İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Deniz Şahin ve Suat İncedere Başvurusu (B. No: 2015/17260)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2015/17260Tarih19 Eylül 2018Okuma12 dk · 2.340 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Deniz Şahin Ve Suat İncedere Başvurusu

Karar tarihi
19 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/17260
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.340 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucuya gönderilen mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 20/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca, başvurucu Suat İncedere'nin

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

6. Başvurucular tarafından yapılan 2015/18757 ve 2015/17260

numaralı başvurular, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunduğu

anlaşıldığından birleştirilmiş; incelemeye 2015/17260 numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden devam edilmiştir.

7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmuştur. Bakanlık görüşüne karşı

başvurucular beyanda bulunmamışlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Başvurucular, hükümlü olarak Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadırlar.

11. Başvuruculara Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

(Dernek) tarafından 23/6/2015 tarihinde bir mektup gönderilmiştir. İki sayfalık

mektupta muhataba yöneltilen sorular ile Amaçları,

İlkeleri ve Çalışma Metodları

başlıkları altında Derneği tanıtan bir yazıdan oluşmaktadır.

12.Mektubun ilgili kısımları şöyledir:

"Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum

Derneği(CİSST) cezaevlerinde yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan

bağımsız bir dernektir..Hasta mapusların

sorunlarını, doktorlarla,..cezaevi çalışanları ile..tartışarak daha iyi tedavi edilmelerini sağlayacak

çözüm önerileri oluşturmaya çalışıyoruz..Hiçbir

soruyu cevaplamak zorunda değildiniz..cevapları kitap

olarak,internette veya medyadan yayınlamak

istiyoruz...bilgileri paylaşmamızda bir sakınca olup olmadığını ayrıca belirtirseniz..yayınlanmasını istemediğiniz takdirde

bilgileriniz kimseyle paylaşılmayacaktır... Kendinizi tanıtır

mısınız?(kendinizi istediğiniz gibi tanıtabilirsiniz...).. Ne zamandır Cezaevindesiniz?..Hastalığınız varmı?..

Cezaevinde revire çıkmakta,doktorla

görüşmekte sıkıntınız oldu mu?..Cezaevinde olduğunuz

için hastalığınızın teşhisi ve tedavisinde herhangi bir aksama oldu mu?..Sağlık çalışanlarından olumsuz bir tavırla

karşılaştınız mı..Hasta haklarını biliyor

musunuz?..."

"AMAÇLARI...Türkiye'de hapishanelerin

şartlarını uluslararası standartlara ulaştırmak için sivil toplumun mobilize

edilmesi. Hapishanelerin şeffaflaştırılması... Mapusların

haklarının ve özgürlüklerinin korunması..Yazılı ve

görsel medya ile sosyal medyanın ve internetin etkin kullanımı yoluyla

hapishaneler konusunda farkındalık ve hassasiyet yaratılması...İLKELERİ...Sözel,fiziksel ve psikolojik her türlü şiddeti reddeder..Tarafsızdır.Çalışma alanı,risk

altındaki grupların,ayrım yapmaksızın tüm tutuklu,hükümlü ve tahliye sonrası desteğe ihtiyacı olan

eski hümlülerin,ceza infaz kurumunda çalışan

personelin hak,sorun ve ihtiyacını kapsar..ÇALIŞMA METODLARI...Ceza İnfaz Sistemi iyileştirme

çalışmalarına sivil toplum desteğini güçlendirmek...kurumlara arası

koordinasyonu sağlamak...sivil toplum örgütleriiçin Ceza

ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü ile diyaloga öncülük etmek...Ceza İnfaz

Sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve biliçlendirmek.Kamuoyıuna

bülten ve başka yayınlar ile ceza infaz reformu,insan

hakları, uluslararası, ulusal ve yerel kurum ve derneklerin aktiviteleri

hakkında tarafsız ,doğru ve net bilgi iletmek..."

13.İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

23/6/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla posta yoluyla

gönderilen mektubun alıkonulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesinde,

mektubun 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkındaki Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre sakıncalı

olduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı Bolu

İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itiraz 15/7/2015 tarihli kararla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, hükümlü ve tutukluların hak

ihlalleri veya benzeri olumsuz bir durum ile karşılaştıkları takdirde şikâyet

ve başvuru mercilerinin kanunda düzenlendiği belirtilmiş ve Derneğin

hükümlülere ait kişiselbilgiler hakkında ve ceza

infaz kurumunda hak ihlali olup olmadığı hususunda bilgi isteme ve almış

oldukları bilgileri yayınlama yetkisinin bulunmadığına vurgu yapılmıştır.

15. Başvurucular tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşıBolu Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 17/9/2015

tarihli kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararının

usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.

16.Nihai karar 19/10/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

17.Başvurucular 20/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV.İLGİLİ HUKUK

18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine

dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucular; mektubun göndericisinin yasalara uygun çalışan

ve sağlık sorunları hakkında kamuoyunda duyarlılık yaratabilecek bir Dernek

olduğunu, kendilerinin de kamuoyuna ulaşabilme olanaklarının sadece bu Dernek

olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca başvurucular; mektup içeriğinin sakıncalı

olmadığını, uygulamanın kanuni dayanaktan yoksun ve keyfî olduğunu, yaptıkları

itirazların da haksız olarak reddedildiğini belirterek, haberleşme hürriyeti

ile yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

21. Bakanlık görüşünde İnfaz Hâkimliğinin kararına atıf yaparak

mektupların alıkonulması için ilgili ve yeterli gerekçe sunulduğunu, el koyma

kararının yasanın uygulaması niteliğinde olduğunu belirtilmiştir. Ayrıca

uygulamanın Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte

olmadığı veya açık bir keyfîlik içermediği,

demokratik bir toplumda gerekli veorantılı olduğu

değerlendirmesi yapılmıştır.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). İddiaların özü, başvuruculara gelen mektubun

Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir.

Haberleşmeningizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

25. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararında

hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza

infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel

ilkeler belirtilmiştir.

26. Disiplin Kurulu, başvuruculara gönderilen mektupların

sakıncalı olduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla

anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine

bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

27. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

28. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 5275 sayılı

Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları

yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve

düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır. Öte yandan

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

29. Somut olayda, Disiplin Kurulunca mektubun alıkonulma sebebi

olarak 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre mektup

içeriğinin sakıncalı olması gösterilmiştir. İlgili Kanun maddesinde,“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri

hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve

telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış

ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun,

Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza

infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun

da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 47-51).

30. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre

demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru

amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı,

sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü

sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen

gösterilmelidir.

31. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli

araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak ceza infaz kurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişim

sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği

sunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:

2013/2351, 16/9/2015, § 66).

32. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az

birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da

yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da

mektubun içeriğinin ve göndericinin hususi olarak hangi sözlerinin neden

sakıncalı olduğunun gerekçede gösterilmesi gerekir.

33. Somut olaya konu iki sayfalık mektubun bir sayfasının

Derneğin amaçlarını, ilkelerini ve çalışma metodlarını

açıklayan metinden, diğer sayfasının ise Derneğin kısa bir tanıtımı ile

muhataba yöneltilen sorulardan ve bu sorulara ilişkin açıklamalardan oluştuğu

görülmektedir. Cevaplandırılması zorunlu tutulmayansoruların

bir kısmının mahpusun sağlık durumuna ilişkin kişisel bilgilere yönelik olduğu,

bir kısmının iseceza infaz kurumunda sağlık nedenine

bağlı varsa yaşanılan sorunlar ve aksaklıklar ile hasta haklarına yönelik

olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Dernek, anket şeklindeki sorulara verilecek

cevapların yayınlanması içinmuhatap mahpustan izin

talep etmekte ve izin verilmemesi hâlinde kişisel bilgilerin paylaşılmayacağını

da mektupta belirtmektedir (bkz. § 12).

