üyesi oldukları derneklerin amaçlarını gerçekleştirirlerken gönüllü

olarak bu etkinliklere katılır ve karşılık veya kar amacı gütmezler,

derneklerin organlarında görev yapan üyelerine ücret veya hakkı huzur adı

altında ödeme yapılamaz, oysa satılan biletler kaşılığı olarak yapılan

ödemelerin tamamı kişilerin kendi beyanları doğrultusunda keyfi olarak

yapılmış, harcamalar karşılığında herhangi bir belge ibraz edilememiştir.

Ayrıca sanki biletlerin tamamı görevli

kişilerce satılmışçasına herkesin sattığı biletle orantılı olarak görevlilere

(ki bunların çoğunluğu dernek yönetim kurulu üyesi yada şube görevlisidir.)

Yüksek miktarda paralar ödenmiştir.

Bununla kalınmamış sanki 81000 adet bilet

vakıfça satılmış gibi gösterilerek Vakfa da 81.000 TL aktarılmıştır.

Dernek genel yönetimi tarafından 20/4/2002

tarihinde alınan 406 sayılı karar gereği, yardım toplama faaliyetinin

başarısızlığa uğramaması amacıyla vakıftan piyango biletlerinin satışı

konusunda yardım istenmiştir, bu karar gereğince dernek yöneticileri Eyyüp

Doğan, Mehmet Ali Bakıcı ile vakıf yöneticileri Mustafa Kemal Dok ve Necati Ünver

arasında 22/4/2002 tarihinde imzalanan protokolde derneğin sattığı biletlerin

toplam bedelinin % 40 ını satış organizasyonu karşılığında çekilişten sonraki

bir tarihte bağış makbuzu mukabilinde vakfa aktaracağı belirlenmiş, sonra

dernek tarafından vakfa tanesi 2.5 TL den 81.000 adet satılan bilet karşılığı

81.000TL ödenmiştir.

1 Haziran 2002 tarihinde çekilişi yapılan eşya

piyangosunun ardından Milli Piyango Genel Müdürlüğünce bastırılan 500.000 adet

biletten 345.256 adet biletin satılmadığı, 154.744 adet biletin ise satıldığı

belirlenmiştir.

Resmi kayıtlara göre satılan biletlerden

65.054 tanesi şubeler tarafından, 8699 tanesi merkez tarafından, 81.000 tanesi

de vakıf tarafından satıldığı belirlenmiş ancak bilet satışı karşılığı para

ödenmesi ile ilgili dökümde para ödenen kişilerin toplam 154.195 adet bilet

sattıkları belirtilmiştir.

Oysa bankalardan gelen cevabi yazılarda Z.

Bankası tarafından 41146 adet T.İ. Bankası tarafından 17973 adet bilet satılmış

olduğu, böylece biletlerin 59119 tanesinin yani yüzde 38'inin bankalar

tarafından satıldığı belirlenmiştir.

2860 sayılı yardım toplama kanunun yardım

toplama faaliyetinin giderleri ile ilgili 24. maddesinde, …eşya piyangosu

düzenleyerek, kültürel gösteriler tertipleyerek, sergiler açarak, spor

gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenleyerek yardım toplama hallerinde ise

giderler brüt gelirin yüzde kırkını geçemeyeceğine dair düzenleme

getirilmiştir.

Burada amaçlanan özellikle eşya piyangosu

düzenlenmesinde esas olarak dağıtılacak hediye yada paranın bedeli ve belgelendirilecek

zorunlu giderlerdir. Bu maddeden çoğunluğu dernek yöneticilerinden oluşan eşya

piyangosu kuruluna emek ve masraf karşılığı bir para ödenmesine imkan veren

yorum çıkarılamaz.

Yukarıda belirtildiği gibi 59119 adet banka

şubelerince ve hiçbir masraf talep edilmeden satılmıştır. Oysa kayıtlarda bu

durum görünmemektedir. Bazı savunmalarda bu rakam vakfın sattığı 81000 bilet

içinde bazı savunmalarda da emek ve masraf karşılığı para ödenen kişilerce

satılan bilet için değerlendirilmektedir.

