İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cengiz Bozkurt Başvurusu (B. No: 2017/38634)

1. Başvuru, alacağın değer kaybına uğratılması nedeniyle

Başvuru No2017/38634Tarih12 Ocak 2021Okuma14 dk · 2.762 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cengiz Bozkurt Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2017/38634
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.762 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, alacağın değer kaybına uğratılması nedeniyle

mülkiyet hakkının; aleyhe hükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle de mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmeyeceğini

açıklamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1973 doğumlu olup Ankara'da ikâmet

etmektedir.

9. Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Aşağıyurtçu mahallesi

218 ada 10 parselde kayıtlı 486 metrekare yüz ölçümüne haiz tarla vasfındaki

taşınmaz köy tüzel kişiliği adına kayıtlı iken 143.791.000 TL satış bedeli ile

26/3/1997 tarihinde başvurucu adına tahsisen tescil edilmiştir. Tapu senedinde

taşınmazın iktisap nedeni 20/5/1987 tarihli ve 3367 sayılı Kanun ile değişik

18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun ek 13. maddesi olarak

gösterilmiştir.

10. Tüzel kişiliği sona eren Asağıyurtçu köyünün

haklarını devralan Yenimahalle Belediyesi (Belediye) 3/11/2009 tarihinde, 3367

sayılı Kanun ile 20/8/1987 tarihli ve 19550 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği hükümlerinde belirtilen şartların

yerine getirilmediği iddiasıyla başvurucu adına tescil edilen taşınmaz için

tapu iptali ve tescili davası açmıştır. Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

16/7/2010 tarihinde, başvurucunun tahsisen tescil edilen taşınmaz üzerine beş

yıl içerisinde bina yapma şartını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın

kabulü ile taşınmazın Belediye adına tesciline hükmetmiştir. Kesinleşme

şerhinde kararın temyiz edilmeksizin 14/2/2011 tarihinde kesinleştiği

belirtilmiştir.

11. Başvurucu 10/6/2013 tarihinde Belediyeye karşı alacak

davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; bedeli karşılığında satın aldığı

taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek Belediye adına tescil edildiğini buna

karşılık Belediyenin herhangi bir ödeme yapmadığını belirterek dava konusu

taşınmazın değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte

ödenmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın değeri

80.000 TL olarak gösterilmiştir.

12. Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 13/2/2014

tarihinde davayı reddetmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde 442 sayılı

Kanun'da taşınmaz bedelinin başvurucuya ödeneceğine dair bir hüküm

bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiştir.

13. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (Daire) 24/12/2014

tarihinde Mahkeme kararını bozmuştur. Daire, davayı sebepsiz zenginleşmeye

dayalı alacak davası olarak nitelemiştir. Daire; başvurucunun tahsis

koşullarını yerine getirmemesi nedeniyle tapu kaydının iptal edildiğine,

bununla birlikte başvurucunun tahsis işlemi sırasında ödediği bedeli isteme

hakkına sahip olduğuna işaret ederek başvurucu tarafından ödenen bedelin aynen

iadesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Daire, başvurucu tarafından

bir bedelin ödendiğinin ispatı halinde ödenen bedelin aynen iadesine karar verilmesi

gerekirken sebepsiz zenginleşme ilkelerine aykırı olarak davanın reddedilmiş

olmasını doğru bulmadığını açıklamıştır.

14. Mahkeme 29/12/2015 tarihinde Dairenin bozma kararına

uymuş ve davayı kısmen kabul ederek 143,79 TL'nin dava tarihinden itibaren

işleyecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

Mahkeme gerekçesinde; başvurucunun taşınmaz için 143.791.000 eski Türk Lirası

(143,79 TL) ödemiş olduğunu, dolayısıyla bu bedelin aynen iadesine karar

verilmesi gerektiğini açıklamıştır. Mahkeme ayrıca başvurucu lehine 143 TL

vekâlet ücretine, davalı Belediye lehine ise 9.134 TL vekâlet ücretine

hükmetmiştir.

15. Başvurucu 5/2/2016 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

Başvurucu, temyiz dilekçesinde; taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli

üzerinden hesaplanacak değerin iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Daire, Mahkemenin kararını 22/2/2017 tarihinde onamıştır. Başvurucu, karar

düzeltme isteminde bulunmuştur. Daire 31/10/2017 tarihinde karar düzeltme

istemini reddetmiştir.

