İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Dilan Ögüz Canan Başvurusu (B. No: 2014/20411)

1. Başvuru, düzenlenen bir toplantıda slogan atıldığı ve pankart

Başvuru No2014/20411Tarih30 Kasım 2017Okuma29 dk · 5.735 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Dilan Ögüz Canan Başvurusu

Karar tarihi
30 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/20411
R.G. Tarih ve Sayı
9/2/2018-30327
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.735 kelime·29 dk okuma·26 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, düzenlenen bir toplantıda slogan atıldığı ve pankart

açıldığı iddiasıyla açılan kamu davasında kovuşturmanın ertelenmesi kararı

verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün; davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

7. Birinci Bölüm tarafından 6/4/2017 tarihinde yapılan

toplantıda verilecek kararın Bölümlerin önceden vermiş olduğu kararlarla

çelişebileceği anlaşıldığından başvurunun Genel Kurul tarafından karara

bağlanması gerekli görülmüş ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formunda ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, olayların geçtiği tarihte yirmi yaşındadır ve

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencidir.

10. 12/9/2008 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Kültür

Merkezinin açılış merasimine Başbakan ve bazı üst düzey siyasetçiler ile devlet

adamları katılmıştır. Açılış merasimi 12 Eylül 1980 tarihinde ordunun yönetime

el koymasının yıl dönümüne denk gelmiştir. Aradan geçen otuz yılı aşkın süreye

rağmen her yıl çeşitli anma toplantıları ve gösteriler ile 12 Eylül Darbesi

çeşitli toplum kesimlerince hatırlanmaya ve kınanmaya devam edilmektedir.

11. Başvurucu ile birlikte başvuru evraklarından sayısı

bilinemeyen bir grup öğrenci açılış töreni yapılan kültür merkezinin dışında

toplanarak pankartlar taşımış ve sloganlar atmıştır. İddianameye göre

protestocu grup ellerinde "AKP

dışarı", "üniversiteler bizimdir,

liboşa yobaza bırakmayız",

"12 Eylül çoçuğu doğum gününü başka yerde kutla"

şeklinde pankartlar taşımış ve sloganlar atmıştır. Bu ilk grup polisin uyarısı

üzerine dağılmıştır.Kısa bir

süre sonra, dağılan ilk gruptakilerle aynı kişiler olup olmadıkları tam olarak

belirli olmayan yeni bir grup toplanmış ve slogan atmaya başlamıştır.

İddianameye göre bu ikinci gruptakilerin ellerindeki pankartlarda "235. yılda İTÜ'de dönüm noktası fotoğrafın

sağındaki insan, İTÜ Açılış töreni baş konuşmacısı", "Bir AKP Hükümeti filmi büyük işgal... AKP'nin

üniversite işgalinin hikayesi", "İTÜ medrese, Rektörlük AKP şubesi

değildir", "İTÜ öğrenci kollektifi" yazmaktadır.

İddianameye göre protestocu grup polisin dağılın uyarısına uymamış ve

Üniversitenin özel güvenlik elemanlarının talebi üzerine polis gruba müdahale

etmiştir.

12. Başvurucu; ilk derece mahkemesindeki savunmasında Kültür

Merkezinin önünde iki ayrı grup tarafından gösteri yapıldığını, ilk grubun

polis uyarısı üzerine dağılmasının ardından kendisinin de içinde olduğu ikinci

grubun geldiğini fakat bir uyarı yapılmadan polis tarafından kendilerine müdahale

edildiğini, gözaltına alınmalarının ardından gece 23.00 sıralarında serbest

bırakıldıklarını ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesine sunulan evraklarda

başvurucunun gözaltına alındığına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır.

13. Başvurucu ile birlikte toplam on sekiz kişi hakkında kanuna

aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenlemek ve bunlara katılmak

suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Sarıyer 3. Asliye

Ceza Mahkemesinin 5/11/2010 tarihli kararıyla başvurucu ile birlikte tüm sanıkların

1 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, Beyoğlu 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 7/11/2011 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını

kaldırmıştır. Yapılan yargılama sonunda İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi

19/12/2013 tarihli kararıyla başvurucunun bir kez daha hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

Başvurucunun yargılama aşamalarında savunmasının alınmadığı, bu hususun da

savunma hakkının kısıtlanması sonucuna yol açabileceği değerlendirilerek

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi 12/2/2014 tarihli kararı ileilk

derece mahkemesinin kararını bir kez daha kaldırmıştır.

14. Yeniden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 55. Asliye Ceza

Mahkemesinin 28/11/2014 tarihli kararıyla, eyleminin 2/7/2012 tarihli ve 6352

sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve

Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvurucu

hakkında açılan ceza davasının ertelenmesine karar verilmiştir. Karar

başvurucuya 28/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunu’nun "Yasaklara

aykırı hareket" kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kanuna aykırı toplantı veya gösteri

yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar,

fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir

yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

17. 2911 sayılı Kanun’un "Kanuna

aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı 23.

maddesi şöyledir:

"a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun

biçimde bildirim verilmeden... veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün

ve saatten önce veya sonra;

b) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı

maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik

çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve

boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü

zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve

topluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri

üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini

gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez ve sair unsurlarla örterek

toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik

taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu

nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,

c) 7 nci

madde hükümleri gözetilmeksizin,

d) 6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilen

yerler dışında,

e) 20 nci

maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki

yasak ve önlemlere uyulmaksızın,

f) 4 üncü madde ile

Kanun kapsamı dışında bırakılan konularda kendi amaç, kural ve sınırları dışına

çıkılarak,

g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,

h) Bildirimde belirtilen amaç dışına

çıkılarak,

i) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19

uncu maddelere dayanılarak yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilen

erteleme veya yasaklama süresi sona ermeden,

j) 12 nci

madde gereğince toplantının dağılmasına karar verilmesi hâlinde,

k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,

l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan,

Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri

Kanuna aykırı sayılır."

18. 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkralarının ilgili bölümü şöyledir:

“(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın

yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup;

temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla

olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı...

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine..

karar verilir.

(2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl

içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme

kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç

işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu

takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunur.”

B. Uluslararası Hukuk

19. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği bir karar için Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri (B. No: 2014/920, 25/5/2017, §§

25-30) kararına bakılabilir.

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mevcut başvuruya

benzer Oya Ataman/Türkiye (B. No: 74552/01,

5/12/2006) kararında bir gösterinin sadece mevzuata uygun olmamasının barışçıl

şekilde toplanma özgürlüğünün kullanılmasına müdahale edilmesini haklı

kılmayacağına karar vermiştir. Oya

Ataman/Türkiye kararına konu olayda İnsan Hakları Derneği üyesi bir

avukat olan başvurucunun da içinde bulunduğu kırk elli kişilik bir grubun

İstanbul Sultanahmet Parkı'nda F Tipi cezaevlerini protesto eden basın

açıklaması ve devamında yarım saat süren gösteri yürüyüşüne, izinsiz gösteri

yapıldığı ve kamu düzeninin bozulduğu gerekçesiyle polis müdahale etmiştir.

AİHM, müdahaleyi orantısız bularak 11. maddenin ihlal edildiğine karar

vermiştir. Söz konusu grubun trafikte karışıklık yaratması dışında kamu düzeni

için tehlike oluşturduğunu gösteren bir delil bulunmadığını ve yetkililerin

düzenlenen gösteriye son vermekte gösterdikleri sabırsızlığa anlam veremediğini

belirten AİHM'e göre "Göstericilerin

şiddet içeren faaliyetlerde bulunmadığı hallerde, Sözleşmenin 11. maddesi tarafindan güvence altına alınan özgürlüğün içeriğinin

boşalmaması için, kamu makamlarının barışçıl toplanmalara belirli bir

hoşgörüyle yaklaşmaları büyük önem taşımaktadır." (Oya Ataman/Türkiye,§ 42).

21. Ayrıca derhâl tepki gösterilmesi gereken kimi durumlarda

kanunlarda öngörülen bildirim sürelerine uymak her zaman mümkün

olmayabilmektedir. Hemen gerçekleştirilmediği takdirde güncelliğini yitirecek

bu tür acele toplantılara ilişkin bir kararında (Bukta ve diğerleri/Macaristan, B. No: 25691/04, 17/10/2007) AİHM,

bu konuyu incelemiştir. Bir oteldeki resepsiyona katılacağı bildirilen

başbakanı protesto etmek için barışçıl biçimde toplanan ancak yasal zorunluluk

olan üç gün öncesinden bildirme koşuluna uymadıkları gerekçesiyle toplantıları

dağıtılan başvurucuların toplantı özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla

yaptıkları başvuruyu inceleyen AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM'e göre "politik bir olaya gösteri şeklinde derhal tepki