Bu durumda göstermektedir ki masraflar

ciddiyetten uzak denetime olanak vermeyecek şekilde düzenlenmiş ve o şekilde

2860 sayılı kanunun 24. maddesindeki düzenleme son damlasına kadar kullanılarak

brüt gelirin yüzde kırkı bu şekilde dağıtılıp, Yardım toplama kanunun 24.

maddesi kötüye kullanılmıştır.

Bu nedenle, bu konuda sorumlulukları bulunan

sanıklar Fermani Kurtel, Turhan İçli, Eyüp Doğan, Yücel Yılkıran, Mehmet Ali

Bakıcı, Muharrem Kalıpçı, Süha Sağlam, Celal Polat, Abdülhamit Akarca ve Ufuk

Gürbüzün bu eyleme katılarak suç işledikleri kanaatine varılmıştır."

14.Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23/12/2010 tarihli

ve E.2009/2085, K.2010/13183 sayılı ilamıyla sanıklar hakkında açılan davaların

zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Koşulları oluşmadığından bir kısım sanıklar

ile bir kısım sanıklar müdafiinin duruşma isteminin CMUK'nın 318. maddesi

uyarınca reddine

1- AnkaraValiliği'nin olay nedeniyle suçtan

doğrudan zarar görmesi söz konusu olmadığından, davaya katılmasına karar

verilmesi hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup, hükmü temyize yetki

vermeyeceğinden katılan idare vekilinin temyiz talebinin CMUK'nın 317. maddesi

gereğince REDDİNE,

2- Sanıklar MuharremKalıpcı ve Eyyüp Doğan

müdafii ile sanıklar Turhan İçli, Suha Sağlam, Fermani Kurtel, Mehmet Ali

Bakici, Ramazan Oral, Ufuk Gürbüz, Yücel Yılkıran, Abdulhamit Akarca, Celal

Polat'ın temyiz istemlerine ilişkin incelemede:

Sanıklara atılı 2908 sayılı Kanuna muhalefet etme

suçu için anılan Kanunun 85/2. maddesinde öngörülen cezanın süresi itibariyle,

suç tarihindeyürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde

belirlenen zamanaşımının, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği

anlaşıldığından, hükmün BOZULMASINA, CMUK'nın 322. maddesine istinaden davanın

zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 23/12/2010 tarihinde oybirliği ile karar

verildi."

15. Yine başvurucular ve bir kısım başvurucunun murisi hakkında

23/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'na muhalefet suçundan

Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesinin E.2003/33 sayılı dosyasında dava açılmış;

Mahkeme 8/5/2003 tarihli ve K.2003/478 sayılı kararı ile sanıkların delil

yetersizliğinden beraatlerine karar vermiştir.

16. Temyiz nedeniyle dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında

iken 24/4/2003 tarihli ve 4854 sayılı Bazı Kanunlardaki Cezaların İdari Para

Cezasına Dönüştürülmesine Dair Kanun gereği Mahkemeye iade edilmiş; Mahkeme

25/9/2003 tarihli ve E.2003/1081, K.2003/935 sayılı kararı ile sanıkların

üzerlerine atılı suçun müeyyidesinin idari para cezasına dönüştürülmesi

nedeniyle görevsizlik kararı vermiştir.

B. İlgili Hukuk

17. 2908 sayılı mülga Kanun'un 85. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

"Her ne suretle olursa olsun kendisine

tevdi olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair

malları kendisinin veya başkasının menfaatine olarak sarf veya istihlak veya

rehneden veya satan, gizleyen, imha,inkar, tahrif veya tağyir eden yönetim

kurulu başkanı ve üyeleri veya denetçi-ler ile derneğin sair hizmetlileri

fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, altı aydan iki yıla

kadar hapis ve onbin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile

cezalandırılır."

18. 2860 sayılı Kanun'un 28. maddesi şöyledir:

"Yardım toplama faaliyetinden elde edilen

mal ve paraları zimmetine geçiren kişi, kamu görevlisi olup olmadığına

bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre

cezalandırılır."

