İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Sinan İyit Başvurusu (B. No: 2013/1495)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2013/1495Tarih30 Kasım 2017Okuma22 dk · 4.452 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Sinan İyit Başvurusu (2)

Karar tarihi
30 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2013/1495
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.452 kelime·22 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucuya gönderilen bir dokümanın ceza infaz kurumu idaresince sakıncalı

bulunarak verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/2/2013 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını ibraz

etmiştir.

8. İkinci Bölümün 21/4/2016 tarihinde

yaptığı toplantıda niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması

gerekli görülen başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu, başvuru

tarihinde devlet egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet

idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan hükümlü olarak Ankara 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

11. Ceza İnfaz Kurumu

Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu)2/10/2012 tarihli

kararıyla başvurucuya gelen "Demokratik Modernite"

adlı derginin 2012/2 sayısının başvurucuya verilmemesine karar vermiştir.

Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:

"... derginin 30, 31, 32, 33, 34 ve 35.

sayfasında Abdullah Öcalan'ın yazdığı ve "Van 3. ACM 20/11/2009 tarih ve

2009/2288 D. İş sayılı kararla Dağıtılması ve Satışa Sunulmasının

Yasaklanmasına, Ele Geçirilecek Kitapların Tamamına El Konulmasına" kararı

ve "Siirt SCM 17/8/2012 tarih ve 2012/797 D.İş

Toplatma-El Koyma Kararının Devamına" kararı bulunan "Demokratik

Uygarlık Manifestosu Özgürlük Sosyolojisi" isimli kitaptan ve

"Demokratik Uygarlık Manifestosu Uygarlık Maskeli Tanrılar ve Örtük

Krallar Çağı" isimli kitabın bazı bölümlerinden alıntılar olduğu,

Örneğin: derginin 30. sayfasında "Demokratik Uygarlık Manifestosu

Özgürlük Sosyolojisi" isimli kitabın 15. Sayfasından alıntı olduğu,

Derginin 31. sayfasında "Demokratik Uygarlık Manifestosu Uygarlık

Maskeli Tanrılar ve Örtük Krallar Çağı" isimli kitabın 93, 104,

sayfalarından ve"Demokratik Uygarlık Manifestosu

Özgürlük Sosyolojisi" isimli kitabın 184. sayfasından alıntılar olduğu,

Söz konusu dergilerin 17, 23, 29, 88. sayfalarında yararlanılan

kaynaklar başlıklı kısımlarında, Abdullah Öcalan'ın yazmış olduğu ve

mahkemelerce toplatma kararları bulunan kitaplardan faydalanıldığının belirtildiği,

tespit edildiğinden, 5275 sayılı Kanunun 62/3 ile Tüzük'ün

87/3 maddeleri gereğince söz konusu derginin hükümlü/tutukluya verilmemesine, "

12. Başvurucu anılan

karara karşı şikâyette bulunmuş ve Ankara 1. İnfaz Hâkimliği 13/12/2012

tarihinde başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir. Hâkimlik,

gerekçesinde Eğitim Kurulunun tespitlerinin doğru olduğunu belirtmiştir.

13. Başvurucu, Hâkimliğin

ret kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Ankara 2. Ağır

Ceza Mahkemesi 2/1/2013 tarihinde usul ve yasaya

aykırılık görülmediği gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Anılan

karar 25/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 4/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un “Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı”

kenar başlıklı 62. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir.

...

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren ... hiçbir yayın hükümlüye verilmez.”

16. 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı

oluru ile yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin “Kuruma

kabul edilmeyecek yayınlar” kenar başlıklı 11. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"a) Mahkemelerce

yasaklanmış olan

b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum

güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ... eğitim

kurulu kararıyla tespit edilen, hiçbir yayın kuruma kabul edilmez."

B. Uluslararası Hukuk

17. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için

bkz. Ahmet Temiz (6), B. No:

2014/10213, 1/2/2017, §§ 17, 18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 30/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, söz konusu dergi hakkında

herhangi bir toplatma kararı olmadığını, ayrıca derginin Kanun'da yasaklamayla

ilgili öngörülmüş "kurum güvenliğini tehlikeye düşürmek" ya da

"müstehcenlik" şartlarını gerçekleştirecek herhangi bir içeriğinin de

bulunmadığını belirterek derginin kendisine verilmesinin engellenmesi nedeniyle

anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; hükümlü olması nedeniyle

başvuru harç ve giderlerini ödeyecek gelirinin bulunmadığını belirterek adli

yardımdan faydalandırılma talebinde bulunmuştur.

20. Bakanlık görüşünde, konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları Mahkemenin dikkatine

sunulmuştur.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda

başvurucunun iddiaları Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü

kapsamında incelenecektir.

23. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu düzeni, kamu güvenliği, ... suçların

önlenmesi, ... gereğine uygun olarak yerine

getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

24. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013)

kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma

düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan

başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmesi gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

26. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucuya gönderilen

yazılı bir dokümanın ona verilmemesinin haber veya fikir alma özgürlüğü,

dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

i. Kanunilik

28. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Başvuruya konu doküman İnfaz Kurumunun düzeninin ve

güvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi amacıyla başvurucuya verilmemiştir.

Anılan müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri

Kavramı

30. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı; ifade

özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde

olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak

kendisini göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin

gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir

toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.

Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da

başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

(b)Mahpusların İfade Özgürlüğü

31. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri başvurucunun yüksek

güvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasıdır. Hükümlü ve

tutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,

B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy,

B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet

Temiz (6), § 33).

32. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifade

özgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da Anayasa

Mahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de

Anayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün

koruması altında bulunduğuna karar vermiştir (Kamuran

Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015,

§ 43; Hüseyin Sürensoy,

§ 44; İbrahim Bilmez, B. No:

2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6),

§ 34).

(c) Terör ve İfade Özgürlüğü

33. Demokratik bir toplumda terörle mücadele politikaları başta

ifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarının korunması gereğine uyumlu olarak yürütülmelidir.Özellikle terörle

bağlantılı hususlarda bilgi ve fikirlerin sağlıklı paylaşımı ancak ifade

özgürlüğünün tam olarak korunması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi -AİHM içtihadına atıfla- pek çok kararında ifade özgürlüğünün sadece

devlet organları veya toplumun çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılanan

veya zararsız, ilgilenmeye değmez ve önemsiz görülen “düşünceler” için değil

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik

olarak devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı

gelen, onları rahatsız eden saldırgan, şok edici, rahatsızlık veren haber ve

düşünceler için de uygulanabilir olduğunu vurgulamıştır (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014

§ 95;Bejdar Ro Amed, B. No: 2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; Kamuran Reşit Bekir, §§ 45, 61).

34. İfade özgürlüğünün korunmasının önemli bireysel ve derin

toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Bu sebeple kişinin hakkı ile toplumun çıkarı

arasında ve dolayısıyla terörle bağlantılı meselelerde kişinin temel ifade

özgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı

kendisini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacı

ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte her durumda kamu gücünü kullanan

organların -bilhassa siyasi fikirlerin değerlendirilmesi gerektiği durumlarda-

"terör" nitelendirmesinin kötüye kullanımına karşı dikkatli olmaları

özgürlüklerin korunması açısından hayatidir.

35. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullanan

organların ve mahkemelerin görevi, somut olayın koşullarında hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,

disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkûmun ıslahı ihtiyacı arasında adil bir

denge sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmektir.

(d) Ceza İnfaz Kurumunun

Güvenliği

36. Mevcut başvurudaki gibi ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalelerde söz konusu olan ceza infaz kurumunun

güvenliği, disiplini ve düzeni ise derece mahkemelerinin dava konusu ifadelerin

cezaevinin asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef

gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret

oluşturan ifadeleri içerip içermediğini değerlendirmeleri gerekir (Bejdar Ro Amed,

§ 80; idare ve derece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapılmaması

nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için bkz. Kamuran Reşit Bekir, §

73; derece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit

edildiği bir karar için bkz. Ahmet Temiz (6), §§ 39-44).

37. Cezaevi idarelerinin ve derece mahkemelerinin benzer

davalarda terörle mücadele ile ilgili zorlukları ve buna bağlı koşulları gözönüne almaları gerekir. Olağan zamanlardan farklı olarak

tansiyonun yükseldiği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin söz konusu olduğu

kimi durumlarda idarece durumun gerektirdiği tedbirlerin alınması normal

karşılanmalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak amacıyla

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik toplumda gerekli olduğu

kabul edilebilir (Ahmet Temiz (6),

§ 43).

(e) Mahkûmun Islahı

38. Bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzer

bir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumaktır. Böyle bir

amaç özgürlükten yoksun kaldığı dönemin -mümkün olduğu kadar- mahkumun toplum içine geri döndüğü zaman hukuka saygı

gösterme ve yaşamını kendi kendine sürdürebilme isteğini ve yeteneğini

kazandırmak için kullanılmış olması hâlinde gerçekleşebilir. Dolayısıyla

cezaevlerindeki kimi zorunlulukların veya kısıtlamaların mahkûmların ıslahı ile

de doğrudan bağlantısı olduğu açıktır. Islah ile bağlantılı olarak mahkûmların

kendilerini geliştirici ve eğitici yeterli sayıda kitap, gazete, dergi veya

diğer yayınları okumaları, radyo dinlemeleri, konferansları veya kurum

idaresinin çıkardığı veya denetlediği benzeri araçları izlemeleri sağlanarak

düzenli olarak bilgi ve haberlere erişmeleri sağlanmalıdır.

39. Buradan çıkan sonuca göre cezaevine kapatılmış bir suçlunun

toplum içine döndüğü zaman hukuk içinde kalarak olağan toplumsal yaşamın bir

parçası olmasına mani olacağı, başka bir deyişle ıslahını güçleştireceği değerlendirilen

bilgi ve haber kaynaklarına erişimi koşullara göre sınırlandırılabilir. Böyle

bir değerlendirme için her mahkumun toplumsal geçmişi

ve suç sicili, entelektüel kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis

cezasının süresi ve tahliye edildikten sonrası için beklentileri dikkate

alınmalıdır.

(f) Takdir Payı

40. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkili

olduğu değerlendirilenyazılı bir metnin, kişilerin ve

ceza infaz kurumunun güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilk

elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin

daha geniş takdir payı bulunduğunda şüphe yoktur (Benzer durumlarda ceza infaz

kurumu yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, § 51; Ahmet

Temiz (6), § 41).

41. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen doküman gibi yazılı

metinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veya

halkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesi

için metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkate

alınmasının uygun olacağını her zaman vurgulamıştır (Abdullah Öcalan, § 100; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 100).

(g) Ölçülülük

42. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın

-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel

haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir, §§ 44-63; Bekir Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine

ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Abdullah

Öcalan, §§ 96-98; Sebahat Tuncel,

B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Tansel

Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali

Aydın, §§ 70-72).

43. Aynı şekilde orada bulunmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi

cezaevinde güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir

gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama

getirilmesi mümkün ise de böyle bir durumda dahi hükümlü ve tutukluların

haklarına yönelik yapılacak herhangi bir sınırlandırmanın ölçülü olması gerekir

(Kamuran Reşit Bekir, § 44; Hüseyin Sürensoy,

§ 45). Bu

bağlamda cezaevlerindeki disiplin ve düzenin sebatla sürdürülmesi gerekmekle

birlikte hapishane güvenliğinin ve topluluk yaşamının huzuru ile mahkûmun

ıslahı için gerekli olandan daha fazla kısıtlama yapılamaz.

44. Bu bağlamda yayının tümüne mi yoksa bir kısmına mı müdahale

edildiği, yayın süreli ise başvurucunun yayının sonraki sayılarına erişimine

herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir. Başka bir

deyişle sınırlamanın güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmek için ifade

özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığı

değerlendirilmelidir (Ahmet Temiz (6),

§ 44).

(h)İfade Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin

Gerekçesi

45. Başvuru konusu olay bakımından

yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve

derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü

kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ne

ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup

koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun,

§ 56; Abdullah Öcalan,§ 98; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), § 36). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak

veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edecektir.

(2) Derece Mahkemelerinin

ve Kamu Gücünü Kullanan Diğer Organların Süreli veya Süresiz Bir Yayının Mahpusa

Verilmemesi Biçimindeki Müdahalelerinde Gözetmeleri Gereken Hususlar

46. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya konu müdahalenin,

olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının ve

keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim, derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyması ile bağlantılıdır (bkz. § 44).

47. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek,bir

kısmı yukarıda da sayılan (bkz. §§ 29-44) unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Başvurucunun hangi suçtan, hangi

tür cezaevinde bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu cezaevinin ve işlediği suçun

söz konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir (bkz. § 35).

ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkûma verilmemesi

şeklindeki kısıtlamanın mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriği

ile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir (bkz.

§§ 36-38).

iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel

kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi, tahliye

edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (bkz. § 38).

iv. Bu bağlamda söz konusu yayınların

terör suçlarından mahpus olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu

olarak gördükleri kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine

sebebiyet verip vermediği değerlendirilmelidir (bkz. § 38).

v. Mahpusa verilmeyen süreli veya

süresiz yayının cinsi, içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların

hangileri olduğu belirtilmeli; mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların

detaylı analizi yapılmalıdır.

vi. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu

yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir

ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör

örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında

denge kurulmalıdır (bkz. § 33).

vii. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin (bkz. §

35),

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin

(bkz. § 35),

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin, kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz

kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp

düşürmediğinin,

- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının

(bkz. § 35),

-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin (bkz. §

35),

- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada

ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile cezaevi

ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa verilmesine etki

edip etmediğinin (bkz. § 38),

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının (bkz. § 29),

- Son olarak sınırlamanın güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının (bkz. §§ 41-43) yayının içeriğiyle birlikte

değerlendirilmesi gerekir.

viii. Derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusu

değerlendirmeleri yaparken olayın koşullarına göre uzman kişilerin görüşlerinden

faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler, araştırmacılar ve

akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zaman mümkündür. Böylece süreli

veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesi şeklindeki müdahalenin

kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya konan kriterlere

uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.

48. Bir terör

örgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıran

açıklamaların silahlı direnişe tahrik, şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığın

kışkırtılması olarak kabul edilmesi mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir

terör örgütünün fikirlerini ve hedeflerini içerdiği, resmî politikaları ağır

bir şekilde eleştirdiği veya terör örgütünün resmî politikalarla olan

ihtilaflarını değerlendirdiği gerekçesiyle mahkûmlara verilmemesi -yukarıda bir

kısmı gösterilen sebeplerden (bkz. §§ 29-46) bir veya daha fazlası da

bulunmadığı takdirde- müdahaleyi haklı göstermez.

49. Mahpuslara

verilmesi engellenen yayınlarda yer alan bilgi ve görüşlerin sadece kırıcı,

şaşırtıcı veya rahatsız edici olmasının müdahalenin haklı gösterilmesi için

yeterli olmayacağı yinelenmelidir (bkz. § 32).

(3) İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Somut olayda dergi biçimindeki yazılı bir doküman, Eğitim

Kurulu tarafından içeriğinde mahkemelerce yasaklanmış yayınlardan alıntılar

bulunduğu ve bazı kısımlarında mahkemelerce yasaklanmış yayınlardan

faydalanıldığı gerekçeleriyle terör suçundan İnfaz Kurumunda hükümlü olarak

bulunan başvurucuya verilmemiştir. Eğitim Kurulunun kararına yapılan itirazı

değerlendiren İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi aynı gerekçeyle itirazları

reddetmiştir.

51. Başvurucu, söz konusu derginin kendisine verilmemesinden

şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, derginin kendisine verilmemesine gerekçe olarak

gösterilen toplatma kararına karşı herhangi bir hukuk yoluna başvurmamıştır. Bu

doğrultuda Anayasa Mahkemesinin önündeki mesele, derginin verilmemesine gerekçe

olarak gösterilen toplatma ve el koyma kararının Anayasa'ya uygun olup olmadığı

değil hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan alıntılar içeren

ve bazı bölümlerinde de bu kitaplardan faydalanıldığı tespit edilen başvuruya

konu derginin başvurucuya verilmemesine ilişkindir.

52. Başvuru konusu Eğitim Kurulu kararında, derginin başvurucuya

verilmemesine ilişkin yalnızca hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan

kitaplardan alıntılar bulunduğu ve bazı bölümlerinde bu kitaplardan

faydalanıldığı gerekçesine yer verildiği, yapılması gereken dengelemeye ilişkin

Anayasa Mahkemesi tarafından ortaya konulan unsurların gözetildiğine dair başka

bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte bireylerin

ifade özgürlüğüne toplatma ve el koyma kararlarıyla müdahalede bulunulduğu

hâllerde mevcut olan zorunlu toplumsal ihtiyacın özellikle terörle mücadelenin

söz konusu olduğu durumlarda hükümlü ve tutuklular yönünden de mevcut olacağı

açıktır. Bu doğrultuda başvuru konusu derginin, hakkında toplatma kararı

bulunan yayınlardan alıntılar içerdiği gerekçesiyle başvurucuya verilmeyen bölümleri

yönünden gerçekleştirilen müdahalenin İnfaz Kurumunun güvenliği, düzeni,

disiplininin sağlanması ve mahkûmun ıslahı amaçlarının gerçekleştirilmesi için

gerekli olmadığı söylenemez.

53. Bu bağlamda terör suçundan mahkûm olan başvurucuya, hakkında

toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan alıntılar içerdiği gerekçesiyle

verilmeyen bölümler yönünden gerçekleştirilen müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte anılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir.

54. Eğitim Kurulu tarafından, hakkında toplatma ve el koyma

kararı bulunan kitaplardan alıntılar içeren sayfaların hangileri olduğu

belirlenmiş ve başvuru konusu kararda açıkça gösterilmiştir. Buna göre söz

konusu alıntıların, başvurucuya verilmeyen derginin 30 ile 35. sayfaları

arasında bulunduğu görülmektedir. Eğitim Kurulunun ise derginin tamamının

başvurucuya verilmemesine karar verdiği anlaşılmaktadır.

55. Başvuru konusu derginin mahkemece yasaklanmış yayınlardan

alıntılar içerdiği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesi şeklindeki müdahale

yalnızca hakkında toplatma kararı bulunan yayınlardan alıntılar içeren sayfalar

yönündengereklidir. Nitekim bu doğrultuda ceza infaz

kurumu eğitim kurullarının yalnızca alıntı bulunan sayfaların hükümlü ya da

tutuklulara verilmemesi şeklinde uygulamaları da bulunmaktadır.

56. Öte yandan sakıncalı kısımların yayından ayrılmasının mümkün

olmadığı veya bu kısımlar çıkarıldığında geri kalan bölümün bir öneminin

kalmadığı hâllerde yayının tümünün mahpusa verilmemesi yoluna gidilebilirse de

bu özel durumun ilgili kararda gerekçelendirilmesi gerekir.

57. Somut olayda Eğitim Kurulu kararında yasaklanmış yayınlardan

alıntı bulunduğu belirtilen sayfaların çıkartılarak başvuruya konu yayının

kalanının başvurucuya verilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Bu

nedenle Eğitim Kurulu tarafından derginin tamamının başvurucuya verilmemesinin

güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az

müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğinde olduğundan bahsedilemeyeceği

sonucuna varılmıştır.

58. Öte yandan Eğitim Kurulu kararında, başvurucuya

verilmemesine karar verilen derginin bazı bölümlerinde yasaklı kitaplardan faydalanıldığının

tespit edildiği gerekçesine de yer verildiği görülmektedir. Hakkında toplatma

kararı bulunan yayınlardan birebir alıntılar içeren dergi sayfalarının

başvurucuya verilmemesi şeklindeki müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekliliği sonucuna ulaşılmışsa da söz konusu kitaplardan sadece

faydalanıldığının tespit edilmiş olması bir yayının hükümlü ya da tutuklulara

verilmemesi şeklindeki müdahalenin demokratik bir toplumda gerekliliği yönünden

yeterli bir gerekçe olarak görülemez.

59. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

60. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi

kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen

yöntemle yeniden yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu

yayının ya da hakkında toplatma kararı bulunan yayınlardan alıntı yapılan

sayfaların başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

62. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

63. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi kararında

ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle

yeniden yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayının

başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidir.

64. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin -Anayasa Mahkemesinceortaya

konulan kriterler ve gösterilen yöntemle- yeniden

yargılama yapmak ve yargılamanın sonucuna göre yeni bir değerlendirme yaparak

dokümanın başvurucuya verilip verilmemesi hakkında yeni bir karar vermek üzere

Ankara 1. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin dosya içerisinde bulunan başvuruya konu

doküman ile birlikte ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İnfaz Hâkimliğine

(E.2012/3460, K.2012/3657) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 30/11/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY YAZISI

1. Anayasa'nın 26. maddesinin, düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyetinin sınırlarını belirleyen ikinci fıkrasında “Bu hürriyetlerin

kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel

nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması,

suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması … amaçlarıyla sınırlanabilir” denilmiş; Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin 10. maddesinde ise ifade özgürlüğünün “… ulusal

güvenlik, ülke bütünlüğü veya kamu güvenliği, suçun veya düzensizliğin

önlenmesi, … amacıyla, hukuken öngörülen ve demokratik

bir toplumda gerekli bulunan formalitelere, şartlara, yasaklara ve

yaptırımlara” tabi tutulabileceği belirtilmiştir.

2. Başvurucunun şikayetine konu olan ve cezaevinde kendisine

verilmeyen dokümanlar, cezaevi eğitim kurulunca sakıncalı bulunmuş, infaz hakimliği ve son aşamada bu kararı denetleyen Ağır Ceza

mahkemesince de itirazlar reddedilmiştir.

3. İfade özgürlüğüne yapılan müdahalenin, bahse konu yayınların

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen sınırlandırma

nedenleri kapsamındaki tehlikenin somut niteliği karşısında ölçülü olup

olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

4. PKK terör örgütü kurucusu ve lideri

Abdullah Öcalan’ın 2013/409 sayılı bireysel başvuruya konu olan kitaplarında

(2013/409, §§ 25-36), Türkiye Cumhuriyeti topraklarının da önemli bir bölümünü

içeren bölge için önerdiği modelin mahiyeti ve buna ulaşmak için gerekirse PKK

ve KCK tarafından, son otuz yılda görülenden de şiddetli bir mücadele yapılması

tavsiye ve çağrısında bulunulduğu bilinmektedir.

5. Suriye’deki iç savaş şartlarında emperyalist hedefleri

bulunan büyük devletlerin de yönlendirme, yardım ve manipülasyonlarıyla

oluşturulmuş ve oluşturulmasına çalışılan, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG hakimiyetindeki bölge ve sözde yönetimler, Irak Kürdistan

Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu teşebbüsü ve geleceğindeki

belirsizlikler, PKK’nin ülkemizdeki terör faaliyetlerini sürdürmesi, birlikte

değerlendirildiğinde Türkiye’ye yönelik tehditlerin halen bütün şiddetiyle

hüküm sürdüğü açıktır.

6. Bu nedenle, cezaevindeki bir hükümlünün ifade özgürlüğü

kapsamında erişebileceği her türlü mektup, kitap, yayın ve dokümanın

yasaklanmasına yönelik müdahalenin ölçülülüğünün, sınırlandırılma nedenlerinin

somut şartlara göre değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerekir.

7. Anayasa Mahkemesi Genel Kurul çoğunluğunca, başvurucunun

ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmış ise de; ihlal kararında,

başvuruya konu dokümanın içerik yönünden cezaevine sokulabilir nitelikte olduğu

tesbitine değil, başvurucuya verilmemesinin

demokratik bir toplumda neden gerekli olduğuna dair ilgili ve yeterli bir

gerekçe gösterilmemiş olması değerlendirmesine dayanılmıştır.

8. Bahse konu dokümanların nerelerinin ne şekilde sakıncalar

doğurduğuna ilişkin ayrıntılı bir gerekçe belirlenmesinin, yasaklı kitaplardan

alınan bölümleri hangi mahkemenin hangi tarih ve sayılı kararı ile

yasaklandığının belirtilmesinin, kamu makamlarına ölçüsüz bir külfet, hatta imkansız bir görev yükleyeceği açıktır. Bu tür dokümanlarda

aynı hususlara farklı yerlerde yer vermek, kitap adlarını değiştirmek veya hiç

zikretmemek, sayfa numaralarını karıştırmak, farklı şekillerde fotokopi çekmek

gibi yöntemlerle birbirinden şeklen farklı ancak içerik olarak benzer

namütenahi sayıda doküman üretilebilecektir. Bunların her bir sayfası,

paragrafı ve satırı üzerinde ayrıntılı bir inceleme yapılmasını beklemek, kabul

edilebilir ve makul bir beklenti değildir. Dolayısıyla, yargı denetimini yapan

İnfaz Hakimliğinin ve Ağır Ceza Mahkemesinin, cezaevi güvenliği için

oluşturulabilecek tehlikeyi en iyi değerlendirebilecek durumda olan Eğitim

Kurulu’nun kararına yapılan itirazı reddederken genel ve global

bir gerekçeye yer vermiş olmalarında, demokratik bir toplumda gereklilik

noktasından bir ihlal bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçe, başvurucunun ve

herkesin anlayabileceği kadar açıktır.

Nitekim, Anayasa

Mahkemesi Genel Kurulunca da dokümanların içeriği konusunda bir değerlendirme

yapılmamış, İnfaz Hakimliğince yeniden yargılama

yapılmasına hükmedilmiş, ihlal kararının, dokümanların başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamayacağının altı çizilmiştir. Başka bir deyişle,

ifade özgürlüğünün esasına ilişkin bir ihlal tesbit

edilememiştir.

9. Yeniden yargılama, infaz hakimliğine

ve itiraz mercii ağır ceza mahkemesine gereksiz bir külfet yükleyecek olmasına

karşın, başvurucunun korunmaya değer bir temel hakkının varlığından söz

edilemeyeceği açıktır.

10. Bu nedenle, 2013/409 ve 2013/3614 sayılı başvurulara ilişkin

karşıoy gerekçelerinde de yer alan hususlar

çerçevesinde, başvurucunun ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE karar

verilmesi gerektiği düşüncesiyle Genel Kurul görüşlerine katılmamaktayım.

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Sinan İYİT Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2013/1495, 30 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili
  7. Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda
  14. B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet
  15. B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Tansel
  16. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  17. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  18. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  19. Karşıoy Yazısı
  20. Paksüt
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2013/1495
Tarih
30 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • B.t. Başvurusu (B. No: 2014/15769)
  • Ömer Faruk Gül Başvurusu (B. No: 2014/19104)
  • Metin Arslan Başvurusu (B. No: 2014/20241)
  • Selahattin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2016/25189)
  • Ayhan Bilgen Başvurusu (B. No: 2017/5974)
  • Furkan Soysal Başvurusu (B. No: 2017/5812)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.