İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.ö. Başvurusu (B. No: 2014/5225)

1. Başvuru, yokluğunda verilen mahkûmiyet kararında kanun yoluna

Başvuru No2014/5225Tarih8 Kasım 2017Okuma14 dk · 2.719 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm A.Ö. Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/5225
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.719 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yokluğunda verilen mahkûmiyet kararında kanun yoluna

başvuru şeklinin ve başvuru süresinin başlangıcının, tereddüde yer vermeyecek

şekilde açıkça gösterilmemesi ve kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 1978 doğumlu olan başvurucu, Silivri 4 No.lu L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda başka bir dosyadan hükümlü olduğunu belirtmektedir.

10. Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/5/2011 tarihli

ve E.2011/347 sayılı iddianameyle 9/1/2007 tarihinde işlendiği iddia olunan

resmî belgede sahtecilik suçundan başvurucunun cezalandırılması talebiyle kamu

davası açılmıştır.

11. Lice Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucunun savunmasını hükümlü

olarak bulunduğu yer mahkemesinden talimat yoluyla aldıktan sonra 13/3/2013

tarihli kararıyla başvurucunun atılı suçtan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile

mahkûmiyetine karar vermiştir. Kararın bireysel başvuruya konu olan ilgili

kısımları şöyledir:

“…

Sanık A.’in adli

sicil kaydının incelenmesinde silinme koşulları oluşmuş olsa bile, sanığın

sosyal ve şahsi durumu ve suçun işleniş özellikleri dikkate alındığında yeniden

suç işlemeyeceğine dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmamış, sanık hakkında

5237 sayılı TCK’nun 51. maddesinde düzenlenen

erteleme ve 5271 sayılı CMK’nun 231/5-8 madde

hükmünde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu

uygulanmamıştır. …

HÜKÜM

…

Dair, sanıkların yokluğunda, kararın

tebliğinden itibaren sanık V.P. yönünden … sanık A. Ö. hakkında verilen karara

karşı ise 1 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde temyiz yolu

açık olmak üzere verilen karar, alenen okunup usulen anlatıldı.”

12. Anılan karar, Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan

başvurucuya 10/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, kararı tebellüğ

ettikten on üç gün sonra avukat tayin ederek 24/7/2013 tarihinde eski hâle

getirme talebi ile birlikte gecikmiş temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay

11. Ceza Dairesinin 14/1/2014 tarihli ilamıyla yasal süresinden sonra yapıldığı

gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

13. Nihai karar, başvurucuya 12/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 11/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

34. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu,

süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.”

16. 5271 sayılı Kanun’un 40. maddesi şöyledir:

“(1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş

olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.

(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine

bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.”

17. 5271 sayılı Kanun’un 232. maddesinin (6) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Hüküm fıkrasında, 223 üncü

maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin,

verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının

bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer

vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.”

18. 5271 sayılı Kanun’un 263. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt

kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda

bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına

başvurabilir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“1. Herkes, … cezai alanda kendisine

yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme tarafından

davasının … görülmesini istemek hakkına sahiptir…”

20. Sözleşme’nin 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Sözleşme’de

tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, … ulusal bir merci

önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.”

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

21. Sözleşme’de açıkça yer almasa da

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim hakkını, adil yargılanma

hakkının en temel unsurlarından biri olarak nitelendirmektedir (Roche/Birleşik Krallık [BD], B. No: 32555/96,

19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan, [BD], B. No: 36760/06,

17/1/2012, § 229). AİHM, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da

imkânsız hâle getiren uygulamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini

vurgulamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 36).

22. AİHM'e göre devletler bir davanın açılabilirliğine

ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davalar, nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla

birlikte bu sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim

hakkını ortadan kaldıracak seviyeye ulaşmamalıdır (Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

23. Bununla birlikte AİHM, dava açma ya da kanun yollarına

başvuru için belli sürelerin öngörülmesini -bu süreler dava açmayı imkânsız

kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği olarak

kabul etmekte ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağını

belirtmektedir (Perez de Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95, 28/10/1998,

§ 45). Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış

uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanun

yollarına başvuru hakkını kullanamamaları söz konusu olduğunda mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §

35).

24. Son olarak mahkemeye erişim hakkının sadece ilk derece

mahkemesinde dava açma hakkını değil iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz

gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma

hakkını da içerdiğini vurgulamak gerekir (Bayar

ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; yargılama sürecinde başka bir suçtan hükümlü

olarak ceza infaz kurumunda bulunduğundan yargılamanın yokluğunda

tamamlandığını, hakkında verilen mahkûmiyet kararında kanun yoluna başvurma

usul ve şekli ile başvuru süresinin başlama zamanının tereddüde yer vermeyecek

şekilde açıkça gösterilmediğini ve gerekçeli karar tebligatının usulüne uygun

yapılmadığını, bu nedenlerle etkili başvuru hakkının ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama talebinde

bulunmuştur.

27. Bakanlık görüşünde; bireysel başvurularda kabul

edilebilirlik kriterlerine ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına

atıflar yapılarak somut başvuruda bu kriterlerin oluşmadığı, şikâyet konusu

edilen hususların somut bir şekilde ortaya konulmadığı, adil yargılanma

hakkının bireylere dava sonunda verilen kararın değil yargılama sürecinin adil

olup olmadığını denetleme imkânı verdiği belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kararın usulüne uygun olarak

tebliğ edilmediğine ve kanun yolu ve süresinin eksik gösterilmesi bağlamındaki

etkili başvuru hakkına ilişkin iddiaları, uyuşmazlığı temyiz merciinin önüne

taşıyamaması ile ilgili olduğundan başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinde, Anayasa'nın 40.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Devlet,

işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını

ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklinde bir güvence

öngörülmemiştir. Anılan hükümle Devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi

kanun yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlüğü

yüklenmiştir. Bu itibarla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında

kalan söz konusu güvencenin bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki

güvence bireysel başvuruda bağımsız bir güvence olarak ele alınamaz. Bununla

birlikte bu durum, başta mahkemeye erişim hakkı olmak üzere diğer hakların

ihlal edildiğine ilişkin iddialar incelenirken -Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi

gereği- anılan hükmün dikkate alınmasına engel değildir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil

edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34). Mahkemeye erişim hakkı, ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanı

sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış

ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali

Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

33. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

34. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet kararında kanun yolu

süresi ve şeklinin tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta gösterilmemesi ve

tebligatın usulüne uygun olarak yapılmaması nedeniyle temyiz başvurusunu

zamanında yapamadığından ve buna bağlı olarak eski hale getirme taleplerinin

kabul edilmemesinden şikâyet etmektedir. Mevcut haliyle kanuni bir düzenlemenin

uygulanmasına yönelik bir yoruma dayandırılarak verilen ret kararının,

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin varlığını ortaya koyduğu kabul

edilmelidir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerdemahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı

mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara

bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini; kişinin mahkemeye başvurmasını

engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla

mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

36. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.

Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 38).

37. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

38. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

39. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

40. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin temyiz talebini

5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle

reddettiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği

ret kararına göre, yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

41. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma

hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin, hak

arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm

alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,

10/2/2016, § 10).

42. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içerisinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içerisinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk

aleminde etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder.

(3) Ölçülülük

43. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya

ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.

44. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanın

hakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla

öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı

esneklikten kaçınmaları gerekmektedir (Kamil Koç, § 65).

45. Kanun yoluna başvuru usulünü ve başvuru süresinin hangi

tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi

esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvuruda ikincillik ilkesi

gereği, kanun yoluna başvuru süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi ve

kararda kanun yolunun gösterilme şekli ve içeriği noktasında Anayasa

Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta

üstleneceği rol, usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili derece mahkemelerinin

yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında

incelemektir. Bu itibarla derece mahkemelerinin başvurulacak kanun yolunun

gerekçeli kararda gösterilme biçimi ve kanun yoluna başvuru süresinin

başlangıcına esas aldıkları tarihi belirlerken kullandıkları kriterler, somut

olay yönünden bu kriterlerin kabul edilebilirliğine ve uygulanabilirliğine dair

yorum ve değerlendirmeleri, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin

ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır.

46. Bu bağlamda derece mahkemelerinin kanun yoluna başvuru

süresinin başlangıcına esas aldıkları kriterlerden biri de tebliğ tarihidir.

Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin, bu işlemin hukuki

sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi

ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir.

Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi

için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapılan tebligat,

Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak

kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli

güvencelerinden biridir (AYM, 13/11/2014,E.2013/95,

K.2014/176).

47. Bu itibarla başvurucunun, kanun yolu incelemesi amacıyla üst

mahkemelere taşımak istediği yargı kararından haberdar edildiği hususu herhangi

bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açık ve net

olarak görülmelidir. Dolayısıyla

yetkili makamların kanun yolu başvurusuna konu yargı kararı hakkında muhatabını

bilgilendirmek -keza yargı merciinin de kanun yolu incelemesi için öngörülen

sürenin başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucunun incelemeye konu karardanhaberdar olduğunu belirlemek- amacıyla her bir

somut olayın özel koşullarının da gerektirdiği özeni gösterip göstermediğinin

tespiti, mahkemeye erişim hakkına yönelik güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının

ortaya konulması bakımından önem arz etmektedir.

48. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi tarafından

uygulanan 5271 sayılı Kanun’un 34. ve 232. maddelerinde karara karşı “temyiz”

kanun yoluna başvuru süresi ve yeri belirlenmekte, 263. maddesinde ise tutuklu

veya hükümlülere yönelik özel düzenlemeye yer verildiği anlaşılmaktadır.

Başvurucunun şikâyeti de mevcut kanuni düzenlemenin kendi hakkında açıkça

hatalı uygulanması ile ilgilidir.

49. İlk derece mahkemesi tarafından oluşturulan hüküm

fıkrasında, kanun yolunun Yargıtay ilgili dairesi nezdinde yapılacak temyiz

başvurusu, başvuru süresinin bir hafta olduğu, hükmün sanıkların yokluğunda

verildiği ve buna bağlı olarak kanun yoluna başvuru süresinin kararın

tebliğinden başlayacağı hususlarının vurgulandığı görülmektedir. Öte yandan

yargılama sürecinde başvurucunun başka suçtan tutuklu olduğu belirtilerek

10/10/2011 tarihinde talimat yoluyla savunması tespit edilmiştir. Duruşmaların

tamamı, herhangi bir tutuklama veya adli kontrol kararı olmaksızın sanıkların

yokluğunda yapılmış ve yargılama 13/3/2013 tarihinde sonuçlanmıştır.

50. Başvurucu temyiz başvurusunda, eski hâle getirme talebi ile

birlikte hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesini

itiraz konusu etmiştir. İlk derece mahkemesi ve Yargıtay, eski hâle getirme talep

ve gerekçesini yeterli bulmayarak temyiz inceleme talebini reddetmiştir.

51. Başvurucunun savunması başka suçtan tutuklu bulunduğu yerde

alınmış olsa da başvuru konusu olayda kararın savunma tarihinden yaklaşık on

yedi ay sonra verildiği anlaşılmaktadır. Karar tarihi itibariyle başvurucunun

başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunduğuna

dair mahkemeye bilgilendirme yaptığına dair herhangi bir veriye

rastlanmamıştır. Temyiz yolu ve başvuru yöntemini düzenleyen mevzuatın karmaşık

veya dağınık olduğu da söylenemez. Somut olayda başvurucunun, bir şekilde

haberdar olduğu karara karşı makul olmadığı söylenemeyecek yasal süresi içinde

temyiz talebinde bulunmaması nedeniyle, mahkemeye erişim hakkının ölçüsüz

sınırlandırıldığı sonucuna varmak mümkün görünmemektedir.

52. Açıklanan nedenlerden dolayı başvurucunun mahkemeye erişim

hakkının engellendiğini ileri sürdüğü yargılama işlemlerinde bir bütün olarak

yargılamanın adilliğini olumsuz etkileyecek bir durum olmadığından mahkemeye

erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

8/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

A.Ö.

Vekili

:

Av. Nevin

ÖNER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5225, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Hüküm
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  14. B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Yazıcıoğlu
  21. Öner
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5225
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Osman Sofu Başvurusu (B. No: 2014/208)
  • Baki Zaza Başvurusu (B. No: 2014/2881)
  • Cihan Karabay Başvurusu (B. No: 2014/2906)
  • Gönül Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/1387)
  • Vedat Ersöz Başvurusu (B. No: 2014/5357)
  • Kayhan Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/11114)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.