19. 2860 sayılı Kanun'un 24. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Makbuzla, belirli

yerlere kutu koymak veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi

tutmuş sistemler kullanmak suretiyle, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu

çıkararak yardım toplama şekillerinde giderler, brüt gelirin yüzde onunu; eşya

piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler tertipleyerek, sergiler açarak,

spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenleyerek yardım toplama hallerinde ise

giderler, brüt gelirin yüzde kırkını geçemez."

20. 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılıDernekler Kanunu'nun 32.

maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine aykırı davrananlara

uygulanacak cezalar aşağıdaki şekildedir:

f) Her ne suretle olursa olsun kendisine tevdi

olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malları

kendisinin veya başkasının menfaatine olarak sarf veya istihlâk veya rehneden

veya satan, gizleyen, imha, inkâr, tahrif veya tağyir eden yönetim kurulu

başkanı ve üyeleri veya denetçiler ile derneğin diğer personeli Türk Ceza

Kanununun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerine göre

cezalandırılır. Ayrıca, mahkeme yargılama sırasında sanıkların, organlardaki

görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılmasına da karar verebilir."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

22. Başvurucular Derneğin Genel Yönetim Kurulu üyesi ve çeşitli

şubelerinde başkan olarak görev yaptıklarını, Derneğe gelir elde etmek amacıyla

eşya piyangosu düzenlemek için İçişleri Bakanlığından izin aldıklarını,

biletlerin satışını artırmak için Vakıf ile yaptıkları sözleşmeye göre satışın

Vakıf tarafından yapılması, Vakıfça satılan bilet bedelinin %40'nın Vakfa

ödenmesinin kararlaştırıldığını, anlaşma doğrultusunda Vakfın 81.000 bilet

sattığını, her bir bilet için 1 TL olmak üzere toplam 81.000 TL'nin Vakfa

ödendiğini, sonraki süreçte Vakfın da Derneğe 91.468,50 TL bağış yaptığını,

işlemlerde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, haklarında açılan ceza davasında

Mahkemenin mahkûmiyet kararı verdiğini ancak Yargıtayın zamanaşımı nedeniyle

davayı düşürdüğünü, bunun yanında Ankara Valiliğinin, Derneği zarara

uğrattıklarını iddia ederek tazminat davası açtığını, Mahkemenin ilk önce

davayı reddettiğini, bozma kararından sonra ise dosyaya yeni bir delil

girmemesine rağmen aleyhlerine tazminata hükmettiğini, Derneğin Vakfa aktardığı

para nedeniyle Hazinenin herhangi bir zararının olmadığını, kaldı ki zarara

uğradığı iddia edilen Derneğin dava açma hakkının da olduğunu, zaten sonraki

süreçte Vakfın Derneğe aktarılan parayı fazlasıyla ödediğini, bu açıdan ortada

bir zararın olmadığını, Mahkemenin ilk yargılamada ret kararı verdiği hâlde

ikinci yargılamada neden kabul kararı verdiğini kararda açıklamadığını, yine

birinci yargılamaya göre ikinci yargılamadaki yeni unsurların ne olduğu, para

Vakfa aktarıldığı hâlde neden kendilerinin haksız kazanç elde etmiş

sayıldıkları, ortada bir zarar varsa zarara uğrayan Dernek olduğu hâlde

tazminatın neden Derneğe değil de Hazineye ödenmesi gerektiği hususlarının da

kararlarda açıklanmadığını, aynı şekilde bu iddiaların Yargıtay ilamlarında da

değerlendirilmediğini, aynı olayla ilgili yürütülen ceza yargılamasında

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, Ankara Valiliğinin suçtan doğrudan zarar görmesinin

söz konusu olmadığını belirterek davaya katılma kararının yok hükmünde olduğuna

karar verdiğini, buna rağmen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin olayda Ankara

Valiliğinin zararının bulunduğunu kabul ederek tazminat hükmünü onamasının açık

çelişki oluşturduğunu, tazminat kararıyla Ankara Valiliğinin sebepsiz

zenginleştiğini, kararlarda yeterli gerekçeye yer verilmemesi nedeniyle kanun

yollarının etkin koruma sağlamaktan uzak olduğunu, kararın Kanun'a ve

hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinde

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve yargılamanın yenilenmesine karar

verilmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucuların Anayasa'nın 19.

maddesindedüzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Buna göre başvuru, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiası ile yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası başlıkları

altında incelenmiştir.

1. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

24. Başvurucular, Mahkemenin ilk yargılamada davayı reddettiği

hâlde bozma sonrası dosyaya yeni hangi delil ve unsurların girdiğini ve bu

kapsamda neden davayı kabul ettiğini açıklamadığını, yine dava konusu para

Vakfa aktarıldığı hâlde neden kendilerinin haksız kazanç elde etmiş

sayıldıkları, ortada bir zarar varsa zarara uğrayan Dernek olduğu hâlde

tazminatın neden Derneğe değil de Hazineye ödenmesi gerektiği hususlarının da

Mahkemenin kararında açıklamadığı gibi Yargıtay ilamlarında da buna yönelik

itirazların değerlendirilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

25. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

26. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da her zaman bu

hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince

verilen bu tür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olupbu durumda

üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin

benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

27. Somut başvuru açısından ilk Derece Mahkemesinin; bilirkişi

raporları, Savcılık soruşturma dosyaları, ceza mahkemesi kararları ve tüm

delilleri, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde değerlendirerek (bkz. §

35-37) piyango çekilişi için satılan bilet paralarından 81.000 TL'lik kısmın

usulsüz olarak Vakfa aktarıldığı, organizasyonu düzenleyen ve bilet satışında

görev alan başvurucuların müteselsilen zarardan sorumlu olduklarını belirtmek

suretiyle başvurucular aleyhine tazminata hükmettiği, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin ise hükmü onayarak karar düzeltme talebini reddettiği anlaşılmıştır.

Başvurucular tarafından yargılamada ileri sürülen ve davanın sonucunu

etkilediğini iddia edilen taleplerin Mahkeme kararında değerlendirildiği, bu

kapsamda Mahkemenin gerekçesine atıf yapan Yargıtay ilamlarında dosyadaki iddia

ve olgulara ayrıntılı cevap verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, ilamlarda

Mahkemenin gerekçesinin yerinde olduğu belirtilerek başvurucuların tüm temyiz

itirazlarının reddedildiği, bu açıdanMahkeme ve Yargıtay kararlarının

gerekçesiz olduğuna ilişkin iddianın yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

28. Başvurucuların gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

29. Başvurucular, aynı olayla ilgili ceza yargılamasında

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, Ankara Valiliğinin suçtan doğrudan zarar görmediğini

belirterek Valiliğin davaya katılma talebinin yok hükmünde olduğuna karar

verdiğini ancak tazminat davasında Mahkeme ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin

Vakfa aktarılan paralar nedeniyle Valiliğin zarara uğradığını belirterek

Valilik lehine tazminata hükmettiğini, bu durumun kararlar arasında açık

çelişki oluşturduğunu, tazminat kararıyla Ankara Valiliğinin sebepsiz

zenginleştiğini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

30.Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

31.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:

“...Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

32.6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın

ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara

ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik

İnş. Taah. Reklam.Paz. Bas. Yay.San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056,

16/4/2013, § 34).

34. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi

tutulamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve

açık^bir keyfîlik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve

hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derece

mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve hukuk kuralını yorumlamasında

bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi

söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

35. Başvuruculara karşı Ankara19. Asliye Hukuk Mahkemesine

açılan tazminat davasında Mahkemenin, Dernek tarafından piyango bileti

satışından dolayı hizmet karşılığı Vakfa 81.000 TL ödendiğini, yapılan ödemenin

protokol hükümlerine göre yapıldığını, Vakıf tarafından 81.000 bilet

satıldığını, satılan biletlerin bedel toplamının 202.500 TL olduğunu, protokol

hükmü gereğince satış bedelinin %40'ının, satışı yapan Vakfa ödenmesi

gerektiğini, 202.500 TL'nin %40'ının 81.000 TL olduğunu, bilirkişi raporu,

Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2005/176 sayılı dava dosyasında

