İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rüstem Ölmez Başvurusu (B. No: 2014/1390)

1. Başvuru, askerlik hizmetini yapan bir kişinin ölümüne neden

Başvuru No2014/1390Tarih8 Kasım 2017Okuma15 dk · 2.971 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Rüstem Ölmez Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/1390
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.971 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmetini yapan bir kişinin ölümüne neden

olan eylemin etkili soruşturulmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Kara

Kuvvetleri Komutanlığı 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesinden

temin edilen E.2013/675, K.2013/137 sayılı dava dosyası çerçevesinde ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucunun oğlu G.Ö., Samandağ İlçe Jandarma Komutanlığı

emrinde vatan hizmetini ifa ederken 12/1/2008 tarihinde saat 10.00 sıralarında

Samandağ Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan 3 No.lu nöbet kulübesinde tuttuğu

"09.00-12.00" nöbeti sırasında Jandarma Er Ü.A. tarafından ateşli

silahla vurulmuş ve yaşamını yitirmiştir.

10. G.Ö.nün ölümü Hatay İl Jandarma

Komutanlığınca 12/1/2008 tarihinde saat 11.30 sıralarında 5'nci Zırhlı Tugay

Komutanlığı Askerî Savcılığına (Savcılık) bildirilmiş,Savcılıkça

derhâl soruşturma başlatılmıştır.

11. Askerî savcı, olay yeri inceleme ekiplerinin olay yerine

gitmeleri ve olay yerinin olduğu gibi korunması talimatını vermiş ve saat 16.00

sıralarında olayın meydana geldiği ceza infaz kurumuna varmıştır. Savcı, olay

yerinin fotoğraflarını çektirmiş; ölenin ve şüpheli Ü.A.nın

el ve yüz svaplarının alınmasını istemiş ve olay

yerini incelemiştir.

12. Savcının talimatı üzerine olay yeri inceleme ekiplerince

olay yerinin krokisi çizilmiş, olay yeri ve çevresinin ölçümleri yapılmış, olay

yerinde bulunan boş kovan, tüfekler, şarjörler ile el ve yüz svapları Adana Polis Kriminal

Laboratuvarına gönderilmiştir.

13. Savcı 12/8/2008 tarihinde biri askerî hekim diğeri adli tıp

uzmanı olmak üzere iki hekim yardımıyla ölü muayene ve otopsi işlemi yapmıştır.

Yapılan işlemler sonucunda sol meme başının 0,5 cm sağında etrafında atış

artıkları (is ve yanık) bulunan ateşli silah giriş yarası mevcut olduğu, sol

kürek kemiği alt iç kısımda ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarasının

bulunduğu, ateşli silah giriş ve çıkış yarası dışında travmatik

değişim olmadığı, atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, ateşli silah

mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ delinmesi neticesinde gelişen iç

ve dış kanama sonucu ölümün meydana geldiği saptanmıştır.

14. Savcı 12/1/2008 tarihinde olay anında girişe göre soldaki 1

numaralı nöbet kulübesinde nöbet tutan İ.A.nın, olay

anını görme ihtimali bulunan ceza infaz kurumu çevresindeki bir tarla sahibi

olan K.Ö.nün, olay günü şüpheli Ü.A., ölen G.Ö. ve

tanık İ.A.ya doldur boşalt işlemi yaptıran T.T.nin, olay tarihinde nöbetçi çavuş olan Ç.R.B.nin, olay tarihinde ceza infaz kurumunda 06.00-09.00

nöbetçileri olan F.K., İ.H.G. ve S.K.nın, olay günü

06.00-09.00 nizamiye nöbetçisi olan F.S.S.nin, olay

günü 09.00-12.00 nizamiye nöbetçisi olan G.G.nin,

İ.A., Ü.A. ve G.Ö.yü nöbete götüren araç sürücüsü M.K.nin, bazı ifadelerde ismi geçen M.K. ile Z.K.nin ifadelerini almıştır. Söz konusu kişilerin

ifadelerinden olay anını görmedikleri anlaşılmaktadır.