verilmesinin haklı görülebileceği özel koşullarda, barışçıl toplanmaya

katılanların yasadışı hareketleri olmadığı halde sadece ön bildirim yapılmamış

olması nedeniyle toplantıyı yasaklamak, barışçıl toplanma hakkına orantısız bir

kısıtlama oluşturur." (Bukta ve diğerleri/Macaristan, § 36).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; bir gösteriye katılması nedeniyle gözaltına

alınması, uzun süren yargılama sürecinde iki kez mahkûm edilmesi ve sonuç

olarak hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurulmasa bile üç yıl denetim altına

alınması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, ifade

özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

27. Başvurucunun protesto gösterisi yapan grupla birlikte

gözaltına alınarak grubun dağıtılmasının toplanma hakkına yönelik bir müdahale

olduğu açıktır. Bununla birlikte toplanma hakkının sadece kullanılması

sırasında değil kullanılmasından sonraki muamelelerin de hak üzerinde

“sınırlayıcı” etkisi gözetilmelidir. Başvurucu hakkında açılan kamu davası

sonucunda ceza verilmemiş olsa bile başvurucunun üç yıl denetimli serbestlik

tedbiri altına alınması toplanma hakkına yönelik bir müdahale kabul edilmelidir

(Toplanma hakkına bu hakkın kullanımından sonra vaki müdahaleler için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 47; toplantı hakkına bu hakkın kullanımı sırasında yapılan müdahaleler için

bkz. Osman Erbil, B. No:

2013/2394, 25/3/2015, § 53; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 72).

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

29. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

30. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile 6352 sayılı Kanun'un

geçici 1. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

31. Başvurucunun içinde bulunduğu gruba yönelik polis

müdahalesinin ve başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenerek onun denetimli

serbestlik altına alınmasına ilişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan sebeplerden “kamu düzeninin korunması”na

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

32. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez "demokratik

toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,

B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No:

2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin

böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.

33. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007;

sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55; ifade özgürlüğü

bağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; Tansel Çölaşan, §§ 54,

55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile toplantı hakkı

arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığına bakılması gerekir.

34. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin

ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya

gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu hak, ifade

özgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir

toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de

geçerlidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Osman

Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri, § 66). O hâlde mevcut başvurunun

Anayasa’nın 26. maddesinin ışığında ve 34. maddesi uyarınca incelenmesi

gerekir.

(a) İfade Özgürlüğü

35. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinin birinci

fıkrasında, koruma altına alınan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun

temel dayanaklarından ve demokratik toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini

gerçekleştirmesinin başlıca şartlarından birini oluşturduğunu her zaman

vurgulamıştır. Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade

edilebildiği özgür bir tartışma ortamında ulaşılabilir. Dolayısıyla toplumsal

ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve

serbestçe ifadesine bağlıdır (İnternet ortamında ifade özgürlüğünün önemine

ilişkin bkz. Yaman Akdeniz ve diğerleri,

B. No: 2014/3986, 2/4/2014, §§ 25, 26, sanatsal ifade özgürlüğünün önemine

ilişkin bkz. Fatih Taş [GK], B.

No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 66, 104; bir siyasetçinin basın açıklamasında

ileri sürdüğü düşüncelere ilişkin bkz. Mehmet

Ali Aydın, §§ 74, 84).

(b)Toplanma Hakkı

36. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin "silahsız ve

saldırısız", başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi

için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır.

Kolektif bir şekilde kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere

şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak;

çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya

çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla

kendine özgü özerk işlevine ve uygulama alanına rağmen -ifade özgürlüğünde

olduğu gibi- siyasi ve kamu yararını ilgilendiren meseleler söz konusu

olduğunda toplantı hakkına yapılan müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 79; Osman Erbil, § 45; toplantı

hakkı ile ifade özgürlüğünün birlikte ele alındığı değerlendirmeler için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 115-117).

37. Toplanma hakkı demokratik toplumun en temel değerleri

arasında yer alır. Demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantı ve

diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesi imkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma

niyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl

toplanma kavramı dışındadır. Dolayısıyla toplanma hakkının amacı, şiddete

karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Bunun dışında toplantının veya gösteri yürüyüşünün

hangi amaçla yapıldığının bir önemi yoktur (Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 80; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68).

38. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma

durumları dışında toplanma özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici

nitelikli radikal tedbirler demokrasiye zarar verir. Bu nedenle barışçıl

amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplanma hakkını kullanırken kamu düzeni

açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletin

sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir.

39. Anayasa Mahkemesi, toplanma hakkının bildirim usulüne

bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacı

toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını

güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak

olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Derhâl tepki verilmesinin

haklı olduğu özel durumlar hariç bildirim usulünün uygulanmasının amacı,

toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamaktır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 81; Osman Erbil, § 52; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 122;

katılımcılar açısından derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlara

ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil,

§§ 65, 67; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§ 119).

40. Buradan çıkan sonuca göre toplanma özgürlüğünün

kullanımından kaynaklanan kamu düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri

taşıması hâlinde yetkili makamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri

alabilecekleri kabul edilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve

gerekliliklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda

yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun

kabulü gerekir.Alınan bu tedbirlere aykırı, barışçıl

olmayan toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir ( Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 81; toplanma hakkına kamu düzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir

müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru

için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§§ 76-86).

41. Buna karşın bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasalarda

belirtilen usullere tam olarak uyulmadan düzenlenmesi tek başına toplantı veya

yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde halka açık yerde

yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışında belirli derecede bir

karışıklığa sebep olabileceği ve düşmanca tepkilere yol açabileceği gözönünde bulundurulmalıdır. Bu durumların varlığı toplanma

hakkının ihlal edilmesini haklı gösteremez (Ali

Rıza Özer ve diğerleri, § 119; Gülşah

Öztürk ve diğerleri, § 69).

42. Bundan başka alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu

güçlerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 82; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§ 76).

(c) Ödev ve Sorumluluklar

43. "Temel hak ve

hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.

maddesinin ikinci fıkrası kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırlarken

sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar. Anayasa'nın 12. maddesi,

hak ve özgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasında içsel olarak var olan

bağlantıyı vurgulamaktadır. Ödev ve sorumluluklar, somut başvurudaki gibi ödev

ve sorumluluğunu yerine getirmediği iddia edilen kimselerin bir temel hak veya

özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlerinde özellikle önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan şikâyetlerin çözümlenmesi sırasında

bireylerin sahip oldukları ödev ve sorumlulukları gözönünde

bulundurur. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmalarının sahip

oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygun

davranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir.

44. Bundan sonra Anayasa Mahkemesinin yapması gereken, başvuruya

konu müdahaleye olayın bütünlüğü içinde bakmak, keyfî uygulamalardan ve usulsüz

sınırlandırmalardan kaçınılması için barışçıl bir toplantıya katılanlara ceza

vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun

makul gerekçelere dayanılarak gösterilip gösterilmediğini ve müdahalenin

“ölçülü” olup olmadığını belirlemektir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

45. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, Başbakan ile birlikte

siyasetçi, üst düzey bürokrat ve üniversite öğretim elemanlarından oluşan bir

gruba yönelik tertip edilen protesto gösterisinin engellenmesi, söz konusu

gösteriye katılan başvurucunun gözaltına alınması ve hakkında üç yıl denetimli

serbestlik tedbiri uygulanması suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığının belirlenmesidir.

46. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesinin barışçıl gösterilere

dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riski bulunduğunu kabul etmek gerekir.

Anılan kural ile Kanun'a aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerini

düzenleyenlere, bunlara katılanlara veya bunları yönetenlere ceza verilmesi

öngörülmüştür (bkz. § 16). 2911 sayılı Kanun'un

"Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar

başlıklı 23. maddesinde uzun bir liste hâlinde toplantı ve gösteri

yürüyüşlerinin hangi hâllerde "kanuna aykırı" olacağı sayılmıştır

(bkz. § 17). İlk derece mahkemesinin kararlarından anlaşılabildiği kadarıyla

başvuruya konu gösteri, Kanun'da yer alan usullere uygun biçimde bildirim verilmeden

yapıldığı ve toplantının dağıtılması gerektiği polis tarafından bildirildiği

hâlde göstericilerin kendi rızaları ile dağılmadıkları için Kanun'a aykırıdır.

47. Bir suça ilişkin kanun maddesinin uygulanma koşullarının

somut olayda bulunup bulunmadığı ve suçun unsurlarının neler olması gerektiği

meselesi Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Buna karşın mevcut

başvuruya benzer şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların

cezalandırılması gibi verilen bir ceza hükmünün anayasal bir hakka müdahale

oluşturduğu durumlarda vaki müdahale, Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır.

48. Bir kimse sırf bir toplantı ve gösteriye katılmış olması

nedeniyle cezalandırılmış ve Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir

müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra

denetleyeceği ilk husus yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşü nedeniyle kamu

düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesinin ortaya çıkıp çıkmadığı ya

da kamu makamlarının bu yöndeki değerlendirmelerinin gerçeklik değeri taşıyıp

taşımadığı olacaktır(Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88).

49. İlk olarak Anayasa Mahkemesinin yalnızca usulüne uygun

olarak tertip edilmemiş bir toplantının veya gösteri yürüyüşünün varlığını

temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul edemeyeceği

hatırlanmalıdır (bkz. § 43). Bu sebeple ilk derece mahkemesinin başvuruya konu

gösterinin usulüne uygun bir şekilde bildirimde bulunulmadan yapıldığı

yönündeki gerekçesi, tek başına ilgili ve yeterli bir gerekçe olarak kabul

edilemez.

50. İlk derece mahkemesi, ikinci olarak polisin gösterinin

sonlandırılmasını istemesine rağmen göstericilerin dağılmamalarını kanuna

aykırı bulmuş ve hükmüne esas almıştır. Somut olayda gösterinin yapıldığı yere

oldukça yakın bir yerde Başbakan ile birlikte başka bazı siyasetçiler ve devlet

adamlarının bir açılış töreni için bulunmaları nedeniyle olağandan daha fazla

güvenlik önlemi alınması anlaşılabilir bir durumdur. Üstelik olay günü 12 Eylül

Darbesi'nin yıl dönümüdür ve olağan olarak ülke çapında pek çok toplantı veya

gösteri yapılmaktadır. Askerî rejim zamanında yapılanlardan dolayı öfkelerini

resmî kanallara yönlendirmek isteyen kimi aşırılık yanlısı gruplar da şiddet

olaylarına sebebiyet verebilmekte, toplantı ve gösterileri barışçıl olmaktan

çıkarabilmektedir. Dolayısıyla böyle zamanlarda daha geniş güvenlik

önlemlerinin alınması, onların daha sıkı gözetim altındabulundurulması

ve göstericilerin kurallara uyması için daha titiz davranılması da kabul

edilebilir uygulamalar olacaktır.

51. Bununla beraber -tekrar etmek gerekirse- eldekine benzer

başvurularda, her hâlde toplanma hakkına müdahaleyi

haklı kılacak olan, kamu düzeninin bozulduğunun veya bozulma tehlikesinin

bulunduğunun gösterilmesi gerekir. Dolayısıyla olayların meydana geldiği sırada

kamu düzeninin bozulduğunun veya bozulma tehlikesinin bulunduğunun ilgili ve

yeterli bir gerekçe ile gösterilemediği, temel haklara müdahale teşkil eden her

kamu gücü eylem ve işleminin temel hak ve özgürlükleri ihlal etme riski

bulunmaktadır (Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 89).

52. Mevcut başvuruya konu olan benzer bir toplantıya müdahalenin

toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı oranda demokratik bir toplumda gerekli

olabileceği kabul edilebilir. Mevcut başvuruda; ne

iddianamede ne de derece mahkemelerinin kararlarında söz konusu protesto

gösterisinin bazı faaliyetlerin aksamasına neden olduğu, kamu düzenini bozduğu

veya alınan güvenlik önlemlerini zaafa uğrattığı yönünde herhangi bir değerlendirme

yapılmamıştır.

53. Bazı özel nedenlerle bir toplantı veya gösteriye yapılacak

müdahalelerin kamu düzeninin sağlanması için gerekli olduğunun ve cezaların

kamu düzeninin bozulması veya bozulma tehlikesinin ortaya çıkması sebebiyle

verildiğinin veya katılımcıların bu anayasalhaklarını

kullanırlarken sahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve

sorumluluklara uygun davranmadıklarının yetkili mercilerce (polis raporlarında,

iddianamelerde veya derece mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir

( Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 92).

54. Mevcut başvuruda protesto gösterisi yapan iki grup olduğu,

ilk grubun polis uyarısıyla dağılması üzerine ikincisinin toplandığı ve bu

ikinci grubun herhangi bir uyarı olmaksızın dağıtıldığı anlaşılmaktadır.

İddianame ve derece mahkemesi kararına göre dağıtılan ikinci grup ile polis

uyarısı üzerine dağılan ilk grup farklı kimselerden oluşmaktadır. Üstelik

başvurucunun içinde bulunduğu grubun gösterinin barışçıl özelliğini ortadan kaldıracak

bir davranışa girdiği de belirtilmemiştir (bkz. § 11).

55. Göstericilerin şiddet eylemlerine karışmadıkları durumlarda

kamu makamlarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir

ölçüye kadar müsamaha göstermesi gerekir. Barışçıl bir gösterinin veya basın

açıklamasının ilke olarak cezai yaptırım tehdidine maruz bırakılmaması gerekir.