düzenlenen bilirkişi raporları, mütalaa raporları karşısında yapılan ödemenin

2860 sayılı Kanun'un 24. maddesine ve protokol hükümlerine uygun olduğunu

belirterek davanın reddine karar verdiği; Yargıtay4. Hukuk Dairesinin 5/2/2008

tarihli ilamında, konu ile ilgili olarak 2860 sayılı Kanun'a muhalefet eylemi

nedeniyle Valilik tarafından davalılara 17/2/2004 tarihli kararla idari para

cezası verildiği, 2908 sayılı mülga Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu

davasında ise Ceza Mahkemesince on iki davalı hakkında mahkûmiyet kararı, altı

davalı hakkında ise beraat kararı verildiği, kararın temyiz incelemesinde

olduğunun anlaşıldığı, karar gerekçesinde piyango harcamalarının ciddiyetten

uzak ve denetime elverişsiz olduğu, Kanun'daki masraf oranının son damlasına

kadar kullanıldığı belirtilerek Derneğin zarara uğratıldığının kabul edildiği,

altı davalının ise başka illerde şube yöneticisi olması nedeniyle haklarında

beraat kararı verildiği, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar

Kanunu'nun 53. maddesine göre hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin maddi olguya

ilişkin belirlemeleri ile bağlı olduğu, bu yasal düzenleme ile somut olayın

özellikleri değerlendirildiğinde Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin

E.2005/176, K.2006/941 sayılı dosyasının kesin hükme bağlanmasının

beklenmesinin gerektiği, Mahkemece ceza dosyasının kesin hükme bağlanması

beklenmeden, ceza dosyası içindeki deliller incelenmeden ve Valilik tarafından

verilen idari para cezaları tartışılmadan eksik inceleme ile davanın

reddedilmesinin doğru görülmediği belirtilerek hükmün bozulduğu anlaşılmıştır.

36. Mahkemenin bozma sonrası ret kararına esas aldığı raporu

düzenleyen bilirkişilerden 26/9/2011 havale tarihli ek rapor aldırdığı, bu

raporun yeterli görülmemesi üzerine dosyanın başka bir bilirkişi heyetine tevdi

edildiği ve 30/1/2012 tarihli raporun dosya kapsamına alındığıanlaşılmıştır.

37. Mahkeme, bozma sonrası yaptığı yargılama sonucu Ankara

24.Asliye Ceza Mahkemesinin E.2005/176 sayılı dosyası, Ankara 5.Sulh Ceza

Mahkemesinin E.2003/1081, E.2003/33 sayılı dosyaları, 30/1/2012 tarihli

bilirkişi raporu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyaları,

taraflarca ibraz edilen belgeler, taraf beyanları ve toplanan tüm delilleri de

gözönüne alarak başvurucular ve bir kısım başvurucu murisinin Dernek tarafından

1/6/2002 tarihinde düzenlenen eşya piyangosunun organizasyonu ve bilet

satışında görev aldığını, bilirkişi raporuna göre toplam 154.744 bilet

satıldığını, 386.860 TL para toplandığını, satılan biletlerden 17.993'ünün İ.

