İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cihan Karabay Başvurusu (B. No: 2014/2906)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk ve

Başvuru No2014/2906Tarih8 Kasım 2017Okuma18 dk · 3.632 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cihan Karabay Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/2906
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.632 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk ve

tutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve bu

incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga

250. maddeyle görevli bölümü) yürütülen bir soruşturma kapsamında 3/1/2012

tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga

250. maddeyle görevli) 7/1/2012 tarihli kararı ile silahlı terörörgütüne üye

olma suçundan tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 8/3/2012 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun "suçu ve suçluyu övme, silahlı terör örgütüne

üye olma, terör örgütü propagandası yapma, kanuna aykırı toplantı ve gösteri

yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma" suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır.

9. Dava, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli) E.2012/45 sayılı dosyası üzerinden başvurucu bakımından

tutuklu olarak görülmüştür.

10. Mahkemece 21/1/2014 tarihinde yapılan duruşmaya, başvurucu

ve müdafii birlikte katılmış; başvurucu müdafii, tahliye talebini duruşma

sırasında sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme, tahliye talebini kabul

etmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

11. Başvurucu 23/1/2014 tarihinde karara itiraz etmiştir. İtiraz

mercii olan İstanbul17. Ağır Ceza Mahkemesi 29/1/2014 tarihinde, Cumhuriyet

savcısından görüşünü yazılı olarak bildirmesini istemiştir. Savcılık "kararda usul ve yasaya aykırılık

görülmediğinden sanıklar müdafiinin vaki itirazının reddine karar verilmesi

kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklindeki yazılı görüşünü

aynı gün mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme dosya üzerinden yaptığı inceleme

sonunda 6/2/2014 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu, anılan kararı 4/3/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

13. Başvurucu 5/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1.

maddesi ile CMK mülga 250. maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin

kaldırılması üzerine İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarihli

kararı ile dosya, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/102)

devredilmiştir.

15. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 25/3/2014 tarihinde yapılan

tensip incelemesinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucunun

anılan tahliye kararı üzerine serbest bırakıldığı anlaşılmıştır.

16. Mahkeme 5/5/2015 tarihinde, başvurucunun "silahlı terör

örgütü üyesi olma" suçundan altı yıl üç ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına, "terör örgütü propagandası yapma, yasa dışı gösteri

yürüyüşüne katılma, suç ve suçluyu övme" suçlarından açılan davanın ise

ertelenmesine karar vermiştir.

17. Anılan mahkûmiyet kararı başvurucu tarafından temyiz edilmiş

olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz incelemesi

için Yargıtaydadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

"(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına

veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir."

"(5) Bu madde ile 100 üncü madde

gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

20.5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı 105.

maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca

yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya

müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya

adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.)

103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler

hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu

süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma

dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

21. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri

göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar

verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,

yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan

sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya

koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen

süre içinde de re'sen karar verir. "

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz

olunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:

"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği

hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"

kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak

üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli

görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, iki yılı aşkın bir süredir tutuklu olduğunu ve

tutukluluğunun makul süreyi aştığını, tutukluluğunun devamına dair mahkeme

kararlarının gerekçelerinin matbu cümlelerin tekrarından ibaret olup ilgili ve

yeterli olmadığını, anılan kararlarda kişiselleştirme yapılmadığını belirterek

Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

30. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

31. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

32. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 25/3/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluk ve

Tutukluluğa İtiraz İncelemelerinin Duruşmasız Yapıldığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, hakkındaki davanın görüldüğü İstanbul 15. Ağır

Ceza Mahkemesince yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında duruşma

açılmadığını ve tutukluluğun dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda

verilen kararlarla devam ettirildiğini, ayrıca 21/1/2014 tarihli tutukluluğun

devamı kararına yönelik itiraz incelemesi sırasında itirazını inceleyen

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma yapılmadığını ve itirazın dosya

üzerinden gerçekleştirilen inceleme sonunda reddedildiğini, böylelikle

tutukluluk ve tutukluluğa itiraz incelemeleri sırasında silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

36. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel İlkeler

37. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini

ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını

sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.

Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla

hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıra

tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı

yapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir

(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122-123).

38. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi

durumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı

kapsamında bir değerlendirme yapılmadığından, bu incelemeler Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:

2013/6160, 2/12/2015 § 24).

39. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, serbest

bırakılmayı sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olması

öngörülmüş olduğundan işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısal

bir niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adil

yargılanma hakkının tutmanın niteliğine ve koşullarına uygun güvencelerinin

sağlanması gerekir. Bu bağlamda tutukluluk hâlinin devamının veya serbest

bırakılma taleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve

"çelişmeli yargılama" ilkelerine riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, §§ 29-30).

40. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir.

Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi

olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını, bu nedenle tarafların yargılamanın

bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (Bülent Karataş, B.

No: 2013/6428, 26/6/2014, §§ 70-71).

41. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanan

temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılan

duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksun

bırakılan kimsenin, bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak

olan delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine

ve aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarınıhâkim/mahkeme

önünde sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması, tutukluluğa

itirazını çok daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi,

bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 66; Devran

Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 88).

42. Öte yandan 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile 267. maddesine göre resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında

verilmiş tüm kararlar, mahkeme önünde itiraza konu olabilmektedir (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, § 269). Tutukluluğa ilişkin kararların itiraz incelemesi

bakımından, aynı Kanun'un 271. maddesinde itirazın kural olarak duruşma

yapılmaksızın karara bağlanacağı, ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı

ve sonra müdafi veya vekilin dinlenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre tutukluluk incelemelerinin ya da tutukluluğa ilişkin itiraz

incelemelerinin duruşma açılarak yapılması hâlinde şüpheli, sanık veya

müdafiinin dinlenilmesi gerekmektedir (Devran

Duran, § 89).

43. Bununla birlikte tutukluluğa ilişkin her kararın itirazının

incelenmesinde veya her tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma

yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle

Anayasa'da öngörülen inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayı

gerektirecek özel bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak

itirazlar için her durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73; Devran Duran, § 90 ).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

i. Tutukluluk

İncelemeleri Yönünden

44. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvuru

dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da

ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği,

buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19-20).

45. Somut olayda başvurucu, genel olarak davanın görüldüğü

mahkemece yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında duruşma yapılmadığını ileri

sürmekte ise de hangi tutukluluk incelemesi veya incelemeleri sırasında duruşma

açılmadığını açıkça belirtmemiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede başvurucu

hakkındaki yargılamayı yürüten İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/6/2012,

5/11/2012, 28/2/2013, 21/5/2013, 27/8/2013, 21/11/2013 ve 21/1/2014

tarihlerinde yapılan duruşmalarda tutukluluk incelemesi yaparak tutukluluğun

devamına karar verdiği; başvurucunun da anılan duruşmalara katıldığı

görülmektedir. Bu nedenle başvurucunun davanın görüldüğü mahkeme kararlarına

ilişkin şikâyetinin resen dosya üzerinden yapılan tutukluluk incelemelerine

yönelik olduğu sonucuna varılmıştır.

46. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama boyunca 5271

sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca yirmi iki kez resen dosya üzerinden

tutukluluk incelemesi yaparak başvurucunun da aralarında olduğu tutuklu

sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Bununla birlikte

anılan incelemeler, talep üzerine gerçekleştirilmediğinden bu incelemeler

Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamına dâhil değildir (bkz. § 37).