16. Nihai karar 23/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 8/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat

Hükümleri

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanunu'nun 77. maddesi şöyledir:

"Haklı bir sebep olmaksızın, bir

başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri

vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin

geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması

durumunda doğmuş olur. "

2. Yargıtay

İçtihadı

19. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11/2/2020 tarihli ve

E.2019/5860, K.2020/1112 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Geçerli bir sebebe dayanmaksızın,

bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerin eksiksiz

iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi

ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek

kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda

olduğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.

Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın

aradan geçen zamana ve enflasyon oranlarına bağlı olarak iade günündeki alım

gücünün farklı ve az olduğu da bilinen bir gerçektir.

Hukuken geçersiz sözleşmeler, sebepsiz

zenginleşme kurulları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet ilkesi

hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus, hakkaniyetin ve adaletin bir

gereğidir. Bu bakımdan iade kararı verilirken, satış bedeli olarak verilen

paranın alım gücünün, ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu

şekilde iadeye karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde ise kısmi iade durumu

oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme

olarak kalacak ve iade borçlularının iade de direnmelerine neden

olacaktır."

20. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26/3/2019 tarihli ve

E.2017/15604, K.2019/2545 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Geçersiz satış sözleşmesi

gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi 'Denkleştirici

Adalet' düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir

sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal

varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve

gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.

Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu

alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk

ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi

gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek

tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar

paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların

ortalaması alınmalıdır.

Başka bir deyişle, denkleştirici adalet

kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın

alım gücünün, ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması

zorunluluğu bulunmaktadır.

Satım bedelinin iade tarihindeki

ulaştığı bedel belirlenirken ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle

azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, altın, işçi

ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış vs. ortalamaları göz önünde

tutulmalıdır."

B. Uluslararası

Hukuk

21. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ferda

Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, §§ 25-31; ANO İnşaat ve

Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, §§ 39-43.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu; bedeli karşılığı satın aldığı taşınmazın

gerçek değerinin ödenmediğini, bunun yerine 1997 yılında ödemiş olduğu bedelin

aynen iadesine karar verildiğini, aradan geçen uzun süre nedeniyle alacağın

değer kaybına uğradığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

26. Başvurucunun açtığı alacak davası Mahkemece kabul

edilmiştir. Bu hüküm Yargıtayca onanmış ve karar düzeltme istemi de

reddedilmekle kesinleşmiştir. Dolayısıyla söz konusu alacağının başvurucu

yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiğinde

kuşkusuzdur.

27. Başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilen alacağa enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak

hükmedilmesi şeklindeki müdahalenin mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin

birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Ferda Yeşiltepe, §§ 48-51).

28. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun

olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca

ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife

Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62). Ölçülülük ilkesi gereği

kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu

yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekir. Bu

adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit

edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966,

15/2/2017, § 58). Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi;

bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan

müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da

gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven,

§ 60).

29. Kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli para

alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetlerde, kamu

makamlarının para borçlarını makul olmayan bir gecikme ile ödedikleri

durumlarda para alacağında meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular

üzerinde şahsi olarak aşırı bir yük oluşturması hâlinde müdahale ölçülü

olmadığı sonucuna varılacaktır (kamulaştırma bedeli yönünden bkz. Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Ali Şimşek ve

diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden

bkz. Ferda Yeşiltepe; ihale alacağı yönünden bkz. ANO İnşaat ve

Ticaret Ltd. Şti.; vergi iadesi alacağı yönünden bkz. Akel Gıda San. ve

Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat yönünden

bkz. Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016).

30. Başvuruya konu olayda tapu kaydının iptali üzerine

başvurucu, taşınmazının rayiç bedelinin ödenmesi talebiyle Belediye aleyhine

alacak davası açmıştır. Yargılama süreci sonunda sebepsiz zenginleşme

kapsamında başvurucuya taşınmazın tahsisi için 1997 yılında ödediği bedel olan

143,79 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte

ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucu, hükmedilen bedelin taşınmazın gerçek

değerinin karşılığı olmaması ve değer kaybına uğratılmış şekilde alacağa

hükmedilmesinden şikâyetçidir.

31. Bu aşamada belirtmek gerekir ki yargılama sürecinde

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması -kural olarak-

derece mahkemelerinin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız olmayıp

derece mahkemelerinin kararlarının açıkça keyfî olmaması veya bariz bir takdir

hatası içermemesi gerekir. Bu bağlamda somut olayda başvurucunun zararının

taşınmazın rayiç bedeli üzerinden mi hesaplanması gerektiği yoksa tahsis

tarihinde ödenen bedel üzerinden mi hesaplanması gerektiğinin takdiri derece

mahkemelerine aittir. Derece mahkemeleri, başvurucunun tahsis koşullarını

yerine getirmemesi nedeniyle tapu kaydının iptal edildiğini gözeterek tahsis

sırasında ödenen bedelin iadesi gerektiğine hükmetmiştir. Derece mahkemelerinin

gerekçeleri gözetildiğinde zararın tahsis tarihinde ödenen bedel esas alınarak hesaplanmasının

açıkça keyfî olmadığı gibi bariz bir takdir hatası da içermemektedir.

