İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Coşkun Penbeoğlu Başvurusu (B. No: 2014/17473)

1. Başvuru, el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasında usul ve

Başvuru No2014/17473Tarih19 Temmuz 2017Okuma12 dk · 2.350 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Coşkun Penbeoğlu Başvurusu

Karar tarihi
19 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/17473
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.350 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasında usul ve

kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların Yargıtay kararlarında

cevaplanmaması, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu ile tasfiye edilen Türkiye Emlak Bankası A.Ş.

(Banka) arasında düzenlenen 4/9/1998 tarihli Gayrimenkul Satış ve Borçlanma

Sözleşmesi'nde (sözleşme), Sinanoba Projesi 3. Etap

44 Ada 3607 Parsel A 125 Blok 2 No.lu bağımsız bölümün satışı konusunda

taraflar anlaşmaya varmış, anılan yer başvurucuya tahsis edilmiştir.

9. Sözleşmeye konu yer tapuda İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi,

Mimarsinan Mahallesi 3607 parselde, Banka ve T..

İnşaat ve Tesisat A.Ş. isimli firma adına eşit hisse ile kayıtlıdır.

10. Banka, İstanbul 9. Noterliği vasıtasıyla 6/8/2003 tarihinde

başvurucuya gönderdiği ihtarnamede, taksit tutarlarının zamanında ödenmediğini,

toplam borcun ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmemesi

durumunda sözleşmeden doğan yasal haklarını kullanacağını belirtmiştir.

11. Banka bu defa Beyoğlu 2. Noterliğince düzenlenen 26/7/2005

tarihli ihtarnamede, sözleşme şartları ve geri ödeme planına aykırı

davranılması nedeniyle başvurucunun tahsis hakkının iptal edildiğini belirterek

başvurucudan bağımsız bölümü 15 gün içerisinde tahliye etmesini talep etmiştir.

12. Tahliyenin gerçekleşmemesi üzerine Banka 26/10/2005

tarihinde, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davada başvurucunun,

sözleşme şartlarını yerine getirmemesi nedeniyle tahsis hakkının iptal

edildiğini, dava konusu yerde fuzuli şagil konumunda

bulunduğunu belirterek haksız müdahalenin önlenmesine, ecri misil bedelinin

başvurucudan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

13. Mahkeme 11/6/2009 tarihinde davaya konu taşınmazın sözleşme

ve bu sözleşmenin eki olan aynı tarihli yuva kredisi borçlanma sözleşmesiyle

tapu kaydı üzerine Banka lehine vefa hakkı tesis edilmek suretiyle başvurucuya

satılıp teslim edildiğini, başvurucunun kredi borçlarını süresinde ödememesi

üzerine Banka tarafından gönderilen Beyoğlu 2. Noterliğinin 26/7/2005 tarihli

ihtarnamesiyle tahsis hakkının iptal edilerek 15 gün içerisinde taşınmazı

boşaltılması hususunun başvurucuya ihtar edildiğini, ihtamamenin

tebliğine rağmen başvurucunun hâlen taşınmazda ikamet ettiğini belirterek

haksız müdahalenin önlenmesine, bilirkişi raporuna göre tespit edilen ecri

misil bedelinin başvurucudan tahsiline karar vermiştir.

14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20/7/2010

tarihli kararında belirtilen "...dava,

bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan

araştırma ve inceleme neticesinde davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten

kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, taşınmazı kullanmasının hukuki mesnedini

oluşturan tahsis işleminin iptal edildiği ve davalıya ihtarname keşide edilerek

taşınmazı tahliye etmesi istenildiği belirlenerek bilimsel verilere uygun bir

şekilde tespit edilen ecrimisille birlikte davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş olmasında bir

isabetsizlik yoktur." şeklindeki gerekçeyle vekalet ücreti

yönünden düzeltilerek onanmıştır.

15. Karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire 2/12/2010 tarihli

kararında onama ilamının 2/9/2010 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edildiğini, karar düzeltme dilekçesinin 20/9/2010 tarihinde harçlandırıldığını

belirterek karar düzeltme talebini süre yönünden reddetmiştir.

16. Başvurucu, yerel Mahkemeye verdiği dilekçede karar düzeltme

talebinin süre yönünden reddedilmesinin doğru olmadığını, tebligat parçasında

onama kararının 2/9/2010 tarihinde kendisine tebliğ edildiğinin yazıldığını

ancak Muhtarlık kaydında 3/9/2010 tarihinde tebliğ işleminin gerçekleştiğinin

belirtildiğini iddia ederek bu çelişkinin giderilmesi talebinde bulunmuş,

Mahkeme 1/3/2012 tarihli ek kararında talebi reddetmiştir.

17. Başvurucu ek kararı temyiz etmiş, Daire 12/5/2014 tarihli

kararında her ne kadar onama ilamının davalıya tebliğine ilişkin tebligat

parçasında kararın davalıya 2/9/2010 tarihinde tebliğ edildiği yazılmışsa da

aslında tebligatın 3/9/2010 tarihinde tebliğ edildiğini, bu durumda davalı

tarafın karar düzeltme isteminin de süresinde olduğunu belirterek davalı

tarafın maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin talebini kabul etmiş, Dairenin,

2/12/2010 tarihli karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararı kaldırarak

talebi bu defa esastan reddetmiştir.