Bankası, 41.116'sının Z. Bankası, 21.881'inin ise Dernek tarafından

satıldığını, organizasyonu düzenleyenlerin 73.744 adet bilet sattıklarını, buna

rağmen biletlerin tamamı organizasyonu düzenleyen 17 kişi tarafından satılmış

gibi gösterilerek bu kişilere 61.372,25 TL ödendiğini, diğer taraftan Bankalar

tarafından satılan 59.119 adet bilet nedeniyle Bankalara masraf ödenmediğini,

bu durumun 81.000 TL'lik bilet satışı için mükerrer ve fazla ödemeyi ortaya

koyduğunu, Dernek tarafından Vakfapara aktarılmasının 2908 sayılı mülga

Kanun'un 85. maddesinde belirtilen eylemi oluşturduğunu, 2860 sayılı Kanun'un

28. maddesi gereğince bu bedelin kamu zararı niteliğinde olduğunu ve bu

zarardan davalıların sorumlu olduğunu, her ne kadar Vakıf 23/11/2011 tarihinde

Derneğe 51.231,43 TL ödemiş ise de bu ödemenin bağış niteliğinde olması

nedeniyle 81.000 TL'den düşülmediğini, yapılan ödemenin geri ödeme olmaması

nedeniyle bu yöndeki itirazların da dikkate alınmadığını belirterek davayı

kabul ettiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 7/5/2013 tarihli ilamı ile kararı

yargılama giderindeki yanlışlığıdüzeltmek suretiyle hükmü onadığı, karar

düzeltme talebini ise 23/12/2013 tarihinde reddettiği anlaşılmıştır.

38. Mahkemenin 31/10/2006 tarihli kararıyla ilgili Yargıtay 4.

Hukuk Dairesinin verdiği 5/2/2008 tarihli bozma ilamı, bozma sonrası aldırılan

bilirkişi raporu ve bu rapordaki tespitler dikkate alınarak verilen karardaki

gerekçeler ve başvurucuların iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Mahkeme

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu, Anayasa Mahkemesinin, Derece Mahkemelerinin hukuk kurallarının

olay ve olgulara uygulanması sırasındaki takdirine müdahale etmesi, kendisini

onların yerine koyarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı, bu açıdan

başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yetkisi

dışında kalan hususlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

39. Bunun yanında başvurucular Ankara 24. Asliye Ceza

Mahkemesinin E.2005/176 sayılı dosyasında, Ankara Valiliğinin katılan sıfatıyla

davayı kabulüne yönelik verilen kararın, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23/12/2010

tarihli ilamıyla yok hükmünde kabul edilmesine rağmen tazminat davasında,

Valiliğin olay nedeniyle zarar gördüğü kabul edilerek Valilik lehine tazminata

hükmedilmesinin kararlar arasında çelişki oluşturduğu, kararın bu yönüyle Kanun

ve usule aykırı olduğunu ileri sürmüş iseler de başvuru konusu yargılama

sürecinde daha önce aynı konu ile ilgili ceza yargılamasında verilen düşme

kararı kapsamında müdahillik talebi ile ilgili yapılan değerlendirmenin hukuk

mahkemesi açısından bağlayıcı olup olmayacağı hususundaki değerlendirme

yetkisinin Derece Mahkemesine ait olduğu, bu açıdan iddianın yargılamanın

sonucuna yönelik olduğu anlaşılmıştır.

40. Başvurucular, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmamışlardır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucuların belirtilen iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatası da içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Celal

POLAT

2. Zafer DOK

3. Turhan

İÇLİ

4. Mehmet

Ali BAKİCİ

5.

Abdulhamit AKARCA

6. Fermani

KURTEL

7. Yücel

YILKIRAN

8. Ramazan

ORAL

9. Deniz

ORAL

10. Suha

SAĞLAM

11. Eyyüp

DOĞAN

12. Muharrem

KALIPCI

13. Ufuk

GÜRBÜZ

14. Huriye

DOK

Vekilleri

:

Av. Hasan

TATAR

Av. Abdulhalik YÜCESOY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2679, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Paksüt
  15. Kömürcü
  16. Polat
  17. İçli
  18. Kurtel
  19. Yılkıran
  20. Oral
  21. Oral
  22. Sağlam
  23. Doğan
  24. Kalıpcı
  25. Gürbüz
  26. Dok
  27. Tatar
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2679
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Ergül Okulmuş Başvurusu (B. No: 2014/12960)
  • Süleyman Bağrıyanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9756)
  • Ersun Gürses Başvurusu (B. No: 2014/15950)
  • Tuğba Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/10120)
  • Melike Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/7400)
  • Mehmet Fadıl Denk Başvurusu (B. No: 2014/3553)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.