47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluk incelemelerinin

duruşmasız olarak yapıldığı iddiasının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii. Tutukluluğa İtiraz

İncelemesi Yönünden

48. Başvurucu, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen

davada 21/1/2014 tarihinde yapılan duruşmaya müdafii ile birlikte bizzat

katılmış; başvurucu müdafii, tutukluluğa ilişkin itirazlarını ve tahliye

talebini sözlü olarak mahkemeye bildirmiştir. Duruşma sonunda tahliye talebi

kabul edilmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş;

anılan karara yönelik itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesince dosya

üzerinden yapılan inceleme sonunda 6/2/2014 tarihinde verilen kararla

reddedilmiştir.

49. Dolayısıyla İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

başvurucunun ve müdafiinin katıldığı, tahliyeye ilişkin beyan ve taleplerinin

sözlü olarak alındığı, başvurucunun yüzüne karşı tutukluluğun devamına karar

verildiğinin açıklandığı tarih (21/1/2014) ile İstanbul 17. Ağır Ceza

Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasız olarak

incelendiği tarih (6/2/2014) arasında yalnızca on altı günlük bir zaman dilimi

bulunmaktadır.

50. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda tutukluluğa

itiraz incelemesinin başvurucuların dinlenilmesinden bir ay iki gün sonra(Hikmet Yayğın, § 35); bir ay yirmi sekiz gün sonra (Mehmet Haberal, § 128) duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.

51. Resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm

kararların bir başka mahkeme önünde itiraza konu edilebildiği ceza usul

sisteminde, başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalı

incelenmesi tutukluluk bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesi

anlamına gelecektir. Bu durumda başvurucunun ve müdafiinin sözlü olarak

dinlenilmesinden ve tutukluluğun devamına ilişkin kararın tefhim edilmesinden

on altı gün sonra yapılan itiraz incelemesinin duruşmasız olmasının silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği söylenemez.

52. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Tutukluluk ve

Tutukluluğa İtiraz İncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

53. Başvurucu, davanın görüldüğü İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan tutukluluk incelemeleri sırasında ve yine 21/1/2014

tarihli tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazının incelemesi sırasında

alınan savcılık görüşünün kendisine veya avukatına bildirilmediğini,

dolayısıyla bu görüşleri değerlendirme imkânından yoksun bırakıldığını;

böylelikle tutukluluk ve tutukluluğa itiraz incelemeleri sırasında silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmediğini belirterek

Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

54. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Tutukluluk İncelemeleri

Yönünden

55. Başvurucu, davanın görüldüğü mahkemece yapılan tutukluluk

incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediğini ileri

sürmekte ise de mahkemece yapılan hangi tutukluluk incelemesi veya incelemeleri

sırasında savcılıktan görüş alındığını ve bunun kendisine tebliğ edilmediğini

belirtmemiştir. Başvurucunun tutuklulukla ilgili kararların verildiği

duruşmalara katıldığı anlaşılmakla davanın görüldüğü mahkeme kararlarına

ilişkin şikâyetinin resen yapılan tutukluluk incelemelerine yönelik olduğu

sonucuna varılmıştır (bkz. § 44).

56. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca İstanbul 15. Ağır

Ceza Mahkemesi tarafından resen yapılan tutukluluk incelemeleri, Anayasa'nın

19. maddesinin kapsamına dâhil değildir (bkz. §§ 37, 45).

57. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluk incelemeleri

sırasında alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tutukluluğa İtiraz

İncelemesi Yönünden

58. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

59. Başvurucunun anılan karara ilişkin olarak ileri sürdüğü

ihlal iddiasının niteliği nazara alınarak başvurunun bu bölümünün öncelikle

kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma

kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

60. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmekle birlikte 6216 sayılı

Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında anayasal ve kişisel önemi düşük

olan veya bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği

hüküm altına alınmıştır (K.V.

[GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 47). Anılan Kanun'da anayasal ve kişisel

önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul

öngörülmüştür: "Anayasal önem" olarak adlandırılabilecek olan birinci

koşul başvurunun Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması,

"kişisel önem" olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise

başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır (K.V.,

§ 57).