18. Ret kararı 29/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

30/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle

ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

23. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

24. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde 26/10/2005 tarihinde açılan davada, yargılamanın Yargıtay 1. Hukuk

Dairesince 12/5/2014 tarihinde verilen karar düzeltme talebinin reddine ilişkin

kararla sona erdiği anlaşılmıştır. Buna göre, yargılamanın bu kadar süre

uzamasını gerektirecek karmaşık bir niteliğin bulunmadığı, başvurucunun

yargılamanın uzamasında önemli bir etkisinin de tespit edilmediği başvuru

konusu davada yaklaşık 8 yıl 6 ay süren yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhal İddiaları

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, Anayasa'nın 2., 10., 11., 12.,

13., ve 35. maddelerinde güvence altına alınan hakların ihlal edildiği

iddiasının el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasının koşulları açısından

Mahkemece yapılan değerlendirmelerin sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmış, bu

nedenle iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

27. Bunun yanında başvuru formunda başvuruya konu edilen

davanın, Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2005/1059 sayılı dosyası

olduğu belirtilmekle, karar düzeltme talebinin maddi hata sonucu 2/12/2010

tarihinde reddedilerek kararın yaklaşık 2 yıl önce infaz edilmesi nedeniyle

ileri sürülen ve Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin E.2011/578, K.2012/181

sayılı dosyası ile ilgili olduğu anlaşılan ihlal iddiları

ile İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin E.2009/634 sayılı dosyasına yönelik ileri

sürülen ihal iddiaları hakkında herhangi bir

değerlendirme yapılmamıştır.

1. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu, Yargıtay kararlarının dosyada ileri sürülen esasa

yönelik iddia ve maddi olguları cevaplandırmadığını belirterek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı

hususuna atıfta bulunularak adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil

edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok

kararında, gerekçeli karar hakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla gerekçeli karar hakkının

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği kabul edilmelidir.

30. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

31. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

32. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

33. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

34. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

35. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

36. Başvuru konusu davada, Mahkeme, başvurucunun sözleşme

şartlarını yerine getirmemesi nedeniyle Bankanın tahsis işlemini iptal

ettiğini, bu nedenle başvurucunun dava konusu yerde fuzuli şagil

konumunda olduğunu belirterek haksız müdahalesinin önlenmesine ve bilirkişi

raporunda tespit edilen ecri misil bedelinin davalıdan tahsiline karar

vermiştir. Bu suretle Mahkemece taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller

değerlendirilmek suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve

savunmaların gerekçeli kararda tartışıldığı, Yargıtay tarafından da Mahkemenin

gerekçesine atıfta bulunularak ve ayrıca başvurucunun dava konusu taşınmazda

kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, taşınmazı

kullanmasının hukuki mesnedini oluşturan tahsis işleminin iptal edildiği, bu

nedenle dava konusu yerde bulunmasının haksız olduğu yönünde açıklamada

bulunmak suretiyle hükmün onandığı anlaşılmıştır. Bu açıdan gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

38. Başvurucu, temerrüt nedeniyle el atmanın önlenmesi kararı

verildiğini, sözleşmede geri ödeme planı olmadığını, belirli bir faiz oranı ve

taksit tutarının da belirtilmediğini, dolayısıyla bu verilere dayanılarak

düzenlenen ihtarnamenin hukuki değerinin bulunmadığını, ayrıca ihtarnamenin

kendisine tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporunda da bu belirsizliğin ifade

edildiğini, temerrüdün varlığı tespit edilmeden müdahalenin menine karar

verilemeyeceğini, Mahkemenin bu yönde araştırma yapmadığını, dolayısıyla sözleşmeninin feshinin haklı olup olmadığı belirlenmeden

kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz,

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

40. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek (§ 13) suretiyle davanın kısmen kabulüne

karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

41. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri

arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi, derece mahkemeleri veya temyiz

mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

36).

42. Bu açıdan başvurucunun, aynı vakıa nedeniyle İstanbul 3.

Tüketici Mahkemesinde açılan davada (E.2010/134), Mahkemece gerekli araştırma

ve incelemeler yapılarak karar verildiği, başvuru konusu davada ise gerekli

araştırma ve incelemelerin yapılmamış olması nedeniyle anayasal haklarının

ihlal edildiği iddiasının., esas itibariyle Derece Mahkemesince hukuk

kurallarının yorumlanması, somut olaya uygulanması ve delillerin

değerlendirilmesi hususuna ilişkin olduğu, nitekim dosya kapsamında, belirtilen

ilkeler çerçevesinde başvuru konusu olaya özgü değerlendirme yapılarak yeterli

gerekçe ile sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.

43. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

45. Başvurucu 1.500.000 TL maddi, 2.000.000 TL manevi taziminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

46. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

47. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir. Bunun yanında ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermek

gerekmiştir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2005/1059, K.2009/644 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Coşkun

PENBEOĞLU

Vekili

:

Av. Fatma

ATANUR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17473, 19 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  8. B. Diğer İhal İddiaları
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  10. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  11. F. Kararın bir örneğinin Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Hakyemez
  14. Penbeoğlu
  15. Atanur
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17473
Tarih
19 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Murat Sezikli Başvurusu (B. No: 2014/14657)
  • Sayım Şeker Başvurusu (B. No: 2014/8688)
  • Emine Görgülü Başvurusu (B. No: 2014/5871)
  • Ömer Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/6471)
  • Barış Sönmez Başvurusu (B. No: 2014/19801)
  • Yasemin Balcı Başvurusu (B. No: 2014/8881)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.