İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Davut Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/10815)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve Cumhuriyet

Başvuru No2014/10815Tarih22 Kasım 2017Okuma13 dk · 2.559 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Davut Ekinci Başvurusu

Karar tarihi
22 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/10815
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.559 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve Cumhuriyet

savcısının verdiği mütalaaya karşı görüş alınmadan tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması, özel statülü mahkemede yargılama yapılması,

mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması, keşif talebinin gerekçesiz olarak

reddedilmesi ve haksız yere mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. PKK/KONGRA-GEL terör örgütü liderinin yanına yeni mahkûmların

sevk edilmesiyle cezeevi koşullarının

kötüleştirildiği iddia edilerek örgüt sempatizmanlarınca

bu durumun protesto edilmesi amacıyla örgütün yayın organlarınca sokak

eylemleri çağrısında bulunulmuştur.

9. Bu kapsamdaki eylemlerde kullanılmak üzere molotof kokteyl hazırlandığı bilgisine ulaşılması üzerine

başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmış; fiziki takip

yapılmıştır.

10. Başvurucu 2/12/2009 tarihinde gözaltına alınmış; dört günlük

gözaltı süresi sonrasında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/116 Sorgu

sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz

olarak bulundurma suçlarını işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olgular olduğu gerekçesiyle 6/12/2009 tarihinde

tutuklanmıştır.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde

ile görevli) 18/1/2010 tarihli iddianamesiyle, başvurucu hakkında silahlı terör

örgütüne üye olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve terör

örgütü propagandası yapma suçlarından kamu davası açılmıştır. İddianamede,

başvurucu ve diğer şüpheliler tarafından olay yerine getirilen poşetler içindehazırlanmış on yedi molotof

kokteylinin bulunduğu ve bunların sıvı deterjan ve yumurta ile güçlendirildiği,

şüphelilerin düzenlemeyi tasarladıkları molotoflu

eyleme, telefonla görüşerek ve mesaj yollayarak birbirlerini çağırdıkları ve

örgüt adına düzenlenmesi planlanan eyleme katılmak üzereyken yakalandıkları

iddia edilmiştir.

12. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK mülga 250. madde ile

görevli) 28/1/2010 tarihli kararı ile maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasına

imkân tanıyacak bazı deliller toplanmadan ve araştırılması gereken bazı

hususlar araştırılmadan düzenlenen iddianamenin iadesine karar vermiştir.

13. İddianamenin iadesi üzerine İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı, gerekli araştırma ve incelemeler sonrası 25/2/2010 tarihli yeni

bir iddianame düzenlemiş ve başvurucunun bir önceki iddianamede de yer verilen

suçlardan cezalandırılmasını talep etmiştir.

14. Mahkeme 29/11/2012 tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki

silahlı terör örgütü üyesi olma suçuna ilişkin eylemlerin silahlı terör

örgütünün faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla örgüte silah sağlama suçunu

oluşturduğunu belirterek başvurucunun 13 yıl 9 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Diğer

eylemler yönünden ise kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.

15. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Yukarıda ayrıntısı belirtilen iletişimin

tespit tutanakları, yakalama ve el koyma tutanakları, tanık beyanları,

ekspertiz raporları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda;

sanık Davut EKİNCİ ve arkadaşlarının olay gönü saat 14.00-15.00 sıralarında molotof kokteylli eylem hazırlığı yapmak üzere DTP Esenler

ilçe binasında buluştukları, teknik takip ve istihbari

bilgi üzerine parti binasının bulunduğu caddeye gelen güvenlik görevlilerinin

saat 18:00 civarlarında tertibat alarak beklemeye başladıkları, saat 21.00

sıralarında sanık Davut EKİNCİ'nin yanında H. Ö. ve

M. Y. olduğu halde binadan çıkarak ... marka bir araca bindikleri, ellerinde 2

ayrı siyah poşet bulunduğu, araçla Güngören ilçesine doğru hareket ettikleri ve

Güngören ilçesi .... İlköğretim Okulu arasındaki boş, eğimli ve karanlık alana

doğru gittikleri, burada kendilerini bekleyen 10-12 kişilik bir gruba dahil oldukları,ellerindeki poşetleri

boş araziye bıraktıkları, bilahere yapılan müdaheleyle sanıklar[ın] ...

yakalanarak gözaltına alındıkları, iletişimin tespiti tutanakları [anlaşılmıştır.]"

16. Anılan mahkûmiyet kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

13/2/2014 tarihli kararıyla onanmıştır.

17. Karar, başvurucu vekiline 27/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 25/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.

maddesi şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı

örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna

ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”

20. 5237 sayılı Kanun’un 315. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Yukarıdaki maddede tanımlanan örgütlerin

faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu

örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden,

nakleden veya depolayan kişi, on yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe

bulunmamasına rağmen matbu gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğunun makul

süreyi aşması ve Cumhuriyet savcısının verdiği mütalaaya karşı görüş alınmadan

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun -ilk derece mahkemesince hüküm ile

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemiş ise- kararın

verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen

kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Muhammet Ömeroğlu, B. No: 2014/657,

17/5/2016, § 40). Somut olayda başvurucu tarafından ilk derece mahkemesince

hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edildiğine

yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun ilk

derece mahkemesinin nihai kararını verdiği 29/11/2012 tarihinden itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekirken 25/6/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre

aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan nedenlerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz

gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yagılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

27. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

28. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29)

29. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında, somut olayda yaklaşık 4 yıl 2 ay sürdüğü

anlaşılan yargılamanın süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

2. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesi ile görevli mahkemede yargılanmasının kanuni hâkim

güvencesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa Mahkemesi, benzer başvurularda 5271 sayılı Kanun'un