15. Olayın oluş şekli İ.A.nın

yardımıyla canlandırılmış ve savcının talimatı üzerine görüntülü kayda

alınmıştır.

16. Şüpheli Ü.A., 5'nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî

Mahkemesinin13/1/2008 tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

17. Savcı ölene ve şüpheliye ait künye defter kayıtlarını, kaza

önleme kurul toplantı tutanağını ve 30/11/2007 tarihli tebellüğ belgesini,

ölenin Samandağ İlçe Jandarma Komutanlığında görevlendirildiğine dair mesaj

emrini, nöbet genel ve özel talimatlarını, olay anında ölenin, şüphelinin ve İ.A.nın nöbetçi olduğuna ilişkin hizmet defteri kaydını,

şüpheliye ait nişancılık tekamül kartı ve atış kâğıtlarını, nöbet öncesinde

ölene 15 P 860 seri numaralı tüfeğin, şüpheliye 14 N 324 seri numaralı tüfeğin

ve İ.A.ya 14 K 678 seri numaralı tüfeğin verildiğine

dair silahlık defterini ve şüpheliye zimmetli tüfeğin 13 B 993 olduğuna ve

şüphelinin tüfeğinin onarıma gittiğine dair onarım belgesini dosyaya

aldırmıştır. Savcı ayrıca olay hakkında yapılan idari tahkikata ait evrakın

örneklerini getirtmiştir.

18. Şüpheli Ü.A. ile ölen G.Ö. arasında husumet bulunup

bulunmadığı, bu kişiler arasında daha önce kavga yaşanıp yaşanmadığı hususları

savcının talebi üzerine Samandağ İlçe Jandarma Komutanlığınca araştırılmış ve

bu konuda yirmi kişinin ifadesi alınmıştır. İfade verenlerin Ü.A. ile G.Ö.

arasında husumet bulunmadığını ve daha önce aralarında kavga olmadığını beyan

ettikleri görülmüştür.

19. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı

Müdürlüğünün 22/1/2008 tarihli uzmanlık raporunda incelemeye esas kovanın 14 N

324 seri numaralı tüfekten atıldığı belirtilmiştir.

20. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı

Müdürlüğünün 4/2/2008 tarihli uzmanlık raporunda Ü.A.ya

ait sol el üstü, sağ el avuç içi ve sağ el üstü svap

alma bantlarında atış artığı olduğu, G.Ö.ye ait sol el avuç içi, sol el üstü ve

sağ el avuç içi svap alma bantlarında atış artığı

olduğu, inceleme konusu hücum yeleğinin sol göğüs bölgesinde 3 cm çapında bir

adet mermi giriş deliğinin, kamuflaj rüzgâr ceketinin sırt orta bölgesinde 2.5

cm çapında bir adet mermi çıkış deliğinin bulunduğu ve mermi giriş deliğinin

bitişik atış sonucu meydana geldiği belirtilmiştir.

21. Savcılık 12/5/2008 tarihli ve 2008/347 karar sayılı

iddianamesiyle "tetiğe basmaktan

vazgeçip kurma kolunu geriye çekmesine rağmen tekrar kurma kolunu çekmesi

nedeniyle Ü.A.nın G.Ö.nün ölebileceğini

öngördüğü, kasten öldürmek istemese de tetiği çektiği ve böylece G.Ö.yü öldürdüğü" iddiasıyla olası kasıtla

öldürme suçundan Ü.A. hakkında 5'nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesi

(Mahkeme) nezdinde kamu davası açmıştır.

22. Mahkeme, sanık Ü.A.nın sorgusunu

yapmış, başvurucuyu katılan sıfatıyla dinlemiş, tanıklar İ.A., S.K., S.A.A.,

T.T., İ.Ç.yı bizzat; tanıklar M.K., Ç.R.B. ile suçtan

zarar görenler N.Ö., Y.Ö., M.Ö. ve E.Ö.yü istinabe

yoluyla dinlemiştir.

23. Mahkeme, Ü.A.nın akıl sağlığıyla

ilgili olarak Adana Asker Hastanesinden rapor aldırmıştır. 7/11/2008 tarihli

raporda, Ü.A.da sınır zeka (hafif düzeyde entelektüel

işlev bozukluğu) bulunduğu, bu durumun davranışlarını yönlendirme yeteneğinde

kısmi azalmaya sebep olduğu, bu rahatsızlık nedeniyle cezasında 26/9/2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca indirim yapılabileceği belirtilmiştir.

24. Mahkeme G.Ö. ile Ü.A.ya ait

telefonlar ile olay günü yapılan iletişimlere ait kayıtları da getirtmiştir.

25. Mahkeme 1/9/2009 tarihinde bilinçli taksirle öldürme suçunu

işlediği gerekçesiyle Ü.A.nın neticeten 2 yıl 9 ay 10

gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Söz konusu hüküm,

Askerî Yargıtay 4. Dairesince, ölenin kusurundan da söz edilmesine ve bu

hususun alt sınırdan ceza verilmesine gerekçe olabilmesine karşın teşdit nedeni

yapıldığı ve gerekçenin hatalı olduğu gerekçesiyle usul yönünden bozulmuştur.

26. Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkeme 17/4/2013

tarihinde bilinçli taksirle öldürme suçunu işlediği gerekçesiyle Ü.A.nın neticeten 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet hükmünün ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosya kapsamındaki tüm delillerin

detaylı tetkiki neticesinde; sanık geçici terhis belgesi ile terhis edilmiş

olan J.Er Ü.A. ile müteveffanın J.Er

G.Ö.nün Hatay/Samandağ İlçe J.K.'lığına

bağlı Mrk.J.Krk.K.'lığı emrinde askerlik hizmetlerini

yerine getirmekte oldukları, dış çevre emniyeti Ilçe J.K.'lığı sorumluluğunda bulunan Samandağ Kapalı Cezaevinin

İlçe J.K.'lığına 1,5-2 km. kadar mesafede bulunduğu,

cezaevinin dört ayrı köşesinde nöbet yerlerinin bulunduğu ancak üçünde nöbet

tutulduğu, cezaevine araç girişinin olduğu kapının yanında bulunan nöbet

yerinin 1 nolu nöbet yeri, 1 nolu

nöbet yerinin görüş alanında 4 nolu nöbet yerinin

bulunduğu, 1 nolu nöbet yerinden 2 nolu nöbet yerinin görülemediği, 3 nolu

nöbet yerinin ise 1 nolu nöbet yerinin çaprazına

düştüğü ve aralarında cezaevi binasının bulunması nedeniyle birbirlerini

göremedikleri, 1, 2 ve 3 nolu nöbet yerlerine silahlı

ve mühimmatlı nöbetçi yazıldığı, 1 nolu nöbet yerinde

nöbet tutan nöbetçinin 4 nolu nöbet yerine kadar

devriye görevinin de bulunduğu, 12.01.2008 günü 09.00-12.00 saatleri arasında

sanık J.Er Ü.A.nın 2 nolu nöbet yerinde, müteveffa J.Er

G.Ö.nün 3 nolu nöbet

yerinde ve J.Er İ.A.nın 1 nolu nöbet yerinde nöbetçi olarak görevlendirilmiş

oldukları, nöbetçilerin Nöb.Astsb. T.T. tarafından

doldur-boşalt işlemlerinin yapılmasına müteakip Nöb.Astsb.

tarafından askeri araçla cezaevine geldikleri, sanığın üzerinde nöbet silahı

olarak 14 N 324 seri nolu G-3P.Tf.'nin bulunduğu

06.00-09.00 saatleri arasında nöbetçi olan J.Onb.

