İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Döne Kızıler Başvurusu (B. No: 2014/12200)

1. Başvuru, anonim şirketin mal varlığının satışına ilişkin

Başvuru No2014/12200Tarih22 Kasım 2017Okuma13 dk · 2.514 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Döne Kızıler Başvurusu

Karar tarihi
22 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/12200
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.514 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, anonim şirketin mal varlığının satışına ilişkin

işlemin iptali istemiyle açılan davanın kanunun açık hükmüne aykırı şekilde

reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1995 yılında kurulan Pazarcık İplik Dokuma Sanayi

ve Ticaret A.Ş.nin (şirket) ortaklarındandır.

9. Şirketin 25/6/2002 tarihli olağan

genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçilen S.K. tarafından,

şirkete ait arsa vasfındaki 277 ve 282 parseller ile iplik fabrikası ve idare

binasının bulunduğu 280 parsel sayılı taşınmazların haciz ve ipoteklerden

oluşan takyidatlarıyla birlikte 24/3/2004 tarihinde

G. Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.ye (davalı şirket) satılmıştır.

10. Başvurucu, bir yönetim kurulu üyesi imzası ile ortakların

tümünün muvafakati alınmadan şirketin tek mal varlığının satışının geçersiz

olduğunu ileri sürerek, taşınmazların satış işleminin iptali istemiyle Pazarcık

Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinde (Mahkeme) 6/4/2004

tarihinde dava açmıştır.

11. Mahkemenin 31/5/2007 tarihli kararı

ile "satışa konu her üç taşınmaz üzerindeki birden fazla haciz ve ipoteklerden

oluşan takyidatlar dikkate alındığında, borca batık

bulunan şirketin varlığını sürdürebilmesi için taşınmazların hayati öneme haiz

bulunduğu, ortaklar kurulu kararı ile özel yetki verilmeden devredilemeyeceği,

bu itibarla taşınmazların özel yetki olmaksızın satışının geçerli

olmadığı" gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kabulü ile

taşınmazların satış işleminin iptaline ve tapu kayıtlarının şirket adına

tesciline, diğer davalılar yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle

reddine karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin (Daire) 5/2/2008 tarihli kararı ile bozulmuştur. Kararın gerekçesi

şöyledir:

"...Dava, genel kuruldan

karar alınmadan davalı anonim şirkete ait taşınmazın tümü ile davalı şirkete

satıldığı iddiasıyla, taşınmaz satışının iptali istemine ilişkindir.

Pazarcık

İplik Dokuma San.ve Tic.A.Ş.

anasözleşmesinin 8. maddesine göre, şirketin yönetim

ve dışarıya karşı temsili yönetim kuruluna aittir. Anonim ortaklığın temsil

yetkisi ve temsilin kapsamı ise TTK.nun

321. maddesinde belirlenmiş olup, kural olarak şirketi temsile yetkili yönetim

kurulu üyelerinin şirkete ait mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunabilme

yetkisi bulunmaktadır. Ana sözleşme ve açıklanan yasa hükümlerine göre, kural

olarak şirketi temsile yetkili yönetim kurulu üyelerinin şirkete ait bir

malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabileceğinin kabulü gerekir. Ancak bu

malvarlığının, şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun veya şirketin

varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi

halinde bu kez, anılan devir yönündeki taahhüdün geçerli olabilmesi için genel

kuruldan karar alınması gerekmektedir. Anonim şirketin sahip

olduğu tek malvarlığı olan veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati

önemi haiz bulunan taşınmazların satılmasında kural bu olmakla birlikte, her

somut olayın ayrıca kendi koşullarında değerlendirilmesi, genel kuruldan karar

alınmadan yapılan satım sözleşmesinin şirketin menfaati icabı olup olmadığının

ve buna göre de satışın geçersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

Davacı

şirketin önceki yönetim kurulu üyeleri ile denetçisi olan davalılar S. K., Y. K., H. Ö. ve A. Ç. vekili, şirketin fabrikayı

satmaması halinde fabrikanın değerinin düşmesi, borçların yükselmesi

karşısında, toplam mal varlığının borçlarına yetmez hale geleceğinden, şirketin

iflasını talep etmesinin TTK.'nun 324. madde hükmü

gereği olduğunu, makinelerin beklemeye bağlı teknik donanımının yıpranması ve

kullanmadıkça değerinin hızla düşmesi karşısında satışın sorumlu ve basiretli

bir yönetici için zorunlu olduğunu, dava konusu satışın şirketin zararına

değil, aksine yararına olduğunu savunmuştur. Davalı G. Tekstil San. ve Tic.A.Ş. vekili de, Pazarcık A.Ş.'nin satış tarihinde borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğunu,

taşınmazın tapu kaydında haciz ve ipotekler olup, dava konusu satım sonrası

müvekkilince ödenmesi gereken satış bedeli ile Pazarcık A.Ş.'nin borçlarının kapatıldığını, satım sözleşmesinin

muvazaalı olmadığını belirterek, dava konusu satış bedelinin Pazarcık A.Ş.

borçlarının ödenmesinde kullanıldığına dair belgeler sunmuştur. Ayrıca, davalı

şirkete satılan taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, taşınmaz üzerinde ipotek

ve hacizler bulunduğu da anlaşılmaktadır.

Davalı

şirket ile davalı gerçek kişilerin savunmaları, taşınmazı satın alan şirketin

ödediği gerçek satış bedeli, taşınmaz üzerinde bulunan takyidatlar

ile dava konusu satım bedelinin nerelere ödendiğine dair belgeler de dikkate

alınarak, davacıların da ortağı olan dava dışı Pazarcık AŞ.ne ait taşınmazlar ve üzerinde bulunan fabrikanın

davalı G. Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'ne satılmasının

Pazarcık AŞ.nin yararına

olup olmadığının daha sonra şirketin tasfiyesine karar verilmesi olgusu da gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi ve sonucuna göre

karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan ve tasfiye halinde

uygulanması gereken TTK.'nun 443/2. maddesi gereğince

genel kuruldan karar alınmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi

doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı G.Tekstil

San.ve Tic.A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir..."

13. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 4/6/2008

tarihli kararı ile reddedilmiştir.

14. Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 30/3/2011 tarihli kararıyla "taşınmazların satışını

yapan S.K.nın şirketi temsil ve ilzama münferiden

yetkili bulunduğu, Yargıtay bozma ilamı ve bilirkişi kurulunun raporu da

dikkate alınarak yapılan satışların şirket zararına olmadığı" gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmiştir.

15. Başvurucunun temyizi üzerine karar Dairenin 17/10/2011 tarihli kararıyla bozulmuştur. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Davalılarında ortağı

olduğu dava dışı Pazarcık İplik Dokuma San. ve Tic.

A.Ş. yönetim kurulu üyeleri aleyhine, dava konusu olayı da içine alacak

şekilde, şirkete ait taşınmazların düşük bedelle satılarak, şirketin ve

ortakların zarar uğratıldığından bahisle hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan kamu davası açıldığı, işbu dava da

şirkete ait taşınmaz ve üzerindeki müştemilatın değerinin 5.749.072,99 TL

olduğu halde bu miktarın çok altında bir fiyatla davalı şirkete satıldığı

gerekçesiyle, mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın 11. Ceza Dairesi

tarafından savunma hakkının kısıtlandığından hareketle bozulduğu anlaşılmaktadır.

Anılan ceza davasında, dava konusu olayı da kapsayacak şekilde yapılan

saptamaların, Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre hukuk hakimini

bağlayacağı kuşkusuzdur.

Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan

açıklamalar doğrultusunda, anılan ceza davasının sonucubeklenerek

neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu

şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..."

16. Karar düzeltme talebi Dairenin 20/3/2012

tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

17. Bozma kararı sonrasında Mahkemenin 31/1/2013

tarihli kararı ile davalı şirket yönünden davanın reddine, diğer davalılar

yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde,

hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan açılan

ve sonucu beklenilen kamu davasında sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle

düşme kararı verildiği ve kararın da 14/11/2012

tarihinde kesinleştiğinden düşme kararının bu dava açısından bir

bağlayıcılığının kalmadığı belirtilmiştir. Öte yandan ceza dosyası içerisinde

yer alan 25/6/2007 tarihli bilirkişi raporunda, 2004

yılında 1.407.334,06 TL'ye satılan şirkete ait bina ve demirbaşların değerinin

5.749.072,99 TL olarak belirlendiği, bu durumda satışın şirketin genel

kurulundan karar alınmadan ve piyasa araştırılması yapılmadan gerçekleştirilmek

suretiyle şirket zarara uğratılarak yapıldığından söz edildiği vurgulanmıştır.

Ancak görülen davada Mahkeme, Yargıtay bozma kararı doğrultusunda 13/11/2009 tarihinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen asıl

ve ek bilirkişi raporlarına göre yapılan satışın şirketin zararına olmadığının

anlaşıldığını, her iki dosyadaki bilirkişi raporları karşılaştırılarak bozma

kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarının daha kapsamlı olması

nedeniyle bu raporlara itibar edildiğini bildirerek davanın reddedildiğini

açıklamıştır.

18. Başvurucunun temyizi üzerine karar Dairenin 8/10/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.

19. Karar düzeltme talebi Dairenin 18/4/2014

tarihli kararı ile reddedilmiştir.

20. Nihai karar 12/6/2014 tarihinde

başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, 10/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı

mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 321. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Temsile salahiyetli

olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan her

nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını

kullanmak hakkını haizdirler.

..."

22. 6762 sayılı mülga Kanun'un "Aktifleri satma salahiyeti" kenar başlıklı 443. maddesi

şu şekildedir:

"Umumi heyet aksine

karar vermiş olmadıkça tasfiye memurları şirketin aktiflerini pazarlık

suretiyle de satabilirler.

(Değişik: 16/6/1989 -

3585/6 md.) Aktiflerin toptan satılabilmesi için

umumi heyetin kararı gereklidir. Bu karar hakkında 388 inci maddenin üçüncü ve

dördüncü fıkraları uygulanır."

23. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı

mülga Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi şöyledir:

"Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili

temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun

mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza

mahkemesinde verilen beraet karariyle

de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve

zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini

takyit etmez."

24. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı

Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi şöyledir:

"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt

etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun

sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından

verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun

değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini

bağlamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

26. Başvurucu, şirketin aktiflerinin toptan satılması hâlinde

genel kuruldan kanunda açıklanan çoğunlukla karar alınması gerekirken açık

kanun hükmü ve yargılama sırasında dosyaya sunulmuş emsal Yargıtay kararları

hiçe sayılarak "her somut

olayın kendi koşullarında değerlendirilmesi" şeklindeki (bkz. §12) yorumun keyfîlik

içerdiğini belirtmiştir. Öte yandan ceza yargılamasında

"şirketin zarara uğratıldığı" bu nedenle sorumlular hakkında emniyeti

suistimal suçundan mahkûmiyet kararı verildiğini, her

ne kadar karar Yargıtayca bozulmuş ve sonrasında

davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş ise de ceza

mahkemesinin şirketin zarara uğratıldığı tespitinin hukuk hâkimini

bağlayacağını ancak aksi yönde karar verilmesi suretiyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar

Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

28. Benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri arasındaki

içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde

kabul edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri veya temyiz mercilerinin,

uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri arasındaki

yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde

kabul edilemez (Miras

Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas.Yay.San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056,

16/4/2013, § 36).

29. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına)

etkisine ilişkin 818 sayılı mülga Kanun'un 53. maddesi (6098 sayılı Türk

Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi) gereğince, ilke olarak hukuk mahkemesi hâkimi,

ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile bağlı değildir.

Verilecek mahkûmiyet kararı ve tespit edilen maddi olgular ile bağlıdır. Ayrıca

ceza mahkemesi hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin

kararı da hukuk mahkemesi hâkimini bağlamaz.

30. Somut olayda Dairenin bozma

kararında şirkete ait bir mal varlığı üzerinde tasarrufa ilişkin genel kurallar

açıklanarak, şirket genel kurulundan karar alınmadan yapılan satım

sözleşmesinin şirketin menfaati icabı olup olmadığının ve buna göre de satışın

geçersiz olup olmadığının belirlenmesi, bir başka ifade ile davanın kendine

özgü koşulları içerisinde genel kuraldan ayrılmayı gerektiren koşulların

değerlendirilmesi gerektiği

belirtilmiştir (bkz. § 12). Mahkemece bu kapsamda sunulan deliller ve bilirkişi

raporu değerlendirilerek davanın reddine hükmedilmiştir.

31. Diğer yandan Mahkeme, ortada şirketin zarara uğratıldığından

bahisle fiilin hukuka aykırılıklığı tespit eden

kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmadığından ceza mahkemesi kararına dayanak

bilirkişi raporundan daha kapsamlı hazırlanan bilirkişi raporuna itibar ederek

yapılan satışın şirketin zararına olmadığını belirlemiştir (bkz. § 17).

32. Derece mahkemelerinin kararları ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün hukuk kuralları ile delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

33. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi

delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan

delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

34. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

39. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 10 yıllık yargılama süresinin

makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

40. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvurucu, 500.000 TL manevi ve 5.749.072,99 TL maddi tazminat

talebinde bulunmuştur.

43. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucununuğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit

edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda

herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin

reddine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Pazarcık Asliye Hukuk

(Ticaret) Mahkemesine (E.2012/554, K.2013/75) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan SEVTEKİN

Başvurucu

:

Döne KIZILER

Vekili

:

Av. Rabiya

BALKANLI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12200, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yargılamanın Sonucu
  9. B. Makul Sürede
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. Balkanlı
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12200
Tarih
22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Nevzat Timur Başvurusu (B. No: 2014/7180)
  • Abdulkadir Akyüz Başvurusu (B. No: 2014/12895)
  • Hüseyin Altundağ Başvurusu (B. No: 2014/13123)
  • Sinan İyit Başvurusu (B. No: 2013/1495)
  • B.t. Başvurusu (B. No: 2014/15769)
  • Ömer Faruk Gül Başvurusu (B. No: 2014/19104)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.