61. Anayasal önemin, temel hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa

hükümlerinin "yorumlanması" ve "uygulanması" açısından önem

taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun bulunduğunu kabul etmek

gerekir. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun

başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı

meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte Mahkeme, bir

meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa'nın ilgili hükümlerini yorumlamış

olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı

duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal öneminin

bulunduğu kabul edilmelidir (K.V.,

§§ 61-63).

62. Anayasa'nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru ise

özellikle Mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları ve

derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini gösterir.

Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa'nın uygulanması açısından

"önemli" olduğu anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanması

açısından başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve

derece mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa

Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olması

gerekir (K.V., § 64).

63. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun önemli bir

zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun

kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Somut olayda

ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun subjektif

algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da dâhil

olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve objektif

verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilir.

Zararın parayla ölçülüp ölçülememesi, onun önemini değerlendirme bakımından

belirleyici değildir. Parayla ölçülmesi mümkün olmayan zararlar yönünden de

anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterinin uygulanması mümkündür (K.V., §§ 66-68).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

64. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında

alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediğini ileri sürmüştür.

65. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve/veya tutukluluğa itiraz

incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün şüpheli/sanık veya müdafiine

bildirilmemiş olmasının, Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının

ihlaline sebebiyet verdiğini birçok kararında belirtmiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §§ 76-80; Hikmet Yayğın, §§ 39-42). Buna göre Anayasa Mahkemesinin

sıklıkla uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu tutukluluk ve/veya

tutukluluğa itiraz incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün

şüpheli/sanık veya müdafiine bildirilmemiş olması nedeniyle silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun, genel

bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem

taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır (Devran Duran, § 117).

66. Öte yandan başvurucunun iddiasında dile getirdiği, 21/1/2014

tarihli duruşmada verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı

inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet savcısı tarafından

bildirilen yazılı görüşün içeriği, yalnızca "kararda usul ve yasaya

aykırılık görülmediğinden (itirazın) reddedilmesi" şeklindedir. Anılan

görüş yazısında, başvurucunun ayrıca cevap vermesini gerektiren daha önce ileri

sürülmemiş herhangi yeni bir olgudan bahsedilmemiş, hatta hiçbir olguya veya

gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan başvurucu, görüş yazısında cevap

vermesini gerekli kılan ve daha önceden haberdar olmadığı yeni bir olgunun

bulunduğunu ileri sürmediği gibi bu hususta herhangi bir açıklama da

yapmamıştır. Son olarak, itirazın reddine ilişkin mahkeme kararında, Cumhuriyet

savcısının görüşünün "itirazın reddi" yönünde olduğu ve hükmün

savcılık görüşüne uygun olduğu belirtilmişse de savcılık görüşünde yer alan

hiçbir olguya atıf yapılmamış veya bu görüşe dayanılmamıştır.

67. Tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınan

savcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle ciddi anlamda zarar

gördüğü, bu görüşün kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucunun

herhangi bir açıklamasının bulunmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmı

açısından önemli bir zararın olmadığı anlaşılmıştır (benzer yöndeki bir

değerlendirme için bkz. Devran Duran,

§ 120).

68. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması

açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı

anlaşılmakla başvurunun bu kısmının anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. 1. Tutukluluğun makul

süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk

incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluluk

incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğa itiraz

incelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 8/11/2017 tarihinde tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Cihan

KARABAY

Vekili

:

Av. Sinan

ZİNCİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2906, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutukluluğun Makul
  9. B. Tutukluluk ve
  10. C. Tutukluluk ve
  11. VI. Hüküm
  12. A. 1. Tutukluluğun makul
  13. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Karabay
  19. Zincir

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2906
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Gönül Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/1387)
  • Vedat Ersöz Başvurusu (B. No: 2014/5357)
  • Kayhan Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/11114)
  • Mümtaz Bekci Başvurusu (B. No: 2014/16269)
  • Yılmaz Şengül Başvurusu (B. No: 2014/19268)
  • Global Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/17557)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.