Özellikle başvuruya konu olayda olduğu gibi protesto gösterisi üniversite

kampüsünde gerçekleştirilmiş ve katılanlar da üniversite öğrencisi ise -üniversitelerin

fikirlerin serbestçe ifade edildiği ve çarpıştığı yerlerin başında gelen yerler

olması nedeniyle- gösterilecek müsamahanın çok daha fazla olması gerekir.

Dahası söz konusu gösteri 12 Eylül Darbesi'nin yıl dönümünde yapılmıştır. Bu

çok önemli olayın yıl dönümünde bireylerin ve grupların toplumsal ve siyasal

meselelere ilişkin kanaatlerini toplantı ve gösteri yapmak gibi çeşitli

araçlarla açıklamalarının engellenmesi demokratik toplumun temellerini tahrip

eder.

56. Sonuç olarak mevcut başvuruda, Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli

görülen önlemler ile başvurucunun aynı maddenin birinci fıkrası kapsamındaki

hakları arasında adil bir denge sağlanamamıştır. Gösterinin polis zoruyla dağıtılmasının,

başvurucunun gözaltına alınmasının ve kovuşturmanın ertelenmesi kararı

verilerek başvurucunun üç yıl denetimli serbestlik altına alınmasının

Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeni meşru

amacının sağlanması için gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

57. Buna göre Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA ve Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

58. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

60. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi

birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak suç

isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

61. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

62. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 6 yıl 3 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

63. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

65. Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

66. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

67. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesine (E. 2014/39) gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

68. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının vemakul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. 1. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA ve Recai AKYEL'in karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/39 esas sayılı dava

dosyasına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın

bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 30/11/2017 tarihinde karar

verildi.

KARŞI OY

1. 12.09.2008 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman

Demirel Kültür Merkezinde, merkezin ve üniversitenin öğretim yılının açılışı için

bir tören düzenlenmiştir. Törene üst düzey bazı devlet adamları ve siyasilerin

yanı sıra Başbakan da katılmıştır.

2. Dosya içeriğinde yer alan belgelerden, internette bir forum

sitesinde (olayın meydana geldiği) 12.09.2008 tarihinde İTÜ’ nün açılış töreni

olacağının, Başbakan’ın da buraya davet edildiğinin ve her yıl yapılanın aksine

öğrencilerin bu yılki törene alınmayacağının duyurulduğu ve öğrencilerin o gün

yapılması planlanan basın açıklamasına davet edildiği ve basın açıklamasının

metnine yer verildiği ve başvurucunun haberdar olup olmadığı bilinmemekle

beraber düzenlenen toplantıya katılanlardan bazılarının forum sitesinde yapılan

duyurulardan haberdar oldukları anlaşılmıştır.

3. Törenin başladığı esnada, Kültür Merkezinin önünde ellerinde

“AKP dışarı”, “Üniversiteler bizimdir, liboşa, yobaza bırakmayız”, ”12 Eylül

Çocuğu doğum gününü başka yerde kutla” şeklinde pankartlar bulunan ve benzer

sloganlar atan bir grup toplanmıştır. Bu grup polisin uyarı ve müdahalesi

üzerine dağılmış, ardından kısa bir süre sonra saat 10.40 sıralarında,

dağıtılan ilk gruptakilerle aynı kişiler olup olmadıkları anlaşılamayan ve

sloganlar atan yeni bir grup gelmiştir. Bu grubun elinde de “235. Yılda İTÜ’de

dönüm noktası fotoğrafın sağındaki insan, İTÜ Açılış Töreni Baş Konuşmacısı,

“Bir AKP Hükümeti Filmi, Büyük İşgal …. AKP’nin üniversite işgalinin

hikayesi…”, “İTÜ Medrese, Rektörlük AKP Şubesi değildir” şeklinde pankartlar

bulunmaktadır.

4. Grup yürüyüş yapmamış, sadece belirtilen şekilde tören

yapılan Merkezin önünde toplanmış, sloganlar atıp, basın açıklaması yapmıştır.

Polis de gruba bir şiddet uygulamamış, dağılmaları uyarısında bulunmuş,

dağılmamaları ve üniversitenin özel güvenlik elemanlarının talebi üzerine

toplantının gerçekleştirilebilmesi için yerine getirilmesi gereken yasal

gerekliliklerin yerine getirilmemiş olması ve ortaya çıkan güvenlik ve kamu

düzeni kaygısı nedeniyle başvurucunun da aralarında yer aldığı on sekiz kişi

hakkında, kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenleme ve bunlara

katılma suçundan dolayı kamu davası açılması için işlem yapmıştır.

5. Yapılan yargılamalar sonucunda İstanbul 55. Asliye Ceza

Mahkemesi’nin 28/11/2014 tarihli kararıyla, eyleminin 02/07/2012 tarihli ve

6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve

Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvurucu

hakkında açılan ceza davasının ertelenmesine karar verilmiştir.

6. Başvurucu, özellikle ve özetle “düşünce ve kanaat açıklama

özgürlüğü” nün yargılama konusu yapılmış olmasının verilen hükmün içeriğinden

bağımsız olarak Anayasal haklarını ihlal ettiğini, ayrıca bir mahkûmiyet hükmü

içermese bile isnat edilen suçun, “düşünce ve kanaati açıklama yöntemleri ile

işlenmiş bir suç olarak kabul edildiğini, bunun da anayasal haklarını ihlâl

ettiğini ileri sürmüştür.

7. Mahkememizce, başvurucunun makul sürede yargılanmasına

ilişkin olanı dışındaki şikayetlerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiş, bu görüşe tarafımızca

da katılınmıştır.

8. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl

edildiğine ilişkin iddia bağlamında yapılan inceleme sonucu, Mahkememizin

çoğunluğunca, başvurucunun anılan hakkına yapılan müdahalelerin (polis

müdahalesinin ve verilen mahkeme kararının) kanunilik ölçütünü taşıdığı, meşru

bir amacının bulunduğu, bu yönlerden bir ihlâl olmadığı, ancak söz konusu

müdahalenin kamu düzeninin sağlanması için gerekli olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

9. Aşağıda açıklayacağımız nedenlerle bu sonuca katılmıyoruz.

10. Anayasa Mahkemesi’nin önceki içtihadı ile uyumlu olarak

toplanma hakkına müdahale edildiği durumlarda devlet kurumlarının olayların

meydana geldiği sırada kamu düzeninin bozulduğunu veya bozulma tehlikesinin

bulunduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile göstermesi gerektiği kabul

edilmiş ve mevcut olayda toplantı hakkına müdahalenin gerekçesinin yeterli

gerekçe ile gösterilemediği sonucuna varılmıştır. Bizce Anayasa Mahkemesi sayın

çoğunluğunca olayın koşulları eksik değerlendirilmiştir.

11. Dosya içeriğinden;

- Toplantıyı organize edenlerin üniversitenin açılış gününde

yapılacak olan törenin hangi tarihte ve nerede yapılacağından ve yapılacak olan

törene Başbakan’ın katılacağından önceden haberdar oldukları, ancak yetkili

makamlara gösteri ve toplantıya ilişkin bir bildirimde bulunmadıkları

- Polis ve özellikle de üniversitenin özel güvenlik

görevlilerince, gösterinin, gösteriye katılanların açtıkları pankartlar ve attıkları

sloganlarla (pankart ve sloganların içeriği nedeniyle herhangi bir işlem

yapılmamış olsa da) gerçekleştirilmekte olan törenin huzur ve sükûn içerisinde,

güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesini engelleyecek boyuta ulaştığının

değerlendirildiği ve bu nedenle göstericilerin önce uyarıldığı, dağılmamaları

üzerine de “yasal işlem başlatma” şeklinde müdahalede bulundukları,

- Polis tarafından toplantıya katılanlara şiddet uygulandığına

ilişkin bir iddia ve tespitin bulunmadığı anlaşılmıştır.

12. Mevcut gösteri 12 Eylül Darbesi’nin yıl dönümünde

yapılmıştır. Her yıl aynı tarihte bazı gruplarca barışçıl olmayan toplantı ve

gösteriler tertiplendiği herkesin malûmudur. İkinci olarak başvurucuların

gösteri yaptığı yerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bulunmaktadır ve bazı özel

güvenlik koşulları nedeniyle Başbakanın güvenliği için alınan tedbirlerin biraz

daha derinleştirilmesi, arttırılması gerekmiş olabilir.

13. Bir üniversitenin öğretim yılının ve Kültür Merkezinin

açılışı gibi siyasal bir yönü bulunmayan bir törende, törenle ilgisi bulunmayan

ve törenin huzur ve sükûnunu sağlamakla görevli güvenlik görevlilerine heran için huzur ve güveni bozabileceği kaygısını üst

düzeyde hissettiren sloganların atıldığı, gerçekleştiriliş biçimi itibariyle de

yasaya uygun olmadığı değerlendirilen bir gösteri toplantısı

gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tamamen barışçıl bir amaca matuf olup, barışçıl

bir şekilde gerçekleştirilen açılış töreninin slogan atılmasıyla oluşan

durumdan olumsuz bir şekilde etkilenmediği de söylenemez.

14. Olayda, güvenlik ihtiyacının üst seviyede olduğu bir

zamanda, polis, gösteri yapan topluluğa, hem güvenliği

hem de açılış töreninin huzur ve sükûn içerisinde yapılmasını teminen dağılmaları için önce uyarı yapmış, ancak

Başbakanın programının devam ettiği sırada göstericiler yeniden bir araya

gelmişlerdir. Başbakanın güvenliğini sağlamakla görevli polis de uyarıya rağmen

yeniden bir araya gelen topluluğu tehlike olarak değerlendirmiş ve gösteriye

müdahale etmiştir. Yaşandığı an itibariyle mevcut olayın koşullarını en iyi

analiz edecek olanlar kolluk görevlileridir ve eldeki başvuruya yansıyan olay

tutanaklarından, polisin, olayın meydana geldiği sırada kamu düzeninin

bozulduğunu veya bozulma tehlikesinin bulunduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe

ile gösterdiği sonuca ulaşılmaması için hiçbir neden bulunmamaktadır.

15. Dolayısıyla, somut olaya bu açıklamalar ışığında

bakıldığında, tüm uyarılara rağmen dağılmayarak tehlike oluşturduğu

değerlendirilen gösterinin polis zoruyla dağıtılmasının ve gösteriye katıldığı

sabit olan başvurucu hakkında yasal işlem yapılmasının demokratik bir toplumda

gerekli olmadığının söylenemeyeceği kanaatindeyiz.

16. Öte yandan, başvurucu herhangi bir ceza ile

cezalandırılmamış, hakkında yapılan kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiş

ve ertelenen kovuşturmanın verildiği tarihten itibaren 3 yıl içinde aynı

kapsamda bir suç işlememesi hâlinde derdest davanın düşmesine, aynı süre içinde

aynı kapsamda bir suç işlemesi hâlinde ise kovuşturmaya devam olunacağına karar

verilmiştir. Bir başka söyleyişle başvurucu herhangi bir ceza ile

cezalandırılmamış, üç yıl süresince denetim altına alınmıştır. Bu sürenin

sonunda da başvurucu hakkında herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Nitekim söz

konusu kararın verildiği tarihe (28.11.2014) göre üç yıllık süre işbu kararın

(Anayasa Mahkemesi kararının) verildiği tarih (30.11.2017) itibarıyla dolmuş

bulunmaktadır. Dosya içeriğinde aksine bir veri bulunmadığından söz konusu

davanın 30.11.2017 tarihi itibarıyla düştüğü sonucuna varılmaktadır.

Dolayısıyla anılan erteleme kararı nedeniyle başvurucu hakkında herhangi bir

adli işlem yapılmamış olmaktadır. Hâl böyle olunca da söz konusu tedbirin

gereksizliğinden ve ölçüsüzlüğünden söz edilemeyeceği kanaatine varılmaktadır.

17. Açıklanan nedenlerle somut olayda Anayasa’nın 34. maddesinde

güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl

edilmediğine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın

çoğunluğun bu kısma ilişkin görüşüne katılmıyoruz.

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Dilan ÖGÜZ

CANAN

Vekili

:

Av. Hasan

ALICI

Üye Kadir ÖZKAYA Üye Recai AKYEL

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2014/20411, 30 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Toplantı ve Gösteri
  11. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  12. B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Osman
  13. B. Makul Sürede
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın
  17. Karşı Oy
  18. Yıldırım
  19. Özgüldür
  20. Kömürcü
  21. Necipoğlu
  22. Akıncı
  23. Topal
  24. M. Emin KUZ
  25. Gökcan
  26. Hakyemez
  27. Canan
  28. Alıcı
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2014/20411
Tarih
30 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Bejdar Ro Amed Başvurusu (B. No: 2014/10257)
  • Rüstem Ölmez Başvurusu (B. No: 2014/1390)
  • Yavuz Murat Yağmur Başvurusu (B. No: 2014/10723)
  • A.ö. Başvurusu (B. No: 2014/5225)
  • Osman Sofu Başvurusu (B. No: 2014/208)
  • Baki Zaza Başvurusu (B. No: 2014/2881)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.