İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kayhan Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/11114)

1. Başvuru, yükleniciye devredilen arsa payının, kat karşılığı

Başvuru No2014/11114Tarih8 Kasım 2017Okuma14 dk · 2.842 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kayhan Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/11114
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.842 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yükleniciye devredilen arsa payının, kat karşılığı

inşaat sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmemesi sebebiyle açılan tapu

iptali ve tescil davası sonucunda arsa malikleri adına tesciline hükmedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Davacılar A.Y. ve H.A. yaptıkları kat karşılığı inşaat

sözleşmesi uyarınca adlarına kayıtlı 43 ada 8 parsel sayılı taşınmazın

1340/3000 payını başvurucuya devrettiklerini ileri sürmüşlerdir. Davacılar

10/10/2015 tarihli davadilekçesiyle, üstlenmiş olduğu

edimi yerine getirmeyen başvurucunun taşınmaz üzerinde kat irtifakı

kurulmasından yararlanarak bazı bağımsız bölümleri devrettiğini ve bazı

bağımsız bölümleri teminat göstererek bankalardan kredi aldığını belirterek kat

karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, davalılar üzerindeki tapu kaydının iptali

ve taşınmaz üzerinde bulunan ipotek, haciz vb. teminatların fekkine karar

verilmesini istemişlerdir.

9. Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 10/11/2012 tarihli ve

E.2005/703, K.20127577 sayılı kararla başvurucunun davacılar ile yapmış olduğu

kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereklerini yerine getirmediğinden

sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, başvurucu tarafından yapılan satışlar

ve bağımsız bölümler üzerinde kurulan sınırlı ayni haklar geçerli

bulunmadığından tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tesciline veteminatın kaldırılmasına karar vermiştir.

10. Temyiz edilen karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 5/7/2013

tarihli ve E.2013/1024, K.2013/4689sayılı kararı ile onanmış ve karar düzeltme

isteğinin aynı dairenin 27/2/2014 tarihli ve E.2013/7010, K.2014/1410 sayılı

kararı ile reddedilmesiyle kesinleşmiştir.

11. Nihai karar başvurucu vekiline 4/6/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

12. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

106. maddesi şöyledir:

“Karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte

iki taraftan biri mütemerrit olduğu takdirde, diğeri

borcun ifa edilmesi için münasip bir mehil tayin veya münasip bir mehilin

tayinini hakimden isteyebilir.

Bu mehil zarfında borç ifa edilmemiş bulunduğu

surette alacaklı her zaman onun ifasını talep ve teahhür

sebebi ile zarar ve ziyan davası ikame eylemek hakkını haizdir; birde aktin icrasından ve teahhürü

sebebiyle zarar ve ziyan talebinden vazgeçtiğini derhal beyan ederek borcun ifa

edilmemesinden mütevellit zarar ve ziyanı talep veya akdi fesh

edebilir.”

13. 818 sayılı mülga Kanun’un 107. maddesi şöyledir:

"Aşağıdaki hallerde bir mehil tayinine

lüzum yoktur.

1 - Borçlunun hal ve vaziyetinden bu tedbirin tesirsiz olacağı anlaşılırsa

2 - Borçlunun temerrüdü neticesi olarak borcun ifası alacaklı için faidesiz kalmış ise.

3 - Akdin hükümlerine göre borç tayin ve tesbit

edilen bir zamanda veya muayyen bir mehil içinde ifa edilmek lazım

geliyorsa."

14. 818 sayılı mülga Kanun’un 355. maddesi şöyledir:

“İstisna, bir akittirki

onunla bir taraf (müteahhit), diğer tarafın (iş sahibi) vermeği taahhüt

eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder.”

15. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 123.

maddesi şöyledir:

“Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde,

taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için

uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.”

16. 6098 sayılı Kanun’un 124. maddesi şöyledir:

“Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek

yoktur:

1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya

tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.

2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası

alacaklı için yararsız kalmışsa.

3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya

belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul

edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.”

17. 6098 sayılı Kanun’un 125. maddesi şöyledir:

“Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde,

borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu

ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme

hakkına sahiptir.

Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme

tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden

doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.

Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı

olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri

isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat

edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın

giderilmesini de isteyebilir.”

18. 6098 sayılı Kanun’un 470. maddesi şöyledir:

“Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser

meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında

bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir."

2. Yargıtay İçtihatları

19. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/12/2012 tarihli ve

E.2012/5443, K.2012/7269 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Arsa payı karşılığı inşaat yapım

sözleşmeleri; yüklenicinin finansı kendisi tarafından sağlanarak arsa malikinin

arsası üzerine bina yapım işini üstlendiği, arsa malikinin ise, bedel olarak

binadaki bir kısım bağımsız bölüm mülkiyetini yükleniciye geçirmeyi vaat ettiği

sözleşmelerdir.

Burada iki sözleşme iç içedir. Biri, hiçbir

şekle bağlı olmayan “inşaat sözleşmesi”; diğeri ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)’nun 634, 818 sayılı

Borçlar Kanunu(BK)’nun 213, Tapu Kanunu’nun 26. ve

Noterlik Kanunu’nun 60.maddeleri uyarınca, resmi biçimde yapılması gereken

“mülkiyeti nakil borcu doğuran sözleşme”dir. Bu

nedenle, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri”nin

noterde ‘düzenleme’ biçiminde yapılması gerekmektedir. Burada şekil geçerlik

şartıdır. Emredici kural gereği, resmi şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler ise

geçersizdir.

Ancak, şekil koşuluna uygun olmadığı için

geçersiz olan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin fiilen hayata

geçirildiği, tarafların edimlerini ağırlıkla yerine getirdiğinin anlaşıldığı

durumlarda bu sözleşmelere geçerlilik tanınmalıdır.Şekil

zorunluluğunun birinci istisnası; “sözleşme adi yazılı şekilde olsa bile,

yüklenici edimini (bina meydana getirme borcunu) tamamen veya reddolunmayacak oranda yerine getirmişse, arsa sahibi artık

bu sözleşmenin geçersizliğini ileri süremez” kuralıdır. Zira böyle bir

davranış, TMK’nun 2.maddesinde tanımlanan “Bir hakkın

açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” kuralına aykırı düşer.

İkinci istisnası ise; “sözleşmeyle yükleniciye

bedel olarak verilmesi kararlaştırılan taşınmazın devrine ilişkin yüküm,

taşınmaz tapuda yükleniciye devredilerek gerçekleşmişse, başlangıçta geçersiz

olan sözleşmenin geçerli hale gelmesidir.” Zira karma nitelikteki sözleşmenin diğer

kısmı, yani “inşaat sözleşmesi”, zaten biçim koşuluna bağlı değildir.

Gerek, edimlerin karşılıklı olarak tümüyle

veya önemli oranda yerine getirilmesi ve gerekse şekil koşuluna uyulmadan

yapılan sözleşmeye rağmen, arsa payının tapuda yükleniciye geçirilmesi halinde

şekil eksikliğinin ileri sürülmemesi kuralı, dayanağını Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 30.09.1988 tarih, 1987/2-1988/2 sayılı

kararının gerekçesinden almaktadır.

Öte yandan, kat karşılığı inşaat yapım

sözleşmesi gereğince yüklenicinin bedele, başka bir anlatımla sözleşmede kararlaştırılantapu payıveya

bağımsız bölümlere hak kazanabilmesi için inşaatı sözleşme ve ekleri ile

tasdikli proje ve inşaat ruhsatı ile kamu düzeninden olan imar mevzuatı ve bu

doğrultuda çıkartılan Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tamamlayıp,

arsa sahiplerine teslim etmesi gerekir.

Somut olayda, sözleşmenin geçersizliği iddia

edilmediği gibi karşılıklı edimler belli seviyede yerine getirilmiş, arsa payı

yükleniciye devredilmiştir. Mahkemece, isabetli olarak, tarafların adi yazılı

30.08.2000 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığı ve

geçerliliği noktasındaki beyanları gereğince sözleşmenin geçerli olduğu kabul

edildiği halde sözleşme gereği avans olarak verildiği anlaşılan arsa paylarının

davacılara geri dönüşü ve böylece sözleşmenin feshi sonucunu doğuracak şekilde

hüküm kurulması çelişki oluşturmuştur. Davacıların, aralarındaki sözleşme

doğrultusunda 30/100 ve 70/100 oranlarındaki paylaşıma göre kendilerine isabet

eden bağımsız bölüm ve arsa payının adlarına tescilini dava konusu ettikleri

mahkemece kabul edilerek, belediyeden inşaata ilişkin işlem dosyası

getirtilerek, mahallinde keşif yapılıp bilirkişi kurulundan inşaatın fiili ve

hukuki durumunu gözeten gerekçeli, açıklamalı ve denetime elverişli bir rapor

alınarak, yüklenici davalının adi yazılı da olsa sözleşmedeki edimini tamamen

ya da davacılarca red olunmayacak seviyede yerine

getirdiğinin belirlenmesi halinde taşınmaza ait tasdikli projelerden de

yararlanılarak kat mülkiyeti kurulacakmış gibi kat irtifakına esas payların

yine bilirkişi raporu ile belirlenip, bu paylara hangi bağımsız bölümlerin

isabet ettiği ve davacıların hangi bağımsız bölümleri ve arsa paylarını hak

ettikleri tespit edilerek, sonucuna göre infazı kabil bir karar verilmesi

gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru

olmamıştır."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin temel

amacı, devlet tarafından mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalelere karşı

kişinin korunmasını sağlamaktır. Bununla birlikte Sözleşme'nin 1. maddesi

uyarınca her taraf devlet "kendi yetki

alanı içinde bulunan herkesin, Sözleşme'de tanımlanan

hakları ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlama" yükümlülüğü

altındadır. Bu genel nitelikli görevin yerine getirilmesi, Sözleşme ile güvence

altına alınan hakların etkili bir biçimde uygulanmasını sağlamak için bazı

pozitif yükümlülüklere yol açmaktadır (Ališić ve diğerleri/Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan,

Slovenya ve Makedonya Cumhuriyeti [BD], B. No: 60642/08, 16/7/2014,

§ 100; Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99,

25/7/2002, § 96).

21. AİHM; Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin devletin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı,

özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yönünden de -belirli durumlarda- mülkiyet

hakkının korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiğini kabul

etmektedir. Devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası

mülkiyet ilişkileri bakımından olsa bile- kişilerin mülkiyet haklarına

yapılacak keyfî müdahalelere karşı hukuksal bir koruma sağlaması gerekmektedir.

Bu bağlamda devlet özellikle tarafların mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklar

yönünden gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan etkin bir yargısal mekanizma

oluşturma yükümlülüğü altındadır. Bu çerçevede oluşturulan yargı yollarında

ulusal mahkemeler de iç hukukta yer alan ilgili kanunlar ışığında makul ve adil

bir biçimde mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek durumundadır. Mahkeme, bu

gerekliliğin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirirken uygulanan usulün bütününü

incelemektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, § 96; Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005, §§

90, 91; Kotov/Rusya [BD], B. No: 54522/00, 3/4/2012, §

112; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §§

82-87; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,

24/11/2005, § 134).

22. Bununla birlikte AİHM; iç hukukun yorumlanması ve

uygulanması konusundaki görevinin sınırlı olduğunu, ulusal mahkemelerin hukuk

kurallarının yorumlanması bakımından sahip olduğu takdir hakkına açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir hatası olmadıkça

karışamayacağını belirtmektedir (Anheuser‑Busch

Inc./Portekiz,

§ 83; Kushoglu/Bulgaristan, B. No: 48191/99, 10/5/2007,

§ 47).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, dava konusu taşınmazın 1340/3000 hissesini

25/12/1996 tarihinde tapuda yapılan resmî işlemle 200.000 TL karşılığında satın

aldığını ve taşınmazın satın alma bedeli olarak nakit yerine davacılar ile

anlaşarak arsa üzerinde bina inşa etmeyi üstlendiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu inşa ettiği binanın depremde hasar görüp davacıların isteğiyle

yıkıldığını ve artık inşaatın belli bir tarihe kadar bitirilme zorunluluğundan

bahsedilemeyeceğini savunmuştur. Başvurucu ayrıca kat karşılığı inşaat

sözleşmelerinin resmî şekle tabi olup davacılar ile arasında bu nitelikte bir

sözleşme bulunmadığını da belirterek derece mahkemelerinin kanun ve içtihatlara

aykırı olarak tapu iptaline ve tescile karar vermesi sonucunda mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiası yanında adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

Ancak başvurucunun temel iddiası, uyuşmazlık konusu taşınmazdaki (tapu) payının

iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

Dolayısıyla başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışındaki diğer bütün

iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

26. Bireysel başvuru, devlet tarafından kamu gücü kullanılarak

bireylerin temel haklarına yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen hak

ihlallerini gidermek amacıyla ihdas edilmiş bir ikincil koruma mekanizması

olmakla birlikte kimi durumlarda özel kişiler arası ilişkiler sonucu özel

kişilerin birbirlerinin haklarına yaptıkları müdahalelerde devlete

atfedilebilecek sorumluluklar bulunabilmektedir. Bu durumlarda bireysel başvuru

konusu yapılan dava sadece adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmekle

kalmayıp özel kişiler tarafından başlatılan süreç sonucu etkilenen diğer haklar

yönünden de incelenebilir (Türkiye Emekliler

Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34).

27. Bu bağlamda devletin temel amaç ve görevlerini tanımlayan

Anayasa’nın 5. maddesi kişinin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan engelleri

kaldırmayı, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamayı hukuk devletinin gereği olarak kabul etmektedir. Bahsedilen Anayasa

hükmünün gerekçesinde devletin hak ve hürriyetlerin gerçekleştirilmesine

yardımcı olması gereğinin benimsendiği ifade edilmiştir. Anayasa’nın pek çok

maddesinde düzenlemeye konu hakkın korunması ve gerçekleştirilmesi için

devletin alacağı tedbirlerden bahsetmektedir (Türkiye

Emekliler Derneği, § 38).

28. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Bu maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan

mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca

devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir.Anayasa'nın

5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin

pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler, kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet

hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B.

No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41).

29. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren

etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan

uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek

sorumluluklarını da içermektedir (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. §§

20-22).

30. Başvuru konusu olayda devlete düşen pozitif yükümlülük, arsa

sahibinin iade hakkını kullanması sebebiyle başvurucunun mülkiyet hakkını

koruyacak ve ona yeterli güvenceler sağlayacak hukuksal mekanizmaları

oluşturmak ve bunun etkin bir şekilde işlemesini sağlamaktır.

31. Yargıtay içtihatlarında, arsa payı karşılığı inşaat yapım

sözleşmesinin arsa sahibi veya sahipleri ile yüklenici arasında yapılan ve eser

sözleşmelerinin bir türü olan sözleşme tipi olduğu açıklanmıştır. Buna göre

arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri; yüklenicinin maliyeti kendisi

tarafından sağlanarak arsa malikinin arsası üzerine bina yapım işini

üstlendiği, arsa malikinin ise bedel olarak binadaki bir kısım bağımsız bölüm

mülkiyetini yükleniciye geçirmeyi vaat ettiği sözleşmelerdir. İnşaat yapım

sözleşmelerinde yüklenicinin ana borçlarının bir inşaat (eser) meydana getirme

ve bu eseri iş sahibine teslim etme borçları olduğu kabul edilmiştir. Buna

karşılık bu tür sözleşmelerde iş sahibinin de arsa üzerinde meydana getirilen

esere karşılık “arsa payı devri” suretiyle bir bedel ödemeyiasli

edim olarak borçlandığı belirtilmektedir. Bu sözleşmelerde iş sahibinin

ödeyeceği ücret (bedel), arsa sahibi tarafından ayni olarak ödenmektedir (Selahattin Turan, B. No: 2014/11410,

22/6/2017, §44).

32. Somut olayda ilk derece mahkemesi, devir işlemi, bu devirkarşılığı bedel yerine bina inşa edilmesi şeklindeki

edim ve ilk yapılan binanın depremde hasar görmesinden sonra başvurucunun taşınmaz

üzerine yeni bir bina inşa edilmesine ilişkin projeyi üstlenmiş olması

hususlarını dikkate alarak taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğuve edimini ifa etmeyenbaşvurucunun

tapudaki iktisabının geçersiz olduğu değerlendirmesini yapmış ve davanın

kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, yerleşmiş içtihatları doğrultusunda ilk

derece mahkemesinin yapmış olduğu değerlendirmeyi usul ve yasaya uygun bularak

onamıştır. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak önceden

oluşturulan öngörülebilir, ulaşılabilir ve belirli nitelikte olduğu anlaşılan

hukuksal çerçeve kapsamında delillerin değerlendirildiği ve hukuk kurallarının

yorumlanarak sonuca varıldığı görülmektedir ( bkz. §§

9-10).

33. Dolayısıyla somut olayda devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında mülkiyetin kullanılmasına ve korunmasına yönelik yeterli

güvencelerin mevcut olduğu, bireysel başvuruya konu kararlarda yer verilen

tespit ve gerekçeler itibarıyla mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğü

yönünden başvurucunun usule ilişkin güvencelerden etkin biçimde yararlanmasının

sağlandığı ve yargısal makamların takdir yetkilerinin sınırının aşılmadığı

sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak yukarıda da değinildiği üzere mülkiyet

hakkına ilişkin şikâyet yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

39. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 8 yıl 5 aylık

yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

42. Başvurucu, 200.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

43. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

44. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2005/703, K.2012/577) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/11/2017tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Kayhan

ÖZDEMİR

Vekili : Av. Hayrettin KESKİNSOY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11114, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Özdemir
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11114
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Mümtaz Bekci Başvurusu (B. No: 2014/16269)
  • Yılmaz Şengül Başvurusu (B. No: 2014/19268)
  • Global Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/17557)
  • Süleyman Göksel Yerdut Başvurusu (B. No: 2014/788)
  • Ali Sayıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17738)
  • Emine Altay Başvurusu (B. No: 2014/18691)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.