34.Söz konusu mektupta Dernek kendisini ceza infaz kurumunda

yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan tarafsız, bağımsız ve yasal bir

kuruluş olarak tanımlamaktadır. Ayrıca Derneğin hapishanelerin

şeffaflaştırılması, şartlarının uluslararası standartlara ulaştırılması ve

mahpusların haklarının korunması gibi amaçlar çerçevesinde, yazılı ve görsel

medyayı da kullanarak, ceza infaz sistemi ve burada yaşanan sorunlar hakkında

kamuoyunun bilgilendirmesine ve ceza infaz sisteminin iyileştirilmesine yönelik

çalışmalar yapmak üzere kurulduğu belirtilmektedir (bkz. § 12).

35. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında,

başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somut değerlendirme

yapılmamış, sadece 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına

göre sakıncalı olduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği ise Derneğin hükümlülere

ait kişisel bilgiler hakkında ve ceza infaz kurumunda hak ihlali olup olmadığı

hususunda bilgi isteme ve almış oldukları bilgileri yayınlama yetkisinin

bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Disiplin Kurulu ve ilk derece

mahkemeleri, mektup içeriğindeki hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne

suretle sakıncalı olduğunu belirtmedikleri gibi Derneğin mahpuslardan kişisel

bilgileri ve ceza infaz kurumunun şartları hakkında bilgi isteme ve bu

bilgileri yayınlama yetkisinin olmadığına dair gerekçeninyasal

dayanaklarına ilişkin de bir açıklama yapmamışlardır. Ayrıca mahpusların

kendilerine ya da ceza infaz kurumuna dair verdikleri bilgilerin

yayınlanmasının mahpusun iznine bağlı olduğu, mektubun göndericisinin

derneklerle ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş, ceza infaz sistemi alanında

faaliyet gösteren bir dernek olduğu ve cevap olarak Derneğe gönderilecek

mektupların ise ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenebileceği hususları

birlikte değerlendirildiğinde, mektubun alıkonulmasına dair karar

gerekçelerinde mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir

gereklilik ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.

36. Ayrıca gerek Disiplin Kurulu kararında gerekse derece mahkemelerinin

kararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek boyutta ceza infaz

kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan, kişi ve kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış bilgilerin aktarılmasını sağlayan koşulların

bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Bu kapsamda

başvuruya konu mektuba yönelik yapılan müdahalede, mektuba özgükabul

edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı

sonucuna varılmış; başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninamaçlanan

hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda toplum

gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatine

varılmıştır.

37. Bu gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

39. Başvurucu Suat İncedere 2.000 TL

tazminat talep etmiştir. Diğer başvurucu ise maddi ve manevi tazminat talep

ettiğini belirtmiştir.

40. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

41. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan

uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden

yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.

42. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ayrı ayrı takdiren net 2.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucu Deniz Şahin'e ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

44. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin ihlalin giderilmesi için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı takdiren

net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 226,90 TL bireysel başvuru harcından oluşan yargılama

giderinin başvurucu Deniz Şahin'e ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bolu İnfaz Hâkimliğine

GÖNDERİLMESİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

G. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi için

Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucular

:

1. Deniz

ŞAHİN

2. Suat

İNCEDERE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/17260, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.ilgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. C. Başvuruculara ayrı ayrı takdiren
  14. D. 226,90 TL bireysel başvuru harcından oluşan yargılama
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Özgüldür
  17. Gökcan
  18. Şahin
  19. İncedere
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/17260
Tarih
19 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Hayati Kaytan Başvurusu (B. No: 2015/17604)
  • Cenk Balcıoğlu Başvurusu (B. No: 2015/3522)
  • Yaşar Kemal Yıldız Başvurusu (B. No: 2015/20000)
  • Songül Çetinatar Başvurusu (B. No: 2015/13176)
  • Şevki Tanıl Başvurusu (B. No: 2016/13402)
  • Oya Orhon ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/10159)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.