İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2016/13402 Tarih:

Şevki Tanıl Başvurusu (B. No: 2016/13402)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ŞEVKİ TANIL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/13402)

Karar Tarihi: 12/9/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, anlatımları mahkûmiyet için belirleyici ölçüde kanıt

olarak kullanılan tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Kocaeli Narkotik Büro Amirliği görevlilerinin istihbarat

çalışmalarında İzmit'te uyuşturucu madde satışı yapıldığı bilgileri elde

edilmiştir. Bunun üzerine suç delillerinin ele geçirilmesi için 12/8/2015 tarihinde

çalışma başlatılmıştır.

9. Söz konusu soruşturma evrakında, hakkında kullanmak için

uyuşturucu madde bulundurmak suçundan soruşturma yürütülen A.K. ile

başvurucunun 12/8/2015 tarihinde buluştuğu, başvurucunun A.K.ya bir şeyler verdikten sonra oradan yürüyerek

uzaklaştığı, A.K.nın daha sonra yakalandığı ve

üzerindeki 3 gr esrarı kolluk görevlilerine rızasıyla verdiği belirtilmiştir.

10. Başvurucunun ikametinde 13/8/2015 tarihinde yapılan aramada

herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Aynı gün başvurucu, gözaltına

alınmış ve tutuklanmıştır.

11. A.K. ifadesinde; beş yıldır esrar kullandığını, başvurucuyu

uzaktan akrabası olması nedeniyle tanıdığını, suç tarihinde uyuşturucu madde temin

etmek için başvurucunun yanına gittiğini, ona parasının olmadığını, ödünç

olarak 50 TL'lik uyuşturucu maddeyi kendisine temin edip etmeyeceğini

sorduğunu, daha sonra başvurucunun yanına gelerek -üzerinde ele geçirilen-

maddeyi kendisine verdiğini, bunu da başvurucudan temin ettiğini belirtmiştir.

A.K., başvurucuyu 13/8/2015 tarihinde teşhis etmiştir.

12. Başvurucu ise A.K.yı

tanıdığını, belirtilen tarihte kafede oturduklarını ve çay içtiklerini ancak bu

kimseye uyuşturucu madde temin etmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul

etmediğini, A.K.nın suçtan ve cezadan kurtulmak

maksadıyla kendisini suçladığını beyan etmiştir.

13. İstanbul Kriminal Polis

Laboratuvarının 2/9/2015 tarihli raporunda, ele geçirilen maddenin esrar olduğu belirtilmiştir.

14. Şüpheli A.K.ya

atılı suçun (uyuşturucu madde kullanma) soruşturma usulünün farklı olduğu

gerekçesiyle hakkındaki evrakın tefrikine karar verilmiştir.

15. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 9/9/2015 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma

suçundan kamu davası açılmıştır.

16. Yargılama sırasında, soruşturma evresinde başvurucu

aleyhinde beyanda bulunan A.K.nın

adresinde bulunamaması nedeniyle duruşmada dinlenmesinden vazgeçilmiştir. Bu

konuda başvurucu veya müdafiinin rızası alınmamıştır.

17. Başvurucu, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza

Mahkemesi) 22/12/2015 tarihli kararıyla uyuşturucu madde ticareti yapma

suçundan mahkûm edilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Şüpheli savunması, [A.K.nın] beyanı, canlı teşhis tutanağı, olay fiziki takip yakalama üst arama rızaen teslim ve muhafaza altına alma tutanağı, kriminal rapor, nüfus ve adli sicil kaydı, tüm evrak

kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Kocaeli Narkotik Büro Amirliği görevlilerinin istahbari çalışmalarında sanığın İzmit ilçesinde uyuşturucu

madde satışı yaptığı bilgilerinin elde edilmesi üzerine kolluk görevlilerinin

suç tarihindebeklemeye başladıkları, aynı gün saat

22:40 sıralarında sanık Şevki Tanıl'ın [başvurucu] ... Sokak üzerinde [A.K.] ile buluştuğu, sanığın burada [A.K.ya] bir şeyler

verdikten sonra ... Caddesi istikametine yürüyerek uzaklaştığı, kolluk

görevlilerinin [A.K.yı] takibe aldıkları ve bir müddet sonra durdurdukları,

şahsın kendi ihtiyarı 3 gr gelen esrarı verdiği, beyanında uyuşturucu maddeyi

kendisine Şevki'nin verdiğini beyan ettiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı

bulunan uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu işlediği sabit olduğu ve

cezalandırılması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

18. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 10. Ceza

Dairesinin 21/6/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.

