İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Sofu Başvurusu (B. No: 2014/208)

1. Başvuru; uygulanan idari para cezasına yapılan itirazın,

Başvuru No2014/208Tarih8 Kasım 2017Okuma15 dk · 3.063 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Sofu Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/208
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.063 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; uygulanan idari para cezasına yapılan itirazın,

cezanın yasal şartları araştırılmadan, imara aykırılığı gerçekleştiren faili

tespite yönelik yeterli araştırma yapılmadan, talep ve itirazlar dikkate

alınmadan reddine karar verilmesi nedenleriyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesi

ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2013 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 1955 doğumlu olan ve İstanbul’da yaşayan başvurucu, Sosyal

Sigortalar Kurumundan emeklidir. Başvurucu, idari para cezasına konu taşınmazın

bitişiğindeki 12 parsel numaralı taşınmazın maliki olduğunu belirtmektedir.

9. Maltepe Belediye Başkanlığınca (Belediye), 11 parsel numaralı

taşınmaz üzerinde bulunan yapının bitişiğindeki 12 parsel numaralı bina ile

aralarındaki duvarın yıkılması suretiyle birleştirilmesi işleminin imara

aykırılığı nedeniyle yapı sahibi olarak başvurucu hakkında 14/2/2011 tarihli

yapı durdurma tutanağı düzenlenmiştir.

10. Belediyenin 1/3/2011 tarihli ve 272 sayılı kararıyla, söz

konusu imara aykırı yapı nedeniyle 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar

Kanunu’nun 42. maddesine göre başvurucuya 17.114,97 TL idari para cezası

uygulanmıştır.

11. Başvurucu; idari yaptırıma tabi tutulan 11 sayılı parselin

maliki olmadığı, idari yaptırım miktarının gerçek duruma uygun tespit

edilmediği ve miktarının fahiş olduğu gerekçeleriyle para cezasına itiraz

etmiştir. Başvurucu itirazını, sunduğu evrak ile yapılacak keşif ve bilirkişi

incelemesine dayandırmıştır.

12. İstanbul 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme), başvurucunun

itirazına karşı ilgili idarenin yazılı görüşünü almıştır. İdare, başvurucunun

idari para cezası uygulanan 11 parsel numaralı taşınmazdaki dükkânla

birleştirilen 12 parsel numaralı taşınmazın maliki olduğunu, ara duvarların

yıkılması suretiyle ortaya çıkan ve genişletilmiş olan dükkânın maliki olduğunu

ileri sürmüştür.

13. Mahkeme 24/9/2012 tarihli kararı ile başvurucunun itirazını

reddetmiştir. Mahkeme kararının ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir:

"… Olayda, uyuşmazlığın çözümü için Mahkememizin

03.08.2011 gün ve E:2011/1015 sayılı ara kararı ile mahallinde keşif ve

bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve 08.12.2011 tarihinde yapılan

keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "yapı tatil tutanağı

ile ortaya konulan tespitlerin fiili duruma uygun olduğu, mevcut haliyle

yapının ruhsat projesine aykırı olduğu, davalı idarece ruhsata aykırı kısımlar

dikkate alınarak verilen imar para cezası miktarı belirlenirken, yapı sınıfının

doğru olarak tespit edildiği, cezayı artıran nedenlerin yerinde olduğu, ancak,

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca cezayı artıran nedenlerden

"çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verme" durumunun, mevcut

olmadığı, zira ruhsata aykırılığın bina içerisinde olduğu ve binanın dışarıdan görülebilecek

unsurlarında herhangi bir değişiklik olmadığından, somut olayda bu yönden

cezayı artırma nedeninin gerçekleşmediği, dolayısıyla bu gerekçeyle cezanın %20

oranında artırılmasının yerinde olmadığı, ceza miktarı belirlenirken cezayı

artıran söz konusu madde(42. maddenin 13. bendi) gözardı

edildiğinde, hesaplanacak ceza miktarının 16.164,14-TL olması gerektiği

belirtilmiştir.

Bu durumda, yukarıda açıklaması yer alan

bilirkişi raporundaki tespitler, hüküm tesisi için yeterli olup, mevcut ruhsata

aykırılık nedeniyle, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca davacıya

verilecek imar para cezası miktarının 16.164,14-TL olarak belirlenmesi

gerektiğinden, dava konusu encümen kararının 950,83-TL’lik kısmının hukuka

aykırı, 16.164,14-TL’lik kısmının ise hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, imar para cezası miktarı

belirlenirken 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca aykırılıktan

etkilenen alan dikkate alındığından, davacının bu yönündeki itirazlarına itibar

edilmemiştir."

14. Başvurucu, itirazın karara bağlanabilmesi için imara aykırı

yapıyı yapan kişinin belirlenmesi gerekirken sadece davalı Belediye tarafından

sunulan evraka bakılarak dosya üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı

olduğu, söz konusu taşınmazın maliki olmadığı ve yaklaşık yedi yıl önce

gerçekleştirilen değişiklikten kendisinin sorumlu tutulamayacağı gerekçeleriyle

karara itiraz etmiştir.

15. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 22/5/2013 tarihli kararı ile

ilk derece mahkemesinin kararında 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nda sayılan bozma nedenlerinin bulunmadığını, itiraz

dilekçesinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın bozulmasını sağlayacak

nitelikte görülmediğini belirterek itirazı reddetmiştir.

16. Başvurucunun karar düzeltme talebi de 2577 sayılı Kanun’un

54. maddesinde yazılı sebeplerden hiçbirine uymadığı ve yerinde bulunmadığı

gerekçesiyle aynı Mahkemece reddedilmiştir.

17. Nihai karar, başvurucuya 29/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

19. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak

başlanan yapılar” kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan

yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve

eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) (3)

tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine,

belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı

mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.”

20. 3194 sayılı Kanun’un “İdari

müeyyideler” kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına

aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş

günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir

sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler

uygulanır.

Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki

etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine,

yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen

ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine,

durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal

emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde

hesaplanan idari para cezaları uygulanır:

…”

B. Yargı Kararları

21. Danıştay Birinci Dairesinin 22/6/2011 tarihli ve E.2011/552,

K.2011/962 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

“Dosyanın incelenmesinden; … taşınmazlara

ilişkin olarak yapı ruhsatı, temel üstü vizesi ve yapı yeri krokisi

düzenlenmesine ilişkin işlemlerin 3194 sayılı İmar Kanunu ile … Belediyesi İmar

Yönetmeliği’ne aykırı olduğu ancak bu konuyla ilgili eylemlerin mülga 765

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 nci maddesine göre

zamanaşımına uğradığı belirtilerek ilgililer hakkında soruşturma izni

verilmemesine karar verilmiş ise de, ilgililer tarafından gerçekleştirilen imar

mevzuatına aykırı eylemlerin temadi ettiği hususunun göz ardı edildiği, ayrıca

ön incelemeye konu eylemlerle kişiler arasındaki illiyet bağının irdelenmediği,

ilgililerin hangi işlemleri tesis ettikleri ya da hangi eylemler nedeniyle

sorumlu tutulduklarının ayrıştırılmadığı, … anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, … kısmen soruşturma izni

verilmemesine ilişkin kararının kaldırılmasına, … oybirliğiyle karar verildi.”

22. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29/5/2007 tarihli ve E.2006/228,

K.2007/5060 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

“5237 Sayılı TCY.nın

184. maddesinin 12.10.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve sanık

tarafından ruhsatsız olarak yapılan inşaatın mühürlenerek durdurulduğuna

ilişkin 11.11.2004 tarihinde belediye görevlilerince tutanak düzenlendiğinin

anlaşılması karşısında, hukuki kesinti gerçekleşinceye kadar eylemin temadi

edeceği ve yargılama sırasında yapılan keşifte dış sıva boya yapılıp

pencerelerin takıldığı, dolayısıyla inşaata devam edilmekte olduğu belirlenmiş

olmakla binanın anılan maddenin 6. fıkrası uyarınca yürürlük tarihinden önce

tamamlanmış yapı niteliğinde olmadığı gözetilerek, tutanak düzenleyicilerin

yöntemince dinlenmesi ve tutanak tarihinde inşaatın faal halde bulunup

bulunmadığına dair görgüleri etraflıca sorulup tespit edilerek sonucuna göre

karar verilmesi gerekirken eksik soruşturmayla ve oluşa uygun düşmeyen

bilirkişi raporu doğrultusunda suçun, maddenin yürürlük tarihinden önce

işlendiğinden sözedilerek beraat kararı verilmesi,

Yasaya aykırı … görüldüğünden HÜKMÜN

BOZULMASINA, … oybirliğiyle karar verildi.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Suç ve Cezaların

Kanuniliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu, ruhsata aykırı yapının ortaya çıkış tarihinde

yürürlükte olmayan mevzuata göre idari para cezası uygulanmasının suç ve

cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olduğunu ve Anayasa'nın 38. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

25. Bakanlık görüşünde, suç ve cezaların kanuniliği ilkesine

aykırılık iddiası yönünden açıklama yapılmamıştır.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın “Suç ve

cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suç işlediği

zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”

27. Suç ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu

unsurlarından olup Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında yer

aldığı kabul edilmektedir. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve

özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra suç ve

cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve önemi haiz olup bu kapsamda

kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı

keyfî bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte; buna ek olarak

suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması

sağlanmaktadır (Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 32).

28. Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme

yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi,

kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu

doğrultuda kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin bu

ilkeye saygılı olarak hareket etmeleri; yasama organının suç ve cezalara

ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarınıbelirgin bir

şekilde çizmesi, yürütme organının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye

dayanmaksızın düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, ceza

hukukunu uygulamakla görevli yargı organının da kanunlarda belirlenen suç ve

cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi gerekir (Karlis A.Ş., § 33).

29. Ceza yaptırımına ilişkin düzenlemelerin öngörülebilirliği ve

erişilebilirliği noktasındaki öncelikli ölçüt, mahkemelerin yorumunu ve hangi

eylemlerin ne tür bir cezayla karşılık bulduğunu, gerektiğinde hukuki bir

yardımla kişilerin bilebilmelerini sağlamasıdır. Bu bağlamda tüm ayrıntıların

düzenleme içinde yer alması şart olmayıp bazı muhtemel belirsizliklerin

yargısal yorumla zamanla açıklanıp aydınlatılması imkân dâhilindedir. Bu

noktada önemli olan yorumla ulaşılan sonucun, eylemin özü açısından tutarlı ve

makul şekilde kabul edilebilir olmasıdır (Efendi

Yaldız, B. No: 2013/1202, 25/3/2015, § 34).

30. Bu bağlamda öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde olması her zaman

tercih edilmez. Kanunun açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen

aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan

değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun -işin doğası gereği-

yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık

formüllerdir (Murat Daş,

B. No: 2013/3063, 26/6/2014, § 41).

31. Somut olayda başvurucu hakkında 2004 yılında tamamlanan bina

ile ilgili olarak 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesi uygulanmak suretiyle aynı

Kanun’un 32. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle idari para cezası

verilmiştir. İdari yaptırıma konu eylemi tanımlayan 3194 sayılı Kanun’un 32.

maddesinde herhangi bir değişiklik olmasa da yaptırım düzenlemesini içeren aynı

Kanun’un 42. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 17/4/2008 tarihli kararı ile iptal

edildiğinden 9/12/2009 tarihli ve 5940 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile yeniden

düzenlenmiştir. Yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe

girdiği 5/3/2009 tarihinden yaklaşık dokuz ay sonra gerçekleştirilmiştir.

32. Diğer taraftan başvurucu hakkında düzenlenen yapı tatil

belgesi 14/2/2012 tarihli olup yasal değişiklikten sonraya rastlamaktadır. İlk

derece mahkemeleri, idari para cezasına konu imara aykırı yapı 2004 yılında

tamamlansa da imara aykırılığın devam ettiği değerlendirmesine dayalı olarak

itirazı sonuçlandırmıştır.

33. Bu durumda somut olay bakımından idari yaptırıma konu imara

aykırılığın devamlı olup olmadığı ve bu süreçte yasal değişikliklerin yaptırım

konusu olaya uygulanması hususlarının mahkemelerce yorumlanması söz konusudur.

İlk derece mahkemesinin şikâyete konu ilamının, anılan yasa hükümlerinin nasıl

yorumlandığı hakkında başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak

anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeyi içerdiği değerlendirilmektedir.

34. Bu bağlamda başvurucu hakkında düzenlenen idari para

cezasının dayanağı eylemin niteliği belirlenmek suretiyle 3194 sayılı Kanun’un

32. ve 42. maddelerinin uygulandığı, başvurucunun itirazlarını yargı

makamlarına ulaştırdığı ve itirazların yasal düzenlemenin yorumundan

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu; hakkında düzenlenen 14/2/2011 tarihli yapı tatil

tutanağında yapı maliki olarak gösterildiğini, kendisinin 11 parsel numaralı

taşınmazın maliki olmamasına rağmen yapı sahibi araştırılmadan idarenin tespiti

esas alınarak karar verildiğini, bu yöndeki itirazlarının araştırılmadığını, bu

nedenlerle cezaların şahsiliği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

37. Bakanlık, benzer konularla ilgili olarak Anayasa

Mahkemesinin Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş. (B. No:

2013/8756, 15/4/2015) başvurusuna ilişkin kararına atıfla o dosyada bildirilen görüşleri

tekrar ettiğini ve yeniden görüş bildirmeye gerek görülmediğini bildirmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun cezaların şahsiliği ilkesi

kapsamındaki iddiaları, yargılama sırasındaki taleplerinin karşılanmaması ve

yeterli araştırma yapılmaması ile ilgili olduğundan başvurunun adil yargılanma

hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

40. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri

ışığında taraflara, iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara delillerini sunma ve inceletme noktasında taraflara uygun

imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya

hakkaniyetsizlik iddiaları yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

41. Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi

raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir.

Bilirkişi raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi

hususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa'daki hakların etkili bir

biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre

tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde

inceleme görevi vardır (Mehmet Çelikkıran, B. No: 2013/9648, 20/1/2016 § 36).

42. Aynı biçimde tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının veya

birtakım belgelerin istenmesinin uygun olup olmadığının değerlendirilmesi kural

olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Mahkemeler, somut

davadaki maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacağını değerlendirdiği

delillerin toplanması talebini reddedebilir. Dolayısıyla bir sanığın bazı

tanıkları dinletemediğinden veya birtakım belgelerin dosya içerisine

getirtilmesi talebini kabul ettiremediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp

ayrıca bu delillerin ne ölçüde önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkması için

niçin gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme ve diğer taleplerini

desteklemelidir (Atila Oğuz Boyalı,

B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 54; Ahmet

Gökhan Rahtuvan, B. No: 2014/4991,

20/6/2014, §§ 67, 68).

43. Sonuç olarak herhangi bir yargılamada geçerli olan delil

sunma ve inceleme yöntemlerinin uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa

Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi, başvuru konusu

yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını değerlendirmektir. Genel

anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için taraflara tanık

delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında uygun

imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya

hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi

gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya

İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.,

§ 27).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Başvurucu, idari para cezasına ve ilk derece mahkemesinin

kararına karşı yaptığı itirazlarda, ruhsata aykırı yapının idari para cezası

uygulanmasından yaklaşık yedi yıl önce yapıldığını ve taşınmazın maliki

olmadığını ısrarlı biçimde ileri sürmüş ve tapu kaydı ibraz etmiştir.

Belediyenin ise başvurucunun yapı maliki olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.

Başvurucu, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için ruhsata aykırı yapı

sahibinin olay tarihi itibarıyla tespit edilmesini talep etmiştir.

45. Mahkeme, ruhsata aykırı yapıdaki değişikliklere ve uygulanan

idari para cezasının hesaplanma biçimine vurgu yaparak olay yerindeki

tespitlerle örtüşmeyen ceza miktarının kısmen iptaline karar vermiştir. Fakat

mahkeme, yargılamaya konu işlem tarihinden yaklaşık yedi yıl önce gerçekleştiği

tespit edilen imara aykırılığa bağlı olarak idari para cezasına konu yapının

sahibini ve imara aykırı yapıyı yapan kişiyi belirleme noktasında başvurucu

taleplerini karşılamamıştır. Başvurucunun dosyaya sunduğu tapu kaydı ve bitişik

taşınmazla ilgili uygulanan yaptırım tutanağı ile ortaya çıkan çelişki

giderilmemiştir. İlk derece mahkemesi kararını inceleyen kanun yolu mercii ise

imara aykırı yapının ortaya çıkış tarihi ile yasal mevzuatın yürürlük tarihi

arasındaki hukuki sorunu karşı oy olarak tartışmış ve diğer hususlarda ilk

karardaki tespitleri benimseyerek onama kararı vermiştir.

46. Başvurucunun, idari para cezasının uygulandığı yapı

sahibinin tespiti, tapu kaydı ile yapı tatil tutanağındaki çelişkinin

giderilmesi ve bitişik taşınmazla ilgili idari para cezası uygulanmış olması

gerektiği yönündeki itirazlarının, karar sonucunu etkileyecek ve başvurucu

aleyhine dezavantajlı bir durum meydana getirecek nitelikte olduğu, bu durumun

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bağlamında adil yargılanma hakkının ihlal

edilmesi sonucunu doğuracağı sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye

alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucu yeniden yargılama yapılması ve 30.000 TL manevi

tazminat taleplerinde bulunmuştur.

50. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

51. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul

2. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucunun adil yargılanma hakkına yönelik başvuru

açısından ihlal tespitinin yeterli tatmin sağladığı değerlendirildiğinden adil

yargılanma hakkına yapılan müdahale nedeniyle tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Osman SOFU

Vekili

:

Av. Celal

ÜLGEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/208, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.ilgili Hukuk
  7. A. İlgili Mevzuat
  8. B. Yargı Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Suç ve Cezaların
  11. B. Hakkaniyete Uygun
  12. B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 54; Ahmet
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Özgüldür
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Yazıcıoğlu
  23. Ülgen
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/208
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Baki Zaza Başvurusu (B. No: 2014/2881)
  • Cihan Karabay Başvurusu (B. No: 2014/2906)
  • Gönül Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/1387)
  • Vedat Ersöz Başvurusu (B. No: 2014/5357)
  • Kayhan Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/11114)
  • Mümtaz Bekci Başvurusu (B. No: 2014/16269)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.