F.K., J.Er S.K. ve J.Er İ.H.G.nin nöbetlerini yeni gelen nöbetçilere teslim ederek

cezaevinden yine araçla ayrıldıkları, nöbetçilerin silahlarına dolu şarjörün

takılı olduğu, sanık ve müteveffanın nöbet esnasında üstlerinde cep telefonu

bulundurdukları, nöbette ilk bir saati doldurduktan sonra müteveffanın 1 nolu nöbet yerinde nöbetçi olan İ.A.nın

yanına geldiği, bir süre sohbet ettikten sonra 4 nolu

nöbet yerinin olduğu istikametten kendi nöbet yerine döndüğü, müteveffa nöbet

yerine döndükten yaklaşık 10 dk kadar sonra sanığın

müteveffanın nöbet yerine gittigi, müteveffanın sağ

kulağına kulaklık takmış vaziyette cep telefonundan müzik dinlemekte olduğu ve

silahını da nöbet kulübesinin içinde bir yere dayamış olduğu, sanığın da

müteveffanın yanına geldiğinde silahını kulübenin içinde bir yere dayadığı,

sanıkla müteveffanın aralarında bir süre sohbet ettikleri, müteveffanın sevdiği

bir kız olduğunu ancak vermediklerinden bahsettiği, daha sonra sanığın nöbet

yerine dönmek için silahını sol koluna takarak kulübeden çıkmak istediği ancak

müteveffanın sanığın omzuna vurarak geri döndürdüğü ve kulübenin içine geri

çektiği ve sanığın silahının namlusundan tutarak "beni vur, vurmazsan ben

seni öldürürüm, tel örgülerden aşağı atarım, sorarlarsa kız peşinden gitti diye

komutanlara söylerim" dediği, bu sözlerin sanıkta tedirginlik ve korku

yarattığı ve silahının kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle silahını tam dolu

duruma getirdiği, daha sonra sanığın silahının kurma kolunu tekrar geri çekerek

silahını boşalttığı, yere bir adet dolu mermi düştüğü, sanığın yerden dolu

mermiyi avcuna aldığı, sanıkla müteveffanın arasında bu esnada itiş ve

kakışmanın da devam etmekte olduğu, sanığın geriye çekili ve takılı vaziyette

olan kurma koluna elinin çarptığı ve dolu şarjör takılı durumda olan silahın

yeniden tam dolu durumuna geldiği, silahın namlusunun bu esnada müteveffanın

göğsüne yönelmiş olduğu, silahın emniyet mandalının bir şekilde açılmış olduğu

ve tek atış durumuna getirildiği (sanık soruşturma ifadesinde doldur boşalt

yapıldıktan sonra cezaevine araçla geldiklerini bu esnada emniyet mandalının

açık kalmış olduğunu farkettiğini beyan etmiştir),

sanığın tetiğe bastığı, müteveffanın göğsünden vurulduğu... sanık savunması,

tanıkların beyanları, yukarıda dizi numaraları belirtilen yazılı deliller ve

tüm dosya kapsamından maddi vaka olarak anlaşılmaktadır.

...

Sanığın ve dinlenilen diğer tanıkların

beyanlarından sanık ile maktul arasında olay öncesinde herhangi bir husumet

bulunmadığı, tartışma veya kavga yaşanmadığı, aksine iyi birer arkadaş

oldukları, sanığın maktulü öldürmesi için hiçbir neden bulunmadığı, olay sonrasında

sanığın şoka girdiği ve titrer vaziyette bulunduğu, olay yerine gelen diğer

nöbetçi İ.A.ya "Ambulans çağır, karakola haber

ver" şeklinde konuşmuş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde

sanığın müteveffayı öldürmek kastıyla hareket ettiğinin kabulü mümkün

görülmemiş ve eylemini taksirle gerçekleştirdiği kabul edilmiştir.

Sanıkla müteveffa arasında devam eden olayın ikinci aşamasında ise

sanık yine müteveffanın da kendisine yönelik söz ve eylemlerinin yarattığı

baskı altında iken olay mahallinden bir an önce uzaklaşması gerekirken

uzaklaşmayıp olay yerinde kalıp geride takılı durumda olan kurma kolunu düşürüp

mermi basılı olan şarjörün takılı olması nedeniyle silahını tam dolduruşa

getirmiş ve ne zaman ne şekilde tek atış durumuna getirildiği tespit edilemeyen

emniyet mandalının da emniyet konumunda olmaması neticesinde tetiğe basması

sonucu maktulü göğüs bölgesinden tek atışla vurarak ölümüne sebebiyet

vermiştir. Olayın ikinci aşamasında sanığın artık dikkat ve özen yükümlülüğüne

aykırı hareket ettiği görülmektedir..."