250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır ceza mahkemelerinin doğal hâkim

ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar vermiştir (Deniz Seki, B. No: 2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No: 2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucunun iddiası bakımından farklı bir

sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucu; suçun nasıl sübut bulduğuna ve yasal unsurlarının

ne olduğuna ilişkin bir değerlendirmenin gerekçeli kararda yer almadığını,

kendisinin örgütle sistemli bir bağını gösterir veriler bulunmadığını, buna

karşın gerekçe gösterilmeksizin mahkûm edildiğini belirterek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75)

36. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

37. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul

edildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme, bu hususa belirli

ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

38. Somut olayda, yapılan yargılama sonunda tarafların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate

alınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

görüldüğünden (bkz. § 15) gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının

açık olduğu anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. Silahların Eşitliği

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu; olay günü parti binasından ayrıldığına ilişkin

çevredeki kamera kayıtlarının incelenmesi talebinde bulunmasına rağmen bu

talebin yerine geçgetirildiğini vekeşif

yapılması talebinin gerekçesiz bir şekilde kabul edilmediğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes "iddia",

"savunma" ve "adil yargılanma" hakkına sahiptir.

Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak

"iddia" ve "savunma" hakkına birlikte yer verilmesi,

taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması

gerektiği anlamını da içermektedir.

42. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, bu ibarenin Türkiye'nin

tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

"silahların eşitliği" ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve

içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun

yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir.

43. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına

da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No. 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

44. Diğer taraftan belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada

sunulan delilin geçerli olup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerinin

yasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında

olmayıp bu husustaki görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil

olup olmadığını değerlendirmektir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme de başvuru konusu

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

45. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın 23/2/2012

tarihli celsesinin ilgili kısmı şöyledir:

“2- Sanık Davut Ekinci'ye ait 0541 ... nolu telefonun 02.12.2009 gününe aitarayan

ve aranan numaralar ile bulunduğu baz istasyonlarının bildirilmesi için TİB

(Ankara)'na yazı yazılmasına,

3- Bağcılar İlçe emniyet müdürlüğüne yazı

yazılarak 02.12.2009 günü saat 11:00-23:00 arası" K... Beyaz eşya

mağazasına (Bağcılar Merkez Mah. Güngören Cad. No: ... Bağcılar İstanbul) ait

güvenlik kamera kayıtlarının bir CD'ye aktararak mahkememize gönderilmesinin

istenmesine,

4- Esenler İlçe emniyet müdürlüğüne yazı yazılarak

02.12.2009 günü saat 11:00-23:00 arası DTP Esenler İlçe Başkanlığı binasının ( ... ) hemen karşısında bulunan B... isimli banka şubesine

ait güvenlik kamera kayıtlarının bir CD'ye aktararak mahkememize

gönderilmesinin istenmesine...”

46. Somut olayda ilk derece mahkemesi, keşif yapılması talebini

-dosya kapsamı ve dosyanın geldiği aşamayı dikkate alarak- davaya bir yenilik

katmayacağı gerekçesiyle reddetmiştir. Keşif talebinin dosyadaki mevcut

deliller dikkate alınarak reddedilmesine ilişkin kararın yeterli güvenceleri

içeren bir usul çerçevesinde verildiği ve usule ilişkin imkânlar noktasında

taraflar arasında farklı muamele yapılmadığı görülmektedir. Başvurucunun

soruşturma evresinde delil toplatma talebinde bulunmasına karşın bunun yerine

getirilmediğine ilişkin bir iddiası da bulunmamaktadır.

47. Mahkûmiyet hükmü başka delillerle desteklenerek

oluşturulduğundan silahların eşitliği ilkesine aykırı ve sonucu itibarıyla bir

tarafı diğer taraf karşısında önemli bir dezavantaj içine sokan bir uygulamanın

varlığından söz etmek mümkün değildir. Somut olayda savunma tarafının

itirazları üzerine ilgili yerlere yazı yazılmış ve delillerini sunma ve

inceletme noktasında taraflara uygun imkânlar tanınmıştır. Dolayısıyla

yargılamanın bütünlüğü içinde silahların eşitliği ilkesine yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Diğer İhlal İddiaları

49. Başvurucu; mahkûmiyet hükmünde yalnızca yakalama ve el

koymaya ilişkin tutanakların ve bu tutanakları düzenleyenlerin beyanlarının

dikkate alındığını, söz konusu tutanakların kanuna aykırı olduğunu, her türlü

şüpheyi giderecek tarzda nedensellik bağını doğrulayan hukuka uygun bir delil

bulunmadığı hâlde hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesinin masumiyet karinesi ve

şüpheden sanık yararlanır ilkeleriyle bağdaşmadığını ve haksız olarak mahkûm edildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

50. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

51. Somut olayda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

yargılamada, sanık savunmaları, olay nedeniyle düzenlenen tutanaklar, aramalar

sonucu elde edilen deliller, ekspertiz raporları, iletişim tespit tutanakları

ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği

anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla derece

mahkemelerince verilen kararlarda delillerin değerlendirilmesinde isabet

bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

52. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Davut EKİNCİ

Vekili

:

Av. Ercan

KANAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10815, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yagılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
  10. B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75)
  11. C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Yıldırım
  15. Kanar
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10815
Tarih
22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Emine Demir Özden Başvurusu (B. No: 2014/13769)
  • Gülser Yıldırım Başvurusu (B. No: 2016/40170)
  • Adem Talas Başvurusu (B. No: 2014/12143)
  • Halil Bayık Başvurusu (B. No: 2014/20002)
  • Dilan Ögüz Canan Başvurusu (B. No: 2014/20411)
  • Bejdar Ro Amed Başvurusu (B. No: 2014/10257)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.