32. Öte yandan taşınmazın tahsisen tescili için ödenen

bedelin başvurucuya iade edilmesi gerektiği derece mahkemeleri kararı ile hüküm

altına alınmıştır. Bunun yanında tahsilat ile dava tarihi arasında geçen sürede

söz konusu bedelin enflasyon karşısında değerinde meydana gelen aşınmayı ve bu

sürede başvurucunun bu bedelden yararlanamaması nedeniyle meydana gelen zararı

telafi etmek amacıyla gerekli önlemlerin kamu makamlarınca alınması

gerekmektedir. Somut olayda başvurucunun taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi

talebiyle açtığı dava sonucunda 1997 yılında ödenen bedele aynen hükmedilerek

dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Bu

bağlamda çoğun içinde azı da vardır (in toto et pars continetur)

ilkesi gereğince başvurucunun taşınmazın rayiç bedelinin iadesi talebinin,

taşınmaz için ödediği bedelin değer kaybına uğratılmadan iade edilmesini de

içerdiği kabul edilmelidir.

33. Somut olayda başvurucu, taşınmaz için 1997 yılı Mart

ayında 143,79 TL ödeme yapmıştır. Buna karşılık söz konusu bedelin dava

tarihinden itibaren yasal faiz işletmek suretiyle başvurucuya ödenmesine karar

verilmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tahsis bedelinin

ödendiği 1997 yılı Mart ayındaki 100 TL'nin, dava tarihi olan 2013 yılı Haziran

ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 3.706,17

TL'dir. Bu durumda, başvurucu lehine hükmedilen 143,79 TL tutarındaki alacağın

2013 yılı Haziran ayı itibarıyla TÜİK verileri kullanılarak enflasyon

karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı 5.329,10 TL’dir.

34. Bu kapsamda yukarıdaki verilere göre başvurucunun

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 1997 yılında ödediği ve iadesine

hükmedilen 143,79 TL tutarındaki alacağının dava tarihi itibarıyla değer

kaybını telafi edecek fark 5.185,31 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemeleri

143,79 TL'nin aynen ödenmesi ve bu bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz

işletilmesiyle yetinmiştir. Bu durumda dava tarihi itibarıyla başvurucunun

alacağında meydana gelen değer kaybı %3.606,17'dir.

35. Sonuç olarak ödeme tarihinden dava tarihine kadar

geçen süre dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki

alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı

anlaşılmaktadır. Bu haliyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir

külfet yüklendiği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla somut olay bakımından

kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında bulunması

gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı değerlendirilmiştir.

36. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucu, haksız bir şekilde aleyhine 9.134 TL

vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

38. Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılması ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasına karar verilmiş olması hâlinde -yeniden yargılama kararı

ile birlikte- Mahkeme ve Daire hükümleri ortadan kalkmış olacaktır (Fenerbahçe

Spor Kulübü Derneği, B. No: 2017/4483, 13/2/2020, § 64).

39. Dolayısıyla somut olayda başvurucu aleyhine Mahkemece

hükmedilen vekâlet ücreti de ihlalin sonucuna bağlı olarak kendiliğinden

ortadan kalkacaktır. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden bu aşamada inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvurucu ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi

ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

44. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin

yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

45. İncelenen başvuruda alacağın enflasyon karşısında

önemli ölçüde değer kaybına uğratılmış olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

46. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

47. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın bu aşamada ayrıca incelenmesine YER OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

10. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2015/348, K.2015/504) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Kamber Ozan TUTAL Başvurucu : Cengiz BOZKURT Vekili : Av. Mehmet Erol ALSAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/38634, 12 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Mülkiyet
  16. B. Mahkemeye
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  19. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  20. C. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  21. D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  22. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/38634
Tarih
12 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Ahmet Akyel Başvurusu (B. No: 2018/24720)
  • Aysel Aslan Başvurusu (B. No: 2019/12792)
  • Emrah Acıdereli Başvurusu (B. No: 2018/34860)
  • Shıhab Ahmed Ismael Al Magdal Başvurusu (B. No: 2020/12633)
  • Gökhan Ateş Başvurusu (B. No: 2017/32699)
  • Kadri Enis Berberoğlu Başvurusu (B. No: 2020/32949)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.