27. Katılan sıfatıyla yargılamada yer alan başvurucu; keşif

yapılmadan tanık anlatımlarına hukuki sonuç bağlanamayacağı, suç vasfının

yanlış belirlendiği, eylemin kasten öldürme suçunu oluşturduğu, ölenin sanık

üzerinde baskı veya tedirginlik yaratacak davranışlarının sebebinin

araştırılmadığı ve olayın basite indirgendiği iddialarıyla mahkûmiyet hükmünü

temyiz etmiştir.

28. Başvurucu, diğer katılanlar ve sanığın talebi üzerine temyiz

incelemesi yapan Askerî Yargıtay 4. Dairesi 19/11/2013 tarihinde, katılanlar

lehine hükmedilen vekâlet ücretinin eksik olması nedeniyle hükmün bozulmasına

ancak bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden vekâlet

ücretine ilişkin kısmın düzeltilerek hükmün onanmasına karar vermiştir.

29. Nihai karar, başvurucu tarafından 3/1/2014 tarihinde

öğrenilmiş olup yasal süresi içinde, 3/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. 5237 sayılı Kanun'un "Kast"

kenar başlıklı 21.maddesi şöyledir:

“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır.

Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek

gerçekleştirilmesidir.

(2)

Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine

rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kast vardır. Bu hâlde, ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet

hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden

yarısına kadar indirilir."

31. 5237 sayılı Kanun'un "Taksir"

kenar başlıklı 22. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde

cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir

davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek

gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana

gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza

üçte birden yarısına kadar artırılır."

32. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten

öldürme" kenar başlıklı 81. maddesi şöyledir:

"(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır."

33. 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle

öldürme" kenar başlıklı 85. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

" (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan

altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu; oğlunun yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan olay

hakkında görülen davada suç vasfının yanlış tespit edilerek kasten öldürme suçu

yerine bilinçli taksirle öldürme suçundan hüküm kurulduğunu, delillerin

değerlendirilmesinde hata yapılıp keşif yapılmadan, tanık anlatımlarına göre

yargılamanın sonuçlandırıldığını belirterek Anayasa'nın 5., 12., 17., 19. ve

36. maddelerinde güvence altına alınan hakların ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ile lehine 100.000 TL manevi

tazminata karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur.

36. Bakanlık görüşünde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin

15/12/2010 tarihli kararıyla, yaşanan olayda hizmet kusuru bulunduğu

gerekçesiyle toplam 36.000 TL maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar

verildiği, G.Ö.nün ölümüne sebep olan Ü.A.nın 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına mahkûm edildiği ve

mahkûmiyet hükmünün bariz takdir hatası içerip içermediğinin değerlendirilmesi

gerektiği belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

37. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

38. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve ödevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi

korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin

temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, oğlunun ölümüyle

ilgili olarak yürütülen soruşturmanın etkili olmadığına ilişkindir. Bu nedenle

başvurucunun söz konusu iddiaları, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu

kapsamında incelenmiştir.

40. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41).

41. Başvuru konusu olayda başvurucu ölen G.Ö.nün

babasıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik nedenleri yönünden de değerlendirilmesi

gerekmektedir.

42. Bu noktada devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin usule ilişkin yönünün de bulunduğu ve bu usul yükümlülüğünün

doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirdiği

belirtilmelidir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun

etkili bir şekilde uygulanmasını ve kamu görevlilerinin müdahalesiyle ya da onların

sorumlulukları altında meydana gelen veya diğer bireylerin fiilleriyle

gerçekleşen ölümler nedeniyle ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 54).

43. Diğer taraftan yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının

etkililiği için -diğer şartların yanında her olayın kendine özgü şartlarında

değerlendirme yapılmak koşuluyla- yaşamı tehlikeye soktuğu açık olan eylemler

ile maddi ve manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasız kalmaması (Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §

32) ve fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olması gerekir. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının

meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§

58).

44. Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama

makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini kendisinin

yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini belirlemesinin

söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin

görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine

kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır

Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832,

21/4/2014, § 58). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları

inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak

olaya ilişkin kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu

olabilir (Cemil Danışman, B. No:

2013/6319, 16/7/2014, § 58).

45. Bununla birlikte soruşturma makamlarınca olayın sebebinin

objektif analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın, elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

da gerekmektedir (Cemil Danışman,

§ 99).

46. Somut olayda başvurucunun oğlu G.Ö. 12/1/2008 tarihinde

yaşanan trajik bir olay sonucu yaşamını yitirmiştir. Olay hakkında yürütülen

soruşturma sonucunda fail yakalanmış ve Savcılık tarafından hakkında olası

kasıtla öldürme suçundan kamu davası açılmıştır. Yapılan kovuşturmada olayda

olası kasıtla öldürme suçunun oluşması için aranan yasal koşulların

gerçekleşmediğine ve bilinçli taksirle öldürme suçunun oluştuğuna karar

verilmiştir. Başvurucunun suçun niteliğine ilişkin temyiz itirazları da Askerî

Yargıtay 4. Dairesi tarafından reddedilmiştir (bkz. §§ 10-29).

47. Başvuru konusu olayda, başvurucunun iddiasının aksine olayın

sebebinin objektif bir değerlendirmesinin yapılmadığını ve elde edilen

delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olarak sonuca

ulaşılmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir durum söz konusu değildir. Bu

konuda başvurucunun aksi yöndeki iddiaları doğrultusunda kesin ikna edici

nitelikte bir bulgu da elde edilememiştir. Olay yerinde keşif yapılmadığını

ileri sürse de başvurucunun G.Ö.nün komutanlarınca

kasten öldürüldüğü, öldürme olayına Ü.A. dışındaki kişilerin de karıştığı veya

olayın başka şekilde gerçekleştiği yönünde bir iddiası olmadığı gibi olayın

Mahkemenin kabulünden farklı gerçekleştiği veya suç vasfında hata yapıldığı

sonucuna varılmasını gerektirecek herhangi bir neden de bulunmamaktadır.

Dolayısıyla keşif yapılmasının olayın Mahkemenin kabulünden farklı bir şekilde

meydana geldiğini ortaya çıkarabileceğinden söz edilemez.

48. Başvuruya konu soruşturma sonucunda verilen kararda olayın

gerçekleşme koşullarının, eylemin hukuki niteliğinin ayrıntılı bir şekilde

tartışıldığı, Askerî Yargıtay incelemesi aşamasında da başvurucunun ileri

sürdüğü temyiz sebeplerinin değerlendirilip suç vasfının, usul, takdir ve

uygulamaya yönelik temyiz sebeplerinin yerinde görülmediğinin belirtildiği

anlaşılmıştır.

49. Dolayısıyla soruşturmada başvurucunun oğluna yönelik eylemin

yeterli bir ceza ile yaptırım altına alınmadığına ve suç vasfında hata

yapıldığına yönelik iddialar yönünden yetkili makamlardan kaynaklanan bir

eksiklik bulunmamaktadır. Bu itibarla değerlendirmeler ışığında başvuruda açık

ve görünür bir ihlalin olmadığı sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

8/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular : Rüstem ÖLMEZ Vekili : Av. Sertaş ÇELİKKALELİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1390, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun açıkça
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Deveci
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1390
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Yavuz Murat Yağmur Başvurusu (B. No: 2014/10723)
  • A.ö. Başvurusu (B. No: 2014/5225)
  • Osman Sofu Başvurusu (B. No: 2014/208)
  • Baki Zaza Başvurusu (B. No: 2014/2881)
  • Cihan Karabay Başvurusu (B. No: 2014/2906)
  • Gönül Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/1387)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.