19. Başvurucu 14/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz.

Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 19-23; Cezair Akgül, B. No: 2014/10634, 26/10/2016,§§

17, 18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

22. Başvurucu; yargılandığı davada aleyhinde beyanda bulunan A.K.nın duruşmada dinlenmediğini,

soruşturma evresindeki beyanlarının hükme esas alındığını ve tanığın

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânın kendisine tanınmadığını, böylelikle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

25. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık kavramını özerk olarak yorumlamış ve

tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi

olabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru,

şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği gizli olan/olmayan soruşturmacı

da tanık olabilir (Selçuk Demir,

B. No: 2014/9783, 22/1/2015, § 35).

26. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme

hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın

tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Ancak başvurucuların tanık sorgulama

hakları mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen kısıtlamalar,

kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve onlarla yüzleşme

imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece

veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama

veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere

dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle

bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila

Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., §§ 46-67; Levent Yanlık, B.No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-86; İsmet Özkorul,

B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45).

27. Sonuç olarak somut bir yargılama öncesinde veya haricinde

elde edilen tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine

zarar verip vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test

uygulanmalıdır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir

nedenin mevcudiyetine dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen

ifadenin karara götüren tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma

haklarının adil yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılmalıdır (Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 80).

28. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken geçerli neden şartı, öncelikli olarak

gözetilmelidir. Çünkü tek veya yegâne ispat unsuru olmasa dahi ifadesi hükme

esas alınan bir tanığın geçerli bir neden olmaksızın duruşmada dinlenmemesi tek

başına adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturabilir. Kamu makamları bu

nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazır edilmesi

için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır (Abdurrahim Balur, § 81).

29. Başvurucunun huzurda dinlenmesini istediği A.K., soruşturma

evresindeki ifadesinde suç tarihinde uyuşturucu madde temin etmek için

başvurucunun yanına gittiğini, ona parasının olmadığını, ödünç olarak 50 TL'lik

uyuşturucu maddeyi kendisine temin edip etmeyeceğini sorduğunu, başvurucunun

bunu kabul ettiğini ve ele geçirilen maddeyi kendisine verdiğini belirtmiştir.

Aynı olaydan ötürü başlatılan soruşturma kapsamında dosyası tefrik edilip başka

bir dosyada hakkında soruşturma yürütülen şüpheli A.K.nın huzurda dinlenmesi ve sorgulanması için adres

araştırması yapılmıştır. Mahkeme yargılamanın son celsesinde, adresi tespit

edilemeyen tanık A.K.nın

dinlenmesinden vazgeçilmesine, soruşturma evresinde alınan ifadesinin

okunulması ile yetinilmesine karar vermiştir.

30. Başvurucu hakkındaki gerekçeli karar incelendiğinde adı

geçen tanığın (A.K.)başvurucu aleyhine verdiği

ifadenin tek olmamakla birlikte belirleyici nitelikte delil olarak kabul

edildiği görülmektedir. İlk derece mahkemesi, bu kişinin soruşturma evresindeki

ifadelerinin okunmasıyla yetinmiştir. Tefrik edilen dosya bakımından bir araştırma

yapılmamıştır.

31. Başvurucuya, beyanları mahkûmiyette belirleyici ölçüde esas

alınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden ve savunma

haklarının korunması için hiçbir tedbir alınmadığından başvurucunun hakları

Anayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

33. Başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki diğer şikâyetleri

hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına

gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

35. Başvurucu, tanık sorgulama hakkının ihlalinin tespitine ve

infazın durdurulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

36. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki tanık

sorgulama hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

37. Tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli 2. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.219,5 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı

kapsamında tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli

2. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.219,5 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Şevki TANIL

Vekili

:

Av. Nazmi

KÜÇÜKOSMANOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/13402, 12 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası